bohemian rhapsody
farklılığı, marjinalliği, nadirliği ve eleştirel tavrı, içindeki yoğun hüzün ile direkt ilintili olan queen parçası.
mama,
i don't want to die,
i sometimes wish i'd never been born at all.
mama,
i don't want to die,
i sometimes wish i'd never been born at all.
devamını gör...
ucunda ölüm var
kemal varol'un iletişim yayınlarından çıkmış romanı.
romanda anadolu'da bir zamanlar yaygın bir adet olan ücret karşılığı ölüye ağıt yakma işini yapan yaşlı bir kadının kendi ölümü yaklaştıkca gençlik aşkı olan heves ali'yi arama yolculuğu ve bu süreçte karşılaştığı insanlar anlatılıyor. arguvan'dan başlayan yolculuk konya,bursa,istanbul diye devam ederken tekrar kendi evinde çok ilginç bir şekilde sona eriyor.
kitabın dili çok ağır olmamakla beraber olay zaman ve yer betimlemeleri, karakter tahlilleri, türkiye tarihinin kırılgan meseleleri ince ince işlenmiş. bir otobüs garında görebileceğiniz ya da gozlemleyebileceginiz her detaya bıkıp usanmadan yer verilmiş. konu olan şehrin iklimi birebir anlatılmış, kitaptaki kahramanların yaşlarina ve hayat tarzlarına bağlı vücut şekillerinden yüz hatlarına kadar gözlerinizin önüne getirilmis.
üslup olarak ölümle iç içe ve ölümden bahseden kitap olduğu için ve ağıtçı bir kadını anlattığı için destansı mi ya da lirik mi diyeyim bilemedim ama etkileyici bir anlatımı olduğunu soyleyebilirim. hatta öyle etkileyici ki çok kalın bir kitap olmamasına rağmen aynı kalinliktaki başka kitapları bir iki günde bitirebilirken bu kitabi dinlene dinlene, sindire sindire,bir kaç hafta da bitirebildiğimi hatirliyorum.
yine de her bölümde kadının ayrı bir şehirde ayrı bir hayatı ayrı bir hikayeyi karşılaması ile kitap hiç sıkılmadan bitiyor. finali ise insanın ağzını açık bırakarak biten filmler gibi ya da hic beklemediğiniz anda gelen ölüm haberi gibi bir anda bitiyor. zaten ölümden bahseden kitaptan da bu beklenirdi bence.
son yıllarda şehirden, beyaz yakalılardan, aşktan, varoluşsal acılardan bolca söz eden modern romanlar yerine fakirlikten, zenginlikten ama yalnızlıktan ya da kalabalığın bir üyesi olmaktan,gerçek bir mozaik olan anadolu kültüründen, insandan yazgıdan,mağrur ve mağdur olmaktan bahseden güzel bir roman.
#1608102 tanımda belirtildiği gibi günümüz yaşar kemal'i olabilecek kaleme sahip.
bir kaç alıntı ile tanımı sonlandıralım.
|harflerim tamam da
noktalarım eksik kaldı senden
sonra.
kelimeler birlik olup ağzına
doğru hareket etmek yerine
yorgun ve kirgın kalbine
yığıldı
hiçbir şey eskisi gibi değildi
bu ülkede. gezip dolaştığı
şehirlerin günden güne
şahsiyetlerini yitirip birbirine
benzediğini görüyordu
hayıflanarak. her şehir bir an
evvel ıstanbul olmak istiyordu.
romanda anadolu'da bir zamanlar yaygın bir adet olan ücret karşılığı ölüye ağıt yakma işini yapan yaşlı bir kadının kendi ölümü yaklaştıkca gençlik aşkı olan heves ali'yi arama yolculuğu ve bu süreçte karşılaştığı insanlar anlatılıyor. arguvan'dan başlayan yolculuk konya,bursa,istanbul diye devam ederken tekrar kendi evinde çok ilginç bir şekilde sona eriyor.
kitabın dili çok ağır olmamakla beraber olay zaman ve yer betimlemeleri, karakter tahlilleri, türkiye tarihinin kırılgan meseleleri ince ince işlenmiş. bir otobüs garında görebileceğiniz ya da gozlemleyebileceginiz her detaya bıkıp usanmadan yer verilmiş. konu olan şehrin iklimi birebir anlatılmış, kitaptaki kahramanların yaşlarina ve hayat tarzlarına bağlı vücut şekillerinden yüz hatlarına kadar gözlerinizin önüne getirilmis.
üslup olarak ölümle iç içe ve ölümden bahseden kitap olduğu için ve ağıtçı bir kadını anlattığı için destansı mi ya da lirik mi diyeyim bilemedim ama etkileyici bir anlatımı olduğunu soyleyebilirim. hatta öyle etkileyici ki çok kalın bir kitap olmamasına rağmen aynı kalinliktaki başka kitapları bir iki günde bitirebilirken bu kitabi dinlene dinlene, sindire sindire,bir kaç hafta da bitirebildiğimi hatirliyorum.
yine de her bölümde kadının ayrı bir şehirde ayrı bir hayatı ayrı bir hikayeyi karşılaması ile kitap hiç sıkılmadan bitiyor. finali ise insanın ağzını açık bırakarak biten filmler gibi ya da hic beklemediğiniz anda gelen ölüm haberi gibi bir anda bitiyor. zaten ölümden bahseden kitaptan da bu beklenirdi bence.
son yıllarda şehirden, beyaz yakalılardan, aşktan, varoluşsal acılardan bolca söz eden modern romanlar yerine fakirlikten, zenginlikten ama yalnızlıktan ya da kalabalığın bir üyesi olmaktan,gerçek bir mozaik olan anadolu kültüründen, insandan yazgıdan,mağrur ve mağdur olmaktan bahseden güzel bir roman.
#1608102 tanımda belirtildiği gibi günümüz yaşar kemal'i olabilecek kaleme sahip.
bir kaç alıntı ile tanımı sonlandıralım.
|harflerim tamam da
noktalarım eksik kaldı senden
sonra.
kelimeler birlik olup ağzına
doğru hareket etmek yerine
yorgun ve kirgın kalbine
yığıldı
hiçbir şey eskisi gibi değildi
bu ülkede. gezip dolaştığı
şehirlerin günden güne
şahsiyetlerini yitirip birbirine
benzediğini görüyordu
hayıflanarak. her şehir bir an
evvel ıstanbul olmak istiyordu.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
nazım hikmet'in yaşamaya dair adlı şiirinin 3. bölümü:
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
devamını gör...
kitap okurken bir görsel bırak
iyice instagram oldu buralar.
istanbul'da hava yağmurlu şimdi yarın herkes kahve fincanı, kitap, kedi, camdan akan su gibi şeylerle kendince kombinasyon yapıp atar.
istanbul'da hava yağmurlu şimdi yarın herkes kahve fincanı, kitap, kedi, camdan akan su gibi şeylerle kendince kombinasyon yapıp atar.
devamını gör...
nerelisin diyen tip
tanışma faslında, genelde yönelttiğim soruların başında yer alır. karşınızdaki kişiyi daha fazla tanımış oluyorsunuz, sohbeti ilerletiyorsunuz. tabii bunun yanında soru soruyu, konu konuyu açıyor. adam kayırmakla bir ilgisi yok.
devamını gör...
plasebo etkisi
her şeyin kafamızda başlayıp yine kafamızda bittiğini gösteren durumdur.
devamını gör...
sevgilisine tektaş alamayan erkek
tırnakları sökülüp, dişleri çekilip, üzerine benzin döküp yakılası erkektir. tamam sakinim, biraz fazla abarttım sanırım. sevgilisine tektaş almak istemeyen veya alacak maddi imkanı olmayan erkektir.
devamını gör...
samsung vs iphone
samsung'un hayatımdaki tek yararı iphone'un gerçekten muazzam bir marka olması farkındalığını kazandırmasıdır.
devamını gör...
sözlükten birine ismini vermeden bir şey söyle
durduk yere, alakasız bir yazar seçince daha eğlenceli hale geleceğini düşündüğüm başlık. hmm.. düşünüyorum.. buldum!
sayın yazar,
en sevdiğim yazar değilsiniz ama bir liste yapsaydım sanırım ilk 10'a girerdiniz. etkileşimimiz oldukça düşük ama zaman zaman profilinize uğrayıp baştan sona okuyorum. çünkü biriktirip okuduğumda daha keyifli oluyor. akışta rastladığımızda beğeniyorum ama onun dışında ayak izlerimi bırakmadan profilinize uğrayıp ayrılıyorum.
sayın yazar,
en sevdiğim yazar değilsiniz ama bir liste yapsaydım sanırım ilk 10'a girerdiniz. etkileşimimiz oldukça düşük ama zaman zaman profilinize uğrayıp baştan sona okuyorum. çünkü biriktirip okuduğumda daha keyifli oluyor. akışta rastladığımızda beğeniyorum ama onun dışında ayak izlerimi bırakmadan profilinize uğrayıp ayrılıyorum.
devamını gör...
günün sözü
devamını gör...
avrupalı erkek vs türk erkeği
amacım genelleme yapmak değildir. bu başlığa (bkz: avrupalı kız ile türk kızı arasındaki farklar) tepki olarak açılmış bir başlıktır.
avrupa'daki gece 1 de yolda karşı cinsini görmeyi tuhaf karşılayan bir erkek yoktur ama bizde görünce "yolluya bak" şeklinde çirkin tabirler kullanan, laf atan, rahatsızlık verip işi tacize vardırabilecek bir kitle mevcuttur.
avrupalı bir erkek evlenme kararı verirken karakter uyumu, güzel vakit geçirebilme gibi durumları önemser. kimi türk erkekleri ise kendisi cinsel ilişki konusunda aşırı deneyimli olsa dahi kızın bekaretini ve maharetlerini sorgular.
avrupalı erkek ilişkisinde kıyafete, arkadaşlıklara vb karışmak gibi baskılar kurmak yerine karşı cinse özgür alan tanıyıp saygı duyar. bazı kendini bilmez türk erkekleri ise kendisini kadının koruyucusu ve sahibi olarak görmek ister.
avrupa'daki gece 1 de yolda karşı cinsini görmeyi tuhaf karşılayan bir erkek yoktur ama bizde görünce "yolluya bak" şeklinde çirkin tabirler kullanan, laf atan, rahatsızlık verip işi tacize vardırabilecek bir kitle mevcuttur.
avrupalı bir erkek evlenme kararı verirken karakter uyumu, güzel vakit geçirebilme gibi durumları önemser. kimi türk erkekleri ise kendisi cinsel ilişki konusunda aşırı deneyimli olsa dahi kızın bekaretini ve maharetlerini sorgular.
avrupalı erkek ilişkisinde kıyafete, arkadaşlıklara vb karışmak gibi baskılar kurmak yerine karşı cinse özgür alan tanıyıp saygı duyar. bazı kendini bilmez türk erkekleri ise kendisini kadının koruyucusu ve sahibi olarak görmek ister.
devamını gör...
kamp yapmak
pek konforlu sayılmayan ama sabah çadırdan çıkıldığında doğanın mis gibi kokusu, kuşların cıvıl cıvıl ötüşü, hele bir de yanında bir akarsu/göl varsa huzur orgazmı yaşatabilecek aktivite. bayılırız.
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
deniz, kum, güneş çiğdem, boyoz, deniz börülcesi, kumru, kısacası memleket.
devamını gör...
auschwitz
1940'larda hitler'in nazi ordusu tarafından insanların hapsedilip öldürüldüğü (bkz: polonya)'da bulunan toplama kampı. 1.1 milyon insanın öldürüldüğü toplama kampında hayatta kalmayı başaranlar 27 ocak 1945'te sovyet birlikleri tarafından kurtarılmıştı.
devamını gör...
tavla terimleri
pençüse, severler güzeli gençüse.*
devamını gör...
netflix almak yerine internetten film izleyen insan
düzenli film izlemeyen insandır. arada sırada bir film izlemek için ücret ödemeye ne gerek var diye düşünüyordur .
devamını gör...
ben hep haklıyım insanı
annelerdir efenim. evet sen haklısın dediğini hiç duydunuz mu? evet, o terliği boşa fırlattım kusura bakma dediğine de şahit olmamışsınızdır. her koşulda her şartta haklı konumundadırlar. şaşmaz.
devamını gör...
g.o.r.a.
50 kere de izlesem, tüm replikleri ezberlesem de halen sıkılmadan izleyebiliyorum, yüzümde bir tebessüm bırakabiliyor. cem yılmaz'ın belki de bir daha asla aynı kaliteyi yakalayamayacağı yapıtı.
devamını gör...

