üniversitemi dünya gözüyle görmek.
devamını gör...

hileli başlıktır. başlığı açan yazar 56. sayfasının 3. satırını yazmak istediği kitabı yanına alıp başlığı öyle açmıştır.* diğer yazarlar ise gerçekten en yakınlarındaki kitabın 56. sayfasının 3. satırını yazmışlardır. *

*
devamını gör...

müzikalinin efsane olduğu fakat kitabıyla karşılaştırılamayacağı, mükemmel bir victor hugo eseri.
devamını gör...

öncelikle düzeltilmelidir ki onlar cumhuriyet savcısıdır.
zamansız ve temelsiz; hak edilmeden elde edilen her makam, ünvan, yetki, şöhret kişinin bozulmasına ve bununla beraber yanlış davranmasına sebep olur. ben bunun, insanın doğasında olduğunu düşünüyorum. bu durumu sadece cumhuriyet savcılarına indirgersek oldukça sığ bir alanda konuşmuş oluruz.
bu yüzden, burada konuşulması gereken konunun, kişinin alanında yetkin olmadan yetkili konumuna nasıl geldiğini konuşmak olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

bir hitap seklidir. bazi anne babalar cocuguna “yavrum” diye hitap ederken, bazi insanlar bazi insanlara sevgi gosterimleri olarak da “yavrum” derler.
“yavru” kelimesi argo olarak kullanildiginda “guzel, alimli genc kiz” anlaminda da kullaniliyormus, * o zaman “yavrum” demek de bir argo ve “guzelim” anlaminda kullaniliyor olabilir diye dusunuyorum.
devamını gör...

tanımıyordum etmiyordum ama tanımak etmek, aktarmak sadece sözle yazıyla olmaz. duygu, his; sesle, hatta susmayla, duraklamayla ve titremeyle de aktarılır. hepimize aktardı, paylaşsak da malesef yüklerini omuzlarından alamayacağımız acısını. ama yine de umarım bi nebze de olsa iyi gelmiştir ona paylaşmak, belki birkaç dakika da olsa, saniye bile yeter.

ayrıca paylaştığı çok güzel şarkının, bilmediğim oldukça güzel yorumu için de teşekkür ederim. sana verebileceğim iyi bir dileğim yok, çünkü biliyorum iyi dileklerin çok da bir anlamı yok. ama seni hissediyor ve anlıyorum.

...
devamını gör...

bu parantezleri, allah kendisi mi koyuyor? merak ettiğim ayet.
devamını gör...

mor ve otesi'nin 2008 yilinda eurovision'a katildigi ve 7.sirada tamamladigi sarkisi.
devamını gör...

acilen "üzülme ya boynu altında kalsın onun." demesi gereken psikologtur.
devamını gör...

"ışık, parıltı, ateş" anlamına gelen sözcüktür aynı zamanda bir kadın ismidir.
devamını gör...

yorucudur. insanı tüketir.
devamını gör...

ben de diyordum ki olmayan paramla ne yapsam?
devamını gör...

bilimsel adı kryptopterus bicirrhis olan bu balıklar glass catfish olarak da bilinir ve siluridae familyasına aittir.

barışçıl bir balık türü oldukları için “biz hem kediyiz, hem de balığız” diye kedilere mesaj vermişlerdir. ne olur ne olmaz diye saydam bir görüntü çizip “bak bizde et yok, sadece kılçık var, dişinin kovuğuna yetmeyiz” demişlerdir. kedilerin uykuya daldığı karanlığı severler. doğal yaşam alanları güneydoğu asya (hindistan, endonezya ve borneo) olan bu balıklar yaklaşık olarak 15 cm boyundadır. bu sevimli balıkların başı yukarda, kuyruğu aşağıda kendine özgü bir yüzme biçimi vardır.
devamını gör...

kirazın ekşi kardeşidir.

hani doğa zıtlıklardan oluşur deriz ya, iyi-kötü, güzel-çirkin,ekşi-tatlı… bu iki kardeşin zıtlıkları da böyle. kiraz ağacıyla da çok benzerler birbirlerine. bakımı olsun, çiçeklenme mevsimi olsun ve hatta meyvesinin görüntüsü olsun. ama olay hangi ara ekşimeye geldi bilinmez; kirazı kıskanıp da kendisini mi ekşitti bilinmez*.
devamını gör...

''internet çağındayız amma nazar'a hala inanıyoruz, illümünati desteği olmadan var olamazdık'' subliminalini aldım*.
devamını gör...

sonuna kadar haklı olduklarını düşünüyorum ben de.
biz çocukluğumuzda bile olsa ortalama bir ülkede yaşamanın rahatlığını tadabildik. onlar ne çocukluğunda, ne gençliğinde bu rahatlığa eriştiler -ve bu gidişle- ne de yetişkinliklerinde erişebilecekler.
maalesef özellikle baby boomers ve x kuşağı onlara bu muhteşem (!) ülkeyi bıraktı. şu an yapabileceğimiz tek şey onları rahat bırakıp en azından öfkelerini kusmalarına izin vermek.
devamını gör...

ulan ayı deyin..
cevap: haaa...
devamını gör...

sabahtan akşama kadar hayatımı yazıyorum. sonrada yazdıklarımı oynuyorum sahneye çıkıp.
devamını gör...

bu şehire aşina olanların bildiği kurallardır.

*kadıköy boğa heykelinde buluşacaksanız asla heykelin yanında durmamalısınız. iki tarafta heykeli gören bir yere geçer ve orada birbirlerini görüp buluşurlar.

*kadıköy, taksim, beşiktaş tarzı insanların kalabalık olduğu yerlerde mutant tipli bir ayakkabı boyacısı size yaklaşıp ayakkabınızı "içinden geldiği için" boyamak istiyorsa boyatmayın. para alana kadar bırakmaz.

*sahilde elinde tavşan olan garip birisini görürseniz uzaklaşın. tavşanı sevdiğiniz için sizden para isteyebilir.

*çok kısa vaktinizi alabilir miyim? diye soran birine asla var demeyin. sizden ya para istiyordur ya da dolaylı yoldan para istiyordur.

*bildiğiniz bir ürünü farklı bir yerden alacaksanız ya da bilmediğiniz bir ürünü yine aşina olmadığınız bir yerden alacaksanız "bu ne kadar?" gibi bir soru sormayın. az çok fiyatını biliyorsanız; "bunun fiyatı şu muydu?" ya da "bu ne kadardı?" gibi bildiğinizi varsayan şekilde sorun. yoksa iki katı fiyatına kitlerler.

*moda sahile giderken 2 bira mı alsam 3 mü? diye düşünmeyin. 3 alın.

*maç günleri olabildiğince yer üstü ulaşımdan uzak durun.

*bir yerde robocop gibi polisler görürseniz orada ya bir olay olmuştur ya da olacaktır ona göre hazırlıklı olun.

*karşıdan karşıya geçerken minibüsçü ve taksilere güvenmeyin. yavaşlamazlar.

*sarı dolmuşlara biner binmez (ilk duraktan biniyorsanız) şoför koltukta yoksa şoför geldiğinde hemen parayı uzatmayın özellikle arkada oturuyorsanız. çünkü öndeki de henüz uzatmamıştır ve uyuz olur. fakat bana ne diyorsanız devam edin.

*otobüse ilk bindiğinizde bir yer boşaldıysa daha siz binerken hemen geçip oraya oturmayın. sizden önce ayakta olanların oturmasını bekleyin. bu aslında çok basit, yazılı olmayan bir görgü kuralı fakat çoğu öküz buna uymaz. siz öküz olmayın.

*dükkanın önünde sığır gibi bağıran gıda işletmelerine girmeyin. hem yemekleri kötüdür hem de çomarlardır.

*kampanya yazan her hangi bir şeyden uzak durun.

*fazla akbili olan var mı? sorusuna kayıtsız kalmayın. yarın sizin ki bitecek. az insan olun.

*minibüse (özellikle sabah) asla ama asla 200 tl vermeyin.

*otobüse at sokmayın. çünkü sığmazlar. binin.

*taksim'e gitmeyin. oranın istanbul ile bir alakası kalmadı.

*galata kulesi ve kız kulesi tamamen overrated'dır. boşuna gitmeyin.

*midyeci ahmet overrated.

*taksiye biniyorsanız kesinlikle ama kesinlikle telefondan harita açın. çünkü asla gidecekleri yeri bilmezler. geçen gün kadıköy'de bir taksici "ortaköy neredeydi? mecidiyeköy'ün altı mı?" dedi. 70 iq'larıyla sizi kandırmaya çalışırlar. bir de asla bilmiyorsanız bile gideceğiniz yeri biliyormuş gibi bir hava takının.

*bilmediğiniz bir yere gidiyorsunuz ve minibüçüye söylediniz. o size hatırlatacağını söyledi diye güvenmeyin. yolculardan birine sorun daha sorumlu hissederler kendilerini. minibüsçüye kaldıysanız da shrek gibi minibüsçüyü delirtene kadar defalarca sorun. geldik mieeeee?

*bir şeyin önünde sıra varsa sosyal medyada popüler olmuştur ve yüzeysel bir yerdir. asla oraya girmeyin. sıraya da girmeyin komik gözüküyor.

*adalarda'ki faytonlara asla binmeyin.

*tanımadığınız insanlara asla güvenmeyin. her bok çıkabilir.

*birisi yolunuzu kesip "yanlış anlama dilenci değilim" ile cümleye giriş yapıyorsa sinyalcidir. bu da dilenci olduğunu gösterir. çelişki dolu insanlarla muhattap olmayın.

*yürürken önünüze bakın malak gibi yürümeyin her yer insan.

*anadolu yakasında e5 yakayı sosyoekonomik olarak bıçak gibi ikiye böler. 500 metrede çevrenizin nasıl değiştiğine şaşırırsınız. gezilecek, gidilecek yerler sahile bakan taraftadır. oturulacak yerlerde tabii ki. paranız yeterse...

*dudullu'ya gitmeyin.

*yağmurlu günlerde kaldırımın yola bakan tarafından yürümeyin.

*kimseyle gereksiz muhabbete girmeyin deli dolu.

*bir deli görürseniz de sizin de deli olduğunuzu ona hissettirin. tırsak durmayın. ağzınıza sıçar.

*arabanız varsa başkasının evinin önüne park etmeyin. olay çıkar.

*kadıköy rıhtım tarafında yemek yemeyin. çok sarhoş değilseniz :)

*gece içtikten sonra ayık 24'e gidebilirsiniz. çorbaları güzeldir. (lokasyon kadıköy)

*karaköy'deki hipster kafelere gitmeyin. bohem adı altında özenti dolu leş gibi bir ortamda bir çay ve tatlıya 50 tl verip götünüze baka baka çıkarsınız.

* her yerden benzin almayın.

*sahilde bisiklet yolundan yürümeyin. üsküdar'dakine bakmayın o göstermelik. orada asla bisiklete binmeyin. hatta üsküdar'a gitmeyin bile bence.

*marmaray'da, sirkeci'de indiyseniz asla merdivenleri kullanmayın. khazad-dumgibi kazmışlar. asansörü kullanın.

*öğleden sonra simit alacaksanız asla "simitler taze geldi, akşam simidi" gibi teranelere inanmayın. yok öyle bir şey.

*kadıköy osmanağa camiinin oradaki durakların arkasında oturmayın. orada hep sapık amcalar oturur.

*aynı şekilde semtin yabancısıysanız haldun taner'in çaprazındaki tuvaletin olduğu parktan geçecekseniz olabildiğince hızlıca geçin. haldun taner yanındaki heykelin yanındaki parkta da oturmayın.

*içip içip sokaklara işemeyin diyecem ama yapacaksınız.
devamını gör...

norveççe olan bu kelime, aşık olmaya başlayınca hissedilen mutluluk anlamına geliyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim