ortaçağ dönemi avrupası'nda yaşanan siyasal düzen. 9. ile 13. yüzyıl dönemi arasında batı avrupa ülkelerinde görülmüştür. diğer ismiyle feodalizm olup, hizmet etme şartı ile köylülere verilen toprak anlamını karşılar. roma imparatorluğu'nun yıkılması sonucunda, kavimler göçü ile sallantıya uğrayan avrupa ülkelerinde merkezi otoriteler zayıflayınca küçüklü büyüklü birçok beylikler çoğaldı. küçük beylikler büyük beyliklere bağlılık yemini etmişlerdir. bu büyük beyler derebeyleri olup, çevresi su dolu hendekler ve yüksek duvarlarla çevrili emniyetli bir şato ve şatonun çevresinde toprakları ekip biçmekle görevli köylüler bulunmuştur. derebeyi, hem toprağın hem de köylülerin sahibi olmuştur. onları mal gibi toprakla birlikte alıp satabilme yetkisine sahip olmuştur. ticaret, nüfus ve burjuva sınıfının gelişip güçlü olmasıyla merkezi kralllıkların gücü de artmış ve derebeylerin etkisini azaltmıştır. derebeylikte senyör ve lord olarak devam eden ve ondan sonra kalan düklük, kontluk, baronluk, markizlik gibi soyluluk ünvanları ve şatolar, bir müddet daha varlıklarını sürdürmüşler. hatta bu şatolar, fransa, almanya, ingiltere gibi ülkelerde sağlam bir şekilde günümüze kadar ayakta durabilmişlerdir.
devamını gör...

bugün kendilerini komünist addeden dersimci tayfa bilmez ki dönemin bütün komünist aydınları dersim isyanı'nı gerici ve feodal bir isyan olarak görmüş ve türkiye cumhuriyeti'ni haklı bulmuştur.

katliam değil bölücü ve gerici bir isyanın bastırılmasıdır.
devamını gör...

yagami light'tır benim için. veciz, kısa öz; kolay anlaşılır, bir o kadar da anlamlı tanımlar giriyor. sözlüğün en net yazan yazarlarından biri sanırım.*
devamını gör...

bireysel silahlanmaya karşıyım
devamını gör...

(bkz: başlığa girmeden kimin tarafından açıldığını bilmek)

tanım: katılmadığım başlık. burası bir sözlük ve her kesimden insan olacak. yönetim sadece kafa sözlüğün saçma salak konularla bol bol cinsellikle küfürle öne çıkmasını istemiyor. bu durum bazı kötü niyetli kişler için sansür ya da muhafazakarlık ya da bir partiye yakın olma durumu gibi gösterilmek isteniyor ama sonuç belli. kafa sözlük birilerinin yapmak istediği yer olmayacak.
edit: ayrıca herkes sexting'in ne demek olduğunu aşağı yukarı biliyor. ama burda konuşmak istemiyor olamazlar mı? herkes abazan olmak zorunda mı?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tarla kuşu.
devamını gör...

kütüphaneler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ahmet ümit de olmasa ülkede cinayet işleyecek kimse yok!
devamını gör...

hiç bilmediğim bir insana hiç kimseye anlatmadığım şeyler anlatmak isterdim. tek başıma olmadığımı hissetmek, buna tüm kalbimle şahit olmak isterdim.
devamını gör...

bu gecekileri kim ya da kimler hortlattı parmak kaldırsın. zalımsınız, vicdansızsınız. rüyanızda içli köfteler kovalasın.
devamını gör...

boş boğaz arkadaş tiplerinin bulunduğu her ortamdır.
devamını gör...

yine işten kaytaran kaytarana bunların alayının iş akdini fesh edeceksin. 657'ye sırtlarını yaslamışlar...
devamını gör...

bir süredir yoktuk birileri demiş öldü şimdi söy... şaka şaka. şimdi muhteşem bir yardım kampanyasıyla geri döndük! tamam tamam* minik dostlarımızı sevindirmek istemez misiniz? o zaman sizi buraya alalım.

(bkz: işte feraset işte fazilet işte adam gibi adamlık)
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...

ideal devlete ulaşmak için üç aşamanın gerçekleşeceğini iddia eden ideolojidir.

1. proletarya diktatörlüğü
2. sosyalizm
3. komünizm
devamını gör...

karin tidbeck’in muhteşem kitabıdır.

goethe demiş ki: “ nerde bir kavram yoksa bir sözcük tam zamanında imdada yetişir.” bu cümle aklımdan hiç çıkmaz. ırıs murdoch da şöyle bir soru sormuştu yanlış hatırlamıyorsam: “ kelimeler olmadan nasıl düşünürdü insan?” ve bunlara ek olarak da incil “ önce söz vardı” diye başlarken kuran’a göre “ol” demiştir ve olmuşuzdur. yani özetlemem gerekirse eğer, ki gerekir, her şeyin başlangıcı sözcüklerdir, belki bitişi de öyledir.

peki bu olaya biraz daha metafizik açıdan bakarsak; bir kavramı ortaya çıkarmak için bir sözcüğü telafuz etmek mümkün müdür? ya da ismini hiç telafuz etmediğimiz bir kavram, bir nesne, bir varlık zamanla yapısını kaybedip yok olur mu? sözcükler gerçekten bu kadar güçlü olabilir mi?

ya da öyle bir zaman gelip nesnelerin var olmak için ihtiyacı olan tek şey adlarının anılması olursa ne yaparız? ve eğer bu isim anma işlemi düzenli olarak yapılmak zorunda olursa? gerçeklik algımızı yavaş yavaş kaybetmeye başlayıp soyut bir hale bürünür müyüz?

bu soruların cevapları elbette bir yerlerde saklıdır. bulunur. peki neden geleceğe dair tasavvurlarımızın tamamında bir ümitsizlik hakim? neden mutlu bir geleceğe inanamıyoruz? sürekli aynı yılı yaşıyor gibi hissetmiyor musunuz siz de? sürekli 1984...

amatka’yı mutlaka okuyun, kelimelerin gücü adına....
devamını gör...

tabii ki bu akşam yine önemli konular, çok daha önemli konularla yarışacak ve bu önemli konuların başlıkları bir bir açılıp pijedilecek. bizden ciddiyet bizden efendilik bekleyen yanılır. aslında tam ciddi olacak gibi oluyoruz sonra mehmet ali erbil'in yedirdiği salam gözümüzün önüne geliyor. bizi o salam çok bozdu dostlar. o günden beri her toplantı her cenaze bize zehir oluyor. o salam yüzünden akması gereken birçok gözyaşı içeri kaçtı. konuğumuz var: cansu. canımız ciğerimiz, o da bize uydu ne yapsın. biz nasıl mali'ye uyduysak o da bize uydu. "mehmet ali büyüsü" bunun adı. yazasım varmış bugün, amma çok yazdım. bunu buraya kadar anca hasan okur herhalde. hasan naber? abi mesela sözlük, twitter ya da başka yazı mecralarında benim az önce beklenmedik şekilde fazla yazınca 'yazasım varmış bugün' dediğim gibi durumlarda genelde herkes 'konuşasım varmış bugün' diyor. halbuki doğrusu 'yazasım varmış' olacak. yazmakla konuşmak arasında büyük bir fark var. yazarken bilinç bambaşka akıyor. hatta düşünmek bence üç türlü oluyor birincisi sessiz düşünmek yani sadece düşünmek, ikincisi yazarak düşünmek, üçüncüsü konuşarak düşünmek. sessiz düşünmekte ben çok zorlanıyorum çünkü içime döndüğümde orada kayboluyorum ve sesler çok karışıyor. fakat yazarak düşünmek, yani sadece 'yazmak' ve konuşarak düşünmek çok daha iyi ve hatta medite edici geliyor. konuşarak düşünmek dediğim de şu; ben bazen açıyorum telefondan ses kaydedicisini kendimle sohbet ediyorum. o kadar iyi geliyor ki ve o kadar yalın düşünceler akıyor ki. bazen ne düşündüğümü tam olarak anlamak ya da önemli bir şeye karar vermek için bu iki yöntemden birini kullanıyorum. şiddetle tavsiye ederim hasan ve supportgirl. öptüm.

edit: supportgirl'ü öptüm. sonuna kadar okuyanı öpüyorum. öyle bir durum var.
devamını gör...

hoca, benim kardeş hasta, diyor.
nesi var? diyorum.
ateşi var çok, diyor. ölecek.
ilaç vereyim mi? diyorum.
hayır, portakal ver, diyor.
portakal yememiştir hiç.

bu diyaloğu ile akılda kalmış ferit edgü romanı.
devamını gör...

çalıştığım şirkette sen beni salak mı sanıyorsun demenin bir yolu olarak kullanılan ifade.
genel olarak sıkıntılı bir durumdan alakasız şeyler söyleyip kıvırarak kendini kurtarmaya çalışan kişilere karşı kullanılır. yada bariz bir hata yapan kişilere karşı söylenir.
çıkış noktası ise tatlı mı tatlı tontiş mi tontiş patronumuzdur.
devamını gör...


bilim kurulu üyesi prof. dr. mustafa necmi ilhan, tedbirlere uyum ve hedeflenen grupların aşılanması ile ekim sonunda rahat bir nefes alınabileceğini söyledi.

gazi üniversitesi tıp fakültesi dekanı, halk sağlığı ana bilim dalı başkanı ve sağlık bakanlığı toplum bilimleri kurulu üyesi prof. dr. necmi ilhan, koronavirüse karşı yürütülen aşılama çalışmalarına ilişkin dha'ya değerlendirmelerde bulundu.

prof. dr. ilhan, herkesin samimi ve bilimin ışığında ilerlemesi gerektiğini belirterek, "aşılamada belli bir rakamı tutturmuş, kapanma ile beraber kurallara uyan toplumda normale daha yakın bir yaşamın sürdüğüne şahit oluyoruz. bu nedenle, bu kanıtlar ışığında baktığımızda vatandaşların aşı olması gerekiyor" dedi.

'vefat edenler arasında aşısını yaptırmayan 65 yaş üstü kişiler var'

prof. dr. ilhan, aşı sırası geldiği halde aşısını yaptırmayan 65 yaş üzeri kişilere ilişkin, şunları söyledi:

"maalesef şu an vefat edenler arasında 65 yaşın üstünde olup aşı sırası geldiği halde aşı yaptırmayan vatandaşlarımız var. bu, bir hekim olarak beni üzüyor. aşı olma imkanı var, aşı sırası gelmiş, aşı olsaydı belki o büyüğümüz hastalığı hafif geçirecekti. bu nedenle aşı olmak gerekiyor.


bunu bir rakamla da ifade edelim; ocak ayı başında yaşlıların vakalar içinde görülme durumunu nisan ayı başına göre kıyasladığınızda yarı yarıya bir düşüş söz konusu. demek ki aşı bu kadar koruyor. hatta toplumun genelini ilgilendirecek bir rakamdan bahsetmek gerekirse, biliyorsunuz yaklaşık 1 milyon kadar sağlık çalışanı aşılandı. sağlık çalışanlarının arasında 20 yaşında gençlerimiz de var, 80 yaşında kıdemli hocalarımız da var. sağlık çalışanlarında ise vakalar içindeki orana baktığımızda 1 ocak ile 1 nisan'ı kıyasladığınızda 4 kat azalma söz konusu. o zaman aşının bu denli etkili olduğunu gördüğümüzde açıkçası aşıya karşı olumsuz görüş geliştirmek, aşı direncini anlayabilmek mümkün değil.

elbette farklı bir kanıt varsa bu görüşülebilir ama bilim hep kanıtlarla ilerler. eğer bir kanıt, yayımlanmış makale varsa bununla konuşmak gerek. sosyal medyada 'ben aşıya karşıyım', 'aşı olmayacağım' demekle açıkçası bu iş olmuyor maalesef."

'farklı aşı kaynakları bulmak doğru seçenek'

prof. dr. ilhan, aşı çeşidinin artmasının avantaj olduğunu kaydederek, "bazen tedarik sorunları yaşanabilir. tedarik sorunlarının önüne geçmek için en doğrusu aşıların fazla grupta olması. yerli aşılarımızın bir tanesi faz 3 aşamasına geldi. güz dönemine geldiğimizde yerli aşılarımız olursa, elimizin daha da rahat olacağını söylemek mümkün. bu süre dahilinde farklı aşı kaynakları bulmak doğru bir seçenek. size bağlı olmayan bir süreçte, dış kaynaklı bir aşıda tedarik sorunu olabilir, bu nedenle bu arayışlar ve bulunan aşı doğru bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor" ifadesini kullandı.

'cumhuriyet bayramımızı iyi bir tarih olarak düşünebiliriz'

prof. dr. ilhan, 13 aylık bir sürenin koronavirüs ile geride bırakıldığını belirterek, şunları kaydetti:

"4.5 milyondan fazla kişi koronavirüs tanısı aldı, 39 bine yakın vatandaşımızı da koronavirüsten kaybettik. haklı olarak vatandaşlarımız çok sıkıldılar. gerçekten zor süreler yaşıyoruz. kurallara uyarak daha iyi bir sürece gelebileceğimizi söylemek elbette mümkün.

tam kapanma dönemi yaşıyoruz, bununla beraber rakamlar iyi bir düzeye gelirse, kurallara uyum devam ederse, sağlık bakanının dediği gibi 40 yaş altı vatandaşların aşılanması haziran sonuna kadar, 20 yaş üzeri gençlerimizin aşılanması güz döneminde gerçekleşirse, hedeflenen grubun aşılanması gerçekleşirse, güz döneminde daha iyi zamanlar görebiliriz, bunun için de belki 29 ekim cumhuriyet bayramımızı iyi bir tarih olarak düşünebiliriz.

bu şöyle düşünülmemeli; örneğin 'ekim sonuna geldiğimize herkes maske çıkarak, fiziksel mesafeye uymayacağız, kalabalıkta bir araya geleceğiz' anlamına gelmiyor. daha belki rahat olabileceğimiz, en azından ailemizi ziyaret edebileceğimiz, kurallara uyarak sosyal mekanlarda bir arada olabileceğimiz, çocuklarımızın okuluna devam edebileceği zamanlar olabilir düşüncesindeyim."




buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim