3 buçuk senedir kullandığım emektar telefonum. 2 defa tamire gitti. bir sefer asus yetkili bayiden bir sefer de normal telefoncudan. çok para harcadım. 1700 küsür liraya almıştım, 600 küsür lira da tamirine harcadım. açık konuşayım pek iyi bir telefon değildi. kamerası 1buçuk senedir arızalı, bulanık çekiyor. oysa ki ben fotoğraf çekmeyi çok severim. neyse sonuçta koca 3buçuk sene,hatta yaza kadar 4 seneyi geçecek.

edit: maalesef birçok telefonun yaşadığı gibi bu telefon da kullanılamaz duruma geldi.

en son yine ekranı kırıldı, neden kırıldı diye soracak olursanız söyleyeyim: elektrikli motor sürerken cebim açık kalmış, oradan düştü ve defalarca takla atarak paramparça oldu. üzüldüm tabii ki bu duruma ama yapacak bir şey yoktu, bir daha masraf yapamazdım o telefonun tamiri için, 400 küsür lira para istediler çünkü.

bunu duyan çok sevdiğim bir babamın arkadaşı da bana bir iphone 5 verdi, eski telefonuymuş. sağ olsun bir süredir o telefonu kullanıyorum, memnun muyum hayır değilim çünkü ios 10.3.4 sürümüne sahip yani ne youtube'u ne de instagram'ı indiriyor ama olsun idare edeceğiz, mecbur.

zaten yaz sonuna bir telefon almayı planlıyorum nasipse, yks sınavı geçtikten sonra biraz para kazanmaya başlayacağım.
devamını gör...

bu dizinin acilen yayından kaldırılması gerektiği düşüncesindeyim. dizideki çoğu oyuncuyu da çok severim fakat bu dizi bizim bünyemize çok ağır. işlediği konular ve konuları işleme şekilleri bize göre değil. her gün haberlerde bir sürü saçma sapan olayla uyanıyoruz. bu ülkede kim bilir kaç tane psikopat kapalı kapılar ardında yatıyor, duyduklarımızdan çok duymadıklarımız var. cahilliğini aşamamış, psikolojisi yerle bir olmuş binlerce insan varken.. kızını döven, karısını öldüren onlarcası varken sen git böyle bir diziyi bu psikopat insanlara servis et. nasıl bu kadar açıkça işlenebildi bazı sahneler aklım almıyor, "bu kadar da olmaz bunu da göstermezler yahu" dediğim ne varsa hepsini gösterdiler. rtük ne yapıyor bu sırada acaba? elinde viski bardağı olanı sansürle, sigarayı sansürle ama namusu bacak arasında arayan ve bir de üstüne "bekaret korsesi" giydiren bu diziyi yayınlatmaya devam et. ülkenin her yerinden elitlik aktığını falan mı sanıyorsunuz? sadece bazı illerin belirli kesimleri gelişebildi ya da kendilerince "elit" takılmayı tercih ediyorlar. peki ya doğu bölgelerinde yaşayanlar? oralar da artık eskiden olduğu gibi değil beki, evet. ama ya hala eskisi gibi olan yerler varsa? ki vardır. kızına baskı yapanı, zorla evlendireni, kafasını dışarıya çıkarmasına izin vermeyeni.. sen bu insana böyle bir diziyi izletirsen ne aşılarsın? zaten evinde baskı gören bir kızın ailesinin, dizideki feride karakterinin ruh hastası davranışları yüzünden "hee laağğn doğru bak biz de bizim kıza bundan sonra böyle yapak" diye düşünürse ne olacak? tamam, bu bir dizi ve insanlar bunu bu kadar ciddiye almamalı diyeceksiniz belki. ama sorun da bu ya zaten, bizim insanımız her şeyi ciddiye almaya meyilli. dizilerdeki insanlara özenmeye, onları örnek almaya meyilli birçok insan var. psikolojik olarak zaten zor ve sıkıntılı günlerden geçmiş, hala da geçiyorken böyle bir diziyle zihin bulandırmanın ne anlamı var? hadi böyle bir dizi çekiyorsun da, aklından zorun mu var ki o kadar açık saçık her şeyi gözümüze gözümüze sokuyorsun. normal bir sevişme sahnesinde "ooaaaa terbiyesiz ahlaksızlaar, linç linç linç" yapmayı biliyorsunuz ama. bazı şeyler gerçekten dayanılacak gibi değil ve söylenecek çok şey var.
bu dizide emeği geçen herkese sövgülerimi sunuyorum.
devamını gör...

lise zamanında en arka sırada oturuyor telefonuda dizime koymuştum, öndeki arkadaş masasını çekince kopya çektiğim belli olduğunamı yanayım yoksa telefonun çat diye yere düşüp ekranının çatlamasınamı bilemedim.
devamını gör...

başlığın yanlış olduğu cinayet.

doğrusu için;
(bkz: 71 yaşındaki adamın kıskançlık yüzünden sevgilisini öldürmesi)

sonuçta ortada resmî nikah yok?
devamını gör...

kardan birey, lütfen ama.
devamını gör...

sscb vs usa arasında yapılacak olan, bütün dünya halklarının heyecanla beklediği karşılaşmadır.

(bkz: in putin we trust)
devamını gör...

kur’an’da halden hale geçirilme ifadesi vardır. bunu hem madden hem de manen yorumlamak mümkün. ayrıca buradaki ve oradaki zaman ayrımı. dünya altı günde yaratıldı ayetinin önüne arkasına bir bakın, oradaki bir gün buradaki kaç zamanmış. şimdi dünyadaki uzun uzuuun zamanlar (bin yıllar) oradaki bir an’da oluyorsa herkes boşuna konuşuyor. akıl henüz tam kapasite çalışmıyor. bir kere hala konuşuyoruz telapatik bir düzeye geçemedik.

eski efsanevi uygarlıkların mesela mu kıtası ruhbanları, sümer tabletlerinde bahsi geçenler.. ya hu eskiden uçan tipler devler ışınlananlar maddeleri hareket ettirenler hikayeler bitmiyor. azıcık bir doğruluk içeriyorlarsa tüm tarih ve bilimsellik yerle bir. ha tam tersi gerçekten evrim varsa yobazlık hooop çöpe.

bence sağlama şart. hem tümevarım hem de tümdengelim yöntemi ile sorgulamak ve düşünmek gerek.

fıtrat yoktan varolmayı tanımlayan kavram. bir pıhtıdan yaratılma, rahim duvarına asılı kalma, ki burada not düşelim ana rahmi kainata benzer beyin de öyle, yani ana rahminde de bir evrim var doğada da ama insanı bundan ayıran şey ne? yeni nesillerin evrim gereği yirmilik dişlerinin çıkmıyor olmasını kabul edebiliriz ama evrim yok öyle mi? evrim teorisi adı üzerinde teori, her an yeni bir bilgi gelebilir. evrim bahsi geçtiğinde maymun değil de hem uzayda hem dünyada olmazsa olmaz değişim ve dönüşümden bahsedildiğini anlayabilsek belki de bir kaç yüz yıl idare eder bizi bu bilgi ne dersiniz? düşünmek ve sorgulamak bilmediğini bilmekle başlar. çok bilmişlik yerine az ve öz olan basit bilgilerle düşünmenin ne kadar değerli olduğunu anlamak pek çok bilinmez için kafidir.

sanırım insanın akledemediği şeylerden biri akıl kapasitesinin yetmediği konularda kesin yargılarla konuşmak. bunu yapmanın yanlışlığı da yine kur’an’da bahsi geçen önemli bir konudur.

bilim her an bir öncekini yıkarak yeni bir kanıtla geliyor. din ise uyarıcı bir kitap olduğu vurgusu yapılmasına, sürekli akledin üzerine düşünün denmesine rağmen ne yazıyorsa odur algısına sıkışıyor ya da yobazların elinde haklar ve yasaklar kitabı muamelesi görüyor. hele kadın bahsi geçince çok celalleniyorum. ya hu kutsal kitaplar insan içindir, nefsi yenip kamil olma yolunu gösteren bir uyarıcı kitaptır. bunu sağlayacak yaşam felsefesini anlamak ve uygulamak herkesin kendi tercihidir. biyoloji bilmeden, insanın aynı anda iki cinsiyetin de özelliklerini kendi içinde taşıyor olmasına dair gerekli bilgileri toplamadan öldürülmesi dövülmesi gerekeni içinde değil de dışında aramak nasıl bir egonun ürünüdür bilemiyorum. zaten o yüzden olacak ki eskiden belli bir düzeye gelmeyen belli sınavları geçemeyenlere kutsal bilgiler öğretilmezmiş.

neyse mevzuya dönersek tüm kainatı içinde barındırdığına inandığımız bir kutsal kitabı, kainata dair henüz burnumuzun ucunu (arkeoloji tarihi kaç bin yıllık? dünyadan bilim insanları uzayın ne kadarını görüyor?)bile göremiyorken anladığımızı iddia etmek, bu kadar büyük bilmişlik ya da tam tersi bilimin yarın ne diyeceğini bilmeden kitapla ortak bir zeminde buluşamayacağı yargısı. bilemiyorum çok bilgi girişinden beyinler error veriyor olabilir mi acaba? şu ilk başta bahsettiğimiz halden hale geçişi şahsınızı ilgilendiren mikro düzeyde ve manen ele alırsak aman diyim dikkat edin. aşağılara düşmeyin. *
devamını gör...

karl marx tarafından söylenmiş olan, dinsel öğretilerin, sömürülen sosyal sınıfları, kendilerini sınıf olarak ilgilendiren esas sorunlardan uzaklaştırmak için kullanıldığını öne süren sözü.
devamını gör...

içimi karartan bir dostoyevski kitabı daha. bu adamın hiç normal, akışkan bir kitabı yok.
yazı biraz sürprizbozan içerebilir ama o kadar da içermeyecektir gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz.
hikayemiz zamanının rusya’sında bir pastahane (ya da cafe)’de bilinmeyen yaşlı bir adamın ölümüyle başlıyor. bu ölüme paralel ilerleyen olay örgüsü bir yerde birleşiyor( sabrın sonu selamettir). sıkıcı bir şekilde başlayan kitap dönemin toplumsal kişilerinin üzerinden mesaj vermeye başladığı anda sıkıcılıktan çıkıyor. esas karakterler anlatıcı olan ( ki muhtemelen dostoyevski’nin kendisi bu) kişinin üzerinden anlatılıyor yani onların duyguları ve düşünceleri gözlemlenerek aktarılıyor okuyucuya. ben şöyle bir şey hissettim (bilmiyorum okuyan diğer kişiler paylaşır mı bu düşüncelerimi); olaylarda ve diyaloglarda biraz tiyatro abartılıcılığı var. yani sanki bir sahne kurulmuş ve o tiyatro sahnesini betimliyor yazar bizlere. mimiklerini, tepkilerini abartılı şekilde kullandırıp bize o duyguyu vermeye çalışıyor. bu da biraz zorlama gibi geliyor okuyucuya. konu üzerinden bir şeyler söylemek istemiyorum drama tadında bir olay mevcut. beni bir kitapta genel olarak edebi kısmı ilgilendirdiği için bunlara çok takılmadım.
genel olarak beğendiğim bir kitap diyebilirim. günümüz dünyasından artık sıyrılıyor bu klasikler. bu gözle de okumakta fayda var. döneminin çok iyisi olabilir ancak bir yüz yıl sonra o kadar da değerli olmayabiliyor.
devamını gör...

westworld dizisinden sonra düşündüğüm başlıktır.
devamını gör...

elinizdeki verinin karşı tarafa güvenli bir şekilde ulaştığından emin olmak mı istiyorsunuz?
verinin sizden gittiği de anlaşılsın mı istiyorsunuz?
ve bu veriyi sadece karşı taraf açabilsin?
o zaman size lazım olan şey kesinlikle asimetrik şifreleme, diğer adıyla açık anahtarlı şifreleme.


bu sistemde her kullanıcının bir tane açık anahtarı(public key) bir tane de gizli anahtarı(private key) bulunmakta. ve sizin açık anahtarınız, herkes tarafından bilinmekte.
işin güzel yanı, eğer bir şey gizli anahtar ile şifrelenmişse, bunu açık anahtarla açabiliyorsunuz. eğer açık anahtarla şifrelenmişse, gizli anahtarla açabiliyorsunuz. şimdi öncelikli olarak sistemin nasıl işlediğine bakalım.

ilk olarak, sizin bir açık metininiz var. ve bu metini kendi gizli anahtarınızla şifreliyorsunuz. sonra da bunu, göndermek istediğiniz kişinin, açık anahtarı ile şifreliyorsunuz. normalde notasyonu farklı ama şöyle düşünebilirsiniz.

(karşı tarafın açık anahtarı (benim gizli anahtarım (açık metin))) evet, soğan gibi bir yapı.

şimdi bunu karşı tarafa yolladınız, diyelim ki yolda bunu birileri aldı. açıp bakabilir mi? hayır. çünkü bunu açabilmek için karşı tarafın gizli anahtarına ihtiyaç var.
karşı tarafın açık anahtarı herkes tarafından biliniyor olsa da, açık anahtarla şifrelenmiş bir şeyi, açık anahtarla açamazsınız ne yazık ki...

devam edelim, mesaj karşı tarafa gitti. karşı taraf ilk olarak, dış katmanı kendi gizli anahtarıyla açıyor. sonra da benim kendi mesajımı, ona gönderdiğim, herkes tarafından bilinen açık anahtarımla açıyor.

peki bu bize ne sağladı?

gönderdiğim mesajı sadece karşı taraf açabilir. başkası okuyamaz ve gönderdiğim mesaj benim açık anahtarımla açıldı bu da şu demek, mesaj benden geliyor, evet.

bir de simetrik şifreleme var ama o çok basit.
devamını gör...

yapmak istemeyip de yapmak zorunda olduğum her şey
devamını gör...

malûm kişi öldü.
devamını gör...

maalesef kimseyi tanımıyorum, sadece konuşmak istiyorum. belki arkadaş oluruz?
devamını gör...

yapı kredi yayınlarının ''üstü kalsın'' ismiyle çıkan, cemal süreya şiirleri seçkisinden oluşan kitapta yer alan ilk şiir. erotik çağrışımları ne kadar kuvvetli de olsa beni daima ilk iki dizesi sarsmıştır.

kırmızı bir kuştur soluğum
kumral göklerinde saçlarının

seni kucağıma alıyorum
tarifsiz uzuyor bacakların

kırmızı bir at oluyor soluğum
yüzümün yanmasından anlıyorum
yoksuluz gecelerimiz çok kısa
dörtnala sevişmek lazım.

kendi sesinden olduğu söylenen kayıt
devamını gör...

buyursunlar
devamını gör...

ana vatanı belirsiz olan gıda maddesi.

tarihi kayıtlar roma, yunan ve çin toplumlarında makarnaya benzeyen bir yiyeceğin varlığından bahsediyor. hatta arpa şehriye milattan önce araplar tarafından üretilmiş. bu nedenle makarnayı da onların ürettiğini iddia edenler olsa da, 14. yüzyılda yazılmış bir yemek kitabında italya'nın sert buğday ile makarna üreten ilk ülke olduğu yazmaktaymış.

yani bu bahislerden, makarna daha önce de vardı ama farklı şekilde üretiliyordu sonucu çıkarmak da mümkün. bu nedenle kökeni belirsiz diyebiliriz. zira önceleri sert buğday değil sert irmik hamurundan üretilirmiş ve ayakla çiğnenerek yoğurulurmuş. makinelerin ortaya çıkışına kadar da böyle devam etmiş.
devamını gör...

ana akım bakış açısından farklı bir görüş sunduğu için muhabbet edilesi insandır. bakış açısının doğru/yanlış olmasından çok dünyaya farklı bir pencereden bakması onu öne çıkarır. bazen hiç dikkat edilmemiş küçük ayrıntıları fark etmenize vesile olabilir.
devamını gör...

dünyada meydana gelebilecek kasırga, yıldırım, çökme, obruk, deprem, tsunami, hortum vb. olayların yani bilimsel olarak kanıtlanmış ve açıklanmış tüm doğa olaylarını günümüzde hâlen dine bağlanmasına şaşırıyorum. her şeyi dine bağlaya bağlaya zaten gelişemedik. gelişmiş ülkelere ayak uyduracağız derken orta doğunun karanlığına saplanıp kaldık. önce düşünceler değişmeli ki çağdaş sisteme ve yenilikçiliğe ayak uydurabilelim. düşünceler değişmedikçe yerimizde saymaya devam edeceğiz.
devamını gör...

gemi ile 3-4 ay süren dünya turlarına katılmak istiyorum. emeklilik projem olarak adlandırdım bu hayalimi. emekli olduğumda alacağım toplu parayı buraya yatırmak niyetindeyim. inşallah yeter.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim