astral seyahat
astral seyahat ruhun göbek kısmındaki bir kordon ile ayrılarak gerçek zamanlı olarak dolaşmasıdır. zamanında çok fazla araştırma yapmıştım, astral seyahat yapmak için beynin uyku durumuna geçmemesi ve ruhsal olarak çok sakin olmamız gerekiyormuş. söylenenlere göre astral boyutta uzaya bile çıkabiliyormuşuz. ve hz. mevlana'nın da astral seyahat yaptığı söyleniyor. ben ne kadar isteyerek yapmaya çalışsam da beceremedim. ama istemsiz olarak bir kere yaşadığım bir durumum vardı.
ben lise yaşlarındayım o zamanlar. yazları 70 haneli küçük bir köyde çiftçilik yapıyoruz kışın ise ilçeye gelip okul hayatımı sürdürüyorum. işte astral seyahat anım köyde geçirdiğimiz bir yaz gününde yaşanıyor.
ailemin bir işi çıkmıştı, o zamanlar, ilçeye gitmeleri gerekiyordu. yaklaşık 1 hafta köyde yalnız kalmam gerekiyordu. yalnız kalmam gerekiyordu çünkü kurban için bir tane kuzu almıştık hayvana bakacak birilerinin olması gerekiyordu. neyse ilk günler biraz bekar hayatı yaşamakta zorlandım. yemek, bulaşık, bahçe işleri falan. tabi bilenler bilir köyde boş durulmaz illaki ufak tefek işler vardır. günümü dolu dolu geçiriyordum.
sabah 10-11 gibi kalkıyor kahvaltı yapmadan evcil güvercinlerimi besliyordum. tabi kedi gelirse diye kuşların başında beklemem gerekiyordu. ardından kuşları kümese koyup kahvaltımı yapıyor ardından koyunu beslemeye gidiyordum. sürekli aynı otlardan da yemiyordu, bahçede her ottan 1-2 demet olacak şekilde ellerimle besliyordum. o sırada telefonumda olan 8 şarkıyı en baştan tekrar tekrar dinliyordum. koyunu besledikten sonra yaz öğle sıcakları malûm eve hapsediyor insanı. serinlik çökene kadar evde oyalanıyordum. tam da bu oyalanma sırasında resim çizmeye bile başlamıştım. hava kararmadan hayvanları bir daha besliyor, ve telle çevrilmiş bahçenin kapısını zombiler basacakmış gibi sıkıca bağlıyordum. yani o günlerde mental olarak o kadar pozitif, o kadar dingin o kadar rahattım ki hayatımda ruhsal olarak en iyi zamanlarımdı.
kusura bakmayın o zamanlarda neler yaptığımı bir bir anlattım şimdi astral seyahati anlatmaya geçeyim. yukarıda anlattığım rutin işleri yaptığım bir günün akşamıydı. saat 2 civarı uykum yok ama saat geç oldu uyuyayım diye yatağa girdim. uykumda (uyku mu astral seyahat mi bende bilmiyorum ama garip bir şeyler var) süzülerek evden ayrıldığımı ve sanki seyahat halindeki bir arabanın üzerine çıkmışım ama araba pamuktan, o kadar hafif süzülüyorum. köy yolundan süzülerek köyden çıktığımı hatırlıyorum. ve o zamanlar köyden 7km uzakta pancar ektiğimiz tarla var. süzülerek tarla yoluna girdiğini ve bizim komşu tarlada mavi bir tank (su tankı) gördüğümü hatırlıyorum. daha fazla detayı hatırlayamadım zaten uykum bu kısımda bir gürültü ile bölündü. uyuduğum odanın demir korkuluklarına birisi vuruyordu.* evde yalnızım telle çevrili bahçenin kapısını sıkıca bağlamışım nasıl olur da korkuluğa birisi vurur.* korkudan yataktan kalkıp pencereye bakamadım o sırada. 5-10 dk dinledim dışarıyı ses gelmeyince bir daha, çıkıp pencereye baktım hiçbir şey göremedim.
neyse sabah oldu güneş her yeri aydınlattı. ben her zaman olduğu gibi hayvanları beslemeye çıktım. baktım bahçe kapısı benim bağladığım gibi duruyordu. eee dün beni uyandıran gürültü neydi peki. hala bilmiyorum gürültünün ne olduğunu. bu olayların yaşandığı sırada benim gördüğüm rüya ve astral seyahat hakkında tek bir şey bile hatırlamıyorum. bir kaç gün sonra annem babam ilçeden köye geldiler. oturduk bahçede çay sohbet falan. çizdiğim resimleri gösteriyorum. o sırada birden aklıma geldi, "baba bizim komşu tarladaki mesut abinin hiç mavi tankı var mıydı" diye sordum. mesut'un hiç tankı yoktu dedi. bende rüyada gördüğüm şeyleri anlattım. güldük geçtik öyle.
sonraki gün babamla pancar tarlasına gidip bakacağız suya ihtiyacı var mı yok mu. hazırlandık motorsiklete atladık yola çıktık. tarla yolundaki tepeyi aştığım gibi rüyamda gördüğüm tankın aynısı gördüğüm yerde duruyor. rengi, konumu hepsi gördüğüm gibi. bu yaşadığım olayın beynin bir oyunu mu olduğunu yoksa astral seyahate mi çıktığımı bende tam olarak bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa o tankı orada hiç görmedim, babamlar yokken bir kere bile evden çıkıp tarlaya gitmedim. yani tarlaya gitmiş olsam belki gördüm ama fark etmedim, bilinç altımda bunu rüyamda karşıma çıkardı desem öyle bir durumda yok. çok garip bir olaydı. sonrasında astral seyahatin ne olduğunu öğrendim ve yapmak için çok deneme yaptım ama olmadı. bence o zamanki ruhsal dinginliğime ulaşamadığım için yapamıyorum* işte bu da böyle garip bir anıydı
ben lise yaşlarındayım o zamanlar. yazları 70 haneli küçük bir köyde çiftçilik yapıyoruz kışın ise ilçeye gelip okul hayatımı sürdürüyorum. işte astral seyahat anım köyde geçirdiğimiz bir yaz gününde yaşanıyor.
ailemin bir işi çıkmıştı, o zamanlar, ilçeye gitmeleri gerekiyordu. yaklaşık 1 hafta köyde yalnız kalmam gerekiyordu. yalnız kalmam gerekiyordu çünkü kurban için bir tane kuzu almıştık hayvana bakacak birilerinin olması gerekiyordu. neyse ilk günler biraz bekar hayatı yaşamakta zorlandım. yemek, bulaşık, bahçe işleri falan. tabi bilenler bilir köyde boş durulmaz illaki ufak tefek işler vardır. günümü dolu dolu geçiriyordum.
sabah 10-11 gibi kalkıyor kahvaltı yapmadan evcil güvercinlerimi besliyordum. tabi kedi gelirse diye kuşların başında beklemem gerekiyordu. ardından kuşları kümese koyup kahvaltımı yapıyor ardından koyunu beslemeye gidiyordum. sürekli aynı otlardan da yemiyordu, bahçede her ottan 1-2 demet olacak şekilde ellerimle besliyordum. o sırada telefonumda olan 8 şarkıyı en baştan tekrar tekrar dinliyordum. koyunu besledikten sonra yaz öğle sıcakları malûm eve hapsediyor insanı. serinlik çökene kadar evde oyalanıyordum. tam da bu oyalanma sırasında resim çizmeye bile başlamıştım. hava kararmadan hayvanları bir daha besliyor, ve telle çevrilmiş bahçenin kapısını zombiler basacakmış gibi sıkıca bağlıyordum. yani o günlerde mental olarak o kadar pozitif, o kadar dingin o kadar rahattım ki hayatımda ruhsal olarak en iyi zamanlarımdı.
kusura bakmayın o zamanlarda neler yaptığımı bir bir anlattım şimdi astral seyahati anlatmaya geçeyim. yukarıda anlattığım rutin işleri yaptığım bir günün akşamıydı. saat 2 civarı uykum yok ama saat geç oldu uyuyayım diye yatağa girdim. uykumda (uyku mu astral seyahat mi bende bilmiyorum ama garip bir şeyler var) süzülerek evden ayrıldığımı ve sanki seyahat halindeki bir arabanın üzerine çıkmışım ama araba pamuktan, o kadar hafif süzülüyorum. köy yolundan süzülerek köyden çıktığımı hatırlıyorum. ve o zamanlar köyden 7km uzakta pancar ektiğimiz tarla var. süzülerek tarla yoluna girdiğini ve bizim komşu tarlada mavi bir tank (su tankı) gördüğümü hatırlıyorum. daha fazla detayı hatırlayamadım zaten uykum bu kısımda bir gürültü ile bölündü. uyuduğum odanın demir korkuluklarına birisi vuruyordu.* evde yalnızım telle çevrili bahçenin kapısını sıkıca bağlamışım nasıl olur da korkuluğa birisi vurur.* korkudan yataktan kalkıp pencereye bakamadım o sırada. 5-10 dk dinledim dışarıyı ses gelmeyince bir daha, çıkıp pencereye baktım hiçbir şey göremedim.
neyse sabah oldu güneş her yeri aydınlattı. ben her zaman olduğu gibi hayvanları beslemeye çıktım. baktım bahçe kapısı benim bağladığım gibi duruyordu. eee dün beni uyandıran gürültü neydi peki. hala bilmiyorum gürültünün ne olduğunu. bu olayların yaşandığı sırada benim gördüğüm rüya ve astral seyahat hakkında tek bir şey bile hatırlamıyorum. bir kaç gün sonra annem babam ilçeden köye geldiler. oturduk bahçede çay sohbet falan. çizdiğim resimleri gösteriyorum. o sırada birden aklıma geldi, "baba bizim komşu tarladaki mesut abinin hiç mavi tankı var mıydı" diye sordum. mesut'un hiç tankı yoktu dedi. bende rüyada gördüğüm şeyleri anlattım. güldük geçtik öyle.
sonraki gün babamla pancar tarlasına gidip bakacağız suya ihtiyacı var mı yok mu. hazırlandık motorsiklete atladık yola çıktık. tarla yolundaki tepeyi aştığım gibi rüyamda gördüğüm tankın aynısı gördüğüm yerde duruyor. rengi, konumu hepsi gördüğüm gibi. bu yaşadığım olayın beynin bir oyunu mu olduğunu yoksa astral seyahate mi çıktığımı bende tam olarak bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa o tankı orada hiç görmedim, babamlar yokken bir kere bile evden çıkıp tarlaya gitmedim. yani tarlaya gitmiş olsam belki gördüm ama fark etmedim, bilinç altımda bunu rüyamda karşıma çıkardı desem öyle bir durumda yok. çok garip bir olaydı. sonrasında astral seyahatin ne olduğunu öğrendim ve yapmak için çok deneme yaptım ama olmadı. bence o zamanki ruhsal dinginliğime ulaşamadığım için yapamıyorum* işte bu da böyle garip bir anıydı
devamını gör...
entelektüel berduş
bir kültür tarihçisi olan solomon volkov’un andrey bitov otobiyografisi içinde kullandığı ama yazarı tam olarak anlatmayan bir tanımlamadır. andrey bitov’u tam olarak anlatmasa da dünya edebiyatına yön veren büyük yazarlar arasında bu unvanı hak eden yazarlar bulunmaktadır.
yazı yazmak ile alkol arasında bilimsel bir bağ kurulabilir mi, bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki sarhoşken yazı yazmak bütün sınırlardan ve engellerden kurtularak, tam istenilen metnin ortaya çıkarılmasına olanak sağlıyor. tecrübe ile sabittir.
entelektüel berduşlar arasında satabileceğim ilk isim edgar allen poe. sadece alkol değil, afyon bağımlısı da olan poe okurları kapkaranlık kuyulara daldırıp daldırıp çıkartacak o metinleri ayık kafayla yazamazdı elbette.
aklıma gelen ikinci yazar ise iki gözümün çiçeği jack london. jack london’ın alkolle olan sorununu ben anlatmayacağım uzun uzun ama merak eden varsa otobiyografik bir eser olan john barleycorn’u okuyabilir.
ernest hemingway’in de başının alkol ile belada olduğu anlatılagelse de maço yazar bunu kesin olarak yalanlamış ve herkesin içtiğinden daha fazla içmediği konusunda dayatmıştır.
anmak istediğim son isim ise dünyaya elem çiçekleri ekmiş olan ve dizelerinde hep bir karanlık hissettiğim charles baudelaire’dir ve şair bu konuda herkesten daha açık konuşmuştur:
- her zaman sarhoş olun!
yazı yazmak ile alkol arasında bilimsel bir bağ kurulabilir mi, bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki sarhoşken yazı yazmak bütün sınırlardan ve engellerden kurtularak, tam istenilen metnin ortaya çıkarılmasına olanak sağlıyor. tecrübe ile sabittir.
entelektüel berduşlar arasında satabileceğim ilk isim edgar allen poe. sadece alkol değil, afyon bağımlısı da olan poe okurları kapkaranlık kuyulara daldırıp daldırıp çıkartacak o metinleri ayık kafayla yazamazdı elbette.
aklıma gelen ikinci yazar ise iki gözümün çiçeği jack london. jack london’ın alkolle olan sorununu ben anlatmayacağım uzun uzun ama merak eden varsa otobiyografik bir eser olan john barleycorn’u okuyabilir.
ernest hemingway’in de başının alkol ile belada olduğu anlatılagelse de maço yazar bunu kesin olarak yalanlamış ve herkesin içtiğinden daha fazla içmediği konusunda dayatmıştır.
anmak istediğim son isim ise dünyaya elem çiçekleri ekmiş olan ve dizelerinde hep bir karanlık hissettiğim charles baudelaire’dir ve şair bu konuda herkesten daha açık konuşmuştur:
- her zaman sarhoş olun!
devamını gör...
ince ince yasemince
bana kısaca kak diyebilirsiniz diyen kakılmış, yumurtayı kabuğuyla yiyen itilmiş ve su diye votka içen sürahi hanımın oynadığı nostaljik komedi dizisi.
devamını gör...
feminizm çöplüktür
sonu "izm" ile biten her şeyin b*k olması gibi bu da b*ktur.
ciddiye almıyorum bu kişileri.
ciddiye almıyorum bu kişileri.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
yaşayarak ölümü besliyoruz.
devamını gör...
insanın ırkından gurur duymasının saçmalık olması
türk'üm ve türk olmaktan gurur duyuyorum. ne mutlu türküm diyene !
başka ırkları da asla aşağılamam, küçük görmem, saygısızlık yapmam, yapamam.
insanlar doğarken ırklarını seçemez. ama sevmek de haklarıdır, gurur duymak haklarıdır.
ırkçılık gibi aşağılık, insanlık dışı olan davranış ise coğrafi ve vicdani dünyada büyük bir suçtur.
başka ırkları da asla aşağılamam, küçük görmem, saygısızlık yapmam, yapamam.
insanlar doğarken ırklarını seçemez. ama sevmek de haklarıdır, gurur duymak haklarıdır.
ırkçılık gibi aşağılık, insanlık dışı olan davranış ise coğrafi ve vicdani dünyada büyük bir suçtur.
devamını gör...
odtü a4 kapısı
bisikletle çıkıldığında ayak bileklerinin ırzına geçilir.
naz'a giderken keyifle çıkılır.
malazgirt bulvarı yapılmadan önce a4 yokuşunun sonu ve drunk'ın otoparkının birleştiği noktada, gıda otoparkından ve hatta devrimden çok daha eğlenceli toplaşmalar olurdu. üzerinden tam 11 sene geçmiş....
naz'a giderken keyifle çıkılır.
malazgirt bulvarı yapılmadan önce a4 yokuşunun sonu ve drunk'ın otoparkının birleştiği noktada, gıda otoparkından ve hatta devrimden çok daha eğlenceli toplaşmalar olurdu. üzerinden tam 11 sene geçmiş....
devamını gör...
gece 03.07 sularında bütün entrylerimi beğenen yazar
begeni simgesinin yanindaki rakama tiklanildiginda, icerigin gozuktugunu bilmeyen yazarin tanimlarini begenen yazardir, eline sagliktir*.
devamını gör...
duygusal ilişkilerde önce kendini düşünen insan
hayatta attığımız her adımda önce kendimizi düşünürüz. nesi saçma bunun?
bencil değil benci olmaktır bu.. e tabi aradaki çizgiye dikkat!
bencil değil benci olmaktır bu.. e tabi aradaki çizgiye dikkat!
devamını gör...
sosyal fobikler derneği genel başkanının açılış konuşması
ikii üç kelimeyi geçmeyecek bir konuşmadır. örneğin; merhaba, tahmin edebileceğiniz üzere çok gerginim şu an , o yüzden sözlerime burada son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum. dağılabiliriz.
devamını gör...
yeşil-uzum
sözlüğün yükselen yıldızı. köylü yazardan ironiler ile tarzı çok çok benziyor. sanırım kendisi de trabzonlu veyahut karadenizin başka yerinden. bu kısmı da tutuyor yani. e yaşları da aşağı yukarı tutuyordur diye tahmin ediyorum. aynı bilgelik kendisinde de var.
kendisinin adını daha da sık duyarız ilerleyen zamanlarda. boynuz kulak ilişkisi nasıl olur onu da zamanla göreceğiz.
kendisinin adını daha da sık duyarız ilerleyen zamanlarda. boynuz kulak ilişkisi nasıl olur onu da zamanla göreceğiz.
devamını gör...
sözlükte tanışıp sevgili olmak
düğünde yoldaştan altın istemeyi düşünüyoruz. **
devamını gör...
troller yokken sözlüğün çok sıkıcı olması
doğrudur. sabahtan beri 1 tane bile lucifer tanımı görmedim. canım çok sıkkın.
devamını gör...
y kuşağı sözlükten uçurulsun kampanyası
yaşça büyük ama zihnen büyük olmayan insanlar tarafından açılan (bkz: z kuşağı sözlükten uçurulsun kampanyası) başlığına tepki olarak açılmıştır.
akıl yaşta değil baştadır(.)
son edit: 19.06.2021 tarihinde, tanımıma gelen bir mesaj üzerine ekleme yapmak istedim. bu açmış olduğum başlık ve altına yazmış olduğum tanım, "kuşaklar"ı birbirine düşürmek ya da dışlamak değildir. buradaki amacım böyle bir konuyu amaç edinen insanlara tepkimi göstermekti.
hiçbir şekilde herhangi bir kuşağa öfke duymuyorum ve duymayacağım.
ilk edit:
insanlar büyüdükçe ve yaşı geçtikçe yalnızca boyu uzar ve organları büyür. ancak akıl doğuştan gelen haliyle kalır ve diğer organlar gibi büyümez. bu yüzden pek çok genç saçı başı ağırmış insanlardan çok daha akıllı ve mantıklı konuşabilmektedir. böyle bir durumu dile getirebilmek adına ise akıl yaşta değil baştadır atasözü kullanılmaktadır.
akıl yaşta değil baştadır(.)
son edit: 19.06.2021 tarihinde, tanımıma gelen bir mesaj üzerine ekleme yapmak istedim. bu açmış olduğum başlık ve altına yazmış olduğum tanım, "kuşaklar"ı birbirine düşürmek ya da dışlamak değildir. buradaki amacım böyle bir konuyu amaç edinen insanlara tepkimi göstermekti.
hiçbir şekilde herhangi bir kuşağa öfke duymuyorum ve duymayacağım.
ilk edit:
insanlar büyüdükçe ve yaşı geçtikçe yalnızca boyu uzar ve organları büyür. ancak akıl doğuştan gelen haliyle kalır ve diğer organlar gibi büyümez. bu yüzden pek çok genç saçı başı ağırmış insanlardan çok daha akıllı ve mantıklı konuşabilmektedir. böyle bir durumu dile getirebilmek adına ise akıl yaşta değil baştadır atasözü kullanılmaktadır.
devamını gör...
anter
son samuray isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
sözlükte birkaç farklı anlama gelen sözcüktür.
1) tepsi.
2) işe yaramaz, kıymetsiz şey.
3) bitkilerde erkek organın başçığı, çiçek tozu keseleri, polenlerin oluştuğu bölüm.
sözlükte birkaç farklı anlama gelen sözcüktür.
1) tepsi.
2) işe yaramaz, kıymetsiz şey.
3) bitkilerde erkek organın başçığı, çiçek tozu keseleri, polenlerin oluştuğu bölüm.
devamını gör...
aşk 101
1 günde izlediğim netflix türk gençlik dizisi. başrollerinde; mert yazıcıoğlu ipek filiz yazıcı alina boz kubilay aka selahattin paşalı kaan urgancıoğlu yer almakta. 5 arkadaşın okuldan atılmamak için tayini çıkacak olan öğretmenlerini okulda tutma çabalarını konu alıyor.
evet çerezlik dizi izlenebilir fakat hem 90'lardan hem de gerçekten biraz sapmış. ışık'ın sinemaya bile gitmesine izin vermeyen annesi nasıl gece o saatlere kadar dışarıda olmasına izin verebiliyor, konser sonrası edaların evinde neden kimse olmuyor? bir de okulda tutmak için aşık etmek falan bana biraz saçma geldi.
karakterler de daha detaylı işlenebilirdi, sinan ve osman'ın anlayabiliyoruz. biri 2-3 yıldır ailesiz yaşadığı için diğeri de sanırım babasına ve annesine daha iyi bir hayat sunabilmek için o şekilde. fakat eda ve keremi hiç anlamıyoruz. bir de kemal hoca'nın o yaştakilere olan nefreti gibi konuların diziye eklenmesi merakları giderirdi.
bir de 8 bölümlük diziye neden 1.5 sene sonra yeni sezon geliyor anlamış değilim. netflix'in bu gibi çerezlik dizilere tarihe gömüldükten sonra yeni sezon getirme adetinden vazgeçmesi lazım.
ek bir bilgi daha, osman karakteri en başta eşcinsel olarak hazırlanmış fakat (bkz: rtük)'ün tepkisinden sonra o sahneler silinmiş.
evet çerezlik dizi izlenebilir fakat hem 90'lardan hem de gerçekten biraz sapmış. ışık'ın sinemaya bile gitmesine izin vermeyen annesi nasıl gece o saatlere kadar dışarıda olmasına izin verebiliyor, konser sonrası edaların evinde neden kimse olmuyor? bir de okulda tutmak için aşık etmek falan bana biraz saçma geldi.
karakterler de daha detaylı işlenebilirdi, sinan ve osman'ın anlayabiliyoruz. biri 2-3 yıldır ailesiz yaşadığı için diğeri de sanırım babasına ve annesine daha iyi bir hayat sunabilmek için o şekilde. fakat eda ve keremi hiç anlamıyoruz. bir de kemal hoca'nın o yaştakilere olan nefreti gibi konuların diziye eklenmesi merakları giderirdi.
bir de 8 bölümlük diziye neden 1.5 sene sonra yeni sezon geliyor anlamış değilim. netflix'in bu gibi çerezlik dizilere tarihe gömüldükten sonra yeni sezon getirme adetinden vazgeçmesi lazım.
ek bir bilgi daha, osman karakteri en başta eşcinsel olarak hazırlanmış fakat (bkz: rtük)'ün tepkisinden sonra o sahneler silinmiş.
devamını gör...



