suriyelileri istemeyen tipler
ulan kendi vatandaşım aç neden isteyeyim? bu kadar cevabı net olan soru mu olur? aynı ülke vatandaşlarım her gün intihar etsin elin suriyeliside sigortasız yevmiyeyle şekline baksın!
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
bir kopegim daha oldu ve sagligimla ilgili guzel bi gelisme yasandi. sevgili denilen sahis artik olmadigi icin geldim sozluge yaziyorum. napim otuz yasindaki adam gidim babama baba mutlu oldum mu diyeyim, bizim ailelerde olmaz boyle seyler. zaten anlasamam kendisiyle. seni seviyorum diyebileceginiz biri varsa kiymetini bilin.
devamını gör...
yata yata para kazanılan meslekler
dışarıdan ''yata yata para kazanıyor'' gibi gözükse de elbette her mesleğin kendine göre bir zorluğu vardır.
tanım: cevabı boş küme olan başlıktır.
tanım: cevabı boş küme olan başlıktır.
devamını gör...
açıköğretimden üniversite okumak
örgün eğitimde okuma imkanı olmayanlar için güzel bir fırsat. günümüzde her yere bir şeyler mezunu isteyen iş yerleri için güzel imkan. ha genelde mezun olunca iş-miş bulamazsınız ama zaten örgün okuyan da bulamıyor.
pandemi döneminde zaten sınavların da online yapılması sebebiyle havada karada dersleri geçebilirsiniz.
pandemi döneminde zaten sınavların da online yapılması sebebiyle havada karada dersleri geçebilirsiniz.
devamını gör...
felsefenin bireye olan faydaları
özgür düşünce: kendini özgürce ifade edebilme yetisine hakim olmanı sağlar.
çok yönlü bakış açısı kazandırma. sürekli irdeleyen bir insan düşünün. şimdi de başka şüpheci birini düşünelim. her biri bir konu hakkında farklı şeyler düşünecektir. farklı yerlere takılacaktır her takıldığında başka yerler keşfedecektir. bir olay ve durum karşısında her önüne çıkanı düşünüp genel bir bakış açısı kazanılması sağlanacaktır. bu durum önsezi yeteneğini geliştirir. bir nevi durumlar karşısında doğru karar verme yetisidir bu. hayat kurtarır başını beladan kurtarabilirsin.
felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır.
platon'un bu sözüyle yola çıkarsak; her birimiz kendi kendine yetebilen insanlar olabiliriz. bilinçli, doğru karar veren bir birey olma çabası yersiz midir?
önsezi kısmı beni felsefi düşünmeye daha çok itiyor diyebilirim. kahin olmak kim istemez? böyle bir güç elimizde yokken yaratabilir miyiz ona yaklaşabilir miyiz sorusu gelir aklıma. bir sonraki durumu kestirebilmek bir ayrıcalıktır kanımca. bazılarına 'insan sarrafı' denilir. şimdi böyle yapacak deyip bir sonraki hamlesinde haklı çıkarmak kendini. kendini iyice tanıyıp bir sonraki hareketini ve alabileceğin faydaları kestirebilmek çok mühim mesele.
ilk önce oyunun kurallarını öğrenmelisiniz, sonra da herkesten iyi oynamayı.”
albert einstein
içime dönük yaşarken mutlu olmayı, acıya karşı dayanıklı olmayı, tepkilerimi kontrol edebilmeyi, doğru karar verip uygun seçimler yapmayı istiyorum. bunun için düşmanım olan yüzeyselliği bırakmam gerekecek. ben derinlere girmek için mücadele etmeye çalışırken uzaktan garip sesler gelecek. felsefe yapma! kusura bakma kendim için hayatımı anlamlandırıp, oturtturmam için azıcıkta olsa ucundan tutmalıyım bu işin. ben bakış açımı, tepkilerimi değiştirirsem mutlu olma yoluna girebilirim. her şey dünya'yı ve kendimi daha iyi algılamam için...

denemekte fayda var.*
çok yönlü bakış açısı kazandırma. sürekli irdeleyen bir insan düşünün. şimdi de başka şüpheci birini düşünelim. her biri bir konu hakkında farklı şeyler düşünecektir. farklı yerlere takılacaktır her takıldığında başka yerler keşfedecektir. bir olay ve durum karşısında her önüne çıkanı düşünüp genel bir bakış açısı kazanılması sağlanacaktır. bu durum önsezi yeteneğini geliştirir. bir nevi durumlar karşısında doğru karar verme yetisidir bu. hayat kurtarır başını beladan kurtarabilirsin.
felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır.
platon'un bu sözüyle yola çıkarsak; her birimiz kendi kendine yetebilen insanlar olabiliriz. bilinçli, doğru karar veren bir birey olma çabası yersiz midir?
önsezi kısmı beni felsefi düşünmeye daha çok itiyor diyebilirim. kahin olmak kim istemez? böyle bir güç elimizde yokken yaratabilir miyiz ona yaklaşabilir miyiz sorusu gelir aklıma. bir sonraki durumu kestirebilmek bir ayrıcalıktır kanımca. bazılarına 'insan sarrafı' denilir. şimdi böyle yapacak deyip bir sonraki hamlesinde haklı çıkarmak kendini. kendini iyice tanıyıp bir sonraki hareketini ve alabileceğin faydaları kestirebilmek çok mühim mesele.
ilk önce oyunun kurallarını öğrenmelisiniz, sonra da herkesten iyi oynamayı.”
albert einstein
içime dönük yaşarken mutlu olmayı, acıya karşı dayanıklı olmayı, tepkilerimi kontrol edebilmeyi, doğru karar verip uygun seçimler yapmayı istiyorum. bunun için düşmanım olan yüzeyselliği bırakmam gerekecek. ben derinlere girmek için mücadele etmeye çalışırken uzaktan garip sesler gelecek. felsefe yapma! kusura bakma kendim için hayatımı anlamlandırıp, oturtturmam için azıcıkta olsa ucundan tutmalıyım bu işin. ben bakış açımı, tepkilerimi değiştirirsem mutlu olma yoluna girebilirim. her şey dünya'yı ve kendimi daha iyi algılamam için...

denemekte fayda var.*
devamını gör...
italya
orta avrupa'nın güneyinde, bir çizme biçiminde akdeniz'e uzanan italya yarım adasının üzerinde yer alan ülkedir.
çizme şeklindeki bu yarımadanın hemen burnunda bulunan sicilya ile yarımadanın batısındaki tiren denizinde bulunan sardinya adaları da ülke sınırları içindedir. italya yarım adasının doğusunda akdeniz'in uzantısı olan adriyatik denizi (adriya denizi), güneyinde ise akdeniz ile adriyatik denizi arasında bulunan iyon denizi (iyonya denizi) vardır.
ülke başkenti roma'dır. italya'nın dağlık bir coğrafyası vardır. kuzeyde bir yay biçiminde uzanan alp dağları, italya ile fransa, isviçre, avusturya ve slovenya arasındaki doğal sınırı oluşturur. apennin dağları ülkeyi boydan boya geçerek sicilya adası'nın batısına dek uzanır.
ülkede aynı zamanda birçok sönmüş yanardağ mevcuttur. tarihi pompei şehrinin yıkımına neden olmuş vezüv yanardağı ve etkinliğini halen devam ettiren sicilya adası'ndaki etna yanardağı bunların en ünlüsüdür.
italya'da kuzeyden güneye doğru gidildikçe hem iklim, hem de toplumsal yapı çeşitlilik ve farklılık gösterir. tarımsal üretim, ürün çeşitliliği ve bitki örtüsü açısından zengin bir ülkedir. kuzeyde alp dağları ve apenninler'in etekleri arasında uzanan po ovası, italya'nın en geniş ve en verimli tarım alanıdır. bu alan, po nehri ve kolları tarafından akaçlanır. diğer ovalık alanların geneli kıyı kesimlerdedir.
italya'da kömür yatakları çok az olduğudan yakacak olarak genellikle ormanlardan yararlanılmıştır. bu yüzden ülkedeki orman örtüsü büyük ölçüde seyrelmiş, yabanıl hayvan varlığı da giderek azalmıştır. ülke sınırları içinde çok sayıda göl bulunur. akarsu ve göllerde yaşayan başlıca tatlı su balıkları, alabalık ve mersin balığıdır. ülkeyi çevreleyen denizlerden ise hamsi, sardalya ve orkinos avlanır.
italya'nın güney kesimlerinde tarantula isimli zehirli örümcekler yaşar. italya'da işçilerin yaklaşık dörtte biri tarım alanında çalışır. köylülerin ekseriyeti işledikleri toprağın sahibi değildir; kiraladıkları toprakları ekip biçerler. kiracıların işledikleri topraklardan çıkarılmasına karşı koruma yasaları yürürlüktedir. italya'nın güney kesiminde ve sicilya'da topraklarının başında bulunmayan büyük toprak sahipleri, mülklerini parsellere ayırarak köylülere kiralar ve idaresini kendilerine bağlı kâhyalara bırakırlar. yoksul köylülerin ezilmesine sebep olan bu düzeni bir nebze olsun değiştirmek amacıyla, italyan hükumeti, 1950'den sonra birçok büyük toprak sahibinin toprağını kamulaştırarak tarım işçilerine ve yoksul köylülere dağıtmıştır.
italya, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde avrupa'nın önde gelen ülkesidir. ülkede sanayileşme ise siyasal birliğin sağlandığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. günümüzde mobilyacılık, büro eşyaları, elektrikli ev aletleri, aydınlatma gereçleri, motorlu araçlar, demiryolu ve elektrikli tren donanımı, çimento, tuğla, yapay ipek, deri, pamuklu, yünlü dokuma ülkenin en önemli sanayi kollarını oluşturur. milano, torino, cenova gibi şehirler, ülke sanayisinin yoğunlaştığı yerlerdir. başkent roma, milano ve floransa, dünyanın önde gelen moda merkezleridir. güney italya'daki en önemli endüstri kenti taranto'dur.
gondol şehri venedik cam işçiliği, pisa şehri mermerleri; toskana ve umbria bölgeleri seramikleriyle ünlüdür. bologna, uluslar arası çapta bir eğitim merkezidir. tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve orduların saldırısına uğrayan italya'da, halk en çok romalıların soyundan gelmekle övünür.
tarihte roma imparatorluğu'nun merkezi olan italya, imparatorluğun parçalanmasının ardından önce cermen halklarının, daha sonra da doğu roma imparatorluğu'nun egemenliğine girdi.
orta çağ boyunca çeşitli siyasi çekişmelere sahne olduktan sonra, milano, ceneviz, venedik, pisa, floransa, bologna, napoli, sicilya gibi şehir cumhuriyetlerine ve papalığa ait şehir devletlerine bölündü. bu şehir devletleri, avrupa, asya ve afrika kıtalarında ticaret yapıyor, siyasi ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda belirliyordu. deniz ticaretiyle giderek zenginleşen italyan şehir devletleri, mimarlık, resim, heykel ve edebiyata ilgi göstererek, rönesans hareketinin gelişimini hazırlayan sanat merkezleri durumuna geldi.
xv. yy sonlarına doğru şehir devletlerinin gücü azalmaya başladı. devam eden çağlar boyunca italya'nın yönetimi ispanya, avusturya ve fransa arasında el değiştirdi. xıx. yüzyılın ikinci yarısında italya'da siyasi birlik sağlandı. ama italya, xıx. yy sonlarından xx. yy başlarına kadar sürekli siyasal, ekonomik ve kitlesel bunalımlarla kısa ömürlü hükumetlere sahne oldu. müttefik siyasetinde ve diplomaside uyumsuz bir toplum olan italya, birinci ve ikinci dünya savaşlarına kısmen katılmıştır. xx. yy başlarından itibaren daha iyi bir yaşam kurmak için ülke nüfusunun üçte biri, başta abd olmak üzere çeşitli ülkelere göç etmiştir. ıı. dünya savaşı'nın ardından federal almanya'ya ve isviçre'ye işçi göçü başlamıştır. ülkedeki göç hareketleri, 1960'lı yıllara kadar sürmüştür. ülkedeki bölgesel karşıtlıklar, geçmişten kaynaklanan ekonomik ve kültürel farklılıklar ile siyasal ayrılıkların göstergesidir.
italyan halkının hemen hemen tamamı italyanca konuşur, ama italyancanın ve latincenin bölgeden bölgeye farklılık gösteren diyalektleri de vardır. italyanların büyük çoğunluğu katoliktir.
katolik kilisesinin ve papalığın merkezi olan vatikan, başkent roma'nın batısında bulunan bağımsız bir devlettir.
italya'da vatikan'ın dışında bağımsız veya özerk devlet statüsünde başka din merkezleri de mevcuttur. geçmişte roma uygarlığının, şehir cumhuriyetlerinin, rönesansın beşiği olan italya, zengin bir tarih, kültür, sanat ve mimari birikimine sahiptir.
italyan mutfağı, dünya çapında ünlüdür; italyancada "pasta" denen makarna çeşitleri (özellikle spagetti) zeytinyağlıları, sıcak ve soğuk mezeleri, sosis ve salamları, dondurmaları ve ünlü kahvesi expresso ile oldukça çekici bir mutfaktır.
çizme şeklindeki bu yarımadanın hemen burnunda bulunan sicilya ile yarımadanın batısındaki tiren denizinde bulunan sardinya adaları da ülke sınırları içindedir. italya yarım adasının doğusunda akdeniz'in uzantısı olan adriyatik denizi (adriya denizi), güneyinde ise akdeniz ile adriyatik denizi arasında bulunan iyon denizi (iyonya denizi) vardır.
ülke başkenti roma'dır. italya'nın dağlık bir coğrafyası vardır. kuzeyde bir yay biçiminde uzanan alp dağları, italya ile fransa, isviçre, avusturya ve slovenya arasındaki doğal sınırı oluşturur. apennin dağları ülkeyi boydan boya geçerek sicilya adası'nın batısına dek uzanır.
ülkede aynı zamanda birçok sönmüş yanardağ mevcuttur. tarihi pompei şehrinin yıkımına neden olmuş vezüv yanardağı ve etkinliğini halen devam ettiren sicilya adası'ndaki etna yanardağı bunların en ünlüsüdür.
italya'da kuzeyden güneye doğru gidildikçe hem iklim, hem de toplumsal yapı çeşitlilik ve farklılık gösterir. tarımsal üretim, ürün çeşitliliği ve bitki örtüsü açısından zengin bir ülkedir. kuzeyde alp dağları ve apenninler'in etekleri arasında uzanan po ovası, italya'nın en geniş ve en verimli tarım alanıdır. bu alan, po nehri ve kolları tarafından akaçlanır. diğer ovalık alanların geneli kıyı kesimlerdedir.
italya'da kömür yatakları çok az olduğudan yakacak olarak genellikle ormanlardan yararlanılmıştır. bu yüzden ülkedeki orman örtüsü büyük ölçüde seyrelmiş, yabanıl hayvan varlığı da giderek azalmıştır. ülke sınırları içinde çok sayıda göl bulunur. akarsu ve göllerde yaşayan başlıca tatlı su balıkları, alabalık ve mersin balığıdır. ülkeyi çevreleyen denizlerden ise hamsi, sardalya ve orkinos avlanır.
italya'nın güney kesimlerinde tarantula isimli zehirli örümcekler yaşar. italya'da işçilerin yaklaşık dörtte biri tarım alanında çalışır. köylülerin ekseriyeti işledikleri toprağın sahibi değildir; kiraladıkları toprakları ekip biçerler. kiracıların işledikleri topraklardan çıkarılmasına karşı koruma yasaları yürürlüktedir. italya'nın güney kesiminde ve sicilya'da topraklarının başında bulunmayan büyük toprak sahipleri, mülklerini parsellere ayırarak köylülere kiralar ve idaresini kendilerine bağlı kâhyalara bırakırlar. yoksul köylülerin ezilmesine sebep olan bu düzeni bir nebze olsun değiştirmek amacıyla, italyan hükumeti, 1950'den sonra birçok büyük toprak sahibinin toprağını kamulaştırarak tarım işçilerine ve yoksul köylülere dağıtmıştır.
italya, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde avrupa'nın önde gelen ülkesidir. ülkede sanayileşme ise siyasal birliğin sağlandığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. günümüzde mobilyacılık, büro eşyaları, elektrikli ev aletleri, aydınlatma gereçleri, motorlu araçlar, demiryolu ve elektrikli tren donanımı, çimento, tuğla, yapay ipek, deri, pamuklu, yünlü dokuma ülkenin en önemli sanayi kollarını oluşturur. milano, torino, cenova gibi şehirler, ülke sanayisinin yoğunlaştığı yerlerdir. başkent roma, milano ve floransa, dünyanın önde gelen moda merkezleridir. güney italya'daki en önemli endüstri kenti taranto'dur.
gondol şehri venedik cam işçiliği, pisa şehri mermerleri; toskana ve umbria bölgeleri seramikleriyle ünlüdür. bologna, uluslar arası çapta bir eğitim merkezidir. tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve orduların saldırısına uğrayan italya'da, halk en çok romalıların soyundan gelmekle övünür.
tarihte roma imparatorluğu'nun merkezi olan italya, imparatorluğun parçalanmasının ardından önce cermen halklarının, daha sonra da doğu roma imparatorluğu'nun egemenliğine girdi.
orta çağ boyunca çeşitli siyasi çekişmelere sahne olduktan sonra, milano, ceneviz, venedik, pisa, floransa, bologna, napoli, sicilya gibi şehir cumhuriyetlerine ve papalığa ait şehir devletlerine bölündü. bu şehir devletleri, avrupa, asya ve afrika kıtalarında ticaret yapıyor, siyasi ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda belirliyordu. deniz ticaretiyle giderek zenginleşen italyan şehir devletleri, mimarlık, resim, heykel ve edebiyata ilgi göstererek, rönesans hareketinin gelişimini hazırlayan sanat merkezleri durumuna geldi.
xv. yy sonlarına doğru şehir devletlerinin gücü azalmaya başladı. devam eden çağlar boyunca italya'nın yönetimi ispanya, avusturya ve fransa arasında el değiştirdi. xıx. yüzyılın ikinci yarısında italya'da siyasi birlik sağlandı. ama italya, xıx. yy sonlarından xx. yy başlarına kadar sürekli siyasal, ekonomik ve kitlesel bunalımlarla kısa ömürlü hükumetlere sahne oldu. müttefik siyasetinde ve diplomaside uyumsuz bir toplum olan italya, birinci ve ikinci dünya savaşlarına kısmen katılmıştır. xx. yy başlarından itibaren daha iyi bir yaşam kurmak için ülke nüfusunun üçte biri, başta abd olmak üzere çeşitli ülkelere göç etmiştir. ıı. dünya savaşı'nın ardından federal almanya'ya ve isviçre'ye işçi göçü başlamıştır. ülkedeki göç hareketleri, 1960'lı yıllara kadar sürmüştür. ülkedeki bölgesel karşıtlıklar, geçmişten kaynaklanan ekonomik ve kültürel farklılıklar ile siyasal ayrılıkların göstergesidir.
italyan halkının hemen hemen tamamı italyanca konuşur, ama italyancanın ve latincenin bölgeden bölgeye farklılık gösteren diyalektleri de vardır. italyanların büyük çoğunluğu katoliktir.
katolik kilisesinin ve papalığın merkezi olan vatikan, başkent roma'nın batısında bulunan bağımsız bir devlettir.
italya'da vatikan'ın dışında bağımsız veya özerk devlet statüsünde başka din merkezleri de mevcuttur. geçmişte roma uygarlığının, şehir cumhuriyetlerinin, rönesansın beşiği olan italya, zengin bir tarih, kültür, sanat ve mimari birikimine sahiptir.
italyan mutfağı, dünya çapında ünlüdür; italyancada "pasta" denen makarna çeşitleri (özellikle spagetti) zeytinyağlıları, sıcak ve soğuk mezeleri, sosis ve salamları, dondurmaları ve ünlü kahvesi expresso ile oldukça çekici bir mutfaktır.
devamını gör...
ağlamak için sudan sebepler bulmak
abi haftada 4 5 gün rahat sebep bulurum. hiçbir şey bulamazsam ailemin öldüğünü düşünür kendimi ağlatırım bir çeşit fantezi ya da manyaklık istediğinizi söyleyebilirsiniz..
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
daha önce hiç oynamadım ama yer varsa ben de geleyim.
düzenleme: kaydoldum, kullanıcı adım aynı, ''sulu sepken'' arada boşluk var.
iyi oynayamıyorum muhtemelen ilk etapta eleneceğim bu arada.
düzenleme: kaydoldum, kullanıcı adım aynı, ''sulu sepken'' arada boşluk var.
iyi oynayamıyorum muhtemelen ilk etapta eleneceğim bu arada.
devamını gör...
injustice: gods among us
marvel çizgi roman serisi civil war'a benzetilebilecek bir dc comics yayını. 2013-2016 yıllarında yayınlanmış bu çizgi roman serisi alternatif bir evrende geçiyor. bu evrende superman ailesinin ölümünden joker'i sorumlu tutuyor ve bu konuda aksiyon alıyor ve bir rejim kuruyor. justice league'in yarısı da superman'ı takip ediyorlar. kalan yarısı ise batman'in yanında yer alarak superman'a karşı çıkıyor. ve olaylar gelişiyor.
seri dilimize ''injustice: tanrılar aramızda'' şeklinde çevrildi ve çizgi düşler tarafından basıldı. serinin devamında geround zero, injustice 2 gibi kitaplar da var fakat ilk olarak 5 yıl şeklinde düzenlenmiş bu seriyi okumanızı tavsiye ediyorum. ondan sonra injustice 2'ye geçmeden önce geround zero'lar okunmalı. sonra da seriye devam edilmeli.
*bu öneri kendi fikrim değil, bizzat yayının kitap fuarı standındaki yetkili birinden dinledim.
şahsi fikrim kahraman birliklerinin ayrılmasını okumak hoşunuza gidiyorsa civil war'dan çok daha güzel bir hikayeye , kurguya ve olaylara sahip olduğu yönünde injustice'ın. hem superman'in delirirse neler yapabileceği hem batman'in ne kadar güçlü olabileceğini görürüz bu çizgi romanda. ve ayrılık sadece justice league içinde olmadığı için, diğer dc comics karakterlerini görmek de çizgi romanı ilginçleştirir ve güzelleştirir.
seri dilimize ''injustice: tanrılar aramızda'' şeklinde çevrildi ve çizgi düşler tarafından basıldı. serinin devamında geround zero, injustice 2 gibi kitaplar da var fakat ilk olarak 5 yıl şeklinde düzenlenmiş bu seriyi okumanızı tavsiye ediyorum. ondan sonra injustice 2'ye geçmeden önce geround zero'lar okunmalı. sonra da seriye devam edilmeli.
*bu öneri kendi fikrim değil, bizzat yayının kitap fuarı standındaki yetkili birinden dinledim.
şahsi fikrim kahraman birliklerinin ayrılmasını okumak hoşunuza gidiyorsa civil war'dan çok daha güzel bir hikayeye , kurguya ve olaylara sahip olduğu yönünde injustice'ın. hem superman'in delirirse neler yapabileceği hem batman'in ne kadar güçlü olabileceğini görürüz bu çizgi romanda. ve ayrılık sadece justice league içinde olmadığı için, diğer dc comics karakterlerini görmek de çizgi romanı ilginçleştirir ve güzelleştirir.
devamını gör...
şener şen vs kemal sunal
birbirleri ile oynadığı filmlerde karar veremediğim, bireysel performanslarda şener şen'i seçeceğim versustur. kemal sunal'ı daha çok sevdiğimi de eklemek isterim.
devamını gör...
arthur rimbaud
mahlasıma söz konu olan sembolist fransız ozandır. uzun zaman sonra şiirlerine göz attım. tekrar anladım bu aykırı şairi neden sevdiğimi. rimbaud'u sevmemin en büyük nedeniymiş ona benzediğimi düşünmek.
rimbaud'nunkine benzer bir çocukluk yaşamış gençler, genellikle onun şiirine hayran olurlar, çünkü orada belli belirsiz bir şekilde akraba bir ruh görürler.
beden asla yalan söylemez alice miller
sayfa 55
rimbaud'nunkine benzer bir çocukluk yaşamış gençler, genellikle onun şiirine hayran olurlar, çünkü orada belli belirsiz bir şekilde akraba bir ruh görürler.
beden asla yalan söylemez alice miller
sayfa 55
devamını gör...
çeyrek asrı geride bırakmak
25 yıl!
benim için koskoca bir çeyrek asır geride kaldı. peki bir çeyrek alıp takan oldu mu?
elbette hayır!
25 yaşına girdiğimden beri zihnimde fonda sürekli fenerbahçe marşı çalıyor.
çalıyor ama ,ufacık bir rötuşla;
"maaazimde bir taaarih yataaar,
yaaaşaaa elmaaa kurduuuu!
neee mutlu beni seveneee,
yaaaşaaa elmaaaa kurduuu!"
ben beşiktaşlıyım, fenerbahçe marşı ne alaka, onu hic bilmiyorum.*
ıçimden kendimle dalga geçiyorum tabi. tarihî elma kurdu yoğurtları
1995'ten günümüze, ayni lezzet aynı kalite!
ceyrek asırlık tecrübemizle hizmetinizdeyiz!
yoğurt bizim işimiz, bildiniz özlediğiniz doğallık tam 25 yıldır!
resmen çeyrek asır,marka olsam tarihi bilmem ne diye güven versem yeri var.
1 kilo 750 gram ve 43 santimlik boy ile nur topu gibi...*
tamam tamam o cüsse ile nur topu gibi olamasam da,bir sokak simidi heybeti de vardı hani...
pek de başarılı giriş yapamadığım şu dünyada, daha ilk ayımı dolduramadan banyo yaptırırlarken anne ve babamın ellerinin arasında boğularak ölmüştüm. ne güzel başlamadan bitmisti her şey...
hem babaanneme göre; "ne demişti de doğurmuştu annem beni?" çünkü gaz lambasi camı kadar bir şeymişim.*
derken, köyümüzde selâ verilmiş ,kefenim alınmış ,babamin kucağında mersin'den defin için yola çıktıktan bir müddet sonra tekrar dirildim. çünkü bir hafta sonra girilecek bir şeker komam vardı. ben öyle kimseyi bekletmeyi sevmem.
bu arada buradan kefenimi çarşaf yapip yillarca kullanan anneme selam olsun.
sonra bir kere de derede boğuldum, kıyısından döndüm ölümün ama ölmedim. defalarca şeker komasına "bir arkadaşa bakip çıkacaktım."der gibi girip çıktım.
gelinen noktada tünelin ucu görünmüyor ben de zamanı ergenlik yıllarıma sabitledim.
soran olursa, güzel güneşli günler gelene kadar ben o yıllardayım.
yarın doğum günüm 26 yaşına gireceğim.
kendime bu yıl ki fon müziği olarak da grup vitamin ismail 2'yi hediye ediyorum.
buradan
benim için koskoca bir çeyrek asır geride kaldı. peki bir çeyrek alıp takan oldu mu?
elbette hayır!
25 yaşına girdiğimden beri zihnimde fonda sürekli fenerbahçe marşı çalıyor.
çalıyor ama ,ufacık bir rötuşla;
"maaazimde bir taaarih yataaar,
yaaaşaaa elmaaa kurduuuu!
neee mutlu beni seveneee,
yaaaşaaa elmaaaa kurduuu!"
ben beşiktaşlıyım, fenerbahçe marşı ne alaka, onu hic bilmiyorum.*
ıçimden kendimle dalga geçiyorum tabi. tarihî elma kurdu yoğurtları
1995'ten günümüze, ayni lezzet aynı kalite!
ceyrek asırlık tecrübemizle hizmetinizdeyiz!
yoğurt bizim işimiz, bildiniz özlediğiniz doğallık tam 25 yıldır!
resmen çeyrek asır,marka olsam tarihi bilmem ne diye güven versem yeri var.
1 kilo 750 gram ve 43 santimlik boy ile nur topu gibi...*
tamam tamam o cüsse ile nur topu gibi olamasam da,bir sokak simidi heybeti de vardı hani...
pek de başarılı giriş yapamadığım şu dünyada, daha ilk ayımı dolduramadan banyo yaptırırlarken anne ve babamın ellerinin arasında boğularak ölmüştüm. ne güzel başlamadan bitmisti her şey...
hem babaanneme göre; "ne demişti de doğurmuştu annem beni?" çünkü gaz lambasi camı kadar bir şeymişim.*
derken, köyümüzde selâ verilmiş ,kefenim alınmış ,babamin kucağında mersin'den defin için yola çıktıktan bir müddet sonra tekrar dirildim. çünkü bir hafta sonra girilecek bir şeker komam vardı. ben öyle kimseyi bekletmeyi sevmem.
bu arada buradan kefenimi çarşaf yapip yillarca kullanan anneme selam olsun.
sonra bir kere de derede boğuldum, kıyısından döndüm ölümün ama ölmedim. defalarca şeker komasına "bir arkadaşa bakip çıkacaktım."der gibi girip çıktım.
gelinen noktada tünelin ucu görünmüyor ben de zamanı ergenlik yıllarıma sabitledim.
soran olursa, güzel güneşli günler gelene kadar ben o yıllardayım.
yarın doğum günüm 26 yaşına gireceğim.
kendime bu yıl ki fon müziği olarak da grup vitamin ismail 2'yi hediye ediyorum.
buradan
devamını gör...
muhsin yazıcıoğlu
seni tanıyordum.
elinde silah, komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.
önce ankara'da, sonra istanbul'da ve tüm bir ülkede kana bulamadığın sokak, kahvehane, okul avlusu, fabrika önü kalmamıştı.
ev baskınları yaptın; kör karanlıklarda.
boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı.
bahçelievler' de yedi canıma sen kıydın.
ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.
sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.
16 mart katliamı'nda kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.
1979 kışında, ankara ziraat fakültesi öğrencisi, kayınbiraderim sabit torun'u balgat'ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.
kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.
maraş'ı kana sen buladın.
annelerimizin karnındaki bebeklerimizi katlettin.
bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.
yozgat, çorum ve 93'te sivas'ta yine sen vardın.
bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum, madımak ateşe verildiğinde, "tahrik var" diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.
korkağın tekiydin.
uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
bu yüzden olsa gerek, seni yalnız başına kimse görmedi!
kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.
ardında iş ortağın onca "tosuncuk" varken, hep güvencede hissettin kendini.
bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!
bahçeli de seviyor seni, baykal da, tayyip de, erbakan da.
halen arkan sağlam.
ardından methiyeler düzülüyor!
yazık oldu sana yazık. ölümün böyle olmamalıydı!
ateşe verdiğin o maraş yolu, canını aldı!
çakılıp kaldın bir dağın başına.
beş santim buz tutmuş bedenin.
zavallı ürkek yüreğin donmuş!
üzülmedim.
hiç unutmayacağım; söz!
aklıma faşizm düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım.
orhan aydın
30 mart 2009
elinde silah, komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.
önce ankara'da, sonra istanbul'da ve tüm bir ülkede kana bulamadığın sokak, kahvehane, okul avlusu, fabrika önü kalmamıştı.
ev baskınları yaptın; kör karanlıklarda.
boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı.
bahçelievler' de yedi canıma sen kıydın.
ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.
sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.
16 mart katliamı'nda kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.
1979 kışında, ankara ziraat fakültesi öğrencisi, kayınbiraderim sabit torun'u balgat'ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.
kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.
maraş'ı kana sen buladın.
annelerimizin karnındaki bebeklerimizi katlettin.
bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.
yozgat, çorum ve 93'te sivas'ta yine sen vardın.
bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum, madımak ateşe verildiğinde, "tahrik var" diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.
korkağın tekiydin.
uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
bu yüzden olsa gerek, seni yalnız başına kimse görmedi!
kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.
ardında iş ortağın onca "tosuncuk" varken, hep güvencede hissettin kendini.
bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!
bahçeli de seviyor seni, baykal da, tayyip de, erbakan da.
halen arkan sağlam.
ardından methiyeler düzülüyor!
yazık oldu sana yazık. ölümün böyle olmamalıydı!
ateşe verdiğin o maraş yolu, canını aldı!
çakılıp kaldın bir dağın başına.
beş santim buz tutmuş bedenin.
zavallı ürkek yüreğin donmuş!
üzülmedim.
hiç unutmayacağım; söz!
aklıma faşizm düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım.
orhan aydın
30 mart 2009
devamını gör...
adnan cemgil
1909-2001 yılları arasında yaşamış çevirmen ve öğretmendir. istanbul üniversitesi felsefe bölümü mezunudur. denis diderot, emile zola, honore de balzac, romain rolland gibi isimlerin kitaplarını türkçeleştirmiştir. sinan cemgil'in babasıdır.
devamını gör...
ayşe hatun önal
aynı kişi daha sonra 'kalbe ben' şarkısını çıkarıp bizi şaşırtmıştır. şuanda da güzel bir müzik kariyeri olduğunu düşünüyorum. neyse ilk elin günahı olmaz diyelim.
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
birine kitap hediye etmek..dünyanın en güzel olaylarından biri..kapağı açtıktan sonraki sayfaya not bırakılmışsa,yahut not kağıdına...aşırı mutlu eder böyle şeyler beni.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
tam kapanmanın ilk günü başladı. erken kapandım ben, tez canlıyım. bi önden gideyim size boy vereyim dedim, oy boy boy.
tam kapanacağım sinirim bozuluyor, bir gülme geliyor. turunculu evimde turuncu ani kedi yok. o da kayboldu, nerlerde kim bilir. sahi, turuncu kedilere neden sarı deniyor? turuncu onlar, lütfen dikkat edelim. 'çelen de gitti, oturuyorum evimde. kendime biraz çaydemledim, içiyörüm; çalışıyörüm. bir oğlum olursa adı temmuz değil, üzgünüm üstad, üzgünüm niskat; lem.
tam kapanacağım sinirim bozuluyor, bir gülme geliyor. turunculu evimde turuncu ani kedi yok. o da kayboldu, nerlerde kim bilir. sahi, turuncu kedilere neden sarı deniyor? turuncu onlar, lütfen dikkat edelim. 'çelen de gitti, oturuyorum evimde. kendime biraz çaydemledim, içiyörüm; çalışıyörüm. bir oğlum olursa adı temmuz değil, üzgünüm üstad, üzgünüm niskat; lem.
devamını gör...
anunnakiler
ilk başta çok saçma gelen, fakat biraz araştırma yapılınca insanın kafasını kurcalayan, " lan yoksa..!?!" dedirten hipotez.
şimdi anunnakilerin dünyayı tohumladığını ve burada köle olarak kullanmak üzere bir ırk yarattıklarınına inanılıyor. 12 bin yıllık mumyada kol saati bulunması da bu konuları biraz daha çekici kılıyor. bu güçlü gelişmiş varlıklar, uzak geçmişte dünya’yı terk ettiler; bir gün, dünya’ya döneceklerine söz vererek. tuhaf bir şekilde, dünyanın dört bir yanındaki eski kültürlere bakarsak, "tanrılarının çoğu dünya’yı terk edip bir gün döneceğine söz verdi." şeklinde yazıtlara ulaşırız. bazı araştırmacılara ve yazarlara göre anunnaki, spiritüel uyanışı ve insan bilincinin evrimini hızlandırmak için “yanlış yaptıklarını düzeltmek” amacıyla dünya’ya dönecek.
bazı bilim insanları anunnakilerin bir dönemde dünyaya döneceklerini düşünüyor. sümer mitolojisinde anunnaki, dünya’ya gelen ve sonunda insan ırkını yaratan iyi ve kötü tanrı ve tanrıçalar grubuydu. dünya çapında birçok yazar tarafından anunnakilerin dünyaya gelmiş olduğuyla ilgili sayısız kaynak toplandı. antik bir geçmişte dünyaya gelen anunnakiler, araştırmacılar tarafından uzun bir süreden beri tartışılıyor. varlıkları ve dünya gezegenine gelişleri farklı kültürlerde sayısız metinde işleniyor, ancak bu metinlerin görmezden gelindiği anunnaki araştırmacıları tarafından iddia ediliyor.
bazı afrika kültürlerinde, dünya dışı varlıkların on binlerce yıl boyunca dünya’yı ziyaret ettiğine inanılıyor. örneğin, zulu efsanelerinde yıldızlardan gelen ziyaretçilerin altın ve diğer doğal kaynakları çıkardığını, bu kaynakların çıkarılması için köleler yarattıklarını söylüyor.
bazı kaynaklar bu tanrıların niburu’dan geldiğini söylüyor. asuriler ve babiller gezegeni ‘marduk’ olarak adlandırıyorlar. sümerler, nibiru’da bir yılın dünya’da 3.600 yıla eşdeğer olduğunu söylüyor. niburu’nun var olup olmadığı ise büyük bir tartışma konusu. güneş sisteminin dışında muazzam bir gezegenin olduğunu gösteren çok sayıda bilgi mevcut. bilim insanları bu gezegene planet x ismini verdiler.
washington post’a göre: “muhtemelen samanyolundaki dev gezegen jüpiter kadar büyük ve bu güneş sisteminin bir parçası olan, orion takımyıldızının yönünde, yeni bir gezegen abd’deki bir teleskop tarafından bulundu. ıras akademisyeni gerry neugebauer ortaya çıkan bulgulara dair, “size söyleyebileceğim tek şey, bunun ne olduğunu bilmediğimiz “dedi.
r. harrington, 1988’de astronomical journal’da çok ilginç bir yazı yazdı. harrington, dünya’dan üç ya da dört kat daha büyük bir gezegenin var olduğunu ve pluto’ya göre güneşten üç ya da dört kat uzakta bir yerde olduğunu söyledi. sunulan matematiksel modellere göre,niburu ya da planet x olarak isimlendirilen gezegen 30 derecelik son derece eliptik bir yörüngeyle hareket ediyor.
2008’de japon araştırmacılar, hesaplamalarına göre, dünya gezegeninin üçte ikisine kadar bir büyüklüğe sahip yaklaşık 100 au uzaklıkta bir “keşfedilmemiş” gezegen bulunması gerektiğini açıkladı.
birçok araştırmacı tarafından niburu’nun var olduğu öne sürülüyor. eski metinlere göre anunnaki’nin ortalama ömrünün 120 sar olduğuna, yani 120 x 3.600 ya da 432.000 yıl olduğuna inanılmaktadır. sümerlerde ortaya çıkan kral listesinde binlerce yıl boyunca hükmeden krallardan söz etmektedir. metinde, “krallığın cennetten inmesinden sonra krallık eridug’daydı. eridug’da, alulim kral oldu; 28.800 yıl hükmetti. alaljar 36.000 yıl hükmetti. 2 kral; 64.800 yıldır hükmetti. ” ibareleri bulunuyor.
sümer kral listesi hakkında en ilginç ayrıntılardan biri, ilk listenin, dünya üzerinde 241.200 yıl boyunca hüküm süren sekiz kralın, orijinal krallığın ‘cennetten’ aşağı indiği zamana dek “büyük tufan”, bu topraklarda süpürüldüğünü ve bir kez daha gökten indiklerini belirtmesi.
anunnakilerin yarattığı insan ırkıyla ilgilide araştırmacıların bazı iddiaları bulunuyor. kazakistandan bazı araştırmacıların ortaya attığı hipotez, daha gelişmiş bir dünya dışı medeniyetin farklı dünyalarda yeni hayat tohumladığı ve dünyanın da sadece onlardan birisi olduğu yönündedir.
araştırmacılar, “dna’da gördüğümüz şey, iki versiyondan, dev bir yapılandırılmış koddan ve basit veya basit koddan oluşan bir program.” araştırmacılar, dna kodumuzun ilk bölümünün dünya üzerinde yazılmadığına ve onlara göre doğrulanabilir olduğuna inanmaktadır. ikincisi ve en önemlisi, genlerin tek başına evrim / ani evrim sürecini açıklamak için yeterli olmadığı ve ‘oyunda’ bir şey daha olması gerektiği yönünde. araştırmacı makukov’a göre “er ya da geç,” “dünyadaki tüm yaşamların dünyevi kuzenlerimizin genetik kodunu taşıdığını ve evrimin bizim düşüncemiz olmadığını kabul etmeliyiz” dedi. bu bilimsel bulguların sonuçları, insanlara benzeyen uzaylılarla temas kurduğunu iddia eden diğer kişiler ve gözlemciler tarafından ortaya atılan iddiaları güçlendiriyor. insan benzeri uzaylılar insan evrimi için gerekli bazı genetik materyali dünya insanı için sağlayabilir.
amerikalı bir new age edebiyat yazarı olan ve 2012 olayı hakkında yazan ve yeryüzünün manyetik kutupluluğunun tersine döneceği iddiasıyla kaydedilen greggbraden’e göre, sadece “açık” kodumuzda bulunan 64 kodundan 20’sine sahibiz. biri, “neden yaratılışın kaynağı, dna’nın çoğunu kapatarak genetik yeteneklerimizi sınırladı” diye sormalı. ortaya atılan bir teoriye göre dna’mız anunnaki yaratıcılar tarafından kontrol içerisinde kalabilmemiz için sınırlandırıldı.
birçok araştırmacı anunnaki’nin milyonlarca yıldır ‘bizi kontrol eden’ kişiler olduğuna inanıyor ve insanoğlunun gerçek genetiğini onların bildiğini düşünüyor. çoğu yazar, bir gün dönmeyi vaat eden sayısız kültürde bahsedilen tanrı olabilecek anunnaki’nin, insanın yaratıcıları oldukları için bizi tamamen kontrol edebildiğini iddia ediyor.
şimdi anunnakilerin dünyayı tohumladığını ve burada köle olarak kullanmak üzere bir ırk yarattıklarınına inanılıyor. 12 bin yıllık mumyada kol saati bulunması da bu konuları biraz daha çekici kılıyor. bu güçlü gelişmiş varlıklar, uzak geçmişte dünya’yı terk ettiler; bir gün, dünya’ya döneceklerine söz vererek. tuhaf bir şekilde, dünyanın dört bir yanındaki eski kültürlere bakarsak, "tanrılarının çoğu dünya’yı terk edip bir gün döneceğine söz verdi." şeklinde yazıtlara ulaşırız. bazı araştırmacılara ve yazarlara göre anunnaki, spiritüel uyanışı ve insan bilincinin evrimini hızlandırmak için “yanlış yaptıklarını düzeltmek” amacıyla dünya’ya dönecek.
bazı bilim insanları anunnakilerin bir dönemde dünyaya döneceklerini düşünüyor. sümer mitolojisinde anunnaki, dünya’ya gelen ve sonunda insan ırkını yaratan iyi ve kötü tanrı ve tanrıçalar grubuydu. dünya çapında birçok yazar tarafından anunnakilerin dünyaya gelmiş olduğuyla ilgili sayısız kaynak toplandı. antik bir geçmişte dünyaya gelen anunnakiler, araştırmacılar tarafından uzun bir süreden beri tartışılıyor. varlıkları ve dünya gezegenine gelişleri farklı kültürlerde sayısız metinde işleniyor, ancak bu metinlerin görmezden gelindiği anunnaki araştırmacıları tarafından iddia ediliyor.
bazı afrika kültürlerinde, dünya dışı varlıkların on binlerce yıl boyunca dünya’yı ziyaret ettiğine inanılıyor. örneğin, zulu efsanelerinde yıldızlardan gelen ziyaretçilerin altın ve diğer doğal kaynakları çıkardığını, bu kaynakların çıkarılması için köleler yarattıklarını söylüyor.
bazı kaynaklar bu tanrıların niburu’dan geldiğini söylüyor. asuriler ve babiller gezegeni ‘marduk’ olarak adlandırıyorlar. sümerler, nibiru’da bir yılın dünya’da 3.600 yıla eşdeğer olduğunu söylüyor. niburu’nun var olup olmadığı ise büyük bir tartışma konusu. güneş sisteminin dışında muazzam bir gezegenin olduğunu gösteren çok sayıda bilgi mevcut. bilim insanları bu gezegene planet x ismini verdiler.
washington post’a göre: “muhtemelen samanyolundaki dev gezegen jüpiter kadar büyük ve bu güneş sisteminin bir parçası olan, orion takımyıldızının yönünde, yeni bir gezegen abd’deki bir teleskop tarafından bulundu. ıras akademisyeni gerry neugebauer ortaya çıkan bulgulara dair, “size söyleyebileceğim tek şey, bunun ne olduğunu bilmediğimiz “dedi.
r. harrington, 1988’de astronomical journal’da çok ilginç bir yazı yazdı. harrington, dünya’dan üç ya da dört kat daha büyük bir gezegenin var olduğunu ve pluto’ya göre güneşten üç ya da dört kat uzakta bir yerde olduğunu söyledi. sunulan matematiksel modellere göre,niburu ya da planet x olarak isimlendirilen gezegen 30 derecelik son derece eliptik bir yörüngeyle hareket ediyor.
2008’de japon araştırmacılar, hesaplamalarına göre, dünya gezegeninin üçte ikisine kadar bir büyüklüğe sahip yaklaşık 100 au uzaklıkta bir “keşfedilmemiş” gezegen bulunması gerektiğini açıkladı.
birçok araştırmacı tarafından niburu’nun var olduğu öne sürülüyor. eski metinlere göre anunnaki’nin ortalama ömrünün 120 sar olduğuna, yani 120 x 3.600 ya da 432.000 yıl olduğuna inanılmaktadır. sümerlerde ortaya çıkan kral listesinde binlerce yıl boyunca hükmeden krallardan söz etmektedir. metinde, “krallığın cennetten inmesinden sonra krallık eridug’daydı. eridug’da, alulim kral oldu; 28.800 yıl hükmetti. alaljar 36.000 yıl hükmetti. 2 kral; 64.800 yıldır hükmetti. ” ibareleri bulunuyor.
sümer kral listesi hakkında en ilginç ayrıntılardan biri, ilk listenin, dünya üzerinde 241.200 yıl boyunca hüküm süren sekiz kralın, orijinal krallığın ‘cennetten’ aşağı indiği zamana dek “büyük tufan”, bu topraklarda süpürüldüğünü ve bir kez daha gökten indiklerini belirtmesi.
anunnakilerin yarattığı insan ırkıyla ilgilide araştırmacıların bazı iddiaları bulunuyor. kazakistandan bazı araştırmacıların ortaya attığı hipotez, daha gelişmiş bir dünya dışı medeniyetin farklı dünyalarda yeni hayat tohumladığı ve dünyanın da sadece onlardan birisi olduğu yönündedir.
araştırmacılar, “dna’da gördüğümüz şey, iki versiyondan, dev bir yapılandırılmış koddan ve basit veya basit koddan oluşan bir program.” araştırmacılar, dna kodumuzun ilk bölümünün dünya üzerinde yazılmadığına ve onlara göre doğrulanabilir olduğuna inanmaktadır. ikincisi ve en önemlisi, genlerin tek başına evrim / ani evrim sürecini açıklamak için yeterli olmadığı ve ‘oyunda’ bir şey daha olması gerektiği yönünde. araştırmacı makukov’a göre “er ya da geç,” “dünyadaki tüm yaşamların dünyevi kuzenlerimizin genetik kodunu taşıdığını ve evrimin bizim düşüncemiz olmadığını kabul etmeliyiz” dedi. bu bilimsel bulguların sonuçları, insanlara benzeyen uzaylılarla temas kurduğunu iddia eden diğer kişiler ve gözlemciler tarafından ortaya atılan iddiaları güçlendiriyor. insan benzeri uzaylılar insan evrimi için gerekli bazı genetik materyali dünya insanı için sağlayabilir.
amerikalı bir new age edebiyat yazarı olan ve 2012 olayı hakkında yazan ve yeryüzünün manyetik kutupluluğunun tersine döneceği iddiasıyla kaydedilen greggbraden’e göre, sadece “açık” kodumuzda bulunan 64 kodundan 20’sine sahibiz. biri, “neden yaratılışın kaynağı, dna’nın çoğunu kapatarak genetik yeteneklerimizi sınırladı” diye sormalı. ortaya atılan bir teoriye göre dna’mız anunnaki yaratıcılar tarafından kontrol içerisinde kalabilmemiz için sınırlandırıldı.
birçok araştırmacı anunnaki’nin milyonlarca yıldır ‘bizi kontrol eden’ kişiler olduğuna inanıyor ve insanoğlunun gerçek genetiğini onların bildiğini düşünüyor. çoğu yazar, bir gün dönmeyi vaat eden sayısız kültürde bahsedilen tanrı olabilecek anunnaki’nin, insanın yaratıcıları oldukları için bizi tamamen kontrol edebildiğini iddia ediyor.
devamını gör...

