çok bilinmeyen, doğası harika, tarihi dokusu olan şehirlerimizden biri.

öncelikle coğrafi özelliklerinden bahsedelim.
batı karadeniz bölgesinde yer almakta olup karadenize en uzun kıyısı olan il konumundadır kendisi.
bitki örtüsü oldukça zengin, havası temiz. küre dağlarında yolculuk etmesi oldukça zevkli. ılgaz dağı kayakseverler ve dağcılar için güzel bir alternatif.
doğaya meraklı biriyseniz mutlaka görmek isteyeceğinizi düşündüğüm yerlerin başında.

görülmesi gereken doğal güzellikleri:
valla kanyonu (dünyanın en derin 2. kanyonu ve türkiye’nin en büyüğüdür)
horma kanyonu (yürüyüş parkuruyla ılıca şelalesine ulaşabilirsiniz)
ılgarini mağarası (dünyanın en büyük dördüncü mağarası)
çatak kanyonu (seyir terasında kanyonu zevkle izleyebilirsiniz)
loç vadisi (pek çok mağarayı, şelaleyi, kanyonu, gölü içine alan zengin bir alan)

biraz da tarihi yönüne bakalım.
zaman içinde hititler, firigler, kimmerler, lidyalı'lar, pers'ler, pontuslular, romalılar, bizanslılar, gaslar ve de pek çok türk beyliğine ev sahipliği yapmıştır. bundan dolayı tarihi bakımdan zengin. anadolu’da açılan ilk resmi lise olan abdurrahman paşa lisesi burada bulunur. milli mücadele boyunca en çok şehit veren şehirlerimizdendir. çanakkale türküsü de bu yöreye aittir, yazarı ihsan ozanoğlu'dur.
her yerden bir türbe çıkabillir, türbe sayısına şaşırabilirsiniz.
atatürk şapka inkılabını burada duyurmuştur. rıfat ılgaz'ın memleketidir aynı zamanda.

görülmesi gereken tarihi yerleri:
iva paşa konağı – etnografya müzesi
kastamonu arkeoloji müzesi
mimar vedat tek kültür ve sanat merkezi 75. yıl cumhuriyet müzesi
rıfat ılgaz müzesi
nasrullah camii ve külliyesi (rivayete göre buradan su içen kişinin yolu 7 yıl içinde yine kastamonu'ya düşermiş.)
kastamonu kalesi
saat kulesi

daha sayamayacağım kadar osmanlı zamanından kalma camii ve külliye dolu. aklıma gelenler bunlar.

sosyal olarak incelersek, şahsen gözüme çarpan ilk şey buranın ağzı. kastamonu ağzı nedense çok komik geliyor bana. aynı zamanda kendini dinlettirdikçe dinletiyor, çok tatlı. şuna değinmezsem olmaz, çok fazla küfür kullanılıyor. nokta yerine, virgül yerine küfür kullanılıyor. nedense burada küfür, küfür etmek için kullanılmıyor. küfür algıları entresan. birine küfür edince her zaman küfür etmiş sayılmıyorsunuz. yeni nesilde bunu çok gözlemlemedim, eski nesilde çok yaygın.
bir şekilde insanı kendini sevdiriyor. sıcakkanlı insanlar. grand tuvalet giyinen, şapkasına kadar takan amcalar çok hoş.

aklıma gelmişken, şehir merkezinde deniz yok. ben çok şaşırmıştım. onun yerine upuzun bir çay var.

yemeklerinden bahsetmezsek olmaz. yemek olmasa da, yiyeceğe dair akla gelen ilk şey taşköprü sarımsağı. taşköprüye girer girmez sarımsak kokusu karşılamıştı bizi.
çekme helvası çok güzel.
banduması bana biraz ağır geldi ama lezzetli.
ekşili pilavını çok beğendim.
püryan kuyu kebabı ise çok güzel.
konya ile çekişmeli olduğu etli ekmeği var bir de. konyadaki pideyse, buradaki de gözleme ama çok lezzetli. mutlaka yiyin. özellikle azdavay'da yiyin. arkadaşım "ben bunu niye yedim, nasıl bulucam bunu sonra" diye pişman olmuştu. *
pastırması çok çok başarılı. kayserililer alınmasın ama benim damak zevkime daha uygundu. *
pastırmalı ekmeğini yiyin, asla pişman olmazsınız.
simidini sıcak yerseniz çok güzel, soğuksa lastik gibi ve sert. simit tiridi de güzel.
siyez bulgurundan yapılan pilavı da çok güzel. mutlaka eve götürmek isteyeceksiniz o güzelim bulgurdan.

genel olarak mutfağı hamur ağırlıklı ama lezzetli. fazka kaçırırsanız gelsin kilocuklar. *

sanırım sona geldik. bir genç olarak, yaşamak için uygun mu? hayır. emekli olunca şehir merkezinde değil ama cide'de, abana'da veya çatalzeytin'de yaşanır. gezip görmelik yer daha çok.
şahsen iyi tanıtılamadığını düşünüyorum. daha iyi tanıtılırsa daha fazla turist çekecektir ama bu şehir için daha mı iyi ya da daha mı kötü olur bilemem.
devamını gör...

bk steakhouse yiyebilirdik, salak...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

20 eylül 1932 yılında "rockefeller center" binasının yapımı sırasında çekilen ve yüzyılın en ikonik fotoğraflarından biri olan bu fotoğraf yerden 260 metre yüksekte öğle yemeğini yiyen 11 işçiyi gösteriyor.
internette bazı isimler yazsa da aslında kimin çektiği tam olarak belli değilmiş.
devamını gör...

1935-2009 yılları arasında yaşamış tıp doktoru,yazar,eğitimci ve akademisyen olan çağdaş türk kadını.

lise eğitimini kandilli kız lisesi’nde, üniversite eğitimini ise istanbul tıp fakültesi’nde yaptı. uzmanlığı deri ve zührevi hastalıkları üzerineydi. aldığı bursla ingiltere’de eğitim gördü.

cüzzamla savaş derneği’ni kurup bu konuda bir çok çalışma yaptı. sadece yerel çaplı değil, uluslararası çalışmalarıyla ‘uluslararası gandhi ödülü’nü aldı. dünya sağlık örgütü ile de çalışmış ve onun cüzzam hastalığı konusunda danışmanlığını yapmıştır.

yıllar önce birisi bana ‘tam bir cumhuriyet kadınısın’ demişti. hayatım boyunca beni en çok duygulandıran bu söz olmuştur. bu sözü hakediyor muyum bilmem ama türkan saylan için bu sözü gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. kendisi bu yolda ‘atatürk’ün ilkelerini yaymak, çağdaş eğitimi desteklemek’ amacıyla yola çıkan ‘çağdaş yaşamı destekleme derneği’ nin kurucularındandır. bu dernekle, kırsal kesimde eğitimi eşitlemek, kız çocuklarına meslek edindirme, eğitimde fırsat eşitliği alanlarında çalışmalar yapmıştır.

eski türk filmlerini bilenler bilir. cüzzam hastalığı bir korku filmi edasıyla çokça işlenirdi. halk arasında bu hastalığı geçirenler ‘lanetli ‘ olarak görülürdü. türkan saylan ise bu görüşü yerle bir etti: ‘onlara sarılın, şefkat gösterin’ dedi. ne diyor bu diyenlerin yanında, o söylediğinde ısrar etti: cüzzamla savaşta, tıbbi tedavinin yanında, hayata küsmüş insanlara yaşam sevinci aşılanması gerekir’ dedi. onlara şefkatle sarıldı ve onların iyilik meleği oldu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


hayatı boyunca kendi hastalıklarıyla boğuştu; 2 kere verem oldu, sonrasında kanser oldu. ama buna rağmen insanlığa hizmet etmek için hep ayakta kaldı, binlerce insanın hayatına dokundu.

1999 yılında, siyaset meydanı adlı programa konum olmuş be fetö hakkında uyarılarda bulunmuş, nasıl devlet kurumlarına sızdıkları konusunda görüş bildirmişti. bu nedenledir ki, tek suçları(!) atatürk ilkelerini savunmak olan bir çok masum insan gibi o da ergenekon olayı’nda evi talan edilerek hakarete uğramıştır. zaten kanserle mücadelesini sürdürürken , bu olaylar onu daha da yıprattı.

rivayete göre son sözleri ‘gelecek daha güzel olacak’ olmuştur. gelecek , hayatlarına dokunduğu binlerce insan sayesinde daha güzel olacak.

kaynakça: tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%...
devamını gör...

aralarında seçim yapamadıgim için susuyorum dostlar.
devamını gör...

tam adı; “behemoth ya da ingiltere iç savaşının içyüzü” olan vakıfbank kültür yayınlarından çıkmış thomas hobbes kitabı.

evvela arka kapağını bırakayım;

“avrupa düşünce tarihinin en etkili toplumsal sözleşme kuramcılarından olan ingiliz filozof thomas hobbes'un eseri büyük behemoth, vakıfbank kültür yayınları aracılığıyla ilk defa türkçeye kazandırılıyor. günümüz dünyasının ekonomik, siyasi ve felsefi görüşlerinin büyük bir kısmının ortaya çıkmasına zemin hazırlayan ingiliz iç savaşı, cromwell iktidarı ve restorasyon çağına yakından tanıklık eden hobbes, modern siyaset felsefesinin temellerini iki büyük eserle atmıştır. hobbes, leviathan'da muhafazakâr bir devlet teorisi geliştirirken, behemoth'ta bütün taraflara eşit mesafede duran, bireysel düşünce ve vicdan özgürlüğünü her şeyin üzerinde tutan liberal bir tutum takınır. abdullah yılmaz'ın kapsamlı önsözü ve güzel türkçesiyle adeta tarihsel bir roman akıcılığıyla ilerleyen behemoth, thomas hobbes'un kişiliğini ve felsefesini anlamak için okurlara bulunmaz bir fırsat sunuyor.”

ingiliz iç savaşına dair bilgi edinmek için değil, ingiliz iç savaşına dair bir bilginiz varsa fikir edinmek için okuyabilirsiniz. kitap diyalog halinde yazılmış ve hobbes'un ölümünden sonra basılmış. muhtemeldir ki kitabın adını da yayıncısı koymuştur. hobbes, leviathan'da leviathan'ın ne anlama geldiğini ve kitaba neden o ismi verdiğini açıklar; lakin behemoth için böyle bir açıklama yoktur. behemoth, bataklıkta yaşayan, otla beslenen güçlü bir canavardır. behemoth tanrı tarafından yaratılmış ancak o bile yanına ancak kılıçla yaklaşabilir. bir diğer canavardan ismini alan leviathan'ın okuyucudan ilgi görmesi üzerine bu isim seçilmiş olabilir. kitaba 42 sayfalık bir önsöz yazılmış ve kitabı anlamak için bu önsözün okunması elzem. anlaşılması ve okunması oldukça zor olan bu kitap neden önemli?
efendim bildiğimiz üzere gerek milliyetçilik akımının ortaya çıkması gerekse modern devletlerinin temelinin atılması bakımından fransız devrimi her daim övülür, yüceltilir ve ön plana çıkarılır. fransız devrimi ile ilgili binlerce kaynak bulabilir ve okuma yapabilirsiniz. ancak o dönem 22 bin yazılı basımın yapıldığı ingiliz iç savaşına ait pek kaynağa rastlamayız. ingilizlerin dünyaya hakim hale gelmesine, adanın, kıtadan demokrasi bağlamında ilerde olmasında büyük rol taşıyan ve üstelik fransız devriminden 140 sene evvel cereyan eden ingiliz iç savaşı günümüz dünyasının inşa edilmesinde büyük rol taşıyor. osmanlının henüz matbaa ile tanışmadığı bir dönemde, ingiltere'de kraliyet, kilise ve parlamento arasında yaşanan çekişmeler ibret verici.
devamını gör...

bi aralar denemeye çalıştığım ama korktuğum için yapamadığım başka boyuta geçme olayı..
devamını gör...

en güzel varlığımdır. kısa bir süre önce diğer en güzel varlığım cennete gitti. o bana emrivaki verilen bir hediyeydi. mecburen kabul etmiştim. ilk günlerde kendisini hiç sevmediğim için isim koymamıştım. "kedi" diye çağırıp duruyordum. sonrasında beni en iyi anlayan arkadaşım oldu. sonrasında ismi de kedi kaldı.

şimdiki en güzel varlığımın ismi de kedi. onu biçare ölmek üzere bulmuştum 20 gün önce. saatlerce çevrede annesini aradım bulamadım. veterinere götürdüm. doktoru yeterince anne sütü alamadığını bu yüzden öleceğini söyledi. hatta uyutmayı bile teklif etti. kabul etmedim.
dünkü veteriner ziyaretimizde doktoru şok haldeydi. söylediğine göre bugüne kadar gördüğü en sağlıklı kedilerden biriymiş.

kendisi daha küçücük. uyurken odamdan çıkartıyorum onu. zira yanımdan uyumak istiyor. fakat ona uyurken bir zarar vereceğim diye ödüm kopuyor. aşağıda anlatacaklarım harfi harfine doğrudur.

kendisini odanın dışına çıkartmamla en mazlum miyavlamaları başlıyor. kıyamıyorum elbette odama geri alıyorum. otoriter bir şekilde uyuyacaksa bunu ayak ucumda yapmasını tembihliyorum.
azıcık dalmamla sırt bölgemde onu hissetmem bir oluyor. dikkatli uyursam bir şey olmaz diye düşünüyorum. kabuslarımda hep ona bir zarar verdiğimi görerek uyanıyorum gece boyunca. ve her gözümü açtığımda ne hikmetse kollarımın arasında oluyor. çok kızacağımı bildiğinden başlıyor şirinliklere.
adı üzerinde, kedi işte.
devamını gör...

şükür ki içinde bulunmadığım kesimdir. çok kısa bir sürede poşet açabilirim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birçok kişinin favori ağrı kesicisi olduğunu düşündüğüm ilaç. draje şeklinde küçücük kırmızı renklidir. etken maddesi diklofenak potasyumdur. hem çok etkilidir hem de bazı açılardan yan etkileri de düşüktür ve hızlı emilir.
devamını gör...

yine cinsiyetçilik nerde bu kadın erkek eşitliği.

zaten bende parasız kadınları sevmiyorum.
devamını gör...

"gördüğünüz gibi sayın seyirciler; kişi veya kişiler bu ay da boş durmadılar. nedeni bilinmeksiniz öldürdükleri kişi sayısı gitgide artıyor. polis, işlenen cinayetlerin sebebini soruşturmak için geniş kapsamlı çalışma yürütüyor."

bayan g, okuduğu dergiden kafasını kaldırıp gerindi. yan odadan haberlerin sesi geliyordu fakat şu an en son duymak istediği şey haber sesiydi. sessizce ofladıktan sonra tekrar dergisine döndü. annesi gelene dek sürdü mutluluğu.
"baksana g, şehirde hayatta kalan birkaç kişi tek kaldı. onları da ufaktan öldürmeye başlıyorlar."

bayan g'nin umrunda dahi değildi. yıllarca emek verdiği kanaldan suçsuz bir şekilde kovulmuş, işlenen cinayetlerden birine dair iz bulunmuş olmasına rağmen kimse ona inanmamıştı. sıkıntıyla bir nefes verdi.
"bunun umrumda olduğunu mu düşünüyorsun anne? elimdeki fırsatı almamış olsalardı, belki de başka kimse ölmezdi."

annesi kızının bu şekilde depresyona girmenin eşiğinde olduğunu gördükçe içi içini yiyordu. elinden bir şey de gelmiyordu ki! g bir hayli inatçıydı! "ne olacak bu halin?" diye söylenerek odadan çıktı. g telefonuna baktı, kanaldan bir arkadaşı ona mesaj attı.

kimden: boncuk
- bu böyle olmaz! hemen elimdeki her şeyi alıp size geliyorum, öğleden sonra orada olurum.

kime: boncuk
- elinde ne var? beni heyecanlandıracak bir olay yoksa gelme!

kimden: boncuk
- şu cinayet olayı desem?

g, bir an nefessiz kaldığını hissetti. çözmeye çalışması dahi kendisine büyük bir haz veriyordu. son mesaja cevap vermedi, onun için "çabuk gel de anlat" demekti sessiz kalması. öğleden sonrası için sabırsızlanmaya başladı. boncuk bir an önce gelsin istiyordu. stresle tırnaklarını kemirmeye başladı. olacağı yoktu. biraz uyumak iyi gelebilirdi.
••

kapı çaldı. g, annesine bırakmadan hızla kapıya koştu. tahmin ettiği gibi gelen arkadaşıydı. çarçabuk montunu alıp astı. arkadaşı söylemeden geçemedi.
bu ne heyecan böyle kız, sakin olsana az! kaçmıyor kimse bir yere! g onu dinlemedi. masasını hazırlamış, kendisinden sonra ortaya çıkanları duymak için delice bir istek duyuyordu. masaya geçtiler. boncuk, çantasından çıkardığı dosyayı g'ye uzattı. g dosyayı öyle hızlı aldı ki, annesi gülmeden edemedi. hemen içerisinden resimleri ve yazılanları çıkardı. o dosyayı incelerken boncuk anlatmaya başladı.

ayın üçüncü, yılın altıncı cinayeti. cesetlerden üçü evlerinde bulunmuş, diğer üçünü de sanayi bölgesinden 2 kilometre uzakta bulmuşlar. neredeyse aynı yerde yani. hepsini aynı kişi veya kişilerin öldürdüğü düşünülüyor çünkü öldürme şekli aynı; boğazı kesmek.

eşimden -boncuk'un eşi polisti ve boncuk gizlice bilgileri alıyordu- (ç)aldığım bilgilere göre bu kişilerin tek bağlantısı sanayi bölgesi'nde araba tamiri ustaları olmaları. öldürülmeleri için bir sebep yok! sicil kayıtları temiz, ufak tefek borçlar dışında borçları da yok!
en son gidip ustaların eski çıraklarıyla falan konuşmuşlar. hiçbiri onların öldürülmesine sebebiyet verecek bir neden sunmamış ancak çalışanlardan biri "buranın eski çalışanı vardı; bahsettiğiniz ustaların dükkânında çalışan tek o.


--
devamı sonra. *
devamını gör...

insanın kendi hayatına son verme hakkı neden kendi elinde olmasın? insanları bundan alıkoyan nedir? hayat çekilmez bir duruma geldiyse neden yaşamak zorunda kalasın ki? umudu olmayan bir insan neden hala yaşamaya devam etmeyi seçer? bizi bu hayatta tutan şey nedir?

uzunca bir süre bu ve buna benzer soruları çok düşündüm. cevaplamak için değil sadece anlamak için düşündüm. aslında basitçe, sadece kendi ellerinde olan hayatına son verme imkanını niye tercih etmeyesin ki? her kararı vermeye, her şeyi yapmaya yetkin olan özgür iraden neden buna karşı koyar?

sadece günah olarak düşünüldüğü için mi? geride bıraktığın sevdiklerini üzmeme endişesi mi?

kendi yaşamına son vererek kimi cezalandırabilirsin? kendini mi, seni üzenleri mi, geride bıraktığın sevdiklerini mi?

belki de bu ihtimal, hiç başlamayacak olan yeni bir başlangıçtır?
devamını gör...

hayatı ve kendisini seven insandır.
devamını gör...

adminin de çok derdindeydi dedirten başlık.

geçen gece site çökmüş, kimse ne yapacağını bilmiyor, millet feryat figan, çocuklar ağlıyor, ortalıkta bir kasvet havası, admin "olmazsa okey oynarız hocut ekikikii" diye tanım giriyor.

gamsız adam, gamsız.
eşek yükü ile para versen kılını kıpırdatmaz.
devamını gör...

profil sayfamın bandista ile doldurmaya çalıştığım sağ tarafına kızıl yıldız gibi doğmuş ve beni tam etmiş rozettir.

önce radyo, sonra bu??
maaşallah 1 mayıs'a!


(bkz: değiştirmem artık rozetimi)
devamını gör...

korku arttıkça, korkulan şeyin başa gelmeye başlamasıdır.
devamını gör...

sevgilinizin yanında neden bu kadar kasıyorsunuz hiç anlamıyorum.
devamını gör...

insanlar ve sert albümünü bir dönem deli gibi dinlerdim. çok saygı duyuyorum bu adamlara..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim