eskiden marka alırdık
uzun zamandır "insanlar bunu nasıl fark etmiyor?" dediğim durum. ne vakit konusunu açsam insanlar kulaklarını tıkayıp tuhaf sesler çıkarıyorlar. bundan 10 sene öncesinde tariş'ten başka zeytinyağı beğenmeyen insan "hepsi aynı zaten zeytinyağı değil mi işte" diyor. "yahu eskiden markete giderdin de sucuğun cumhuriyet'ini arardın şimdi ne oldu?" diyorum, "yok diyor o zaman öyle denk geliyordu alıyorduk, hem bunun ondan bi farkı yok" diyor. anlıyorum, şu an aynı marka model ürünü almak zor, pahalı, yahu öyle de o zaman "pahalı" de, "almak mümkün değil" de, hiç kimseden duymadım bu sözleri, herkesin bi bahanesi var.
başlığın ilk tanımına o kadar katılıyorum ki... artık sadece kampanyalı ürün kovalıyor insanlar. daha birkaç gün önce gideyim de düzgün bir peynir alayım da tost yaparım, artık pahalıysa da pahalı ne yapayım yani, canım düzgün tost istiyor dedim kendime. marketlerde gördüğüm şeyler: tuğcan peynirleri, ayberk peynirleri, ohmis peynirleri... (bunlar yaygın marketlerdeki ürünler, muhtemelen de kapış kapış satılıyorlar) nerede üretilir, nasıl üretilir, firma ne vakittir üretir belirsiz. ha anlıyorum tabi, eskiden sevdiğin aldığın markanın fiyatı oldu 3 kat. peki demiyor musun neden o peynir ayberk peynirlerinden 3 kat pahalı? ya da diyorsun içinden de dışa vurmak kanına mı dokunuyor?
kıyafetteki markalarda market ürünlerindekine göre daha tutucu insanlar, artık o da bitti sayılır. bu durum en çok insanların giydiği ayakkabılarda dikkatimi çekiyor, artık piyasa eski isminden prim yapan (kinetix, mp, jump..) markalara kalmış durumda. insanlar eskisi gibi zannediyor onları, halbuki bu tür markaların ürettiği ürünlerin merdiven altında üretilen pazar ürünlerinden hiçbir farkı yok günümüzde. ayakkabı almak istiyorum, gidiyorum herkesin bildiği ayakkabı mağazalarına (spesifik bir markaya ait olmayan mağazalar), içerisi tamamen çöplük. hani küçümsediğim için değil ama berbat yani, sattıkları şeyler ayakkabı değil, dört kartonu birleştirip bantlamışlar gibi. anlıyorum tabi, eskiden aldığın sevdiğin markayı şu an alabilmen imkansız, yahu neden o zaman bahane sunuyorsun "aaa ama bak bu ayakkabı da güzel, insanlar tutturmuş bir marka zaten amaaann, ondan bir tane alacağıma bundan üç tane alırım değiş değiş giyerim..." yahu gel de ki "pahalı, alamıyorum", neden bahane öne sürüyorsun?
günün sonunda peynir alışverişimden dönerken poşetteki ayberk peynirine baktım ben de "param anca buna yetti, öbürü çok pahalı, zaten yiyeceğim şey nihayetinde tost" dedim ve tıpkı diğer herkes gibi kendi bahaneme sarılarak döndüm evime.
başlığın ilk tanımına o kadar katılıyorum ki... artık sadece kampanyalı ürün kovalıyor insanlar. daha birkaç gün önce gideyim de düzgün bir peynir alayım da tost yaparım, artık pahalıysa da pahalı ne yapayım yani, canım düzgün tost istiyor dedim kendime. marketlerde gördüğüm şeyler: tuğcan peynirleri, ayberk peynirleri, ohmis peynirleri... (bunlar yaygın marketlerdeki ürünler, muhtemelen de kapış kapış satılıyorlar) nerede üretilir, nasıl üretilir, firma ne vakittir üretir belirsiz. ha anlıyorum tabi, eskiden sevdiğin aldığın markanın fiyatı oldu 3 kat. peki demiyor musun neden o peynir ayberk peynirlerinden 3 kat pahalı? ya da diyorsun içinden de dışa vurmak kanına mı dokunuyor?
kıyafetteki markalarda market ürünlerindekine göre daha tutucu insanlar, artık o da bitti sayılır. bu durum en çok insanların giydiği ayakkabılarda dikkatimi çekiyor, artık piyasa eski isminden prim yapan (kinetix, mp, jump..) markalara kalmış durumda. insanlar eskisi gibi zannediyor onları, halbuki bu tür markaların ürettiği ürünlerin merdiven altında üretilen pazar ürünlerinden hiçbir farkı yok günümüzde. ayakkabı almak istiyorum, gidiyorum herkesin bildiği ayakkabı mağazalarına (spesifik bir markaya ait olmayan mağazalar), içerisi tamamen çöplük. hani küçümsediğim için değil ama berbat yani, sattıkları şeyler ayakkabı değil, dört kartonu birleştirip bantlamışlar gibi. anlıyorum tabi, eskiden aldığın sevdiğin markayı şu an alabilmen imkansız, yahu neden o zaman bahane sunuyorsun "aaa ama bak bu ayakkabı da güzel, insanlar tutturmuş bir marka zaten amaaann, ondan bir tane alacağıma bundan üç tane alırım değiş değiş giyerim..." yahu gel de ki "pahalı, alamıyorum", neden bahane öne sürüyorsun?
günün sonunda peynir alışverişimden dönerken poşetteki ayberk peynirine baktım ben de "param anca buna yetti, öbürü çok pahalı, zaten yiyeceğim şey nihayetinde tost" dedim ve tıpkı diğer herkes gibi kendi bahaneme sarılarak döndüm evime.
devamını gör...
sözlük yazarlarının doğduğu ay
ramazan..
hatta tam olarak 14 ramazan 1395 cumartesi.
hatta tam olarak 14 ramazan 1395 cumartesi.
devamını gör...
kalbe dokunan şarkı sözleri
...seni görmem imkansız rüyalarım olmasa.
devamını gör...
eski türk filmlerinin huzur verici olması
sebebi, eski türkiye'nin daha huzurlu olmasıdır.
devamını gör...
kevin olusola
pentatonix grubunun beatboxçısı olan über kişi.
muhteşem bir çellist olmasının yanında ajanjör ve prodüktörlük de yapmaktadır.
muhteşem bir çellist olmasının yanında ajanjör ve prodüktörlük de yapmaktadır.
devamını gör...
duygularıyla hareket eden insan
en doğrusunu yapan insandır.
mantığıyla hareket etmeyi kendisine düstur edinmiş bir kadın olarak başıma açılan bütün işlerin altından mantığımın çıktığını söyleyebilirim. ya bende zerre mantık yok ya da bu mantık dedikleri pek bir işe yaramıyor. içim dışım rasyonellik olmuş. kavga ederken falan dahi rasyonel olmaya çalışıyorum. aşkta falan mesela rasyonel olunur mu? ben oluyorum. olamasam da yelteniyorum. duygusuz bir insan oldum çıktım. ne nefretim nefret ne de sevgim sevgi. varsa yoksa aklım.
yapacak bir şey de yok gerçi. yaşayıp gidiyoruz işte.
mantığıyla hareket etmeyi kendisine düstur edinmiş bir kadın olarak başıma açılan bütün işlerin altından mantığımın çıktığını söyleyebilirim. ya bende zerre mantık yok ya da bu mantık dedikleri pek bir işe yaramıyor. içim dışım rasyonellik olmuş. kavga ederken falan dahi rasyonel olmaya çalışıyorum. aşkta falan mesela rasyonel olunur mu? ben oluyorum. olamasam da yelteniyorum. duygusuz bir insan oldum çıktım. ne nefretim nefret ne de sevgim sevgi. varsa yoksa aklım.
yapacak bir şey de yok gerçi. yaşayıp gidiyoruz işte.
devamını gör...
insanlığa güncelleme gelse ilk istenecek özellik
açma kapatma düğmesi. istediğimiz zaman kapatıp istediğimiz zamanda açmak isterdim. gerekirse hiç açmamak.
devamını gör...
klasik mekanik
fiziğin iki ana dalından birtanesi newton 3 prensibi ile başlar modern fiziğe kadar olan tüm konuları alır
klasik mekanik basit bir şekilde görülebilen cisimlerin hareketlerini hem matematiksel hem de deneysel olarak incelir.
klâsik mekanik, newton mekaniği, klasik istatistik mekanik ve klâsik elektromanyetik teori alt dallarını içinde barındırır.
klasik mekanik günlük olayları kesin bir şekilde inciler ancak ışık hızına yakın cisimlerde göreli mekanik olduğundan dolayı sonuçlar tutarsızlık gösterir.
peki klasik mekanik neleri inceler , örneğin tahterevalli çalışma prensibi , roketlerin momentumu ve enerjisi , gezegenlerin hareketlerini vb. örnekler
klasik mekanik basit bir şekilde görülebilen cisimlerin hareketlerini hem matematiksel hem de deneysel olarak incelir.
klâsik mekanik, newton mekaniği, klasik istatistik mekanik ve klâsik elektromanyetik teori alt dallarını içinde barındırır.
klasik mekanik günlük olayları kesin bir şekilde inciler ancak ışık hızına yakın cisimlerde göreli mekanik olduğundan dolayı sonuçlar tutarsızlık gösterir.
peki klasik mekanik neleri inceler , örneğin tahterevalli çalışma prensibi , roketlerin momentumu ve enerjisi , gezegenlerin hareketlerini vb. örnekler
devamını gör...
özel günleri kutlamayı sevmeyen insan
doğum günlerini hiç kaçırmam.süprizde yaparım,süprizde severim..ama adım başı bir gün de olmaz, orada bir durun o kadar da sevgi pıtırcığı değiliz. çok mu eğlenmek istiyoruz o günleri geçirip kendimize başka bir gün armağan edelim ki yeterince özel olsun.
devamını gör...
ev işi yapan erkek
yardımcı olmak yanlış bir ifadedir. bunun yerine ortak olması demek daha uygundur.
tanım: yapması gereken bir şeyi yapan erkektir.
tanım: yapması gereken bir şeyi yapan erkektir.
devamını gör...
cemal süreya
"tabiat ahlakı kovuyor. nerde bir ahlak türemişse, orda tabiatla ahlak çatışma halinde. sanatı doğuran mutlaka bu çatışmadır demiyoruz. ama sanatı besleyen bu çatışmadır diyoruz. tabiat sanatla kurulu düzene baş kaldırıyor. itiyor onu. hafife alıyor. bozuyor. " sözleri ile 'şiir anayasaya aykırıdır' diyen şairdir.
şiirin belirli kalıplara hapsedilerek yazılamayacağını, geleneğin yeterli olmayacağını ifade etmiş; kendine has bir üslup ile kapalı, hatta bazen anlaşılmayan imgelerle örülü bir şiir geliştirmiştir.
anlam arayanlar, anlamaya çalışanlar için de cemal süraya'dan şu alıntıyı bırakalım.
"umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı."
şiirin belirli kalıplara hapsedilerek yazılamayacağını, geleneğin yeterli olmayacağını ifade etmiş; kendine has bir üslup ile kapalı, hatta bazen anlaşılmayan imgelerle örülü bir şiir geliştirmiştir.
anlam arayanlar, anlamaya çalışanlar için de cemal süraya'dan şu alıntıyı bırakalım.
"umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı."
devamını gör...
the lobster
çok fazla soru sordurtan film.
herkes çift olmak zorunda mı?
ilişkilerde kişileri birbirine bağlayan şeyler nelerdir?
yalnızlığın yüceltilmesi ne kadar doğru?
insan ne zaman yalan söyler?
biri için neleri feda edersiniz?
hal böyle olunca izlemesi bir hayli keyifli.
herkes çift olmak zorunda mı?
ilişkilerde kişileri birbirine bağlayan şeyler nelerdir?
yalnızlığın yüceltilmesi ne kadar doğru?
insan ne zaman yalan söyler?
biri için neleri feda edersiniz?
hal böyle olunca izlemesi bir hayli keyifli.
devamını gör...
kahve içmeye çağıran erkeğin nescafe 3'ü 1 arada yapması
devamını gör...
ingilizce öğretmenliği
4 yıldır yaptığım iş. öğretmenlerle dolu bir aileden geliyorum ve annem, dayım ve onun oğlu da ingilizce öğretmeni. ingiliz dili ve edebiyatı çıkışlıyım; ancak 2 öğretmenlik belgem var. ilki yıldız teknik üniversitesi'nden aldığım pedagojik formasyon, diğeri de özel bir kurumdan aldığım; ancak pek bir geçerliliği olmayan tesol belgesi. yanlış anlaşılmasın, tesol geçerli bir belgedir; yalnızca belgeyi veren kurumu pek araştırmadan başladım eğitimlere ve verdikleri belgenin dünya çapında bir geçerliliği olmadığını ortaya çıkardım biraz araştırmayla. biraz boşluğuma geldi denilebilir. yine de bir şeyler katmadı değil.
konusu açılmışken ingilizce öğretmenliği, ingiliz dili ve edebiyatı, amerikan kültürü ve edebiyatı, çevirmenlik ya da dilbilim bölümlerinden birini bitirmiş ve öğretmen olarak geçimini sağlamayı düşünen kişiler için bu belgelerle ilgili birkaç bilgi vermek isterim:
kendinize yapacağınız en iyi yatırım, university of cambridge'in verdiği celta ve sonrasında da delta sertifikalarını almak olacaktır; ancak yükselen döviz kurlarından ötürü epey tuzlu (en son baktığımda 1200 ingiliz sterliniydi). her ne kadar bu sertifika işi bana çok saçma ve haksız gelse de düzen böyle işliyor ne yazık ki ve birçok ayrıcalık kazandırıyor. 4 yıllık ingilizce öğretmenliği bölümü ya da ingilizceyle ilgili bir bölüm okuyanlar boşuna mı okumuş oluyor bu durumda? 4 hafta boyunca her gün gidip alabildiğiniz bir belge sonuçta. böyle bir belgeden ne bekleyebilirsiniz, bilmiyorum. pedagojik formasyon bile 1 yıl sürmüştü ve bana çok şey kattı; ancak 1 yılı bile yeterli görmüyorken, 4 hafta gibi bir süreyi oldukça gülünç buluyorum. öğrendiğiniz şeyleri özümsemek ve kullanmak için yeterli süreniz bile yok ve ders çalışmaktan kusacak konumda buluyorsunuz kendinizi. bir şeyler katmaz mı? kesinlikle bir şeyler katar; ancak öğretmenliği 4 haftalık bir programla öğrenemezsiniz. zaten öğretmen olmak, bilgi birikimi ya da teoriden çok, kişisel özelliklerin ne denli güçlü olduğuna bağlıdır.
bu sertifikalar, yalnızca az önce saydığım bölümleri bitiren kişilere verilseydi bu kadar karşı çıkmayabilirdim. örneğin, abd'de fizyoterapi bölümünü bitirmiş bir kişi, celta ya da tesol belgelerinden birini alıp, yurt dışında herhangi bir ülkede herhangi bir üniversiteye girip çatır çatır para kazanıyor. birkaç farklı kursta çalıştım ve böyle birçok kişiyle karşılaştım. inanın bana, bu tür öğretmenlerin çoğunun aldıkları geri dönüşler hiç iç açıcı değildi. aradan sıyrılanlar yok değildi, az önce dediğim gibi: kişisel özellikler belirler ne kadar iyi bir öğretmen olduğunuzu. ancak genel olarak durum buydu, çünkü öğretmenlik kültürüyle yetişmiş insanlar değillerdi. kendi ülkenizde sizden daha çok para kazanmaları da ayrı bir dokunuyordu ve sinir bozucuydu. ana dili ingilizce olmayan öğretmenlere de birçok ülkede native-like gözüyle bakılıyor bu belgeleri aldıklarında.
konusu açılmışken ingilizce öğretmenliği, ingiliz dili ve edebiyatı, amerikan kültürü ve edebiyatı, çevirmenlik ya da dilbilim bölümlerinden birini bitirmiş ve öğretmen olarak geçimini sağlamayı düşünen kişiler için bu belgelerle ilgili birkaç bilgi vermek isterim:
kendinize yapacağınız en iyi yatırım, university of cambridge'in verdiği celta ve sonrasında da delta sertifikalarını almak olacaktır; ancak yükselen döviz kurlarından ötürü epey tuzlu (en son baktığımda 1200 ingiliz sterliniydi). her ne kadar bu sertifika işi bana çok saçma ve haksız gelse de düzen böyle işliyor ne yazık ki ve birçok ayrıcalık kazandırıyor. 4 yıllık ingilizce öğretmenliği bölümü ya da ingilizceyle ilgili bir bölüm okuyanlar boşuna mı okumuş oluyor bu durumda? 4 hafta boyunca her gün gidip alabildiğiniz bir belge sonuçta. böyle bir belgeden ne bekleyebilirsiniz, bilmiyorum. pedagojik formasyon bile 1 yıl sürmüştü ve bana çok şey kattı; ancak 1 yılı bile yeterli görmüyorken, 4 hafta gibi bir süreyi oldukça gülünç buluyorum. öğrendiğiniz şeyleri özümsemek ve kullanmak için yeterli süreniz bile yok ve ders çalışmaktan kusacak konumda buluyorsunuz kendinizi. bir şeyler katmaz mı? kesinlikle bir şeyler katar; ancak öğretmenliği 4 haftalık bir programla öğrenemezsiniz. zaten öğretmen olmak, bilgi birikimi ya da teoriden çok, kişisel özelliklerin ne denli güçlü olduğuna bağlıdır.
bu sertifikalar, yalnızca az önce saydığım bölümleri bitiren kişilere verilseydi bu kadar karşı çıkmayabilirdim. örneğin, abd'de fizyoterapi bölümünü bitirmiş bir kişi, celta ya da tesol belgelerinden birini alıp, yurt dışında herhangi bir ülkede herhangi bir üniversiteye girip çatır çatır para kazanıyor. birkaç farklı kursta çalıştım ve böyle birçok kişiyle karşılaştım. inanın bana, bu tür öğretmenlerin çoğunun aldıkları geri dönüşler hiç iç açıcı değildi. aradan sıyrılanlar yok değildi, az önce dediğim gibi: kişisel özellikler belirler ne kadar iyi bir öğretmen olduğunuzu. ancak genel olarak durum buydu, çünkü öğretmenlik kültürüyle yetişmiş insanlar değillerdi. kendi ülkenizde sizden daha çok para kazanmaları da ayrı bir dokunuyordu ve sinir bozucuydu. ana dili ingilizce olmayan öğretmenlere de birçok ülkede native-like gözüyle bakılıyor bu belgeleri aldıklarında.
devamını gör...
veri
bir olayı incelemek için aydınlatmak için gerçeği ortaya çıkarmak için ya da herhangi bir konuda karar vermek ve sonuca varmak için toplanan bilgidir. veriler doğrultusunda kararlar verilir ve olaylar sonuca bağlanır.
devamını gör...
özgür
herkesin sahip olmak istediği ancak kimsenin bu uğurda bedelini ödemek istemediği sıfat, bir insanlık hakkı. ama ne yazık ki kimse salt özgür olamaz. sistemin içinden erkenden çıkmayı başarsa bile bir kişi karnını doyurmak, barınmak, güvende olmak kısacası hayatta kalmak için emek vermek, bir şeylerle uğraşmak zorundadır.
ancak çeşitli nedenlerden dolayı salt özgür olamasak da, bir noktaya kadar özgür olma durumumuza kimse karışmamalıdır. 'zaten şunu yapamıyorsun ki, bunu da yapmayıver' tarzı baskılar özellikle bizim gibi geri kalmış toplumlarda fazlaca görülür. bunun önüne geçmek için herkes elinden geleni yapmalıdır.
ancak çeşitli nedenlerden dolayı salt özgür olamasak da, bir noktaya kadar özgür olma durumumuza kimse karışmamalıdır. 'zaten şunu yapamıyorsun ki, bunu da yapmayıver' tarzı baskılar özellikle bizim gibi geri kalmış toplumlarda fazlaca görülür. bunun önüne geçmek için herkes elinden geleni yapmalıdır.
devamını gör...
24 mayıs 2021 habertürk süleyman soylu yayını
süleyman denen demagog kendisine ne sorulursa sorsun önceden kafasında hazırladığı şeyleri anlatacak. bakan ile gazeteci arasında asimetrik bir güç ilişkisi vardır. bakanla polemiğe giremezsin. gene terörle mücadeleyi anlatacak. kendisine ne sorulduğu umurunda bile olmayacak. soruları gazetecilerin ağızlarına tıkayacak. hızlı ve yüksek sesle konuşan kimselerle diyalog olmaz. ancak dinlersin.
devamını gör...
yabancı uyruklu biriyle evlenmek
size yabancı olmadığı sürece problem olmayacaktır
devamını gör...
kafa radyo
kendisi son derece ilgi çekici içeriklere sahip radyodur.
devamını gör...
