bir japon inanışına göre
bir japon inanışına göre süslenme süreniz 5 dakikayı geçiyorsa çirkinsinizdir... oldu mu şimdi japon kardeşlerim. isviçreli bilim adamlarından vazgeçmeyelim.
devamını gör...
normal sözlük'teki en iyi kapak fotoğrafı
benim kapak fotoğrafımda fena sayılmaz hani. (bkz: ivan milinski) kardeşime de teşekkürü borç bilirim ayrıca.
devamını gör...
iqbal masih
pakistan’da doğan ve kısacık ömrü talihsizliklerle geçen fakir bir çocuk iqbal masih.
iqbal, pakistan’ın en fakir yerlerinden olan mudrike’de doğdu. baba evi terk edince annesi borçlarla baş başa kaldı. o dönem ağabeyi evlenecekti ama para yoktu. annesi de 600 rupi karşılığı onu bir halı tüccarına köle olarak rehin verdi. henüz 4 yaşındaydı. hepimizin oyun oynadığı,eğlendiği yaşta o zavallı küçük bedeni ağır işlerde çalışmak zorunda kaldı. o dönem halıcılar mafyalaşmış, küçük çocuk çalışanlarından oluşan işçileri köle gibi çalıştırıyorlardı. haftanın 7 günü 14’er saatten. peki niye halı tüccarları küçük çocuk çalıştırıyordu? elleri küçük olduğu için sık dokunabilecek halıları daha iyi dokudukları için. bu nedenle az bir yemek ve suyla,iki büklüm çalıştırarak hızla büyümelerinin de önüne geçiyorlardı. iqbal bu şartlarda çalışırken omurgası da yamulmuş , 10 yaşlarındayken yarı yaşındakilerinin vücuduna sahipti.
iqbal zeki bir çocuktu, diğer çocuklardan daha bilinçliydi. çocuk işçi çalıştırmanın yasak olduğunu öğrenince fabrikadan kaçarak soluğu polis merkezinde aldı. o dönem bu mafya polisi de rüşvete bağlamıştı. polisler onu kolundan tutup, fabrikaya geri getirdiler.
fabrikada çalışıp bir yandan da kaçma planları yapıyordu. bu şartlar altında çalışılmaz, çalıştırılmazdı. hayatını kurtaran ise bandod labour liberation found (köle emeği özgürlük cephesi) adlı bir örgütün kasabada toplantı yapacağını öğrenmesi oldu. arkadaşlarından yardım alarak fabrikadan kaçtı ve toplantıya katıldı. toplantıda tefecilik borcunun (tengri) yasadışı olduğunu öğrendi. aktivistlere durumu anlattı ve onlara sığındı. bu grup yardımıyla tüm evrakları topladı ve grupla birlikte fabrikaya gitti. elindeki evrakları fabrika sahibine elden kendi verdi ve arkadaşlarına seslendi: ‘korkmayın. her şeyi öğrendim. artık özgürsünüz’.
özgürleştikten sonra bllf yardımıyla abd’ye gitti. 4 senelik eğitimi 2 senede bitirdi. dünyada bir çok yerde konuşmalar yaptı. öyle ki çocuk işçi çalıştıran tüm mafyalar ondan korkar oldu. bir çocuğun uyanışı, tüm çocukların uyanışı oldu.
henüz 12 yaşındayken, köle işçi çalıştırdığı iddia edilen bir çiftçi tarafından vahşice katledildi. kapitalizmin, köleliğin, haksızlığın karşısında ufacık bedeniyle savaştı. 12 yıllık hayatında milyonlarca çocuğa umut oldu. umarım gittiğin yerde mutlusundur zavallı iqbal.
iqbal, pakistan’ın en fakir yerlerinden olan mudrike’de doğdu. baba evi terk edince annesi borçlarla baş başa kaldı. o dönem ağabeyi evlenecekti ama para yoktu. annesi de 600 rupi karşılığı onu bir halı tüccarına köle olarak rehin verdi. henüz 4 yaşındaydı. hepimizin oyun oynadığı,eğlendiği yaşta o zavallı küçük bedeni ağır işlerde çalışmak zorunda kaldı. o dönem halıcılar mafyalaşmış, küçük çocuk çalışanlarından oluşan işçileri köle gibi çalıştırıyorlardı. haftanın 7 günü 14’er saatten. peki niye halı tüccarları küçük çocuk çalıştırıyordu? elleri küçük olduğu için sık dokunabilecek halıları daha iyi dokudukları için. bu nedenle az bir yemek ve suyla,iki büklüm çalıştırarak hızla büyümelerinin de önüne geçiyorlardı. iqbal bu şartlarda çalışırken omurgası da yamulmuş , 10 yaşlarındayken yarı yaşındakilerinin vücuduna sahipti.
iqbal zeki bir çocuktu, diğer çocuklardan daha bilinçliydi. çocuk işçi çalıştırmanın yasak olduğunu öğrenince fabrikadan kaçarak soluğu polis merkezinde aldı. o dönem bu mafya polisi de rüşvete bağlamıştı. polisler onu kolundan tutup, fabrikaya geri getirdiler.
fabrikada çalışıp bir yandan da kaçma planları yapıyordu. bu şartlar altında çalışılmaz, çalıştırılmazdı. hayatını kurtaran ise bandod labour liberation found (köle emeği özgürlük cephesi) adlı bir örgütün kasabada toplantı yapacağını öğrenmesi oldu. arkadaşlarından yardım alarak fabrikadan kaçtı ve toplantıya katıldı. toplantıda tefecilik borcunun (tengri) yasadışı olduğunu öğrendi. aktivistlere durumu anlattı ve onlara sığındı. bu grup yardımıyla tüm evrakları topladı ve grupla birlikte fabrikaya gitti. elindeki evrakları fabrika sahibine elden kendi verdi ve arkadaşlarına seslendi: ‘korkmayın. her şeyi öğrendim. artık özgürsünüz’.
özgürleştikten sonra bllf yardımıyla abd’ye gitti. 4 senelik eğitimi 2 senede bitirdi. dünyada bir çok yerde konuşmalar yaptı. öyle ki çocuk işçi çalıştıran tüm mafyalar ondan korkar oldu. bir çocuğun uyanışı, tüm çocukların uyanışı oldu.
henüz 12 yaşındayken, köle işçi çalıştırdığı iddia edilen bir çiftçi tarafından vahşice katledildi. kapitalizmin, köleliğin, haksızlığın karşısında ufacık bedeniyle savaştı. 12 yıllık hayatında milyonlarca çocuğa umut oldu. umarım gittiğin yerde mutlusundur zavallı iqbal.
devamını gör...
temiz kalpli insan
ne arkadaşım arttı, ne yakınım. ne sevenim oldu, ne merak edenim. ne arayanım oldu, ne soranım. ismim bile unutuldu gitti.
onun için hiç tavsiye etmem dostlar...
onun için hiç tavsiye etmem dostlar...
devamını gör...
setuksimab
kras(-) wild tip kolorektal kanser tedavisinde verilen monoklonal antikordur.
bir diğer kullanılan monoklonal antikor ise panitumumab'dır.
bir diğer kullanılan monoklonal antikor ise panitumumab'dır.
devamını gör...
dionisos ve anadolu köylüsü
anadolu kültür dünyası hakkında bildiklerimizin önemli bir kısmında silinmez bir izi bulunan (bkz: metin and)'ın (bkz: yky) tarafından basılan kitabıdır.
tiyatro tarihi üzerinden incelemelerde bulunan yazarımız mezopotamya medeniyetlerinden heybetli imparatorluklar arasından yüzülen bu coğrafyanın insanları üzerine eğiliyor. önemli bir soru soruyor; bu kadar medeniyet, devlet zamanı yaşayan insanlara ne oldu? bir devlet sona erdiğinde oradaki insanlar toz mu oluyor?
türklerin anadoludaki serüveni, getirdikleri kültür, görüp kabul ettikleri ve her türlü diğer folklar temalarını dönemine göre cesurca yorumlayan, satır aralarında verdiğim muazzam bilgilerle bunu pekiştiren yazarımızın eseri bu konulara ilgi duyan herkes için okunası bir eser.
ölüm geleneklerinde saklı duran antik yunan, trakyaya taşınan orta asya ritleri, köy seyirlik oyunlarında gözlenen mezopotamya kültürün etkileri ve daha niceleri.
tiyatro tarihi üzerinden incelemelerde bulunan yazarımız mezopotamya medeniyetlerinden heybetli imparatorluklar arasından yüzülen bu coğrafyanın insanları üzerine eğiliyor. önemli bir soru soruyor; bu kadar medeniyet, devlet zamanı yaşayan insanlara ne oldu? bir devlet sona erdiğinde oradaki insanlar toz mu oluyor?
türklerin anadoludaki serüveni, getirdikleri kültür, görüp kabul ettikleri ve her türlü diğer folklar temalarını dönemine göre cesurca yorumlayan, satır aralarında verdiğim muazzam bilgilerle bunu pekiştiren yazarımızın eseri bu konulara ilgi duyan herkes için okunası bir eser.
ölüm geleneklerinde saklı duran antik yunan, trakyaya taşınan orta asya ritleri, köy seyirlik oyunlarında gözlenen mezopotamya kültürün etkileri ve daha niceleri.
devamını gör...
yaşı sorulunca kaç gösteriyorum diyen insan
her türlü düşük sallamanız gereken insandır. yaşından büyük bir sayı söylerseniz bozulacaktır.
devamını gör...
palindrom
ters ve düz okunuşu aynı olan kelime veya cümle.
örnek cümle: para hazır ama rıza harap.
örnek cümle: para hazır ama rıza harap.
devamını gör...
ölümlü dünya
“ beni, yarım saat orada insan azmanına dövdürttünüz. tekmesinden tokatına, dönen tekmesinden uçan sırtına, ensesiyle bile vücudunun her zerresi ile adam beni dövdü. bir kişi demedi ki ‘serbestciğim yardıma ihtiyacın var mı?’ adam odadaki her şeyi benimle kırdı. dolabından komodinine, havlularından yastıklarına, beni boğdu boğdu boğdu. duvara attı. boğdu boğdu, duvara attı. çığlıklar, yardım çığlıkları allah’ın belaları! bir kişi be, bir kişi. ben bu aileden değil miyim ya? ben bu aileden değil miyim ya? bir kişi gelip de napıyorsun sen burada demedi. neredeyiz biz? aynı otelde değil miyiz? ilhami abi, sen söyle ben başka bir ilde miyim? he, başka bir yerde mi dayak yedim ben? uzaklarda mı yedim de geldim? aynı yerdeyiz be!”
“ bu wireless şifresini alabilir miyim ya?”
– “verelim. u, iki u daha, birincisi küçük u ikincisi büyük u. bir, j, üç üç, üç tane üç rakamı ama üçüncüsü küçük üç. yumuşak g, altı a, k, küçük ı, altı milyon. yaz sen! iki milyar, yazıyla ama. iki milyar yazacaksın.”
“ bu wireless şifresini alabilir miyim ya?”
– “verelim. u, iki u daha, birincisi küçük u ikincisi büyük u. bir, j, üç üç, üç tane üç rakamı ama üçüncüsü küçük üç. yumuşak g, altı a, k, küçük ı, altı milyon. yaz sen! iki milyar, yazıyla ama. iki milyar yazacaksın.”
devamını gör...
kuran'daki matematiksel hata
kerrat cetveliyle kuran sağlaması yapılan başlık.
ateizm'in şartları
1 hesap makinesine iman
2 napier'in kemiklerine iman
3 pascaline'e iman
4 leibniz çarkına iman
5 facite iman
6 abaküse iman
bunların dışındaki hesaplamalar, şeksiz şüphesiz ateizme şirk koşmaktır.
ateizm'in şartları
1 hesap makinesine iman
2 napier'in kemiklerine iman
3 pascaline'e iman
4 leibniz çarkına iman
5 facite iman
6 abaküse iman
bunların dışındaki hesaplamalar, şeksiz şüphesiz ateizme şirk koşmaktır.
devamını gör...
iyi insanlar nerededir ve onları nasıl buluruz sorunsalı
iyi insanların çoğu kötü insanlarla ve muhtemelen iyi oldukları için kendilerine sövüyorlar. peki bulabilir miyiz iyi insanı? bulamayız çünkü herkes kalbinin ekmeğini yemiyor. ben dünya iyisi olayım(ki öyleyim)*ama yine de karşıma iyi biri çıkacağını sanmıyorum. iyiler kötülerledir demiş miydim?
editasyon: "o iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler."
editasyon: "o iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler."
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
hastayım, hasta… ölgün…
gördüm yüzümde bugün:
bir sürü buruşuklar…
daha yirmi yaşımda
beliriyor karşımda,
siyahlaşan ufuklar…
ne kadar boşmuş hayat.
işte bana birkaç hat
ihtiyarladın! diyor…
bu çizgiler bir nehrin,
yatağındaki derin
çukurlara benziyor:
bir sel gibi ömrümüz,
akarak gece, gündüz
kazmış bu çukurları…
biz ki sönmüş bir koruz;
bilmem ne bekliyoruz
böyle benzimiz sarı..
sabahattin ali- buruşuklar
gördüm yüzümde bugün:
bir sürü buruşuklar…
daha yirmi yaşımda
beliriyor karşımda,
siyahlaşan ufuklar…
ne kadar boşmuş hayat.
işte bana birkaç hat
ihtiyarladın! diyor…
bu çizgiler bir nehrin,
yatağındaki derin
çukurlara benziyor:
bir sel gibi ömrümüz,
akarak gece, gündüz
kazmış bu çukurları…
biz ki sönmüş bir koruz;
bilmem ne bekliyoruz
böyle benzimiz sarı..
sabahattin ali- buruşuklar
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
vay arkadaş yine sosyal sınıflar.
devamını gör...
atomların kökeni
evrendeki her şeyi oluşturan atomların çıkış noktası.
atom dediğimiz şey, proton ve nötron adlı parçacıkların çekirdek denen bir bölgede toplanması, bu çekirdeğin dışındaki bir hacimde de elektronların dolanmasından ibaret bir yapı. o halde bu parçacıkları bir araya getirip bir atom oluşturabiliriz diyebilirsiniz ama bu öyle normal koşullar altında yapılabilecek bir şey değil. zira çekirdekteki protonlar, pozitif yüklü parçacıklar ve birbirlerini itiyorlar. bunları bir arada tutmak için büyük bir enerji gerekiyor.
çekirdekteki proton ve nötronları bu şekilde bir arada tutmak için gereken sıcaklık, 100.000.000 kelvin civarında. doğal olarak biz bunu yeryüzündeki laboratuvarlarda oluşturamıyoruz. fakat bundan çok daha yüksek sıcaklık değerleri, evrenin oluşum anında, yani büyük patlama aşamasında mümkündü.
bahsi geçen dönemde ortada atomlardan ziyade, bağımsız atom altı parçacıklardan oluşan çok yoğun bir plazma vardı. büyük patlamanın hemen akabinde gerçekleşen kozmik enflasyon sonrasında ortam biraz "soğuduktan" sonra, bu parçacıkların bazıları, yani proton ve nötronlar, birbirlerine yapışmaya başladı. böylece ilk atom çekirdeklerinin temeli atılmış oldu. zaten pozitif yük olan protonların varlığı, negatif yüklü elektronların da zamanla ortama çekilmesi anlamına gelecekti.
bu şekilde hidrojen, helyum, lityum ve berilyum oluşmaya başladı çünkü bunlar en hafif ve basit atomlardı. bu sürece "büyük patlama nükleosentezi" diyoruz.
bu hafif elementlerin ortaya çıkışından yaklaşık 100.000.000 yıl sonra yavaş yavaş ağır elementler de oluşmaya başlayacaktı çünkü artık yıldızlar yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. yıldız çekirdekleri, sıcaklığı çok yüksek olan ikinci ortamdı. böylece bu ortam, hafif elementleri birbiriyle kaynaştırıp daha büyük elementlerin oluşumunu, yani nükleer füzyonu gerçekleştirmeyi başardı. zaten yıldızların enerjisi de bu yolla üretilir.
ancak bunun da bir sınırı vardır. periyodik tabloda demir atomuna kadar olan elementler (ki yaklaşık 22 taneler) bu yolla oluşabilir. fakat demir atomlarını birbirine kaynaştıracak güç yıldızlarda bile bulunmaz.
peki bundan daha ağır elementler nereden çıktı?
bu kez devreye "nötron yakalama" adlı süreç girer. nötronlar yüksüz parçacıklar olduğundan, atom çekirdeğine girmeleri, protonların girişinden kolaydır. üstelik bozunarak proton, elektron ve elektron antinötrinosu oluşturabilirler. bunun anlamı, atomda daha fazla proton ve elektron oluşması ve daha ağır bir atomun ortaya çıkmasıdır. bu süreç çok yaşlı yıldızlarda oldukça yavaş şekilde işler. bu nedenle bu yıldızlarda çok fazla ağır element oluşamaz.
aslında evrende var olan bol miktardaki ağır elementin süpernovalarla ortaya çıktığı düşünüldü uzun süre. fakat astrofizikçilerin ağır element üretimi için son gözde adayı, nötron yıldızı çarpışmaları. aslında nötron yıldızları da süpernovaların sonucu olduğundan, ağır elementlerin süpernovalar sonrasında oluştuğu fikri çok da yanlış sayılmaz.
nötron yıldızı çarpışmalarında (birleşme de diyebiliriz) "hızlı nötron yakalama" sürecinin devreye girdiği tahmin ediliyor. gözlemler de bu tahmini destekliyor.
bir de son derece kararsız olup hemen radyoaktif bozunmaya uğrayan çok ağır atomlar var. bunların bir kısmını yapay olarak üretmek mümkün.
atom dediğimiz şey, proton ve nötron adlı parçacıkların çekirdek denen bir bölgede toplanması, bu çekirdeğin dışındaki bir hacimde de elektronların dolanmasından ibaret bir yapı. o halde bu parçacıkları bir araya getirip bir atom oluşturabiliriz diyebilirsiniz ama bu öyle normal koşullar altında yapılabilecek bir şey değil. zira çekirdekteki protonlar, pozitif yüklü parçacıklar ve birbirlerini itiyorlar. bunları bir arada tutmak için büyük bir enerji gerekiyor.
çekirdekteki proton ve nötronları bu şekilde bir arada tutmak için gereken sıcaklık, 100.000.000 kelvin civarında. doğal olarak biz bunu yeryüzündeki laboratuvarlarda oluşturamıyoruz. fakat bundan çok daha yüksek sıcaklık değerleri, evrenin oluşum anında, yani büyük patlama aşamasında mümkündü.
bahsi geçen dönemde ortada atomlardan ziyade, bağımsız atom altı parçacıklardan oluşan çok yoğun bir plazma vardı. büyük patlamanın hemen akabinde gerçekleşen kozmik enflasyon sonrasında ortam biraz "soğuduktan" sonra, bu parçacıkların bazıları, yani proton ve nötronlar, birbirlerine yapışmaya başladı. böylece ilk atom çekirdeklerinin temeli atılmış oldu. zaten pozitif yük olan protonların varlığı, negatif yüklü elektronların da zamanla ortama çekilmesi anlamına gelecekti.
bu şekilde hidrojen, helyum, lityum ve berilyum oluşmaya başladı çünkü bunlar en hafif ve basit atomlardı. bu sürece "büyük patlama nükleosentezi" diyoruz.
bu hafif elementlerin ortaya çıkışından yaklaşık 100.000.000 yıl sonra yavaş yavaş ağır elementler de oluşmaya başlayacaktı çünkü artık yıldızlar yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. yıldız çekirdekleri, sıcaklığı çok yüksek olan ikinci ortamdı. böylece bu ortam, hafif elementleri birbiriyle kaynaştırıp daha büyük elementlerin oluşumunu, yani nükleer füzyonu gerçekleştirmeyi başardı. zaten yıldızların enerjisi de bu yolla üretilir.
ancak bunun da bir sınırı vardır. periyodik tabloda demir atomuna kadar olan elementler (ki yaklaşık 22 taneler) bu yolla oluşabilir. fakat demir atomlarını birbirine kaynaştıracak güç yıldızlarda bile bulunmaz.
peki bundan daha ağır elementler nereden çıktı?
bu kez devreye "nötron yakalama" adlı süreç girer. nötronlar yüksüz parçacıklar olduğundan, atom çekirdeğine girmeleri, protonların girişinden kolaydır. üstelik bozunarak proton, elektron ve elektron antinötrinosu oluşturabilirler. bunun anlamı, atomda daha fazla proton ve elektron oluşması ve daha ağır bir atomun ortaya çıkmasıdır. bu süreç çok yaşlı yıldızlarda oldukça yavaş şekilde işler. bu nedenle bu yıldızlarda çok fazla ağır element oluşamaz.
aslında evrende var olan bol miktardaki ağır elementin süpernovalarla ortaya çıktığı düşünüldü uzun süre. fakat astrofizikçilerin ağır element üretimi için son gözde adayı, nötron yıldızı çarpışmaları. aslında nötron yıldızları da süpernovaların sonucu olduğundan, ağır elementlerin süpernovalar sonrasında oluştuğu fikri çok da yanlış sayılmaz.
nötron yıldızı çarpışmalarında (birleşme de diyebiliriz) "hızlı nötron yakalama" sürecinin devreye girdiği tahmin ediliyor. gözlemler de bu tahmini destekliyor.
bir de son derece kararsız olup hemen radyoaktif bozunmaya uğrayan çok ağır atomlar var. bunların bir kısmını yapay olarak üretmek mümkün.
devamını gör...
15 yaşındaki kızı kaçırmak için ev basan muhtar
ülke arınma gecesi filmine döndü iyice. silahını alıp yakınlarını toplayan ev basıyor, kendi kendine verdiği yetkiye dayanarak namus bekçiliği yapanlar başkalarını yaralayabiliyor ve öldürebiliyor, müdahale edilmesi ve kontrol altına alınması gereken herkes dışarıda... kaçırdığımız bir şey mi var? bireysel olarak silahlanıp evlerimizi küçük kalelere çevirmemiz de gerekecek mi?
devamını gör...
atom
aynı zamanda bir meyve suyu karışımına verilen isim.
gribe birebir meyve suyu tam bir şifa deposudur. bomba gibi yapar insanı *
içerisinde her meyveyi kullanabilirsiniz ancak ben bir tane liste atayım.
elma,kivi,portakal,greyfurt,nar,limon,mandalina ve bal
gribe birebir meyve suyu tam bir şifa deposudur. bomba gibi yapar insanı *
içerisinde her meyveyi kullanabilirsiniz ancak ben bir tane liste atayım.
elma,kivi,portakal,greyfurt,nar,limon,mandalina ve bal
devamını gör...



