sözlükte hiçbir oluşuma dahil olmayan yazar
discord miscord, kulüp mulüp, hiçbir grupla işi olmadan yazanlardan birisi de benim. tek dahil olduğum oluşum (bkz: kafa sözlük'te kendi hâlinde yazan yazarlar) oluşumu. fazlasını başım götürmüyor. enerjim yok.
devamını gör...
türkçülük
onun yerine, dünya vatandaşı olmayı yeğlediğim sıfat.
devamını gör...
ikiz ruh
—alıntı————-
mö 4. yüzyılda yaşamış aristophanes aşkı mitolojik bir efsaneyle açıklar:
“insanlar yaratıldığında dört kollu, dört bacaklı, bir kafada iki ayrı yüze sahip, hermafrodit hermes/afrodit ve tek ruha sahip çok güçlü yaratıklarmış.
kendi kendilerine yetebildikleri ve çok güçlü oldukları için her türlü taşkınlığı yapar, tanrıları onurlandırmayı ihmal ederlermiş.
bir gün baş tanrı zeus bu olanlara çok sinirlenmiş ve insanları ortadan ikiye bölmüş; bir taraf erkek, bir taraf kadın olmuş. ikiye bölünen parçalar o kadar korkmuşlar ki birbirlerine sarılmışlar.
tanrılar bu işin böyle olmayacağını düşünüp, bedenleri bir çuvaldan yıldızları bırakır gibi karmakarışık bir düzen içinde uzayın sonsuzluğundaki dünyanın farklı yerlerine serpmişler. işte o gün bugündür yarım olan parçalar, tamamlanmak için diğer yarılarını arar olmuşlar.
bulduklarında tek bir ruh olup, tanrıların onları tekrar cennetine alması için…
günümüzde “ ruh eşi ya da ruh ikizi “ olarak bilinen kavram bu efsaneye dayanmaktadır.
efsane böyle ama gerçekten insanların ruh ikizi var mıdır?
bu soru tarih boyunca birçok medeniyet ve kültürde tartışılmış.
gerçekliği konusunda elle tutulur bir bilgi yoksa da, içten içe herkes bir ruh eşi olduğuna inanır.(ben hariç)
mö 4. yüzyılda yaşamış aristophanes aşkı mitolojik bir efsaneyle açıklar:
“insanlar yaratıldığında dört kollu, dört bacaklı, bir kafada iki ayrı yüze sahip, hermafrodit hermes/afrodit ve tek ruha sahip çok güçlü yaratıklarmış.
kendi kendilerine yetebildikleri ve çok güçlü oldukları için her türlü taşkınlığı yapar, tanrıları onurlandırmayı ihmal ederlermiş.
bir gün baş tanrı zeus bu olanlara çok sinirlenmiş ve insanları ortadan ikiye bölmüş; bir taraf erkek, bir taraf kadın olmuş. ikiye bölünen parçalar o kadar korkmuşlar ki birbirlerine sarılmışlar.
tanrılar bu işin böyle olmayacağını düşünüp, bedenleri bir çuvaldan yıldızları bırakır gibi karmakarışık bir düzen içinde uzayın sonsuzluğundaki dünyanın farklı yerlerine serpmişler. işte o gün bugündür yarım olan parçalar, tamamlanmak için diğer yarılarını arar olmuşlar.
bulduklarında tek bir ruh olup, tanrıların onları tekrar cennetine alması için…
günümüzde “ ruh eşi ya da ruh ikizi “ olarak bilinen kavram bu efsaneye dayanmaktadır.
efsane böyle ama gerçekten insanların ruh ikizi var mıdır?
bu soru tarih boyunca birçok medeniyet ve kültürde tartışılmış.
gerçekliği konusunda elle tutulur bir bilgi yoksa da, içten içe herkes bir ruh eşi olduğuna inanır.(ben hariç)
devamını gör...
gece yarısı ağlayarak soğuk bulgur pilavı yemek
üzücü durum.
her kaşıkta kursakta kalan hevesler, üzüntüler, hüzünler gözlerinin önünden geçer.
ve sen öylece, göz yaşların tabağa damlarken, bir yandan kaşıklarsın pilavı.
her kaşıkta kursakta kalan hevesler, üzüntüler, hüzünler gözlerinin önünden geçer.
ve sen öylece, göz yaşların tabağa damlarken, bir yandan kaşıklarsın pilavı.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
(bkz: telefonunu çıkar)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
2021 ramazan ilk dayak tahminleri
konya seçeneğine tüm mal varlığımı koyarım. yaklaşık 20 tl falan.
devamını gör...
at fobisi
at fobisi yaşamak için atın çiftesini yemek gerek. başka da bir şey düşünemiyorum. bir de yalan mı gerçek mi bilinmez atın ısırdığı da söylenir.
at ısırması deyince aklıma geldi. böyle ortaokuldayken sınıfta hiç sevilmeyen bir oğlan vardı. o gün okula gelmeyince öğretmen nerede olduğunu sınıfa sorar. babası rahatsızlanmış, güya babasını at ısırmış. tabi konu tam anlaşılamadı. oğlan sevilmiyor ya bir kere, sınıfın muzip öğrencileri yokluğunda dalga yollu öğretmene durumu şöyle anlatırlar.
"hocam, babası önce atı ısırmış, babası atı ısırınca at da babasını ısırmış. "
at ısırması deyince aklıma geldi. böyle ortaokuldayken sınıfta hiç sevilmeyen bir oğlan vardı. o gün okula gelmeyince öğretmen nerede olduğunu sınıfa sorar. babası rahatsızlanmış, güya babasını at ısırmış. tabi konu tam anlaşılamadı. oğlan sevilmiyor ya bir kere, sınıfın muzip öğrencileri yokluğunda dalga yollu öğretmene durumu şöyle anlatırlar.
"hocam, babası önce atı ısırmış, babası atı ısırınca at da babasını ısırmış. "
devamını gör...
sevginin tanımı
yoktur. her insana göre farklılık gösterir. zaten olayın güzelliği de buradadır. dünyanın öteki ucundaki bir insanın sevgi tanımıyla senin sevgi tanımın farklıdır.
ama aynı şeyleri hissedersin aynı mutlulukları aynı hüzünleri yaşarsın.
yazar şöyle diyor.
sevgi tırmananları birbirine bağlayan bir halattı. biri düşerse diğerinin hayatta kalması için halatın kesilmesi gerekiyordu . ancak sevgi, kesilmeyecek kadar kalın bir halattı ve sonunda herkes düşerdi. aptallar sevdikleriyle düşer, kötüler sevdiklerini aşağı çeker.
ama aynı şeyleri hissedersin aynı mutlulukları aynı hüzünleri yaşarsın.
yazar şöyle diyor.
sevgi tırmananları birbirine bağlayan bir halattı. biri düşerse diğerinin hayatta kalması için halatın kesilmesi gerekiyordu . ancak sevgi, kesilmeyecek kadar kalın bir halattı ve sonunda herkes düşerdi. aptallar sevdikleriyle düşer, kötüler sevdiklerini aşağı çeker.
devamını gör...
şaka maka ile başlayan başlık açmak
şaka maka şaka makayı eleştirmek için şaka maka ile başlayan şaka maka başlıktır.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
radyoda "mutluluk reklamı" çalıyordu. kadının tam arkasından gelen güneş ışıkları aynadaki görüntüyü görmesine izin vermiyordu ama dudaklarını göremese de şarkıya eşlik ettiğini kulağına gelen minik fısıltıdan anlayabiliyordu. kadın aynaya doğru eğildi. ne yaptığını göremiyordu ama sanki derinlerde, içinde bir yere bakmaya çalışır gibi odaklanmıştı. ince boynuna, narin ancak kıvrımlı hatlarına baktı. artık aşina olduğu vücutta göz gezdirdi. üzerindeki siyah minik elbise ince belini daha da ortaya çıkarmıştı. tam o esnada geriye döndü kadın. elindeki küpeleri göstererek "hangisi sence?" diye sordu. sağdakini işaret etti adam. parlak ancak minicik bir taş olan küpeyi. çünkü biliyordu ki kadın da içten içe onu istiyor ama sallantılı, şatafatlı küpeyi de gösterişine aldanıp aldığı için kararsızlık yaşıyordu. hep böyle olurdu zaten. alışır, sever ve bırakmazdı kadın. yeni olan güzel gelse de eskinin aşinalığını tercih ederdi. ve şatafat ilgisini çekse de sonunda sadeliğe çekilirdi. küpeleri taktı. altındaki sandalyeyi sakarca itti, sallandı, dengesini topladı. ellerini beline koyup "nasılım?" dedi.
"nasılsın, sahi kadın? yüzündeki gülümseme çok güzel, koskocaman. gözlerinin etrafında biraz daha belirginleşen çizgiler olmuş. yıllarca ne olursa olsun dik durmaya çalıştığın için, acıyı kabullenmemek için sığınağın olan gülüşlerinin izi, derinliği artmış. iki kaşının tam ortasındaki minik çizgi de derinleşmiş. düşünme izin. problem saydığın anları çözmek için biraz şaşkın, biraz üzgün bir ruh halinde olduğun o kaşını çatıp çatmama arası hareketin izi.
büyüdün mü kadın? yolunu bulmak için sağa sola çok savruldun. kimi zaman kavşaklarda, kimi zaman engebeli yollarda çok yoruldun.
seçimler istemiyorum artık. hayatımda hiçbir şeyi seçmek istemiyorum. duvarın rengi umrumda değil, boyansın sadece bunu umursuyorum derken seni ittiğim tercihlere mi isyan ettin kadın?
anlattıklarımın canını çok yaktığı o gece; kederle ve şokla dinlerken yatağa kıvrılıp bir bebek gibi uykuya sığındığın an... sonraki günlerde öfkene yenik düşüp ilk kez bir şeyleri kırıp dağıtman... acın arttıkça zehre dönüşen kelimelerin... kaçmaya çalışman kendinden, benden... bir çocuğun annesinden tokat yedikten sonra ağlamaya başladığında gitmek istediği başka kimse olmadığından yine annesine sarılması gibi seninle kalışım, demen... dayanamıyorum, gidiyorum ben dediğin gün... sıkı sıkı sarıp bırakmadığım için alışman acıya, affetmen...
affettin mi kadın? gerçek mi yüzündeki gülüş? tüm hayata, kendine yaptığın bir rol mü bu? yine gerçeklere dayanamadığın için sığındığın alan mı?
beni gerçekten seviyor musun kadın? yoksa yılların verdiği büyük bir alışkanlık mıyım senin için kulağındaki minik küçük küpeler gibi?" diye düşündü adam.
şarkı çalmaya devam ediyordu, kadın gülümsemeye. ağzından ise şu kelimeler döküldü adamın "harika görünüyorsun güzel.".
"nasılsın, sahi kadın? yüzündeki gülümseme çok güzel, koskocaman. gözlerinin etrafında biraz daha belirginleşen çizgiler olmuş. yıllarca ne olursa olsun dik durmaya çalıştığın için, acıyı kabullenmemek için sığınağın olan gülüşlerinin izi, derinliği artmış. iki kaşının tam ortasındaki minik çizgi de derinleşmiş. düşünme izin. problem saydığın anları çözmek için biraz şaşkın, biraz üzgün bir ruh halinde olduğun o kaşını çatıp çatmama arası hareketin izi.
büyüdün mü kadın? yolunu bulmak için sağa sola çok savruldun. kimi zaman kavşaklarda, kimi zaman engebeli yollarda çok yoruldun.
seçimler istemiyorum artık. hayatımda hiçbir şeyi seçmek istemiyorum. duvarın rengi umrumda değil, boyansın sadece bunu umursuyorum derken seni ittiğim tercihlere mi isyan ettin kadın?
anlattıklarımın canını çok yaktığı o gece; kederle ve şokla dinlerken yatağa kıvrılıp bir bebek gibi uykuya sığındığın an... sonraki günlerde öfkene yenik düşüp ilk kez bir şeyleri kırıp dağıtman... acın arttıkça zehre dönüşen kelimelerin... kaçmaya çalışman kendinden, benden... bir çocuğun annesinden tokat yedikten sonra ağlamaya başladığında gitmek istediği başka kimse olmadığından yine annesine sarılması gibi seninle kalışım, demen... dayanamıyorum, gidiyorum ben dediğin gün... sıkı sıkı sarıp bırakmadığım için alışman acıya, affetmen...
affettin mi kadın? gerçek mi yüzündeki gülüş? tüm hayata, kendine yaptığın bir rol mü bu? yine gerçeklere dayanamadığın için sığındığın alan mı?
beni gerçekten seviyor musun kadın? yoksa yılların verdiği büyük bir alışkanlık mıyım senin için kulağındaki minik küçük küpeler gibi?" diye düşündü adam.
şarkı çalmaya devam ediyordu, kadın gülümsemeye. ağzından ise şu kelimeler döküldü adamın "harika görünüyorsun güzel.".
devamını gör...
kanun teklifinin oylamasına muhalefetin katılmaması
bir sonraki seçimde, oy kullanmayacak vatandaşlara hiç utanmadan "sandığa gidin" çağrısı yapacak olan muhalefefin trajikomik eylemi. yersen...
siyaset öyle, küstüm ben size oynamıyorum diyerek yapılabilecek bir şey değil. meclis salonunu terk ederek ya da seçimlerde oy kullanmayarak bir şeyleri değiştirebileceğine inanmak en hafif tabirle çocukça. ama tabi miyosen çağından beri iktidar olamadıkları için alıştı adamlar muhalefette kalmaya belli ki.
(bkz: yazık lan hangi ülkenin muhalefetiyse)
edit: jeolojik devir kayması.
siyaset öyle, küstüm ben size oynamıyorum diyerek yapılabilecek bir şey değil. meclis salonunu terk ederek ya da seçimlerde oy kullanmayarak bir şeyleri değiştirebileceğine inanmak en hafif tabirle çocukça. ama tabi miyosen çağından beri iktidar olamadıkları için alıştı adamlar muhalefette kalmaya belli ki.
(bkz: yazık lan hangi ülkenin muhalefetiyse)
edit: jeolojik devir kayması.
devamını gör...
coach carter
hoosiers, he got game, white men can’t jump ve glory road'dan sonra beşinciliği verdiğim basketbol filmi. rakipler sağlam olunca kürsüye çıkamıyor ama mansiyonu da hak etmiyor değil. evvela gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış olması en büyük artısı. samuel l. jackson'da role tam girmiş. filmi izlerken, ulan bu adam bizim koç olsaydı fena olmazdı falan diye tepki veriyorsunuz. yani adam sizi de koç olduğuna inandırıyor. ben bir süre adamın oyuncu olduğunu falan unuttum bariz koçluğuna odaklandım. idman falan yapsak, evet efendim, tamam efendim diyeceğim o derece yani.
aslında hikâye bilindik. lise basketbol takımının efsanesi, takım zor duruma düşünce kendisine gelen talebi geri çeviremiyor ve rezil haldeki basketbol takımının başına geçiyor. bu filmi aynı konuyu barındıran diğerlerinden ayıran nokta ise bana göre timo karakteri üzerinden verilen mesaj. bakın bu arkadaşı ayrı bir gözle izleyin. onun başlangıçta bulunduğu nokta ve sonra geldiği nokta arasındaki fark sporun insana kattığı değerler silsilesini göstermesi açısından net bir örnek. hatta timo tartışmasız simurg'dur ve bu filmin de ruhudur.
bu arada filmde koçun kullandığı set isimleri bomba. tüm setlere farklı kadın isimleri veriyor, gençliğinde ne kadar hızlı bir adam olduğunu falan anlatıyor çocuklara. aslında amacı ergenlerle doğru iletişim kanalını yakalamak ve bunu da başarıyor. komik, disiplinli ve zeki bir adam. ha bir de oğlu var. onunla olan iletişimi, planları, planlarının çöküşü ama sonra daha güzelini inşa edişleri falan kendi içerisinde güzel hikâyeler. bence izlenesi bir filmdir. boşuna mansiyon vermedik.*
aslında hikâye bilindik. lise basketbol takımının efsanesi, takım zor duruma düşünce kendisine gelen talebi geri çeviremiyor ve rezil haldeki basketbol takımının başına geçiyor. bu filmi aynı konuyu barındıran diğerlerinden ayıran nokta ise bana göre timo karakteri üzerinden verilen mesaj. bakın bu arkadaşı ayrı bir gözle izleyin. onun başlangıçta bulunduğu nokta ve sonra geldiği nokta arasındaki fark sporun insana kattığı değerler silsilesini göstermesi açısından net bir örnek. hatta timo tartışmasız simurg'dur ve bu filmin de ruhudur.
bu arada filmde koçun kullandığı set isimleri bomba. tüm setlere farklı kadın isimleri veriyor, gençliğinde ne kadar hızlı bir adam olduğunu falan anlatıyor çocuklara. aslında amacı ergenlerle doğru iletişim kanalını yakalamak ve bunu da başarıyor. komik, disiplinli ve zeki bir adam. ha bir de oğlu var. onunla olan iletişimi, planları, planlarının çöküşü ama sonra daha güzelini inşa edişleri falan kendi içerisinde güzel hikâyeler. bence izlenesi bir filmdir. boşuna mansiyon vermedik.*
devamını gör...
kısa sürede kilo vermek için yapılması gerekenler
bol bol su için.
devamını gör...
komodo ejderi
avını ısırır ve ısırdığı yer günlerce durmadan kanar. avı güçsüzleşir, en sonunda dayanamaz yere kapaklanır. komodo ejderi bu şekilde beslenir.
üstelik efsanelere göre ne zaman öleceğini bilen tek canlı odur.
üstelik efsanelere göre ne zaman öleceğini bilen tek canlı odur.
devamını gör...
girildiğinde rahatsız eden şeyler
umumi wc.
devamını gör...
ülkemizde saygı duyulan meslekler
dolandırıcılar.
devamını gör...
sözlükçülerin genelde ezik büzük tipler olması
teşekkürler yazar arkadaşım, kendimi bir kalıba koymaya çalışıyordum, tam vaktinde geldin.
(bkz: konuş herbokolog)
(bkz: konuş herbokolog)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ilk şiir okumaya başladığım zamanlar lisenin ilk yılıydı. metin altıok kimmiş dedim ve aratıverdim. madımak'ın yakamadığı şair diye nitelemişlerdi. ben de üstüne tıklamadan madımak yangınında kurtulan bir şair olduğunu sanmıştım. halbuki mecazlı bir söyleyiş var işte... sonra hoşlandığım kişi ile konuşurken ufacık da olsa bundan bahsettim sonra eve geldiğimde yahu ben ne yaptım diye kafama dank etti tabi. sonrasında utancımdan konuşamadım kendisiyle. umarım o da bilmiyordur diye kandırıyorum kendimi. ahmetcim özür dilerim senden. metin altıokun da kemiklerini sızlattım boşu boşuna...
devamını gör...
amaterasu (yazar)
mahlasını amatör su diye okuduğum yazar...
devamını gör...