afganistan’da okulun önünde bombalı saldırı
zalim abd'nin-rusya'nın, para vererek hain yaptığı afganistanlılar üzerinden, okumak isteyen, gelişmek isteyen afganistanlılar'ın dirençlerini kırmak maksatlı yaptığı saldırı.
çok üzücü. ilk değil ama dilerim son olur.
çok üzücü. ilk değil ama dilerim son olur.
devamını gör...
hayvan çiftliği
kendini sosyalist olarak tanımlayan ingiliz yazar george orwell'ın kültleşmiş "sosyalizm eleştirisi" romanıdır.
fabl şeklinde yazılmış bu romanda ahır hayvanlarını "niçin biz de insanlar gibi yataklarda uyumuyoruz?" argümanıyla örgütleyen domuzlar bulunur. her domuz, gerçek hayattaki bir siyasi figürün tezahürüdür. ancak gelin görünki başarıya ulaşan hayvanlar olsa bile yataklarda uyuyabilen yalnızca domuzlar olacaktır.
kitabın viral olmuş cümlesi: bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir olmuştur.
fabl şeklinde yazılmış bu romanda ahır hayvanlarını "niçin biz de insanlar gibi yataklarda uyumuyoruz?" argümanıyla örgütleyen domuzlar bulunur. her domuz, gerçek hayattaki bir siyasi figürün tezahürüdür. ancak gelin görünki başarıya ulaşan hayvanlar olsa bile yataklarda uyuyabilen yalnızca domuzlar olacaktır.
kitabın viral olmuş cümlesi: bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir olmuştur.
devamını gör...
hiçbir neden yokken gelen mutsuzluk hissi
#1115175 yazarımıza katılıyorum. bir nedeni olan ama o nedeni kendimize itiraf edemediğimiz mutsuzluktur bu.
günlüğünüze yazın son zamanlarınızı. patır patır dökülecektir görünmezlik pelerininin ardına saklanan sıkıntılar, endişeler, pürüzeler. görünmeyenle savaşmak gibi barışmak da zor oluyor. önce bir görün canavarınızı sonrasında ne yapacağınıza karar verirsiniz.
günlüğünüze yazın son zamanlarınızı. patır patır dökülecektir görünmezlik pelerininin ardına saklanan sıkıntılar, endişeler, pürüzeler. görünmeyenle savaşmak gibi barışmak da zor oluyor. önce bir görün canavarınızı sonrasında ne yapacağınıza karar verirsiniz.
devamını gör...
evdeki insanların dışarıdakilere benzememesi
allahın bir lütfudur. hiç bir kar tanesi birbirine benzemediği gibi hiç bir insan da birbirine benzemez.*
devamını gör...
itici gelen hitap şekilleri
(bkz: kuzum)
devamını gör...
yolda yürürken yapılmaması gerekenler
kendi kendine gülmek.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çok fena insanlar. içim almıyor artık çok kötüler çok...
rabbim neyi bekliyorsun kıyamet kopsun artık. daha kötüsünü mü göreceğiz o zaman çok gözyaşı var.
en çok da içimi acıtan sevdiğim dediklerimin nasıl biri olduğunu görmeyeşim ve beni üzmelerine izin verişim. elimde evet ama o kadar usta değilim üzgünüm, ağlayarak öğreniyorum, tecrübe ediyorum. bana davranıldığı, hissettirildiği gibi kimseye yapmam, kimseden acımı çıkarmam, ben tutamıyorum gözyaşlarımı.
öğreniyorum ama böyle olmasaydı keşke.
hiç iyi değilim.
yargılanmaktan, eleştirilmekten bıktım. bir daha kimselere ne iyiliğine ne kötülüğüne hiçbir şey demem. insanlara karşı yapacağım şey uzak durmak, olabildiğince mesafeli ve haddini bilerek iletişime geçmek.
sağlıklı, huzurlu kalınız.
rabbim neyi bekliyorsun kıyamet kopsun artık. daha kötüsünü mü göreceğiz o zaman çok gözyaşı var.
en çok da içimi acıtan sevdiğim dediklerimin nasıl biri olduğunu görmeyeşim ve beni üzmelerine izin verişim. elimde evet ama o kadar usta değilim üzgünüm, ağlayarak öğreniyorum, tecrübe ediyorum. bana davranıldığı, hissettirildiği gibi kimseye yapmam, kimseden acımı çıkarmam, ben tutamıyorum gözyaşlarımı.
öğreniyorum ama böyle olmasaydı keşke.
hiç iyi değilim.
yargılanmaktan, eleştirilmekten bıktım. bir daha kimselere ne iyiliğine ne kötülüğüne hiçbir şey demem. insanlara karşı yapacağım şey uzak durmak, olabildiğince mesafeli ve haddini bilerek iletişime geçmek.
sağlıklı, huzurlu kalınız.
devamını gör...
şarap içmek
başlık, aklıma nazım hikmetin rubailerinden şu dörtlüğü getirdi:
ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
bu tatlı keder doğduk doğalı nasip olmadı bize:
bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında... - nazım hikmet
ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
bu tatlı keder doğduk doğalı nasip olmadı bize:
bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında... - nazım hikmet
devamını gör...
çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği
ne ara usta oldunuz da çaylak beğenmiyorsunuz. daha dün kısa donla geziyorduk demez mi insan?
devamını gör...
anksiyete
zaten yok olmaya yüz tutmuş hayat kalitemin-hatta mücadele daha doğru olacak- daha da içine eden durum.
ileri derecede anksiyete bozukluğum var benim. ve bedenim üstündeki etkileri aşırı derecede rahatsız edici. genelde insanların başlarına, boyunlarına vuran bu gerginlik benim ayaklarıma vuruyor.
her atakta ayaklarım geçici bir felce uğruyor. bu nadir dışa vurumlardanmış. kaç tane nörolog ve beyin cerrahı gezdim ve ortak sonuç bu. ve tabi psikiyatrist.
bir gün bir beyin cerrahı 'meslek hayatım boyunca senin gibi bir hastam daha oldu şu an yatağa ve makineye bağlı o yüzden ona göre davran' dedi. küfür gibi. kaygı seviyem daha da tavan yaptı. insanın neyi nasıl söylediği çok şeyi farklı kılıyor.
insanın elinde olmayan ve bütün olarak her zerresine bu kadar etki edip işleyen o bir avuç hastalıktan biriyle uğraşıyor oluşu rezil bir durum.
benim de başardığım bir şey yok ama olabildiğince anlamaya, tanımaya çalışıyorum belki o zaman onunla baş edebilmek için bir ihtimalim olur.
ileri derecede anksiyete bozukluğum var benim. ve bedenim üstündeki etkileri aşırı derecede rahatsız edici. genelde insanların başlarına, boyunlarına vuran bu gerginlik benim ayaklarıma vuruyor.
her atakta ayaklarım geçici bir felce uğruyor. bu nadir dışa vurumlardanmış. kaç tane nörolog ve beyin cerrahı gezdim ve ortak sonuç bu. ve tabi psikiyatrist.
bir gün bir beyin cerrahı 'meslek hayatım boyunca senin gibi bir hastam daha oldu şu an yatağa ve makineye bağlı o yüzden ona göre davran' dedi. küfür gibi. kaygı seviyem daha da tavan yaptı. insanın neyi nasıl söylediği çok şeyi farklı kılıyor.
insanın elinde olmayan ve bütün olarak her zerresine bu kadar etki edip işleyen o bir avuç hastalıktan biriyle uğraşıyor oluşu rezil bir durum.
benim de başardığım bir şey yok ama olabildiğince anlamaya, tanımaya çalışıyorum belki o zaman onunla baş edebilmek için bir ihtimalim olur.
devamını gör...
my name is earl
bu aralar bayağı bir özlemle andığım dizi. özellikle bölümün beklemediğim bir anında ortaya çıkan lynyrd skynyrd şarkıları ile beni benden alandır. simple man şarkısını bana öğretendir mesela. bunun dışında yarım yarım yaran randy karakteri ile kahkahaları eksik ettirmemiştir. hel earl ün o robot dansları keşke daha fazla yer bulsaydı dizide. izleyin izlettirin efendim.
devamını gör...
poker face (yazar)
galiba nicki bir tek bana itici geldi. şimdi biz bu arkadaşa ne diyeceğiz? muşmula surat mı?
güncelleme: beğenmiş ama cevap vermemiş. oysa ben ciddi ciddi sormuştum. hey yeni yazar arkadaş! * biz sana ne diyeceğiz?
güncelleme: beğenmiş ama cevap vermemiş. oysa ben ciddi ciddi sormuştum. hey yeni yazar arkadaş! * biz sana ne diyeceğiz?
devamını gör...
locke key
çizgi romandan uyarlanan locke & key, fantastik bir dizidir. fragmanında, bir kapının üzerinde kırmızı renkte olan hogwarts mektubun asla gelmeyecek yazısını görüp, yanlış bir algı ile başlayıp, beğenmiştim.
başroller ergen olduğu için yer, yer dramalarından gına geldi. hikayenin bütünü güzel ve küçük çocuk aşırı sevimli. şimdi ne desem spoiler olur. su gibi akıp gidiyor, o büyülü dünyada kayboluyorsun. dizi tavsiyemdir.
başroller ergen olduğu için yer, yer dramalarından gına geldi. hikayenin bütünü güzel ve küçük çocuk aşırı sevimli. şimdi ne desem spoiler olur. su gibi akıp gidiyor, o büyülü dünyada kayboluyorsun. dizi tavsiyemdir.
devamını gör...
son feci mars
kısa zamanda dönmesini temenni ettiğim maziden dost. *
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
d)
vakti zamanında henüz çok erken bir o kadar da geçken karmaşık bir patikada yönünü bulmaya çalışan bir kadının hikayesiydi bu.
realist bir yazar tarafından yazıldığından olsa gerek tüm karakterler oldukça gerçekçiydi. her biri iyi ve kötü yönler ile harmanlanmıştı. heybelerinde bir sürü güzel, bir o kadar da acıyı biriktirmişlerdi.
ana karakter ya bu, kadınla başlıyordu hikaye. daha küçük bir kızken başlamıştı dünyanın karmaşasını içinde hissetmeye. küçük dünyasını büyütmek, hayat ne sunuyorsa hepsini içmeye adamaktı en büyük hayali. yapıyordu da. ama savruluyordu sürekli. hayatına birçok insanı dahil etmesi de bundandı. her birini bir başka karakter yapıyordu. kimini çok seviyor en iyi dostu oluyor, birilerine aşık oluyor, küçük kalbinde kocaman yaralar açmasına izin veriyordu. büyüyordu. ama fark ediyordu ki büyüdükçe hayalleri de yavaş yavaş yok oluyordu. gündelik hayatın içinde gündüzlerini şen kahkalar, gecelerini ise hüzünle yaşıyordu. ama yaşayıp gidiyordu. eksik kalıyordu bir şeyler.
sonra bir gün onunla tanıştı. şaşırdı. ne çok tanıdıktı öyle. sesinde huzuru bulmuştu sanki. aklı karışıyordu. birinin böyle güzel olmasına anlam veremiyordu. üstelik ürkek, kırgın, savunmasız bir yanı da vardı aynı kendisi gibi. bir yanı hala çocuk kahkahaları atıyordu. büyüyememiş, büyümeyi reddetmiş bir yetişkinlik aynı zamanda da yüz yıllık yaşanmışlıkla bir olgunluk vardı üzerinde. şımarık kahkahalarının büyüsüne her gün daha çok kaptırıyordu kendini. ilk zamanlar dostluğunun tadını çıkardı doyasıya. sonra zamanla daha çok, daha çok, daha da çok 'o' olsun istiyordu. kelimelerine yansıyor, yüzünde bir gülümseme oluyor, iliklerine dek istiyordu. her geçen gün daha da çok hayatında oluyor, hayat daha çok o oluyordu.
vakti zamanında henüz çok erken bir o kadar da geçken karmaşık bir patikada yönünü bulmaya çalışan bir kadının hikayesiydi bu.
realist bir yazar tarafından yazıldığından olsa gerek tüm karakterler oldukça gerçekçiydi. her biri iyi ve kötü yönler ile harmanlanmıştı. heybelerinde bir sürü güzel, bir o kadar da acıyı biriktirmişlerdi.
ana karakter ya bu, kadınla başlıyordu hikaye. daha küçük bir kızken başlamıştı dünyanın karmaşasını içinde hissetmeye. küçük dünyasını büyütmek, hayat ne sunuyorsa hepsini içmeye adamaktı en büyük hayali. yapıyordu da. ama savruluyordu sürekli. hayatına birçok insanı dahil etmesi de bundandı. her birini bir başka karakter yapıyordu. kimini çok seviyor en iyi dostu oluyor, birilerine aşık oluyor, küçük kalbinde kocaman yaralar açmasına izin veriyordu. büyüyordu. ama fark ediyordu ki büyüdükçe hayalleri de yavaş yavaş yok oluyordu. gündelik hayatın içinde gündüzlerini şen kahkalar, gecelerini ise hüzünle yaşıyordu. ama yaşayıp gidiyordu. eksik kalıyordu bir şeyler.
sonra bir gün onunla tanıştı. şaşırdı. ne çok tanıdıktı öyle. sesinde huzuru bulmuştu sanki. aklı karışıyordu. birinin böyle güzel olmasına anlam veremiyordu. üstelik ürkek, kırgın, savunmasız bir yanı da vardı aynı kendisi gibi. bir yanı hala çocuk kahkahaları atıyordu. büyüyememiş, büyümeyi reddetmiş bir yetişkinlik aynı zamanda da yüz yıllık yaşanmışlıkla bir olgunluk vardı üzerinde. şımarık kahkahalarının büyüsüne her gün daha çok kaptırıyordu kendini. ilk zamanlar dostluğunun tadını çıkardı doyasıya. sonra zamanla daha çok, daha çok, daha da çok 'o' olsun istiyordu. kelimelerine yansıyor, yüzünde bir gülümseme oluyor, iliklerine dek istiyordu. her geçen gün daha da çok hayatında oluyor, hayat daha çok o oluyordu.
devamını gör...
sabah üç gibi sokakta yürüyen gizemli şahıslar
simülasyonun bir açığı vardır ve o da bu insanlardır. gece üçte, sabah beşte, bir köprünün girişinde ya da parklarda denk gelebilirsiniz bu insanlara. bazıları sürekli yürüyor, bazıları hep düşünceli, bazıları da şarkılar mırıldanıyor. nereye giderler, ne düşünürler, ne mırıldanırlar kimse bilmiyor. sadece varlar.
devamını gör...
1 yıl sonraki kendine not
naber lan zibidi?
devamını gör...
yedinci dem
tüm tanımlarını bir tane eksik kalmadan okuduğum yazar. kendisine soracağım soru kesinlikle "neden daha fazla yazmıyorsunuz?" olacaktır.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
pudra şekerlerinin efendisi
devamını gör...
