acele işe şeytan karışmaz

acele iş şeytandandır.
devamını gör...

beyincik bölgesini uyarır.
abartılmadığı takdirde güzeldir kullanmak.
şimdi şaraba kim hayır diyebilir ki?
devamını gör...

#1168537
aynı şehirde olsak annelerinin anlattığı kadarıyla hayranı*olduğum çocuklarına bakardım diyebileceğim kadar saygı duyduğum ve daha çok yazsın diye beklediğim yazardır.

bazen herhangi kitap okuyamadan geçebiliyor günüm. o zamanlarda da işte, güneş(ne güzel isim, ne güzel. sıcacık!)'in yazdıkları sanki bir hikaye, roman veya psikoloji dergisinden birkaç sayfa okumuşum gibi tatmin ediyor beni.

ara ara uğrarım bu nickin altına. hak edilmiş övgüyü sahibine vermek çok güzel bir şey çünkü.

düzenleme: demek aynı anda hem de aynı şeyleri yazmışız birbirimizin nickaltına. bugünü güzel gün ilan ediyorum!
devamını gör...

bir insan.

ne yapalım, asalım mı, keselim mi? kalkmış işte adam ne güzel.

afiyet olsun. yarasın koçuma!
devamını gör...

(bkz: cem karaca)
ölmeden önce döneklikle suçluyorlardı, şimdi kimsenin ağzını bıçak açmıyor.
devamını gör...

aşk nefrete ne yakınsın? ve uzak düşmüşüm kendimden, aklım fikrimden kısımlarını pek sevdiğim; athena grubunun bir şarkısı.
devamını gör...

tıp fakültesinin henüz 2. senesindeydim. yaptığım bir çalışma nedeniyle üniversite hastanesinin yoğun bakım bölüm sorumlusu hoca ile röportaj yapmak durumundaydım. kendisi çift anadal uzmanı, amerika'da john hopkins'te de bulunmuş bir profesördü. dolayısıyla ondan alacağım her şey benim için iki kat değerli idi.

gecenin ilerleyen saatlerine doğru röportajı bitirmiş sohbete dalmıştık. bütün hastane sessizliğe mahkumken, bulunduğumuz odada rüzgarın camlardaki uğultusu yırtıyordu bu sessizliği. artık hafiften toparlanmaya hazırlanıyordum, hoca söze girdi birden:

bu sesi hatırlıyorum. henüz yeni mezun olmuştum fakülteden, 20'lerinde gencecik bir doktordum bitlis adilcevaz'a bağlı bir kasabaya atandığımda. üstelik tek başımaydım, 20'lerinde gencecik bir kız çocuğu.. mesleğimin henüz 3 ya da 4. ayındaydım. aynı böyle bir gündü, soğuk ve rüzgarlı. sağlık evinin de penceleri ahşap eski pencerelerdi, rüzgar çıkmayagörsün hemen bir uğultu türküsü patlatıverirdi (aynen böyle söylemişti).
öğleden önce bir vakitti bir hastam geldi, tahmini 40'lı yaşlarında bir kadın. ürkek, girdi odama, buyurun dedim, girin. şikayetini sordum, anlattı, sonra 'çıkarın üstünüzü, şöyle geçin, muayene edeyim' dedim. şöyle şüpheyle bir süzdü etrafı, neden sonra çıkarmaya başladı üstünü. hani belki bilirsin, köylerde kat kat giyerler kıyafetleri, kadın bir çıkarmaya başladı aman allah çıkar çıkar bitmiyo üstü (gülüşmeler). jinekolojik muayene yapacaktım, o yüzden çamaşırını da birazcık sıyırmasını istedim. kadın döndü bana sert sert baktı, hemen durumu anlatmaya çalıştım, zar zor ikna ettim kadını ve muayeneye geçtim.

(vajinal tuşe diye bir şey vardır muayenede, kabaca iki parmağınız ile vajinanın içerisini muayene edersiniz)

vajinal tuşe yapmak için hazırlandım, kadın kilolu olduğu için göremiyordu muayeneyi, nitekim hastalar görmek de istemiyordu zaten. muayenede olağandışı bir şeyler vardı, vajen içerisinde bir şey hissediyordum. özellikle çok doğum yapan kadınlarda rahimde sarkma görülebiliyor, başta öyle bir şey zannetmiştim, fakat bu daha farklıydı. parmağımın ucu ile tuttum birazcık çekiştirdim, çekiştirdikçe oynuyor, geliyordu parmağımla birlikte. içimi bir korku kaplamıştı, ne olduğunu asla anlayamıyordum bu şeyin, çekmeye de korkuyordum. kafamı kaldırdım kadına baktım, tepki vermiyordu, sonra endişemi saklamak için bir daha da bakmadım zaten. tekrar o şeyi asılmaya başladım, ben çektikçe geliyordu, sonunda ucunu birazcık dışarı çıkarabildim. yer yer siyah, yeşil, sarı, asla anlayamadığım bir şeydi bu, korkum katlanıyordu. iyice çektim, çektim, çektim.. nihayetinde tamamen çıkardım o şeyi (derin bir nefes aldı).

peki neymiş hocam?

tek elimle tuttuğum o şeyi kaldırdım kadının da görebileceği şekilde. bu bu bu bu ne? sormuştum sormasına da ne olduğunu da anlamıştım: bu bir kazak eskisiydi!
(şaşkınlıktan bir karış açıktı ağzım, hoca da bir süre sessiz kaldı)
kadın baktı ve: benim 12 tane çocuğum var, adama diyorum, daha çocuk doğurmayayım diye ama dinlemiyor, ben de böyle çaput tıkıyorum artık..
(odada buz gibi bir rüzgar esmişti)

peki hocam ne yaptınız sonra?

ne yapacağım, attım çöpe yarısı küflenmiş kazak parçasını. sonra kadını aldım karşıma anlattım işte, enfeksiyon riski şu bu diye, sonra da gitti, bir daha da gelmedi. ne yapacağımı asla bilemedim, kocasını arasam bulsam konuşsam ne fayda? başka bir şey yapsam ne fayda?
o gün bu gündür ne vakit bir rüzgar uğultusu duysam aklıma o gelir, ne yapabilirdim diye düşünürüm, bunca yıl düşündüm halâ hiçbir sonuca varamadım.
sonra tabi zaman geçti, geçen zaman içinde birkaç tane daha hastam oldu bu şekilde, onların bundan farkı ise vajenlerinde kazak eskisi değil elma olmasıydı, evet evet baya elma. sonradan tecrübe ettikçe öğrendim, elma yaygın bir doğum kontrol yöntemiymiş... ileride rastlarsan ne yapacağını şimdiden düşün (hafifçe gülümsedi).

o günün sonunda yatağıma sorularla dönmüştüm:
o hasta da kadındı, doktor da kadın. doktor olan kadın zaman içinde bir şekilde okumuş, yetişmiş ve belli bir konuma gelmişti. hasta olan kadın ise şu an kim bilir nerede ve ne haldeydi.
yıllarca kadınlar tarafından dile getirildi ataerkil düzen, kadın hakları, feminizm vs. peki o köylü kadının bunlardan haberi var mıydı dersiniz?
devamını gör...

ikisinden de anlayan ben deyip tartışmayı sonlandırıyorum.. ikisinde de iyi olduğumu düşünüyorum çünkü..
devamını gör...

çoğunlukla peynirci ya da şarküterilerde bulunan tuzsuz haliyle anne işi lor kurabiyesi, ayvalık usulü lor tatlısı* ve/veya cheesecake yapılan peynir türü. ben o kadar uğraşamam derseniz de cânım karadut reçeliyle harika kahvaltılık olur bundan. *
devamını gör...

türkiye'de ucuz olan tek şey insan hayatı. geriye kalan herşey gereksiz pahalı zaten.
devamını gör...

"ne alakası var be!"
tartışıyorum çok ciddi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dördünü bakarken yakalayamadım.
tam olarak neye bakıyorlar anlamadım.
zaten biranda dağıldılar.

neyse biz yatıyoruz.
herkeslere iyi geceler...
devamını gör...

fransızca kökenli bozulma anlamında eş anlamlısı yozlaşma olan kelimedir.
devamını gör...

ben her yazarı seviyorum. hepsi de emek veriyor sonuçta. bazıları biraz daha dikkat ederse de çiçek gibi olur.
devamını gör...

'o hişt sesi gelmedi mi fena" diyerek bilmem kaç insanın tüm ömürleri boyunca kurduğu / kurabileceği duygu dolu cümlelerden milyar kat fazlasını tek bir cümleyle anlatmıştır.
devamını gör...

çok eğlenceli bir aktivitedir. sırf bunu için alışveriş yapılr.
devamını gör...

başıma bir iş gelmeyecekse istismar edileceğini düşündüğüm kategori.
zaten halihazırda copy paste tayfa varken bunu yapmak, üstüne de karma kapitülasyonu vermek biraz ürkünç.
umarım yazarlarımız copy paste yapmak yerine kendi fikirlerini de ifade ederler, bir çiçek hakkında da olsa.

ama her şeye rağmen bunun çok tatlı bi hareket olduğunu da kabullenmek gerek.
şikayetlere cevabını ıslahat yaparak verdi benjamin yoldaş, sağolsun.

devamı da gelmeli, cinsiyetçi başlık spamlayanların, solcu sağcı kavgası yapmaya çalışanların, birbirini ifşalayanların da kulaklarının çekilmesi gerekiyor.
o da olur heralde zamanla, umuyoruz.
tekrar teşekkürler yönetim, her ne kadar sizle bozuşsam, yolunuza mayın döşesem de sempatim hep sizinle.
devamını gör...

bu durum aslında kabileden kabileye biraz farklılık gösteriyor. gerek takılan tüyler anlamında gerekse sembolize ettiği değer anlamında mevzu biraz karışık.* misal lakotalar'da ilk tanımda belirtildiği üzere savaşçı tüyü kazanılması gereken bir ongundur. tıpkı isim hakkı gibi ilk tüyün takılması da çok önemlidir ve merasimlerle kutlanır. amma velakin tüm kabile erkekleri savaşçıların taktıkları tüylerden takmaz. misal bazı yaşlı şamanlar baykuş tüyü takarlar ki, bu onların bilgeliğini sembolize eder. ancak onlarda ritüellerinde muhakkak kartal tüyü kullanırlar. bu tüylerin edinilmesinde ise kartal avcıları büyük rol oynar.

şuraya edward curtis'in çektiği bir kartal avcısı fotoğrafını iliştireyim;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ha keza apaçiler'de kartal tüyünü en yoğun takanlar savaşçılar değil şamanlardır. başlıkları kartal tüyünden olduğu gibi aynı zamanda asaları da kartal tüylüdür. çünkü kartal tüyünün hem şifa verdiğine hem de yaratıcı ile iletişim kurma noktasında etki icra ettiğine inanırlar. ayrıca bizim barış çubuğu olarak adlandırdığımız kızılderili pipoları genellikle lakotalar'da kartal tüyü ile süslenir. sebebi de şöyle açıklanmıştır;


kutsal pipo’nun sapının tömbeki basılan kafa
kısmına eklenen yerde 12 tane tüy vardır,
bu tüyle damalı kartalın tüyleridir.
bu tüyler yeryüzünde yaşayan bütün
kanatlı yaratıkları temsil eder.
onlar, sizlerin arasında, sizlerle birlikte yaşar.
her kim bu kutsal pipoyla kutsal ruha haber salarsa
bu alemde canlı yaşayan her ne var ona katılır.
bu kutsal pipoyu yakarışlarınızda kullanırsanız,
siz, bütün canlı varlıklarla her canlıya yakarmış olursunuz.
bu kutsal pipo sizi, bütün akrabalarınıza bağlar.
sizi atalarınızın atasına,
büyük annelerinizin büyük annesine götürür.
kutsal pipodaki kızıl taş, toprak anayı simgeler,
üzerinde yaşamakta olduğun toprak anayı.
kızıl topraklar üzerinde yaşayan
iki ayaklı yaratıklar da kızıldır
wakan tanka, sizin önünüze bir kızıl yol çizmiştir...

ed mcgaa / eagle man/ mother earth spirituality syf 3-5


yine güneş dansı yapan bazı dansçıların da farklı tüyler taktıkları bir vakıa. cheyenne'lerde ise massaum dansı yapan kızılderililerin kimi zaman daha fazla tüye sahip olduklarını görürsünüz. cheyenne başlığında yanlış hatırlamıyorsam biraz değinmiştim o konuya.

hülasa; genel olarak bir mertebe simgesi olsa dahi pek çok kabilede kullanımı farklılık göstermiş. kullanan kişi, nesne ve olaya göre değişiklik arzetmiştir.
devamını gör...

yirmi lira olsa yine iyi, beş lira şu an da.
devamını gör...

kitap var dediler geldik. bayağı hoşuma gitti sonra. şimdi kitap teklif etseler bile bırakmam.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim