sonu hüsranla biten şeylerden biridir, hiç gerek yok.
devamını gör...

çoğu erkek bakarız'ı diline pelesenk etmesine rağmen, bizde durumlar farklı..."bakarız", her şeye hemen hayır diyen eşime öğrettiğim kelimedir. çünkü hemen hayır deyip biraz düşününce evet der, o yüzden bakarız demesi daha mantıklıdır kanımca.
devamını gör...

beklentilere ve babadan babaya değişecek durum. bizim ilişkimiz yeterliden yana iyi denebilir. konuşacak bir şey varsa konuşulur çözülür sonra yine bakarsın işine
ne diye tartışacaksın ki babanla. üstüne düşen görevleri yerine getirince hiçbir sorun kalmaz bence*
devamını gör...

maalesef içinde bulunamadığım yazar grubudur. bir türlü bırakamıyorum sosyal medyayı ama eskiye nazaran oldukça azalttım, buna da şükür.
devamını gör...

"seni mavi gökyüzünden daha çok istiyorum."
(bkz: weathering with you)
devamını gör...

prometheus sağlam heykeltıraşmış. şu balçık işinde de bayağı bayağı ustalaşmış. derler ki, beyzade boş zamanlarında oturup, insan ve hayvan figürleri yaparmış, sonrada bunlara ruh üflermiş. hani bilinen bir fıkra var ya, tam da o misal! balçık katmış, göz yaşı katmış, ruh katmış insan yapmış. işin içine göz yaşını niye karıştırmış orası muamma. belki de insanoğlunun sulu gözlü olmasının tek müsebbibi prometheus'tur. neyse asıl mevzu şu; prometheus içince biraz sapıtan bir abimizmiş. yani haddini hududunu pek bilmiyormuş. alkol abimizi fena çarpıyormuş. sen titan çocuğu da olsan, bu meret şişede durduğu gibi durmuyor. ağzınla içemiyorsan uzak duracaksın. her ne kadar zeus'a pabucunu ters giydirecek zekaya bile sahip olsan alkolizm adamı bitiriyor işte.

günlerden bir gün dionysos elinde birkaç şişe köpek öldüren ile dayanmış prometheus'un kapısına. gel demiş içelim güzelleşelim. bizim ateş hırsızı kayıtsız kalamamış bu davete. balıklama atlamış hemen, icabetin kralını yapmış. bak işte insan hayret ediyor, birader gelen zaten şarap tanrısı zıkkımın kökünü bile içse arkadaşı çarpmaz. sen onunla niye aynı masaya oturursun? azıcık aklı selim ol değil mi? yok işte, içmiş de içmiş. içtikçe de sapıtmış. dionysos gidince de oturmuş heykellerin başına. eh o kafa ile yapılan heykellerden kime ne hayır gelecek. gelmemişte zaten. insan denen kusurlu varlığın bütün arazlarının sebebi procan'ın alkol düşkünlüğü. ayık kafa ile yapsaymış bizi böylede illet yaratıklar olmazdık herhalde. titan çocuğu da olsan, meslek ahlakına sahip değilsen yarattığın yıkımlar büyük oluyor. sonra lunapark yakan manyaklarla aynı havayı solumak zorunda kalıyoruz. iyi halt etmişsin procan aferin sana!
devamını gör...

kış günlerimin vazgeçilmesi.bol tarçınlı ve çok sıcak olmalı.
devamını gör...

çok sık yaptığım bir eylemmiş. ablamın dediğine göre her seferinde işime gelmeyen soruya ''abla git başımdan'' diye cevap veriyormuşum. canım ben.

ha bir de kendi kahkahama uyandığım olmuştu.
devamını gör...

bahar geldiğinde mi ben böyle olurum?
yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar?
devamını gör...

programın saatinde yeni bir düzenlemeye giderseniz çok güzel olacak. zira ben genelde o saatteki yayınları ya kaçırıyorum ya da sonuna yetişiyorum.*

şöyle saatler 22:00'yi gösterse, bizde marullarımızı hazırlasak rahatça programı dinlesek güzel olurdu.

hepinize iyi yayınlar dilerim.
devamını gör...

hiç dokunulmamış bir karış yüksekliğindeki kardan bembeyaz bir düzlükte, hafif dipten gelen kıtırt sesleri ile ayak izlerinizden bir yol çizip ilerlemek en güzel olanıdır.
devamını gör...

akp sivas milletvekili semiha ekinci, twitter hesabından afganistan'da çekilmiş bir fotoğrafı türkiye diye paylaştı. 20 yıl önce 20 yıl sonra diyerek rte’nin de etiketlendiği bu muazzam üç kağıtçılık çabası takdire şayan elbette. kendi kitleleri ile rte’nin bir tutulması ise , semiha hanımın bizzat parti liderini de ülkesini tanımayan bir lider olduğunu düşündürmektedir.
aynen devam, beraber yürüyorsunuz bu yollarda.beraber yürüdük biz bu yollarda
devamını gör...

dalton trumbo'nun hem romanını yazıp, hem de filmini yönettiği johnny got his gun adlı eserinde, 1. dünya savaşında feci şekilde yaralanan bir gencin yaşadıkları anlatılır.

metallica'nın one isimli şarkısının ilham kaynağı ise bu kitapta olan aşağıdaki pasajdır:


"how could a man lose as much of himself as i have and still live? when a man buys a lottery ticket you never expect him to win because it's a million to one shot. but if he does win, you'll believe it because one in a million still leaves one. ıf i'd read about a guy like me in the paper ı wouldn't believe it, cos it's a million to one. but a million to (b: one always leaves one. i'd never expect it to happen to me because the odds of it happening are a million to one. but a million to one always leaves one. one." )


şarkının sözlerinde geçen şu kısımda, özellikle kitaba birebir gönderme yapılır:

darkness imprisoning me, all that i see, absolute horror
i cannot live, i cannot die, trapped in myself, body my holding cell
landmine has taken my sight, taken my speech, taken my hearing
taken my arms, taken my legs, taken my soul, left me with life in hell.


metallica konserlerinin master of puppets ile birlikte vazgeçilmezidir. bu şarkı için sahnede özel dev ekranlar kurulur ve şarkı aşağıdaki gibi başlar. başlangıcında duyulan sesler seyirciyi zaten havaya sokmaya yeterlidir.



ilham aldığı kitap için bkz: #403403
devamını gör...

babannemdir. "siz önden gidin ben şuralara bi bakayım" der. sanırsın hazine aramaya gidiyor. yemlik, kuzu kulağı ve zibilyon çeşit otu yolar getirir. hem toplarken keyif alır hem de eve götürüp bol sirkeli su da beklettiği otları yemeyi de ayrı bir sever.
devamını gör...

anlamak için 5 kere okuduğum başlık.
devamını gör...

yazan erkek çünkü.
devamını gör...

istanbul medipol üniversitesinde doçent olarak çalışan alanı finans olan bir hocadır. bankacılık ve finans ile ilgili kitapları vardır ve anlatım olarak beğendiğim bir akademisyendir.
devamını gör...

gerçekle hayali ayırmama olmuş muydu olmamış mıydı ikileminde bırakır insanı.
devamını gör...

sabah uyandım, tek gözüm açık, elimde telefon. önce interneti açtığım anda yağan bildirimlere şöyle bi göz attım, sonra kafa’ya girip takip butonuna bastım, var mı bişiler? okuyam da okurken ayılam, yok. beni aniden ayıltacak bir şey yok, okurken hafif hafif dikkatimi uyarıp da zihnimi uyandıracak bir şey de yok. çıktım, instagram’da kedi köpek fotoğrafı baktım. tamam tamam, keşfetime güzel güzel kızlar da düşüyor, onlara da baktım. neyse. twitter? meh. sabah sabah algılayamayacağım kadar çok meme var. organ olan değil fesatî, anadolu ellerinde caps diye bilinen şey işte. yok, kalkayım en iyisi.

tuvalete gittim. yüzümü yıkarken güneş aklıma geldi. allah allah ne kadar da beklenmedik bir enişte öpüşü bu, güneş ne alaka? tamam sık sık okuyorum hatta vaktim olduğunda gerilere gerilere gidip önceleri yazdıklarını da ama, ben daha yeni uyanıyorum. ayılmaya çalışan zihnimde güneş ne arıyor? geri sar, şu filmi makinist geri sar…

yeşilevham… nickaltı girmiş güneş’e, okumuşum gözucuyla. herkes gibi onun da, herkes gibi benim de ilk zamanlarda düştüğümüz hatayı birilerinin tekrarlamasından dem vurmuş. zihnim oradan çekmiş güneş'i meğerse. uyanmaya çalışırken oyun hamuru gibi oluyor beyin, yakalayamıyosun bi türlü.

neyse. güneş, naber? ben pek nickaltı girmem, bu da böyle bir yanımdır ama bi yandan da bu da böyle bir anımdır. sabah sabah zihnimde ne işin var? neyse, uyandım. şaka elbet, zihnimde sana ve yazdıklarına yer açmaktan keyif duyuyorum, bundandır ki zaten okuyorum.

- hitabı özneden al, kitleye geri ver.

“ben cesur değilim onun kadar” demişti nickaltımda kendileri bir gün, yazdıklarıma gönderme yaparak. düşüncelerimizin hızına yetişememe konusunda ne kadar haklıysa, bu çıkarımında da bi o kadar yanılıyordu. kendisinin yalın, olduğu gibi, doğal ve içten, samimi üslubunun yanında benim üstü bol bol kapalı, çokça göndermeli ve çokça katmanlı yazım tarzıma dair nasıl böyle bir yorumda bulundu o zaman da anlam verememiştim, şimdi de veremiyorum. aslında ben bu ortama, onun kadar net ve açık şekilde yazmaya gelmiştim ama başaramadım. sonuç, yazdıklarımın yüzde yüzünü benim, yüzde doksan beşini tek bir kişinin anlayabildiği, kalanınınsa yüzde ellilerde dans ettiği bir konuma getirdi beni. olsun varsın. yani güneş, senin yazma konusundaki açıklığın beni döver, böyle de devam et lütfen.

2000 karakter nickaltı mı olur? oldu valla ve yine valla, kısa kestim. sörry.
devamını gör...

mersinin en büyük ilçesidir. tarihi mö yıllara dayanan şehirde dini ve kültürel bir çok tarihi yer bulunmaktadır. birçok ünlü insanın ayak bastığı, doğduğu, yaşadığı bir yerdir. türkiye'de ilk elektrik bu şehirde kullanılmaya başlanmıştır. (sanırım o yüzdendir ki elektrikleri sık sık bakım adıyla kesilmektedir.) şehrin ekonomik olarak geçimi çoğunluk tarım ve onun etrafında gelişen sanayisidir. ayrıca organize sanayisi mevcuttur.
yerel halkı türk ve yerel araplardan oluşur. ancak son yıllarda düzensiz göçler alarak, fazla olan çeşitlilik daha da artmıştır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim