incil
bugün avrupa'nın geldiği noktayı incil'e bağlayan yazarıda gördük. gerçekten ilginç. müslümanlara yada pagan avrupa'lılara karşı yapılan haçlı seferlerini, engizisyon mahkemelerini, cadı avlarını duymamış yazarımız. galiba avrupa'yı, hristiyan olduğu günden beri bugünkü şartlarda yaşıyor sanıyor.
devamını gör...
ölen kadınlara acımıyorum çünkü kapalı değiller
ölen kapalı kadınlarda var, onlar için ne diyeceksiniz peki sübhaneke bilmiyordu acımadım mı?
devamını gör...
cümleyi anlatabiliyor muyum diye bitiren tip
ara ara benim de kullandığım bir kalıptır. karşımdaki insana "anladın mı?" demek yerine "anlatabildim mi?" demeyi tercih ediyorum. olumlu bir iletişim için de gerekli olduğunu düşünüyorum zira çoğu zaman kafamızın içinden geçirdiklerimizi düzgün bir şekilde ifade edemiyoruz.
devamını gör...
öz saygı
insanın kendine verdiği değerdir. öz saygı, kişinin hayat enerjisini, motivasyonunu, kendine olan inancını yükseltir. insanın kendisine saygısı olursa, hayata daha pozitif yönden bakar. aslında biraz kendini sevmeyle bağıntılı bir tabir. öz sevgi varsa öz saygı da vardır.
hatalarımızı kabul etmek, kendimizi eleştirmek, çevreden gelecek eleştirilere açık olmak öz saygıyı temsil eder. kendine saygısı yüksek olan kişiler, tartışmaktan fikirlerini dile getirmekten asla korkmazlar. başarı gosterdiklerinde kendilerini takdir ederler keza başka insanları da başarılarında takdir ederler. diğer insanlarla aralarında sevgi dolu ve saygıli ilişkiler içerisindelerdir. herhangi bir olayda yapıcı olmaya çalışırlar. geçmişte yaşanan olaylara değil de anı yaşamaya çalışırlar.
mesela, zor bir sınava girip düşük olan bir öğrencinin öz saygısı yüksekse, sınava yeterince çalışmadığını, sorunlarinsa beklediğinden zor olduğunu düşünecektir. kendine hakaret edip önündeki sinavlarda da başarısız olacağını düşünmez. gibi gibi şeyler.
hatalarımızı kabul etmek, kendimizi eleştirmek, çevreden gelecek eleştirilere açık olmak öz saygıyı temsil eder. kendine saygısı yüksek olan kişiler, tartışmaktan fikirlerini dile getirmekten asla korkmazlar. başarı gosterdiklerinde kendilerini takdir ederler keza başka insanları da başarılarında takdir ederler. diğer insanlarla aralarında sevgi dolu ve saygıli ilişkiler içerisindelerdir. herhangi bir olayda yapıcı olmaya çalışırlar. geçmişte yaşanan olaylara değil de anı yaşamaya çalışırlar.
mesela, zor bir sınava girip düşük olan bir öğrencinin öz saygısı yüksekse, sınava yeterince çalışmadığını, sorunlarinsa beklediğinden zor olduğunu düşünecektir. kendine hakaret edip önündeki sinavlarda da başarısız olacağını düşünmez. gibi gibi şeyler.
devamını gör...
tanımlarda ayrı mesaj kutusunda ayrı bir insan olmak
burada "şöyle kaliteli, böyle mükemmel" diye övülen adamın, erkek cinsel organı görmek için discord'da günlerce kadın taklidi yapmasından sonra şaşırtmayan hadise.
devamını gör...
düğünlerdeki inanılmaz mantık hatası
düğün gereksiz bir oorganizasyondur.sade bir nikahla dünya evine girilir ve aşık olunan kişi ile çok güzel bir balayına gidilir. hayalimiz budur.
devamını gör...
nevşin mengü
2 mayıs 1982 yılında ankara'da doğan ve 39 yaşında olan gazetecidir. türkiye'de muhalif gazeteci denilince ilk 10 da karşımıza çıkan hanımefendidir. televizyonculuğa ilk defa 2005 (23 yaşında) yılında (bkz: haber türk) te muhabirliğe başlayan nevşin hanım bu kanalda kadınlar kulübü programını sundu. yaklaşık bir yıl bu kanalda çalıştıktan sonra türkiye radyo ve televizyon kurumu na prodüksiyon ve iletişim hizmetleri sağlayan (bkz: one ajans) ta çalıştı. (bkz: hürriyet gazetesi), (bkz: cnn türk) gibi birçok televizyon ve gazete de çalışan gazeteci şuan hali hazırda herhangi bir tv veya gazetede çalışmıyor. onun yerine youtube da kendi kanalında olaylara kendi perspektifinden bakarak anlatıyor. ana akım medyanın haber niteliği yapmadığı gerçeğini düşünürsek çokta doğru yapmış. geçtiğimiz günlerde babası; avukat (bkz: şahin mengü) nün vefatı hepimizi üzmüştür.
özgürlüklere bakış açısı ve kimlikleri tanıma anlamında liberal olduğunu bir röportajda dile getirmiş ve eklemiştir; çocukluğumdan beri vejetaryanım.
everest yayınlarının hazırladığı insanın düşünmekten canı yanar mı ve iletişim yayınlarının hazırladığı (bkz: herkes istediği gibi yaşasın) isimli iki kitabı vardır.
özgürlüklere bakış açısı ve kimlikleri tanıma anlamında liberal olduğunu bir röportajda dile getirmiş ve eklemiştir; çocukluğumdan beri vejetaryanım.
everest yayınlarının hazırladığı insanın düşünmekten canı yanar mı ve iletişim yayınlarının hazırladığı (bkz: herkes istediği gibi yaşasın) isimli iki kitabı vardır.
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması saçmalığı
kaç gündür bu başlığı görmekten sıkıldım. asıl saçmalık sizin küfürsüz olduğunu bile bile sözlüğe gelebilmeniz, burda kalmakta ısrarcı olmanız ve boş laf yapmanızdır. bilin istedim!
devamını gör...
iltifat mı hakaret mi olduğu belli olmayan cümleler
"tam yavşak ya" vurgusuna göre değişir iltifat mı hakaret mi olduğu.
devamını gör...
kitap yazacak olsanız adı ne olurdu sorusu
bir ömür nasıl yaşanmaz
devamını gör...
5 mart 2021 elektrikli araçlara ötv zammı
elektrikli araçlara geçen ay gelen ötv zammına bir yenisinin eklenmesi gündemde. 120 kw üzerindeki elektrikli araçların ötv'sinin yüzde 60'dan yüzde 110'a çıkarılacağı öğrenildi.
buradan
devamını gör...
bosna'ya gönderilecek 30 bin covid aşısı
acaba bosna'da 15bin tane aktroll mü var diye düşündüm bir an. neden 30bin? üstteki arkadaş zekat demiş ama 40ta 1 hesabına uymuyor.* var bu işte bir bit yeniği ya hadi hayırlısı.
devamını gör...
en iyi film replikleri
"bu kaltakla aynı mahallede büyüdük. mevlanakapı'da… babası zabıtaydı. alkolik, hasta bi' adamdı rahmetli, erkenden de gitti zaten. bu anasıyla yoksul, perişan… bizim tuzumuz kuruydu, hacı babam yapmış bi' şeyler. bi' de zagor vardı. bizim eski evin kiracısının oğlu. babası filmciydi yeşilçam'da. cepçilik, arpacılık, her yol vardı itte. ama sevimli, yakışıklı oğlandı. bizimkine âşık etmiş kendini. ben efendi oğlanım, okul mokul takılıyorum o zamanlar. öylece büyüdük gittik işte. ne bok varsa, hep askerliği beklerdim. dört sene kaldı, üç sene kaldı… sonunda o da geldi, gittik. bizde de herkes bunu bekliyormuş, gelir gelmez yapıştılar yakama. ev düzüldü, kız bulundu, çeyiz falan filan… nikâhlandık. iki taksi, bi' dükkân verdi peder. dükkânda koltuk moltuk satardım. bi' gün bu orospu çıkageldi. hiç unutmam, görür görmez cız etti içim. böyle basma bi' etek dizine kadar, çorap yok, üstünde açık bi' bluz, saçlar maçlar… pırlanta anlayacağın. şunun bunun fiyatını sordu, dalga geçti benimle. kanıma girdi o gün. tabii taktım ben bunu kafaya. ertesi gün bi' soruşturma… dediklerine göre yemeyen kalmamış mahallede. ama asıl zagor'a kesikmiş. zagor'da kaftiden içerde o sıra. bi' gün süslenmiş püslenmiş, zırt, geçti dükkânın önünden. yazıldım peşine. tuhafiyeciye gitti, pastaneden çıktı; minibüs, otobüs, geldik sağmalcılar'a, benim içimde bi' sıkıntı… işi anladım tabii; zagor'u ziyarete gidiyor. bi' tuhaf oldum, piçi de kıskandım. uzatmayalım, çaresiz evlendik ötekiyle. o ara zagor içerden çıktı. sonra bi' duyduk, kaçmış bunlar. altı ay mı, bi' sene mi, kayıp. hep rüyalarıma girerdi orospu. o gün dükkâna gelişini hiç unutamadım. benimkine bile dokunamaz oldum. sonra bi' daha duyduk ki, iki kişiyi deşmiş zagor; biri polis, ikisinin de gırtlağını kesmiş. karakolda beş gün beş gece işkence buna… arkadaşlarının öcünü alıyorlar. kaltağa da öyle… önce öldü dediler zagor'a, sonra komalık. ankara'da oluyor bunlar. bizimki bi' gün çıkageldi mahalleye. zagor içerde, en iyisinden müebbet. bi' sabah dükkâna geldim, baktım bu oturuyor. önce tanıyamadım. anlayınca içim cız etti. cız etti de ne? tornavida yemiş gibi oldu. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz bi' surat… ama bu sefer başka güzel orospu… orhan'ın şarkıları gibi… kalktı böyle, dimdik konuşmaya başladı. dedi 'para lazım, çok para.' zagor'a avukat tutacakmış. ilerde öderim, dedi. esnafız ya biz de, "nasıl?" diye sormuş bulunduk. orospuluk yaparım, dedi. 'istersen metresin olurum.' içime bi' şey oturdu, ağlamaya başladım, ama ne ağlamak! işte o gün bi' inandım, orospuyla tam yirmi yıl geçti. uzatmayalım, zagor'a müebbet verdiler. ama rahat durmaz ki piç! ha birini şişledi, ha firara teşebbüs; o şehir senin bu şehir benim, cezaevlerini gezip duruyor. orospu da peşinden… sonunda dayanamadım, ben de onun peşinden… önce dükkân gitti, ardından taksiler. karı terk etti, peder kapıları kapadı. yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem, zanaat yok. bu tınmıyor hiç. ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyor milletin altına. gel dönelim diye çok yalvardım. 'evlenelim, pederi kandırırım, zagor'a bakarız.' yok. kancık köpek gibi izini sürüyor itin. ne yaptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim istanbul'a. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kâr etmedi. her seferinde yine peşinde buldum kendimi. bi' keresinde döndüm, biriyle evlenmiş bu, hamile… beni abisiyim diye yutturduk herife. nedense rahatladım, oh dedim, kurtuluyorum. bu da akıllanmış görünüyor. yüzü gözü düzelmiş, çocuk diyor başka bi' şey demiyor. sinop'ta oluyor bunlar. ben de döndüm istanbul'a. doğumuna yakın zagor bi' isyana karışıyor gene. hemen paketleyip diyarbakır cezaevine postalıyorlar. çok geçmeden bizimki depreşiyor gene. o halinle kalk git sen diyarbakır'a, üç gün ortadan kaybol… herif kafayı yiyor tabii. dönünce bi' dayak buna, eşşek sudan gelinceye kadar. kızın sakatlığı bu yüzden. sonra çocuğu doğuruyor. durum hemen anlaşılmamış. ortaya çıkınca bi' gece esrarı çekip takıyor herife bıçağı. çocuğu da alıp vın diyarbakır'a, zagor'un peşine. allah'tan herif delikanlı çıkıyor da şikâyet etmiyor. ben o ara istanbul'da taksiden yolumu buluyorum. epey bi' zaman böyle geçti. yine her gece rüyalarımda bu… zagor'un diyarbakır ceza evinde olduğunu duymuştum o sıralar. bi' gece bi' büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabii. bi' ara gözümü açıp baktım karlı dağlar geçiyor. bi' daha açtım, başımda bi' çocuk. kalk abi, diyarbakır'a geldik, diyor. baktım, sahiden diyarbakır'dayım. bi' soruşturma… kale mahallesi vardır oranın, bi' gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç şaşırmadı. hiç bi' şey demedik.
o gece oturup düşündüm. 'oğlum bekir!' dedim kendi kendime. 'yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi.' o gün bugün usul usul yürüyorum işte."
(bkz: masumiyet)

okumaya üşenenler için
o gece oturup düşündüm. 'oğlum bekir!' dedim kendi kendime. 'yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi.' o gün bugün usul usul yürüyorum işte."
(bkz: masumiyet)

okumaya üşenenler için
devamını gör...
çocukluğunu unutmak
bazıları da hiç çocuk olmaz, ailede öyle büyük dertler vardır ki anne babalarına ebeveynlik etmekten çocuk olduğunu bile unuturlar.. sonra da o unutulamayan ve yaşanamamış olan çocukluğun yasını tutarlar.. hiç çocuk olmaya fırsat bulamamış olanlar, ömür boyu çocuklar gibi özgürce hareket etmenin hasretini yaşarlar...
devamını gör...
sözlüğün ekşimeye başlaması
sol akışta boş konularda boş muhabbetler yapan, aklına gelen her naneyi başlık haline getiren, patavatsız, görgüsüz yazarlardan, trollcüklerden dolayı meydana gelen durumdur.
yoksa birbirini öven, beğenen ya da karikatür paylaşanlar yüzünden ekşime gibi bir durum söz konusu değildir!
yoksa birbirini öven, beğenen ya da karikatür paylaşanlar yüzünden ekşime gibi bir durum söz konusu değildir!
devamını gör...
sözlük yazarlarının okudukları ilk kitap
kapağı yırtıldığından ötürü adını anımsamıyorum ama kalınca bir hikaye kitabıdır. içinde farklı farklı onlarca hikaye vardı. okumayı daha bilmiyor oluşumdan annem okurmuş içindeki hikayeleri (bunu yazarken gidip sordum bazı hikayeleri hâlâ hatırlıyormuş açıp birlikte birkaç hikaye tekrar okuduk) ama okumayı öğrendikten sonra defalarca hatmetmiştim kitabı o ayrı. babam bir alışveriş merkezinden almış, ona dair nadir güzel bir anı. velhasıl yeri bende çok başkadır aynı zamanda bu kadar uzun süre saklayabildiğim de başka hiçbir şeyim yoktur.
edit: bir arkadaş sayesinde kitabın adını da öğrenmiş oldum. kendisine buradan sevgiler saygılar. buradan
edit: bir arkadaş sayesinde kitabın adını da öğrenmiş oldum. kendisine buradan sevgiler saygılar. buradan
devamını gör...
bir sözlüğü kalitesiz yapan detaylar
cinsiyet üzerinden onyargi ile açılan başlıklar, başka sözlükler hakkında konuşmak, biz eskiden orda burda bunları yapardık havaları, yazar kavgalarının akışa taşınması, saygısız, düşüncesiz ifadeler, aklına gelen her saçmalığın ifade özgürlüğü adı altında diğerlerine dayatilmasi. gibi durumlardir bana göre.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük zaafları
fikrini dürüstçe, kıvırmadan çatır çatır söyleyen insanlara zaafım var. var olsunlar.
devamını gör...
özdemir asaf
"insanın büyüdükçe mi artıyor dertleri , yoksa insan büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri?"
"bakarken kıyamamak mı yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?" sözlerinin sahibi naif şairimiz.
"bakarken kıyamamak mı yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?" sözlerinin sahibi naif şairimiz.
devamını gör...


