postiş
mısır fravunları'nın aşina olduğumuz çenelerindeki metalik sahte sakal otokratik ve dini statüyü vurgulayan bu simge çağlar öncesi predynastic dönemden beri önemli yer tutuyor. narmer tabletlerinde prens (bkz: rahotep) postişli şekilde işlenmiş. orta dönem hükümdarı ankhef'in de postişi var. önceden beri süregelen firavun ailesi mirası olduğu için bu otokratik modaya çoğu uymuş. aslında bunu anlamamız için antik mısır sosyolojisini iyi bilmek gerekiyor. çok sert bir hiyerarşik ayrım var. saray ile halk kesin ayrılmış durumda.
firavunlar kendilerini tanrı kabul ediyor. fake beard'ın önemli olmasına şaşmamak gerek, mitolojilerinde yer alan osiris aynı şekilde postişli resmedilmiş. çünkü onlara göre kendilerini tanrı gibi sunmanın dışavurumsal yorumu ona benzemekti. osiris'in metalik sakalı var. tutankhamun kendi altın maskesini osiris suretinde yaptırdı. aslında öncesinde firavunlar sakal bırakırdı sonrasında hijyen ve normal halk sefaletinden ayrılmak için kendilerini saray adına deforme etmeyi seçtiler. bu yüzden firavunların çoğu sakalsızdır bunun yerine fakebeard kullanırlar.
bu aynı zamanda kadın firavunların da örneğin (bkz: hatshepsut) postiş kullandığını açıklıyor. büyük hiyerarşik statülerini kendi modalarında kullanmaktan da geri durmadılar. sphinx başından bildiğimiz baş örtüsü(bkz: nemes) takıyorlardı. bazı firavun başlıklarında yılan motifi görürsünüz (bkz: uraeus). bunun anlamı firavun'un her daim düşmanlarına zehirli gücünü gösterebilmesi ayrıca mısır tanrıçası wadjet'in de sembolü.
firavunlar kendilerini tanrı kabul ediyor. fake beard'ın önemli olmasına şaşmamak gerek, mitolojilerinde yer alan osiris aynı şekilde postişli resmedilmiş. çünkü onlara göre kendilerini tanrı gibi sunmanın dışavurumsal yorumu ona benzemekti. osiris'in metalik sakalı var. tutankhamun kendi altın maskesini osiris suretinde yaptırdı. aslında öncesinde firavunlar sakal bırakırdı sonrasında hijyen ve normal halk sefaletinden ayrılmak için kendilerini saray adına deforme etmeyi seçtiler. bu yüzden firavunların çoğu sakalsızdır bunun yerine fakebeard kullanırlar.
bu aynı zamanda kadın firavunların da örneğin (bkz: hatshepsut) postiş kullandığını açıklıyor. büyük hiyerarşik statülerini kendi modalarında kullanmaktan da geri durmadılar. sphinx başından bildiğimiz baş örtüsü(bkz: nemes) takıyorlardı. bazı firavun başlıklarında yılan motifi görürsünüz (bkz: uraeus). bunun anlamı firavun'un her daim düşmanlarına zehirli gücünü gösterebilmesi ayrıca mısır tanrıçası wadjet'in de sembolü.
devamını gör...
asit yağmurları
asit yağmuru veya asit birikmesi, ıslak veya kuru formlarda atmosferden toprağa düşen sülfürik veya nitrik asit gibi asidik bileşenlerle herhangi bir yağış formunu içeren geniş bir terimdir.
buna yağmur, kar, sis, dolu ve hatta asitli toz dahildir.

asit yağmuru, sülfür dioksit (so2 ) ve nitrojen oksit’in (no) atmosfere yayılarak rüzgar ve hava akımları ile atmosferde taşınımı. so 2 ve no sülfürik ve nitrik asitler su, oksijen ve diğer kimyasal maddeler ile reaksiyona girer.
bunlar daha sonra yere düşmeden önce su ve diğer malzemelerle karıştırılır.
kükürt ve nitrojen doğal yollarla (volkanlar olduğu gibi), fosil yakıtların yanması ile de gelir.
atmosferdeki başlıca sülfür so 2 ve no x kaynakları şunlardır:
elektrik üretmek için fosil yakıtların yakılması. sülfür oksit’in’ üçte ikisi ve nitrojen oksit’in dörtte biri atmosfere elektrik jeneratörlerinden gelir. taşıtlar ve ağır ekipman. imalat, petrol rafinerileri ve diğer endüstriler.
rüzgarlar so 2 ve no değerlerini uzun mesafelere ve sınırların ötesine taşıyabilir.
bu nedenle asit yağmurları sadece bu kaynaklara yakın yerlerde yaşayanlar için değil, herkes için sorun teşkil etmektedir.

asit yağmuru ölçümü
asitlik ve alkalilik
7.0 değeri nötr olan bir ph ölçeği kullanılarak ölçülür.
bir maddenin ph’ı (7’den az) ne kadar düşükse o kadar asidiktir; bir maddenin ph değeri (7’den büyük) ne kadar yüksekse, o kadar alkalidir.
normal yağmur yaklaşık ph 5.6’dır; .
asit yağmuru genellikle 4.2 ila 4.4 arasında bir ph’a sahiptir.

asit biriktirme formları
ıslak biriktirme
ıslak birikme en çok asit yağmuru olarak düşündüğümüz şeydir . atmosferde oluşan sülfürik ve nitrik asitler yağmur, kar, sis veya dolu ile karışarak zemine düşer.
kuru biriktirme
asidik parçacıklar ve gazlar, kuru birikim olarak yani nem olmadığında atmosferden de birike bilirler .
asitli parçacıklar ve gazlar yüzeylere (su kütleleri, bitki örtüsü, binalar) hızlı bir şekilde birikebilir ya da insan sağlığına zarar verebilecek daha büyük parçacıklar oluşturmak için atmosferik taşıma sırasında reaksiyona girebilir.
biriken asitler bir sonraki yağmurda bir yüzeyden derine sızarak yer altı sularına karışarak, böceklere ve balıklara ve diğer bitkilere ve vahşi hayvanlara zarar verebilir.
atmosferde, kuru birikim ile toprağa biriken asitlik miktarı, bir bölgenin aldığı yağış miktarına bağlıdır.
örneğin çöl alanlarında, kuru ve ıslak birikintilerin oranı, her yıl birkaç santim yağmur alan bir alandan daha yüksektir.
buna yağmur, kar, sis, dolu ve hatta asitli toz dahildir.

asit yağmuru, sülfür dioksit (so2 ) ve nitrojen oksit’in (no) atmosfere yayılarak rüzgar ve hava akımları ile atmosferde taşınımı. so 2 ve no sülfürik ve nitrik asitler su, oksijen ve diğer kimyasal maddeler ile reaksiyona girer.
bunlar daha sonra yere düşmeden önce su ve diğer malzemelerle karıştırılır.
kükürt ve nitrojen doğal yollarla (volkanlar olduğu gibi), fosil yakıtların yanması ile de gelir.
atmosferdeki başlıca sülfür so 2 ve no x kaynakları şunlardır:
elektrik üretmek için fosil yakıtların yakılması. sülfür oksit’in’ üçte ikisi ve nitrojen oksit’in dörtte biri atmosfere elektrik jeneratörlerinden gelir. taşıtlar ve ağır ekipman. imalat, petrol rafinerileri ve diğer endüstriler.
rüzgarlar so 2 ve no değerlerini uzun mesafelere ve sınırların ötesine taşıyabilir.
bu nedenle asit yağmurları sadece bu kaynaklara yakın yerlerde yaşayanlar için değil, herkes için sorun teşkil etmektedir.

asit yağmuru ölçümü
asitlik ve alkalilik
7.0 değeri nötr olan bir ph ölçeği kullanılarak ölçülür.
bir maddenin ph’ı (7’den az) ne kadar düşükse o kadar asidiktir; bir maddenin ph değeri (7’den büyük) ne kadar yüksekse, o kadar alkalidir.
normal yağmur yaklaşık ph 5.6’dır; .
asit yağmuru genellikle 4.2 ila 4.4 arasında bir ph’a sahiptir.

asit biriktirme formları
ıslak biriktirme
ıslak birikme en çok asit yağmuru olarak düşündüğümüz şeydir . atmosferde oluşan sülfürik ve nitrik asitler yağmur, kar, sis veya dolu ile karışarak zemine düşer.
kuru biriktirme
asidik parçacıklar ve gazlar, kuru birikim olarak yani nem olmadığında atmosferden de birike bilirler .
asitli parçacıklar ve gazlar yüzeylere (su kütleleri, bitki örtüsü, binalar) hızlı bir şekilde birikebilir ya da insan sağlığına zarar verebilecek daha büyük parçacıklar oluşturmak için atmosferik taşıma sırasında reaksiyona girebilir.
biriken asitler bir sonraki yağmurda bir yüzeyden derine sızarak yer altı sularına karışarak, böceklere ve balıklara ve diğer bitkilere ve vahşi hayvanlara zarar verebilir.
atmosferde, kuru birikim ile toprağa biriken asitlik miktarı, bir bölgenin aldığı yağış miktarına bağlıdır.
örneğin çöl alanlarında, kuru ve ıslak birikintilerin oranı, her yıl birkaç santim yağmur alan bir alandan daha yüksektir.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
- internet
- eğitim
- küreselleşme
- eğitim
- küreselleşme
devamını gör...
kalp ritmini hızlandıran şeyler
-kendi sacma usengecliginden dolayi nasil olsa yetisirim diye gittigin yerde yollarin kapanmasi veya trafik olması gibi sebeplerle gec kalacagini hissetmek.
-firinda birseyleri pisirdiginde kokusunun gelmesiyle unuttugunu hatirlamak.
-her hangi bir yerden ayrildiktan sonra telefonunu bulamamak.
-ve yine telefonun elinden dusunce anlik sokla yakalamak yerine slow motionda onun yere cakildigini izlemek.
-doktor randevuna gidecekken randevunun baska gecmis bir tarihte oldugunu farketmek.
-firinda birseyleri pisirdiginde kokusunun gelmesiyle unuttugunu hatirlamak.
-her hangi bir yerden ayrildiktan sonra telefonunu bulamamak.
-ve yine telefonun elinden dusunce anlik sokla yakalamak yerine slow motionda onun yere cakildigini izlemek.
-doktor randevuna gidecekken randevunun baska gecmis bir tarihte oldugunu farketmek.
devamını gör...
etiket
etimolojik olarak fransızca étiquette "yafta" sözcüğünden dilimize geçmiş bir kelimedir. fransızca sözcük eski fransızca estiquier "iliştirmek, yapıştırmak" fiilinden evrilmiştir. bu sözcük germence yazılı örneği bulunmayan *stikan "saplamak, sivri şey sokmak" fiilinden alıntıdır. germence fiil hintavrupa anadilinde yazılı örneği bulunmayan *steig- "sivri bir şey batırmak, saplamak, delmek" biçiminden evrilmiştir.
küçükken çeşit çeşit; ayıcıklı, çizgifilmli, eğlenceli çeşitlerine sahip olduğumdur. kitaplarımı kapladıktan sonra tatlı bir etiket yapıştırmayı çok severdim. hem kitabın hangi derse ait olduğunu, hem de ismimi yazardım. etiketleri seçmek ve yapıştırmak ayrı bir etkinlikti benim içim. *
küçükken çeşit çeşit; ayıcıklı, çizgifilmli, eğlenceli çeşitlerine sahip olduğumdur. kitaplarımı kapladıktan sonra tatlı bir etiket yapıştırmayı çok severdim. hem kitabın hangi derse ait olduğunu, hem de ismimi yazardım. etiketleri seçmek ve yapıştırmak ayrı bir etkinlikti benim içim. *
devamını gör...
gülünmemesi gereken durumda gelen gülme isteği
ciddi ortamlarda başa gelen kötü bir durumdur. toplantı olabilir namaz olabilir kavga olabilir mahkeme salonu olabilir aniden böyle durumlarda gülme isteği gelir ve kendinizi tutmaya çalışırsınız. çok zor bir durumdur.
devamını gör...
otobüsün peşinden koşsam mı koşmasam mı tereddüdü
hiç polemiğe girmem, koşarım ve bir sosyal bilimci olarak tüm optik bilgimi kullanıp şoförün sağdaki aynadan beni görmesini sağlamaya çalışırım.
(bkz: peki bu bilgi günlük hayatta ne işimize yarayacak)
(bkz: peki bu bilgi günlük hayatta ne işimize yarayacak)
devamını gör...
army of the dead
öncelikle filmin afişi, buyrun;

ben ne izledim diyeceğiniz türden bir film. zack snyder filmlerini seven biri olarak söylüyorum bu film olmamış. filmden iki karakter aklımda kaldı . "the coyote" ve " zeus" .
the coyote


the zeus

film kumarhane kasası soymak için toplanan bir ekibin zombi dolu bir şehirde başından geçenleri anlatıyor. spoiler vermiyorum fakat gözüme takılan bazı detayları paylaşmak istiyorum.
öncelikle pembe tonlar niye bu kadar çok kullanılmış? * netflix son zamanlarda pembe tonları ve cinsel içerikleri arttırmaya başladı tamam ama zack snyder gibi bir yönetmenin böyle bir şeyi yapmasını beklemezdim. diğer filmlerine göre "zoom sevdası" göze çok batmıyor ki bu iyi bir şey. daha önce çektiği filmlerdeki aksiyon sahnelerinde, hızlı geçişleri ve zoom olayını abartırdı ve bu gözü çok yorardı. bu filmde gözü yoracak çok fazla etken olmadığını söyleyebilirim. bu filmde mantığı zorlayan çok etken vardı. tamam zombi dünyası anlarım ve çok severim fakat "zeus" karakteri neydi öyle ya. zombi benzeri yeni bir tür yaratık oluşturma çabasına girilmiş ama onun bile aile sorunu olur mu arkadaş. bak ya diyorum. mart 2017 de kızı autum snyder intihar ettikten sonra justice league filmindeki yerini ,filmi berbat bir hale getirecek joss whedon adlı yönetmene bıraktı. bu berbat edilmiş dc filminden sonra,ben de dahil bir çok fanın katıldığı etkinlikler neticesinde* 4 yıl sonra dc evreni şölenini yaşamamız için tekrardan koltuğa geçti ve hbo max yardımıyla 4 saatlik muazzam bir şölen yaşattı. zack snyder's justice league adlı şölende * dikkatimi uzatılmış bir sahne çekmişti.sonradan öğrendim ki bu sahnede kızına bir saygı göndermesi olarak, intiharı önleme vakfına dikkat çekmek istemiş. ( 0:42)
bu konuya neden değindim ? önceki satırlarda bahsettiğim sahne acaba mı dedirtirken ,zombi filmimizde bu iyice ayyuka çıktı. bu kadar çok baba çocuk sorunlarına değinmesi bu durumu henüz atlamadığını ve çocuğuna zamanında yeterli ilgiyi gösterememesinden dolayı pişmanlığının ne derece büyük olduğunu göstermektedir. sırf bu sorunlara dikkat çekmek için senaryonun zayıf kalmasını bile göze aldığı rahatça anlaşılabiliyor. tamam daha önce çektiği filmlerininde senaryoları çok derin sayılmazdı fakat bu kadar da kötü değildi. görsel olarak bu adama kimse laf edemez. mezun olduğu bölümün hakkını sonuna kadar veriyor. her filminde mitolojiye bir dokundurma yapıyor. nedendir bilmiyorum ama tanrı ve insan çatışmasına çok parmak basıyor. neyse biraz uzattım, filme gelirsek zombi filmleri fanı ve zack snyder filmleri seven biriyseniz izleyin fakat çok bir beklentiniz olmasın.sonuç olarak netflix için yapılmış çerez bir film. iyi seyirler dilerim.
bahsettiğim vakıf: afsp.org/
görseller:entertainment-factor.blogsp...

ben ne izledim diyeceğiniz türden bir film. zack snyder filmlerini seven biri olarak söylüyorum bu film olmamış. filmden iki karakter aklımda kaldı . "the coyote" ve " zeus" .
the coyote


the zeus

film kumarhane kasası soymak için toplanan bir ekibin zombi dolu bir şehirde başından geçenleri anlatıyor. spoiler vermiyorum fakat gözüme takılan bazı detayları paylaşmak istiyorum.
öncelikle pembe tonlar niye bu kadar çok kullanılmış? * netflix son zamanlarda pembe tonları ve cinsel içerikleri arttırmaya başladı tamam ama zack snyder gibi bir yönetmenin böyle bir şeyi yapmasını beklemezdim. diğer filmlerine göre "zoom sevdası" göze çok batmıyor ki bu iyi bir şey. daha önce çektiği filmlerdeki aksiyon sahnelerinde, hızlı geçişleri ve zoom olayını abartırdı ve bu gözü çok yorardı. bu filmde gözü yoracak çok fazla etken olmadığını söyleyebilirim. bu filmde mantığı zorlayan çok etken vardı. tamam zombi dünyası anlarım ve çok severim fakat "zeus" karakteri neydi öyle ya. zombi benzeri yeni bir tür yaratık oluşturma çabasına girilmiş ama onun bile aile sorunu olur mu arkadaş. bak ya diyorum. mart 2017 de kızı autum snyder intihar ettikten sonra justice league filmindeki yerini ,filmi berbat bir hale getirecek joss whedon adlı yönetmene bıraktı. bu berbat edilmiş dc filminden sonra,ben de dahil bir çok fanın katıldığı etkinlikler neticesinde* 4 yıl sonra dc evreni şölenini yaşamamız için tekrardan koltuğa geçti ve hbo max yardımıyla 4 saatlik muazzam bir şölen yaşattı. zack snyder's justice league adlı şölende * dikkatimi uzatılmış bir sahne çekmişti.sonradan öğrendim ki bu sahnede kızına bir saygı göndermesi olarak, intiharı önleme vakfına dikkat çekmek istemiş. ( 0:42)
bu konuya neden değindim ? önceki satırlarda bahsettiğim sahne acaba mı dedirtirken ,zombi filmimizde bu iyice ayyuka çıktı. bu kadar çok baba çocuk sorunlarına değinmesi bu durumu henüz atlamadığını ve çocuğuna zamanında yeterli ilgiyi gösterememesinden dolayı pişmanlığının ne derece büyük olduğunu göstermektedir. sırf bu sorunlara dikkat çekmek için senaryonun zayıf kalmasını bile göze aldığı rahatça anlaşılabiliyor. tamam daha önce çektiği filmlerininde senaryoları çok derin sayılmazdı fakat bu kadar da kötü değildi. görsel olarak bu adama kimse laf edemez. mezun olduğu bölümün hakkını sonuna kadar veriyor. her filminde mitolojiye bir dokundurma yapıyor. nedendir bilmiyorum ama tanrı ve insan çatışmasına çok parmak basıyor. neyse biraz uzattım, filme gelirsek zombi filmleri fanı ve zack snyder filmleri seven biriyseniz izleyin fakat çok bir beklentiniz olmasın.sonuç olarak netflix için yapılmış çerez bir film. iyi seyirler dilerim.
bahsettiğim vakıf: afsp.org/
görseller:entertainment-factor.blogsp...
devamını gör...
yarra yering
mahalle arası tekel bayide insana meze olarak dayak yedirtebilecek şarap markası.
-abi varsa bi'yarra yering.
-abi varsa bi'yarra yering.
devamını gör...
elflerin duydukları adına
yine aynı "kafa" dayız dediğim değerli yazarlarımızdandır. tanımlarında yorumu eksik etmez; böylece daha da güzelleşir, keyifle okunur. hep yazsın, hep okuyalım.. var olsun sevgili yazarımız, örtmenimiz*
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
bunlardan en belirgin olanları genellikle ailenin sahip olduğu geleneklerden ötürü bir başka grubun gizemli ve ilginç görülmesidir. örneğin; ben çocukken alevilerle alakalı inanılmaz önyargılara sahiptim.
şimdi çocukken dediğim yaşlar 14 15 hatta 17 18, hiç de öyle el kadar bebe değildik. neyse, aleviler bana çok gizemli insanlar gibi gelirlerdi. sünni gelenekten gelen, hatta tarikatlarla iç içe geçmiş bir çevreye sahiptim. kendi gelenekleri dışında herhangi bir görüşün tartışılmasına izin verilmediğini düşüneceğiniz bir enerji vardır bu tip çevrelerde. bunun sebebi, genellikle nakşi ya da kadiri gelenekten gelen insanların yahut tarikatlarla alakası olmayıp, hanefi mezhebine bağlı standart bir anadolu müslümanının pek entelektüel bilgisinin olmayışındandır. o yüzden kafalarının almayacağı şeylerden korkarlar, tartışılmasını da istemezler. sanki bazı şeyler bunları dinden çıkaracakmış gibi gelir. yani esasında insanların bunlardan korkmasına rağmen türkiye'de sünni tarikat geleneğinden kimse durup "şunlar lanetli kavim, mnakoduklarım sizi" falan demiyor. bunları yapanlar ya selefi bir düşünceye kapılıp gitmiş olanlar ya da provakatörler oluyorlar. neyse, konumuza dönelim.
anadolunun sünni müslüman taifesini tanıyan insanlar da bilirler ki alevilik de bu konulardan biridir. çok üzerinde konuşulmaz, "işte saz çalıp ibadet ediyorlar" dır. bir de çirkin bazı söylentiler vardır ki bunu genellikle sizden 4 5 yaş büyük, manyak olmuş bir dinci fısıldar kulağınıza ya da ortamdan birileri sırf enteresan bir şeyler anlatıp ilgi çekmek amacıyla söyler. "hadi lan, yok ebesininkiii" diye şaşırırsınız ama iki dakika sonra unutursunuz. bu yüzden ayda yılda bir konusu açılan, açıldığında da enteresan şeyler söylenen bir grup benim için gizemli ve heyecan verici geliyordu. bir gün cemevleriyle alakalı bir haberde, hz. ali'yi betimleyen bir fotoğraf, bu ekiple alakalı merak duyguma korkuyu da eklemişti. haberi gece gördüğüm içindi ya da fotoğraftaki kişinin kocaman gözlerinin sürmeli olmasındandı bilemiyorum ama korkmuştum.
öyle yıllar geldi geçti. lan dedim bir gün, neymiş şu alevilik biraz araştırayım. bir pdf okudum 32 sayfalık, işte kerbeladan başlayıp 12 imama, oradan tarihsel kökenine, sürecine her şeye ufak ufak değiniyordu. çalışmalara devam ettim, ilgimi de çekti, belgeseller, röportajlar falan devam ettik öyle. baktım müthiş bir renkmiş bu, bizimkiler falancaymış, bunlar filanca. ikisinin de faydası, bana dinler tarihiyle alakalı müthiş bilgiler vermesi oldu. primitif dinlerden bugünlere kadar tüm dinler sürecinin, mücadelenin bir yansımasını, sosyolojiye ve psikolojiye olan etkisini de islam dinindeki yol ayrımlarında görebiliyoruz.
yanlış bakış açıları vardır, bugün size çok ters gelen bir düşünce varsa, onunla alakalı kesin hükümler vermek yerine araştırmalara girişin. gerekirse o düşünceye sahip insanlarla konuşun. üç beş kişinin etrafında gezdiği saçmalıklardan değil, kitleleri arkasına toplayan düşünceleri, ideolojileri anlamak hem kişisel gelişimimiz için önemlidir hem de toplumun yanlış yollara gitmemesi için faydalıdır. bugün pkk destekçilerinden tutun da siyasal islamcılara kadar birçok insanın kullandığı ad hominem, whataboutism gibi kavramların aşılamamasının sebebi bilgisizliktir ve eğer bunu temizleyemezsek başımız daha da ağrıyacak. bugün bile herhangi bir görüşe sahip insana gerçeği anlatamıyorsunuz, post truth politics denilen şey adeta memleketi esir aldı, herkes kendi inanmak istediği şeyi gerçeği kabul ediyor. hiçbir sorun çözülemiyor ve bu çözümsüzlükler üzerinden birileri güç devşiriyor.
şimdi çocukken dediğim yaşlar 14 15 hatta 17 18, hiç de öyle el kadar bebe değildik. neyse, aleviler bana çok gizemli insanlar gibi gelirlerdi. sünni gelenekten gelen, hatta tarikatlarla iç içe geçmiş bir çevreye sahiptim. kendi gelenekleri dışında herhangi bir görüşün tartışılmasına izin verilmediğini düşüneceğiniz bir enerji vardır bu tip çevrelerde. bunun sebebi, genellikle nakşi ya da kadiri gelenekten gelen insanların yahut tarikatlarla alakası olmayıp, hanefi mezhebine bağlı standart bir anadolu müslümanının pek entelektüel bilgisinin olmayışındandır. o yüzden kafalarının almayacağı şeylerden korkarlar, tartışılmasını da istemezler. sanki bazı şeyler bunları dinden çıkaracakmış gibi gelir. yani esasında insanların bunlardan korkmasına rağmen türkiye'de sünni tarikat geleneğinden kimse durup "şunlar lanetli kavim, mnakoduklarım sizi" falan demiyor. bunları yapanlar ya selefi bir düşünceye kapılıp gitmiş olanlar ya da provakatörler oluyorlar. neyse, konumuza dönelim.
anadolunun sünni müslüman taifesini tanıyan insanlar da bilirler ki alevilik de bu konulardan biridir. çok üzerinde konuşulmaz, "işte saz çalıp ibadet ediyorlar" dır. bir de çirkin bazı söylentiler vardır ki bunu genellikle sizden 4 5 yaş büyük, manyak olmuş bir dinci fısıldar kulağınıza ya da ortamdan birileri sırf enteresan bir şeyler anlatıp ilgi çekmek amacıyla söyler. "hadi lan, yok ebesininkiii" diye şaşırırsınız ama iki dakika sonra unutursunuz. bu yüzden ayda yılda bir konusu açılan, açıldığında da enteresan şeyler söylenen bir grup benim için gizemli ve heyecan verici geliyordu. bir gün cemevleriyle alakalı bir haberde, hz. ali'yi betimleyen bir fotoğraf, bu ekiple alakalı merak duyguma korkuyu da eklemişti. haberi gece gördüğüm içindi ya da fotoğraftaki kişinin kocaman gözlerinin sürmeli olmasındandı bilemiyorum ama korkmuştum.
öyle yıllar geldi geçti. lan dedim bir gün, neymiş şu alevilik biraz araştırayım. bir pdf okudum 32 sayfalık, işte kerbeladan başlayıp 12 imama, oradan tarihsel kökenine, sürecine her şeye ufak ufak değiniyordu. çalışmalara devam ettim, ilgimi de çekti, belgeseller, röportajlar falan devam ettik öyle. baktım müthiş bir renkmiş bu, bizimkiler falancaymış, bunlar filanca. ikisinin de faydası, bana dinler tarihiyle alakalı müthiş bilgiler vermesi oldu. primitif dinlerden bugünlere kadar tüm dinler sürecinin, mücadelenin bir yansımasını, sosyolojiye ve psikolojiye olan etkisini de islam dinindeki yol ayrımlarında görebiliyoruz.
yanlış bakış açıları vardır, bugün size çok ters gelen bir düşünce varsa, onunla alakalı kesin hükümler vermek yerine araştırmalara girişin. gerekirse o düşünceye sahip insanlarla konuşun. üç beş kişinin etrafında gezdiği saçmalıklardan değil, kitleleri arkasına toplayan düşünceleri, ideolojileri anlamak hem kişisel gelişimimiz için önemlidir hem de toplumun yanlış yollara gitmemesi için faydalıdır. bugün pkk destekçilerinden tutun da siyasal islamcılara kadar birçok insanın kullandığı ad hominem, whataboutism gibi kavramların aşılamamasının sebebi bilgisizliktir ve eğer bunu temizleyemezsek başımız daha da ağrıyacak. bugün bile herhangi bir görüşe sahip insana gerçeği anlatamıyorsunuz, post truth politics denilen şey adeta memleketi esir aldı, herkes kendi inanmak istediği şeyi gerçeği kabul ediyor. hiçbir sorun çözülemiyor ve bu çözümsüzlükler üzerinden birileri güç devşiriyor.
devamını gör...
yazarların ilgilendiği alanlar
ekonomi, felsefe, edebiyat, tarih, sosyoloji, psikoloji ve antropoloji.
devamını gör...
millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik
hizmet-kâr
devamını gör...
fuzûlî
selam verdim rüşvet değildir deyu almadılar.
*şikayetname
*şikayetname
devamını gör...
diz çöküp evlenme teklif eden erkek
bana saçma geldiği için daha sevgiliyken eşimden yapmamasını rica etmiştim pişman değilim. evlenme teklifini yan yana otururken etmişti. benim için daha hoş bir görüntüydü. sarılmak daha kolaydı.
devamını gör...
beyaz eşya alacak yazarlara tavsiyeler
a sınıfı alırsanız daha az elektrik faturası öder ancak daha pahalı alırsınız. hesap aynıdır yani.
ne kadar çok özelliği olursa bozulma ihtimali o kadar yüksek olur.
çocuk kilidi ve yarı kapasite (1/2, tek sepet) çalışma özelliği olmasına dikkat edin.
ne kadar incelerseniz inceleyin beyaz eşya biraz şans işidir.
ne kadar çok özelliği olursa bozulma ihtimali o kadar yüksek olur.
çocuk kilidi ve yarı kapasite (1/2, tek sepet) çalışma özelliği olmasına dikkat edin.
ne kadar incelerseniz inceleyin beyaz eşya biraz şans işidir.
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
19 yaş bir geçiş dönemidir, resmi olarak yetişkin sayıldığın yaştan 1 yaş büyüksündür ama bir 20 de olmamışsındır, yolun ortasında yaya geçidinde yanan kırmızı ışıktır. insanın bir günden bir güne hayata bakışı değişebilir, o yaşta hayatının gidişatını değiştiren ani kararlar verebilir. velhasıl kelam dikkat etmek lazımdır.
devamını gör...
muhalefet olmayan herkesi akp'li sanmak
muhalefet olan herkesi chp'li sanmak kadar saçma olan şey. belki adam devletçi ve yeri geliyor muhalefet olmuyor veya siyaset konuşmayı sevmiyor. hemen etiket yapıştırmak, sen de akp'lisin demek de neyin kafası? ben söyleyeyim at kafası.
devamını gör...

