para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak
oh olsun diyeceğim başlık.
yahu insanlar ne kadar vicdansız, onursuz, gurursuz. sana bir unvan veriliyor ve bu unvanı kesinlikle hak etmediğin şekilde alıyorsun. diğer yandan kendi hakkıyla bir araştırma süreci, kaynak taramasıdır, toplamasıdır, yazıya geçirilmesidir falan uğraşan kişiler enayi mi be kardeşim.
ortalık sahte profesör, çakma doktorlarla doldu işte. çoğu da beş para etmez.
yahu insanlar ne kadar vicdansız, onursuz, gurursuz. sana bir unvan veriliyor ve bu unvanı kesinlikle hak etmediğin şekilde alıyorsun. diğer yandan kendi hakkıyla bir araştırma süreci, kaynak taramasıdır, toplamasıdır, yazıya geçirilmesidir falan uğraşan kişiler enayi mi be kardeşim.
ortalık sahte profesör, çakma doktorlarla doldu işte. çoğu da beş para etmez.
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
dünyaya getirdiğin çocuk senin malın değildir. tam tersi; ona borçlusun. madem fikrini sormadan onu bu dünyaya getirdin o zaman “tamam ben oldum” diyene kadar onu desteklemeye devam edeceksin...
devamını gör...
amina
yönetmenliğini kıvılcım akay'ın yaptığı 2019 yapımı belgesel film. ayrıca şu an mubi'de gösterimde.
film son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız problemlerden birine temas ediyor. konusu şöyle: 29 yaşındaki senegalli amina, ekonomik sebeplerden dolayı türkiye'ye göç eder. onun için bu göçün en zor kısmı kızını arkasında bırakmasıdır. 7 yıldır görmediği kızının özlemi her geçen gün artar ama zaten tüm bu zorluklara katlanmasının sebebi de yine tam olarak kızıdır. amina'nın en büyük dileği bir gün kızına tekrar kavuşmaktır. bir de şimdilik bir tekstil şirketinde mağaza modeli olarak çalışsa da gerçek bir model olmanın hayalini kurar. her ne kadar bunun için biraz geç olduğunu bilse de.
film, amina'nın hem kadın hem siyahi hem de bir göçmen olarak türkiye'de yaşadığı zorlukları hiçbir şekilde ajite etmeden aktarıyor. hatta, belki olumsuz bir yön olarak yönetmenin bazı gerçekleri yumuşatmış, daha hafif bir dille aktarmış olduğunu bile söyleyebiliriz. aynı zamanda bir göçmenin hayalle gerçek arasında yaşadığı gitgeli, yola çıkarken düşündüğü ile yaşarken karşılaştığı gerçeğin ifadesi bence oldukça güçlü.
bu temada elbette birçok göçmen, mülteci filmi var. ama farklı olarak, bu filmin başarılı olduğu noktalardan biri insan neden göçer, neden göçmen olur sorusuna kısmen cevap veriyor olması. bunu da karakterin öyküsü üzerinden değil; ülkenin tarihi üzerinden objektif bir dille ifade ederek yapması. mesela senegal neden az gelişmiş bir ülkedir? senegalli biri neden ülkesini terk eder ve başka bir ülkenin hayalini kurmak zorunda kalır? bu noktalarda geçmişte yaşanan köleliğe, sömürgeciliğe vurgu yapması bence oldukça iyi.
bence filmde iki önemli cümle var. birincisi işveren tarafından (buna otorite veya güç sahibi de diyebiliriz) göçmene (zayıfa veya güçlü tarafından öteki görülene) söylenen sözler ve tavır. zaten zorunda kalmış, zorunda bırakılmış olana, ondan çok fazla şey isteyip ama hiçbir şey vermeyip "istiyorsan yap, istemiyorsan yapma" özgürlüğü bahşedilmesi oldukça gülünç. ikincisi de yine aynı örnekten göçmenin ağzından çıkan "başka seçeneğimiz yok" cümlesi. aslında günümüzde de iş yapıları içindeki adaletsizlik, ücret dağılımı, çoğunluk ve öteki arasındaki gerginliğin çıkış noktasının da bu olduğunu görebiliriz.
filmdeki bir başka detay ise amina'nın ve belki çoğu göçmen ve mültecinin türkiye'yi aslında bir kurtuluş değil de köprü olarak görüyor olması. bunu aslında gerçekte de görüyoruz, yaşıyoruz. ama avrupa'ya ya da amerika'ya gidemeyen göçmen, mülteci yine türkiye'yi yuva kabul etmek zorunda kalıyor. bu birkaç senedir bana şunu düşündürüyor: ülkedeki belirli sıkıntılardan dolayı birçok insan başka bir ülkeye kaçmanın düşüncesi içinde. geçenlerde arkadaşlarla sohbet ederken 150 bin tl ile dolar almış bir arkadaşım 6 ay boyunca kanada'da kaçak yaşayarak oranın vatandaşı olabilmek üzerine bir olaydan falan bahsetti. belki bir kısmı abartı ve şaka, ama gerçeklik payının da olduğu aşikar. insan neden başka bir ülkede kaçak yaşamanın hayalini kurar diye düşünmeden edemiyorum. insanlara bunları düşündürenler utansın. birkaç sene evvel bu insanlar neden çıkıp çıkıp gelir diye anlam veremeyen ülkenin insanları, şimdi aynı şekilde bir hayat sürdürmenin yolunu arıyor. kimseyi yargılamamalı. sonuçta herkes bir şeylere zorlanıyor, mecbur hissettiriliyor.
günlük canım ülkemin dertlerini anımsadıktan ve 3829 cümle kurduktan sonra, kısaca: harika bir film değil ama güzel film, konu iyi. ve 70 dakikacık.
film son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız problemlerden birine temas ediyor. konusu şöyle: 29 yaşındaki senegalli amina, ekonomik sebeplerden dolayı türkiye'ye göç eder. onun için bu göçün en zor kısmı kızını arkasında bırakmasıdır. 7 yıldır görmediği kızının özlemi her geçen gün artar ama zaten tüm bu zorluklara katlanmasının sebebi de yine tam olarak kızıdır. amina'nın en büyük dileği bir gün kızına tekrar kavuşmaktır. bir de şimdilik bir tekstil şirketinde mağaza modeli olarak çalışsa da gerçek bir model olmanın hayalini kurar. her ne kadar bunun için biraz geç olduğunu bilse de.
film, amina'nın hem kadın hem siyahi hem de bir göçmen olarak türkiye'de yaşadığı zorlukları hiçbir şekilde ajite etmeden aktarıyor. hatta, belki olumsuz bir yön olarak yönetmenin bazı gerçekleri yumuşatmış, daha hafif bir dille aktarmış olduğunu bile söyleyebiliriz. aynı zamanda bir göçmenin hayalle gerçek arasında yaşadığı gitgeli, yola çıkarken düşündüğü ile yaşarken karşılaştığı gerçeğin ifadesi bence oldukça güçlü.
bu temada elbette birçok göçmen, mülteci filmi var. ama farklı olarak, bu filmin başarılı olduğu noktalardan biri insan neden göçer, neden göçmen olur sorusuna kısmen cevap veriyor olması. bunu da karakterin öyküsü üzerinden değil; ülkenin tarihi üzerinden objektif bir dille ifade ederek yapması. mesela senegal neden az gelişmiş bir ülkedir? senegalli biri neden ülkesini terk eder ve başka bir ülkenin hayalini kurmak zorunda kalır? bu noktalarda geçmişte yaşanan köleliğe, sömürgeciliğe vurgu yapması bence oldukça iyi.
bence filmde iki önemli cümle var. birincisi işveren tarafından (buna otorite veya güç sahibi de diyebiliriz) göçmene (zayıfa veya güçlü tarafından öteki görülene) söylenen sözler ve tavır. zaten zorunda kalmış, zorunda bırakılmış olana, ondan çok fazla şey isteyip ama hiçbir şey vermeyip "istiyorsan yap, istemiyorsan yapma" özgürlüğü bahşedilmesi oldukça gülünç. ikincisi de yine aynı örnekten göçmenin ağzından çıkan "başka seçeneğimiz yok" cümlesi. aslında günümüzde de iş yapıları içindeki adaletsizlik, ücret dağılımı, çoğunluk ve öteki arasındaki gerginliğin çıkış noktasının da bu olduğunu görebiliriz.
filmdeki bir başka detay ise amina'nın ve belki çoğu göçmen ve mültecinin türkiye'yi aslında bir kurtuluş değil de köprü olarak görüyor olması. bunu aslında gerçekte de görüyoruz, yaşıyoruz. ama avrupa'ya ya da amerika'ya gidemeyen göçmen, mülteci yine türkiye'yi yuva kabul etmek zorunda kalıyor. bu birkaç senedir bana şunu düşündürüyor: ülkedeki belirli sıkıntılardan dolayı birçok insan başka bir ülkeye kaçmanın düşüncesi içinde. geçenlerde arkadaşlarla sohbet ederken 150 bin tl ile dolar almış bir arkadaşım 6 ay boyunca kanada'da kaçak yaşayarak oranın vatandaşı olabilmek üzerine bir olaydan falan bahsetti. belki bir kısmı abartı ve şaka, ama gerçeklik payının da olduğu aşikar. insan neden başka bir ülkede kaçak yaşamanın hayalini kurar diye düşünmeden edemiyorum. insanlara bunları düşündürenler utansın. birkaç sene evvel bu insanlar neden çıkıp çıkıp gelir diye anlam veremeyen ülkenin insanları, şimdi aynı şekilde bir hayat sürdürmenin yolunu arıyor. kimseyi yargılamamalı. sonuçta herkes bir şeylere zorlanıyor, mecbur hissettiriliyor.
günlük canım ülkemin dertlerini anımsadıktan ve 3829 cümle kurduktan sonra, kısaca: harika bir film değil ama güzel film, konu iyi. ve 70 dakikacık.
devamını gör...
12 nisan tecavüz günü trendini başlatanların bulunması
valla biz de 18 yaşından küçüktük, z kuşağıyız hani o kadar yaşlı da değiliz ama, ne hayvana zarar verdik ne kadına. çocuksa çocuk, geleceğin potansiyel sapığı bunlar. umarım tutuklanıp hapse girerler.
devamını gör...
kama sutra
şöyle koyayım böyle koyayımın anlatıldığı kitaptır
devamını gör...
normal sözlük belgesel veri tabanı
netflix belgesel tavsiyeleri
-social dilemma
-wild wild country
-ıcarus
-cooked
-explained
-cuba and the cameraman
-dirty money
-into the inferno
-ıı. dünya savaşı'nın en önemli olayları
-dünyanın en zorlu hapishaneleri
-dark tourist
-morgan freeman ile inancın hikayesi
-eğlenceli tarih dersleri
-social dilemma
-wild wild country
-ıcarus
-cooked
-explained
-cuba and the cameraman
-dirty money
-into the inferno
-ıı. dünya savaşı'nın en önemli olayları
-dünyanın en zorlu hapishaneleri
-dark tourist
-morgan freeman ile inancın hikayesi
-eğlenceli tarih dersleri
devamını gör...
karikatür
etimolojik kökeni italyanca ''cari-care'' ye dayanmaktadır. . '' saldırı, yüklemek, doldurmak'' tan gelmektedir.
karikatür çok eski zamanlara dayansa da başlangıcı 16. yüzyılda annibale carraci’nin çizimleriyle başladığı kabul edilir,
ilk foto pompei dönemine ait, bir politikacının karikatürüdür. ikinci foto ise annibale carraciye ait bir çizimdir.
''
''
''media.mutualart.com/Images/...''
17 ve 18 yy'da ise özellikle matbaanın icadıyla birlikte geniş kitlelere ulaşabiliyor. 19 yy.'da özellikle fransız ihtilalinin etkisiyle, toplumu yönlendiren, toplumsal sorunları konu eden, düşündüren, iğneleyen bir sanat türüdür.
burada unutulmaması gereken şey; abartı ve gerçeği çarpıtan bir özelliğinin unutulmaması gerektiğidir. bu mizahın yapısıdır.
mizah insanoğlu var olduğu zamandan beri vardır. insan var olduğu süre içerisinde siyasette vardır. bu nedenle; mizahın bir dalı olan karikatürden alınmak; neblem biraz ''şey''dir.
neyse efenim konumuza dönecek olursak; karikatür mizahı çizgi yoluyla ifade eder.
ülkemizde ilk mizah dergisi 1870 yılındaki ''diyojen''dir.bazı imzasız karikatürleri bünyesinde barındırmıştır.
ilk karikatür sanatçısı ise ali fuad'dır.
ali fuad'dan iki karikatür paylaşalım; ''göbek sendeyken kimselere kapıyı açtıramazsın.''
ikinci karikatürde ise bence geleceği görmüş ve insanın tembelliğinin sınırsızlığını vurgulamıştır. bence bir baş yapıttır.
''
''
''
''
o zamanları osmanlı mizahı ''çok iyi'' imiş... öyle ki osmanlı mizahçıları ingiliz punch dergisinden intihal yarışına girmişler.
örnekler;
''
''
''
''
''
''
şu makaleyede bir göz atmanızı tavsiye ederim www.academia.edu/16532596/H...
karikatür çok eski zamanlara dayansa da başlangıcı 16. yüzyılda annibale carraci’nin çizimleriyle başladığı kabul edilir,
ilk foto pompei dönemine ait, bir politikacının karikatürüdür. ikinci foto ise annibale carraciye ait bir çizimdir.
''
''''media.mutualart.com/Images/...''
17 ve 18 yy'da ise özellikle matbaanın icadıyla birlikte geniş kitlelere ulaşabiliyor. 19 yy.'da özellikle fransız ihtilalinin etkisiyle, toplumu yönlendiren, toplumsal sorunları konu eden, düşündüren, iğneleyen bir sanat türüdür.
burada unutulmaması gereken şey; abartı ve gerçeği çarpıtan bir özelliğinin unutulmaması gerektiğidir. bu mizahın yapısıdır.
mizah insanoğlu var olduğu zamandan beri vardır. insan var olduğu süre içerisinde siyasette vardır. bu nedenle; mizahın bir dalı olan karikatürden alınmak; neblem biraz ''şey''dir.
neyse efenim konumuza dönecek olursak; karikatür mizahı çizgi yoluyla ifade eder.
ülkemizde ilk mizah dergisi 1870 yılındaki ''diyojen''dir.bazı imzasız karikatürleri bünyesinde barındırmıştır.
ilk karikatür sanatçısı ise ali fuad'dır.
ali fuad'dan iki karikatür paylaşalım; ''göbek sendeyken kimselere kapıyı açtıramazsın.''
ikinci karikatürde ise bence geleceği görmüş ve insanın tembelliğinin sınırsızlığını vurgulamıştır. bence bir baş yapıttır.
''
''''
''o zamanları osmanlı mizahı ''çok iyi'' imiş... öyle ki osmanlı mizahçıları ingiliz punch dergisinden intihal yarışına girmişler.
örnekler;
''
''
''
şu makaleyede bir göz atmanızı tavsiye ederim www.academia.edu/16532596/H...
devamını gör...
eski sevgiliden akılda kalanlar
kendisinin arı olduğunu,gerekirse çiçek çiçek dolaşabileceğini söylerdi. ben de sonunda gazeteyle onu öldürdüm.
devamını gör...
annelerin garip huyları
yüksek sesle müzik dinlemek.
çocuklar odalarında online ders dinliyor, ben açıyorum yeni bulduğum neşeli bir şarkıyı, hem dinliyor hem de söylüyorum.
kulaklık da sevmiyorum. haliyle çocuklara garip geliyor.
90larda evde iş yaparken, teybe en son çıkan kasedi koyar, sesi sonda açardık, mahallenin tüm gençleri. her pencereden bir şarkı sesi gelirdi. ben o zamanlarda kaldım.
çocuklar odalarında online ders dinliyor, ben açıyorum yeni bulduğum neşeli bir şarkıyı, hem dinliyor hem de söylüyorum.
kulaklık da sevmiyorum. haliyle çocuklara garip geliyor.
90larda evde iş yaparken, teybe en son çıkan kasedi koyar, sesi sonda açardık, mahallenin tüm gençleri. her pencereden bir şarkı sesi gelirdi. ben o zamanlarda kaldım.
devamını gör...
erdoğan istifa
burada bir paradoks ve sarmal var. halk sesini çıkaramaz hale geldikçe, durumu daha da kötüleştirecek hamleler için manevra alanı kazanıyor iktidar. böylece halk daha da sessizleşiyor. tabii bunun bir sınırı var ve bence bir süre önce o sınırı aştık, henüz gerçek hayatta fark edilmedi.
bir yerde patlar. önemli olan o patlamadan ne çıkarabileceğimiz. faşizm de çıkabilir misal.
not: erdoğan istifa, tüm asalaklar mahkemelere.
bir yerde patlar. önemli olan o patlamadan ne çıkarabileceğimiz. faşizm de çıkabilir misal.
not: erdoğan istifa, tüm asalaklar mahkemelere.
devamını gör...
garip fobiler
fıstık ezmesinin damağına yapışması ve boğularak ölme fobisi ( adı çok garipti bunu unuttum )
ördek tarafından izleniyor olduğu fobisi (anatidaefobi )
şişmanlardan korkmak ( obesofobi)
telefonsuz kalmaktan korkmak ( nomofobi )
ter kokusunun başkası tarafından alınması fobisi ( adını unuttum ama japonlarda çok rastlanıyormuş )
aklıma gelenler bunlar .
ördek tarafından izleniyor olduğu fobisi (anatidaefobi )
şişmanlardan korkmak ( obesofobi)
telefonsuz kalmaktan korkmak ( nomofobi )
ter kokusunun başkası tarafından alınması fobisi ( adını unuttum ama japonlarda çok rastlanıyormuş )
aklıma gelenler bunlar .
devamını gör...
asr suresi
﴾1﴿ asra yemin ederim ki
﴾2﴿ insan gerçekten ziyandadır.
﴾3﴿ ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır.
şu cümlelerin ağrılığını, hüznünü insanlar nasıl kavrayamıyor anlamıyorum. imana kavuşmak benim için küfürden sonra nasip oldu. küfr döneminde bile bu tarz surelerde ürperirdim, çünkü doğru olduğunu sanki biliyordum çok derinde.
﴾2﴿ insan gerçekten ziyandadır.
﴾3﴿ ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır.
şu cümlelerin ağrılığını, hüznünü insanlar nasıl kavrayamıyor anlamıyorum. imana kavuşmak benim için küfürden sonra nasip oldu. küfr döneminde bile bu tarz surelerde ürperirdim, çünkü doğru olduğunu sanki biliyordum çok derinde.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
market alışverişini yapan arkadaş ev ekonomisini hiç bilmiyor. resmen, başlık açtığı gibi ne bulursa alıp geliyor.
lütfen bir daha ona yaptırmayın.
lütfen bir daha ona yaptırmayın.
devamını gör...
zümrüdüanka
masallarda kanadinda degerli taşlar ve mucevherler tasidigi anlatilan kustur.
devamını gör...
bir kadının en tehlikeli olduğu an
aldatildigini anladığı an..
devamını gör...
yoldaş ile sahur programı
ramazanın gelmesiyle beraber sözlük radyosunda yapılması gereken programdır.
yoldaş sahuru bekleyen yazarlara bazı değerli hikayeler anlatıp sorulara cevap vermelidir. iko sözlükte müslüman yazarlar için su için hurma yiyin uyarıları yapmalıdır.
yoldaş sahuru bekleyen yazarlara bazı değerli hikayeler anlatıp sorulara cevap vermelidir. iko sözlükte müslüman yazarlar için su için hurma yiyin uyarıları yapmalıdır.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının anlamı
yalan dolanla, oyunla, düzenle, hileyle iş gören kimse. mahlasımı seviyorum.
devamını gör...
yaptığı hiçbir kek kabarmayan yeteneksiz hanım
türkiyede bir akraba evinde kek yaparken başıma geldi. avrupada bir kabartma tozu yeterli iken türkiyede iki kabartma tozu gerekiyormuş. bunu benden sakladılar sırf kabarmasın kek diye. nitekim yeteneksiz de denildi. neyse öğrendim zamanla.
aynı şey tuz içinde geçerli. buradaki ile oradakinin tat farkı var.
aynı şey tuz içinde geçerli. buradaki ile oradakinin tat farkı var.
devamını gör...

