14 aralık 2021 sözlüğe erişim problemi
hosting firmasinin networkunden kaynakli bir sorun mevcut. kesintiler bu sebeble yasanmaktadir. herhangi bir sey denemiyorum sozluk uzerinde. hosting firmasindan detayli bilgiye ulasma cabalarimiz suruyor.
aksaklik icin ozur dilerim.
aksaklik icin ozur dilerim.
devamını gör...
5 dakika bile sedat peker videosu izlememiş insan
şahsen, "efendim" diye cevap verme isteği uyandıran başlıktır. sorularınız varsa alabilirim.
devamını gör...
vaka sayılarının günden güne düşüş göstermesi
(bkz: çabuk düştü dikkat edersen)
devamını gör...
kurucu
sözlüğü bana devredip kaçtınız sandım...
sonra jeton düştü. çok ama çok hoş bir jest olmuş.
bayramımız kutlu olsun!
sonra jeton düştü. çok ama çok hoş bir jest olmuş.
bayramımız kutlu olsun!
devamını gör...
tarhana çorbasını bir üst noktaya çıkaran detaylar
tanımlara bir baktımda tarhana, tarhana çorbası olalı böyle zulüm görmemiştir dedirten tanımlar girilmiş yani kış sofralarının baştacı hastalıkların şifa kaynağı bu kutsal çorba bu kadar mı? mındar edilir allah aşkına. olması gerekeni tanımlayan bir kaç yazar var onları tenzih ederim.
diğer tanımlara teknik olarak söylemek istediğim bir kaç husus var. türkiye'nin yarısını gezmiş biri olarak, tarhana neredeyse her yörede farklı şekillerde yapılıp yine farklı şekillerde de tüketiliyor. bazı yazarlar kusmuk gibi deyimini kullanmış, orada ki teknik sorun tarhana yapılırken asgari 1 haftalık mayalanma ve olgunlaşma süreci tamamlanmadan hamur yoğurulmuş ardından parçalanıp kurutulmuş.
olmaz canım kardeşim olmaz. tarhananın hamurunu yoğuracağın yoğurt bile ev yapımı değilse market yoğurdundan tarhana olmaz.
o hamur ( aşağıda tarifini vereceğim ) en az bir hafta mayalananıp olgunlaştıktan sonra parçalanıp kurutulacak. güneşte de kurutulmaz ayrıca gölge de kurutulur güneş rengini ağartır.
pişirirken öneri; bir bardak su için bir yemek kaşığı tarhana (kişi sayısına bağlı olarak miktarı bu ölçü üzerinden ayarlayabilirsiniz) yarım saat öncesinden tencereye alınır ve biraz yumuşaması sağlanır.
daha sonra ateşin üzerine aldığınızda orta ateşte yavaş yavaş karıştırarak (topaklanmaması için) pişirilir kaynamaya başlayınca 2-3 dakika kadar daha pişirilmeye devam edilir bu sırada rengi mat halden daha parlak yarısaydam hale gelecektir. hal böyle olunca çorba pişmiş demektir toplam pişirme süresi 10-12 dakika civarıdır zaten. ( önceden ıslatılması pişirme süresine dahil değil)
tabağınıza aldığınızda kruton var harika olur yoksa bayat ekmekle de iyi gider. biraz tulum peyniri rendeleyip süsleyebilirsiniz. "kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası adlı yazarın dediği gibi bir parça tereyağı da iyi gider.
ekstra bir tutam nane ferahlık verir.
afiyet olsun.
herkesin yetiştiği yöreye göre farklı damak tadı ve zevkleri vardır. bu konuda tezat bir durumu da kısaca yazacağım. valide ve teyzem ikisi kardeş oldukları halde farklı yaptıkları için yukarıda açıklamaya çalıştığım mayalanıp olgunlaşma sürecini beklemeyen teyzemin yaptığı tarhana evlerden ırak. onlara gittiğimiz zaman aile bağımız kopmasın diye hatır için çiğ tavuk yer gibi içiyorum o tarhanayı.
valide ise annanemin yaptığı gibi yapıyor.
işte buyrun tarifi; (bu ölçü ile kışı çıkartır yaza erersiniz lakin şu an mevsim olarak malum kış artık yaza ağustos'ta yaparsınız bir kenara not edin.
4-5 domates (tarla domates)
1 kg kuru soğan
1 kg salçalık kırmızı biber
1 demet nane
8-10 tane kırmızı acı biber
naneyi yıka tencerenin dibine koy
üstüne soğanları doğra üstüne biberleri en üste domatesi doğra en son üstüne 1,5 yemek kaşığı tuz at kısık ateşte karıştırmadan pişir.
piştikten sonra soğuyunca süzgüden geçir kabukları ayır. suyunun 4 te 3 ünü kullan 1 çeyreğini ayır.
1 kg "süzme" inek yoğurdu ( ev yapımı olacak) ilave et aldığı kadar un koy katı bir hamur yap
sonra mayalanmaya bırak kabardıkça yumrukla
8-10 gün civarı mayalanıp karardıktan sonra kurutmak için parçalanıp kurutulup toz yapılacak.
diğer tanımlara teknik olarak söylemek istediğim bir kaç husus var. türkiye'nin yarısını gezmiş biri olarak, tarhana neredeyse her yörede farklı şekillerde yapılıp yine farklı şekillerde de tüketiliyor. bazı yazarlar kusmuk gibi deyimini kullanmış, orada ki teknik sorun tarhana yapılırken asgari 1 haftalık mayalanma ve olgunlaşma süreci tamamlanmadan hamur yoğurulmuş ardından parçalanıp kurutulmuş.
olmaz canım kardeşim olmaz. tarhananın hamurunu yoğuracağın yoğurt bile ev yapımı değilse market yoğurdundan tarhana olmaz.
o hamur ( aşağıda tarifini vereceğim ) en az bir hafta mayalananıp olgunlaştıktan sonra parçalanıp kurutulacak. güneşte de kurutulmaz ayrıca gölge de kurutulur güneş rengini ağartır.
pişirirken öneri; bir bardak su için bir yemek kaşığı tarhana (kişi sayısına bağlı olarak miktarı bu ölçü üzerinden ayarlayabilirsiniz) yarım saat öncesinden tencereye alınır ve biraz yumuşaması sağlanır.
daha sonra ateşin üzerine aldığınızda orta ateşte yavaş yavaş karıştırarak (topaklanmaması için) pişirilir kaynamaya başlayınca 2-3 dakika kadar daha pişirilmeye devam edilir bu sırada rengi mat halden daha parlak yarısaydam hale gelecektir. hal böyle olunca çorba pişmiş demektir toplam pişirme süresi 10-12 dakika civarıdır zaten. ( önceden ıslatılması pişirme süresine dahil değil)
tabağınıza aldığınızda kruton var harika olur yoksa bayat ekmekle de iyi gider. biraz tulum peyniri rendeleyip süsleyebilirsiniz. "kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası adlı yazarın dediği gibi bir parça tereyağı da iyi gider.
ekstra bir tutam nane ferahlık verir.
afiyet olsun.
herkesin yetiştiği yöreye göre farklı damak tadı ve zevkleri vardır. bu konuda tezat bir durumu da kısaca yazacağım. valide ve teyzem ikisi kardeş oldukları halde farklı yaptıkları için yukarıda açıklamaya çalıştığım mayalanıp olgunlaşma sürecini beklemeyen teyzemin yaptığı tarhana evlerden ırak. onlara gittiğimiz zaman aile bağımız kopmasın diye hatır için çiğ tavuk yer gibi içiyorum o tarhanayı.
valide ise annanemin yaptığı gibi yapıyor.
işte buyrun tarifi; (bu ölçü ile kışı çıkartır yaza erersiniz lakin şu an mevsim olarak malum kış artık yaza ağustos'ta yaparsınız bir kenara not edin.
4-5 domates (tarla domates)
1 kg kuru soğan
1 kg salçalık kırmızı biber
1 demet nane
8-10 tane kırmızı acı biber
naneyi yıka tencerenin dibine koy
üstüne soğanları doğra üstüne biberleri en üste domatesi doğra en son üstüne 1,5 yemek kaşığı tuz at kısık ateşte karıştırmadan pişir.
piştikten sonra soğuyunca süzgüden geçir kabukları ayır. suyunun 4 te 3 ünü kullan 1 çeyreğini ayır.
1 kg "süzme" inek yoğurdu ( ev yapımı olacak) ilave et aldığı kadar un koy katı bir hamur yap
sonra mayalanmaya bırak kabardıkça yumrukla
8-10 gün civarı mayalanıp karardıktan sonra kurutmak için parçalanıp kurutulup toz yapılacak.
devamını gör...
palomar gözlemevi
amerika, kaliforniya'da bulunan palomar dağı üzerinde bulunan palomar gözlemevi 1948-1993 yılları arasında dünya'nın en büyük teleskobunu bulunduran gözlemevi idi. o zamana kadar (1948) yapılmış en büyük teleskop 2.5 metre çapı ile hooker teleskopu iken palomar'ın çapı 5 metredir. 1609'dan, galileo'nun zamanlarından, 1.5 cm çaplık merceklerden 5 metrelere...
*bazı kaynaklarda 1976 yılında yapılmış bta-6 teleskopu da var ve çapı 6 metre, yani palomar'dan geniş fakat bazı kaynaklarda da 1948'den itibaren 45 yıldır (1993'e kadar) en büyük teleskopun palomar olduğu yazıyor.
dünya'nın göğe yıldızlara açılan bir penceresi olan bu gözlemevi, üç büyük teleskoba ev sahipliği yapar. 1.2 metre çapı ile samuel oschin, 1.5 metrelik çapı ile bir başka teleskop ve 5.1 metrelik çapı, bir zamanlar dünyanın en büyük teleskopu olan hale teleskopu. ismini amerikalı astronom george ellery hale'den alan bu teleskopun önemli bir parçası da içinde bulunan 5 metre çapındaki iç bükey aynasıdır. bu derecede güzel hazırlanmış ve büyüklüğe sahip ayna, mercekteki renklendirme, fıçılaştırma, kamburlaştıra gibi görüntü bozukluklarının önüne geçer ve daha fazla büyütme sağlar.
kaynakça ve daha fazlası: wikipedia - en büyük optik teleskoplar listesi, wikipedia, optik teleskoplar tarihi listesi, wikipedia - palomar, sites.astro.caltech.edu, britannica - palomar
*bazı kaynaklarda 1976 yılında yapılmış bta-6 teleskopu da var ve çapı 6 metre, yani palomar'dan geniş fakat bazı kaynaklarda da 1948'den itibaren 45 yıldır (1993'e kadar) en büyük teleskopun palomar olduğu yazıyor.
dünya'nın göğe yıldızlara açılan bir penceresi olan bu gözlemevi, üç büyük teleskoba ev sahipliği yapar. 1.2 metre çapı ile samuel oschin, 1.5 metrelik çapı ile bir başka teleskop ve 5.1 metrelik çapı, bir zamanlar dünyanın en büyük teleskopu olan hale teleskopu. ismini amerikalı astronom george ellery hale'den alan bu teleskopun önemli bir parçası da içinde bulunan 5 metre çapındaki iç bükey aynasıdır. bu derecede güzel hazırlanmış ve büyüklüğe sahip ayna, mercekteki renklendirme, fıçılaştırma, kamburlaştıra gibi görüntü bozukluklarının önüne geçer ve daha fazla büyütme sağlar.
kaynakça ve daha fazlası: wikipedia - en büyük optik teleskoplar listesi, wikipedia, optik teleskoplar tarihi listesi, wikipedia - palomar, sites.astro.caltech.edu, britannica - palomar
devamını gör...
kadın filozof olmaması
bir çok toplumda kadınların düşünceleri yargılanır,erkeklerin düşünceleri ise tartışılır.
devamını gör...
sözlüğün en kaliteli 5 yazarı
adam kendini iki kere koymuş.
neyse allah'tan beni de koymuş listeye.
bir an çarpacaktım, sonra affettim.
şimdi gencolar napıyoruz,
ben, artı istediğiniz herkese oy veriyorsunuz, ortada bir emek var, zayi olmasın.
neyse allah'tan beni de koymuş listeye.
bir an çarpacaktım, sonra affettim.
şimdi gencolar napıyoruz,
ben, artı istediğiniz herkese oy veriyorsunuz, ortada bir emek var, zayi olmasın.
devamını gör...
telegram
bugunku guncellemesiyle beraber, whatsapp, line gibi uygulamalardan yazismalari telegrama kopyalayabilme ozelligi gelmistir.
devamını gör...
soba üzerine portakal kabuğu koymak
şimdi kombi üzerine koyduğum kabuklardan medet umduğum, eskiden kokusu çok sevildigi için evlerde yapılan hede.
devamını gör...
le corbusier
asıl adı (bkz: charles-edouard jeanneret) olan ünlü isviçre asıllı fransız mimar ve şehir plancısıdır. 'kompakt şehir' kavramının geliştiricisidir. modernizm ve uluslararası tarzın öncülerindendir. 1911 yılında istanbul'a uğrayan ünlü plancı, gördüklerini eskiz çalışmaları ile birlikte kayıt altına almıştır. dilimize (bkz: alp tümertekin) çevirisi ile kazandırılan bu eser (bkz: şark seyahati) adıyla (bkz: iş kültür yayınları) tarafından basılmıştır.
kendisinin istanbul seyahati, mimarlık anlayışına büyük bir etki edecektir. hatta öyle ki cumhuriyetin ilanı sonrası istanbul'u modern bir görüntüye buluşturmak isteyen genç ülkenin kurucusuna yazdığı mektupta şehrin dokusunun korunması gerektiğini belirten tutkulu planlarını aktarmıştır.
ayrıca çevirisi yine bir mimar olan teknik okullu (bkz: samih rifat) tarafından yapılan (bkz: mimarlık öğrencileriyle söyleşi) kitabı (bkz: yky) tarafından yayınlanmıştır. bunun yanında sayısız eseri dilimize çevrilmiştir.
kendisinin istanbul seyahati, mimarlık anlayışına büyük bir etki edecektir. hatta öyle ki cumhuriyetin ilanı sonrası istanbul'u modern bir görüntüye buluşturmak isteyen genç ülkenin kurucusuna yazdığı mektupta şehrin dokusunun korunması gerektiğini belirten tutkulu planlarını aktarmıştır.
ayrıca çevirisi yine bir mimar olan teknik okullu (bkz: samih rifat) tarafından yapılan (bkz: mimarlık öğrencileriyle söyleşi) kitabı (bkz: yky) tarafından yayınlanmıştır. bunun yanında sayısız eseri dilimize çevrilmiştir.
devamını gör...
yeni sevgiliye sorulacak ilk soru
yiğidim! masaya; cüzdan, sigara ve araba anahtarı bırakmıyorsun inşallah?
devamını gör...
annesinden dayak yemiş sözlük yazarları
yaramazlık denilince en önce koşan ben olduğum için valide'den de dayak yeme rekorunu elimde tutuyorum.
ilk aklıma gelen bir vakayı hemen anlatayım.
ilkokula gittiğim sıralardı. aynı sınıfta beraber okuduğumuz mahalleden arkadaşımla hem çok oynardık hem de çok kavga ederdik. birgün arkadaşımla oyun oynarken mızıkçılık çıkınca kavgaya tutuştuk. arkadaşım eline geçen bir sopayla bana vurup kaçtı, çok canım yandığı için ağlayarak eve gittim. valide n'oldu niye alıyorsun deyince zırlamayı kesip anlattım. sonra valide; senin elin armut mu? topluyordu, alemin çocuğundan dayak yiyip geliyorsun, bi tane de sen vuramadın mı? deyip daldı bana.
dayak üstü dayak, oh suyundan da koy.
neyse efendim o günkü dayak nasibimi duble porsiyon yemiş olmanın rahatlığı ile gece güzel uyudum.
ertesi gün sokağa çıkınca baktım ekip oyun oynuyor, benim elemanda orada ben gelince biraz tedirgin oldu yani, bir gün önce sopayla vurup kaçtığı için benim ne zaman saldıracağımdan tırsıyor haliyle ben sanki birşey olmamış gibi ucundan kıyısından oyuna dahil oldum.
biraz oynadıktan sonra gene bir hır çıktı, daldık birbirimize diğer arkadaşlar önce ayırmaya falan çalışsa da havada savrulan tekme ve yumruklardan nasiplenmemek için bıraktılar bizi.
biz birbirimizin boğazına sarılıp yenişmeye çalışırken arkadaş bana çelme taktı yere düştüm o esnada üstüme atladı bende elime geçirdiğim mandalina büyüklüğünde bir taşla kafasına vurdum. vurmamla birlikte kafası kanamaya başladı kan aktığını görünce tırstım tabi.
arkadaşta hem canı yandığı için hemde kan aktığı için ağlamaya kafasını tutup evine doğru koşmaya başladı.
ben de bu kez korkuyla evime koştum. valide açtı kapıyı ne bu hal yine kavga mı ettin derken ben elinden sıyrılıp banyoya attım kapağı. önce elimi yüzümü yıkadım sonra üstümü başımı sildim biraz kendime geldim. bu arada valide banyo kapısının önünde tehditler savuruyor.
-bak sen ordan çıkınca ben ne yapıcam sana.
-çıkma sen bu gece orda yat.
- baban gelsin görürsün sen.
vs. vs.
tabi ben bu tür durumlara karşı rocky balboa gibi antremanlıyım.
babam gelince okşayacak onunda farkındayım ama banyo da daha ne kadar kalacağım/kalabileceğim konusunda şüphelerim var.
validenin ilk adrenalini geçip sesi sakinleşince daha normal tonda sordu.
-n'oldu anlat bakiyim, çık dışarı da anlat.
ben dün beni döven arkadaşı dövdüm diye kapı ardında mırıldanırken. valide çık dışarı anlat diye diretmeye başladı.
ben kapının ardından çıkmıycam falan derken dış kapı sert şekilde çalmaya başladı bir yandan da validenin adını seslenerek x hanıımm x hanımmm kapı yıkılmaya başladı. valide gitti dış kapıyı açtı. bende banyo kapısını aralayıp yavaşça kafayı uzattım dışarı.
kapıya gelen arkadaşımın annesi y hanım burnundan soluyan dana gibi böğüre böğüre;
-senin oğlun benim oğlumun kafasını yarmış diye elinde kolundan tuttuğu oğlunun kafasını göstererek hönkürmeye devam etti.
valide önce şaşkın bir ifade sonrasında kanı görünce panik haliyle aaaa vaaa nidalarıyla tepki verirken, y hanım tüm edepsizliğiyle içeri hamle yapınca valide onu tutup kapının önünde kalmasını sağladı sonra polise gidicem karakola gidicem tehditleri ile süren bir tartışmadan sonra taarruzu bertaraf etti. kapıyı kapadıktan sonra arkasını dönünce banyo kapısının aralığından kafayı uzatan benle göz teması kurduğu anda ben kafamı içeri çekip kilidi bastım kapıya.
tabi tam sakinleşmişken y hanım taarruzu ile valide yeniden lav saçan yanardağ moduna geri döndü. dayandı banyo kapısına lavlar banyo kapını eritmeye başlarken,
-aç kapıyı, aç geberticem seni.
- sen katil mi? olacaksın. deyip lavları püskürtmeye devam etti.
15-20 dakikalık bir söylevden sonra gitti içeri. ben bir süre daha banyoda kaldıktan sonra daha fazla dayanamayım çıktım dışarı. ayak ucunda salona geldim. baktım valide oturuyor. benim geldiğimi farkedince gel buraya dövmiycem kızmıycam demeye başladı.
ben 8 yaşında çocuğum daha bir tarafım inanmasa da inandım gittim yanına.
anlat dedi n'oldu? bi de sen anlat?
durumu anlattım böyleyken böyle oldu diye. sonra valide plan b 'yi devreye sokup ayağından terliği kaptığı gibi terlikle patakladı beni.
bir yandan dur vurma diyorum, bir yandan da e sen dün böyle demedin mi? senin elin armut mu? topluyordu? bi tane de sen vuramadın mı ? dayak yiyip geliyorsun eve demedin mi? diye söylendim.
valide de ben sana vur dedim se kafasını taşla yar mı dedim? diye terlik faslına devam etti.
neyse bugünde karnımız doydu allah bereket versin deyip dayağımızı da yedik oturduk.
içlerinde unutamadığım dayak hadisesi budur.
bir gün sokakta dayak yiyip geldiğin için dayak yemişsindir. ertesi gün sokakta dayak atıp geldiğin için dayak yemişsindir.
yani şimdi geri dönüp baktığım zaman sebepsiz bir dayak yediğim durum yok haketmişimdir hepsini.
yaramazdım biraz.
sonuçta annemdir hem sever hem döver.
ilk aklıma gelen bir vakayı hemen anlatayım.
ilkokula gittiğim sıralardı. aynı sınıfta beraber okuduğumuz mahalleden arkadaşımla hem çok oynardık hem de çok kavga ederdik. birgün arkadaşımla oyun oynarken mızıkçılık çıkınca kavgaya tutuştuk. arkadaşım eline geçen bir sopayla bana vurup kaçtı, çok canım yandığı için ağlayarak eve gittim. valide n'oldu niye alıyorsun deyince zırlamayı kesip anlattım. sonra valide; senin elin armut mu? topluyordu, alemin çocuğundan dayak yiyip geliyorsun, bi tane de sen vuramadın mı? deyip daldı bana.
dayak üstü dayak, oh suyundan da koy.
neyse efendim o günkü dayak nasibimi duble porsiyon yemiş olmanın rahatlığı ile gece güzel uyudum.
ertesi gün sokağa çıkınca baktım ekip oyun oynuyor, benim elemanda orada ben gelince biraz tedirgin oldu yani, bir gün önce sopayla vurup kaçtığı için benim ne zaman saldıracağımdan tırsıyor haliyle ben sanki birşey olmamış gibi ucundan kıyısından oyuna dahil oldum.
biraz oynadıktan sonra gene bir hır çıktı, daldık birbirimize diğer arkadaşlar önce ayırmaya falan çalışsa da havada savrulan tekme ve yumruklardan nasiplenmemek için bıraktılar bizi.
biz birbirimizin boğazına sarılıp yenişmeye çalışırken arkadaş bana çelme taktı yere düştüm o esnada üstüme atladı bende elime geçirdiğim mandalina büyüklüğünde bir taşla kafasına vurdum. vurmamla birlikte kafası kanamaya başladı kan aktığını görünce tırstım tabi.
arkadaşta hem canı yandığı için hemde kan aktığı için ağlamaya kafasını tutup evine doğru koşmaya başladı.
ben de bu kez korkuyla evime koştum. valide açtı kapıyı ne bu hal yine kavga mı ettin derken ben elinden sıyrılıp banyoya attım kapağı. önce elimi yüzümü yıkadım sonra üstümü başımı sildim biraz kendime geldim. bu arada valide banyo kapısının önünde tehditler savuruyor.
-bak sen ordan çıkınca ben ne yapıcam sana.
-çıkma sen bu gece orda yat.
- baban gelsin görürsün sen.
vs. vs.
tabi ben bu tür durumlara karşı rocky balboa gibi antremanlıyım.
babam gelince okşayacak onunda farkındayım ama banyo da daha ne kadar kalacağım/kalabileceğim konusunda şüphelerim var.
validenin ilk adrenalini geçip sesi sakinleşince daha normal tonda sordu.
-n'oldu anlat bakiyim, çık dışarı da anlat.
ben dün beni döven arkadaşı dövdüm diye kapı ardında mırıldanırken. valide çık dışarı anlat diye diretmeye başladı.
ben kapının ardından çıkmıycam falan derken dış kapı sert şekilde çalmaya başladı bir yandan da validenin adını seslenerek x hanıımm x hanımmm kapı yıkılmaya başladı. valide gitti dış kapıyı açtı. bende banyo kapısını aralayıp yavaşça kafayı uzattım dışarı.
kapıya gelen arkadaşımın annesi y hanım burnundan soluyan dana gibi böğüre böğüre;
-senin oğlun benim oğlumun kafasını yarmış diye elinde kolundan tuttuğu oğlunun kafasını göstererek hönkürmeye devam etti.
valide önce şaşkın bir ifade sonrasında kanı görünce panik haliyle aaaa vaaa nidalarıyla tepki verirken, y hanım tüm edepsizliğiyle içeri hamle yapınca valide onu tutup kapının önünde kalmasını sağladı sonra polise gidicem karakola gidicem tehditleri ile süren bir tartışmadan sonra taarruzu bertaraf etti. kapıyı kapadıktan sonra arkasını dönünce banyo kapısının aralığından kafayı uzatan benle göz teması kurduğu anda ben kafamı içeri çekip kilidi bastım kapıya.
tabi tam sakinleşmişken y hanım taarruzu ile valide yeniden lav saçan yanardağ moduna geri döndü. dayandı banyo kapısına lavlar banyo kapını eritmeye başlarken,
-aç kapıyı, aç geberticem seni.
- sen katil mi? olacaksın. deyip lavları püskürtmeye devam etti.
15-20 dakikalık bir söylevden sonra gitti içeri. ben bir süre daha banyoda kaldıktan sonra daha fazla dayanamayım çıktım dışarı. ayak ucunda salona geldim. baktım valide oturuyor. benim geldiğimi farkedince gel buraya dövmiycem kızmıycam demeye başladı.
ben 8 yaşında çocuğum daha bir tarafım inanmasa da inandım gittim yanına.
anlat dedi n'oldu? bi de sen anlat?
durumu anlattım böyleyken böyle oldu diye. sonra valide plan b 'yi devreye sokup ayağından terliği kaptığı gibi terlikle patakladı beni.
bir yandan dur vurma diyorum, bir yandan da e sen dün böyle demedin mi? senin elin armut mu? topluyordu? bi tane de sen vuramadın mı ? dayak yiyip geliyorsun eve demedin mi? diye söylendim.
valide de ben sana vur dedim se kafasını taşla yar mı dedim? diye terlik faslına devam etti.
neyse bugünde karnımız doydu allah bereket versin deyip dayağımızı da yedik oturduk.
içlerinde unutamadığım dayak hadisesi budur.
bir gün sokakta dayak yiyip geldiğin için dayak yemişsindir. ertesi gün sokakta dayak atıp geldiğin için dayak yemişsindir.
yani şimdi geri dönüp baktığım zaman sebepsiz bir dayak yediğim durum yok haketmişimdir hepsini.
yaramazdım biraz.
sonuçta annemdir hem sever hem döver.
devamını gör...
moderatör olmasını istediğin bir yazar bırak
(bkz: kuzguncuktaki vişne)
devamını gör...
bekar kahvaltısı
serpme kahvaltının tersini düşünün, bir çeşit yiyecek olur genelde.acı verir, benim şu an sadece yoğurt yemem kadar acı.
devamını gör...
siyam kedisi
on iki sene bana benim her şeyim olana kadar arkadaşlık ettiği için tanım girebilme hakkımın olduğunu düşündüğüm başlık. bir hayvan nasıl her şeyi olabilir insanın? tüm o asilliğinin, soğuk kanlılığının tam aksine olarak tek bir insanla puzzle parçası gibi birbirini tamamlayacak kadar yakın olabilme hissiyatına sahipler. çocuklardan nefret ederler, görür görmez uzaklaşıp saklanırlar. istisna olan bir çocuk yok mudur onlar için? elbette vardır. bütün insanlara mesafeli, çocuklardan hiç hoşlanmayan tavırlarının aksine beraber büyüyecek kadar da sevebilirler bir çocuğu. sudan korkarlar, asaletine itina göstermek lazım, hoşlanmazlar. ama gözyaşlarının kendilerini ıslatmasından çekinmeden teselli verecek de güçleri vardır. daha da önemlisi insanlardan daha çok empati kurabilme kabiliyetleri vardır, konuşmamalarına rağmen bunu anlayabilirsiniz. çok zekidirler. yükseklere bayılırlar, bir biblo gibi en yüksek eşyaların üstünde boy gösterirler. fazla kilo almazlar, fittirler. tayland kökenli, zamanında sarayda yaşayan kedilerdir kendileri ki halleri tavırları da bunu onaylar. sadıktırlar. eninde sonunda evine dönerler. her mamayı beğenmezler oldukça seçicidirler, alıştırmadıkça mama dışında bir yiyecek yemeleri de zordur. süslü tasmalar, kurdeleler hoşlarına gider öyle ki renk bile seçerler, kırmızı kurdele takılmasına izin verirken başka bir renkten kaçınabilirler. oyun oynamayı severler, özellikle kovalamaca. kucakta oturma konusunda bir çekinceleri yoktur. bir bebek gibi göğsünüzde dahi yatabilir. her ne kadar uyumlu gözükmeseler de anlayışları yüksektir. fazla miyavlamazlar gözleriyle konuşmayı yeğlerler. vel hasılı kelam tüm davranışları saray ahalisinden hallicedir. diğerlerini siz tahmin edebilirsiniz.
çok fazla kedi cinsiyle alakam oldu bir şekilde. insanlara en uzak gibi gözüküp aslında en yakın olan siyam kedileri olduğunu düşünüyorum. sıcakkanlı olduklarını söylemiyorum, hayatınızdaki tüm ama tüm insanlar sizi anlamasa bile onun tek bir bakışı yaşamaya devam edecek gücü size verebilir, demek istediğim. affınıza sığınarak son cümlemle bitiriyorum.
seni çok özledim.
çok fazla kedi cinsiyle alakam oldu bir şekilde. insanlara en uzak gibi gözüküp aslında en yakın olan siyam kedileri olduğunu düşünüyorum. sıcakkanlı olduklarını söylemiyorum, hayatınızdaki tüm ama tüm insanlar sizi anlamasa bile onun tek bir bakışı yaşamaya devam edecek gücü size verebilir, demek istediğim. affınıza sığınarak son cümlemle bitiriyorum.
seni çok özledim.
devamını gör...
üniversite mezunu olmayanlar yazar olarak alınmasın kampanyası
(bkz: kafa sözlük kızlarının güzel olmadığı gerçeği) başlığını açan biri için iddialı sözler
tinder diye bir uygulama varmış öneririm.
tinder diye bir uygulama varmış öneririm.
devamını gör...
gülümseten normal sözlük yazarları
an itibarıyla (bkz: mutsuzlugumdan mutluyum) var olsun. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının paraya acımadığı anlar
bir sokak hayvani hastaysa... benim için manevî değeri olan bilekliğimi satıp götürdüğümü bilirim.
devamını gör...
diploma sahibi olmayı eğitim sanmak
bırakın lisans derecesine sahip olanları, 'profesör' unvanına sahip nice cahillerle çalışıyorum bilemezsiniz. atalar boşuna "tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır" dememiş.
t: (türkiye'de) diploma sahibi olmanın eğitilmiş olmayı beraberinde getirmediği iması taşıyan ancak anlatım bozukluğuna sahip olan başlıktır.
olması gereken başlık, "diploma sahibi olmayı eğitimli olmak sanmak"tır.
t: (türkiye'de) diploma sahibi olmanın eğitilmiş olmayı beraberinde getirmediği iması taşıyan ancak anlatım bozukluğuna sahip olan başlıktır.
olması gereken başlık, "diploma sahibi olmayı eğitimli olmak sanmak"tır.
devamını gör...