kedi fobisi
kediden elinde olmayan nedenlerle korkan insandır. altında bir travma yatma ihtimali olabilir. çocukken kedi tırmalamıştır, ailesi korkutmuştur, bir dizide filmde bir sahne görmüştür vsvs bu içinde büyümüş büyümüş önüne geçemeyeceği bir korkuya dönüşmüştür. ya da bunların hiç biri değildir. sadece korkuyordur.
kedili kadın, kedi anası, kedi vsvs olarak yıllar önce içinde bulunduğum gruptur. sanırım çocukken kediler tarafından kaçırılıp hırpalanmış, ağzım burnum dağıtılmış, cırmalanmış olabilir. emin değilim. zamanla zorla aştım. korkularımın üstüne gitmeyi, kendimi aşmayı, geliştirmeyi sevdiğim için her korkumun, travmamın veyahut gereksiz ön yargı duyduğum konuların üzerine haldır huldur koşturup aşmayı kendime borç bildim.
dalga geçilecek, yokmuş gibi yapılacak bir korku değildir. siz anlamıyorsunuz ya da yaşamadınız diye başkalarının korkularını bu kadar basite almanız ne derece doğrudur bilemiyorum açıkçası?
siz korkusuz cengaverler olabilirsiniz ama bu empatiden bile yoksun olmanız anlamına gelmez sanırım.
neyse az gidemde kedilerimi ısıram onlarda benim ağzımı burnumu yırtsın.
fobinin anlamı aşağıdadır. korku olmadığını iddia edenler olmuş bu yüzden direk alıntı yaptım.
kişinin, belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyduğu, kapıldığı baskılı, kaygılı, olağan olmayan, hastalık derecesinde güçlü korku.
kedili kadın, kedi anası, kedi vsvs olarak yıllar önce içinde bulunduğum gruptur. sanırım çocukken kediler tarafından kaçırılıp hırpalanmış, ağzım burnum dağıtılmış, cırmalanmış olabilir. emin değilim. zamanla zorla aştım. korkularımın üstüne gitmeyi, kendimi aşmayı, geliştirmeyi sevdiğim için her korkumun, travmamın veyahut gereksiz ön yargı duyduğum konuların üzerine haldır huldur koşturup aşmayı kendime borç bildim.
dalga geçilecek, yokmuş gibi yapılacak bir korku değildir. siz anlamıyorsunuz ya da yaşamadınız diye başkalarının korkularını bu kadar basite almanız ne derece doğrudur bilemiyorum açıkçası?
siz korkusuz cengaverler olabilirsiniz ama bu empatiden bile yoksun olmanız anlamına gelmez sanırım.
neyse az gidemde kedilerimi ısıram onlarda benim ağzımı burnumu yırtsın.
fobinin anlamı aşağıdadır. korku olmadığını iddia edenler olmuş bu yüzden direk alıntı yaptım.
kişinin, belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyduğu, kapıldığı baskılı, kaygılı, olağan olmayan, hastalık derecesinde güçlü korku.
devamını gör...
veda mektubu
herhangi bir ayrılık öncesi son sözü söylemektir. bazen çok zarif bazen de çok üzücü olabilir.
yeni türkü - olmasa mektubun
yeni türkü - olmasa mektubun
devamını gör...
abaza mehmet paşa
--- alıntı ---
16. ve 17. yüzyılda yaşamış olan çerkes asıllı devlet adamı ve isyancı lideri. abaza mehmet paşa ilk olarak celali isyanları bastırıldığında kuyucu murat paşa tarafından esir alınıp istanbula getirildi. yeniçeri ağası halil ağanın girişimleri ile idam edilmekten kurtuldu ve derya beyi olarak osmanlı devletinde hizmete başladı.
sultan 2.osman yeniçeriler tarafından öldürüldüğünde erzurum beylerbeyliği görevinde olan mehmet paşa isyan edip, şehirdeki ve bölgedeki yeniçerileri yakalatıp öldürmeye başladı. 4.murad'ın emri ile yakalanıp istanbul'a getirildi ve yine cesaretinden ötürü affedilerek bosna beylerbeyliği görevine getirildi.
lehistan blgesinde çıkan çatışmaların artması üzerine o bölgede huzuru sağlayıp çokça da ganimet alarak istanbula geldi ve kubbe altı veziri olarak devlet hizmetine burada devam etti. buradaki hizmetine devam ederken rum ve ermeniler arasında çıkan bir ihtilafta rüşvet aldığı anlaşılınca padişah tarafından idamına hükmedildi ve bazı kaynaklara göre idam edildi.
--- alıntı --- kaynak
bazı kaynaklara göre diyorum çünkü idamının çok daha sonra sultan ibrahim döneminde olduğunu savunan bir görüş var.
oda şu şekilde: sultan murad'ın gönlü abaza mehmet paşanın idamından yana değildir ve idam gerçekleşmeden son bir plan yapılarak paşa kurtarılır. padişah tarafından bir daha ülkeye dönmemesi şartıyla gizlice salıverilir. mehmet paşa denizciliğe geri döner ve uzun süre denzlerde korsanlar ile birlikte takılır. daha sonra sultan murad'ın ölümünden epey sonra erzuruma gider, tabi nerden estiği muamma. burda paşayı tanıyanlar çıkar ve paşa bu hikayeyi onlara anlatır. söylenti sultan ibrahim'in kulağına gider.
sultan ibrahim zaten yarım akıllı bir padişahtır ve bu söylentiden ötürü anksiyetesi azmış bir şekilde isyan eder: "bu mehmet paşa öldü bilirdik geri geldi, ya yarın bir gün abim'de geri gelirse halim nice olur? tez gidin kellesini getirin". isanbuldan erzuruma alel acele giden bostancılar orada paşayı yakalayıp kellesini vurdular ve kesik başın bozulmaması için bal dolu bir küpün içinde istanbula getirip sultan ibrahim'e gösterdiler ve padişahın içi bir nebze olsun rahatladı.
işte abaza mehmet paşa ile ilgili anlatılan efsane budur, ne kadar doğru bilinmez tabi.
16. ve 17. yüzyılda yaşamış olan çerkes asıllı devlet adamı ve isyancı lideri. abaza mehmet paşa ilk olarak celali isyanları bastırıldığında kuyucu murat paşa tarafından esir alınıp istanbula getirildi. yeniçeri ağası halil ağanın girişimleri ile idam edilmekten kurtuldu ve derya beyi olarak osmanlı devletinde hizmete başladı.
sultan 2.osman yeniçeriler tarafından öldürüldüğünde erzurum beylerbeyliği görevinde olan mehmet paşa isyan edip, şehirdeki ve bölgedeki yeniçerileri yakalatıp öldürmeye başladı. 4.murad'ın emri ile yakalanıp istanbul'a getirildi ve yine cesaretinden ötürü affedilerek bosna beylerbeyliği görevine getirildi.
lehistan blgesinde çıkan çatışmaların artması üzerine o bölgede huzuru sağlayıp çokça da ganimet alarak istanbula geldi ve kubbe altı veziri olarak devlet hizmetine burada devam etti. buradaki hizmetine devam ederken rum ve ermeniler arasında çıkan bir ihtilafta rüşvet aldığı anlaşılınca padişah tarafından idamına hükmedildi ve bazı kaynaklara göre idam edildi.
--- alıntı --- kaynak
bazı kaynaklara göre diyorum çünkü idamının çok daha sonra sultan ibrahim döneminde olduğunu savunan bir görüş var.
oda şu şekilde: sultan murad'ın gönlü abaza mehmet paşanın idamından yana değildir ve idam gerçekleşmeden son bir plan yapılarak paşa kurtarılır. padişah tarafından bir daha ülkeye dönmemesi şartıyla gizlice salıverilir. mehmet paşa denizciliğe geri döner ve uzun süre denzlerde korsanlar ile birlikte takılır. daha sonra sultan murad'ın ölümünden epey sonra erzuruma gider, tabi nerden estiği muamma. burda paşayı tanıyanlar çıkar ve paşa bu hikayeyi onlara anlatır. söylenti sultan ibrahim'in kulağına gider.
sultan ibrahim zaten yarım akıllı bir padişahtır ve bu söylentiden ötürü anksiyetesi azmış bir şekilde isyan eder: "bu mehmet paşa öldü bilirdik geri geldi, ya yarın bir gün abim'de geri gelirse halim nice olur? tez gidin kellesini getirin". isanbuldan erzuruma alel acele giden bostancılar orada paşayı yakalayıp kellesini vurdular ve kesik başın bozulmaması için bal dolu bir küpün içinde istanbula getirip sultan ibrahim'e gösterdiler ve padişahın içi bir nebze olsun rahatladı.
işte abaza mehmet paşa ile ilgili anlatılan efsane budur, ne kadar doğru bilinmez tabi.
devamını gör...
nikola tesla
gerçek bilim tanrısı.
thomas edison'un kapitalist çalışma yapısından hayatı boyunca nefret etmiş, hatta "bana ne edison'un ampulünden" demiş insan. ayrıca edison'un doğru akım sevdasının yanlış olduğunu anlamış, alternatif akım üzerine inanılmaz çalışmalar yapmış kişi.
başka kimsede duymadığım bir yeteneğe sahipti tesla. tasarladığı alet ne kadar komplike ve ayrıntılı olursa olsun, aletin çalışmasını kafasında simüle edebiliyordu.
daha doğru anlatmak gerekirse, günümüzde tasarım aşamasında olan herhangi bir icat, önce bilgisayarlarda, maketlerde modellenir, hatalarına ve zayıf yanlarına bakılır, gerekirse yeniden düzenlenir, mükemmelliğe ulaşınca seri üretime geçilir.
tesla, bu denemelerin hepsini beyninde gerçekleştirip, modeli en ince ayrıntısına kadar kafasında çalıştırdıktan sonra üretime geçen "dahi" kelimesinin zbamm diye oturduğu bir adamdı.
hitler'den ve nazilerden nefret etti. aynen ekşi sözlükten aldığım bir cümleyle açıklamak gerekirse "hitler'in kesinlikle durdurulması gerektiğine inanıyordu (2. dünya savaşı sırasında bir alman gemisi elektrik atlaması sonucunda batmıştı, bu olayda tesla'nın parmağı olduğu düşünülüyor)."
yapabildiklerinin adeta sınır yoktu.
kablosuz (havadan) elektrik iletebileceğini iddia etti, bilim çevreleri götleriyle güldüler. tesla'nın cevabı ise kurduğu sistemle havadan elektrik ileterek kilometrelerce ötedeki ampulleri yakmak oldu.
kendisi için deli dendi, dahi dendi, uzaydan-gelecekten geldi, ruhunu sattı, ancak büyücülük yaparak bu kadar inanılmaz bir bilim adamı haline geldi bile dendi.
bazı kayıtlarda yapay deprem üretebildiği, ama kötüye kullanılırsa dünyanın büyük bir tehlikeye gireceğini farkettiği için bu deneyi sonlandırıp tüm notlarını ve düzenekleri yok ettiği yazılı. bunların kanıtı yok tabii ki.
ama her ne olursa olsun, tesla şu anda yaşasaydı, bilim dünyası çok farklı gelişmelere gebe olabilirdi.
bu herifi bir araştırın, nasıl harcanıp gittiğini, sisteme uymadığı için nasıl aşağı çekildiğini bir okuyun. inanın burda anlattıklarım çok yetersiz aslında
kendisi zamanının walter bishop'uydu desek pek fazla sallamış olmayız.
thomas edison'un kapitalist çalışma yapısından hayatı boyunca nefret etmiş, hatta "bana ne edison'un ampulünden" demiş insan. ayrıca edison'un doğru akım sevdasının yanlış olduğunu anlamış, alternatif akım üzerine inanılmaz çalışmalar yapmış kişi.
başka kimsede duymadığım bir yeteneğe sahipti tesla. tasarladığı alet ne kadar komplike ve ayrıntılı olursa olsun, aletin çalışmasını kafasında simüle edebiliyordu.
daha doğru anlatmak gerekirse, günümüzde tasarım aşamasında olan herhangi bir icat, önce bilgisayarlarda, maketlerde modellenir, hatalarına ve zayıf yanlarına bakılır, gerekirse yeniden düzenlenir, mükemmelliğe ulaşınca seri üretime geçilir.
tesla, bu denemelerin hepsini beyninde gerçekleştirip, modeli en ince ayrıntısına kadar kafasında çalıştırdıktan sonra üretime geçen "dahi" kelimesinin zbamm diye oturduğu bir adamdı.
hitler'den ve nazilerden nefret etti. aynen ekşi sözlükten aldığım bir cümleyle açıklamak gerekirse "hitler'in kesinlikle durdurulması gerektiğine inanıyordu (2. dünya savaşı sırasında bir alman gemisi elektrik atlaması sonucunda batmıştı, bu olayda tesla'nın parmağı olduğu düşünülüyor)."
yapabildiklerinin adeta sınır yoktu.
kablosuz (havadan) elektrik iletebileceğini iddia etti, bilim çevreleri götleriyle güldüler. tesla'nın cevabı ise kurduğu sistemle havadan elektrik ileterek kilometrelerce ötedeki ampulleri yakmak oldu.
kendisi için deli dendi, dahi dendi, uzaydan-gelecekten geldi, ruhunu sattı, ancak büyücülük yaparak bu kadar inanılmaz bir bilim adamı haline geldi bile dendi.
bazı kayıtlarda yapay deprem üretebildiği, ama kötüye kullanılırsa dünyanın büyük bir tehlikeye gireceğini farkettiği için bu deneyi sonlandırıp tüm notlarını ve düzenekleri yok ettiği yazılı. bunların kanıtı yok tabii ki.
ama her ne olursa olsun, tesla şu anda yaşasaydı, bilim dünyası çok farklı gelişmelere gebe olabilirdi.
bu herifi bir araştırın, nasıl harcanıp gittiğini, sisteme uymadığı için nasıl aşağı çekildiğini bir okuyun. inanın burda anlattıklarım çok yetersiz aslında
kendisi zamanının walter bishop'uydu desek pek fazla sallamış olmayız.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
"gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu
ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu, ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdün içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu, ağlardım"
ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu, ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdün içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu, ağlardım"
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
herkese güzel sağlıklı bayramlar. el öpmeye de bekleriz.
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
çünkü sabah iş yok. ağır işsizlik benim sebebim.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
yeni biriyle tanışmaya üşenmiyorum da sevgili yapmaya hiç mecalim yoktu.ama bir ay öncesine kadar.bakalım nasıl olcak izleyip göreceğiz :)
editeyşın: bir halt olmadı tabi ki.
mediteyşın: olacak gibi sanki.
editeyşın: bir halt olmadı tabi ki.
mediteyşın: olacak gibi sanki.
devamını gör...
çocuklarda mahremiyet eğitiminin şart olması
özellikle günümüz koşullarındaki istismar haberleri, çocuk tacizcileri ve sapık zihniyetler göz önüne alındığında şart olması, çocuklara ve ebeveylerine verilmesi gereken eğitimdir.
her şeyin temelinin verildiği 0-6 yaş döneminde içselleştirilmesi gereken mahremiyet eğitiminin doğru bir iletişimle ve çocuğu kesinlikle korkutmadan verilmesi gerekir.
bunun için ilk adımlar çocuğun "özel bölgelerini" tanıması, bu bölgeler hakkında bilgi sahibi olması, hangi durumlarda nasıl tepki vereceğini bilmesi ve başkalarının özel bölgelerine saygı göstermesi gerektiğini bilmesidir.
eğitimde kullanılan dil ve üslup çok önemli olup çocukların korkutulmaması, açıkça soru sormaları için yüreklendirilmesi gerekir.
gelelim eğitimdeki 3 temel konuya;
•özel bölgeler
çocuklara özel bölgeler anlatılırken oldukça basit tabirler kullanılmalıdır. buradan hareketle 4 tane özel bölge şu şekilde sıralanabilir;
1) ağzımız/dudağımız
2) göğüs bölgemiz
3) bacaklarımızın arası
4) popomuz
• özel bölgelere kimler dokunabilir?
özel bölgelere kimlerin dokunabileceği çok hassas bir konudur. çocuklar bazen korkup tuvaletlerini tutma, kimseyi yanına yaklaştırmama gibi tepkiler verebiliyor bu nedenle her zaman söylediğimiz gibi dil ve iletişime dikkat!
dokunabilecek kişiler;
1) bakımımız ile ilgilenirken anne/baba/abi/ablamız
2) ailemizden başka bizimle ilgilenen bize bakan anneanne/babanne/dedemiz ( bu konu hassastır, çocukla iletişim çok önemli)
3) okulda öğretmenimiz tuvalet sonrası belimizi düzeltirken, ona ihtiyaç duyduğumuzda.
4) anne babamızın yanında doktorumuz.
bu dört kategoride yer alan kişiler dışında tanıdığımız ya da tanımadığımız hiç kimse bize dokunamaz şeklinde çocuğa benimsetilmelidir.
son olarak en önemli kısım;
•ya biri bize dokunmak isterse?
öncelikle çocuklara onlar istemediği sürece kimsenin onlara dokunmaya hakkı olmadığı öğretilmelidir. tanıdık ya da tanımadık hiç kimsenin özel bölgesine dokunmaması gerektiğini bilmelidir. olur da dokunmaya kalkan biri olursa yapılacaklar;
1) bana dokunma diye bağırmak
2) dokunma girişimi devam ederse avazı çıktığı kadar bağırmasını çığlık atmasını yardım istemesini söylemek.
tüm bu maddeler ile birlikte mahremiyet eğitiminin temeli atılmış olur.
dilerim hiçbir çocuk, hiçbir melek bu bilgileri kullanmak zorunda kalmaz ama biz yine de önlemimizi alalım.
her şeyin temelinin verildiği 0-6 yaş döneminde içselleştirilmesi gereken mahremiyet eğitiminin doğru bir iletişimle ve çocuğu kesinlikle korkutmadan verilmesi gerekir.
bunun için ilk adımlar çocuğun "özel bölgelerini" tanıması, bu bölgeler hakkında bilgi sahibi olması, hangi durumlarda nasıl tepki vereceğini bilmesi ve başkalarının özel bölgelerine saygı göstermesi gerektiğini bilmesidir.
eğitimde kullanılan dil ve üslup çok önemli olup çocukların korkutulmaması, açıkça soru sormaları için yüreklendirilmesi gerekir.
gelelim eğitimdeki 3 temel konuya;
•özel bölgeler
çocuklara özel bölgeler anlatılırken oldukça basit tabirler kullanılmalıdır. buradan hareketle 4 tane özel bölge şu şekilde sıralanabilir;
1) ağzımız/dudağımız
2) göğüs bölgemiz
3) bacaklarımızın arası
4) popomuz
• özel bölgelere kimler dokunabilir?
özel bölgelere kimlerin dokunabileceği çok hassas bir konudur. çocuklar bazen korkup tuvaletlerini tutma, kimseyi yanına yaklaştırmama gibi tepkiler verebiliyor bu nedenle her zaman söylediğimiz gibi dil ve iletişime dikkat!
dokunabilecek kişiler;
1) bakımımız ile ilgilenirken anne/baba/abi/ablamız
2) ailemizden başka bizimle ilgilenen bize bakan anneanne/babanne/dedemiz ( bu konu hassastır, çocukla iletişim çok önemli)
3) okulda öğretmenimiz tuvalet sonrası belimizi düzeltirken, ona ihtiyaç duyduğumuzda.
4) anne babamızın yanında doktorumuz.
bu dört kategoride yer alan kişiler dışında tanıdığımız ya da tanımadığımız hiç kimse bize dokunamaz şeklinde çocuğa benimsetilmelidir.
son olarak en önemli kısım;
•ya biri bize dokunmak isterse?
öncelikle çocuklara onlar istemediği sürece kimsenin onlara dokunmaya hakkı olmadığı öğretilmelidir. tanıdık ya da tanımadık hiç kimsenin özel bölgesine dokunmaması gerektiğini bilmelidir. olur da dokunmaya kalkan biri olursa yapılacaklar;
1) bana dokunma diye bağırmak
2) dokunma girişimi devam ederse avazı çıktığı kadar bağırmasını çığlık atmasını yardım istemesini söylemek.
tüm bu maddeler ile birlikte mahremiyet eğitiminin temeli atılmış olur.
dilerim hiçbir çocuk, hiçbir melek bu bilgileri kullanmak zorunda kalmaz ama biz yine de önlemimizi alalım.
devamını gör...
karl marx
marx diyalektiği ile hegel diyalektiği arasındaki en önemli fark sadece idealizm ve mateyalizm tabanına dayanması değildir. diyalektik sürecin kendisi de farklıdır.
hegel de sentez oluşurken tez antitez birleşir, fakat marx'da tez antitez'le çatışır, bir farktır diyebiliriz. hegel'de sentez kümülatifken, marx'ta sıçramalıdır.
bu neden önemli; 20yy bilim felsefesi oluşurken hegel diyalektiği bizi doğrulanabilirlik iilkesine götürürken, marx diyalektiği önce ''paradigma'' kavramına, (t.kuhn) arkasından yanlışlanabilirlik ilkesine götürür.
hegel de sentez oluşurken tez antitez birleşir, fakat marx'da tez antitez'le çatışır, bir farktır diyebiliriz. hegel'de sentez kümülatifken, marx'ta sıçramalıdır.
bu neden önemli; 20yy bilim felsefesi oluşurken hegel diyalektiği bizi doğrulanabilirlik iilkesine götürürken, marx diyalektiği önce ''paradigma'' kavramına, (t.kuhn) arkasından yanlışlanabilirlik ilkesine götürür.
devamını gör...
kedilere verilecek isimler
tekila.
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
sevgili normal sözlük yazarları,
dergi ekibi olarak öncelikle katkıda bulunan, kıymetli yazılarını bizlerle paylaşan her bir yazara çok teşekkür ediyoruz. paylaştıklarınız bizler için çok kıymetli ve belirli zaman aralıkları ile bunlara dergide yer vermek, onları sözlük dergi'nin bir parçası yapmak da öyle. zamanla emek verdiğiniz o metinleri dergi bünyesinde göreceksiniz.
ancak takdir edersiniz ki bazı yazıları üzülerek yayımlayamıyoruz. peki bize hüzne boğan bu kararı almamızdaki sebep ne derseniz?
öncelikle daha önce sözlük dergisi duyurularındaki #610615 no'lu tanımda belirli kriterler belirlemiştik, bu kriterlere uymayan ya da pek kısacık yazılmış metinleri yayımlamamak gibi bir politikamız var. ama inanıyoruz ki siz çok daha iyilerini yazacak ve de o sayfalardaki yerinizi alacaksınız.
sevgilerimizle...
sözlük dergi mürettebatı
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışa vurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
dergi ekibi olarak öncelikle katkıda bulunan, kıymetli yazılarını bizlerle paylaşan her bir yazara çok teşekkür ediyoruz. paylaştıklarınız bizler için çok kıymetli ve belirli zaman aralıkları ile bunlara dergide yer vermek, onları sözlük dergi'nin bir parçası yapmak da öyle. zamanla emek verdiğiniz o metinleri dergi bünyesinde göreceksiniz.
ancak takdir edersiniz ki bazı yazıları üzülerek yayımlayamıyoruz. peki bize hüzne boğan bu kararı almamızdaki sebep ne derseniz?
öncelikle daha önce sözlük dergisi duyurularındaki #610615 no'lu tanımda belirli kriterler belirlemiştik, bu kriterlere uymayan ya da pek kısacık yazılmış metinleri yayımlamamak gibi bir politikamız var. ama inanıyoruz ki siz çok daha iyilerini yazacak ve de o sayfalardaki yerinizi alacaksınız.
sevgilerimizle...
sözlük dergi mürettebatı
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışa vurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
devamını gör...
doğru eşi bulma yöntemi
napolyon misali yenile yenile.
kavun karpuz değiller çünkü.
besmele ile niyet edip yola çıkmalı.
sonrası takdiri ilahi.
kavun karpuz değiller çünkü.
besmele ile niyet edip yola çıkmalı.
sonrası takdiri ilahi.
devamını gör...
saraybosna
1.dünya savaşının başladığı, bosna savaşının ilk kurşunun atıldığı, içinden nehirler akan, tarihi (bkz: başçarşı)'sı olan avrupa' nın onda aklı kaldığı mazlum güzel (bkz: evlad-ı fatihan) olan şehir.
devamını gör...
seni asla bırakmayacağım
fanilerden haddi aşan sözler.
edit :
hepsi -yalan
hani bensiz bir hiçtin?
"nefes bile almak zor" derdin
ben senin her şeyindim
yalan, yalan
gözü görmez başkasını
senle ben elmanın iki yarısı
bir ömür boyu beraber
yalan, yalan
şimdi gördüm gerçek yüzünü
güne açan çiçekler gibiyiz
yalan, yalan
öyle saf ki sevgimiz
yalan
ayıramaz bizi hiç kimse
yalan, yalan
ölene dek beraberiz
yalan
güne açan çiçekler gibiyiz
yalan, yalan
öyle saf ki sevgimiz
yalan
ayıramaz bizi hiç kimse
yalan, yalan
ölene dek beraberiz
yalan
edit :
hepsi -yalan
hani bensiz bir hiçtin?
"nefes bile almak zor" derdin
ben senin her şeyindim
yalan, yalan
gözü görmez başkasını
senle ben elmanın iki yarısı
bir ömür boyu beraber
yalan, yalan
şimdi gördüm gerçek yüzünü
güne açan çiçekler gibiyiz
yalan, yalan
öyle saf ki sevgimiz
yalan
ayıramaz bizi hiç kimse
yalan, yalan
ölene dek beraberiz
yalan
güne açan çiçekler gibiyiz
yalan, yalan
öyle saf ki sevgimiz
yalan
ayıramaz bizi hiç kimse
yalan, yalan
ölene dek beraberiz
yalan
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
en iyi 155. yim.. bunu kutlayalım..
devamını gör...
insanları aşağılayan başlıklar açmak
(bkz: hem çirkin olup hem profiline foto koyan yazar)
(bkz: kafa sözlük kadınlarının güzel olmadığı gerçeği)
(bkz: fakir varoşların sürekli olarak zenginlere çatması)
son yarım saattir sözlüğün gündemi bu başlıklar. biri birine * kendinde üstün gördüğü şeyler üzerinden sallıyor ve gündem yaratmaya çalışıyor ama aslında nefret topluyorlar. en kötüsü de bundan zevk alıyorlar.
artık buna bir dur mu desek?
(bkz: kafa sözlük kadınlarının güzel olmadığı gerçeği)
(bkz: fakir varoşların sürekli olarak zenginlere çatması)
son yarım saattir sözlüğün gündemi bu başlıklar. biri birine * kendinde üstün gördüğü şeyler üzerinden sallıyor ve gündem yaratmaya çalışıyor ama aslında nefret topluyorlar. en kötüsü de bundan zevk alıyorlar.
artık buna bir dur mu desek?
devamını gör...
yolda görsem selam vermem diyeceğimiz ünlüler
acun ılıcalı.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
ben sana hiç o gözle bakmadım
devamını gör...
