sakarya'da 16 yaşındaki gencin intihar etmesi
biraz önce yazdım, türkiye de çocuklara değer verilmiyor, saygı duyulmuyor diye, şimdi bu başlığı gördüm, inanılmaz üzüldüm, şu an 12 yaşındaki yeğenimle ilgili sorunlar yaşıyoruz bizde, tek çocuk, tek torun, ama annesi ve babasının ayrı ayrı evlilikleri, evleri, çocukları hayatları var, anneannesinin evindeki odasından çıkmıyormuş, bazen 48 saat uyumuyormuş, herkes endişeli, aslında odasında mutlu da olabilir, dersleri çok iyi, arkadaşlarıyla görüşüyor gülüyor, oyun oynuyor, ama herşey bilgisayardan, internetten, salgından öncede böyleydi, yazın bile sokağa çıkmazdı, hiçbirşeyden şikayet etmez, hiçbir talebi olmaz, yeni oyunlar dışında, herkes çocuğa ne yapacağını söylüyor, onun adına düşünüyor, yani kişilik haklarına tecavüz ediyorlar, buda onu sinirlendiriyor, konuşmak istemiyormuş, halası olarak bir şey söylediğim zaman, sen bizden çokmu düşüneceksin çocuğumuzu diyor anne babası, cahillik öyle sağlam bir şeyki, bir insanın birşeyleri farketmesini sağlamak o kadar zorki,
hep yazıyorum, önce anne babaları eğitmek lazım, çocuklar görülmüyor, farkedilmiyor, ilgi istemesi bile suç sanki, kimse demekki ben ilgilenmemişim demiyor, ihtiyacı varsa tabiiki isteyecek, ne acıdırki alması gereken ilgiyi sevgiyi yine kendisinin hatırlatması gerekiyor, çabalaması gerekiyor, ilgilenmeyi değer vermeyi de bilmiyoruz bence, akıl vermek, yasak koymak ilgilenmek değildir, para vermek değer vermek değildir,
16 yaşında masum bir çocuğun acısı, üzüntüsü nasıl farkedilmez, demekki yüzüne bakmamışlar, gözlerine bakmamışlar, çocuğun bir derdi olduğunu anlamamışlar,
inşallah bunları gören anne babalar, kendilerine bir bakar, çocuklarının yüzüne bakar, konuşmalarını sağlar, çocuklarını anlarlar, yoksa böyle öldüklerinde çocuğun varlığını, değerini "farketmek" zorunda kalabilirler, allah korusun.
küçük olduğun için ciddiye alınmamak
#954240
hep yazıyorum, önce anne babaları eğitmek lazım, çocuklar görülmüyor, farkedilmiyor, ilgi istemesi bile suç sanki, kimse demekki ben ilgilenmemişim demiyor, ihtiyacı varsa tabiiki isteyecek, ne acıdırki alması gereken ilgiyi sevgiyi yine kendisinin hatırlatması gerekiyor, çabalaması gerekiyor, ilgilenmeyi değer vermeyi de bilmiyoruz bence, akıl vermek, yasak koymak ilgilenmek değildir, para vermek değer vermek değildir,
16 yaşında masum bir çocuğun acısı, üzüntüsü nasıl farkedilmez, demekki yüzüne bakmamışlar, gözlerine bakmamışlar, çocuğun bir derdi olduğunu anlamamışlar,
inşallah bunları gören anne babalar, kendilerine bir bakar, çocuklarının yüzüne bakar, konuşmalarını sağlar, çocuklarını anlarlar, yoksa böyle öldüklerinde çocuğun varlığını, değerini "farketmek" zorunda kalabilirler, allah korusun.
küçük olduğun için ciddiye alınmamak
#954240
devamını gör...
sen çok güzelsin sebepsiz de gülebilirsin
yılmaz erdoğan’ın yazıp yönettiği kelebeğin rüyası filminde geçen bir sözdür.
filmde talihsiz iki genç şair olan muzaffer tayyip usul ve rüştü onur’un hikayesi anlatılır ve yılmaz erdoğan bu filmde büyük şair behçet necatigil hocayı canlandırmıştır.
başlıktaki söz bu şairlerden muzaffer tayyip uslu’yu aittir.
bazı insanlar çok güzel. gerçekten çok güzeller. sadece fiziksel bir güzellik değil kastım. varlıkları bulundukları ortamı aydınlatmaya yetiyor. etraflarına saçtıkları ışık insanları floresan lambalara doluşan sinekler gibi onların yörüngesine çekiyor. öyle bir çekim güçleri var ki insan onların yanında olmak, onlarla aynı ortamı paylaşıp aynı havayı solumak için kendini nedenler bulmaya ikna etmek zorunda kalıyor.
işte bu kadar güzel olan insanların gülmek için bir neden aramaya ihtiyaçları da yok. onlar çok o kadar güzeller ki gülmeleri bütün nedenleri hükümsüz bırakabilir. gülsünler yeter ki.
insanın hayatında gülmek için nedene ihtiyaç duymayan bir insanın varlığı çok büyük bir şans. gülmek için nedenlere sığınan benim gibi insanlar sebepsiz gülebilen insanlara muhtaç olmaktan dolayı mutludur. ben buna kahkaha esareti diyorum. ve bu dünyanın en haklı tutsaklığı.
filmde talihsiz iki genç şair olan muzaffer tayyip usul ve rüştü onur’un hikayesi anlatılır ve yılmaz erdoğan bu filmde büyük şair behçet necatigil hocayı canlandırmıştır.
başlıktaki söz bu şairlerden muzaffer tayyip uslu’yu aittir.
bazı insanlar çok güzel. gerçekten çok güzeller. sadece fiziksel bir güzellik değil kastım. varlıkları bulundukları ortamı aydınlatmaya yetiyor. etraflarına saçtıkları ışık insanları floresan lambalara doluşan sinekler gibi onların yörüngesine çekiyor. öyle bir çekim güçleri var ki insan onların yanında olmak, onlarla aynı ortamı paylaşıp aynı havayı solumak için kendini nedenler bulmaya ikna etmek zorunda kalıyor.
işte bu kadar güzel olan insanların gülmek için bir neden aramaya ihtiyaçları da yok. onlar çok o kadar güzeller ki gülmeleri bütün nedenleri hükümsüz bırakabilir. gülsünler yeter ki.
insanın hayatında gülmek için nedene ihtiyaç duymayan bir insanın varlığı çok büyük bir şans. gülmek için nedenlere sığınan benim gibi insanlar sebepsiz gülebilen insanlara muhtaç olmaktan dolayı mutludur. ben buna kahkaha esareti diyorum. ve bu dünyanın en haklı tutsaklığı.
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
son bir yılımın en anlamlı taraflarından birisidir sözlük. hepinize teşekkürler efendim. kutlu olsun.
edit: güne özel 5 bin karmalık alışveriş yaptım.
edit: güne özel 5 bin karmalık alışveriş yaptım.
devamını gör...
karaktersizlik
karaktersizlikten önce karakterin ve karakterli olmanın incelenmesi gerekir.
karakter: türkçeye, fransızca caractère kelimesinden alıntılanmıştır.
tdk tarafından manasına baktığımızda kullanım durumuna göre 6 farklı durumu vardır.
olayı kişilik yönünden ele aldığımızda; karakter, kişinin kendine has özelliği,
onu diğer kişilerden ayıran davranışları ve kendine özgü hali manasına gelir.
karakterli: kişinin kendi karakterinde özgün olması aynı zamanda davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmasıdır.
karaktersizlik: karakterli olmanın tam tersi. kişinin davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmama durumu.
ne kadar çok ve birbirine benzemeyen arkadaşları vardı ali'nin. bu birbirlerine benzemeyen insanların hepsiyle ayrı ayrı nasıl anlaşıyordu? bu biraz karaktersizlik gibi görünüyordu doğan'a. öyle ya insanın belirli bir kişiliği olunca, bu kişiliğe akraba olanlarla dost olabilir ancak. ya da kişiliğinden ödün vermesi gerekir. - yenişehir'de bir öğle vakti - sevgi soysal
karakter: türkçeye, fransızca caractère kelimesinden alıntılanmıştır.
tdk tarafından manasına baktığımızda kullanım durumuna göre 6 farklı durumu vardır.
olayı kişilik yönünden ele aldığımızda; karakter, kişinin kendine has özelliği,
onu diğer kişilerden ayıran davranışları ve kendine özgü hali manasına gelir.
karakterli: kişinin kendi karakterinde özgün olması aynı zamanda davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmasıdır.
karaktersizlik: karakterli olmanın tam tersi. kişinin davranış ve düşüncelerinde tutarlı olmama durumu.
ne kadar çok ve birbirine benzemeyen arkadaşları vardı ali'nin. bu birbirlerine benzemeyen insanların hepsiyle ayrı ayrı nasıl anlaşıyordu? bu biraz karaktersizlik gibi görünüyordu doğan'a. öyle ya insanın belirli bir kişiliği olunca, bu kişiliğe akraba olanlarla dost olabilir ancak. ya da kişiliğinden ödün vermesi gerekir. - yenişehir'de bir öğle vakti - sevgi soysal
devamını gör...
hellfest 2022
bana “istanbul’dan clisson’a nasil gidilir?” gibi abuk bir soru googlelattiran, afisini gordugum an gozlerimin dolmasina neden olan, efffffsonello line-upli metal/hard rock muzik festivali.
cildirirsin.
gun icinde durup durup afisini aciyorum; anlik akil tutulmami yasayip, agzimin kenarindan akan salyalarimi temizleyip hayatima devam etmeye calisiyorum. (bkz: o ney gardaş yarısını bana ver)
pandemiyle heba olan 2 yilin acisini cikarmak aha boyle yapilir diyor herifler. bolum sonu canavarini tum tuslara basarak gecmek gibi; 350 grupluk festival ne demek lan, oldu olacak toplanak allah diyek.
bucketlist’imin #1 numerosu olarak, simdiye kadarki tum birikimimi ve bugunden sonra kenara atacaklarimi feda edecegim sana aslanim.
ya pi la cak.
cildirirsin.
gun icinde durup durup afisini aciyorum; anlik akil tutulmami yasayip, agzimin kenarindan akan salyalarimi temizleyip hayatima devam etmeye calisiyorum. (bkz: o ney gardaş yarısını bana ver)
pandemiyle heba olan 2 yilin acisini cikarmak aha boyle yapilir diyor herifler. bolum sonu canavarini tum tuslara basarak gecmek gibi; 350 grupluk festival ne demek lan, oldu olacak toplanak allah diyek.
bucketlist’imin #1 numerosu olarak, simdiye kadarki tum birikimimi ve bugunden sonra kenara atacaklarimi feda edecegim sana aslanim.
ya pi la cak.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
altüst olacak, umutsuzluktan öleceğini sanacaksın. ama iç dünyan seni yine kurtaracak.*
friedrich hölderlin
friedrich hölderlin
devamını gör...
uyutmayan sorular
eskide kalmış bir kavga aklına gelir 'niye şunu demedim ki?'diye sorabilirsin kendine. sabaha kadar tekrar kavga edersin böylece.
devamını gör...
ölü fotoğrafçılığı
post mortem fotoğrafçılık.
viktoryen dönem, 1837-1901 yılları arasında yaşanmış 64 yıllık bir dönem. bu dönemde geliştirilen bir fotoğrafçılık tekniğidir dagerreyotipi.
dagerreyotipi; gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır bir levhanın karanlık odada, ışığa maruz bırakılıp belirli bir süre pozlanması sonucunda fotografik görüntü elde etme tekniğidir; en eski fotoğrafçılık yöntemlerinden biridir.

viktoryen dönem'de ölüleri, hatıraları ölümsüzleştirebilmek ve hatta ölüm acısıyla başa çıkabilmek için yaygın uygulama, insanların ölmüş yakınlarını bu teknikle fotoğraflamaktı. cenaze töreninden önce onları ölümsüzleştirmek için son fırsattı insanların ölüleriyle fotoğraf çektirmeleri.

ölü, bu fotoğraflarda her ne kadar kanlı canlı görünse de ölüm- sonrası portrelerde kadraja iliştirilmiş ve esasen ana figürün “ölü” olduğunu işaret eden, başta kutsama işareti olmak üzere ölü kuş, solmuş çiçekler gibi birçok semboller de olurdu. aileler genellikle çocuklarının fotoğraflarını çektirirdi çünkü o dönem çocuk ölümleri kızamık, difteri, kızıl hastalığı ve kızamıkçık gibi hastalıklar nedeniyle çok fazlaydı.

viktoryen dönem, 1837-1901 yılları arasında yaşanmış 64 yıllık bir dönem. bu dönemde geliştirilen bir fotoğrafçılık tekniğidir dagerreyotipi.
dagerreyotipi; gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır bir levhanın karanlık odada, ışığa maruz bırakılıp belirli bir süre pozlanması sonucunda fotografik görüntü elde etme tekniğidir; en eski fotoğrafçılık yöntemlerinden biridir.

viktoryen dönem'de ölüleri, hatıraları ölümsüzleştirebilmek ve hatta ölüm acısıyla başa çıkabilmek için yaygın uygulama, insanların ölmüş yakınlarını bu teknikle fotoğraflamaktı. cenaze töreninden önce onları ölümsüzleştirmek için son fırsattı insanların ölüleriyle fotoğraf çektirmeleri.

ölü, bu fotoğraflarda her ne kadar kanlı canlı görünse de ölüm- sonrası portrelerde kadraja iliştirilmiş ve esasen ana figürün “ölü” olduğunu işaret eden, başta kutsama işareti olmak üzere ölü kuş, solmuş çiçekler gibi birçok semboller de olurdu. aileler genellikle çocuklarının fotoğraflarını çektirirdi çünkü o dönem çocuk ölümleri kızamık, difteri, kızıl hastalığı ve kızamıkçık gibi hastalıklar nedeniyle çok fazlaydı.

devamını gör...
bir öz eleştiri yap
odunun tekiyim.
devamını gör...
93 harbi
93 harbinin bir sonucuda kafkaslardan türk topraklarına göç eden türkleridir.
işgal ettikleri topraklardaki müslüman nüfusa baskı uygulayan ruslar, müslüman nüfusun bir kısmını rusya içlerindeki soğuk bölgelere sürerler. osmanlı devleti’nin yanında savaşa katılan çerkezler, çeçenler, abhazlar, dağıstanlılar ve gürcüler ise evlerini bırakarak anadolu’ya göç etmek zorunda kalırlar. ancak rus çarlığı tarafından göçe zorlananlardan çok azı anadoluys ulaşabilir. geri kalanların akıbeti ise hiçbir zaman bilinemez.
baba tarafım batum'dan göç etmiş ve osmanlı onları gönen civarına yerleştirmiş. bugün bile gönen civarında pek çok gürcü kökenli türk yaşamaktadır.
işgal ettikleri topraklardaki müslüman nüfusa baskı uygulayan ruslar, müslüman nüfusun bir kısmını rusya içlerindeki soğuk bölgelere sürerler. osmanlı devleti’nin yanında savaşa katılan çerkezler, çeçenler, abhazlar, dağıstanlılar ve gürcüler ise evlerini bırakarak anadolu’ya göç etmek zorunda kalırlar. ancak rus çarlığı tarafından göçe zorlananlardan çok azı anadoluys ulaşabilir. geri kalanların akıbeti ise hiçbir zaman bilinemez.
baba tarafım batum'dan göç etmiş ve osmanlı onları gönen civarına yerleştirmiş. bugün bile gönen civarında pek çok gürcü kökenli türk yaşamaktadır.
devamını gör...
toplu taşıma aracında öpüşmek
benim tercih edeceğim bir durum değil ama tercih edene saygı duyarım. kafamı başka yöne çevirir yoluma devam ederim. ne onları izleyip ben rahatsız olayım ne de onlar benim bakışlarımdan rahatsız olsun.
devamını gör...
otobüste sigara içilen yıllar
>=40 yaşların teneffüs ettiği eylem.
allah'tan o yıllarda çok fazla otobüs yolculuğu yapmadım.
babam eve gelen büyüklerine bile içirtmezdi.
doğduğumdan beri yeşilaycıyım.
eğer genlerim beni yarı yolda bırakırsa,
bu ciğerlerle kanser olursam sigaraya başlıycam.
allah'tan o yıllarda çok fazla otobüs yolculuğu yapmadım.
babam eve gelen büyüklerine bile içirtmezdi.
doğduğumdan beri yeşilaycıyım.
eğer genlerim beni yarı yolda bırakırsa,
bu ciğerlerle kanser olursam sigaraya başlıycam.
devamını gör...
dindarların en büyük sorunu
dindar bir müslüman olarak şöyle anlatayım;
aralarında ahmaklıkla mü'minliği birbirine karıştıran insanların bolluğudur galiba. dinle sağlaması yapılmış her türlü fikrin, hamlenin, eylemin doğru olduğuna hükmederler. cahil olduklarını asla kabul etmezler. onlar için dinin üste çıkması adaletten, itidalden ve irfandan daha önemlidir. halbuki ahmak anlamaz ki eğer itidalli olursa dinin yer yer zarar göreceği doğrudur ama itidali terkederse dinde yıkılır (tıpkı bugün türkiye'de olduğu gibi. toplum için ne derseniz deyin bilmem ama toplumun itidalsiz grupları yavaş yavaş kapı dışarı etmek gibi bir huyu vardır (bkz: kemalistler) ). yine bu itidalsizlikleri bunları en aşırı noktalara sürükler; vahşileştirir. ya işid'çi olurlar ya da koyu akp'li. bu vahşi karakterleri insanları da dinden soğutur. ülkemizde yaşanan dinden uzaklaşma trendinin en büyük sebeplerinde birinin de bir grup dindarın dava adamı vahşiliği olduğu kanaatindeyim.
aralarında ahmaklıkla mü'minliği birbirine karıştıran insanların bolluğudur galiba. dinle sağlaması yapılmış her türlü fikrin, hamlenin, eylemin doğru olduğuna hükmederler. cahil olduklarını asla kabul etmezler. onlar için dinin üste çıkması adaletten, itidalden ve irfandan daha önemlidir. halbuki ahmak anlamaz ki eğer itidalli olursa dinin yer yer zarar göreceği doğrudur ama itidali terkederse dinde yıkılır (tıpkı bugün türkiye'de olduğu gibi. toplum için ne derseniz deyin bilmem ama toplumun itidalsiz grupları yavaş yavaş kapı dışarı etmek gibi bir huyu vardır (bkz: kemalistler) ). yine bu itidalsizlikleri bunları en aşırı noktalara sürükler; vahşileştirir. ya işid'çi olurlar ya da koyu akp'li. bu vahşi karakterleri insanları da dinden soğutur. ülkemizde yaşanan dinden uzaklaşma trendinin en büyük sebeplerinde birinin de bir grup dindarın dava adamı vahşiliği olduğu kanaatindeyim.
devamını gör...
yalnızlık
“yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. insan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder.” carl gustav jung
devamını gör...
kaba olmayı komik sanmak
recep ivedik izleyen kitlenin inandığı ve körü körüne bağlı olduğu olgu..
halamın oğlu da bu tiplerin arasında. ota b*ka ivit ivit, böhöhöhöhöyt falan diyor.
komik olduğunu düşünüyor garibim, yazık acıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
halamın oğlu da bu tiplerin arasında. ota b*ka ivit ivit, böhöhöhöhöyt falan diyor.
komik olduğunu düşünüyor garibim, yazık acıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
devamını gör...
internetten öğrenilebilecek ve geliştirilebilecek yetenekler
udemy’den kara kalem kursu aldım. ressamı takip ederek biraz resme meraklı ama çokça sabırlı herkes çizebilir.adım adım anlatıyor.

yukarı bakınca daha çok çalışmalı çok :)
bu da oradaki eğitimle yaptığım çalışma:

azim olduktan sonra neden olmasın?
markerla çizim ya da karışık teknikler için de you tube videoları ve how to draw sitesinden yararlandım.
udemy’den piyano dersi aldım ama; yok olmadı. simply piano uygulama olarak çok güzel, çünkü geri bildirim alabiliyorsunuz, ücreti oldukça fazla.
cambly ile dil öğrenmek de keyifli gözüktü bana.
ama siz daldan dala atlamayın benim gibi, birini seçin yoksa hepsi yarım kalıyor :)

yukarı bakınca daha çok çalışmalı çok :)
bu da oradaki eğitimle yaptığım çalışma:

azim olduktan sonra neden olmasın?
markerla çizim ya da karışık teknikler için de you tube videoları ve how to draw sitesinden yararlandım.
udemy’den piyano dersi aldım ama; yok olmadı. simply piano uygulama olarak çok güzel, çünkü geri bildirim alabiliyorsunuz, ücreti oldukça fazla.
cambly ile dil öğrenmek de keyifli gözüktü bana.
ama siz daldan dala atlamayın benim gibi, birini seçin yoksa hepsi yarım kalıyor :)
devamını gör...
hiçbir kulübe katılmayan asosyal kafa sözlük yazarı
o tarz şeyleri sevmiyor olabilirim ve bu yüzden hiçbir kulübe katılmamış olmam asosyal olduğum anlamına gelmez öncelikle burada bir anlaşalım.
devamını gör...
kayıtlı numaralar dışındaki canlıların aramalarını yanıtlamamak
önceden öyleydi, önemliyse tekrar arar diyordum taaa ki 150 tane yere cv yollayıp iş başvurusu yapana kadar. şimdi müşteri temsilcisi arasa ona bile geri dönüyorum.
devamını gör...