normal sözlük ana dilde başlık açma kısıtlaması
moderatörler arasında arapça bilen yoktur. yahut yazarlar arasında bilen azdır.
bir de bunun sonu yok.
biri azerice ,diğeri ermenice ,öbürü kürtçe berisi çerkesçe ve daha nice dil var. gruplasmaya sebep olabilir. bu kadar dile hakim moderasyonu nereden bulacaklar gibi seylerden sebep olabilir. yoksa kimsenin doğacağı anneyi seçmediği gerçeğini bilip gören yetişkin insanlar olarak ırkçılık yapacak değiliz. bana da sorsalar avrupa'da ,yahut daha aydın bir ailede doğmak isterdim. nasip...
bir de bunun sonu yok.
biri azerice ,diğeri ermenice ,öbürü kürtçe berisi çerkesçe ve daha nice dil var. gruplasmaya sebep olabilir. bu kadar dile hakim moderasyonu nereden bulacaklar gibi seylerden sebep olabilir. yoksa kimsenin doğacağı anneyi seçmediği gerçeğini bilip gören yetişkin insanlar olarak ırkçılık yapacak değiliz. bana da sorsalar avrupa'da ,yahut daha aydın bir ailede doğmak isterdim. nasip...
devamını gör...
cinsellik benim için ikinci plandadır diyen erkek
muhtemelen birinci planı olmayan erkektir.*
devamını gör...
bazı rollerin insanın üzerine yapışması
çevremdeki dostlarım beni hep güler yüzlü, sevecen sansalar da günlük hayatta tanımadığım insanlara karşı çok soğuk olabiliyorum. ayrıca o kadar güler yüzlü biri de hiç ama hiç değilim. olabildiğince karamsar ve umutsuz oluyorum genelde ama bu sadece kendimle başbaşa kaldığım zamanlara oluyor. yanımda sevdiğim biri varsa dünya yansa umrumda olmaz, o gülümseme yüzümden hiç eksik olmaz.
devamını gör...
bebek gülüşü
okumamla birlikte tebessüm ettiğim başlıktır. dünyanın en saf , en kaygısız , en sevgi dolu gülüşüdür. gülerken gözüken o dişsiz damaklar daha bir kabartır iştahınızı, kokusunu içinize çeke çeke öpersiniz gülerken şişen tombul yanaklarını.(bkz: siz yine de yapmayın öyle şeyler, corona var)
(bkz: durduk yere mutlu eden şeyler)
(bkz: durduk yere mutlu eden şeyler)
devamını gör...
acı ve tatlının muhteşem uyumu
acı yeşil biber ile yapılan patates salatasının ardından revani yemektir. tabi yanında çay.
çay demiş miydim, çay önemli.
çay demiş miydim, çay önemli.
devamını gör...
1984
kitabı okurken george orwell'ın bilinçaltının sınır tanımazlığı karşısında hayrete düşüp,özgüvenine hayranlık duymaktan kendimi alamadım.yazarın 2.dünya savaşı sonrası kaleme aldığı romanını ;savaşın ezici gücünün ve bilinçaltında onarılması inkânsız travmaların yazınsal izdüşümü olarak değerlendiriyorum.
1946 ıngiltere"sinde,neredeyse her ağzını açan komünist yaftasıyla tanışırken,george orwell da bu fişlemelerden nasibini alıyor.ıngiliz hükümeti : "aşırı komünist bir adam,göz önünde tutulmalı"diyerek hayatını mercek altına alıyor.bu baskılar onu yazma eyleminden alıkoymuyor,aksine, (prophecies of fascism)faşizm'in kehanetleri başlığında derlenen 12 bölümden oluşan metinler yazıyor.yine faşizm'e tepki olarak yazdığı,1945 yılında basılan"hayvan çiftliği' ile totaliter rejimleri hicvetmiş ve 1950 de yazar'ın tüberküloz'dan ölümü sonrası dünya çapında tanınmış.
ütopik romanı 1984 içerik bakımından oldukça zengin.yazar'ın hayâl gücünün yarattığı bu ütopya'nın gerçek olabilme ihtimali hiç de uzak değil gibi geldi bana.zaten bir reportajında,proleterlerler(işçi sınıfı)ezilmekten vazgeçip bir şeyler yapmazsa,buna benzer yaşamlar yaşanabilir diyor.
paragrafların içinde bazen nefesinizi tutmuş ilerlerken,karanlık,izbe bir binada penceresiz kaldığınızı hissettiğiniz anlarda,yazar bunu öngörmüş olacak ki ;büyük bir nezaketle,size düş dünyasından pencereler inşaa ediyor.umut ile korkunun kol kola gezdiği olaylar silsilesinde böyle bir denge oluşturmuş yazar.
umutsuzluk içinde umuda tutunuyor sanki aşık olduğunda.gerçek bir aşk ve ona bağıntılı süregelen cinsellik düşlemek imkânsız gibi.yazar,kitabında bunu şu cümlelerle anlatıyordu : "tüm kadınlar,partinin amaçladığı gibi ulaşılmazdı.ıstediği sevilmekten çok,ömründe bir kez de olsa,bu erdem duvarını yıkmaktı.cinsel eylem başarıyla yerine getirilirse başkaldırmak demekti.birisini istemek bir düşünce suçuydu."
aç karnını doyurabilmek için bir parça ekmek çalan çocuk gibi ensesine biniyorlar.tutuklanıyor roman kahramanımız winston smith,sevdiği kadın ile birlikte.
bu süreçte,film senaryolarına konu olan 101 numaralı odada,ortaçağ'dan kalma,fiziksel ve zihinsel işkenceler silsilesi başlıyor...
2 x 2=5 ettiğini öğretiyorlar belleğini boşaltıp çiftdüşün tekniğiyle.
"büyük birader" big brother,iktidarın gerçek mi sanal mı belli olmayan lideri.tele-ekranlardan sisteme başkaldırabilecek insanları izliyor.herşey kontrol altında.çocukların ajan olarak yetiştirildiği ütopik ama gerçek olması imkânsız olmayan bir dünya ülkesi (okyanusya)...düşüncesuçu,yüzsuçu gibi icat edilen dikta suçları da cabası...
kitap yayınlandıktan 32 yıl sonra komünizm propagandası yapıyor suçlamasıyla yasaklanarak,tarihteki onurlu yerini alıyor.
çoğu paragrafı manifesto niteliğinde olan romanda öğrendiklerimden biri de şudur : "asla zaaflarını ve korkularını kimseye deşifre etme.çünkü onları sana karşı kullanabilirler"
ıngsos partisi(ingiliz sosyalizmi) bireyselliğin ve özgür düşüncenin kelime anlamını bilmeyen nesiller yaratmak istiyorlar (yenisöylem) ile.
sosyalist söylemlerle iktidara gelip despot,totaliter bir rejim uygulayan okyanusya'da sistemin kölesi insancıklar arasında geçmişten bir iz bulmaya çabalayan winston"ın acı hikâyesini 70 yıl sonra celâl üster'in başarılı çevirisi sayesinde ilgiyle ve sıkılmadan okudum.kitabın kapağındaki gözbebeğine benzeyen lâbirentlerdeki farelere bir anlam verememiştim.kitabı okuyunca onca farenin neden cirit attığını,hayat dersi niteliği taşıyan bir olay ile öğreniyorsunuz.
bu dikta çemberini,saksıda fotosentez yapan bir bitkinin kırmasının imkânsızlığı gibi,winston"ın içine düştüğü düşsel kör kuyularda,bir ışık hüzmesi ararken,faşizm'in acımasız gücünü,güçlü bir anlatımla hissediyorsunuz...
öyle ya : yarın nasıl bir dünya'ya uyanacağımızı kim bilebilir?.
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
herhangi bir şeyi çalmaktan hiçbir farkı olmayan eylem.
az önce benzer bir başlıkta daha buna benzer bir yorum yazdım. benim tanımlarım genellikle çok uzundur çünkü bir konuyu insanlara en ufak detayına kadar anlatmayı çok severim. burada açtığım başlıklar, başka birkaç sözlükte daha açtığım ya da tanım girdiğim başlıklardır. sırayla buraya taşıyorum ama aynen alıp yapıştırarak değil. yani özetle kendi tanımlarımı çalıyorum ben başka sözlüklerden. * onları da %98 değiştirip yazıyorum. kalan %2'yi de "başka yerdeki yazımdan alıntıdır" diyerek paylaşıyorum.
hiç mi olmuyor bana ait olmayan bir şeyi alıntıladığım. oluyor. onu da zaten alıntı ibaresi içerisinde yazarak (xyz'den alıntıdır) diyerek ekliyorum. bir de tabi ki bazı istatistiksel bilgilere internetten bakmam gerekiyor. yani bir ulusal parkın kaç kilometrekarelik alan kapladığını da ezberleyecek değilim ama kalkıp sırf bunun için de "bu sayı şu siteden alıntı" yazmaz kimse doğal olarak.
***
yazılarıma kaynak eklememi söyleyen arkadaşlar oluyor özel mesajdan. arkadaşlar; ben bu yazıların içeriğinin çoğunu okuldaki derslerden, geri kalanları da bugüne dek okuduğum tüm kitap, makale ve dergilerle izlediğim videolardan derleyerek yazıyorum. diplomam bu işler üzerine, yani diplomalı bir bilim insanıyım. okuduğum her şeyi her yazının sonuna kaynak olarak koyamam. bunun da anlaşılacağını umuyorum.
***
bunu neden 2'dir üzerime alındığıma gelince... başta da yazdığım gibi, benim tanımlarım kolaylıkla (ç)alıntı sanılabilecek uzunlukta genelde. çok fazla da başlık açtığım için doğal olarak rahatsız oluyorum isim verilmese de bazı ithamlardan.
son olarak diğer başlığa yazdığımı buraya da yazayım. bir yazının copy + paste olduğunu anlamak istiyorsanız, içerisinden aşırı derecede basit olmayan bir cümleyi kopyalayın ve google'a yapıştırın. eğer yazı alıntıysa, bire bir aynı cümlenin geçtiği bir site gelir karşınıza. değilse, bambaşka şeyler çıkar.
bu değişen yıldızlar başlığımdan bir cümle ile yaptığım arama. gördüğünüz gibi yok öyle bir site, çünkü yadıklarım copy+paste değil:
tık
bu da rastgele olarak viki'nin yıldız sayfasından kopyaladığım bir cümle. gördüğünüz gibi en üstte, cümle hangi siteden kopyalanmışsa o site çıkıyor:
tık
az önce benzer bir başlıkta daha buna benzer bir yorum yazdım. benim tanımlarım genellikle çok uzundur çünkü bir konuyu insanlara en ufak detayına kadar anlatmayı çok severim. burada açtığım başlıklar, başka birkaç sözlükte daha açtığım ya da tanım girdiğim başlıklardır. sırayla buraya taşıyorum ama aynen alıp yapıştırarak değil. yani özetle kendi tanımlarımı çalıyorum ben başka sözlüklerden. * onları da %98 değiştirip yazıyorum. kalan %2'yi de "başka yerdeki yazımdan alıntıdır" diyerek paylaşıyorum.
hiç mi olmuyor bana ait olmayan bir şeyi alıntıladığım. oluyor. onu da zaten alıntı ibaresi içerisinde yazarak (xyz'den alıntıdır) diyerek ekliyorum. bir de tabi ki bazı istatistiksel bilgilere internetten bakmam gerekiyor. yani bir ulusal parkın kaç kilometrekarelik alan kapladığını da ezberleyecek değilim ama kalkıp sırf bunun için de "bu sayı şu siteden alıntı" yazmaz kimse doğal olarak.
***
yazılarıma kaynak eklememi söyleyen arkadaşlar oluyor özel mesajdan. arkadaşlar; ben bu yazıların içeriğinin çoğunu okuldaki derslerden, geri kalanları da bugüne dek okuduğum tüm kitap, makale ve dergilerle izlediğim videolardan derleyerek yazıyorum. diplomam bu işler üzerine, yani diplomalı bir bilim insanıyım. okuduğum her şeyi her yazının sonuna kaynak olarak koyamam. bunun da anlaşılacağını umuyorum.
***
bunu neden 2'dir üzerime alındığıma gelince... başta da yazdığım gibi, benim tanımlarım kolaylıkla (ç)alıntı sanılabilecek uzunlukta genelde. çok fazla da başlık açtığım için doğal olarak rahatsız oluyorum isim verilmese de bazı ithamlardan.
son olarak diğer başlığa yazdığımı buraya da yazayım. bir yazının copy + paste olduğunu anlamak istiyorsanız, içerisinden aşırı derecede basit olmayan bir cümleyi kopyalayın ve google'a yapıştırın. eğer yazı alıntıysa, bire bir aynı cümlenin geçtiği bir site gelir karşınıza. değilse, bambaşka şeyler çıkar.
bu değişen yıldızlar başlığımdan bir cümle ile yaptığım arama. gördüğünüz gibi yok öyle bir site, çünkü yadıklarım copy+paste değil:
tık
bu da rastgele olarak viki'nin yıldız sayfasından kopyaladığım bir cümle. gördüğünüz gibi en üstte, cümle hangi siteden kopyalanmışsa o site çıkıyor:
tık
devamını gör...
şempanzelerin gorilleri öldürmesi
bulundukları bölgede goriller ile aynı alanda yaşıyorlar ve haliyle fiziksel olarak daha zayıf olduklarından eziliyorlar. yine kalabalık gitmişlerdir. şempanze sürüleri gorillerinkine nazaran oldukça kalabalıktır, on katına kadar çıkabilmektedir. öbür türlü adil bir dövüşte dişi bir goril, alfa erkek şempanzeyi kafasına vura vura yıkar geçer. ama sayı üstünlüğü devasa olabilir. her uzvu başına ikiye kadar düşman düşüyor gorillerin. korkunç.
şimdi halk ayaklanması falan denmiş, o konuya da bir değinelim. şempanzeler doğada zayıf olanı gasp edip yiyeceğini alan, kendi arasında her sorunu şiddetle çözen, dişilerini yalnızca üreme vazifesinde görüp neredeyse hiçbir hak tanımayan adeta primat teröristlerdir. güçlerinin yetmediği zamanlarda sırtlanlar gibi sürü olarak avlanmaktan hoşlanırlar.
şempanzelerin gorilleri öldürme sebebine gelecek olursak her ikisi de olabilir. iki taraf da ölümüne agresif tutumlar sergiliyor lakin şempanzeler bir tık öne çıkıyor asabiyette. yeterli sayıya eriştilerse eğer goril egemenliğine son verme teşebbüsünde bulunuyor olabilirler. belki de sayıları çoğaldığı için kaynak kıtlığı yaşıyorlar, kim bilir?
ama şempanzeler iktidara gelirse delikanlı goril kardeşlerimizi mumla aratırlar haberiniz olsun. sonra 20 yıl diğer primatlar koalisyonlarla birleşip bunları göndermeye çalışır da bana mısın demezler. başta babunlarla savaşır, sonra en az bu kadar karaktersiz bir diğer primat olan babunları da stepne olarak alırlar bir de.
bu hikaye sanki bir yerden tanıdık. aa, neredendi?
şimdi halk ayaklanması falan denmiş, o konuya da bir değinelim. şempanzeler doğada zayıf olanı gasp edip yiyeceğini alan, kendi arasında her sorunu şiddetle çözen, dişilerini yalnızca üreme vazifesinde görüp neredeyse hiçbir hak tanımayan adeta primat teröristlerdir. güçlerinin yetmediği zamanlarda sırtlanlar gibi sürü olarak avlanmaktan hoşlanırlar.
şempanzelerin gorilleri öldürme sebebine gelecek olursak her ikisi de olabilir. iki taraf da ölümüne agresif tutumlar sergiliyor lakin şempanzeler bir tık öne çıkıyor asabiyette. yeterli sayıya eriştilerse eğer goril egemenliğine son verme teşebbüsünde bulunuyor olabilirler. belki de sayıları çoğaldığı için kaynak kıtlığı yaşıyorlar, kim bilir?
ama şempanzeler iktidara gelirse delikanlı goril kardeşlerimizi mumla aratırlar haberiniz olsun. sonra 20 yıl diğer primatlar koalisyonlarla birleşip bunları göndermeye çalışır da bana mısın demezler. başta babunlarla savaşır, sonra en az bu kadar karaktersiz bir diğer primat olan babunları da stepne olarak alırlar bir de.
bu hikaye sanki bir yerden tanıdık. aa, neredendi?
devamını gör...
karadereli panda
milletin adına sanına başlık açıyolar.vay efendim yepyeni yazar,şöyle yazar böyle yazar,hoşgeldin,beş gittin.
ulan onların ki canda bizim ki patlıcan mı?
bari kendi başlığımı kendim açayım dedim.
ulan onların ki canda bizim ki patlıcan mı?
bari kendi başlığımı kendim açayım dedim.
devamını gör...
kurucu etkisi
23 nisan hasebiyle, gerçek kurucuların, kullanıcılarda rasyonel olarak yarattığı etkiye denir. (bkz: profilleriniz)
devamını gör...
zeynep kamil hastanesi
2 sene önce çocuk hastalıkları bölümüne diyetisyen ve endokrinoloji bölümleri sebebiyle sık sık gittiğim hastanedir.
doktorlar da hemşireler de sağ olsunlar çok ilgililer ama çocuk bölümü çok kalabalık.
doktorlar da hemşireler de sağ olsunlar çok ilgililer ama çocuk bölümü çok kalabalık.
devamını gör...
piyanist
en berbat zamanlarda bile yapılabilecek tek şeyin hayatta kalmaya çalışmak olduğunu; direnmenin, inat etmenin, üzülmenin bir faydası olmadığını; teslim olana bir yardımcı geleceğini anlatan film.
piyanist
- bana niye yardım ediyorsun?
alman askeri
- sana ben değil tanrı yardım ediyor. senin hayatta kalmanı istiyor.
piyanist
- bana niye yardım ediyorsun?
alman askeri
- sana ben değil tanrı yardım ediyor. senin hayatta kalmanı istiyor.
devamını gör...
kanser
ismi en dirençli insanı bile zedeleyen illet.bazen yakalandım mı diye düşünsem de farklı bir şey çıkıyor.yarın bugün başıma gelirse de pek şaşırmam.elbette herkesten uzak olsun temennim ama günümüz koşullarında ne mümkün.
devamını gör...
bir insanı unutmak
hiç de kolay olmayandır..
devamını gör...
kiloyla dalga geçen toksik insanlar
rezalet insanlardır. bir arkadaşımın başına geldiğinden değil, bir arkadaşımı bizzat mobbing yaparken yakaladım. artık arkadaşım değil. böyle gerizekalıların ağzına zorla pizza tıkacaksın.
kendi de önceden şişmandı ve onunla dalga geçildiğinde üzülürdü. millete ibret olsun diye zayıfladı. kendi insanlarla dalga geçmeye başladı. embesilin böylesi. nerede empati?
(bkz: yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler).
kendi de önceden şişmandı ve onunla dalga geçildiğinde üzülürdü. millete ibret olsun diye zayıfladı. kendi insanlarla dalga geçmeye başladı. embesilin böylesi. nerede empati?
(bkz: yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler).
devamını gör...
summer queen
vallahi çok ciddi söylüyorum, "kim? ne?" diye hiçbir şekilde özellikle bakmadığım yazar. arada denk gelip okuduysam da artılamışımdır en fazla o?
ama dün ( kimdi hatırlamıyorum şimdi) birilerinin "en iyi sözlük yazarı" başlığına adını yazdığını gördüm, gaza geldim ben de yazdım iyi mi?*
şimdi de öyle bir hale geldim ki biri "en iyi asker arkadaşım" diye başlık açsa altına "summer queen!!" yazasım var.
muhakkak ki iyi yazar, iyi insandır ondan şüphem yok. şimdi dikkatlice okuyacağım yazdıklarını, kusura bakmasın. *
sevgiler, saygılar.*
ama dün ( kimdi hatırlamıyorum şimdi) birilerinin "en iyi sözlük yazarı" başlığına adını yazdığını gördüm, gaza geldim ben de yazdım iyi mi?*
şimdi de öyle bir hale geldim ki biri "en iyi asker arkadaşım" diye başlık açsa altına "summer queen!!" yazasım var.
muhakkak ki iyi yazar, iyi insandır ondan şüphem yok. şimdi dikkatlice okuyacağım yazdıklarını, kusura bakmasın. *
sevgiler, saygılar.*
devamını gör...
yasak ilişkiden doğan çocuk
(bkz: sözlüğe küfür alternatifleri)
devamını gör...
hoşlanılan kızın özgür bey bir parça ekmek var mı midem kazındı demesi
kızın sizli bizli kinayeli konuştuğunu gösterir.
oturmuşum ps oynuyorum, ilgi bulamadı tabii evin içinde dolaşıyor.
"özgür beeey! bakıyorum pek misafirperversiniz!"
"hmmss..." ps'e gömülmüşüm duymuyorum.
"özgür beeey! bir parça ekmek var mı midem kazındıııı!"
"git bak kızım buzdolabı orada, kek vardı!"
"gıcık şeyyy..."
oturmuşum ps oynuyorum, ilgi bulamadı tabii evin içinde dolaşıyor.
"özgür beeey! bakıyorum pek misafirperversiniz!"
"hmmss..." ps'e gömülmüşüm duymuyorum.
"özgür beeey! bir parça ekmek var mı midem kazındıııı!"
"git bak kızım buzdolabı orada, kek vardı!"
"gıcık şeyyy..."
devamını gör...
aniden gelen farkındalık hissi
yaş büyüdükçe artan histir.
yanına geç kalmışlık hissi de eklenirse büyük ihtimalle depresyona girersiniz.
yattı balık yan gider mantığıyla iyice tepe taklak olursunuz.
güzeldir herkesin deneyimlemesi gereken bir histir.
yanına geç kalmışlık hissi de eklenirse büyük ihtimalle depresyona girersiniz.
yattı balık yan gider mantığıyla iyice tepe taklak olursunuz.
güzeldir herkesin deneyimlemesi gereken bir histir.
devamını gör...
