evcil hayvanının ölümüne yas tutup ağlayan insan
benim. özür diliyorum üzüldüğüm içün.
ilk baktığım kedim kanserden öldü. çok seviyordum, çok ağladım. aradan yıllar geçti hâlâ rüyamda onunla markette yürürken görüyorum kendimi. neden hep markette yürüyoruz o kısmı anlamadım. uyanınca yine ağlıyorum.
ondan sonra hasta kedilere karşı üzüntü oluştu, hiç arkamı dönemedim. tedavi etmek için uğraştım. hicbir bağım olmayan kediler tedaviye cevap vermeyince yine ağladım. sonra kediye özel ağlamadığımı, ölümün kendisine ağladığımı anladım.
insanlar ve diğer hayvanlar öldüğünde yine ağlıyorum. ölü olmadığım, çalışmak ve hayatımı bir şekilde idare etmek nedenli bir noktadan sonra susuyorum. yapacak bir şey yok çünkü, düzen böyle.
ölüm anlaşılması son derece güç ve çok gerçek bir mevzu. bence ölüm karşısında bu kadar çaresiz olduğumuz için ağlamamız aşırı normal. çok sevdiğin varlığı alıp götürüyor senden. buna ağlanmalı bence.
ilk baktığım kedim kanserden öldü. çok seviyordum, çok ağladım. aradan yıllar geçti hâlâ rüyamda onunla markette yürürken görüyorum kendimi. neden hep markette yürüyoruz o kısmı anlamadım. uyanınca yine ağlıyorum.
ondan sonra hasta kedilere karşı üzüntü oluştu, hiç arkamı dönemedim. tedavi etmek için uğraştım. hicbir bağım olmayan kediler tedaviye cevap vermeyince yine ağladım. sonra kediye özel ağlamadığımı, ölümün kendisine ağladığımı anladım.
insanlar ve diğer hayvanlar öldüğünde yine ağlıyorum. ölü olmadığım, çalışmak ve hayatımı bir şekilde idare etmek nedenli bir noktadan sonra susuyorum. yapacak bir şey yok çünkü, düzen böyle.
ölüm anlaşılması son derece güç ve çok gerçek bir mevzu. bence ölüm karşısında bu kadar çaresiz olduğumuz için ağlamamız aşırı normal. çok sevdiğin varlığı alıp götürüyor senden. buna ağlanmalı bence.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
uçabiliyorum. kanıtlamak zorunda da değilim .
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
aşırı kalabalık arkadaş grupları. dışarıdan çok hoş duruyorlar, evet. ama içlerinde hepsi birbirinin dedikodusunu yapıyor, kuyularını kazıyorlar.
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
“yaa sen ne diyorsun, inanmıyorum! çok ama çok sevindim, gerçekten mi, süper olmuş ya” şeklinde örnekleri olan, gereksiz samimi (samimiyetsiz) cümlelerdir
devamını gör...
kafa izni
çok uzatmadan geri dönüleni makbul olan izin.
devamını gör...
insanı mahcup eden şeyler
toplulukta kurduğum her cümlenin ardından kızımın öyle değil demesi.
devamını gör...
lionel messi
gelmiş geçmiş en iyi futbolculardan biridir. bir teknik harikasıdır.
ha ben ronaldocuyum ama messi'nin de hakkını yedirmem.
ha ben ronaldocuyum ama messi'nin de hakkını yedirmem.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sanırım artık olamadığımdan, mutlu olduğum anları kafamın içinde hep tekrar yaşıyorum
devamını gör...
ot gibi yaşadığı halde günlük tutan birey
ot gibi yaşama tabirini kullanan ama ot kadar faydası olmayan insanların, tekdüze yaşayan insanların günlük tutmalarına laf ettiği başlıktır. insan istediğinde yazar, istediğinde çizer. kimse kimsenin hayatına karışmamalı..
devamını gör...
sözlükte bol beğeni alma yolları
samimi olmak mı desek arkadaşlar. hayır müthiş beğenilerim yok ama samimi bulduğum güldüğüm herşeyi beğeniyorum. kadın olmak falan ise yaramıyor yani.
devamını gör...
selamsız bandosu
nesli çölgeçen'in 1987 yapımı filmidir. filmin lokomotifi şener şen olsa da, uğur yücel, ali uyandıran ve üstün asutay da filmi tabiri caizse oyunculukları ile bir üst noktaya taşırlar. hikayeler mühimdir hele ki mizahi/taşlama bir film yapıyorsanız hikayenin işlenişi ve konu örgüsü daha da önem kazanır. işte selamsız bandosu'nun hikayesi de böyle. sizi acı acı güldüren cinsten. kahkaha attığınız yerler olduğu kadar, içlendiğiniz ve hüzünlendiğiniz çokça yer mevcut.
selamsız, allah'ın bile adını hatırlamadığı bir bedeldir ve cumhurbaşkanın trenle yapacağı yurt gezisinde selamsızdan geçeceği öğrenilince, belediye başkanı bu fırsatı ıskalamaz istemez. ancak köyde ne tren istasyonu ne de cumhurbaşkanını karşılayabilecek bir bando vardır...
tabi buradan sonrası biraz ipucu içerecek o yüzden filmi izlememiş olanlar aşağıdaki iki paragrafı okumasın derim * neden mi spoiler penceresini kullanmıyorum? sevmiyorum. açılıyor, kapanıyor falan bildiğiniz gıcık oluyorum. netice olarak üzerime düşeni yaptım mı? yaptım. * ha bu arada okusanız dahi filmden alacağınız tat değişmez diye düşünüyorum, öyle de keyifli bir filmdir.
efendim, selamsızın belediye başkanı latif * adı gibi latif bir zat. bir siyasetçi de olmaması gereken meziyetlere sahip. adam her şeyden evvel selamsıza adamış kendisini. sürekli selamsız için kafa yoruyor. kişisel ikbal falan yok gözünde. cumhurbaşkanı mevzusu ortaya çıkınca da, bir fırsat görüyor kendince ve değerlendirmek istiyor. biraz da hayalperest bir karakter, nahif bir adam anlayacağınız. psikoloğa gitse seni üzmüşler denilecek tarzda bir nahifliği var. atom karınca gibi beldesinin açıklarını kapamaya çalışıyor. işe de ilk olarak bando kurmakla başlıyor. malum cumhurbaşkanı karşılanacak. öyle lay lay lom olmaz bu işler. bu işin belirli bir protokolü var. e hal böyleyken bandoyu yönetecek bir şef de lazım. veriyor gazeteye ilanı. ilanı okuyup gelen 1 kişi var. yani adamın elinde başka seçenek de yok. adam ordudan atılmış eski bir bando şefi. ufakta bir kusuru var; bildiğiniz alkolik. kanımca filmdeki en enteresan karakterlerden birisidir murat şef *. onun gelgitlerini, yıkılışını, tekrar ayağa kalkışını izlemek keyiflidir. neden sonra çalışmalar başlar. bando bir anda cazibe merkezi haline gelir. selamsız ahalisi beldenin kurtuluşunu bando da görmektedir ve işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. zira futbol takımının başkanı ve latif'in belalısı tahir * bu duruma çok bozulur. o andan itibaren de futbol takımı, bando gerginliği başlar. başkan latif, murat şefin tekrar içkiye başlamaması için 40 bin takla atarken bu olayların yaşanması hiç de iyi olmamıştır. yaşanan gerginlikler şefin şişenin dibini görmesine neden olur. böylece selamsızın umudunu bağladığı bando, şefinden yoksun şekilde çalışmalarına devam eder. hatırladığım kadarı ile murat şef bir akşam üzeri yine yıkılmış ve bezgin bir haldeyken başkanla birlikte selamsız sokaklarında yürümektedir. artık başkan da bunalmıştır. selamsızdan ayrılacağını falan söyler. sarılacağı son ümit kırıntısı alkol şişesinin dibini boylamıştır ona göre. murat şef o esnada evlerden gelen enstrüman seslerini duyunca ve ahalinin bando için hala çabaladığını anlayınca fikrini değiştirir. hoş sahnedir bu anlattığım sahne içinde güzel ayrıntılar barındırır. şef insanları yüzüstü bırakmak istemez ve yeniden bandonun başına geçer. bu arada bando, futbol takımının maçına gidip marşlarla takıma destek verince bu küçük belde en nihayetinde kenetlenir ve büyük güne hazır hale gelir. sayılı gün de gelip geçmiştir zaten.
tren yavaşça yaklaşır. herkes tam kadro oradadır. trenden selamlama minvalinde süleyman demirel'in şapkasına benzer bir şapka sallanır .bu esnada musa * tren duracak ümidiyle sürekli halıyı taşımakla meşguldür. ama tren geçer gider. işte o anda musa'nın trenin peşinden koşması, tüm umutlarını yitiren ahalinin bandonun çaldığı mastikaya, çekingen bir şekilde eşlik etmeye başlaması iç burkar. o sahne insanın kabine bıçak gibi saplanır. onca emek, onca hazırlık bir el sallama ve şapkayı görmek için olmuştur.
selamsız bandosu türk sinema tarihinde eleştirel mizah anlamında önemli bir yere sahiptir. günümüzde insanların sadece argo konuştuğu, adam gibi bir konusu ve olay örgüsü olmayan filmlerin komedi filmi olarak nitelenip, baş tacı edildiği şu dönemde selamsız bandosu, zübük, züğürt ağa ve benzeri filmler hak ettiği değeri görmediği gibi yenileri de çekilmiyor artık. bu da toplumun gerek algısının, gerekse ilgisinin nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. aynı zamanda izleyicinin beğenisinin de günümüzde bu tabloya bakarak basitleştiğini/basitleştirildiğini söyleyebiliriz. toplumsal dönüşüm işte böyle bir şey. sizi bir kere kalitesize alıştırdılar mı? kaliteyi hatırlamak zor olduğu gibi talep etmek de imkansız hale geliyor. kaliteli mizahın mazide değil ati de olduğu günleri görmek temennisi ile...
izlemeyenler içinde amme hizmeti yapayım. buyurun efendim açın izleyin.
selamsız, allah'ın bile adını hatırlamadığı bir bedeldir ve cumhurbaşkanın trenle yapacağı yurt gezisinde selamsızdan geçeceği öğrenilince, belediye başkanı bu fırsatı ıskalamaz istemez. ancak köyde ne tren istasyonu ne de cumhurbaşkanını karşılayabilecek bir bando vardır...
tabi buradan sonrası biraz ipucu içerecek o yüzden filmi izlememiş olanlar aşağıdaki iki paragrafı okumasın derim * neden mi spoiler penceresini kullanmıyorum? sevmiyorum. açılıyor, kapanıyor falan bildiğiniz gıcık oluyorum. netice olarak üzerime düşeni yaptım mı? yaptım. * ha bu arada okusanız dahi filmden alacağınız tat değişmez diye düşünüyorum, öyle de keyifli bir filmdir.
efendim, selamsızın belediye başkanı latif * adı gibi latif bir zat. bir siyasetçi de olmaması gereken meziyetlere sahip. adam her şeyden evvel selamsıza adamış kendisini. sürekli selamsız için kafa yoruyor. kişisel ikbal falan yok gözünde. cumhurbaşkanı mevzusu ortaya çıkınca da, bir fırsat görüyor kendince ve değerlendirmek istiyor. biraz da hayalperest bir karakter, nahif bir adam anlayacağınız. psikoloğa gitse seni üzmüşler denilecek tarzda bir nahifliği var. atom karınca gibi beldesinin açıklarını kapamaya çalışıyor. işe de ilk olarak bando kurmakla başlıyor. malum cumhurbaşkanı karşılanacak. öyle lay lay lom olmaz bu işler. bu işin belirli bir protokolü var. e hal böyleyken bandoyu yönetecek bir şef de lazım. veriyor gazeteye ilanı. ilanı okuyup gelen 1 kişi var. yani adamın elinde başka seçenek de yok. adam ordudan atılmış eski bir bando şefi. ufakta bir kusuru var; bildiğiniz alkolik. kanımca filmdeki en enteresan karakterlerden birisidir murat şef *. onun gelgitlerini, yıkılışını, tekrar ayağa kalkışını izlemek keyiflidir. neden sonra çalışmalar başlar. bando bir anda cazibe merkezi haline gelir. selamsız ahalisi beldenin kurtuluşunu bando da görmektedir ve işte zurnanın zırt dediği yerde burasıdır. zira futbol takımının başkanı ve latif'in belalısı tahir * bu duruma çok bozulur. o andan itibaren de futbol takımı, bando gerginliği başlar. başkan latif, murat şefin tekrar içkiye başlamaması için 40 bin takla atarken bu olayların yaşanması hiç de iyi olmamıştır. yaşanan gerginlikler şefin şişenin dibini görmesine neden olur. böylece selamsızın umudunu bağladığı bando, şefinden yoksun şekilde çalışmalarına devam eder. hatırladığım kadarı ile murat şef bir akşam üzeri yine yıkılmış ve bezgin bir haldeyken başkanla birlikte selamsız sokaklarında yürümektedir. artık başkan da bunalmıştır. selamsızdan ayrılacağını falan söyler. sarılacağı son ümit kırıntısı alkol şişesinin dibini boylamıştır ona göre. murat şef o esnada evlerden gelen enstrüman seslerini duyunca ve ahalinin bando için hala çabaladığını anlayınca fikrini değiştirir. hoş sahnedir bu anlattığım sahne içinde güzel ayrıntılar barındırır. şef insanları yüzüstü bırakmak istemez ve yeniden bandonun başına geçer. bu arada bando, futbol takımının maçına gidip marşlarla takıma destek verince bu küçük belde en nihayetinde kenetlenir ve büyük güne hazır hale gelir. sayılı gün de gelip geçmiştir zaten.
tren yavaşça yaklaşır. herkes tam kadro oradadır. trenden selamlama minvalinde süleyman demirel'in şapkasına benzer bir şapka sallanır .bu esnada musa * tren duracak ümidiyle sürekli halıyı taşımakla meşguldür. ama tren geçer gider. işte o anda musa'nın trenin peşinden koşması, tüm umutlarını yitiren ahalinin bandonun çaldığı mastikaya, çekingen bir şekilde eşlik etmeye başlaması iç burkar. o sahne insanın kabine bıçak gibi saplanır. onca emek, onca hazırlık bir el sallama ve şapkayı görmek için olmuştur.
selamsız bandosu türk sinema tarihinde eleştirel mizah anlamında önemli bir yere sahiptir. günümüzde insanların sadece argo konuştuğu, adam gibi bir konusu ve olay örgüsü olmayan filmlerin komedi filmi olarak nitelenip, baş tacı edildiği şu dönemde selamsız bandosu, zübük, züğürt ağa ve benzeri filmler hak ettiği değeri görmediği gibi yenileri de çekilmiyor artık. bu da toplumun gerek algısının, gerekse ilgisinin nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. aynı zamanda izleyicinin beğenisinin de günümüzde bu tabloya bakarak basitleştiğini/basitleştirildiğini söyleyebiliriz. toplumsal dönüşüm işte böyle bir şey. sizi bir kere kalitesize alıştırdılar mı? kaliteyi hatırlamak zor olduğu gibi talep etmek de imkansız hale geliyor. kaliteli mizahın mazide değil ati de olduğu günleri görmek temennisi ile...
izlemeyenler içinde amme hizmeti yapayım. buyurun efendim açın izleyin.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
(bkz: bakın benim parolam sevgidir)

edit: hesabımdan çıkın kafadorlar. ıko'da kafa izninde, hesabım giderse ben ne yapacağım?
edit2: parolam sevgidir arasında boşluk yok. parolamın p'si küçük evet sayın yazar.
edit3: sevgi kim diye sormuş bir yazar. sen hesaba gir. biz sana kim olduğunu göstereceğiz.

edit: hesabımdan çıkın kafadorlar. ıko'da kafa izninde, hesabım giderse ben ne yapacağım?
edit2: parolam sevgidir arasında boşluk yok. parolamın p'si küçük evet sayın yazar.
edit3: sevgi kim diye sormuş bir yazar. sen hesaba gir. biz sana kim olduğunu göstereceğiz.
devamını gör...
ayna karşısında tıraş olurken bıyığı komple kesmeden önce hitler bıyığı yapmak
1999 depremi sırasında dönemin sakarya valisi, yanına gelen ve sert eleştirilerde bulunup isyan eden depremzede bir kıza tepki göstermiş, hatta tokatlamaya kalkmıştı. vali bu hareketiyle kamuoyunda epey tepki toplamıştı. o olaydan sonra vali, ne tesadüfse bıyığını kesmişti. dikkat çeken bu imaj değişikliği karşısında gazeteci fatih altaylı, valiye bıyığını kesmesinin sebebini sordu. vali de tıraş olurken kazara jileti bıyığına kaçırdığını, mecburen kestiğini söyledi. cevaptan tatmin olmayan altaylı aynı soruda ısrar edince dayanamayan vali :
sayın altaylı, tıraş olurken yanlışlıkla kestim dedim ya, ne yapsaydım, yarım bıyıkla mı dolaşsaydım? demişti.
sayın altaylı, tıraş olurken yanlışlıkla kestim dedim ya, ne yapsaydım, yarım bıyıkla mı dolaşsaydım? demişti.
devamını gör...
haz duyulan küçük sapıklıklar
kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmak.*
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
"şimdi biz mecbur kaçtık afganistan'dan iran'a. iran yol vermiş türkiye'ye geldik. şimdi türkiye yol vermiş yunanistan'a gitmek istedik yol vermiyor. sadece biz yunanistan'dan yol istiyoruz başka bir şey istemiyoruz, onları rahatsız etmek istemiyoruz. sadece yol verilsin çünkü bizim hayatımız mahvedilmiş. 28 yaşındayım, hiçbir gün hayatı bilmedim."
devamını gör...
başkasının telefonunu kurcalamak
ne olursa olsun, kim olursa olsun hadsizliktir. saygının ne olduğunu bilmeyen, idrak edemeyen birinin yaptığı yanlış bir davranıştır.
devamını gör...
gülse birsel
ülkenin aydınlık yüzü. yazar. oyuncu. güçlü kadın.
devamını gör...
ölümden daha beter olan şeyler
ölmeyi istemektir, içinde bulunduğunuz ruh hâlini, olduğunuz kişiyi sevmemektir.
aynada gördüğünüz kişiyle aranızın limoni olmasıdır.
of çok fena, yazarken öldüm.
aynada gördüğünüz kişiyle aranızın limoni olmasıdır.
of çok fena, yazarken öldüm.
devamını gör...
spawn
fikir tartışmasına açık, saygılı
bence sözlük için ideal olan bir yazar.
bence sözlük için ideal olan bir yazar.
devamını gör...
