flint fireforge
ejderha mızrağı destanının baş karakterlerinden birisidir. mızrak kahramanıdır. kharlois dağları'nda doğmuştur.
dedesi reghar fireforge tepe cücelerinin önemli liderleri arasında gösterilir. cüceler savaşı diyebileceğimiz ''dwarfgate savaşı''nda öldürülmüştür. bu savaş, tepe cüceleri ile dağ cüceleri arasında yapılmış olup, oluk oluk kardeş kanı döküldüğü rivayet edilir. savaştan sonra dağ cüceleri thorbardin'in kapılarını tüm dünyaya kapatmıştır. flint'in serüveni de, bu olaylarla bağlantılı olarak başlamıştır diyebiliriz zira aksi ve sevimli cücemiz almış başını ve diyarı terk eylemiştir.
tabiri caizse tüm ansalonu dolaşmıştır. sonra solace'e yerleşmiş ve qualinesti elfleri için metal işlemeye başlamıştır. işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. flint burada bir diğer mızrak kahramanı tanis yarımelf ile karşılaşır ve beraber yollara düşerler. mızrak kahramanlarının hikayesi aslında bu ikilinin tanışması ile başlamıştır. çıkış noktası tam olarak bu tanışma olmuştur.
sonrasında tasslehoff burrfoot, raistlin majere, caramon majere, sturm brightblade, altınay, nehiryeli, laurana, ve tika çeşitli zamanlarda gruba dahil olmuşlardır.
flint'in kocaman bir kalbi vardır. aksi ve huysuz bir ihtiyar olmasına karşın o kadar sevgili doludur ki, tabiri caizse bu ekibe babalık yapmıştır. hep sızlanır, hep söylenir ekiptekilere sürekli çıkışır ama onlar için yapamayacağı hiç bir şey yoktur ki, grup bunu çok iyi bilir.
benim için flint fireforge aynı zamanda tasslehoff burrfoot demektir. ikisinin sohbeti, muhabbeti, atışmaları başka bir dünyadır. zaman zaman gün içerisinde aklıma gelirler ve kendi kendime gülerim. o derece beynime kazınmıştır diyalogları. hele ki, bronz ejderha khirsa'nın üzerindeki halleri beni fena güldürür. bu arada khirsa'nın insan lisanındaki adı ''şimşek ateş''tir.
flint'in kalp krizi geçirerek ölmesi grup için büyük bir kayıp olmuştur. gamsız kender tass'ın gözyaşları ise onun değerini tek başına anlatır niteliktedir.
valen ağaçlarının altında dinleniyor şimdi aksi cüce,
önünde yonttuğu binlerce nesne
ve bekliyor
kapı kulpu beyinli kenderin,
yanına gelmesini hasretle,
sonsuza kadar ona çıkışmak üzere...
reorx'un asil evladı; sen fantastik kurgu aleminde görüp görebileceğimiz en has cücesin, diğerleri ancak senin baltanın sapı olurlar.
dedesi reghar fireforge tepe cücelerinin önemli liderleri arasında gösterilir. cüceler savaşı diyebileceğimiz ''dwarfgate savaşı''nda öldürülmüştür. bu savaş, tepe cüceleri ile dağ cüceleri arasında yapılmış olup, oluk oluk kardeş kanı döküldüğü rivayet edilir. savaştan sonra dağ cüceleri thorbardin'in kapılarını tüm dünyaya kapatmıştır. flint'in serüveni de, bu olaylarla bağlantılı olarak başlamıştır diyebiliriz zira aksi ve sevimli cücemiz almış başını ve diyarı terk eylemiştir.
tabiri caizse tüm ansalonu dolaşmıştır. sonra solace'e yerleşmiş ve qualinesti elfleri için metal işlemeye başlamıştır. işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. flint burada bir diğer mızrak kahramanı tanis yarımelf ile karşılaşır ve beraber yollara düşerler. mızrak kahramanlarının hikayesi aslında bu ikilinin tanışması ile başlamıştır. çıkış noktası tam olarak bu tanışma olmuştur.
sonrasında tasslehoff burrfoot, raistlin majere, caramon majere, sturm brightblade, altınay, nehiryeli, laurana, ve tika çeşitli zamanlarda gruba dahil olmuşlardır.
flint'in kocaman bir kalbi vardır. aksi ve huysuz bir ihtiyar olmasına karşın o kadar sevgili doludur ki, tabiri caizse bu ekibe babalık yapmıştır. hep sızlanır, hep söylenir ekiptekilere sürekli çıkışır ama onlar için yapamayacağı hiç bir şey yoktur ki, grup bunu çok iyi bilir.
benim için flint fireforge aynı zamanda tasslehoff burrfoot demektir. ikisinin sohbeti, muhabbeti, atışmaları başka bir dünyadır. zaman zaman gün içerisinde aklıma gelirler ve kendi kendime gülerim. o derece beynime kazınmıştır diyalogları. hele ki, bronz ejderha khirsa'nın üzerindeki halleri beni fena güldürür. bu arada khirsa'nın insan lisanındaki adı ''şimşek ateş''tir.
flint'in kalp krizi geçirerek ölmesi grup için büyük bir kayıp olmuştur. gamsız kender tass'ın gözyaşları ise onun değerini tek başına anlatır niteliktedir.
valen ağaçlarının altında dinleniyor şimdi aksi cüce,
önünde yonttuğu binlerce nesne
ve bekliyor
kapı kulpu beyinli kenderin,
yanına gelmesini hasretle,
sonsuza kadar ona çıkışmak üzere...
reorx'un asil evladı; sen fantastik kurgu aleminde görüp görebileceğimiz en has cücesin, diğerleri ancak senin baltanın sapı olurlar.
devamını gör...
uzun ilişkinin bitmesi
ıssız bir adada kalakalmak gibidir.
etrafına bakarsın. arkadaşlarına, ailene gereken önemi verememişsin. çevrendeki insanlardan bir tık uzaklaşmışsın. sevgilin ve sen yetiyordur çünkü. her şeyin farkına yavaş yavaş varırsın. gerçekten sevdiysen uzun süre içinde kalacak bir sızı olur. onla beraber gittiğiniz yerlerde gözler onu arar hep. hatta ruh hastası olursanız arkadan ona benzetip koşar adım gidip yüzüne bakmaya çalışırsınız.(ben değil bir arkadaşım, yerseniz tabi)
neyseki tamamen bitti gitti bende. ama çok zor günlerdi. sevmeye tövbe ettirir insanı uzun ilişki sonrası günler.
etrafına bakarsın. arkadaşlarına, ailene gereken önemi verememişsin. çevrendeki insanlardan bir tık uzaklaşmışsın. sevgilin ve sen yetiyordur çünkü. her şeyin farkına yavaş yavaş varırsın. gerçekten sevdiysen uzun süre içinde kalacak bir sızı olur. onla beraber gittiğiniz yerlerde gözler onu arar hep. hatta ruh hastası olursanız arkadan ona benzetip koşar adım gidip yüzüne bakmaya çalışırsınız.(ben değil bir arkadaşım, yerseniz tabi)
neyseki tamamen bitti gitti bende. ama çok zor günlerdi. sevmeye tövbe ettirir insanı uzun ilişki sonrası günler.
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
yoldaş yoldaşlığını yapmış bu sefer. sosyalist sisteme mi geçtik? çalışanlar yönetici mi artık? karma puanlarımızın da eşitlenmesini istiyoruz.
not: 23 nisan olunca koltuğa geçtik hepimiz değil mi? doğru söyle yoldaş.
not: 23 nisan olunca koltuğa geçtik hepimiz değil mi? doğru söyle yoldaş.
devamını gör...
çiçek satarak kızını oxford'da okuttuğunu zanneden anne
hatay'da geçimini çiçek satarak sağlayan gülseren bozkur'tur.
eli öpülesi annesi bir röportajında oğlunu ülkemizde, kızını da ingiltere’de okuttuğunu ifade etmişti. röportajın bir bölümde yer alan oxford'lu merve bozkurt , tıp fakültesi'nde 5 yıldır eğitim gördüğünü anlatmıştı.
sosyal medya baya ses getiren bu olay dha haberine göre, merve'nin ailesinden aldığı paralarla ailesinden uzakta bir hayat yaşadığı ve oxford'da eğitim görmediği iddia edildi.
kaynak
eli öpülesi annesi bir röportajında oğlunu ülkemizde, kızını da ingiltere’de okuttuğunu ifade etmişti. röportajın bir bölümde yer alan oxford'lu merve bozkurt , tıp fakültesi'nde 5 yıldır eğitim gördüğünü anlatmıştı.
sosyal medya baya ses getiren bu olay dha haberine göre, merve'nin ailesinden aldığı paralarla ailesinden uzakta bir hayat yaşadığı ve oxford'da eğitim görmediği iddia edildi.
kaynak
devamını gör...
sosyal medya detoksu
iki gündür yaptığım detox. twitter ve instagram bağımlılığımı yenmeye çalışırken kafa sözlük bağımlısı olmama yol açacak sanırım.
devamını gör...
üç silahşor
asıl adı üç silahşor olan alexandare dumas kitabıdır. ve bu isim konusunda hataya düşmeyen tek gördüğüm yayınevi iş bankasıdır.
d'artagnan,athos,portos aramis muhteşem bir dostluk örneği gösterip maceradan maceraya koşuyorlar.
kitap 750 sayfa olmasına rağmen elinizde eriyip bitiyor.ne zaman bitti diye şaşırıyorsunuz.
peki dört kişi varken kitabın adı neden üç silahşor diyecek muzip arkadaşlara hemen açıklayayım çünkü d'artagnan adlı abi sonradan silahşor oluyor.
aşk cesaret entrika mücadele hırs azim gibi kavramları bize bu kadar akıcı ve edebi şekilde anlatan yazarı hayranlıkla buradan selamlıyorum.
mutlaka okunması gereken değerli bir eser. hala okumamış arkadaşlar varsa okumasını tavsiye ederim.
--! spoiler !--
kralın size hesap vermek gibi bir alışkanlığı mı var? hayır, size yalnızca 'beyler gaskonya'ya ya da flandres'e savaşa gidiliyor' der ve siz de gidersiniz. bunun nedenini düşünmezsiniz bile.
d'artagnan haklı, dedi athos. işte önümüzde nereden geldiğini bilmediğim üç yüz altın var. gitmemiz gereken yere gidip ölelim. hayat bu kadar soru sormaya değer mi? d'artagnan seni izlemeye hazırım.
ben de dedi porthos.
ben de dedi aramis. "hem paris'ten ayrıldığıma hiç üzülmüyorum. biraz eğlenceye ihtiyacım var.
tamam o zaman, içiniz rahat olsun, yolculuk fazlasıyla eğlenceli olacak. dedi d'artagnan.
peki ne zaman yola çıkıyoruz? dedi athos .hemen, diye yanıtladı d'artagnan. kaybedecek bir dakikamız bile yok.
--! spoiler !--
hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için! bu bizim parolamız, tamam mı?
okuyun sayın yazarlar.
d'artagnan,athos,portos aramis muhteşem bir dostluk örneği gösterip maceradan maceraya koşuyorlar.
kitap 750 sayfa olmasına rağmen elinizde eriyip bitiyor.ne zaman bitti diye şaşırıyorsunuz.
peki dört kişi varken kitabın adı neden üç silahşor diyecek muzip arkadaşlara hemen açıklayayım çünkü d'artagnan adlı abi sonradan silahşor oluyor.
aşk cesaret entrika mücadele hırs azim gibi kavramları bize bu kadar akıcı ve edebi şekilde anlatan yazarı hayranlıkla buradan selamlıyorum.
mutlaka okunması gereken değerli bir eser. hala okumamış arkadaşlar varsa okumasını tavsiye ederim.
--! spoiler !--
kralın size hesap vermek gibi bir alışkanlığı mı var? hayır, size yalnızca 'beyler gaskonya'ya ya da flandres'e savaşa gidiliyor' der ve siz de gidersiniz. bunun nedenini düşünmezsiniz bile.
d'artagnan haklı, dedi athos. işte önümüzde nereden geldiğini bilmediğim üç yüz altın var. gitmemiz gereken yere gidip ölelim. hayat bu kadar soru sormaya değer mi? d'artagnan seni izlemeye hazırım.
ben de dedi porthos.
ben de dedi aramis. "hem paris'ten ayrıldığıma hiç üzülmüyorum. biraz eğlenceye ihtiyacım var.
tamam o zaman, içiniz rahat olsun, yolculuk fazlasıyla eğlenceli olacak. dedi d'artagnan.
peki ne zaman yola çıkıyoruz? dedi athos .hemen, diye yanıtladı d'artagnan. kaybedecek bir dakikamız bile yok.
--! spoiler !--
hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için! bu bizim parolamız, tamam mı?
okuyun sayın yazarlar.
devamını gör...
sait faik abasıyanık
‘’sen bana sokul, yaslan. ben çaresiz şimşeklerin ışığında senin bakır çalığı gözlerini göreyim ve kaybedeyim. insanların birbirini yediği şu büyük kavga dünyasında iki insanın değil, binlerce insanın, dinden, ideolojiden, her şeyden uzak, fakat her şeye rağmen seviştiğini görmeseler bile bilsinler. büyük laflar söylemeden, ‘’hakikat budur!’’ bile demeden, insan olduğumuzdan beri olagelen, bir başkasında kendimizi duyabildiğimiz, hatalarımızı ve meziyetlerimizi anlayabildiğimiz şeyi yapalım: sevişelim…’’
- sait faik abasıyanık - sevgiliye mektup
- sait faik abasıyanık - sevgiliye mektup
devamını gör...
teknolojik tekillik
ilk kez bir bilgisayar bilimcisi ve matematikçi olan john von neumann tarafından, 20. yüzyılın ortalarında dile getirilen ve sonrasında da pek çok kişi tarafından hakkında makaleler yazılan, yapay zekânın gelecekteki bir dönemde, insan zekâsının önüne geçmesi durumunda, insan hayatı üzerinde meydana gelmesi muhtemel olan kökten değişimlere atıfta bulunan terim.
yazı biraz uzun olacak çünkü bu işin olurunu, olmazını konuşabilmek için bazı ön bilgileri vermek gerekiyor.
amerikalı yazar vernor vinge, bu konuyu tekillik dediğimizde aklımıza ilk gelen kavram olan kara delik tekilliğine benzetmişti, yakın sayılabilecek bir tarihte yazdığı makalesinde. zira, tıpkı tekillik noktasında, bildiğimiz fizik kurallarının işlemez hale gelmesine benzetiyordu, insan hayatının bildiğimiz anlamda sürmemeye başlayacak olduğu noktayı. yazar ve fütürist ray kurzweil, bu olayın gerçekleşeceği yılı 2045 olarak öngörüyor.
google mühendislik direktörü ray kurzweil, şimdiye kadarki tahminleri yüksek oranda gerçekleşmiş bir gelecek bilimci. kurzweil, 1990 yılından itibaren yürüttüğü 147 tahminin, yüzde 86 oranında gerçekleştiğini söylüyor.
(beyinsizler. net'ten alıntı)
***
yapay zekâ dediğimizde bahsettiğimiz şeyin tam olarak ne olduğunu açıklamak gerekir bu noktada.
örneğin facebook gibi arkadaşlık sitelerinde, karşınıza "önerilen arkadaşlar" şeklinde bir grup insanın çıkmasının arkasında bir çeşit yapay zekâ arayabilirsiniz. bu önerileri size, tek tek herkesin profilini inceleyip ortak arkadaşları bulunca "dur şunu ahmet'e önereyim" diyen gerçek bir insan yapmıyor. toplanan verileri bir yapay zekâya verip "şu ortak özelliğe sahip durumları ayır" diyebilirsiniz ve makine (bir başka deyişle bilgisayar) bunu rahatlıkla yapabilir.
veri sayısı ve türü karmaşıklaştıkça, makinelerin de "kafası" karışabilir. örneğin iç içe geçmiş birkaç tane daireyi gitar zannedecek kadar "yapay geri zekâ"lı bir makineye bile denk gelebilirsiniz. bu noktada iş yavaş yavaş makine öğrenimine hatta oradan da yapay sinir ağları ile derin öğrenmeye geçiş yapar.
farkı ne bu üçünün? bakalım...
***
yapay zekâ çok daha genel bir kavram aslında. bunun içine karşılıklı tenis oynadığınız bir bilgisayar oyunu gibi basit işlevleri bile dahil edebilirsiniz. hatta oynadığı oyunda yaptığı hatalı hamleleri bir daha yapmayacak şekilde "ders" çıkarabilir, bir yapay zekâ.
makine öğrenimi, bazı yöntemlerde insan müdahalesine ihtiyaç duymadan veri analizi yapabilir. kendi kendini eğitmeye ve sizden daha isabetli tahminler yapmaya (mesela hastalıklara isabetli teşhisler koymaya) yatkındır. açıkçası bazen ilk kavramla bu biraz birbirine de karıştırılabilir. çok net bir sınır çizmek çok kolay değil, sıradan bir yapay zekâ ile bunun arasına.
derin öğrenme ise bunların 1-2 adım daha ötesi diyebiliriz. örneğin makine öğreniminde bir makineye "şu parametrelere göre şu işi yap" diyebiliriz ama derin öğrenme için makineye parametre vermemize gerek bile kalmayabilir. makine, parametreleri bile kendisi belirleyebilir. üstelik birçok katmandaki işlemi aynı anda yapabilir. insan beynine biraz daha yakındır yani çalışma sistemi.
***
peki bu işler hangi aşamada?
aşağıdaki siteye girin, sayfayı birkaç kez yenileyin ve çıkan yüzleri inceleyin:
thispersondoesnotexist.com/
"ee? ne var bunda?" diyebilirsiniz. gördüğünüz insanların hiçbiri gerçekte dünya üzerinde yok. nvidia tarafından yapılan bu çalışma, yapay sinir ağlarının bir çalışması. gerçekte var olmayan sahte yüzler (hatta kediler, arabalar vs) üretebiliyor. basitçe şöyle çalışıyor: bir üretici ve bir ayırıcıdan oluşuyor sistem. üretici sahte veriler (yani yüzler) üretiyor. bir de gerçek örnekler veriliyor makineye. ayırıcı, üreticiden gelenleri de, gerçek olanları da inceliyor ve hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu zamanla öğrenerek üreticiye geri bildirim gönderiyor. böylece üretici daha gerçekçi veriler üretmeye yönlendiriliyor. yani uzun süreli bir "deneme yanılma" süreci...
"etkilenmedim." mi diyorsunuz?
başka bir örneğe bakalım:
bu da çin'in (ve sanırım dünyanın) ilk "sahte" haber spikeri... tabi bir parça belli oluyor sahte olduğu ve aslında tek yaptığı, yazılı bir metni okumak. yani en azından şimdilik pek de zeki sayılmaz.
bunu da mı beğenmediniz? o zaman bir örnek daha gelsin...
birkaç sene önce facebook "kendi dillerini geliştirdikleri" gerekçesiyle "kontrolden çıkan" bir yapay zekâ sistemini kapatmak zorunda kaldı. yapay zekâ botlarının, normal şartlarda ingilizce konuşarak "anlaşmaları" sağlanmıştı ve bir süre böyle de devam ettiler. ancak ne olduysa, sadece kendi aralarında anlaşabildikleri bir dil geliştirdiler. kendilerine öğretilen pazarlık ve takas yöntemleri konusunda oldukça "hevesli" olan botlar, bunu yaparken ingilizce kullanmaları kendilerine ayrıca söylenmediğinden, kendi dillerini geliştirmişti.
tabi sistemin kapatılmasının nedeni "panik" değil, botların anlaşılmaz duruma gelmesiydi. zira söylenene göre amaç, "insanlarla konuşabilecek robotlar" geliştirmekti ve bu robotlar ne yazık ki "kendi aralarında" konuşuyorlardı.
***
yapay zekâ yahut insansı robotlar dediğimizde, boston dynamics'i anmadan olmaz:
ve tabi sophia ile fedor'u:
***
cortana, ibm watson, amazon alexa, google assistant... bunların tümü yapay zekâ başlığının başarılı örnekleri diyebiliriz. ancak yine de teknolojik tekillik için gereken noktada değiliz diye düşünüyoruz. fakat birçok ünlü isim, 2040-2050 yılları civarında bu tekilliğin gerçekleşeceğine inanıyor. zira teknolojideki gelişmelerin ağır ağır, zamana yayılarak değil, üstel bir hızla artacağı öngörülüyor. bir çeşit moore yasası...
insan zekâsı ile makineleri birleştirmek ve yarı biyonik robotlar yapmak gibi fikirler de dillendiriliyor günümüzde. özellikle 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle canlı hücrelere sahip bazı organların yapılabildiği günümüzde, bunları robotlarla bir araya getirerek ortaya tuhaf yaratıklar çıkarmak mümkün.
bu da bir sanatçının silikondan yaptığı "insan parçaları"nı gösteren video:
konu ile ilgili olarak bir düşünce deneyi için (bkz: roko'nun basiliski)
yazı biraz uzun olacak çünkü bu işin olurunu, olmazını konuşabilmek için bazı ön bilgileri vermek gerekiyor.
amerikalı yazar vernor vinge, bu konuyu tekillik dediğimizde aklımıza ilk gelen kavram olan kara delik tekilliğine benzetmişti, yakın sayılabilecek bir tarihte yazdığı makalesinde. zira, tıpkı tekillik noktasında, bildiğimiz fizik kurallarının işlemez hale gelmesine benzetiyordu, insan hayatının bildiğimiz anlamda sürmemeye başlayacak olduğu noktayı. yazar ve fütürist ray kurzweil, bu olayın gerçekleşeceği yılı 2045 olarak öngörüyor.
google mühendislik direktörü ray kurzweil, şimdiye kadarki tahminleri yüksek oranda gerçekleşmiş bir gelecek bilimci. kurzweil, 1990 yılından itibaren yürüttüğü 147 tahminin, yüzde 86 oranında gerçekleştiğini söylüyor.
(beyinsizler. net'ten alıntı)
***
yapay zekâ dediğimizde bahsettiğimiz şeyin tam olarak ne olduğunu açıklamak gerekir bu noktada.
örneğin facebook gibi arkadaşlık sitelerinde, karşınıza "önerilen arkadaşlar" şeklinde bir grup insanın çıkmasının arkasında bir çeşit yapay zekâ arayabilirsiniz. bu önerileri size, tek tek herkesin profilini inceleyip ortak arkadaşları bulunca "dur şunu ahmet'e önereyim" diyen gerçek bir insan yapmıyor. toplanan verileri bir yapay zekâya verip "şu ortak özelliğe sahip durumları ayır" diyebilirsiniz ve makine (bir başka deyişle bilgisayar) bunu rahatlıkla yapabilir.
veri sayısı ve türü karmaşıklaştıkça, makinelerin de "kafası" karışabilir. örneğin iç içe geçmiş birkaç tane daireyi gitar zannedecek kadar "yapay geri zekâ"lı bir makineye bile denk gelebilirsiniz. bu noktada iş yavaş yavaş makine öğrenimine hatta oradan da yapay sinir ağları ile derin öğrenmeye geçiş yapar.
farkı ne bu üçünün? bakalım...
***
yapay zekâ çok daha genel bir kavram aslında. bunun içine karşılıklı tenis oynadığınız bir bilgisayar oyunu gibi basit işlevleri bile dahil edebilirsiniz. hatta oynadığı oyunda yaptığı hatalı hamleleri bir daha yapmayacak şekilde "ders" çıkarabilir, bir yapay zekâ.
makine öğrenimi, bazı yöntemlerde insan müdahalesine ihtiyaç duymadan veri analizi yapabilir. kendi kendini eğitmeye ve sizden daha isabetli tahminler yapmaya (mesela hastalıklara isabetli teşhisler koymaya) yatkındır. açıkçası bazen ilk kavramla bu biraz birbirine de karıştırılabilir. çok net bir sınır çizmek çok kolay değil, sıradan bir yapay zekâ ile bunun arasına.
derin öğrenme ise bunların 1-2 adım daha ötesi diyebiliriz. örneğin makine öğreniminde bir makineye "şu parametrelere göre şu işi yap" diyebiliriz ama derin öğrenme için makineye parametre vermemize gerek bile kalmayabilir. makine, parametreleri bile kendisi belirleyebilir. üstelik birçok katmandaki işlemi aynı anda yapabilir. insan beynine biraz daha yakındır yani çalışma sistemi.
***
peki bu işler hangi aşamada?
aşağıdaki siteye girin, sayfayı birkaç kez yenileyin ve çıkan yüzleri inceleyin:
thispersondoesnotexist.com/
"ee? ne var bunda?" diyebilirsiniz. gördüğünüz insanların hiçbiri gerçekte dünya üzerinde yok. nvidia tarafından yapılan bu çalışma, yapay sinir ağlarının bir çalışması. gerçekte var olmayan sahte yüzler (hatta kediler, arabalar vs) üretebiliyor. basitçe şöyle çalışıyor: bir üretici ve bir ayırıcıdan oluşuyor sistem. üretici sahte veriler (yani yüzler) üretiyor. bir de gerçek örnekler veriliyor makineye. ayırıcı, üreticiden gelenleri de, gerçek olanları da inceliyor ve hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu zamanla öğrenerek üreticiye geri bildirim gönderiyor. böylece üretici daha gerçekçi veriler üretmeye yönlendiriliyor. yani uzun süreli bir "deneme yanılma" süreci...
"etkilenmedim." mi diyorsunuz?
başka bir örneğe bakalım:
bu da çin'in (ve sanırım dünyanın) ilk "sahte" haber spikeri... tabi bir parça belli oluyor sahte olduğu ve aslında tek yaptığı, yazılı bir metni okumak. yani en azından şimdilik pek de zeki sayılmaz.
bunu da mı beğenmediniz? o zaman bir örnek daha gelsin...
birkaç sene önce facebook "kendi dillerini geliştirdikleri" gerekçesiyle "kontrolden çıkan" bir yapay zekâ sistemini kapatmak zorunda kaldı. yapay zekâ botlarının, normal şartlarda ingilizce konuşarak "anlaşmaları" sağlanmıştı ve bir süre böyle de devam ettiler. ancak ne olduysa, sadece kendi aralarında anlaşabildikleri bir dil geliştirdiler. kendilerine öğretilen pazarlık ve takas yöntemleri konusunda oldukça "hevesli" olan botlar, bunu yaparken ingilizce kullanmaları kendilerine ayrıca söylenmediğinden, kendi dillerini geliştirmişti.
tabi sistemin kapatılmasının nedeni "panik" değil, botların anlaşılmaz duruma gelmesiydi. zira söylenene göre amaç, "insanlarla konuşabilecek robotlar" geliştirmekti ve bu robotlar ne yazık ki "kendi aralarında" konuşuyorlardı.
***
yapay zekâ yahut insansı robotlar dediğimizde, boston dynamics'i anmadan olmaz:
ve tabi sophia ile fedor'u:
***
cortana, ibm watson, amazon alexa, google assistant... bunların tümü yapay zekâ başlığının başarılı örnekleri diyebiliriz. ancak yine de teknolojik tekillik için gereken noktada değiliz diye düşünüyoruz. fakat birçok ünlü isim, 2040-2050 yılları civarında bu tekilliğin gerçekleşeceğine inanıyor. zira teknolojideki gelişmelerin ağır ağır, zamana yayılarak değil, üstel bir hızla artacağı öngörülüyor. bir çeşit moore yasası...
insan zekâsı ile makineleri birleştirmek ve yarı biyonik robotlar yapmak gibi fikirler de dillendiriliyor günümüzde. özellikle 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle canlı hücrelere sahip bazı organların yapılabildiği günümüzde, bunları robotlarla bir araya getirerek ortaya tuhaf yaratıklar çıkarmak mümkün.
bu da bir sanatçının silikondan yaptığı "insan parçaları"nı gösteren video:
konu ile ilgili olarak bir düşünce deneyi için (bkz: roko'nun basiliski)
devamını gör...
kötü başlık açanın şutlanması gerekliliği
moderatörler: size tanınan bu hak karşısında gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir art niyet göstermeksizin oy kullanacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz ?
sözlük halkı: yemin yemin yemin.
yoldaş benjamin franklin: gereği düşünüldü, sanığın süresiz sözlükten uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.
sözlük halkı: yemin yemin yemin.
yoldaş benjamin franklin: gereği düşünüldü, sanığın süresiz sözlükten uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.
devamını gör...
hayat felsefeniz olan sözler
hayat; silsile-î sûkut' u hayalden başka bir şey degildir..
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
konu yoğunluğundan kaynaklı oldugunu düşünüyorum diğer ülkelerdeki müfredatlara göre olsa daha rahat olur öğrenci algılamakta da zorlanmaz. bir de herkese aynı biçimde öğrenmeyi dayatıyorlar öğrencilerin hepsi yazıp çözmekle anlamıyor maalesef.
edit: bir de gerçek hayatta bu mat 2 kısmını mühendisler dışında kullanan yok öğrencinin beyninine niye bu kadar ağır ve gereksiz bilgi yükleme meraklısılar anlamadım.
edit: bir de gerçek hayatta bu mat 2 kısmını mühendisler dışında kullanan yok öğrencinin beyninine niye bu kadar ağır ve gereksiz bilgi yükleme meraklısılar anlamadım.
devamını gör...
gemide
bi' memleket gibidir gemi.
her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır.
kaidelere uyulmalıdır; kanunlara, nizamlara...
ben de bu memleketin başşeyi gibiyim; başbakanı gibiyim mesela.
her şey benden sorulur.
denize çıktın mıydı bu küçücük gemi bi' memleket oluverir...
aslında bi' başbakandan daha çok görevim var;
çünkü onun bakanları var, adamları var, falanı var filanı var.
benim yok.
bu gemide güvenlik de eğitim de sağlık da eğlence de benden sorulur.
kamil de başbakanın en kıyak yardımcısı;
siz de vatandaş, aynı zamanda memur gibisiniz.
bu yüzden çok kıyak, çok disiplinli ve çakı gibi olmalıyız.
sürekli kendimizi ve birbirimizi kollamalıyız...
tiradı ile başlayan türk sinemasının efsane filmi. yeni sinemacılar akımının bayrak filmi sayılabilir, kardeş filmi laleli'de bir azize de mutlaka izlenmelidir.
devamını gör...
sevsene beni
yedinci ev grubunun bir şarkısıdır.
sözleri:
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene, tutup öpsene beni
sözleri:
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
kalbimde dolaşmadan
benim diyemezsin bana
ruhuma karışmadan
canım diyemezsin bana
tabii ki sen bana çok görüyorsun
benden çok biliyorsun ya nasıl sevilir (ay ay ay)
rüyalarla yaşıyorum ben aşkını
ama bak, sen seviliyorsun, bense bekliyorum
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene beni
elinden geliyorsa
azıcık sevsene beni
içinden geliyorsa
tutup öpsene, tutup öpsene beni
devamını gör...
bergüzar
devamını gör...
ali ata bak
şahsımı 1998 yılına götüren ilkokul okuma fişi şeysi. bu eğitim sisteminde emeği geçenlerin ben buradan sülalelerini seveyim.
devamını gör...
tarihi bir görsel bırak
devamını gör...
evet efendimci
özel bir düşüncesi olmadığından ya da hoş görünmek için karşısındakinin her sözüne doğru, evet efendim demeyi alışkanlık haline getirmiş kişi.
devamını gör...
ferdinand magellan
pasifik okyanusu'na pasifik adını ferdinand magellan vermiştir.
devamını gör...
eroin
eroin öyle bir maddeki onu bırakmak için kullandığınız ilacı bırakmak için de ilaç kullanmanız gerekir.
devamını gör...
tanım girecek başlık bulamamak
yazarları akıştan ziyade rastgele sekmesinde gezmeye iten durumdur. forumsal ve kopyala-yapıştır yapılan haber başlıklarından kaçmak için şu an en iyi yol bu görünüyor.
devamını gör...
