kesinlikle çam fıstığıdır.
üstüne tanımam.
devamını gör...

stefan zweig'in don juan ve casanova karakterlerini amaliz ettiği adını şimdi hatırlayamadığım harika bir kitabı vardı. orada:

"casanova baştan çikardığı tüm kadınlardan öte evrensel kadına aşıktı, don juan ise evrensel kadına düşman" der.

ben de tercihimi zweig gibi casanova'dan yana yapıyorum.
devamını gör...

bir ülkü tamer şiiridir. bence haluk bilginer'den dinlenmelidir. güneşin oğlu isimli filmden, şu sahane performansı izleyelim :

aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen
devamını gör...

bir hayırsever gelse de entry fotoğrafı nasıl konuyor anlatsa.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün de gıcık olduğumu öğrendiğim bir başka sınıflandırma başlığı.
tişikkirler sözlük yazarı.
devamını gör...

dünya üzerinde her yere gidebilirdim,ama hiçbir yere varamazdım,çünkü gittiğim her yere kendimi de götürüyordum.

aytuğ akdoğan
devamını gör...

kötü kadın evladı dolu ortam.
birisi penisini çekip çekip her yere atmış.
birileri de benim yaptığımı iddia etmiş. ben de dışarıda işle güçle uğraşırken zir zir telefon çalıyor, alkolik bak böyle böyle diyorlar diye.

benim yaptığımı iddia edenler o fotoğrafları annelerine göstersinler, o fotoğraflar bana ait mi değil mi en iyi anneleri bilir.

o kadar salak adamlar ki... moderatör nerede diye sormak yerine benim üzerimden prim, tartışma çıkarıyorlar. yazık.
devamını gör...

başlarken öylesine başladığım ve 10. sezon finalini de izledikten sonra en iyi drama tv serisi olduğu kanaatine vardığım dizi.

öncelikle bu tür dizilerin normal şartlarda ilgimi çekmediğini söyleyebilirim. ancak 1. sezondan başlayarak karakterlerin çocukluğundan erişkinliğine dek oturtulmuş mantıklı temellerle hikaye örgüsünün desteklenmesi ilgimi çekmeye başladı. dizi bir hastane dizisi olmaktan çok daha öte. insan ilişkilerinin abartısız ve olağan şekilde işlendiği nadir dizilerden. günlük yaşamda, insanlarla, ailemizle, okulumuzla, işimizle, bireysel anlamda kendimizle ne yaşıyorsak bir yansımasını görüyoruz tüm dizide. bu anlamda benim için diziyi diğer tüm drama serilerinden ayıran özelliği, son derece gerçekçi olması. türk dizilerinde ve bazı yabancı dizilerde rastladığımız sebep-sonuç ilişkisinin boku çıkarılmamış. tıpkı bizim kendi hayatlarımızda yaptığımız/yaşadığımız gibi karakterler ani karar değişikliği yaşayabiliyorlar. ve bunu bir sebebe bağlama mücadelesi içine girmiyorlar. duygusal anlamda gerçekçi çünkü doğal hikayeler söz konusu... karakter sadece öyle yapmak istediği için ayrılıyor şehirden örneğin, çünkü öyle hissediyor/istiyor; davranışı ya da kararı bir zorunluluğa bağlanmıyor. karakterlerin sıkışıp kaldığı sorunlar fazlasıyla tanıdık ve açıkçası senarist shonda rhimes bazı bölümlerde o kadar beklenmeyecek işler çıkıyor ki gerçekten diziyi izlediğiniz dönemde içinden çıkamadığınız işlere ilginç bakış açıları bile kazandırıyor diyebilirim. bazı önemli anlamsal geçiş bölümlerinde bilim kurgu dizisi özellikleri taşıyan hikayeler de bulunmakta.

senarist shonda rhimes'ın bir diğer özelliği de dizinin en önemli özelliğini oluşturuyor; önemli karakterlerin çatır çatır ve ani ölümleri. sanıyorum bu özellik izlemediğim dizilerden biri olan game of thrones'da da bulunmakta. bu anlamda dizinin got'tan farklı olarak günümüz mantalitesiyle işlendiğini düşünecek olursak ciddi bir gerçekçiliği olduğunu söylemek mümkün. hepimizin hayatlarında kaybettiği, ayrıldığı, üzdüğü, mutlu ettiği, ilgilenmediği, ilişmediği, değer verdiği, değer gördüğü, emek verdiği, onun için çabaladığı, arkasını dönüp gittiği, geride bıraktığı, geride bırakmak zorunda olduğu, saygı duyduğu, seviştiği insanlar olduğunu göz önünde bulundurarak medikal olması bir yana gerçekçi kavramına yakıştığını çekinmeden savunabiliyorum. dolambaçsız ve net. olduğu gibi bir hayat.

senaryonun tek sıkıntısı ''amerika için savaş'' düşüncesi. karakterlerden birinin ordu/ırak savaşı geçmişi bu anlamda diziye yansıtılan bir diğer mesele. yine de boku çıkarılmadığı için göz ardı edilebiliyor. 20'li yaşlarımın ortasında bir kadın olarak dizide izlediğim pek çok mesele ile şu yaşıma kadar karşılaştığım ve mücadele ettiğim gerçeği de beni bu yapıma bağlamış olabilir öte yandan... karakterlerin başlarına gelen bir takım olaylar sonucu geçirdikleri travmalar, o travmalardan sıyrılmaya çalışmaları, sıyrılışları ve hayatlarına her şeye rağmen kaldıkları yerden değil de başka bir noktadan devam etmelerini gerçekçi sayabilmek için travma yaşamış olmanıza gerek yok elbette. zorlamasız... bu bakımdan dizi bir çeşit empati hapı görevi görüyor çoğu zaman.

otobüsün altında kalarak can veren bir karakterin cenazesinde en yakın arkadaşlarının kahkahalara boğulduğu bir diziden söz ediyorum. sanıyorum drama etiketi yapıştırmak çok da yerinde bir hareket olmaz. bu ''vuhhuuu hayat devam ediyor'' mesajı verme amacı gütmüyor. ancak, hayat devam ediyor. bu açıdan asıl başarılı olan şey dizinin üslubu. nasıl ki okuduğumuz şiirlerin çoğu aynı meselelerden bahsediyor ama farklı bir üslupla yazıldığı için biri oldukça epik, diğeri ise oldukça lirik geliyorsa bu serinin üslubu da öyle. yine de; sözlükler ve bloglardan okuduğum kadarıyla çoğu izleyici bu diziyi izlediği süre boyunca depresif ruh halinde olduklarını belirtmiş. izledikçe hüzünleniyorlarmış falan filan... sanıyorum bu yaşamı algılayış biçimi ile alakalı. ancak karakterleri bir noktada içselleştirmeye başladığınızda iyileştirici bir gücü olduğunu söylemek de mümkün. kendi hayatı konusunda son derece büyük umutsuzluklara kapılan insanların ''hayır lan aslında siki tutmuş değilim'' mesajı alarak tv başından kalktığını da biliyorum. dizinin bu mesajı verdiği en önemli kısımları şüphesiz ki her bölümün başında ve sonundaki speech'ler...

diziye adını veren grey adlı karakter her ne kadar dizinin başrolü gibi gözükse ve aslında tüm hikayenin onun merkezinde bulunduğu bir kurguda canlansa da yan karakterlerin gücü yadsınamaz. bu açıdan da izleyici kitlesinin pek hoşlanmadığı cristina yang karakterinin gelmiş geçmiş en başarılı ve yoğun yan karakter olduğunu düşünüyorum.

(bkz: cristina yang)

dizinin bir diğer önemli özelliği ise başarılı soundtrack'i.
10 sezon boyunca bölüm bölüm kullanılmış tüm parçaları bulabilmek mümkün.

okuduğumuz/üzerinde çalıştığımız onca sosyolojik, siyasi, ekonomik, alegorik, matematiksel eserlere baktıktan sonra; bir amerikan drama dizisi size hayatınızı ne derece sorgulatabilir? hımm, sanırım gündelik hayatı aslında çok basit detayların oluşturduğunu göz önünde bulundurursak, bazen basit şeylere odaklanmak gereklidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit : bu daha güzel.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gaz kaçağını çakmakla, elektriği parmakla kontrol etmek.
devamını gör...

(bkz: volkan öge geliyor)
(bkz: volkan öge gidiyor)
devamını gör...

her yıl 01-07 mart tarihleri arasında kutlanan yeşilay haftası' nda alkolün, sigaranın, uyuşturucu madde kullanmanın bireye ,aileye ve topluma verdiği zararları topluma anlatılır ve bilinçlendirme yapılır.

herhangi bir şeye bağımlı olup, esir olmadan özgürce istediğim gibi yaşıyorum.
bağımlı olma ,özgür ol!

yeşilay gönüllüsü olarak ,yeşilay haftamız kutlu olsun...


yeşilay tarihçesi

bağımlılıklarla asırlık mücadele
yeşilay, birinci dünya savaşı sırası ve sonrasında işgal güçlerinin toplumumuzda alkol ve uyuşturucu maddeleri yaygınlaştırmasını ve işgale karşı mücadele ruhunun yıkılmasını önlemek amacıyla dönemin şeyhülislam'ı ibrahim haydarizade'nin himayesinde, dr. mazhar osman uzman ve arkadaşları tarafından sultan vahdeddin'in izniyle 5 mart 1920'de istanbul'da "hilal-i ahdar" adıyla kurulmuştur. yeşilay'ın kurulduğu 1 - 7 mart tarihleri ülkemizde yeşilay haftası olarak kutlanmaktadır.

"hilal-i ahdar" ismi daha sonra "yeşil hilal" ve "yeşilay" olarak değiştirilmiş, 1934 yılında mustafa kemal atatürk'ün cumhurbaşkanlığı, ismet inönü'nün başbakanlığında, bakanlar kurulu kararıyla yeşilay'a "kamuya yararlı dernek statüsü" verilmiştir.

kuruluşundan günümüze bağımlılık türleri arttıkça yeşilay'ın da tüzüğünde çalışma alanları çeşitlenmiş, alkolden sonra sigara, uyuşturucu madde, kumar ve yakın tarihte teknoloji bağımlılığı yeşilay'ın mücadele alanına dahil olmuştur.
devamını gör...

- hayata başkalarına güzel görünmek için gelmediniz. kendinizi nasıl seviyorsanız öyle görünmeye devam edin.
- toplumun size dayattığı ahlak, edep, namus kavramlarına sıkışıp kalmayın. ahlaksa herkese ahlak, edepse herkese edep, namussa herkese namus. elalem ne der hapishanesine hapsolmak yerine içinizden geleni yapın, yapmanın değil yapmamanın pişmanlığı daha ağırdır.
- hakkınızı aramaktan korkmayın !
- kadınların tek isteği hayatta kalabilmek olan bu günlerde kendinizi savunmaktan korkmayın. öz savunma haktır !
- " kadın, kadının kurdudur" kalıbını kırın ve kadın desteği ve dayanışmasından vazgeçmeyin.
- ve en önemlisi kendinizi ve sizi siz yapan her şeyi sevin.
devamını gör...

kuran ı kerim'de, kamer suresi birinci ayette zikredilen hadise, hz. peygamber'in bir mucizesi.
burada alaya alanlar için; sizin inandıklarınız size, bizim inandıklarımız bize.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sarımsak..
devamını gör...

sorun değil. bekliyorum ve bekleyeceğim. çok doğru hissettiriyor, eğer gerçekten öyleyse bir yerde yollarımız kesişecek, biliyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

14 yaşımdan beri günde minimum 1 paket olarak içtiğim bu zıkkımı bu gece bırakıyorum. bunu buraya yazıyorum çünkü ne zaman çevremdekilere söylediysem tekrar başladım, tükürdüğümü yaladım ve bundan dolayı özgüvenimi kaybettim. sanırım sigaranın en büyük zararlarından biri de bu. yine kendimi kötü hissetmek istemiyorum. bu kararı verme sebeplerimi aşağıya eklemek istiyorum ki iradesizliğe yenik düşeceğimi hissettiğimde gelip okuyayım.

-kondisyonum ve vücut direncim genç yaşıma rağmen hayli düştü.
-kronik bronşit ve zatürre geçmişim var. orta yaşta koah sebebiyle boğulmak istemiyorum. 1 yıl daha yaşamanın, nefes almanın kıymetini yaşarken nefessiz kalanlar bilir. fayda getirmeyecek olan o son pişmanlığın çaresizliğini yaşamak istemiyorum.
-yakın zamanda bir aile kuracağım. tertemiz bir sayfa açılacak hayatımda. beyazı katrana bulamak istemiyorum.
-çevremdeki insanlara ve kendime güzel kokmak istiyorum.
-tütün gibi kıymetsiz bir şeyin benim hayatımı ele geçirmesine, duygudurumumu ve sağlığımı etkilemesine, aktivitelerime, düşüncelerime, hobilerime, boş vakitlerime, çalışma düzenime, odaklanmama hükmetmesine karşı çıkıyorum.
-bu soğuk havada dizinin bir bölümü bitince niye hırkamı giyip taa balkona çıkıp titreyerek sigara içiyorum? akıl mantık alır mı bunu?

bu entry benim boynumdaki izmaritten tasmaya bir başkaldırıdır. hayırlı ve istikrarlı editlerde görüşmek üzere. 19.04.2021
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim