amensalizm
aynı veya komşu komünitelerde yaşayan canlılar arasındaki bir ekolojik etkileşimdir.
bir simbiyoz (ortak yaşam) çeşididir.
amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görür diğeri olumlu ya da olumsuz etkilenmez.
google a sor, ilk örnek: antibiyotik üreten canlı ve antibiyotikten etkilenen canlı örneğini bulacaksın(vikipedi)
meb ve benzer kitaplara bak ceviz ağacı ve ürettiği salgı sonucu (juglon) zarar gören bitki örneğini bulacaksın.
bu iki örneğin de çok doğru olmadığını düşünüyorum.
evet zarar gören canlılar var ama yarar görenler de var. sonuçta bakteri antibiyotik ile ceviz juglon ile diğer canlının yaşamasını zorlaştırıyor, belki de öldürüyor. bu durum onu kaynaklardan daha rahat yararlanabilir haline getiriyor.
bu amensalizm ne biçim bir şey o zaman derseniz alın size daha güzel bir örnek:
bir su aygırı düşünün. afrika steplerinde takılyor. susadı ve nehir kenarına geldi. suyunu içerken tepindi durdu, bu sırada otu, çiçeği ezdi.
işte su aygırı ve ezdiği otlar arasındaki etkileşim amensalizm oluyor.
su aygırı ve ot aynı komünitede yaşıyorlar. etkileşim halindeler. su aygırı bu örnekte etkilenmezken, ot zarar görüyor.
zorlama bir tanım işte sonuçta.
toparlarsak amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görürken diğeri olumlu veya olumsuz bu etkileşimden etkilenmez.
bir simbiyoz (ortak yaşam) çeşididir.
amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görür diğeri olumlu ya da olumsuz etkilenmez.
google a sor, ilk örnek: antibiyotik üreten canlı ve antibiyotikten etkilenen canlı örneğini bulacaksın(vikipedi)
meb ve benzer kitaplara bak ceviz ağacı ve ürettiği salgı sonucu (juglon) zarar gören bitki örneğini bulacaksın.
bu iki örneğin de çok doğru olmadığını düşünüyorum.
evet zarar gören canlılar var ama yarar görenler de var. sonuçta bakteri antibiyotik ile ceviz juglon ile diğer canlının yaşamasını zorlaştırıyor, belki de öldürüyor. bu durum onu kaynaklardan daha rahat yararlanabilir haline getiriyor.
bu amensalizm ne biçim bir şey o zaman derseniz alın size daha güzel bir örnek:
bir su aygırı düşünün. afrika steplerinde takılyor. susadı ve nehir kenarına geldi. suyunu içerken tepindi durdu, bu sırada otu, çiçeği ezdi.
işte su aygırı ve ezdiği otlar arasındaki etkileşim amensalizm oluyor.
su aygırı ve ot aynı komünitede yaşıyorlar. etkileşim halindeler. su aygırı bu örnekte etkilenmezken, ot zarar görüyor.
zorlama bir tanım işte sonuçta.
toparlarsak amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görürken diğeri olumlu veya olumsuz bu etkileşimden etkilenmez.
devamını gör...
yazılımcıyla sevgili olmak istemeyen insan
yazılanları okudum. çok önyargılısınız arkadaşlar, yazılımcılar hep asosyal değildir misal ben çok sosyal bir insanım demek isterdim ama dibine kadar içedönük ve asosyal bir insanım. kendimi ittire ittire sosyal ortamlara sokuyorum. bugün de önyargıları yıkamadık*. başlığa gelirsek, bizi istemeyeni biz hiç istemeyiz. zaten çoğumuzun da pek vakti yok*.
devamını gör...
nazire
'nazire yapmak' gibi bir deyimde de gelen sözcüktür.
devamını gör...
yazarların hoşuna giden başlık türleri
yemekli ,tatlılı ,börekli her başlık direk like sebebimdir.
devamını gör...
karaoğlan
relax ukdesidir.
karikatürün ülkemizde önem kazanmaya başladığı yıllarda, yönetmen ve çizer suat yalaz tarafından hayat verilmiş bir çizgi roman karakteridir. 70'li yıllarda sinemaya da uyarlanmıştır bu karakter ama sanırım kara murat kadar ilgi görmemiştir.
karikatürün ülkemizde önem kazanmaya başladığı yıllarda, yönetmen ve çizer suat yalaz tarafından hayat verilmiş bir çizgi roman karakteridir. 70'li yıllarda sinemaya da uyarlanmıştır bu karakter ama sanırım kara murat kadar ilgi görmemiştir.
devamını gör...
sözlükte özel mesajla küfür etmenin serbest olduğu gerçeği
o kadar da heyecan verici değil
asıl heyecanlı olan; özel mesajda emoji kullanmak. of of, mesaj yazarken dolduruyorum emojileri. birden bir rahatlama geliyor. teşekkürler sözlük.
asıl heyecanlı olan; özel mesajda emoji kullanmak. of of, mesaj yazarken dolduruyorum emojileri. birden bir rahatlama geliyor. teşekkürler sözlük.
devamını gör...
benden bir halt olmaz farkındalığı
özgüvenimi yitirmemi sağlayan ve kaygımı arttıran bir farkındalıktır kendisi. boş verip harekete geçeyim desem de bu farkındalık beni hep kısıtlıyor. mala dönüyorum yani.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sabah sevinci, uykulu gamze, kuyuların rüyası...
günaydın zamanın tanrısı, ağzımda harflenen sonsuzluk, yürüdüğüm gökyüzü...
günaydın bulut türküsü, el çırpan ağaçlar...
şükrü erbaş
günaydın zamanın tanrısı, ağzımda harflenen sonsuzluk, yürüdüğüm gökyüzü...
günaydın bulut türküsü, el çırpan ağaçlar...
şükrü erbaş
devamını gör...
geceye bir şarkı sözü bırak
bir dikili taştan gayrı nem kaldı?
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
her şey çok güzel olacak.
devamını gör...
yalnız yaşamak
bulunmaz bir nimet.
şu hayattaki en büyük arzum. yalnız olayım ben, kendi kendimle mutlu olurum kafasındayım. ederim de. yıllarca ettim yine ederim. ne aile,eş dost vs hiçbir şey umurumda değil. yalniz kalayım kafamı dinleyeyim, canımın istediğini yapayım. ınzivama çekileyim. mis gibi ya mis gibi.
şu hayattaki en büyük arzum. yalnız olayım ben, kendi kendimle mutlu olurum kafasındayım. ederim de. yıllarca ettim yine ederim. ne aile,eş dost vs hiçbir şey umurumda değil. yalniz kalayım kafamı dinleyeyim, canımın istediğini yapayım. ınzivama çekileyim. mis gibi ya mis gibi.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
yönetimin müdürümü zorla izne çıkarttığı söylentileri ve babamın kemoterapiye başlayacağı gerçeği ile uyandım bu güne.
günün kalanı nasıl gider bilemiyorum ama sanki gidip kendime bir papatya çayı yapsam iyi gelecek.
o zaman bu sabah hepinize benden papatya çayı, hem ağrılarınıza iyi gelir, hem pamuk gibi gezersiniz.
yönetimin müdürümü zorla izne çıkarttığı söylentileri ve babamın kemoterapiye başlayacağı gerçeği ile uyandım bu güne.
günün kalanı nasıl gider bilemiyorum ama sanki gidip kendime bir papatya çayı yapsam iyi gelecek.
o zaman bu sabah hepinize benden papatya çayı, hem ağrılarınıza iyi gelir, hem pamuk gibi gezersiniz.
devamını gör...
zulme sessiz kalan zulmü yapan gibidir
devamını gör...
josef k
franz kafka’nın dava romanının talihsiz olduğuna inanılan baş kahramanıdır.
bir gün odasında otururken iki adam gelir ve josef k.’nın suçlu bulunduğunu söylerler ve kitap boyunca josef k. suçunun ne olduğunu öğrenmek için çabalar durur ve asla başarılı olamaz.
bu anlamsız arayış aslında franz kafka’nın özel yaşamında karşılığını bulur. elias canetti’nin yazdığı öbür dava kitabında bu konu bence açıklığa kavuşturulmuştur. canetti, franz kafka’nın felice bauer’e yazdığı mektupları incelediğinde dava romanının anlatmaya çalıştığı konu ile ilgili çok önemli ip uçları bulur.
kafka’nın felice ile yaşadığı bir anıdır her şeyin kaynağı. kafka, felice ile nişanlı iken bir yandan da felice’nin yakın bir kız arkadaşı ile mektuplaşmaktadır. insanların yücelttiği ve muhteşem bir aşık olarak gördükleri kafka aslında hiç de öyle bir adam değildir. ziyadesiyle çapkındır. bu mektuplaşmayı öğrenen felice o arkadaşını da yanına alarak kafka’ya gelir ve nişanı atar.
canetti’ye göre dava romanının anlattığı hikaye budur ve kafka, josef k.’nın roman boyunca suçunu anlamamasını sağlayarak bir anlamda kendini de aklamaya çalışmaktadır.
josef k. diğer bütün kafka kahramanları gibi kafka’nın kendisidir aslında.
bir gün odasında otururken iki adam gelir ve josef k.’nın suçlu bulunduğunu söylerler ve kitap boyunca josef k. suçunun ne olduğunu öğrenmek için çabalar durur ve asla başarılı olamaz.
bu anlamsız arayış aslında franz kafka’nın özel yaşamında karşılığını bulur. elias canetti’nin yazdığı öbür dava kitabında bu konu bence açıklığa kavuşturulmuştur. canetti, franz kafka’nın felice bauer’e yazdığı mektupları incelediğinde dava romanının anlatmaya çalıştığı konu ile ilgili çok önemli ip uçları bulur.
kafka’nın felice ile yaşadığı bir anıdır her şeyin kaynağı. kafka, felice ile nişanlı iken bir yandan da felice’nin yakın bir kız arkadaşı ile mektuplaşmaktadır. insanların yücelttiği ve muhteşem bir aşık olarak gördükleri kafka aslında hiç de öyle bir adam değildir. ziyadesiyle çapkındır. bu mektuplaşmayı öğrenen felice o arkadaşını da yanına alarak kafka’ya gelir ve nişanı atar.
canetti’ye göre dava romanının anlattığı hikaye budur ve kafka, josef k.’nın roman boyunca suçunu anlamamasını sağlayarak bir anlamda kendini de aklamaya çalışmaktadır.
josef k. diğer bütün kafka kahramanları gibi kafka’nın kendisidir aslında.
devamını gör...
karambol (yazar)
devamını gör...
en kötü tv dizisi
devamını gör...
sadece merhaba yazan mesaj isteğine ne yazılabilir sorusu
merhabana merhaba kardeş.
devamını gör...
kinoa
oldukça yararlı, öve öve bitiremeyeceğimiz bir tahıl.
protein deposu maşallah.
yiyin ve yedirtin efendim.
protein deposu maşallah.
yiyin ve yedirtin efendim.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
“senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor”
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uyandı, şöyle bir gerindi. her zamanki gibi huzurlu uyumuştu. ne kadar şükretse azdı.
etrafına bakındı, kendine gelmesi zaman alacaktı.
evde dolaşmaya başladı. ev arkadaşları çoktan uyanmıştı.
açıkçası umurunda bile değildi. dengesiz uykularıyla mutluydu. zaten kendisine karışan da yoktu.
bir kez olsun erken yat, biraz kendine çeki düzen ver dememişlerdi.
onu en çok seven arkadaşı da kendisi gibiydi. ne zaman uyuyacağı ne zaman uyanacağı hiç belli olmazdı. sakindi.
ama bazen beklenmedik şeyler yapabiliyordu. ufak tefek şakalar falan işte. sanki çocuktu. koca adamın yapacağı şey miydi? ev birbirine giriyordu. sırf bu yüzden onunla kavga bile ediyordu. yumruklaşmalara varan kavgalar hem de. arkadaşının kanını akıttığı çoktu. kavga bittiğinde ise herkes köşesine çekiliyordu.
tabi sonra arkadaşı pişman olup ona en sevdiği tatlıdan ikram ediyordu. içinden 'sen tam bir türk'sün, ne olur maddi bir şeyle gönlümü alacağına düzgün davransan' diye geçiriyordu. ama onu değiştiremeyeceğini biliyordu. yine de seviyordu keratayı!
ısınma barında esneme hareketlerini yaptı. artık kendine gelmişti. köşesine çekilebilirdi.
pencere kenarında günün aydınlanışını seyretmeye bayılırdı. gözlem yapmayı pek severdi. saatlerce dışarıyı seyrederdi.
bir de pek bi yakışıklıydı.
karşı komşunun kızları onu gördüklerinde pencereye üşüşürlerdi. ne olurdu bir kere de onu yakından görselerdi. ama ne mümkün hiç pas vermezdi.
bir şeyler yese iyi olacaktı. kahvaltıyı yapayım biraz daha uyurum diye düşündü.
ama o da ne arkadaşı gülerek yanına yaklaşıyordu. bu işte bir iş vardı. göz bebekleri büyüdü, kaçsa iyi olurdu. nasıl olsa ondan hızlıydı.
hamlesini yaptı fakat nasıl olduysa arkadaşı onu birden yakalamıştı. böyle şans mı olurdu. kavga etmeselerdi bari.
ama daha kötüsü oldu. arkadaşı onu öpücük yağmuruna tutmuştu. ne anlıyordu şu öpücük işinden. neyse ki fazla uzatmadı da rahat bir nefes aldı. kahvaltısını yaptıktan sonra hemen uyku faslına geçti. allah'tan uykusunda rahat veriyorlardı.
uyku demişken uyuma işini kendisinden daha iyi yapan yoktu. arkadaşı onu ne zaman uyurken görse 'bir kere de ben böyle uyusam ne olur' diye iç geçirirdi. ama bu imkansızdan öte bir şeydi.
etrafına bakındı, kendine gelmesi zaman alacaktı.
evde dolaşmaya başladı. ev arkadaşları çoktan uyanmıştı.
açıkçası umurunda bile değildi. dengesiz uykularıyla mutluydu. zaten kendisine karışan da yoktu.
bir kez olsun erken yat, biraz kendine çeki düzen ver dememişlerdi.
onu en çok seven arkadaşı da kendisi gibiydi. ne zaman uyuyacağı ne zaman uyanacağı hiç belli olmazdı. sakindi.
ama bazen beklenmedik şeyler yapabiliyordu. ufak tefek şakalar falan işte. sanki çocuktu. koca adamın yapacağı şey miydi? ev birbirine giriyordu. sırf bu yüzden onunla kavga bile ediyordu. yumruklaşmalara varan kavgalar hem de. arkadaşının kanını akıttığı çoktu. kavga bittiğinde ise herkes köşesine çekiliyordu.
tabi sonra arkadaşı pişman olup ona en sevdiği tatlıdan ikram ediyordu. içinden 'sen tam bir türk'sün, ne olur maddi bir şeyle gönlümü alacağına düzgün davransan' diye geçiriyordu. ama onu değiştiremeyeceğini biliyordu. yine de seviyordu keratayı!
ısınma barında esneme hareketlerini yaptı. artık kendine gelmişti. köşesine çekilebilirdi.
pencere kenarında günün aydınlanışını seyretmeye bayılırdı. gözlem yapmayı pek severdi. saatlerce dışarıyı seyrederdi.
bir de pek bi yakışıklıydı.
karşı komşunun kızları onu gördüklerinde pencereye üşüşürlerdi. ne olurdu bir kere de onu yakından görselerdi. ama ne mümkün hiç pas vermezdi.
bir şeyler yese iyi olacaktı. kahvaltıyı yapayım biraz daha uyurum diye düşündü.
ama o da ne arkadaşı gülerek yanına yaklaşıyordu. bu işte bir iş vardı. göz bebekleri büyüdü, kaçsa iyi olurdu. nasıl olsa ondan hızlıydı.
hamlesini yaptı fakat nasıl olduysa arkadaşı onu birden yakalamıştı. böyle şans mı olurdu. kavga etmeselerdi bari.
ama daha kötüsü oldu. arkadaşı onu öpücük yağmuruna tutmuştu. ne anlıyordu şu öpücük işinden. neyse ki fazla uzatmadı da rahat bir nefes aldı. kahvaltısını yaptıktan sonra hemen uyku faslına geçti. allah'tan uykusunda rahat veriyorlardı.
uyku demişken uyuma işini kendisinden daha iyi yapan yoktu. arkadaşı onu ne zaman uyurken görse 'bir kere de ben böyle uyusam ne olur' diye iç geçirirdi. ama bu imkansızdan öte bir şeydi.
devamını gör...
