anabasis
diğer adıyla onbinlerin dönüşü adlı kitap / günce.
yazarı sokrates'in öğrencisi olan ksenophon'dur, kitapta o dönem ve şu an bildiğimiz anadolu insanı hakkındaki benzerlikler beni en fazla şaşırtan konu olmuştur.
ari çokona çevirisi okunabilecek en güzel halidir.
yazarı sokrates'in öğrencisi olan ksenophon'dur, kitapta o dönem ve şu an bildiğimiz anadolu insanı hakkındaki benzerlikler beni en fazla şaşırtan konu olmuştur.
ari çokona çevirisi okunabilecek en güzel halidir.
devamını gör...
alternatif akım
alternatif akım , zamana bağlı periyodik bir şekilde genliği ve yönü değişen elektriksel akımdır.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
evet değerli okuryazarlar gün geçmiyor ki, sözlükte düzenlenmesi planlanan satranç turnuvası ile ilgili yeni skandallar patlak vermesin. büyük bir emek ve özveri ile turnuvayı düzenlemeye çalışan yazarların, kafasının attığına dair söylentiler kulağımıza gelmiş ve yaşanan gelişmeler ziyadesiyle hepimizi üzmüştür. özellikle 0330 mahlaslı yazarımızın an itibarı ile bir elinde şah diğer elinde tahta ve kafasında huni ile gezmeye başladığına dair duyumlar aldık. yazarın; ''arkadaş eni topu bir kaç oyun oynayacağız asgari katılma şartı anaokulu mezunu olmak neden böyle yapıyorsunuz?'' diyerek sözlük sokaklarında bağırarak gezmesi ise cabası. kendisini bu şekilde görenler sözlük kolluk kuvvetlerine haber vermiş olsalar da, kimseye zararının dokunmaması, sadece kendisini paralaması nedeniyle hakkında herhangi bir cezai işlem başlatılmadı.
muhabirimizin 0330'a neden böyle davranıyorsunuz şeklindeki sorusunu yazar şu şekilde cevapladı;
''ne şekilde? hangi şekilde? bende şekil mi kaldı? bak kafamda huni var. sen bir kere onun farkında mısın? huni diyorum. ben bunu niye taktım? var mı fikrin? yok tabi! olmaz. olsa zaten bana bu soruyu sormazsın. ha sordun diyelim, böyle yanıt alırsın. artı ben sana şu anda yanıt dahi vermiyorum. ya bak arkadaş hicligindansi ve hidano'ya söyledim. siz bu deneme oyunlarında neden filleri alıp alıp kaçıyorsunuz? diye defalarca sordum. ayıp değil mi dedim? ne deseler beğenirsin? akıllarına dumbo geliyormuş. o filciği çok seviyorlarmış, dayanamıyorlarmış. sonra sayılar sayılar sayılar... hata verince ben suçlu oluyorum. sonra bu adam niye kafasına huni taktı değil mi? değil işte sorma sen bana böyle soru sorma!'' diyerek muhabirimizin olay yerinden usulca ayrılmasına sebep oldu diyecekken, peşinden koşarak muhabirimizi tekrar yakalamış.
''hooop! sordun bir dinle. madem sordun dinleyeceksin! bitmedi ki daha! bak bir sürü oyuncu var. hepsi bir garip, üzerime sağdan soldan çullanıyorlar. bir kırgın papatya var mesela. mahlasını görünce kırılgandır bu dedim. bunu yenerim dedim. nereye yeniyorsun? kırık sayılar atlası oldum. kendimi kandırılmış hissediyorum. sen ne yaptın bana arkadaş dedim? yugo faülü yapmış. o dedim basketbolda olur. ayıp dedim mahlasından utan dedim. ama sıkıntı bende yugo saldırısı yapana bile efendiliğimizi bozmuyoruz. anlıyor musun?''
muhabirimiz bu ikinci dalga ile birlikte iyice sarsılmış ancak habercilik görevini yerine getirmeye çalışarak kafasını sallamış.
''ha işte anca kafa sallarsın! sen benim buralarda neler çektiğimi bilmiyorsun. bak bu huni var ya bu huni öyle kolay kazanılmıyor. devrin var mesela, tamam iyi oyuncusun arkadaş da, güzel güzel oynarken niye mat ediyorsun! hadi mat ettin elimi sıkarken bana niye devrin daim olsun deyip, benimle kafa buluyorsun. yahu emek var burada emek! ben burada bu turnuva düzenlensin diye kanguruya yumruk atan adam'dan yumruk yemişim, adam bana kanguru muamelesi yapmış ha bende buna mukabil kendisine kafa atmışım, ortalık birbirine girmiş, kaleler vezirler havada uçuşmuş ödeşmişiz. ama bunlar hep emeğin kıymetinin bilinmemesi yüzünden oluyor. bak hafız var misal dedim hafız bir iki oku beni rahatlat, şu oyunu sakince oynayayım. neymiş efendim sekülerleşmiş, okuyamazmış, durumu yokmuş. benim var sanki? bir baksana şu halime kafamda huni var adam bana durumum yok diyor. e ne dersin sen buna? söylesene?''
-ne derim?
''işte sen hiç bir şey diyemezsin, ben derim! dedim de, al dedim şu piyonları kenarda oyna. dinledi mi? dinlemedi! sıkıntı burada zaten. sakal bırakıyorum dinletemiyorum. sinek kaydı traş oluyorum yine dinletemiyorum. beni bunlar delirtti! evet... evet.... sayılarrrrr!''
ha dur asıl meseleye gelemedim. mahsun bakışlı delikanlı var bir tane. bak bu da beni mahlası ile kandırdı. kıyamadım adama, öyle mahzun mahzun bakıyor. delikanlı adam şimdi bunu yenersin adamın gururu incinir yapmayalım şöyle şeyler diyorum kendi kendime. ne oldu? adamın içinden canvarar çıktı. 1-2-3 mat! hoppala tekrar sayılar sayılar sayılar... güreşe doymuyorum sayın basın emekçisi anladın değil mi?''
-anladım efendim.
''efendiler götürsün seni ne anladın yahu? bak sabahtan beri sana ne diyorum? sen anca anladım de, evet de, başını emme basma tulumba gibi salla. bak izmir marşıyla uğurlatacaksın bana kendini. bir dinle hele! önce dinlemeyi öğren. beni kesip durma! gitarist diye bir arkadaş var. 2 bira aldım gittim deneme turnuvasına. dedim bir iki bir şey tıngırdatır keyfimiz yerine gelir. çalamazmış! çalma! çokta ihtiyacımız var sanki. satranç oynuyoruz biz zaten burada ama o mahlasla gelirsen beklentiler değişiyor. benim değişti. sağ olsun ama sonra yumuşadı. çalmaya başladı. vals yaptırdı bana resmen. meğer viyana açılışı mıymış neymiş onu yapmış, punduna getirmiş beni. bende müzik eşliğinde dans edip bira yudumluyorum. sabır! ya sabır! görüyorsun değil mi?''
-görüyorum lakin bence bu röportaj yeterli sayın 0330
''yeterli mi? kime göre? sana göre! niye çünkü algı yaratacaksınız. benim üzerime oynayıp, olmayan şeyleri haber yapacaksınız. yemem ben bunları. o yüzden her şeyi ayrıntısı ile anlatacağım, sende dinleyeceksin. nevermid var misal. rahat adam. hani sinirleri alınmış derler ya öyle gibi sanki, yani emin değilim ama öyle olması lazım. bir boş vermişlik, bir umursamazlık falan. dedim bak bu benim kafadan herhalde. bununla anlaşırız. sıkıntı olmaz. ama oldu! niye oldu peki? adam beni de boş verdi. elimde boş tahta ile kalakaldım. yahu bir iki piyon bırak değil mi? yok tahta tertemiz. hiç taş yok üzerinde, yani hiç taş yok derken benim taşım yok. ahanda bak elimde o tahta. sonra bu adam niye tahta ile geziyor? neyle gezeyim koltuk altıma tavla mı alıp gezeyim. tahta verdiler elimize onunla geziyoruz. ya ne yapacaktık?''
-ne yapacaktınız?
''sabır yahu! bak seni tosbağaya şikayet ederim. attırırım seni işten adam gibi soru sor. benim asaplarımın, sinirlerimin yerlerini mütemadiyen değiştirip durma. beynimde çok fazla sinir stres değişimine yol açıyorsun.''
tamam sayın 0330. ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?
''var bir sürü var. ama bir röportaj daha yapacağız orada anlatacağım! anlaştık mı?''
elbette
''hah şöyle ya haberci olun biraz. bak biz adam yemiyoruz. gelin oynayın şu maçları ben oynuyorum başıma gelmeyen kalmadı. fedakarlıkta bir yere kadar. ha bir de yeneceğim birilerini kayıt ettirin şu oyuna. yoldaşı çağırın mesela ben onu yenerim kesin!''
röportaj notu: ayaküstü gerçekleşen bu röportajı yayınlayıp, yayınlamamak konusunda çok kararsız kaldık lakin, yazarların kendini ifade edebilmesi ve sözlük ahalisinin olanları bilmesi açısından yayınlanmasını uygun bulduk.
açık, mert korkusuz kafa sözlük haber ajansı özel röportajını okudunuz.
sürç-i lisan ettiysek af ola!
muhabirimizin 0330'a neden böyle davranıyorsunuz şeklindeki sorusunu yazar şu şekilde cevapladı;
''ne şekilde? hangi şekilde? bende şekil mi kaldı? bak kafamda huni var. sen bir kere onun farkında mısın? huni diyorum. ben bunu niye taktım? var mı fikrin? yok tabi! olmaz. olsa zaten bana bu soruyu sormazsın. ha sordun diyelim, böyle yanıt alırsın. artı ben sana şu anda yanıt dahi vermiyorum. ya bak arkadaş hicligindansi ve hidano'ya söyledim. siz bu deneme oyunlarında neden filleri alıp alıp kaçıyorsunuz? diye defalarca sordum. ayıp değil mi dedim? ne deseler beğenirsin? akıllarına dumbo geliyormuş. o filciği çok seviyorlarmış, dayanamıyorlarmış. sonra sayılar sayılar sayılar... hata verince ben suçlu oluyorum. sonra bu adam niye kafasına huni taktı değil mi? değil işte sorma sen bana böyle soru sorma!'' diyerek muhabirimizin olay yerinden usulca ayrılmasına sebep oldu diyecekken, peşinden koşarak muhabirimizi tekrar yakalamış.
''hooop! sordun bir dinle. madem sordun dinleyeceksin! bitmedi ki daha! bak bir sürü oyuncu var. hepsi bir garip, üzerime sağdan soldan çullanıyorlar. bir kırgın papatya var mesela. mahlasını görünce kırılgandır bu dedim. bunu yenerim dedim. nereye yeniyorsun? kırık sayılar atlası oldum. kendimi kandırılmış hissediyorum. sen ne yaptın bana arkadaş dedim? yugo faülü yapmış. o dedim basketbolda olur. ayıp dedim mahlasından utan dedim. ama sıkıntı bende yugo saldırısı yapana bile efendiliğimizi bozmuyoruz. anlıyor musun?''
muhabirimiz bu ikinci dalga ile birlikte iyice sarsılmış ancak habercilik görevini yerine getirmeye çalışarak kafasını sallamış.
''ha işte anca kafa sallarsın! sen benim buralarda neler çektiğimi bilmiyorsun. bak bu huni var ya bu huni öyle kolay kazanılmıyor. devrin var mesela, tamam iyi oyuncusun arkadaş da, güzel güzel oynarken niye mat ediyorsun! hadi mat ettin elimi sıkarken bana niye devrin daim olsun deyip, benimle kafa buluyorsun. yahu emek var burada emek! ben burada bu turnuva düzenlensin diye kanguruya yumruk atan adam'dan yumruk yemişim, adam bana kanguru muamelesi yapmış ha bende buna mukabil kendisine kafa atmışım, ortalık birbirine girmiş, kaleler vezirler havada uçuşmuş ödeşmişiz. ama bunlar hep emeğin kıymetinin bilinmemesi yüzünden oluyor. bak hafız var misal dedim hafız bir iki oku beni rahatlat, şu oyunu sakince oynayayım. neymiş efendim sekülerleşmiş, okuyamazmış, durumu yokmuş. benim var sanki? bir baksana şu halime kafamda huni var adam bana durumum yok diyor. e ne dersin sen buna? söylesene?''
-ne derim?
''işte sen hiç bir şey diyemezsin, ben derim! dedim de, al dedim şu piyonları kenarda oyna. dinledi mi? dinlemedi! sıkıntı burada zaten. sakal bırakıyorum dinletemiyorum. sinek kaydı traş oluyorum yine dinletemiyorum. beni bunlar delirtti! evet... evet.... sayılarrrrr!''
ha dur asıl meseleye gelemedim. mahsun bakışlı delikanlı var bir tane. bak bu da beni mahlası ile kandırdı. kıyamadım adama, öyle mahzun mahzun bakıyor. delikanlı adam şimdi bunu yenersin adamın gururu incinir yapmayalım şöyle şeyler diyorum kendi kendime. ne oldu? adamın içinden canvarar çıktı. 1-2-3 mat! hoppala tekrar sayılar sayılar sayılar... güreşe doymuyorum sayın basın emekçisi anladın değil mi?''
-anladım efendim.
''efendiler götürsün seni ne anladın yahu? bak sabahtan beri sana ne diyorum? sen anca anladım de, evet de, başını emme basma tulumba gibi salla. bak izmir marşıyla uğurlatacaksın bana kendini. bir dinle hele! önce dinlemeyi öğren. beni kesip durma! gitarist diye bir arkadaş var. 2 bira aldım gittim deneme turnuvasına. dedim bir iki bir şey tıngırdatır keyfimiz yerine gelir. çalamazmış! çalma! çokta ihtiyacımız var sanki. satranç oynuyoruz biz zaten burada ama o mahlasla gelirsen beklentiler değişiyor. benim değişti. sağ olsun ama sonra yumuşadı. çalmaya başladı. vals yaptırdı bana resmen. meğer viyana açılışı mıymış neymiş onu yapmış, punduna getirmiş beni. bende müzik eşliğinde dans edip bira yudumluyorum. sabır! ya sabır! görüyorsun değil mi?''
-görüyorum lakin bence bu röportaj yeterli sayın 0330
''yeterli mi? kime göre? sana göre! niye çünkü algı yaratacaksınız. benim üzerime oynayıp, olmayan şeyleri haber yapacaksınız. yemem ben bunları. o yüzden her şeyi ayrıntısı ile anlatacağım, sende dinleyeceksin. nevermid var misal. rahat adam. hani sinirleri alınmış derler ya öyle gibi sanki, yani emin değilim ama öyle olması lazım. bir boş vermişlik, bir umursamazlık falan. dedim bak bu benim kafadan herhalde. bununla anlaşırız. sıkıntı olmaz. ama oldu! niye oldu peki? adam beni de boş verdi. elimde boş tahta ile kalakaldım. yahu bir iki piyon bırak değil mi? yok tahta tertemiz. hiç taş yok üzerinde, yani hiç taş yok derken benim taşım yok. ahanda bak elimde o tahta. sonra bu adam niye tahta ile geziyor? neyle gezeyim koltuk altıma tavla mı alıp gezeyim. tahta verdiler elimize onunla geziyoruz. ya ne yapacaktık?''
-ne yapacaktınız?
''sabır yahu! bak seni tosbağaya şikayet ederim. attırırım seni işten adam gibi soru sor. benim asaplarımın, sinirlerimin yerlerini mütemadiyen değiştirip durma. beynimde çok fazla sinir stres değişimine yol açıyorsun.''
tamam sayın 0330. ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?
''var bir sürü var. ama bir röportaj daha yapacağız orada anlatacağım! anlaştık mı?''
elbette
''hah şöyle ya haberci olun biraz. bak biz adam yemiyoruz. gelin oynayın şu maçları ben oynuyorum başıma gelmeyen kalmadı. fedakarlıkta bir yere kadar. ha bir de yeneceğim birilerini kayıt ettirin şu oyuna. yoldaşı çağırın mesela ben onu yenerim kesin!''
röportaj notu: ayaküstü gerçekleşen bu röportajı yayınlayıp, yayınlamamak konusunda çok kararsız kaldık lakin, yazarların kendini ifade edebilmesi ve sözlük ahalisinin olanları bilmesi açısından yayınlanmasını uygun bulduk.
açık, mert korkusuz kafa sözlük haber ajansı özel röportajını okudunuz.
sürç-i lisan ettiysek af ola!
devamını gör...
yumurtalı ekmek
nedense bir türlü sevemediğim yiyecektir.
ara sıra yerim ama genelde midem bulanır.
ara sıra yerim ama genelde midem bulanır.
devamını gör...
babali
çok değerli tanımlar giren yazar büyüğümdür, takipteyiz efendim.
nice güzel tanımlara...
nice güzel tanımlara...
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
kokoreç.
devamını gör...
hıçkıra hıçkıra ağlamak
çok ağladım bugün.
çok.
bi sürü.
hiçbiri gözlerimden silinmeyecek.
çok.
bi sürü.
hiçbiri gözlerimden silinmeyecek.
devamını gör...
the lord of the portakals
#471918 sözlük sinemasına yeni yapımların kazandırılması elzem. emek veren herkesin şimdiden eline sağlık.
elbette melisho sözlük sinemasının ilk örneğini vererek tarihe geçmiştir lakin ardıllarını da bekliyoruz.
7. sanatın sözlükteki yükselişi hepimizi ziyadesi ile memnun eder. yalnız bütçelerinizi iyi ayarlayın, sonra ben sanat filmi yaptım siz anlamadınız diye üzerimize fular fırlatmayın. *
elbette melisho sözlük sinemasının ilk örneğini vererek tarihe geçmiştir lakin ardıllarını da bekliyoruz.
7. sanatın sözlükteki yükselişi hepimizi ziyadesi ile memnun eder. yalnız bütçelerinizi iyi ayarlayın, sonra ben sanat filmi yaptım siz anlamadınız diye üzerimize fular fırlatmayın. *
devamını gör...
seri artı oy veren yazarlar uçurulsun kampanyası
yazmaya devam etsinler diye yavaş internetimizle elimizden geldiği kadar beğenemeye çalışıyoruz hepi topu yazan bir avuç insanı.
onu da uçurma be ermolettin!
onu da uçurma be ermolettin!
devamını gör...
spin-off
(bkz: better call saul (dizi))
devamını gör...
hermann'la dorothea
johann wolfgang von goethe tarafından yazılmış eser. dilimize hermann ile dorothea olarak çevrilmiştir. her bölüm ismini yunan ilham perilerinden alıyor. goethe, dönemin şartlarını bir aşk hikayesini merkeze alarak aktarıyor. hermann karakterinin babası tarafından yalnızca istediklerini gerçekleştirecek ve kendisinin hayal ettiği gibi yaşaması gereken bir figür olarak görülmesi bana günümüzdeki aile yapısını anımsattı. yetişkinler çocukları için doğru olduğunu umdukları bir yol çiziyor ve hayatları boyunca bu yolda yürümeleri için onları zorluyorlar. peki ya ne faydası var bunun? kendi hatalarını yapmadıktan sonra başkalarının doğruları ne denli mutlu edebilir insanı? okurken sorguladığımız şeylerden yalnızca biri bu.
dönemin olaylarını ve toplum yapısını ustaca kaleme almış goethe, burjuvazinin kült eseri bile diyebiliriz hatta. klasik bir zengin-fakir ilişkisini konu aldığı düşünülse bile ve üzerine inşa edildiği konu ne kadar basit duruyor olsada; karakterlerin iç dünyası, dönemin güncel olayları ve büyüleyici bir anlatım ile üst düzey bir eser. goethe kelimelerle adeta dans etmiş, dil konusundaki tüm ustalığını konuşturmuş. bu eseri ortaya koyarken goethe'nin niyeti, eski destanı ve eski yunan altılık ölçüsünü alman şiiri için verimli kılmaktı özünde. schiller, wilhelm von humboldt ve hegel bu eserin edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olduğunu dile getirmiştir.recai bilgin çevirisini önerebilirim, elbette o büyülü anlatım tam olarak çevrilemez ama yine de mümkün olan en iyi işi çıkarmış recai bilgin.
--- alıntı ---
"ja, mir hat es der geist gesagt, und im innersten busen / regt sich mut und begier, dem vaterlande zu leben / und zu sterben und andern ein würdiges beispiel zu geben.“ (hermann, s. 27)
--- alıntı ---
dönemin olaylarını ve toplum yapısını ustaca kaleme almış goethe, burjuvazinin kült eseri bile diyebiliriz hatta. klasik bir zengin-fakir ilişkisini konu aldığı düşünülse bile ve üzerine inşa edildiği konu ne kadar basit duruyor olsada; karakterlerin iç dünyası, dönemin güncel olayları ve büyüleyici bir anlatım ile üst düzey bir eser. goethe kelimelerle adeta dans etmiş, dil konusundaki tüm ustalığını konuşturmuş. bu eseri ortaya koyarken goethe'nin niyeti, eski destanı ve eski yunan altılık ölçüsünü alman şiiri için verimli kılmaktı özünde. schiller, wilhelm von humboldt ve hegel bu eserin edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olduğunu dile getirmiştir.recai bilgin çevirisini önerebilirim, elbette o büyülü anlatım tam olarak çevrilemez ama yine de mümkün olan en iyi işi çıkarmış recai bilgin.
--- alıntı ---
"ja, mir hat es der geist gesagt, und im innersten busen / regt sich mut und begier, dem vaterlande zu leben / und zu sterben und andern ein würdiges beispiel zu geben.“ (hermann, s. 27)
--- alıntı ---
devamını gör...
kadınların kadın gibi davranmama meselesi
kadının başlık sahibinin istediği gibi (bkz: şuh) davranması sonucu bu toplumda kadına verilen sıfatları yazsam buradan köye yol olur.*
yani biraz da gerçekler var. hem dışarıda size muhittin abi gibi görünen kadın içeride olması gerektiği kişiye şuhtur belki? ne bileceksiniz? hem zaten siz değil misiniz kadını dışarıda, mutfakta, yatakta, avm’de, otobüste bilmem nerede şöyle böyle olsun diye programlayan. size bir haber vereyim, biz komutla çalışmıyoruz beyler üzgünüm.
yani biraz da gerçekler var. hem dışarıda size muhittin abi gibi görünen kadın içeride olması gerektiği kişiye şuhtur belki? ne bileceksiniz? hem zaten siz değil misiniz kadını dışarıda, mutfakta, yatakta, avm’de, otobüste bilmem nerede şöyle böyle olsun diye programlayan. size bir haber vereyim, biz komutla çalışmıyoruz beyler üzgünüm.
devamını gör...
jessie j
son zamanlarda yaşadığı sağlık sorunları sebebiyle bir kulağında işitme kaybı ve hareket kabiliyetinde azalma olduğunu söylemiş. bu sebepten dolayı uzun süre şarkı söylemeye ara vermiş ingiliz şarkıcı.
devamını gör...
kısa şiirler
ağlasam sesimi duyar mısınız,
mısralarımda;
dokunabilir misiniz,
gözyaşlarıma, ellerinizle?
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.
bir yer var, biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum.
(bkz: orhan veli kanık)
mısralarımda;
dokunabilir misiniz,
gözyaşlarıma, ellerinizle?
bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
bu derde düşmeden önce.
bir yer var, biliyorum;
her şeyi söylemek mümkün;
epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum.
(bkz: orhan veli kanık)
devamını gör...
stendhal
rus edebiyatında oldukça etkili olan fransız yazardır.hatta tolstoy , eğer stendhal parma manastırı'nı yazmamış olsaydı ,kendisinin savaş ve barışı şu anki haliyle asla kaleme alamayacağını söylemiştir.
devamını gör...
yaşıtlarla aynı yaşta olmamak
onlar gençliklerinin baharındayken siz çoktan son düzlüğe girmişsinizdir bile, kimsenin haberi yoktur.
devamını gör...
testiküler feminizasyon
komplet androjen insensitivitesi olarak da bilinir.
maternal x'e bağlı resesif geçer.androjen reseptörünü kodlayan gende defekt vardır.
karyotipi 46 xy'dir.
gonad testistir ancak genellikle inguinal kanalda ya da batın içindedir.
iç genitaller gelişmemiştir, dış genitaller dişi yapıdadır ve meme gelişimi mevcuttur.
normogonadotropik primer amenoreiktir(adet görememe) ancak ekzojen hormon kullanımı ile kanama oluşmaz ve bu hastalarda y kromozomu bulunduğu için gonadoktemi pubertal gelişim tamamlandığında yapılmalıdır.
maternal x'e bağlı resesif geçer.androjen reseptörünü kodlayan gende defekt vardır.
karyotipi 46 xy'dir.
gonad testistir ancak genellikle inguinal kanalda ya da batın içindedir.
iç genitaller gelişmemiştir, dış genitaller dişi yapıdadır ve meme gelişimi mevcuttur.
normogonadotropik primer amenoreiktir(adet görememe) ancak ekzojen hormon kullanımı ile kanama oluşmaz ve bu hastalarda y kromozomu bulunduğu için gonadoktemi pubertal gelişim tamamlandığında yapılmalıdır.
devamını gör...
kitap okumakta zorlananlara tavsiyeler
zorlamayın
zamanı gelmemiştir
gelince o sizi bulur.
zamanı gelmemiştir
gelince o sizi bulur.
devamını gör...
psy active
kafa iznine çıkmasına üzüldüğüm yazarımızdır. neden gittin ki şimdi, yapılır mı bize bu?
devamını gör...
tutunamayanlar
bir gün bu kitaba başlarken araştırma yapıyorsanız ve bu tanımı okuyorsanız lütfen beni iyi dinleyin.
bu kitap öyle hadi okuyayım denilebilecek bir kitap değildir biraz alışkanlığınız olması gerekir.
sürükleyici bir roman değildir arada sırada denk gelen şiirlerle mektuplarla kafanız karışabilir.
kitabı çekici hale getiren hiç bir şeyi yoktur üstelik 700 sayfadır.
ama amasına gelirsek bu kitap bir başyapıttır.
şaka yapmıyorum bu kitabın şifreleri vardır üzerine düşünülmüş bir matematiği vardır.
bu kitap ayrıca türkiye'yi anlatan bir filmdir.
toplumsal analizdir.
hayata ayak uyduramamaktır.
içinde geçen alıntıları yaşadıysanız hıçkıra hıçkıra ağlamaktır.
bu kitap başucu değil ayakucu kitabıdır üstüne basıp tırmanırsınız.
bu kitap o kadar inanılmazdır ki onu anlatmaya çalışırken kitapla ilgili anlatacak hiç bir şey bulamamaktır.
okuyup aptal ya alt tarafı bir kitap ne anlatmışsın diyebilirsiniz.
evet aptalım ama bu kitap alt tarafı bir kitap değil.
bu kitap öyle hadi okuyayım denilebilecek bir kitap değildir biraz alışkanlığınız olması gerekir.
sürükleyici bir roman değildir arada sırada denk gelen şiirlerle mektuplarla kafanız karışabilir.
kitabı çekici hale getiren hiç bir şeyi yoktur üstelik 700 sayfadır.
ama amasına gelirsek bu kitap bir başyapıttır.
şaka yapmıyorum bu kitabın şifreleri vardır üzerine düşünülmüş bir matematiği vardır.
bu kitap ayrıca türkiye'yi anlatan bir filmdir.
toplumsal analizdir.
hayata ayak uyduramamaktır.
içinde geçen alıntıları yaşadıysanız hıçkıra hıçkıra ağlamaktır.
bu kitap başucu değil ayakucu kitabıdır üstüne basıp tırmanırsınız.
bu kitap o kadar inanılmazdır ki onu anlatmaya çalışırken kitapla ilgili anlatacak hiç bir şey bulamamaktır.
okuyup aptal ya alt tarafı bir kitap ne anlatmışsın diyebilirsiniz.
evet aptalım ama bu kitap alt tarafı bir kitap değil.
devamını gör...