çokomelli, bizim dolarla işimiz yok istersek düşürürüz ve ben kurlarla ilgilenmiyorumu akla getiren konudur.
devamını gör...

ahmet telli'nin bireysel ve toplumsal katmanların iç içe geçtiği, çocuksun sen 1 ve çocuksun sen 2 isimli iki bölümden oluşan şiiri ve aynı ismi taşıyan kitabı.

duru sözcükler ve ahenkle beraber şiirin iki bölümü birbirinin tamamlayıcısı adeta, devamı değil. yapboz parçaları gibi bir dizeden tutup diğeriyle eşleştirmenin ortaya çıkardığı sonuç, ahmet telli şiirinin ne denli özenle örüldüğünün bir kanıtı olmaya tek başına dahi yeter gibi görünüyor.


bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
ölümlülerin işi bir de mutlu olanların

çocuksun sen/ı'den

zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya

çocuksun sen/ıı 'den

devamını gör...

1972 yılında çevrilmiş süreyya duru'nun yönettiği erdoğan tünaş'ın senaryosunu yazdığı başrollerde cüneyt arkın, müşerref tezcan, bora ayanoğlu, süleyman turan ,bilal inci ve kayhan yıldızoğlu oynamaktadır. filmin konusuna gelince :
murat(cüneyt arkın), lale(müşerref tezcan), kemal(bora ayanoğlu) ve necdet(süleyman turan) çocukluk arkadaşıdırlar. yıllara boyunca birbirilerinden hiç kopmazlar. murat’ın babası yoksul ve alkolik bir balıkçıdır(bilal inci). lale ise zengin bir ailenin tek evladıdır. ikili evlenmek istediklerini ailelerine söyler. ancak lale’nin babası (kayhan yıldızoğlu) bu evliliğe karşı çıkar. bunun üzerine murat, necdetin çalıştığı bir sirkte ayı gibi bir adamla kavga ederek ünlü bir boks menajerinin dikkatini çekerek ünlü bir boksör olur. lale'nin babasının öldrülmesi suçu üzerine kalınca almanya'ya kaçarak bir fabrikaya işçi olarak girer. ama orada da belalar başını bırakmayacaktır italyanlar ile türklerin arasında olan çekişme bir boks maçına uzayacaktır fakat sonunda esas katil bulununca herşey mutlu sonla bitecektir. filmde bilal inci'nin oyunculuğuna ayrı bir parantez açmak gerekir iyi rolde görmek şaşırtsa da mükemmel oynamıştır. filmin komedi yükünü mimikleri ile süleyman turan sırtlamıştır.
devamını gör...

süleyman soylu. bu aralar en ünlü kel o. kel demek suç olmaya başladı ama olsun canım anasına sövmedik ya kel dedik.
devamını gör...

değersizlik hissi, onu yaşayan için de üzerine konuşmak için ele alan kişi için de can sıkıcıdır. empati yapılması zordur, yaşadığı şey değersizlik olmayıp da "değersiz hissediyorum" diyenlere karşı hissettiğimiz acımayı bir yana bırakırsak, sevdiklerini anlamak adına, gerçekten empati kurmak isteyenler için kara delik gibi; hissetmeye çalışırsanız boşluğa düşeceğiniz bir histir, bu yüzden ancak yaşayanlar bilir.

bir insan değersiz hissediyorsa, ya gerçekten değersizdir ki bu işin en acı kısmıdır; ya da değer görmek istediği kişi/kişiler onu önemsemiyordur. insan öyle bir canlı ki tüm arzusunu bir yere odaklayabilir, tek bir kumara tüm maddi manevi sermayesini yatırabilir. kaybettiğinde de tüm şiirini tüketmiş hisseder, genellikle değersizlik hissi de bundan kaynaklıdır. çünkü gerçekten değersiz bir insan, öyle ya da böyle bunun farkına varacak ve kendisinin işe yaramaz bir insan olduğunu kabullenecektir. dolayısıyla bundan sitem eden insanlar, değer görecek biri olduğuna inanan insanlardır.

bir insan tüm sevgisini, umutlarını ve hayallerini bir insan üzerine kanalize ettiği zaman, bu duyguyu yaşaması çok yüksek ihtimaldir. zira herkesin hayatında ona değer veren, onu merak eden en kötü bir tane insan vardır. işte bu insana veya insanlara yüklediğimiz anlam azalmışsa, eğer onların paylarını da bir başka insana aktarmışsak; ki genellikle sağlam bir aşık bunu yapar, o halde değerli hissetmemiz tek bir insanın elindedir. bununla alakalı dostoyevski babamızın, yeraltından notlar kitabında harika bir sözü vardır: "aşık olmak, aşık olduğumuz insana üzerimizde her türlü kötülüğü yapma yetkisi vermektir"

o halde, kendi başına değersiz bir budaladan başka bir şey olmadığını düşünen insan dışında, değer görmeyi belirli bir insanın ya da insanların ellerine bırakanlar bundan dolayı sitem edemezler. kendi kazdıkları kuyuyu öncelikle kendileri doldurmaları gerekir. bunun bir türlü farkına varamayan bu dostlarımız, esasında hiçbir şekilde sevgilerini istemedikleri ama bir şekilde içlerini dökecek samimiyeti buldukları insanlara dert yanarlar: "değersiz hissediyorum, kimse beni sevmiyor, içim içimi kemiriyor" hatta ve hatta "yaşamanın pek anlamı yok"

hepimiz zaman zaman kendimizi değersiz hissederiz. bu his genellikle yanıltıcıdır, sana bakış açını değiştirmen gerektiğini söyleyen bir uyarıdır. değersiz hissettiğimiz vakitlerde mutlaka çayımızı içerken üç dört metre uzağımızda annemiz ya da babamız bizi sevgiyle süzmektedir, bunaldığımızı hissettiği için güzel bir kabak tatlısı yapmanın planlarını yapmaktadır. biz bunu ısrlarla görmezden geliriz ya da görmek istemeyiz; çünkü ya bir kalbe sığıntı olmak için yanıp tutuşuyoruzdur ya da ait olmadığımız bir zümreye yaranmanın planlarını yapıyoruzdur.

değersiz hissediyorum diyene, bunu ima edene iyi bir kalple yaklaşan insanların bilmeleri gereken önemli konulardan biriyle ilgili birkaç kelam edip konuyu kapatacağım. bu, insanın içinde olan, konu başlıklarından bağımsız her daim görebileceğiniz, potansiyel nankörlüğüdür. ben bir konuyla alakalı "hep verdim hep verdim, sonra yüzüme sıçtılar, yazıklar olsun" diyen insanları hiç sevmem. dolayısıyla buradan bir drama çıkarmayalım. mesele, iyi bir yaklaşımın, her değer görmüyorum diyene yöneltilmemesi gerektiği, insanın aldatılmış hissine kapılabileceğini bilmektir. değersizlik hissi, empatisi zor, dolayısıyla belirlemesi de zordur ve bunu bir ego tatmini için potansiyel nankör mü kullanıyor yoksa gerçekten değersiz hisseden bir gariban mı iyi anlamak gerekir.

son paragrafı yazmamın sebebi de insanları önemsemenin; yirmi birinci yüzyıldaki en önemli ve değerli edimlerden biri olmasıdır. kısıtlı bir kaynaktır ve güvensizliğin bu denli yaygın olduğu bir dönemde, bunu harcamakta dikkatli olmak gerekir. sonra buz gibi, duygusuz, kayıtsız bir insan olup çıkarsınız ya da bununla itham edilirsiniz.
devamını gör...

gözyaşlarını diğer insanlarda biriktirip onda patlama derecesine getirir.
devamını gör...

mal turnusolü başlık.

rica ederim felsefe, edebiyat ya da psikoloji gibi düşünme ve düşünmenin tarihiyle ilgilenen alanlar hakkında doğru düzgün birikiminiz, akademik arkaplanınız yoksa yazmayın böyle başlıklara ya.

(bkz: simone de beauvoir)
(bkz: julia kristeva)
(bkz: anna freud)
(bkz: melanie klein)
(bkz: diotima)*
(bkz: hannah arendt)
(bkz: anne conway)
(bkz: helena blavatsky)
(bkz: dion fortune)
(bkz: lou andreas-salomé)
(bkz: simone weil)
(bkz: hélène cixous)

örnekler çoğaltılabilir.

bunlar ilk aklıma gelenler.
devamını gör...

amerikalı mühendis edward a. murphy, jr. tarafından, başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişlerdir.

"çözülen her problem yeni problemler yaratır."
*negatif bakış açısının temelidir.
devamını gör...

stefan zwige'ın kitabı olan yakıcı sır bize olan biteni küçük bir erkek çocuğunun gözünden olan biteni anlatıyor. annesi ile birlikte tatile giden edgar kaldıkları otele o da yanı şeklide o otelde kalan baronla tanışır. baron çapkın bir adamdır, edgar'ın annesini gözüne kestirmiştir yakın kurmayı planlayan baron, edgar'ı kullanarak annesine yaklaşmak aklına gelir. edgar baronun onunla muhatap olması onunla konuşması edgar'ın ruhunu okşamış kendini değerli hissetmesine neden oluyor. ama baron amacına ulaşır anne ile yakınlık kurar akşam yemeklerinde edgar'ı uzaklaştırmak isteseler yada bir yere gitmek isteseler edgar peşlerine takılır ve baronla da eski iletişimleri yoktur bu duruma canı sıkılan edgar annesinin baronu çaldığını düşünür. edgar'ı yanlarından ne kadar çok postalamak istelerse edgar bir o kadar da yapışır bu duruma çok siniri bozulan edgar ciddiye alınmadığını düşünür ve kinlenir, intikam duygusu pekişen edgar artık yanlarından bir saniye bile ayrılmıyor adeta sinir etmek için gözlerinin içine bakıyor en son babasından bahsedince annesinin nasıl korktuğunu görünce bunun üstüne gitmeye başlar bu durum ilerler ilerler.. en sonunda baronun küçük edgar'ı dövmesi ile son bulur bu durumdan sonra edgar ananesine kaçar.

benim yorumum ise kitap küçük bir çocuğunun gözünden yazılması kitabı okurken farklı bir bakış açısı kazandırdı. çocuğun ihtiyaçları düşündükleri tavırları çok etkiledi bazı yerlerde tuhaf hissettirse de iyi ki okumuşum dedim.

10/7
devamını gör...

ben de baba oldum.
bana nasıl bir baba olmamam gerektiğini gösterdiğin için sağol, asla senin gibi bir baba olmayacağım. bunu yüzüne söylemek isterdim eğer ölmeseydin.
devamını gör...

bilimsel olarak çok mantıklı bir nedeni var; gündüz sıcaklıktan dolayı gevşeyen bu parke, televizyon ünitesi, buzdolabı vs. şeyler, gece olunca soğukta tekrar geriliyor. haliyle takır tukur ses geliyor.

korkmamızı gerektiren bir durum yok yani.
devamını gör...

özür dilemekten korkan, özür dileyince bir taraflarının eksileceğini sanan insanlardan evladır.
devamını gör...

üstad değil üstat.
kadir mısırlıoğlu değil fesli kadir.
tarihçi değil vatan haini.
ee tartışılacak başlık kalmadı yani.
devamını gör...

(bkz: tutunamayanlar)
(bkz: masumiyet müzesi)
(bkz: ilyada)
(bkz: ulysses)
devamını gör...

bir tencere eriği yıkayıp ne kadar ekşi olursa olsun yine de tuza banarak yedikten sonra kimin dişleri o eriklerin suyundan kamaşmaz ki?
devamını gör...

beşiktaşım,sen bana babamdan kalan miras değil, çocuğuma olan borcumsun.
devamını gör...

"satılık: bebek ayakkabısı, daha önce giyilmedi".
devamını gör...

izlanda'da bulunan bu buzulun ismine ilk baktığınızda sanki random isim verilmiş gibi görünüyor. sonra zamanla alışıyorsunuz. artık yazmak için kopyala yapıştır ihtiyaç duymuyorsunuz nietzsche yazar gibi yazıyorsunuz.
devamını gör...

9 dil bilmesine rağmen türkçeyi çok sevdiğini söyleyen ermeni asıllı bir şarkıcı. türkçesi çok hoş.
devamını gör...

bu başlıkla farkettigim durum . neredeyse annem babam yaşında sayılırlar ama kafa yapılarımız aynı. onların ruhumu genç ben mi yaşlıyım bilemiyorum .ama burda sırıtmıyorlar kesinlikle .
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim