ahmet ümit de olmasa ülkede cinayet işleyecek kimse yok!
devamını gör...

devlet bahçeli'ye göre kaç sene içinde mhp iktidar şimdi bu hesaba göre onu söyleyin siz..
devamını gör...

yapılır ama, muhatap olduğunuz kişiye, gruba veya topluma bağlıdır. eğer şakanızdan karşıda ki kişi de hoşlanıyor ise sıkıntı yoktur ama karşınızda ki kişinin kültürüyle veya hassas olduğu bir konuya değinirseniz ya da tabir-i caizse, geniş mezhebli biri değil ise sonuçları kötü olacaktır. kısaca, tamamıyla karşınızda bulunan kişinin durumuna göre değişir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mutluluğa alarjim var.*
devamını gör...

uzun zamandır okuduğum, vakit darlığından dolayı bir türlü bitiremediğim, uzun bir süre elimde sürünen kitap. gene de bana çok fazla şey öğreten ve öğrettiği şeyler sayesinde bir noktada hayata olan bakış açımı değiştiren bir kitap olduğu için bu kitabı okumak oldukça keyifli bir deneyimdi benim için.

peki bir insan bu kitabı okurken neleri öğrenebilir ki?

şöyle söyleyeyim, cumburiyetin ilk kuruluş yıllarından 90'lı yıllara kadar geçen süre içinde gerçekleşen toplumsal değişimleri, tarihi olayları, ünlü edebiyatçılara, felsefecilere, politikacılara dair tarih kitaplarında bulamayacağınız gerçekleri mina urgan'ın dilinden okuma şansınız var bu kitapta.

oldukça enteresan bir insan aslında mina urgan. kendisi aslında bir çevirmen, bir dinozorun anıları ve bir dinozorun gezileri hariç edebi bir eseri bile yok kendisinin. (çeşitli yazarlara dair yazdığı incelemeler veya ingiliz edebiyatına dair çıkardığı kitapları saymıyorum elbette.) çıkardığı az sayıdaki edebi eserini de herhangi bir edebi üslup gözetmeden içinden geldiği gibi yazmış belli ki. roman değil de edebi eser ifadesini kullanmamın sebebi de bu çıkardığı kitapların aslında daha çok anı - biyografi türünde olması, kendi hayatını anlatıyor yani. kendi hayatıyla beraber etrafındaki insanları da anlatıyor tabi, etrafındaki insanlar derken de aziz nesin, yahya kemal beyatlı, ahmet haşim, halide edip adıvar, falih rıfkı atay, abidin dino, necip fazıl kısakürek, mehmet ali aybar, behice boran gibi türk siyaset, sanat ve edebiyat dünyasının ünlü isimlerinden söz ediyoruz tabii. kendisi de bir akademisyen ve çevirmen olan mina urgan döneminin aydınlarıyla da bir arada bulunma şansını yakalamış böylece. kendisi atatürk ile dans etmiş, halide edip adıvar'ın asistanlığını yapmış, faruk nafiz çamlıbel tarafından edebiyat dersleri almış, mehmet ali aybar ve behice boran gibi isimlerle aynı siyasi partide rol almış, aziz nesin ile açlık grevlerine katılmış, abidin dino ile tatillere gitmiş, bunların haricinde yahya kemal, sait faik, neyzen tevfik, oktay rıfat, orhan veli, sabahattin eyüboğlu gibi isimlerle tanışmış ve bazılarıyla arkadaşlık kurmuş birisi. devrimci bir kişiliği olduğunu ve sol görüşte yer aldığını bu isimlerden de anlamışsınız diye düşünüyorum. evet 'devrimci' diye tanımlıyorum kendisini çünkü gerek siyasi gerek toplumsal fikirleri yaşadığı zamanın normlarına, hatta bazıları günümüz normlarına bile ters, hatta bu fikirleri uğruna hapse girmeyi bile göze almış bir kişilik. tam bir feminist aynı zamanda. tabi bu noktada doğduğu çevrenin kişiliği üzerindeki etkilerini yadsımamak olmaz. kendisinin de ifade ettiği gibi, hayata 'altın kaşıkla' doğmuş, babası şair annesi ise gidip ismet inönüye hesap sorabilecek kadar gözü kara ve zengin bir kadınmış. babası vefat ettikten sonra türk edebiyatının önemli yazarlarından falih rıfkı atay ile evlenen annesi para harcamak konusunda oldukça savurgan bir insan olduğu için bu zenginlikleri uzun sürmemiş tabi fakat robert kolejinde eğitim almasını, hem ingilizce hem fransızcasını da geliştirmesini sağlamış en azından. yani anlayacağınız hayatının en başından beri aydın bir çevrenin içinde doğmuş ve seçtiği meslek nedeniyle de bu çevrenin içinde sürdürmüş yaşamını. kendisi her ne kadar paradan nefret ettiğini iddia etse de parası olmayan bir ailenin içinde doğsa mina urgan, mina urgan olmazdı muhtemelen. gene de hakkını yememek lazım, düşüncelerini açıkça söyleyen, inandığı fikirler uğruna elini taşın altına koymaktan çekinmeyen birisi aslında. siyasi görüşlerini söylemekten çekinmiş ve metaforlarla fikirlerini aktarmaya çalışan yazarların yanında oldukça dik bir duruşu var. bu dik duruş kendine duyduğu güvenden ve kendisiyle barışık olmasından ileri geliyor bana göre. aşırı tatlı bir kadın aynı zamanda, okurken ben çok keyif aldım şahsen.

tabi sadece siyasi fikirlerini değil hayata ve topluma dair fikirlerini de açık açık söylemekten çekinmiyor. hayata ve dünyaya dair farklı bir bakış açısı olduğu için bu fikirleri sayesinde hayata dair farklı bir bakış açısı da kazanmış oldum onu okuduğumda.

velhasıl hayatın acımasız gerçeklerine karşı romantik tekmeler atmayı tercih eden bu kadının okunması gerektiği kanaatindeyim. kendisiyle aynı görüşü paylaşmasanız bile (ki ben bir yazarı okumak için illa onunla aynı bakış açısına sahip olmamız gerektiğini düşünmüyorum ama.) cumhuriyetin ilk yıllarından 90'lara kadar olan zaman dilimini bir de onun bakış açısından okumanın iyi olabileceğine inanıyorum.
devamını gör...

müdahale etse ya ölecek ya da katil olacak insanlar. (bkz: kadir şeker)

kadına şiddete doğru dürüst ceza gelmedikçe, ortalıkta dolaşan "güvenlik" kuvvetleri olaya zamanında müdahale etmedikçe, diyanet, dayak yiyen kadına sabırlı olun, erkeğe merhamet edin diye psikolojik destek verdikçe biz daha çok pes deriz.
devamını gör...

neyse ki artık erişilir halde, buradayız.

ne oldu diye merak ettiren durum, bir an korkuttu sözlüğe erişemeyince bir şey oldu diye. neyse ki olmamış. buna sevindim. *, bizleri korkutmayın, böyle lütfen. *
devamını gör...

bilgisayar bilgisi ve bilgisayarı olmayan için zor bir durum.
devamını gör...

(bkz: istanbul trafiği)
(bkz: kırmızı oda)
(bkz: masumlar apartmanı)
(bkz: instagram)
(bkz: facebook)
cahillerle sohbet etme, kibirlilerle hemhal olma, yobazlarla din muhabbeti, partizanlarla siyaset, eş ile inatlaşma. bunlar insanın ömrünü yer yiyip bitirir.
devamını gör...

küveti süt ile doldurup, buzlu badem ile farklı şekillere giren ekip sanırım sonunda kameralara yakalanmış..

o değil kardeşim 30 kişi ne allahsız herifler? ne yapıcaktınız kardeşim o kadar adam? anonim şirket kuracaktınız da önce bi bireysel ve grupsal performanslara mı bakalım dediniz? çıkın açıklayın, söz kınamayacağız.
devamını gör...

bugün balkona çıktığımda* hissettiğim o sıcak hava, kuş cıvıltıları, parıldayan güneş yazın geldiğinin habercisidir.. bayılıyorum bu havaya.
devamını gör...

okuduğum, deist arkadaşımızın serzenişlerini haklı bulduğum dua. paylaşmak istedim.

bir deist'in kandil duası
sayın allah'ım, af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur.

ciddiyim...

zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden.

onları affet sayın allah'ım.

onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla.

sayın allah'ım;
şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki?

mesela;
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. valla...

soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler...

ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler.

sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler.

"insanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil sayın allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler.

sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler.

her cuma twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.

can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler.

kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler.

milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler.

kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.

seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.

her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.

insanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.

evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular sayın allah'ım.

ihbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...

lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur...

ıslah et ki bir daha yapmasınlar. lütfen sayın allah'ım...

bana gelince...
benimkiler ekseri şahsi meseleler sayın allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...

affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah...

kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. sözlerime burada son verirken berat gecenizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum sayın allah'ım...

-gariban kulun osman-
devamını gör...

aslında bir türlü gözlenemediği için "tanrının cezası parçacık" olarak adlandırılan ama zamanla tanrı parçacığına dönüşmüş olan terim.

bilgi için (bkz: higgs bozonu)
devamını gör...

şu başlığı açan kim bilmiyorum ama kesinlikle nezaketten falan nasibini almamış biridir. birinin gününü güzelleştirmek yerine ortamdaki negatif enerji yayan insandır
devamını gör...

biraz önce televizyonda rastladığım manşetlerden biridir.

dünyada pandemi hala devam ederken insanlar sanki dünya üzerinde yeterince ayrım yokmuş gibi aşı taraftarları ve aşı karşıtları olarak da ikiye ayrılmış durumda.

ben iki tarafa da hak veriyorum. iki taraf da kendince mantıklı önermeler sunuyorlar. aşılılar sürmekte olan salgının aşısızların salgını olduğunu iddia ederken, aşısızlar da aşının uzun vadede nasıl etkileri olduğunu bilmedikleri için aşı olmak istemediklerini söylüyor. ki buraya kadar benim için her şey normal.

ancak bazı aşı karşıtlarının i am legend filminden sahneler alarak aşının insanları zombiye çevireceğini söylemeleri gerçekten aklın sınırlarını zorluyor. robert neville’in muhteşem romanını filme uyarlanması için senaryolaştıran akiva goldsman da bu duruma başlıktaki cümleyi kurarak tepki göstermiş. filmde aşı olduktan sonra zombilere dönüşen insanlar anlatılmakta.

aşı olmayacağını söyleyenleri anlayabilirim ama kimse aşı olmasın diye uğraşanlara anlam veremiyorum. iki aşısını da olmuş biri olarak eğer zombi olacaksam da bu benim sorunum değil. mis gibi zombi olurum, öldürseler umrumda olmaz. ama yakalarsam da dalak böbrek patlatırım.
devamını gör...

ayrıca devamı olan (bkz: ekmeğimi kazanırken)ve (bkz: benim üniversitelerim)kitapları da okumak gerekir. ben okudum bu üçlemeyi. tavsiye ederim. hayata bakış açınızı değiştirebilecek derecede önemli kitaplardır.
devamını gör...

iyi insan olmanın da, hoşgörünün de, sevmenin de sermayesi bedava. sevin lan birbirinizi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

......
anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan biri olmak istemiyorsan, 'nasıl olsa paspasın altındadır' rahatlığını vermeyeceksin kimseye.
......
devamını gör...

bana horoz saldırdı. başımı kekti. evet, kekmek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim