bir garip orhan veli
murathan mungan'ın; orhan veli kanık şiirleri ekseninde yazdığı, tek kişilik bir tiyatro oyunudur.
yıllarca, usta oyuncu müşfik kenter tarafından can verilmiştir. günümüzde reha özcan tarafından sergilenmekteyken, pandemi sebebiyle oyunlar iptal olmuştur.
böyle havada aşık oldum
eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havalarda unuttum
şiir yazma hastalığım hep böyle havalarda nüksetti
beni bu güzel havalar mahvetti !
yıllarca, usta oyuncu müşfik kenter tarafından can verilmiştir. günümüzde reha özcan tarafından sergilenmekteyken, pandemi sebebiyle oyunlar iptal olmuştur.
böyle havada aşık oldum
eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havalarda unuttum
şiir yazma hastalığım hep böyle havalarda nüksetti
beni bu güzel havalar mahvetti !
devamını gör...
türkiye’de asla yaşanmayacak fantastik olaylar
(bkz: harry potter)
devamını gör...
mafya sözlük olsa alınabilecek nick
bir tripot bir kamera*
devamını gör...
ter kokan insan
bazı dayılarda bu koku tene öyle işlemiştir ki,koku olmaktan çıkmış farklı boyuta ulaşmıştır.sanırsınız ki son duşunu 1985'te almıştır.
devamını gör...
ilyada
bir yanımda artemis, bir yanımda aphrodite vardı. ön taraflardan hektor'un sesini duyuyordum, "bu ilk değil!" diye bağırıyordu. "sonuncusu da olmayacak! bu bereketli doğu toprakları, her zaman batının kan döktüğü yerler oldu!" diye devamını getirmişti.
kapının ardından akhalıların seslerini duyabiliyordum, gökyüzünü mavi yapan ışığın nedenini de biliyordum oysa ki...
athena onların yanındaydı, tıpkı hera, poseidon, hephaistos, hermes gibi. athena en sevdiğim tanrıça olmasına rağmen, ona karşı gelmek beni öylesine ürpertiyordu ki, hemen yanımda bulunan, ismini bilmediğim bir troyalının, bana "kazanacağız!" demesini bile zar zor duyuyordum.
ve işte, tam o anda, tüm troyalıları çıldırtan bir şey oldu. gökyüzünü kırmızıya boyamış bir varlık, bulunduğumuz yere iniyordu. kırmızı gözleri, giydiği savaş kaskından bile daha korkutucuydu.
ares, en ön kısma indiğinde, herkes çılgın gibi savaşmak için can atıyordu. birazdan ya kan dökecek ya da ölecektik ve bunun sebebi tek bir kadındı...
ah helen...
önce herkes sessiz oldu, sonra kapıların açılma sesini duydum...
işte böyle başladı büyük bir savaş, mottom bile hazırdı.
doğunun çocukları, batıya karşı geliyordu.
kapının ardından akhalıların seslerini duyabiliyordum, gökyüzünü mavi yapan ışığın nedenini de biliyordum oysa ki...
athena onların yanındaydı, tıpkı hera, poseidon, hephaistos, hermes gibi. athena en sevdiğim tanrıça olmasına rağmen, ona karşı gelmek beni öylesine ürpertiyordu ki, hemen yanımda bulunan, ismini bilmediğim bir troyalının, bana "kazanacağız!" demesini bile zar zor duyuyordum.
ve işte, tam o anda, tüm troyalıları çıldırtan bir şey oldu. gökyüzünü kırmızıya boyamış bir varlık, bulunduğumuz yere iniyordu. kırmızı gözleri, giydiği savaş kaskından bile daha korkutucuydu.
ares, en ön kısma indiğinde, herkes çılgın gibi savaşmak için can atıyordu. birazdan ya kan dökecek ya da ölecektik ve bunun sebebi tek bir kadındı...
ah helen...
önce herkes sessiz oldu, sonra kapıların açılma sesini duydum...
işte böyle başladı büyük bir savaş, mottom bile hazırdı.
doğunun çocukları, batıya karşı geliyordu.
devamını gör...
downsizing
çok ilginç bir konuya sahip 2017 yapımı bilimkurgu/komedi filmi. başrolde matt damon var.
çevreciliği ile ünlü norveçlilerin bilim adamları tarafından bulunan bir formül ile tüm canlıları boyut ve ağırlık olarak %90'dan daha fazla küçültmek mümkün olmuştur. dünyanın bu kadar çok insana daha fazla yetmeyeceği fikrinden yola çıkarak insanların tüm özelliklerini koruyarak kaynak tüketimini aza indirmek güzel bir fikir. neyse fazla spoiler vermeyim izleyin.
trailerı da bırakayım şöyle;
çevreciliği ile ünlü norveçlilerin bilim adamları tarafından bulunan bir formül ile tüm canlıları boyut ve ağırlık olarak %90'dan daha fazla küçültmek mümkün olmuştur. dünyanın bu kadar çok insana daha fazla yetmeyeceği fikrinden yola çıkarak insanların tüm özelliklerini koruyarak kaynak tüketimini aza indirmek güzel bir fikir. neyse fazla spoiler vermeyim izleyin.
trailerı da bırakayım şöyle;
devamını gör...
sait maden
1931 ve 2013 yılları arasında yaşamış, çorum doğumlu bir deha. türk ressam, grafik sanatçısı, şair ve çevirmen. fransızca ve farsçayı aynı bünyede harmanlamış bir dahi. bedri rahmi eyüboğlu'nun resim atölyesinde ders almakla kalmamış onun edebi yeteneklerini de benimsemiş çocuk yaşta. henüz 19 yaşında varlık dergisinden charles baudelaire çevirisi ile ödül almış biri.
aziz nesin'in yakın arkadaşı olan sait maden, aziz nesin'in bir çok kitabının da kapağını tasarlamıştır. sekiz binin üzerinde kitap ve dergi kapağı tasarlamıştır.
fransızca, almanca, ispanyolca, rusça, ingilizce, farsça, arapça, osmanlıca hatta sümerce gibi dilleri kendi çabasıyla öğrendi.
ayrıca cemal süreya, şık derviş demiştir onun için. bu ifade hayatını anlatan belgesele ismini vermiştir.
kaynak : sait maden şık derviş belgeseli. izlemek için...
aziz nesin'in yakın arkadaşı olan sait maden, aziz nesin'in bir çok kitabının da kapağını tasarlamıştır. sekiz binin üzerinde kitap ve dergi kapağı tasarlamıştır.
fransızca, almanca, ispanyolca, rusça, ingilizce, farsça, arapça, osmanlıca hatta sümerce gibi dilleri kendi çabasıyla öğrendi.
ayrıca cemal süreya, şık derviş demiştir onun için. bu ifade hayatını anlatan belgesele ismini vermiştir.
kaynak : sait maden şık derviş belgeseli. izlemek için...
devamını gör...
akraba kan emici en kötü canlıdır
her konuda olduğu gibi iyiside, kötüsüde vardır. bazen en iyi dediğin akraba mal, mülk, tarla, bahçe için kafanı kırabilir.
devamını gör...
furacin
ciltteki yaralar üzerindeki bakterilerin çoğalmasını önleyen antiseptik ilaç, merhemdir. ameliyat sonrası yaraların iyileşmesinde, deri enfeksiyonlarında, kesik, yara, yanık, sivilce gibi daha birçok şeyin tedavisinde kullanılır. doktor kontrolunde kullanılması tavsiye edilir.
devamını gör...
1 nisan 2020 nevşin mengü kürşat ayvatoğlu röportajı
arada bir burnunu ovuşturuyor, pudra şekeri alerji yaptı sanırım.
devamını gör...
ensest ilişki yaşama özgürlüğü
devamını gör...
troller sözlükler için gerekli midir sorunsalı
trollük; münazara alıştırmalarında verilen saçma sapan tezleri savunmaya benzer. münazara grubunun; o, son derece saçma önermeyi mantıksal bir temele dayandırarak örneklendirmesi, somutlaştırması ve izleyenleri ikna etmesi gerekir. son derece yaratıcı bir beyin alıştırmasıdır. hazırlık süreci çok eğlencelidir. kişinin mantığını, analiz yeteneğini geliştirir. tabii düşüncelerini toparlayarak etkili biçimde ifade etmesi de yan faydadır.
anlamsız, saçma, geçersiz, gereksiz hatta ahlak dışı önermeler de yapılmalıdır. trollerin işi budur. üstünde bir an bile düşünmeniz farklı bakış açısından haberdar olmanızı sağlar. ayrıca toplum olarak idealden ne kadar uzak olduğumuza değinmeye gerek yok. yani bir sürü insan, bize göre, salakça cahilce yanlış düşünüyor* ve yaşıyor. troller bir anlamda onların da sesi.
troller gereklidir.
anlamsız, saçma, geçersiz, gereksiz hatta ahlak dışı önermeler de yapılmalıdır. trollerin işi budur. üstünde bir an bile düşünmeniz farklı bakış açısından haberdar olmanızı sağlar. ayrıca toplum olarak idealden ne kadar uzak olduğumuza değinmeye gerek yok. yani bir sürü insan, bize göre, salakça cahilce yanlış düşünüyor* ve yaşıyor. troller bir anlamda onların da sesi.
troller gereklidir.
devamını gör...
herkesin anlattığı lise aşkı olayını yaşamamış insan
benim de dahil olduğum gruptur. fen lisesinde okuduğum için böyle şeylere vaktim olmadı hiç, eksikliğini de hissetmedim açıkçası
devamını gör...
3 mayıs türkçülük günü
öfkemiz sarsın her yanı, #bozkurtlar yürüye yürüye..." 3mayıs coşkusu bütün yurdu sarsın türkçü türkiye !
devamını gör...
normal sözlük erkek yazarlarının dürüstlüğü
ayarsız enteller hariç hepsi kral delikanlılardır. ben gram dansözlüklerini görmedim.
farkındalıkları had safhada. bu çocuklar istese yeni bir hesap açıp entel rolünün de hakkını verirler züppe rolünün de. ne isterlerse yaparlar.
şu dakika x adıyla yeni hesap açıp entel rolüne bürünse biri kimse farkına varmaz, bu kadar basit.
bunu yapmıyorlarsa dürüst olduklarından. neyseler o şekilde devam ediyorlar. bunu umarım görüyorsunuzdur.
burda bizi gömen samimiyetsiz bir kitle var. istiyorlar ki tekerlerine çomak sokmayalım. siz bize karışmayın, biz size.. noo sir. sorry.
summer queen bugün net biçimde yazdı. yazdığı entryi dilerim tüm sözlük kadınları distur edinir. bir halk bilinçleniyor.
yayalım bunu.
farkındalıkları had safhada. bu çocuklar istese yeni bir hesap açıp entel rolünün de hakkını verirler züppe rolünün de. ne isterlerse yaparlar.
şu dakika x adıyla yeni hesap açıp entel rolüne bürünse biri kimse farkına varmaz, bu kadar basit.
bunu yapmıyorlarsa dürüst olduklarından. neyseler o şekilde devam ediyorlar. bunu umarım görüyorsunuzdur.
burda bizi gömen samimiyetsiz bir kitle var. istiyorlar ki tekerlerine çomak sokmayalım. siz bize karışmayın, biz size.. noo sir. sorry.
summer queen bugün net biçimde yazdı. yazdığı entryi dilerim tüm sözlük kadınları distur edinir. bir halk bilinçleniyor.
yayalım bunu.
devamını gör...
ehliyet
bugün sınavının son aşaması olan direksiyon sınavına gireceğim ve almaya hak kazanmayı umduğum belgedir.
edit: kazandım.
edit: kazandım.
devamını gör...
türkiye'de bilimin hak ettiği değeri görmemesi
ironik bir şekilde, bu durumdan en çok şikayetçi olunan ortam olan sözlüklerden bile anlaşılabilecek gerçek. bir pozitif bilim konulu başlıklara bakın, bir de diğerlerine. aradaki farkı rahatlıkla görebilirsiniz.
konu hakkında doğru dürüst bilgisi olmayanların büyük bir öz güvenle siyaset konuştuğunu, din konuştuğunu, spor konuştuğunu görüyoruz ama iş bilime gelince nedense herkesin aklına "bilgisi olmadığı konu hakkında konuşmama" fikri geliveriyor. buradaki yanlış şu: konuya hakim olmanıza gerek yok. soru sorsanız o bile yeterlidir bilim konuşmak için. siz konuyu anlatacak kadar ona hakim olmayabilirsiniz ama aklınıza takılanı, anlamadığınız yeri sorarsanız, bilen ve anlatan birileri mutlaka çıkacaktır. önemli olan aklınıza bir şeyin takılabilmesi, yani bu konulara ilginiz olması. işte o da bizim ülkemizde yok çok şükür (!)
edit: ilahiyata, dine önem verildiği falan yok. göstermelik onlar...
konu hakkında doğru dürüst bilgisi olmayanların büyük bir öz güvenle siyaset konuştuğunu, din konuştuğunu, spor konuştuğunu görüyoruz ama iş bilime gelince nedense herkesin aklına "bilgisi olmadığı konu hakkında konuşmama" fikri geliveriyor. buradaki yanlış şu: konuya hakim olmanıza gerek yok. soru sorsanız o bile yeterlidir bilim konuşmak için. siz konuyu anlatacak kadar ona hakim olmayabilirsiniz ama aklınıza takılanı, anlamadığınız yeri sorarsanız, bilen ve anlatan birileri mutlaka çıkacaktır. önemli olan aklınıza bir şeyin takılabilmesi, yani bu konulara ilginiz olması. işte o da bizim ülkemizde yok çok şükür (!)
edit: ilahiyata, dine önem verildiği falan yok. göstermelik onlar...
devamını gör...
hapşırınca çok yaşa yerine yerhakemüllah denmesini isteyen tip
iyi niyetle düşündüğümüzde, hapşırma gibi tabiî bir olay karşısında dinî literatüre geçmiş bir bilgiyi arkadaşına anlatmak isteyen kişidir, demek isterim. islâmiyet bir nezâket dînidir. günlük hayatta karşılaştığımız ve önem vermediğimiz pek çok insânî durum için müslümanların aralarındaki muhabbeti arttırmak, tanışıklığı sağlamak ve böylece yapısı sağlam, sağlıklı sosyal ilişkilerle canlılığını koruyan bir cemiyet hayatını devamlı kılmak amaçlarına mâtuf olmak üzere, hz. peygamber'in (allah'ın salât ve selâmı o'nun ve âilesinin üzerine olsun) hayatında örnek olduğu uygulamalardan birisi de yanımızda hapşıran bir müslümana karşı nasıl güzel bir duâ edebileceğimizle ilgilidir.
hz. âdem'e (allah'ın selâmı o'nun üzerine olsun), ilk ruh üflendiğinde hapşırması ardından, ''elhamdülillâh'' sözü ile allah'a (celle celâlühû) hamdettiği, allah'ın da o'na ''yerhâmükâllah'', yâni ''allah sana rahmet etsin'', sözleriyle güzel bir duâ öğrettiğini hz. peygamberimiz'in, tirmizî isimli meşhur hadis bilgininin kaynaklık ettiği bir hadis-i şerifinden öğrenmemize rağmen, bu hoş duânın unutulması nedeniyle söylenegelen ''çok yaşa'' sözü, galat-ı meşhur olmuş bir ifade şeklidir. esâsen bu da bir duâdır. fakat, şüphesiz ki allah'ın rahmetine kavuşma duâsı, hem daha kapsayıcı hem daha güzel bir duâdır.
konu başlığında, bilgisi olan değerli yazarların tanımlarında bu uygulamanın ayrıntıları çok güzel anlatılmış. kısaca belirtmek gerekirse, hz. peygamber'in (allah'ın salât ve selâmı o'nun ve ehl-i beytinin üzerine olsun), bir başka hâdis-i şerifinde hapşırıp ''elhamdülillâh'' diyen bir müslümana karşı yanında bulunan müslümanın o'na ''allah sana rahmet etsin'' anlamına gelen duâyı okumasının bir borcu olduğu vurgulanmıştır. dolayısıyla müslümanın diğer müslümanlardan olan haklarından birisi bu duâ ile anılmaktır. islâm inancına göre, hapşırıp ''elhamdülillâh'' diyen mü'mine ''allah sana rahmet etsin'' demeyen diğer mü'min, bundan dolayı hesâba çekilecektir. hatta, bu duâyı alan mü'minin de kendisine bu şekilde duâ eden kişiye: ''yehdina ve yehdîkümullâh'', yâni ''allah, size ve bize hidâyet (kurtuluş) versin'' sözleriyle mukâbelede bulunması müstehâb (yararlı) sayılmakta ve fakat böyle karşılık vermeyen kişinin herhangi bir yükümlülük altında kalmadığı din bilginlerince anlatılmaktadır.
konu başlığı içinde, bu duânın arapça anlaşılmaz bir söz olduğu, duâ ve iyi niyet temennîlerinin anlaşılır bir türkçe ile yapılmasında fayda olduğu yer yer belirtilmiş ki buna ben de katılırım. zirâ, duâ, arapça ibârelerle söylenebileceği gibi, söyleyenin sıcak ve samimî bir türkçe ile duâyı beyân etmesi, bu güzel duâya muhâtab olan mü'min'in de kendi lisânındaki yürek zembereğini oynatan bu sözleri işitmesi, yukarıda anlattığım toplumsal amaçlar için çok daha istifâdeli olacaktır.
hz. âdem'e (allah'ın selâmı o'nun üzerine olsun), ilk ruh üflendiğinde hapşırması ardından, ''elhamdülillâh'' sözü ile allah'a (celle celâlühû) hamdettiği, allah'ın da o'na ''yerhâmükâllah'', yâni ''allah sana rahmet etsin'', sözleriyle güzel bir duâ öğrettiğini hz. peygamberimiz'in, tirmizî isimli meşhur hadis bilgininin kaynaklık ettiği bir hadis-i şerifinden öğrenmemize rağmen, bu hoş duânın unutulması nedeniyle söylenegelen ''çok yaşa'' sözü, galat-ı meşhur olmuş bir ifade şeklidir. esâsen bu da bir duâdır. fakat, şüphesiz ki allah'ın rahmetine kavuşma duâsı, hem daha kapsayıcı hem daha güzel bir duâdır.
konu başlığında, bilgisi olan değerli yazarların tanımlarında bu uygulamanın ayrıntıları çok güzel anlatılmış. kısaca belirtmek gerekirse, hz. peygamber'in (allah'ın salât ve selâmı o'nun ve ehl-i beytinin üzerine olsun), bir başka hâdis-i şerifinde hapşırıp ''elhamdülillâh'' diyen bir müslümana karşı yanında bulunan müslümanın o'na ''allah sana rahmet etsin'' anlamına gelen duâyı okumasının bir borcu olduğu vurgulanmıştır. dolayısıyla müslümanın diğer müslümanlardan olan haklarından birisi bu duâ ile anılmaktır. islâm inancına göre, hapşırıp ''elhamdülillâh'' diyen mü'mine ''allah sana rahmet etsin'' demeyen diğer mü'min, bundan dolayı hesâba çekilecektir. hatta, bu duâyı alan mü'minin de kendisine bu şekilde duâ eden kişiye: ''yehdina ve yehdîkümullâh'', yâni ''allah, size ve bize hidâyet (kurtuluş) versin'' sözleriyle mukâbelede bulunması müstehâb (yararlı) sayılmakta ve fakat böyle karşılık vermeyen kişinin herhangi bir yükümlülük altında kalmadığı din bilginlerince anlatılmaktadır.
konu başlığı içinde, bu duânın arapça anlaşılmaz bir söz olduğu, duâ ve iyi niyet temennîlerinin anlaşılır bir türkçe ile yapılmasında fayda olduğu yer yer belirtilmiş ki buna ben de katılırım. zirâ, duâ, arapça ibârelerle söylenebileceği gibi, söyleyenin sıcak ve samimî bir türkçe ile duâyı beyân etmesi, bu güzel duâya muhâtab olan mü'min'in de kendi lisânındaki yürek zembereğini oynatan bu sözleri işitmesi, yukarıda anlattığım toplumsal amaçlar için çok daha istifâdeli olacaktır.
devamını gör...

