oksijen tüketicisi ve karbondioksit üreticisi
devamını gör...

yaklaşık olarak 15 yıl önce dini reddedip katıldığım etkinlik sanıyorum ki. bunun nedeni günümüzde bariz bir şekilde; insanların din üzerine okumaya yaparak değil de, dindar olduklarını söyleyen kesimden gördükleri sonucu oluşu bir miktar üzücüdür.
devamını gör...

eduardo galeano kitabıdır.

bir sepetin içinde yokuş aşağı yuvarlanan yumurtalar gibi bir hayat yaşıyoruz bütün dünya insanları olarak. kırılıp kırılmayacağımız tamamen talihe kalmış olsa da kırılma ihtimalimiz çok yüksek. yine de bir şekilde kendini hile, düzen ve desise ile kendini sağlama alan yumurtalar da var.

tepetaklak bir dünyada yaşıyoruz bu dünyanın zavallı ve yalnız sakinleri olarak. her şey olmaması gerektiği gibi, hiçbir şey olması gerektiği gibi değil. iyilikle kötülük yer değiştirmiş sanki. tüm melekler şeytana secde etmekte sanki.

okullar bizi eğitimle bu eşitsizliklerden uzak tutmak için uğraşması gerekirken bu sarsıntılara daha çok fay kırarak yardımcı oluyor. eğitim, cehaletimizi artırmaktan başka bir işe yaramıyor. eğitim aldıkça beynimiz kıvrımlarını kaybediyor.

zamanın ruhu, okurların koruyucu azizi, çok kitaplı peygamber eduardo galeano bizim için yeni bir eğitim imkanı sunuyor. bizi tersine dünya okuluna davet ediyor. bilinçlenmemiz için bize tersine öyküler anlatıyor ve biz bir kez daha tepetaklak olarak aslında olmamız gereken konuma geliyoruz sanki.
devamını gör...

maalesef hâlâ geçerliliğini koruyan bir yanılsama. kadınlar sadece uĝruna şiir yazılan, yazdıran özne olabilirmiş gibi?

gülten akın kim o zaman polis mi?
devamını gör...

insanın yalnızlığı bile başkası(öteki) varken anlamlı.
ne kadar yalnızlığı seversek sevelim ancak 'eve döndüğümüzde' anlam kazanır bu yalnızlık sevgisi.

derler ya hani çekip gidesim var ormana diye. orman, ancak ormandan döndüğümüzde anlamlı olur. biri sonsuza kadar orada kalırsa yalnız demeyiz ona, deli deriz. deli'nin ne olduğu ise ayrıdır. belki de yalnızca kendi normlarımıza uymayana deli diyoruzdur.
devamını gör...

yapay zekanın değerlendiği çağda iş bulma ihtimalini artıran bir olay.
devamını gör...

glass ceilling.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.

diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
devamını gör...

beni karambole getiren mod bey*.
yardımsever, kibar, az laf çok iş felsefesini benimsemiş, şu sıralar aşırı yoğun olduğunu düşündüğüm, sözlüğün çalışkan atom karıncası.
sevgiler ve saygılar karambol bey.
devamını gör...

camouflage - the great commandment



bu da klibini çok sevdiğim bir şarkı:

devamını gör...

şöyle karşılanması gereken kargo;
devamını gör...

neredeyse mantıklı bulacağım soru. dalıp gittim bi an.
devamını gör...

bölüme dair söylenecek her şey söylendi zaten. o değil de sözlükçe ismini, cismini, nickini bilmediğimiz birine sesi sayesinde vurulduk.
devamını gör...

elde dokunan, yüzde yüz koyun yününden yapılan, kullandıkça değeri artan bir yörük halısı. balıkesir sındırgı ile özdeşleşmiş halılar desen motifleri ile orta asya'dan göç eden yörüklerin kültür ve hikayelerini yansıtıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bay ve bayan kelimeleri birer hitap şeklidir. cinsiyet belirtmekte kullanılmaz. kullanılsa da doğru değildir.

bay, bakar mısınız? diye bir cümle kuramıyorsanız, bayan, bakar mısınız? diye bir cümle kurmaya çalışmak doğru değildir.

bir kaç örnek:
türkiye kadınlar basketbol ligi,
kadın reyonu- erkek reyonu,
kadın wc- erkek wc,
kadın öğretmen, doktor vb.

8 mart dünya bayanlar günü diye bir gün yok, 8 mart kadınlar günü vardır.

kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü
devamını gör...

birincisi, akademi ödülü kazanmış 15 haziran 1994 yılında gösterime giren walt disney pictures yapımı bir animasyon filmidir.

walt disney animasyon klasiklerin 32. filmidir.

hikâye, william shakespeare in hamlet oyununun, afrika'da insansı hayvanların krallık yerinde geçen, hem hüzünlü hem heyecanlı maceralaralarına evrilmesidir. komik diyaloglar, neşeli şarkılar ile daha da keyifli hale getirilmiştir.

1995 yılında ortaokullu olan erkek kardeşimle sinemada izlemiştim. daha sonra cdsini aldık, 4 yaşında iken oğlumla izledik defalarca. çoğu sahneyi ezbere bilirim. simba'nın babası öldüğü zaman oğlum çok ağlamıştı.

filmde aklımdan çıkmayan hakuna matata şarkısı arada dilime dolanır.
hakuna matata geçmez bu moda
üzülme sakın her şeye hayatta
dertsizlik demek bu felsefe
hakuna matata


film çocuk filmi diye bilinir ama içeriği yetişkinlerin yaşadığı hayat ile doludur.
hasis akrabalar, suçluluk yaşayan ergen, eş seçimi vb.

suçluluk psikolojisi üzerine bakışı ile babasının ihtişamı ile mücadele edemeyen çözümü tüm hayatından kaçmakta bulan ergenlerin de kendini arayabileceği ve çıkışı bulabileceği bir animasyon filmidir.

arkadaşlığın nelere kadir olabileceğinin sese görüntüye bürünmüş halidir.

hayatın nefes aldıkça mücadeleye değer olduğunun keyifli kanıtıdır.

alanında hatta tüm alanlarda en iyi olan animasyondur.

psikolojiye iyi eden filmler kategorisinde en başta yer alabilecek filmdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mustafa kemal bu coğrafyanın yetiştirdiği en önemli değerlerden birisidir. saygıyı ziyadesi ile hak eder.

misal kemalist olmayan zatı alimin saygı duyduğu insanlar listesinin başını çeker.

içinde bulunduğu koşulları, yapmaya çalıştıklarını analiz ettiğimde gördüğüm şey mevcut donanım ve karakterimle, onun yaptıklarının, cesaret ettiklerinin yanına yaklaşamayacak olmamdır. evvela ona saygı duymamak kişinin kendinden bihaber olması demektir.

mustafa kemale saygı duymamak kanaatimce boş özgüvendir. bir şeyleri ispatlama çabasıdır. buna egosal tiripte diyebiliriz. ha sevmek zorunda değilsiniz. bu işin başka boyutu.

yazar arkadaşın söylediklerine gelince, o konuda kendisine hak veriyorum. mustafa kemal bugünün türkiyesinde, sevenleri tarafından dahi en az anlaşılan liderdir.

misal 12 eylül faşist askeri cuntasının ortaya koyduğu atatürkçülük kavramının peşine takılıp gitmişlerdir. böylece kemalizm tabirini bile farklı algılamaya başlamışlardır. chf kurultaylarına, konuşmalarına, kadro hareketine vs şimdi giremeyeceğim ( zira ufaklıkla oyun oynamam lazım. babalık vazifeleri her şeyin önünde) ama yanılgılar silsilesine en güzel örnektir.

ez cümle; bu topraklarda mustafa kemal'in abartılmasına gerek yoktur. asıl mesele sevenleri tarafından bile hakkının verilmemesidir.

hakkını veriniz yeter.

ek not: bir yazar arkadaş, başka bir siyasî liderden dem vurmuş. yapmayın etmeyin. mustafa kemal bu kıyaslara sokulmaz. o farklı bir tarihi şahsiyet. değerine halel getirirsiniz.
devamını gör...

bir hüsnü arkan romanıdır.

hüsnü arkan hayranlık duyduğum bir müzisyendi her zaman. hala da öyledir ama sanırım artık yazar olarak daha çok seviyorum ben hüsnü arkan’ı.

ölü kelebeklerin dansını okuduğumda varmıştım bu konuya. sanki benim olmasından korktuğum şeyleri anlatıyordu yazar bu romanda. öldükten sonra ne olacak sorusunu sormadım kendime. umurumda da değil doğrusunu söylemek gerekirse. ama beni korkutan ya şu an ölüysem? ve bu içinde yaşadığım yer ölümden sonra gidilen o sonsuzluksa?

bir gün ölürsem, yani belki de dirilirsem size bir önceki alemde ne yaptığımı, ne gördüğümü anlatmak isterim. kelebeğin rüyasının kafa karıştıran etkisini şu an bile derinden hissediyorum. umarım dönüş yolunda kaybolmam.

ama eğer geri dönersem haldun gibi yapmayanı planlıyorum ben de. ölümümün ya da dönüşümün on altıncı gününde size bir tanım yazacağım ve her şeyi anlatacağım. siz gelmeyin ve dönmeyin diye.

bugün on üçüncü gün ve ben sabırla beklerken ölü kelebeklerle dans ediyorum.

c’est la vie!
devamını gör...

emre aydın'ın odası.
devamını gör...

yıl olmuş 20... şarkıyı hala dinleyenler.
devamını gör...

cehennemden
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim