eskiden avrupada ve müslüman ülkelerde, bu dünyadan erken kurtuluş anlamına geldiği için 'cennete bilet' olarak görülen bulaşıcı hastalıktır.
devamını gör...

peynir tabağı.
devamını gör...

bu prenses bildiğimiz prenseslere benzemiyor. ne saçlarını salıp kendini prensin gelip kurtarmasını bekliyor, ne de uzun uykusundan prensin öpücüğü ile uyanıyor.
kendisine uzattığın o saçlarını topla artık rapunzel demek istediğim sözlük yazarı ve nadide arkadaş.
devamını gör...

yönetmen koltuğunda rupert julian bulunan, müziklerini sam perry'nin üstlendiği, gaston leroux'nün romanından esinlenerek beyazperdeye taşınmış, 1925 yılında amerika birleşik devletlerinde vizyona girmiş, gotik-korku filmi.

filmin konusundan kısaca bahsedeyim, hayır spoiler yok.

1890'ların paris'ine gidiyoruz, her şey çok iyi, çok hoş. opera binasına tuhaf mektuplar gelmeye başlar, bu mektuplar en büyük hayali opera sanatçısı olmak olan christine ablamızın yıldızının parlaması için tehdit mektupları içermektedir... insanlar bu mektubu gönderenin kim olduğunu merak ederler ama en ufak bir iz bulamazlar, e hal böyle olunca ister istemez hayalet dedikoduları yayılmaya başlar, insanlar opera binasında bir hayaletin dolaştığını söylemeye başlarlar... yavaş yavaş yıldız olma yolunda ilerleyen christine ise çoktan hayalet ile iletişime geçmiş, geceleri duvarların arkasından onunla konuşmaya başlamıştır...

gotik korku dendiği vakit insanın aklına gelen birkaç klasik var, işte bu klasiklerden birisidir bu film. her kısmıyla insanı gizemin içerisine çekiyor, ilerleyen zamanlarda yerini hoş bir korku alıyor ve yavaş yavaş korku yerini gerilimin en iyisine bırakıyor. oyunculuklar tiyatral olmasına rağmen *tabi, döneminde çok normal* hiç sırıtmadan gayet güzel göz dolduruyor, hayalet'i oynayan kişi gerçekten bir hayaletmiş gibi izlenim veriyor insana, dahası da film 1 saat 30 dakika olmasına rağmen bir içim su gibi 20 dakikada bitiyor sanki, her kısmıyla hem geçtiği dönemi göstermesi, hem de günümüz sinema anlayışını takdir edilesi biçimde tatmin ediyor.

müzikal kısım ise şa-ha-ne! tekrar tekrar izlenilecek ve hatta boş zamanlarda soundtracki dinlenecek nadir eserlerden birisi benim için. geçirdiği restorasyon da filmi birkaç kat öteye taşımış adeta, fena halde insanı içine çeken bir atmosfer oluşturmuş.

benden 10/8.6 aldı, boşuna şaheser demiyorlar.
devamını gör...

şaka gibi ama gerçek. hemen profilime girip on küsür üzeri entrymi beğenmeye çalışın bakın ne oluyor.*
devamını gör...

t: bir grup kadının kendi kılıyla ilgili karar cümlesi.
istemeyen* almaz tabii, bize karışmak düşmez. bu durumda dudağının üstünü sürekli yalayan kadınlar göreceğiz demektir. çünkü bıyığımızın çıkıp çıkmadığını genelde dilimizle kontrol ederiz. hepimiz doğu avrupalı gülleci olmadığımız için bıyık bölgesinde çıkan ince ve sarı kılların aynada görünmesi zordur. dil kontrolü asla yanıltmaz. dilinizi dudağınızın üstünde burnunuza doğru sürdüğünüzde ancak kılları hissedersiniz. aldırdıktan sonra ise kalan var mı diye yine aynı işlem yapılır. bu zevkli de bir şeydir. dudağınızdaki çatlak olduğunda ya da diş operasyonu geçirğinizde ya da damağınız yandığında sürekli orayı yalayarak dilinizle kontrol etmekten kendinizi alamamanız gibi; yani dudak üstünde kıl varsa insan orayı sürekli yalamak ister.
devamını gör...

paralel evrenler nedir, ne değildir, çoklu evrenlerden bir farkı var mı?

olayın bilimsel açıklaması nedir, fantastik bir bakış açısıyla düşününce hayal gücümüz bizi nerelere götürür, sinema dünyasındaki yansımaları nasıl gibi konularla karşınızdayız bu hafta. kemerlerinizi sıkıca bağlayın ve evrenler arasında bir yolculuğa hazır olun.

bu akşam 20:00'de agora meyhanesi'nde...

edit: canlı yayındır. bilginize efendim.
devamını gör...

ben hoşlanmadığım bi yazarı itiraf etsem olur mu? var böyle biri. aşırı irrite oluyorum kendisine. *
devamını gör...


ailevi problemler ve ebeveyn tutumlarıdır. ebeveynleri ayrılmış veya sürekli kavga eden ve problemler yaşayan ailelerin çocuklarında özgüven eksikliği fazlaca görülür.

kişinin olumsuzluklara çok fazla takılması ve bu durumun çok uzun sürmesi özgüven eksikliği oluşmasının nedenlerinden biridir. bir dersten beklediği notu alamaması sonucu ümidini yitirmesi özgüvenin kırılmasına yol açabilir.

ailenin ve yakın çevrenin beklentilerinin çok yüksek olması ve sürekli yapılanların ağır bir şekilde eleştirilmesi kişinin pes etmesine ve kendine olan güvenin sarsılmasına yol açabilir. üzerlerinde sürekli bir baskı hisseden ve kendi kararlarını verip bu kararları uygulamaları engellenen çocuk ve yetişkinlerde zamanla özgüven eksikliği oluşmaktadır. kişinin kendine olan güvensizliğin yanı sıra çok uç noktalarda hedefler belirlemesi ve başarısızlığa uğraması da özgüven eksikliğine neden olmaktadır.

özgüven eksikliğinde çevresel faktörlerin yanı sıra kişinin karamsar olması da sıkça görülen nedenlerdendir.
devamını gör...

gelmiyor bu gece. sebebi kesinlikle bu yapay ışık mevzusu. beynimiz uyuyacağı ve uyanacağı zamanı bilir. bizim gibi telefonu elinden bırakmayanlar ise yapay ışıktan uyuyamaz. beyin telefon ışığını güneş gibi algılar. başta beyin çok slk ehe ehe .s diyorsunuz ama beyniniz sandığınızdan daha zeki.

yapay ışık kaynakları şunun şurasında hayatlarımıza gireli ne kadar oldu ki? belki birkaç yüzyıl.. onun dışındaki zamanlarda beynimiz bizlere birer yol gösterici konumunda olmuştur. hava kararmışken uyu komutu verirken; aydınlanınca uyan demiştir. hadi azıcık daha açıklayayım: bir anda uyanmıyorsunuz değil mi? genelde yavaş yavaş ayrılma süresi vardır. çünkü güneş ışığı ya da artık başka ne uyaran varsa uykunun dağılmasına sebep olur.

dip: uyandığımda editleyebilirsem belki madalya alırım.
devamını gör...

boşluğa düşüyorum. ee şimdi napacaksın diye kendime sorup üzülüyorum.
devamını gör...

genelde kafası iyi anlamında kullanılmaktadır. eskişehir ve özellikle kocaeli'de yaygın kullanımı vardır.
devamını gör...

ilkokullarda elimizde duran türkçe sözlük gibi tanım yapmaktır amacın ne olduğu kestirilemez ama hani türkçe sözlük istesek tdk ile iş birliği yapardık. interaktif sözlüklerin amacı biraz olsun başlığın karşılığını vermek biraz olsun kendi yorumunu katmaktır.
devamını gör...

ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
dinmez! gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
dinmez! ebedi özleyişin bestesidir bu!
hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
tek bendeki volkanları söndürse denizler!
hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'kaabil'
imkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

mehtaplı yüzün tanrı'yı kıskandırıyordur.
en hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...
devamını gör...

1900 yılında çok sevdiği arkadaşı picasso ile birlikte dünya fuarı için paris'e geldiler. burada montmartre bölgesinde boş bir stüdyo tuttular. ikili birçok plan yapmak istiyordu ve hayatın daha başındaydılar. o sıralarda germaine ve odette isimli modeller de yanlarında bulunuyor, onlara yardım ediyordu. bu birliktelikte casagemas germaine'e âşık olmuştu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
casagemas'ın ölümü


germaine'i çok seviyor, ona sürekli aşkından bahsediyordu. bu derin duygular bir türlü karşılık bulmuyor casagemas'ı çok üzüyordu. artık casagemas sürekli intihar etmekten bahsediyordu. hatta bir keresinde kendini öldürmeyi denemişti ama başarısız oldu. picasso arkadaşının bu durumuna daha fazla dayanamadı ve ona paris'ten uzaklaşarak bir tatile çıkmayı teklif etti. casagemas bunu kabul edecekti. bunun üzerine birlikte ispanya'ya gittiler. ispanya tatili dönüşünde casagemas hala germaine'i düşünüyor ve onu aklından çıkaramıyordu.

picasso'dan habersiz paris'e geri döndü. hippodrome cafe'de bir veda buluşması düzenledi. germaine'i ve birkaç arkadaşını buluşmasına davet etti. gece saat dokuz sularında casagemas evlilik teklifini yineledi. germaine ise yine reddetmişti. bu duruma sinirlenen casagemas gece boyunca yanında taşıdığı silâhı germaine' in üzerine ateşledi. mermi germaine'i vuramamıştı ama yere düşürmüştü. o esnada bunu gören casagemas namlunun yönünü değiştirdi ve sağ şakağından kendini vurdu.

picasso bu trajik olaydan sonra kendini toparlayamaz ve paris'e geri döner. casagemas ile tuttukları stüdyoda germaine ile çalışmaya devam ederler ve bir ilişkiye başlarlar. picasso casagemas'ı kaybetmesinden sonra "casagemas'ın ölümü" isimli tabloyu yapmıştır. bu tablodan sonra picasso için "mavi dönem" başlamış olur. artık tablolarında mavi tonları kullanacak, kendisi için mavi karakteristik bir renk haline gelecektir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: insan)

ötesi yok.
devamını gör...

pazar alışverişi mantıklı olsada bir türlü sevemediğim yerlerdir pazarlar. satıcıların ısrarcı oluşu, 1 isteyip 2 vermeleri, beğendiğin ile aldığının bir olmaması filan rahatsız edici. bir de ben seçemiyorum sanırım. ya kazıklıyorlar beni ya da aldığım her şey çarık çürük çıkıyor. heralde tezgahın öbür tatafından bakınca;” saf bu! biz bunu dolandırırız, oh mis” gibi görünüyorum. böyle görününcede öndeki güzelleri gösterip arkadaki dandikleri kakalıyorlar. ne zaman pazara gitsem eve geldiğimde bir daha gitmemeye yemin ediyorum. pazar güzel de bazı pazarcıların fıtratı güzel değil.
devamını gör...

illa ki bir sebebi ve hikayesi olan lakaplardır, öyle durduk yere takılmaz.

mesela bizim köyde vaktiyle ibrahim adında şaşı bir adam varmış. herifin ismi '' yangöz ibraam'' kalmış.
devamını gör...

buyrunuz;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o sözün orada olduğu ve bugüne uyduğu gerçeğini değiştirmiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim