rami malek
mr robot dizisinde canlandırdığı elliot alderson karakteriyle tanınan, en iyi erkek oyuncu dalında oscar ödülü sahibi olan abd'li oyuncu.
devamını gör...
lahmacun yerken yanında ayran içen kız
bulunduğu her ortamda var olabilen kızdır. ikram edilen şeyi hangi ortamdaysa, o ortama göre usulünce yiyebilir.
yer sofrası görünce oklava yutmuş gibi eğreti durmaz. özel bir yemekte masaya racon keser gibi dirseğini dayamaz. bu şekilde varoşluk oluyorsa dibine kadar varoş olmakla da gurur duyar.
çünkü o kız; yersiz kasıntılığı saçma bulur.
yer sofrası görünce oklava yutmuş gibi eğreti durmaz. özel bir yemekte masaya racon keser gibi dirseğini dayamaz. bu şekilde varoşluk oluyorsa dibine kadar varoş olmakla da gurur duyar.
çünkü o kız; yersiz kasıntılığı saçma bulur.
devamını gör...
ivan ilyiç'in ölümü
ölüm döşeğinde olan bir adamın, fiziksel acılarından ziyade hayatını boşa geçirdiğini düşünmesi sonucu çektiği ruhsal acılarının, sevdiği insanların sağlıklı hallerini içten içe kıskanmasının ve ölüm korkusu nedeniyle yaşadığı ızdırabın anlatıldığı tolstoy romanıdır.
devamını gör...
koklayınca geçmişi hatırlatan kokular
naftalin. çok klasik oldu ama olsun.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
hayatımda tanıştığım en mükemmel insandın ve ben bunu batırdım. keşke yanlış yerde ve yanlış zamanda tanışmasaydık, sana hak ettiğin önemi veremediğim için çok özür dilerim. umarım mükemmel bir hayatın olur ve o harika enerjini hep korursun. keşke hala dost olabilseydik. seninle geçirdiğim zamanlar benim için bir altın değerinde ve bilmeni isterim ki seni asla unutmayacağım. beni ben yaptığın için sana minnetarım.
devamını gör...
misc radyo yayını
rezil mi anı?
adamın yemini var tüm premses imajımı yerle bir etmeye...*
ortaokuldayım. evimle okul arası yürüyerek 5 dk. öğle yemeğine eve gidiyorum. annem evde yok. tabiğğ ki yok. ev 8. katta. tek asansörlü 20 haneli bir apartman. acccaayipp çişim var. üstelik yaz. ayrıca reglim.
1568 saat asansör bekliyorum. öldüm ölcem. biniyorum asansöre sonunda. bitmek bilmiyor yolculuk. ve olanlar oluyor. asansörden inemeden kazık kadar kız çocuğu ben, çişimi tutamıyorum... 45 dakikalık yemek molasının 5 dakikası eve yürümek, 10 dakikası asansör beklemek, 20 dakikası asansör temizlemekle geçiyor. annem evde olmadığı için yemek bile yiyemiyor okula geri dönüyorum.
tuvalete eve gitsem içim gam yemeyecek. asansöre işemeye gitmişim resmen. ağlıyorum sinirden. şimdi bile nabzım yükseldi...
al canım, n'aparsan yap bu anıyla. hay allam...
adamın yemini var tüm premses imajımı yerle bir etmeye...*
ortaokuldayım. evimle okul arası yürüyerek 5 dk. öğle yemeğine eve gidiyorum. annem evde yok. tabiğğ ki yok. ev 8. katta. tek asansörlü 20 haneli bir apartman. acccaayipp çişim var. üstelik yaz. ayrıca reglim.
1568 saat asansör bekliyorum. öldüm ölcem. biniyorum asansöre sonunda. bitmek bilmiyor yolculuk. ve olanlar oluyor. asansörden inemeden kazık kadar kız çocuğu ben, çişimi tutamıyorum... 45 dakikalık yemek molasının 5 dakikası eve yürümek, 10 dakikası asansör beklemek, 20 dakikası asansör temizlemekle geçiyor. annem evde olmadığı için yemek bile yiyemiyor okula geri dönüyorum.
tuvalete eve gitsem içim gam yemeyecek. asansöre işemeye gitmişim resmen. ağlıyorum sinirden. şimdi bile nabzım yükseldi...
al canım, n'aparsan yap bu anıyla. hay allam...
devamını gör...
cinci hoca (yazar)
o hoca ben bektaşi; önce bir şarap içeriz sonra bir okur üfleriz linç etmeye çalışanı duman ederiz dinime imanıma* daha da varsa maçası sıkan şöyle gelsin*
t: severek takip ettiğim, tanımları ile tokat atan güzel yürekli kardeşimdir. kalemi tükenmesin, hep yazsın hep okuyalım*
t: severek takip ettiğim, tanımları ile tokat atan güzel yürekli kardeşimdir. kalemi tükenmesin, hep yazsın hep okuyalım*
devamını gör...
bilgisayar mühendislerinin kendini akıllı sanması
en büyük başarısı crackli oyun yüklemek olan birinin açtığı başlık. kolaydı bilgisayar mühendisi olmak zaten, git bakkalda veriyorlar diplomayı.
devamını gör...
roman okuyorum entelim ben havası
roman okuyan her insanda bulunan havadır cümlesinden sonra ciddiye almadığım başlıktır.
devamını gör...
sabahın altısında kalk le koşalım diyen sevgili
bana ondan bi tane lütfen.
t: sporu yaşam felsefesi haline getirmiş, sağlıklı yaşam bilincine sahip akıllı, uslu ve fit sevgilidir.
gece içmeye gidelim diyen sevgiliden kat be kat daha iyidir.
t: sporu yaşam felsefesi haline getirmiş, sağlıklı yaşam bilincine sahip akıllı, uslu ve fit sevgilidir.
gece içmeye gidelim diyen sevgiliden kat be kat daha iyidir.
devamını gör...
eski kafa radyo yayını
çok hoş bir şarkıyla yayına başlamış, sözlük radyosunun taze programı. ömrü uzun, dinleyicisi bol olsun.
devamını gör...
günaydın sözlük
en yeniden tekrar günaydın sözlükçüm.

eve geldim uyurum belki diye ama nafile balkon ahalisi yine coşmuş.
martı ana bu sefer kocasını ve kankasını da getirmiş yanında.
bir sıkıntı var sanırım söyleşip duruyorlar.
bebek martıyı göremedim umarım konu onla alakalı değildir.
yine bir alıp veremedikleri var ama bakalım hayırlısı artık.
güzel bir kahve yapayım yanındada fındık yiyeyim enerjim gelsin.
yoo olmadı. *

kafam seme gibi.
yoo gece alınan aşırı dozdan değili ne münasebet.
yine bir şeyler peşindeler.

gözlerini dikmişler kuşlara hayır sanki analarının evinde her gün kuş yiyorlar.
kuş görünce 'miyav' yahu ne miyav?
hele casper'in halleri eğilmiş bakıyor birde gel de yeme dötünü şimdi.
mıncırma göbüşünü falan.
gece zaten casper bey yaramazlık yaptı. bir vukuatın ucundan döndük. senede bir yapar tam yapar salon beyefendisi yaramazlıklarını.
gece 2 civarı odama çıkamda yatam dedim. bir bakarsın arka teras açık. ara ara gündüz yukarıdayken açıyorum ama yukarıda değilsem kapayıp kitliyorum. zaten sineklik var zorlamıyorlar çıkmak için.
'allah allah kapatayım şunu' dedim.
öncesinde çıkam bir nefes alam ağaç mağaç güzel görünüyor.
yahu yan terasta bir kedi 'mivv mivv' yapıyor. ve pek tanıdık her kedi mivlamaz.
dikkat kesiliyorum. casper yan terasta. ben tabi şok yahu ne oluyor bu ne?
bir de bana ağlanıyor orada. aa benim eksik akıllı oğlum nasıl geçtin oraya gelsene geri, yok. korkmuş gel beni al diyor.
bir takım akrobatik hareketlerle geçtim komşunun terasına. o anki korku zaten kafam hemen açıldı.
bir şey değil komşu görse sapık sanacak, hırsız sanacak diyecek 'bu kadın gecenin bir yarısı niye, niçin ve benim tarafıma nasıl geçmiş?'
casper poposuna şaplağı yedi. şimdi küsüz bir süre konuşmayı düşünmüyorum, ceza verdim.
bu arada kapıları kendileri açıyor. aslında cokcok açıyor. pek meraklı çünkü kendileri. evin onların girmeyeceği tüm odaları kilitli. ben varken giriyorlar ben çıkınca kilitliyorum. yoksa vay halime orada kendilerinden geçiyorlar.
günaydın demiş miydim?
günaydın...

eve geldim uyurum belki diye ama nafile balkon ahalisi yine coşmuş.
martı ana bu sefer kocasını ve kankasını da getirmiş yanında.
bir sıkıntı var sanırım söyleşip duruyorlar.
bebek martıyı göremedim umarım konu onla alakalı değildir.
yine bir alıp veremedikleri var ama bakalım hayırlısı artık.
güzel bir kahve yapayım yanındada fındık yiyeyim enerjim gelsin.
yoo olmadı. *

kafam seme gibi.
yoo gece alınan aşırı dozdan değili ne münasebet.
yine bir şeyler peşindeler.

gözlerini dikmişler kuşlara hayır sanki analarının evinde her gün kuş yiyorlar.
kuş görünce 'miyav' yahu ne miyav?
hele casper'in halleri eğilmiş bakıyor birde gel de yeme dötünü şimdi.
mıncırma göbüşünü falan.
gece zaten casper bey yaramazlık yaptı. bir vukuatın ucundan döndük. senede bir yapar tam yapar salon beyefendisi yaramazlıklarını.
gece 2 civarı odama çıkamda yatam dedim. bir bakarsın arka teras açık. ara ara gündüz yukarıdayken açıyorum ama yukarıda değilsem kapayıp kitliyorum. zaten sineklik var zorlamıyorlar çıkmak için.
'allah allah kapatayım şunu' dedim.
öncesinde çıkam bir nefes alam ağaç mağaç güzel görünüyor.
yahu yan terasta bir kedi 'mivv mivv' yapıyor. ve pek tanıdık her kedi mivlamaz.
dikkat kesiliyorum. casper yan terasta. ben tabi şok yahu ne oluyor bu ne?
bir de bana ağlanıyor orada. aa benim eksik akıllı oğlum nasıl geçtin oraya gelsene geri, yok. korkmuş gel beni al diyor.
bir takım akrobatik hareketlerle geçtim komşunun terasına. o anki korku zaten kafam hemen açıldı.
bir şey değil komşu görse sapık sanacak, hırsız sanacak diyecek 'bu kadın gecenin bir yarısı niye, niçin ve benim tarafıma nasıl geçmiş?'
casper poposuna şaplağı yedi. şimdi küsüz bir süre konuşmayı düşünmüyorum, ceza verdim.
bu arada kapıları kendileri açıyor. aslında cokcok açıyor. pek meraklı çünkü kendileri. evin onların girmeyeceği tüm odaları kilitli. ben varken giriyorlar ben çıkınca kilitliyorum. yoksa vay halime orada kendilerinden geçiyorlar.
günaydın demiş miydim?
günaydın...
devamını gör...
normal sözlük’ün vasat olması
her şey de mükemmel olmasın, bırakın burada biz de vasat kalalım dediğim başlıktır.
devamını gör...
birden fazla kitabı beraber okumak
son zamanlarda yaptığım metodtur. kitap türleri farklıysa çok daha iyi olur, daha eğlenceli oluyor kitap okumak
devamını gör...
foça
balıkçıları ve kedileri ile rengarenk olan ege kasabası.
devamını gör...
vebitcoin faaliyetlerini durdurması
aga yabancı yere girmicen paran gider yerlilerle yapacan bu işi diyenleri şöyle alalım.
devamını gör...
tapınak şövalyeleri
ıv. philippe tarafından fransa'daki varlıkları büyük ölçüde sonlandırıldıktan sonra yer altına inen ve daha sonra tekrar güçlenerek yeniden piyasaya çıkan, sözde hristiyanlığın koruyucusu olan örgüt.
bu yazı biraz "arkası yarın" kuşağı gibi oldu aslında. dün epey uzun yazdığımdan hepsini aynı tanım içerisinde daha da uzatmak istemedim. devamını bu tanımla anlatacağım.
***
fransa'da haklarında tutuklama kararı çıktıktan ve liderleri ile birlikte çok sayıda üyeleri öldürüldükten sonra tapınakçılar için farklı bir süreç başladı. avrupa'nın diğer ülkelerinde varlıklarına pek büyük bir darbe indirilmemişti. her ne kadar ıv. philippe bunun için çabalamışsa da, tüm ülkelerin fransa ile dostça ilişkilerinin olmaması, kiliseler arası çekişmeler, tapınakçılarla kurulmuş olan ticari ilişkiler gibi nedenler, birçok ülkenin bu örgütün yakasına yapışmasına engel olmuştu. hatta bazı ülkelerde yargılanmış ve suçsuz bulunmuşlardı.
tapınakçılar yine de bir süre yer altına inerek faaliyetlerini gizli şekilde sürdürdüler. bir yandan faaliyet gösterdikleri ülkelerde krallara ve yine papa'ya bağlı kalmaya özen gösterdiler, bir yandan da fikirlerini ve yaşam tarzlarını yaymak için yeni bir aracı buldular: masonluk, gül ve haç tarikatı gibi cemiyetler...
***
yukarıda bir yazar arkadaşın da dediği gibi, kendi devletlerini kurma arzusu sonunda, isviçre'yi tapınakçılar'ın kurduğu söylenir. ancak örgütün esas yönetim merkezi portekiz'di. bu ülkeyi de tapınakçıların kurduğu söylenebilir. hatta portekiz'in denizcilikte gelişme nedeni de, örgütün zamanında denizcilerle geçirdiği zaman ve onlardan öğrendiklerini uygulamalarıydı.
devlet kurmak, aşırı derecede zenginleşmek uğruna her türlü illegal işe bulaşmak, bankacılığın temellerini atmak gibi birçok marifetlerini bir araya getirip baktığınızda, aslında tapınakçıların, kapitalizmin temelini attığını söyleyebiliriz.
devlet kuracak kıvama gelmiş olsalar da, avrupa genelinde haklarındaki olumsuz tutum devam ediyordu. bu nedenle bir plan kurdular. buna göre portekiz'de örgüt sözde kapatılacak ama başka bir isimle yeniden açılıp sadece portekiz kralına bağlı olacaktı.
bu planın avantajları vardı tapınakçılar için; malları kilise'nin eline geçmemiş olacaktı (ki bu yüzden daha da zenginleştiler) ve papa ile bir bağlantıları kalmadığından dinle bağlantılı bir hayat sürme zorunluluğundan da kurtulacaklardı. zira örgüt sadece görünürde hristiyandı. oysa bağlı oldukları inancın onunla pek alakası yoktu. daha çok büyülerle, kabala ile, hristiyanlığın yasakladığı işlerle uğraşıyorlardı.
***
birkaç ülkede yeniden palazlanmaya başladıklarında, yeni papa tapınakçılarla tekrar anlaşarak bu durumun nimetlerinden yararlanmak istedi ve böylece portekiz'de "isa tarikatı" adıyla yeniden açılan versiyonunu onayladı örgütün. bunun sonucunda da tapınakçıların yeniden birçok ülkede serbestçe gezmesinin önü açılmış oldu.
reform hareketleri sonrasında kilise güç kaybedince, tapınakçılar yeni bir dayanak noktası aradılar. akıllarına, örgütlerinin dinle alakası olmayan bir benzerini kurmak geldi. böylece devreye mason loncaları girmiş oldu. o zamanlar meslek örgütleri olan loncalara sızan tapınakçılar, bu loncaların koruması altında yükselmeye devam ettiler. birçok lonca içerisinden masonları, yani duvarcı ustalarını seçmelerinin nedeni, hemen hemen benzer mistik inançlara ve sembolizme sahip olmalarıydı.
zamanla tapınakçılar, masonları da kendilerine benzetmişlerdi. loncalar meslek birlikleri olmaktan çıkıp, siyasi tuzaklar kurmak için kullanılan yerler haline gelmiş, loncadan locaya evrilmişlerdi. üstelik bu topluluklar iyice iç içe geçmiş, tapınakçıların büyük üstatları aynı zamanda masonların da büyük üstadı olmaya başlamıştı. örgüt merkezi olarak aynı mekânları kullanıyorlardı. masonluğa kabul törenlerini duymuşsunuzdur. bunlar bile hemen hemen aynı ritüelleri içeriyordu tapınakçılarla.
masonluğa baskın çıkan tapınakçılar, locaların yapısını bir bir değiştirmeye ve onları da gizli örgüt biçimine sokmaya başlamıştı. ünlü iskoç riti tapınakçılar tarafından kurulmuştu ve "masonik rit" adı altında, tapınakçıların sapkın ayinlerini yapmak ve bu tür inançlarını yaymak için kullanılmıştı. tapınakçılar bu arada din karşıtı olan tüm örgütleri de gaza getirip kilise ve hristiyanlığa karşı doldurmayı ihmal etmiyordu.
***
zamanla kilise güç kaybetmeye başladı. tapınakçılar, gelişen dünyaya ayak uydurarak, zenginlik elde etmek için simya, astroloji gibi bilim dışı işleri bırakıp, dönemin gelişmekte olan bilim ve teknolojisine yönelmişlerdi. artık temel bilimlerde kontrolü ele geçirmek için kendilerini eğitiyorlardı.
protestanlık, kilise'ye karşı çıkma araçlarından biri olarak biçilmiş kaftandı. tam da tapınakçıların elinden çıkma gibi görünüyordu. mason localarında toplanan, önemli mevki ve meslek sahibi kişiler, kendilerini iyice siyasi entrikalara vermişti. bu ortam, fransız devrimi'nin de tapınakçıların elinden çıkması için son derece uygundu.
***
gerisi yakın tarih olduğundan çok da fazla izaha ihtiyaç yok. mason locaları günümüzde hâlâ faaliyetlerini sürdürüyor. osmanlı'da bile birçok mason paşa ve devlet adamı olduğunu biliyoruz. aslında bu insanların çoğu, mason localarını bir statü göstergesi olması nedeniyle üye olmaya değer görüyordu. oysa perde arkasında dönenlerden, çoğunun haberi bile yoktu.
1935 yılında localar atatürk tarafından kapatıldıysa da (ki atatürk'ün ölümünün masonların elinden olduğu iddiaları bulunmaktadır. nasıl öldüğüne dair 1-2 kitap okursanız, ölümünün çok da doğal olmadığını görürsünüz) 13 sene boyunca gizlice faaliyetlerini sürdürdüler. 1964'te ise türkiye'deki mason cemiyetleri süleyman demirel'in mason olup olmaması ile ilgili anlaşmazlığa düşerek ikiye bölündü.
günümüzde mason cemiyetlerinin tam olarak nasıl bir yapı içerisinde bulunduğunu doğrusu ben de bilemiyorum. tabii ki kendi sitelerinde, kendileriyle ve misyonlarıyla ilgili birtakım açıklamalar var. fakat bir yandan bu kurumları ve üyelerini töhmet altında bırakmak istemiyorum. bir yandan da geçmişi böylesine karanlık iddialarla dolu cemiyetlerin, bu geçmişten tamamen arınıp "iyilik, güzellik, çiçek, böcek..." şeklinde amaçlarla faaliyetlerine devam ediyor olması ihtimali nedir, onun yorumunu size bırakıyorum.
bu bilgilerin çoğu ve daha fazlası serdar adalı'nın tapınak şövalyeleri adlı kitabında mevcut. okumak isteyen olursa, kutsal kase ile olan ilişkileri dahil oldukça fazla ayrıntıya yer veren bir kitap olduğunu söylemiş olayım, yazıyı bitirmeden.
bu yazı biraz "arkası yarın" kuşağı gibi oldu aslında. dün epey uzun yazdığımdan hepsini aynı tanım içerisinde daha da uzatmak istemedim. devamını bu tanımla anlatacağım.
***
fransa'da haklarında tutuklama kararı çıktıktan ve liderleri ile birlikte çok sayıda üyeleri öldürüldükten sonra tapınakçılar için farklı bir süreç başladı. avrupa'nın diğer ülkelerinde varlıklarına pek büyük bir darbe indirilmemişti. her ne kadar ıv. philippe bunun için çabalamışsa da, tüm ülkelerin fransa ile dostça ilişkilerinin olmaması, kiliseler arası çekişmeler, tapınakçılarla kurulmuş olan ticari ilişkiler gibi nedenler, birçok ülkenin bu örgütün yakasına yapışmasına engel olmuştu. hatta bazı ülkelerde yargılanmış ve suçsuz bulunmuşlardı.
tapınakçılar yine de bir süre yer altına inerek faaliyetlerini gizli şekilde sürdürdüler. bir yandan faaliyet gösterdikleri ülkelerde krallara ve yine papa'ya bağlı kalmaya özen gösterdiler, bir yandan da fikirlerini ve yaşam tarzlarını yaymak için yeni bir aracı buldular: masonluk, gül ve haç tarikatı gibi cemiyetler...
***
yukarıda bir yazar arkadaşın da dediği gibi, kendi devletlerini kurma arzusu sonunda, isviçre'yi tapınakçılar'ın kurduğu söylenir. ancak örgütün esas yönetim merkezi portekiz'di. bu ülkeyi de tapınakçıların kurduğu söylenebilir. hatta portekiz'in denizcilikte gelişme nedeni de, örgütün zamanında denizcilerle geçirdiği zaman ve onlardan öğrendiklerini uygulamalarıydı.
devlet kurmak, aşırı derecede zenginleşmek uğruna her türlü illegal işe bulaşmak, bankacılığın temellerini atmak gibi birçok marifetlerini bir araya getirip baktığınızda, aslında tapınakçıların, kapitalizmin temelini attığını söyleyebiliriz.
devlet kuracak kıvama gelmiş olsalar da, avrupa genelinde haklarındaki olumsuz tutum devam ediyordu. bu nedenle bir plan kurdular. buna göre portekiz'de örgüt sözde kapatılacak ama başka bir isimle yeniden açılıp sadece portekiz kralına bağlı olacaktı.
bu planın avantajları vardı tapınakçılar için; malları kilise'nin eline geçmemiş olacaktı (ki bu yüzden daha da zenginleştiler) ve papa ile bir bağlantıları kalmadığından dinle bağlantılı bir hayat sürme zorunluluğundan da kurtulacaklardı. zira örgüt sadece görünürde hristiyandı. oysa bağlı oldukları inancın onunla pek alakası yoktu. daha çok büyülerle, kabala ile, hristiyanlığın yasakladığı işlerle uğraşıyorlardı.
***
birkaç ülkede yeniden palazlanmaya başladıklarında, yeni papa tapınakçılarla tekrar anlaşarak bu durumun nimetlerinden yararlanmak istedi ve böylece portekiz'de "isa tarikatı" adıyla yeniden açılan versiyonunu onayladı örgütün. bunun sonucunda da tapınakçıların yeniden birçok ülkede serbestçe gezmesinin önü açılmış oldu.
reform hareketleri sonrasında kilise güç kaybedince, tapınakçılar yeni bir dayanak noktası aradılar. akıllarına, örgütlerinin dinle alakası olmayan bir benzerini kurmak geldi. böylece devreye mason loncaları girmiş oldu. o zamanlar meslek örgütleri olan loncalara sızan tapınakçılar, bu loncaların koruması altında yükselmeye devam ettiler. birçok lonca içerisinden masonları, yani duvarcı ustalarını seçmelerinin nedeni, hemen hemen benzer mistik inançlara ve sembolizme sahip olmalarıydı.
zamanla tapınakçılar, masonları da kendilerine benzetmişlerdi. loncalar meslek birlikleri olmaktan çıkıp, siyasi tuzaklar kurmak için kullanılan yerler haline gelmiş, loncadan locaya evrilmişlerdi. üstelik bu topluluklar iyice iç içe geçmiş, tapınakçıların büyük üstatları aynı zamanda masonların da büyük üstadı olmaya başlamıştı. örgüt merkezi olarak aynı mekânları kullanıyorlardı. masonluğa kabul törenlerini duymuşsunuzdur. bunlar bile hemen hemen aynı ritüelleri içeriyordu tapınakçılarla.
masonluğa baskın çıkan tapınakçılar, locaların yapısını bir bir değiştirmeye ve onları da gizli örgüt biçimine sokmaya başlamıştı. ünlü iskoç riti tapınakçılar tarafından kurulmuştu ve "masonik rit" adı altında, tapınakçıların sapkın ayinlerini yapmak ve bu tür inançlarını yaymak için kullanılmıştı. tapınakçılar bu arada din karşıtı olan tüm örgütleri de gaza getirip kilise ve hristiyanlığa karşı doldurmayı ihmal etmiyordu.
***
zamanla kilise güç kaybetmeye başladı. tapınakçılar, gelişen dünyaya ayak uydurarak, zenginlik elde etmek için simya, astroloji gibi bilim dışı işleri bırakıp, dönemin gelişmekte olan bilim ve teknolojisine yönelmişlerdi. artık temel bilimlerde kontrolü ele geçirmek için kendilerini eğitiyorlardı.
protestanlık, kilise'ye karşı çıkma araçlarından biri olarak biçilmiş kaftandı. tam da tapınakçıların elinden çıkma gibi görünüyordu. mason localarında toplanan, önemli mevki ve meslek sahibi kişiler, kendilerini iyice siyasi entrikalara vermişti. bu ortam, fransız devrimi'nin de tapınakçıların elinden çıkması için son derece uygundu.
***
gerisi yakın tarih olduğundan çok da fazla izaha ihtiyaç yok. mason locaları günümüzde hâlâ faaliyetlerini sürdürüyor. osmanlı'da bile birçok mason paşa ve devlet adamı olduğunu biliyoruz. aslında bu insanların çoğu, mason localarını bir statü göstergesi olması nedeniyle üye olmaya değer görüyordu. oysa perde arkasında dönenlerden, çoğunun haberi bile yoktu.
1935 yılında localar atatürk tarafından kapatıldıysa da (ki atatürk'ün ölümünün masonların elinden olduğu iddiaları bulunmaktadır. nasıl öldüğüne dair 1-2 kitap okursanız, ölümünün çok da doğal olmadığını görürsünüz) 13 sene boyunca gizlice faaliyetlerini sürdürdüler. 1964'te ise türkiye'deki mason cemiyetleri süleyman demirel'in mason olup olmaması ile ilgili anlaşmazlığa düşerek ikiye bölündü.
günümüzde mason cemiyetlerinin tam olarak nasıl bir yapı içerisinde bulunduğunu doğrusu ben de bilemiyorum. tabii ki kendi sitelerinde, kendileriyle ve misyonlarıyla ilgili birtakım açıklamalar var. fakat bir yandan bu kurumları ve üyelerini töhmet altında bırakmak istemiyorum. bir yandan da geçmişi böylesine karanlık iddialarla dolu cemiyetlerin, bu geçmişten tamamen arınıp "iyilik, güzellik, çiçek, böcek..." şeklinde amaçlarla faaliyetlerine devam ediyor olması ihtimali nedir, onun yorumunu size bırakıyorum.
bu bilgilerin çoğu ve daha fazlası serdar adalı'nın tapınak şövalyeleri adlı kitabında mevcut. okumak isteyen olursa, kutsal kase ile olan ilişkileri dahil oldukça fazla ayrıntıya yer veren bir kitap olduğunu söylemiş olayım, yazıyı bitirmeden.
devamını gör...
milyon dolarlar kazanıldığında alınacak ilk şey
gidip lc waikiki'den ne bulursam alacağım. kasiyer yarım saat paketlemekle uğraşacak. sonra ödeyince de her elemana 1000$ da bahşiş atacağım.
devamını gör...

