tarihte bugün
devamını gör...
aimonomia
yunanca kökenli bir kelime. bir durumu/olayı öğrenmekten korkmak anlamına gelmektedir. öğrenince büyüsünü ve gizemini kaybedeceğini düşünüp endişe ve kaygı duymasıdır.
devamını gör...
sevmiyorsan saygı duy
fikir, saygı duyulması gereken bi olgu değildir. kişi, zaten gerekli fikri olgunluğa eriştiğinde, saygı duyduğu fikrin yanında olur. saygı duyulması gereken insanlardır. politik doğruculuğun tiksinç arkaplanı budur işte. mücadele etmesi gerekenin fikirler olması gerekirken bu çapsız anlayış mücadele meydanında insanları karşı karşıya getirir.
t: hakim olan politik klişelerden birinin değerlendirildiği başlık.
t: hakim olan politik klişelerden birinin değerlendirildiği başlık.
devamını gör...
türk erkeğinde oğlunu sanayiye gönderme fantezisi
hiç değilse bir meslek öğrensin, bir işyerindeki hiyerarşik yapıyı görsün, elindeki şeylerin değerini anlasın diye düşünen ebeveynlerin yaptığı eylem. kimse çocuğu üzerinden bir fantazi kurmaz. herkes yetiştirdiği evladının iyi bir yerde olmasını ve hayatla mücadele etmesini öğrenmesini ister.
kaldı ki sanayi kötü bir yer değildir. ustalık öğrenmek, bir zanaat öğrenmek yapmasan bile hayatın boyunca işini kolaylaştırır.
kaldı ki sanayi kötü bir yer değildir. ustalık öğrenmek, bir zanaat öğrenmek yapmasan bile hayatın boyunca işini kolaylaştırır.
devamını gör...
telefonunu şarj aleti ile sarj eden tip
dahil olmadığım insan grubudur. ben akkuyu nükleer santralinden evime şebeke çektim, uranyum etkileşimi ile şarj ediyorum dediğim başlıktır.
devamını gör...
günaydın sözlük
evet cuma görünümlü perşembeden günaydınlar sözlük. ee hal böyle olunca da ilk hissiyatımız gol sevinci yaşarken gelen ofsayt kararı gibi. * motor hafiften su kaynatsan da yola devam yapacak bişey yok akımı sağ olsun! ummadığınız yerden para gelen bir gün sizin olsun dostlar! *
devamını gör...
ötüken neşriyat
ötüken neşriyat a.ş., 1964 yılında istanbul/şehzadebaşı’nda kuruldu ve yayın hayatına necip fazıl kısakürek’in reis bey isimli tiyatro eserini neşrederek başladı.
ötüken neşriyat a.ş.’nin yayınlarındaki temel gayesi türk tarihine, türk kültürüne, türk edebî birikimlerine, türk milletinin yaşayış ve dünya görüşünü ileriye taşıyacak türden her türlü ilim, fikir ve sanat eserlerine rağbeti artırmak, bu konuları ve bu konularda yazılmış eserleri tanıtıp geliştirmektir.
ötüken neşriyat a.ş., basın yayın birliği, yayıncılar birliği, türkiye basım yayın meslek birliği kuruluşlarına üyedir.
ötüken neşriyat a.ş.’nin yayınlarındaki temel gayesi türk tarihine, türk kültürüne, türk edebî birikimlerine, türk milletinin yaşayış ve dünya görüşünü ileriye taşıyacak türden her türlü ilim, fikir ve sanat eserlerine rağbeti artırmak, bu konuları ve bu konularda yazılmış eserleri tanıtıp geliştirmektir.
ötüken neşriyat a.ş., basın yayın birliği, yayıncılar birliği, türkiye basım yayın meslek birliği kuruluşlarına üyedir.
devamını gör...
anime önerileri
fazla fazla anime izledim. ortaokul yıllarımda animez/kidz adlı televizyon kanalı sabahları çizgi film akşamları ise anime yayınlıyordu. saat 9 da naruto 9.30 da ise full metal alchemist vardı sonrası bende yok ful metali izleyip yatardım. (hey gidi günler)
izlediğim animelerden en iyi sırlaması yaparsam;
-attack on titan: : finalinin çok kötü olduğu söyleniyor ben daha izlemedim ama ilk sezonu anime izlemeyen birine bile anime izlettirir. denendi onaylandı.
konusu: titanlardan korunmak için kale duvarları arkasına saklanmış insanların kendine özgü dolaşım ekipmanları ile titanlarla savaşlarını anlatıyor.
-full metal alchemist: ilk izlediğim animedir. ve üzerine 3 kere daha başlayıp bitirdim. 2 serisi vardır bu animenin. birisi full metal alchemist diğeri full metal alchemist brotherhood her ikisinde de farklı olay akışı var fakat aynı kişilerin çevresinde dönüyor. bir de filmi var nazi almanyasının fantastik bir dünyaya aktarılmış hali gibi bir dünyası var.
konusu: simya sanatını duymuşsunuzdur. en temelde maddeleri altına dönüştürmeyi ve ölümsüzlük için felsefe taşı yapmayı hedefler. bu animede ise tam da bu konulardan bahsediliyor. iki kardeşin ölmüş annelerini geri canlandırmak için simyayı kullanması ( ve simyada bu yasaklıdır) büyük kardeşin kolunu ve bacağını, küçük kardeşin ise bütün bedenini kaybetmesine neden olur. kardeşler yaptığı bu hatayı düzletmek ve bedenlerini eski haline döndürmek için felsefe taşını aramak için uzunca bir yolculuğa çıkarlar.
- one piece: en son izlediğim ve hala izlemeye devam ettiğim anime. ilk başlarda bu anime değil çizgi film diyerek oflayıp puflayıp izlemeye devam ettim. eğer başlarsanız o evrede bırakmayıp izlemeye devam edin sonradan güzelleşiyor. one piece mangası dünyada en çok satılanlar arasında yer alıyor ve anime kitlesi de dünyada hayli büyük.
konusu: one piece dünyasında tüm adaları dolaşmış ve son adaya giden gol d. roger korsanlar kralı olur. dünyada adaleti sağlamak için kurulmuş denizciler korsanları yakalamak için herşeyi yapıyorlar. gol d.roger'ı yakalayamıyorlar ama roger kendisi teslim oluyor. ve roger'ın idamı isteniyor. roger idam edilirken halktan birisi hazinen nerede diye bağırıyor. ve roger one piece son ada olan raftelde olduğunu söyleyip gözlerini bir daha açmamak üzere kapatıyor. işte olaylar tam bu noktada başlıyor. denizciler korsanların kökünü kazımak isterken yeni bir korsan çağı doğuyor. pılını pırtısını toplayan herkes hazineyi bulmak için korsan olmaya karar veriyor. şu anda 970+ bölümlerde ve hala bitmesine 5 yıl olduğu söyleniyor. animenin hikayesinin başlangıcı böyleydi. genel olarak ise one piece bulup korsanlar kralı olmak isteyen monkey d. luffy tayfasını toplamak için denizlere açılıyor. bu animede ne arasanız bulursunuz.
-hunterxhunter: sıkılmadan izlediğim bir seriydi hemde 2 kere.
konusu: gon adında bir çocuğun avcı olmaya hedefiyle başlıyor. ve gonun babası da küçük yaşlarda avcı olma hedefiyle köyünü terk edip gon'u yalnız bırakıyordu. buradan sonrası spoiler içerebilir. bu animede 4-5 tane hikaye örgüsü var gibi ya da ben öyle parçaladım. birincisi gon'un avcı olmak için her sene avcı adaylarına yapılan sınava gitmesi. ikincisi gon'un kendini çok güçsüz gördüğü için kilua (gon'un sınavda tanıştığı arkadaşı) ile birlikte dövüş arenasına gidip hem para kazanıp hem de güçlenmesi üzerine. üçüncüsü ise örümcekler denilen haydut grubunun açık arttırmadaki eserleri çalması üzerine kurulu. dördüncü ise gon'un babasının yaptığı bir video oyunu üzerinde devam ediyor. video oyunu dediğime bakmayın kendi kuralları olan sanal bir dünyaya ışınlanıyorsun. beşinci ise gon'un, babasının öğrencisi ile karşılaşması ile devam ediyor. bu kişi gon'u tanıyor ve gon ile birlikte yaptığı araştırmaya devam ediyor. araştırma sonucunda dünyanın yok olmasına sebep olacak kadar büyük bir sorunla karşılaşıyorlar. kimera karıncaları. bunu da şöyle anlatayım, kimera karıncalarının kraliçesi yediği canlıların özelliklerini alarak karıştırıp yavrularına aktarıyor. yani insan gibi düşünen ve sinek gibi uçabilen bir karınca düşünün. çok güzel dövüşler içerir boşuna 2 kere izlemedim...
-code geass: sıkılmadan tek seferde oturup bitirmiştim. one piece gibi çok uzun değildi. yanılmıyorsam 40 bölüm kadarcıktı.
konusu: britanya hükümeti tüm dünyayı fethetmiştir ve sırada japonların olduğu bölgeye gelmiştir. japonlara 11'ler ismi veriliyordur. aslında japonyayı da ele geçirmiş olan britanya büyük bir direnişle karşılaşır. ana karakterimizinde bu işe karışmasıyla sanki satranç turnuvası edasında güzel stratejiler ile kendisini sıkılmadan izletiyor.
izlediğim animelerden en iyi sırlaması yaparsam;
-attack on titan: : finalinin çok kötü olduğu söyleniyor ben daha izlemedim ama ilk sezonu anime izlemeyen birine bile anime izlettirir. denendi onaylandı.
konusu: titanlardan korunmak için kale duvarları arkasına saklanmış insanların kendine özgü dolaşım ekipmanları ile titanlarla savaşlarını anlatıyor.
-full metal alchemist: ilk izlediğim animedir. ve üzerine 3 kere daha başlayıp bitirdim. 2 serisi vardır bu animenin. birisi full metal alchemist diğeri full metal alchemist brotherhood her ikisinde de farklı olay akışı var fakat aynı kişilerin çevresinde dönüyor. bir de filmi var nazi almanyasının fantastik bir dünyaya aktarılmış hali gibi bir dünyası var.
konusu: simya sanatını duymuşsunuzdur. en temelde maddeleri altına dönüştürmeyi ve ölümsüzlük için felsefe taşı yapmayı hedefler. bu animede ise tam da bu konulardan bahsediliyor. iki kardeşin ölmüş annelerini geri canlandırmak için simyayı kullanması ( ve simyada bu yasaklıdır) büyük kardeşin kolunu ve bacağını, küçük kardeşin ise bütün bedenini kaybetmesine neden olur. kardeşler yaptığı bu hatayı düzletmek ve bedenlerini eski haline döndürmek için felsefe taşını aramak için uzunca bir yolculuğa çıkarlar.
- one piece: en son izlediğim ve hala izlemeye devam ettiğim anime. ilk başlarda bu anime değil çizgi film diyerek oflayıp puflayıp izlemeye devam ettim. eğer başlarsanız o evrede bırakmayıp izlemeye devam edin sonradan güzelleşiyor. one piece mangası dünyada en çok satılanlar arasında yer alıyor ve anime kitlesi de dünyada hayli büyük.
konusu: one piece dünyasında tüm adaları dolaşmış ve son adaya giden gol d. roger korsanlar kralı olur. dünyada adaleti sağlamak için kurulmuş denizciler korsanları yakalamak için herşeyi yapıyorlar. gol d.roger'ı yakalayamıyorlar ama roger kendisi teslim oluyor. ve roger'ın idamı isteniyor. roger idam edilirken halktan birisi hazinen nerede diye bağırıyor. ve roger one piece son ada olan raftelde olduğunu söyleyip gözlerini bir daha açmamak üzere kapatıyor. işte olaylar tam bu noktada başlıyor. denizciler korsanların kökünü kazımak isterken yeni bir korsan çağı doğuyor. pılını pırtısını toplayan herkes hazineyi bulmak için korsan olmaya karar veriyor. şu anda 970+ bölümlerde ve hala bitmesine 5 yıl olduğu söyleniyor. animenin hikayesinin başlangıcı böyleydi. genel olarak ise one piece bulup korsanlar kralı olmak isteyen monkey d. luffy tayfasını toplamak için denizlere açılıyor. bu animede ne arasanız bulursunuz.
-hunterxhunter: sıkılmadan izlediğim bir seriydi hemde 2 kere.
konusu: gon adında bir çocuğun avcı olmaya hedefiyle başlıyor. ve gonun babası da küçük yaşlarda avcı olma hedefiyle köyünü terk edip gon'u yalnız bırakıyordu. buradan sonrası spoiler içerebilir. bu animede 4-5 tane hikaye örgüsü var gibi ya da ben öyle parçaladım. birincisi gon'un avcı olmak için her sene avcı adaylarına yapılan sınava gitmesi. ikincisi gon'un kendini çok güçsüz gördüğü için kilua (gon'un sınavda tanıştığı arkadaşı) ile birlikte dövüş arenasına gidip hem para kazanıp hem de güçlenmesi üzerine. üçüncüsü ise örümcekler denilen haydut grubunun açık arttırmadaki eserleri çalması üzerine kurulu. dördüncü ise gon'un babasının yaptığı bir video oyunu üzerinde devam ediyor. video oyunu dediğime bakmayın kendi kuralları olan sanal bir dünyaya ışınlanıyorsun. beşinci ise gon'un, babasının öğrencisi ile karşılaşması ile devam ediyor. bu kişi gon'u tanıyor ve gon ile birlikte yaptığı araştırmaya devam ediyor. araştırma sonucunda dünyanın yok olmasına sebep olacak kadar büyük bir sorunla karşılaşıyorlar. kimera karıncaları. bunu da şöyle anlatayım, kimera karıncalarının kraliçesi yediği canlıların özelliklerini alarak karıştırıp yavrularına aktarıyor. yani insan gibi düşünen ve sinek gibi uçabilen bir karınca düşünün. çok güzel dövüşler içerir boşuna 2 kere izlemedim...
-code geass: sıkılmadan tek seferde oturup bitirmiştim. one piece gibi çok uzun değildi. yanılmıyorsam 40 bölüm kadarcıktı.
konusu: britanya hükümeti tüm dünyayı fethetmiştir ve sırada japonların olduğu bölgeye gelmiştir. japonlara 11'ler ismi veriliyordur. aslında japonyayı da ele geçirmiş olan britanya büyük bir direnişle karşılaşır. ana karakterimizinde bu işe karışmasıyla sanki satranç turnuvası edasında güzel stratejiler ile kendisini sıkılmadan izletiyor.
devamını gör...
türkiye'nin 61 yıldır ab'ye girememesinin sebebi
ben bunu hollanda da yaşayan dayıma sordum, "avrupa bizi gısganıyor yeğenim, tayyip çoh böyük lider giymetini bilin" diye cevap verdi. seni çok iyi anlıyorum benim angut benim mal benim gerizekalı dayicigim..
devamını gör...
melisho (yazar)
hakkında nickaltı girmek için sabahı bekleyemediğim yazardır. nasıl müthiş. bu tanımından bahsediyorum, bu aha bu, #422654. sen neredeydin? zaten daft punk hayranıyız. bir de böyle tanım yazılır mı arkadaşım? heyecandan tanımı okurken taşikardi oldum. ama yüzümdeki gülümseme de bir saniye gitmedi. hep yaz.*
devamını gör...
son feci mars
neden gittin zalımın kızı diye bağırma isteği uyandıran yazarımızdır.
devamını gör...
türkiye'nin en iyi dizisi
açık ara leyla ile mecnun'dur. ezel hepimizin gönlünde taht kursa da çok uzun, çok fazla gereksiz sahne barındıran bir dizidir. bi director's cut falan olsa fena olmaz aslında.
devamını gör...
etme
mevlana'nın muhteşem dizeleri. tuncel kurtiz'in seslendirmesiyle daha da anlamlanmış dizelerdir.
duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
o zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için...
bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan.
gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
o zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle.
huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil.
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
devamını gör...
inter'in yeni forması
vieri,toldo,zanetti ve materazzi beğendi mi acaba?hiç sanmıyorum.sünnet çocuğu kıyafetine benzemiş.sen de mi inter.
devamını gör...
mustafa kemal
bu sansasyonel kitabı okumadan önce yılmaz özdil’i çok severek okuduğumu itiraf etmeliyim.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
devamını gör...
bir dergiye yazı yollamış yazarlar veri tabanı
geçen gün kafkaokur dergisine yazı gönderdim ve 3 gündür sürekli maillerime bakıyorum,deli olacağım. daha önce hiç, bir dergiye yazı gönderen oldu mu ve kabul edildi mi merak ettim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ses tonları
benim başım kel mi lan ¿ diyerek evde arada aldığım mikrofonsuz, ses kartsız kuru kayıtlardan birisini sallayayım. lakin nasıl derler ¿ böyle brutal, scream, growl arası antrenman kaydı bu, ses açarken.
böyle düşüyorsa eğer tercihim lamb of god tribute grubu kuracak benim gibi amatör ruhlu müzisyen hacı abilerim.
o zaman 3...2...1... kayıt
şarkı ise walk with me in hell
böyle düşüyorsa eğer tercihim lamb of god tribute grubu kuracak benim gibi amatör ruhlu müzisyen hacı abilerim.
o zaman 3...2...1... kayıt
şarkı ise walk with me in hell
devamını gör...
aşkın için vazgeçeceğin en büyük şey ne olurdu sorunsalı
kendimden vazgeçerim..
bile bile.. yana yana..
bile bile.. yana yana..
devamını gör...




