sinema filmlerini ne kadar özlediğimi hatırlattı haber.


salgın döneminde abd'de sınırlı sayıda seyirciyle buluşan ve aynı zamanda dijital platformdan da yayınlanan wonder woman 1984 (film) filmi, en yüksek açılış hasılatı rekorunu tenet'in elinden aldı.

--- alıntı ---
gal gadot’nun başrolde yer aldığı devam filmi, açılış haftasında 10-15 milyon dolar arasında hasılat elde etti.
cuma günü seyirciyle buluşan film, sinemaların yanı sıra abonelerden hiçbir ek ücret talep etmeden abd'de hbo max'te bir ay boyunca yayında kalacak.
salgında en iyi üç gün açılışı tenet’in elindeydi. film, 9,3 milyon dolarlık açılış gişesini yakalamıştı.
--- alıntı ---

kaynak
devamını gör...

babamın kitaplığından(bkz: tek kişilik ölüm) ile tanıdım (bkz: vedat türkali) 'yi.. darbeler gören, darbelerin öncesi ve sonrasının siyasal atmosferinin topluma etkilerini kitaplarına yansıtan bi (bkz: çınar)..

''ömrünün her dönemin de bütün bilgisini kuşanıp, tanıklık ettiği dönemi anlatmak için kalemini silahı yapardı.'' der bizim ihtiyar onun için..

(bkz: bir gün tek başına) tuğla kıvamında olsa da, sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın. kitabı okutan sayfa sayısı değil sonuçta. bakmayın 747 sayfalık bi kitap olduğuna, elimde sabun gibi iki haftada kaydı gitti. .


kitabın akıcılığı sıkılmadan okumama sebep oldu aslında. öyle ki anlatılan konulara yabancı olmayan okurlar film izler gibi ilerleyeceklerdir. kenan'la, günsel'le ve diğerlerinin rakı masalarına misafir oldum, onların memleket üstüne sohbetlerini dinleyip, onlarla birlikte şikayetçi oldum, zaman zaman küçük burjuva dünyalarında kirlendim. günselin o güzel sesinden nazım'dan şiirler dinledim. kızlı erkekli ortamda hemde! "biz böyle rakı masalarında memleket meselelerini konuşarak mı bir şeylerin değişmesini bekleyeceğiz?" diye soran günselin karşısında ezildim.

korkaklığımı kenan gibi haklılaştırmak için kendime bile inandıramadığım sebepler ürettim. ümitsizliğe kapıldığımız anlarda babanın kapısını çalıp sohbetlerini dinleyip yüreğimize düşen eylem ateşiyle yasaklanmış doğruları onlarla birlikte sokaklarda haykırdım. "dağılın" diye haykıran gücün karşısına bedenini siper edenlerle yoldaş oldum.

düzenin korucuları tarafından gözaltına alınan günsel'in işkence de ki dirayetine hayran kaldım. cellatların karşısında onlarla birlikte dik durdum. hücrede sessiz sessiz ağladım. günsel ile beraber ağız dolusu küfürler ettim komisere . dönemin haramileriyle günümüzün haramilerini kıyasladım. küçük devrimciler ile, geleneksek sol üstüne kafa yordum.

sonra geldim buraya kitabı okuduktan sonra bir şeyler karalayayım dedim, yazıp yazıp sildim, acaba başıma bir iş gelir mi diye tedirgin oldum! herhalde o günlerden bugünlere gelinen süreci anlatacak en güzel örnek parmaklarımızın ucuna kadar gelip de yazamadığımız şeylerin tedirginliğidir. bu tedirginliği yaşamayıp bedel ödemeyi göze alan insanlara sırtınızı dönmemeniz umuduyla tadına vararak keyifle okumanız dileği ile...


--! spoiler !--

"kimseden izin beklemedim seni sevmek için..."

"uyan artık uykudan uyan, uyan esirler dünyası… kavga sesleri geliyor köylerden ve şehirlerden. devrimciler ilerliyor, bugün esir, yarın herşey…"

"nasıl tanıyamıyoruz kişileri...yıllarca yan yana yaşıyoruz, yatıp kalkıyoruz, bir de bakıyoruz bambaşka biriymiş o. "

"demokrasi yapacaklarmış pezevenkler!.. halksız, işçisiz demokrasi olur mu be? koyun sürüsü ettiler milleti..."

"yıllarca çekilen işkenceler, baskılar, hapislikler, sürekli polis kovalamaları öylesine yılgınlık yaratmış ki en namuslu kişiler bile ''örgüt'' sözcüğünden ürker olmuşlardı. faşizmin iyice kuduzlaştığı böyle bir dönemde düzenli bir örgüt çalışması söz konusu değildi. "

".. yararı olur böyle durumlarda. bir şeyler okursun, dalar gidersin, her şeyi unutursun çoğu kez. “sadece okumaya yarıyorsa kitaptan iyi afyon yok ! ”

"felsefe okuyorsunuz demek... vatanınızın, devletinizin yararına düşünmeyi öğretmediler mi size ? "

"birden kızın elini tuttu kenan.
-ne olur beni bırakma günsel, dedi. kimseyle böyle konuşmadım ben. belki budalayım, ama inan bana dürüstüm. şaşırmak istemiyorum yolumu...yalnız yakalıyorlar beni. bırakma artık. sensiz hiçim. çevremdeki her şey sırtımda. tek başıma ezecekler beni."

".. mutluluk da yorar insanı. pırıl pırıl bir ırmakta yüzüyorsun, mutluluk dediğin bu. bir kıyıda, bir dönemeçte arada bir ortaya çıkıveren pis bulanık akıntılardan uzaklaşacaksın, güçlü kulaçlar atman gerek. ne çok düşmanı var mutluluğun."

--! spoiler !--
devamını gör...

hep onun önderliğinde hareket ettiğimi söylediğim ama her mızmızlanmamda hislerime suç attığım, ironimde boğulduğum, peşinde koştuğumu düşünüp kendi kendimi kandırdığım idealimdir.
devamını gör...

koreli bir ailenin gurbet hikayesini izlediğimiz, lee ısaac chung tarafından yazılıp yönetilen dram filmidir.

film genel olarak çok güzel alt metinler içeren sakin bir film olmuş.
seyirci izlerken karakter analizi yaparken buluyor kendisini yeterince analiz edenler filmden keyif alacaklardır.
ben şahsen böyle usul usul işleyen ve bir anlam çıkarmamızı sağlayan dram filmlerine bayılıyorum hem ders alıyorum hem hüzne boğulmadan dram izliyorum.


film dediğim gibi koreli bir ailenin amerika'da bir eyalete taşınıp çiftçilik ile uğraşmasını anlatıyor.
bir gurbet ve çaresizlik hikayesi yazan ve yöneten abimiz şiirsel bir anlatımla bize aktarıyor olanları.
araları son derece negatif bir çift , kalbi hasta tatlı küçük bir çocuk , küçük yaşında sırtına fazlasıyla yük binmiş kız kardeş ve garip büyükanne.
geçim sıkıntısı yüzünden aralarında problem olan çiftimizin erkek bireyi ailesine bakma derdinde ve bunu çiftçilik yaparak yapmak ve amerika'da kore ürünleri satarak parayı kırmak istiyor.
kadın birey ise eve benzemeyen evden ve sürekli geçim sıkıntısı yaşamaktan bezmiş durumda üstelik küçük oğlu kalp hastası.
böyle kurgulanmış bir hikayenin içindeki hakikatleri aramaya çalışıyoruz filmi izlerken ayrıca güzel müzik kullanımı ve ortalama üstü bir sinematografi sunuyor.

hikayenin sonunda doğru yere ekilen minari tohumu aileye umut veriyor. gariban minari tohumu kimseden hizmet beklemeden kendi halinde büyüyor ve yetişiyor en sonunda ailenin elinde sadece minari kalıyor.
baba uğraşıyor çabalıyor ama minari tohumundan alacağı faydayı alamıyor sonuç olarak minariye kalıyor.
anne taşındıkları yeri ve o evi sevmiyor ama o çevre ailenin küçük oğlunun sağlığına kavuşmasını sağlıyor.
anneanne torununa güzel öğütler veriyor ve sabah inme iniyor sağlığını kaybediyor.
yine anneanne yanlışlıkla babanın bütün emeklerini hiç ediyor ama ailenin yan yana aynı ortamda uyumalarını sağlıyor ve aile beraber olmanın önemini anlıyor.
benim anladığım hakikatler bunlardı üstüne bol bol düşünülmesi gereken güzel bir film olmuş.



ha unutmadan film 6 dalda aday olmuş ve filmin yapımcılığını brad pitt üstlenmiş.
tavsiye edebileceğim lezzetli bir film izleyecek yazarlara iyi seyirler.
devamını gör...

her şeyin içine edilen bir ülkede kazdağları kalmıştı.oraya da girin.
devamını gör...

2008 yılında samsun kurupelit sahilinde esasından bir boğulma tehlikesi yaşadığım deniz. sonradan adının çeken (rip) akıntısı olduğunu ve her yıl onlarca can aldığını öğrendiğim bir akıntı türü, beni sanki sihirli bir elmiş gibi tutup hızlıca açığa doğru sürükledi. ben ne yaparsam yapayım kıyıya ilerleyemedim. sanki bir bataklıkta çırpındıkça batıyormuşsun gibi bir durum oldu. o sırada dev dalgalardan dolayı başımı çıkaramadığım için nefes alamaz oldum. derken, kıyıya paralel yüzmeye başlayınca akıntıdan kurtuldum. tabii bunların hepsi bir kaç saniye içerisinde oldu. maruz kaldığım akıntıyı merak edenleriniz için:

devamını gör...

sadece ama sadece lisans seviyesinde "psikoloji" bölümü okunarak sağlanabilecek şeydir.

- “psikolog” ünvanı almanın tek bir yolu vardır. lisans eğitiminde yüz yüze bir “psikoloji” bölümünden mezun olmak. bunun dışındaki bölüm mezunları yüksek lisansları psikoloji alanında olsa dahi ünvan kullanamaz.
- psikoterapi yapabilmek için psikoloji lisans mezunu olmak yeterli değildir. klinik psikoloji ya da klinik odaklı uygulamalı psikoloji yüksek lisansı gerekir.
- lisans mezuniyeti psikoloji olmayan kişiler, yüksek lisansta klinik ya da uygulamalı psikoloji okusalar dahi psikoterapi yapamazlar.
- klinik psikoloji yüksek lisansı da genelde psikoterapi becerisi için yeterli gelmez. bunun yanı sıra bir psikoterapi ekolünün eğitimi ve süpervizyonunu tamamlamak gerekir.
- bağımsız bir psikoterapi merkezi açabilmek için bunlar da yetmez, klinik psikoloji doktorası ve bir psikiyatrist işbirliği gerekir.

gördüğünüz üzere bir psikoterapist olmak için en az 10 yıllık yoğun eğitime ihtiyaç duyulur.

(bkz: sahte psikolog)
devamını gör...

ülkeye faydalı bir şey mi yaptınız?

tebrikler artık vatan hainisiniz!
devamını gör...

durumumuz çoktu aseksüeldik diye nickini değiştirmesini istediğim yazar.
devamını gör...

sıkıntıdan kendini yalamaktan daha az eğlenceli aktivite:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendini geliştirmek çok okumak çok gezmek gerekirse çok ölmek çok sevişmek gibi şeylerin yapılması gerekir. oğuz atay şöyle diyor --- alıntı ---

yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım

--- alıntı --- durum böyle olmadan bir şeyler yapmalıyız hayat hakkında geç kalmamak lazım.
devamını gör...

linç kültürü ve tahammülsüzlük.
devamını gör...

açılımı ''anadolu medeniyetleri araştırma merkezi'' olan kurum.
online olarak verilen yaz programından 500 dolar isteyen kurum aynı zamanda. ben de şikayet etmeye geldim. zoom üzerinden yapılacak programa neden 500 dolar vereyim. dolar bir de.
''arkeolojik varlıkların korunması ve kurtarılması'' isimli ücretsiz bir programları da var ayrıca. yılda dört kere başvuru alıyorlar sanırım, ondan faydalanmıştım.
dolar ama. dolar ne demek ya. ona takıldım biraz...
devamını gör...

herkesi kandırmış yazardır. zira mahlasını nasıl bulduğunu yanlış anlatmıştır. evet. ama ben olayın aslını, gerçekleri duymak isteyen yazarlara anlatacağım..

bu yazar, zamanında bir kızı seviyormuş. ama kız kürt. neyse. kızın adı da keje. bu yazar yani doping, kejeyi çok seviyor öyle böyle değil tabi lise aşkı ama çok büyük aşk. devlerin aşkı yani büyük olur. yani düşünün bunların ayrılması için ya dağlar yerle bir olacak, ya kıyametler kopucak bunlar anca böyle ayrılır. birgün keje berkle konuşurken doping görmüş, beyninden vurulmuşa dönmüş. sinirlenmiş, "kejeeeee! kejeeee!" diye bağırmış ve adından da belli olacağı üzere okulun en yakışıklı, en zengin ve en havalı çocugu olan berk-e kafa atmış. beni bununla aldattin ha! benden 10 kat daha iyi olan bir adamla ha! sana daha iyi bir hayatı vaat eden bir adamı bana tercih edecek kadar akıllısın ha! bu ilişki burda biter! demiş doping reis. keje de mal* tabi ağlamış.

ve 10 yıl geçmiş arkadaşlar. doping işin aslını öğrenmiş, meğer berk yakışıklı zengin havalı falan değilmiş. sütçü nurinin oglu kaportacı çırağı mahmutmuş. ve kejenin kardeşiymiş. oyun oynamışlar öyle. herkesi kandırmışlar. çocuk aklı işte. doping pişman olmuş dönmüş, bir bakmış ana.. keje kimseyle konuşmuyor 10 yıldır. yanına gelmiş gözleri böyle dolmuş, keje demiş, benimle de konuşmayacak mısın demiş.. keje, s...tiri çekmiş. 10 yıldır nerdeydin hayırsız demiş. ve doping reis ben senin için ölümü göze alırım ayooool demiş. tabi doping mahallenin delikanlısıydı ayol deyince bu sözü unutulmamış. ve kendisine "ölümü göze alan" anlamına gelen "peşmerge" denmiş.

bi bakmış keje artık konuşuyor, böyle beautiful boylarla, meriçlerle takılıyor. bu doping yani peşmerge, artık kas çalışmaya başlamış. kejeyi etkilemek için. ama bi bakmış olmuyor. birgün gene spor yaparken yanına böyle paltolu gizemli bir ihtiyar gelmiş. şöyle demiş,

evlat..fit bir vücuda sahip olmak ister misin?

peşmerge gülmüş, heeeee.. sen mi saglayacan bana o fit vücudu demiş.

80 yaşındaki ihtiyar paltosunu bir açmış, adam da sixpack var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

peşmerge demiş ki nasıı yaptın abii..

adam sinsice gülümsemiş ve şöyle demiş,

doping yaptım.

ve 50 kuruş karşılığı peşmergeye doping satmış. tabi adam tırrek olduğu için 50 kuruş istiyormuş. peşmerge doping yapmaya başlamış, ama doping hayat felsefesi haline gelmiş. adeta dopingle bütünleşmiş. e haliyle böyle olunca da hamile kalmış. ve sonra kejeye ben senden hamileyim demiş. keje inanmış. bunlar evlenmiş. şimdi mutlular. 20 yıldır evliler. bu da böyle bir hayat hikayesi yani.
devamını gör...

emek vermek, zaman harcamak anlamında deyim.
iki sene öncesine kadar sıkça kullanırdım, dişimi kırınca vazgeçtim.
sarf edilen sözlerin, dua olduğunu deneyimledim.
devamını gör...

1934'te nobel kimya ödülünü kazanmış bilim insanıdır. atom bombasının yapımında da görev almış kişilerden biridir. nobel kimya ödülünü aldıktan sonra yaşamın başlangıcıyla ilgilenmeye başlar. özellikle güneş sistemi ilk oluştuğunda neler olduğuyla ilgilendi. hatta dünya ilk oluştuğunda atmosferin muhtemelen oksijensiz olduğunu belirtti. bu düşünce çok önemliydi. çünkü o zaman bulunan hassas kimyasallar oksijenli ortamda yanabilirdi. verdiği derslerin birinde doktora öğrencisi olan stanley miller adlı öğrenci bu düşüncesini deneylerle test etmesini söyler ve urey'i ikna eder. böylece şimdiye kadar yapılan yaşamın başlangıcı deneyleri arasında en meşhur olan deney yapılır:(bkz: miller-urey deneyi)
devamını gör...

gemi ile 3-4 ay süren dünya turlarına katılmak istiyorum. emeklilik projem olarak adlandırdım bu hayalimi. emekli olduğumda alacağım toplu parayı buraya yatırmak niyetindeyim. inşallah yeter.
devamını gör...

yazayım bu kez. düşünmeden, goygoya vurmadan, ağlamadan da. belki yazdıkça ağlarım bilmiyorum. muhtemelen. evet sözlükten ayrılacağıma dair yazdım geçen ve evet pek burada değilim ve gerçekten temelli gideceğim şu sıra açık duruyor öyle. ne olacağımı zerre bilmiyorum. sağlığıma kavuşamıyorum. burada intihar gibi can sıkıcı mevzular arttı son zamanlarda biliyorum, insanlar öyle bi duruma geldi ki şu an bu satırları yazarken ‘dikkat çekmek için intiharvari söylemlerde bulunmak’ konusuna değinmeden olmuyor. ben bu konulardan yaklaşık üç senedir çok sıkıldım. majör depresyon sürecinde fazlasıyla hayatım intiharın eşiğindeydi. bu yüzden bahsetmek konuşmak öyle yorucu ve sıkıcı ki. insanlar buraya intihar etmeden önce yazamazmış bilmem neymiş. aptal. tek kelimeyle aptalsın bunu söylediğin için her kimsen. daha önce sosyal medyaya ben ve tanıdıklarım dahil yazıp da intihara teşebbüs eden kişiler tanıyorum. aslında her gün haberlerde görüyoruz. sosyal medya profilleri intihar günlükleri gibi. artık eskisi gibi gizli saklı bir şey değil intihar mevzusu. yok kimseyle bir süre konuşmazmış bilmem neymiş. yaşamak böyle bir şey değil ki. “yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor halkın doğurgan dünyasına dalmakla” ve ufacık bi hareketin intihara ittiğini bilmemekten kaynaklanıyor bu ukalaca söylem. insan sandığımız kadar güçlü bir varlık değil. tamamen komik bi yapıya da sahip. her şey insanla iç içe ve öyle anlamsız ki. sağlıklı insanın bile hareketlerinde mantık ibaresi göremiyoruz ki sağlıksız bireylerin düşünce dünyasını tahmin bile etmek zor. ufacık yeğenimin bir olumsuz sözü bile beni aşağı çekiyor. bütün ruh halim alt üst oluyor. bu ne demek biliyor musun sen? (kime seslendiğimi bilmiyorum, belki ukala insanlara, yine de çok kızmıyorum) bu hayatı yaşamak kolay değil bana da olmadı. şu an ne durumdayım diye bahsedecek olursam işte bunu bilmiyorum. önceden sadece ölmek istiyordum, ölüm hep benimleydi, hep. şimdi dünyanın aptalca güzelliklerine inanmaya başladım ve hala sağlıklı olamıyorum. eziliyorum hayatın güzelliğine meylederken. kötü ufacık bir şeyde öfkemi kontrol edemiyorum. halbuki kırdaki zambak ve gökteki kuşu örnek almalıydım. bazen susmayı bilmeliydim. ve bir kapı olarak ölüm hep yine benimle duruyor orada. güzellikle ölüm arasında sıkıştım kaldım sanki. şunun bilgisine sahibim; ölümüm elimden olacak. ne zaman olduğunu şu an bilmiyorum. inandığım güzellikler beni bi gün yüz üstü bıraktığında ben de bırakacağım bu hayatı. okuyan var mı buraya kadar bilmiyorum ama boşuna korkmasın. yastığa koyduğum başım açtı sözlüğe içini döküyor. keşke korkulan başıma gelse fakat. allah’a inanıyorum, hep inandım, hep ona bıraktım, o hep benimleydi. onun beni bıraktığını hissettiğimde sanırım ben de bırakacağım hayatı. annemi çok özledim. yaşadığım şehri değiştireceğim annemin mezarı burada kalacak. nasıl hissedeceğimi hiç bilmiyorum. tanıdığım kimseyle aram eskisi gibi değil. akrabalarım, arkadaşlarım kimseyle yakın değilim artık. kendimi yapayalnız hissediyorum. kedilerim ölüyor elimde, ufacıktı bir aylıktı. hepsi gidiyor ben kalıyorum. üstelik niye bilmiyorum. yok ben konuşmaktan da yazmaktan da bıkmışım devam edemeyeceğim. şuradan gidene kadar kendi halimde takılırım. şimdi ağlayarak uyuyakalacağım.
devamını gör...

yanlarım ağrıyor. ( yaş 42)
devamını gör...

kafa sözlüğün en kaliteli mi kaliteli, en güzel mi güzel entrylerini giren, ayrıca entrylerini okurken yüzümde tebessüm ettiren bir kaç sevdiğim yazarı aşağıya liste şeklinde iliştirmek istiyorum.



 yoldaş bnjamin franklin
 
 iko
 
 hate
 
 paladin
 
 bir bilen
 
 salyanski
 
 helios
 
 piyanist
 
 hi my i run
 
 homeros
 
 ne dediysem dedim
 
 neria
 
 nuhyafes
 
 mırmırsu
 
 nevarbiliyormusun
 
 nickimicalmislar
 
 nina
 
 nocturnal
 
 nothingbut

 mysterious34
 
 100 numaralı adam
 
 olur öyle
 
 oguzsasi
 
 oku bakıyım
 
 omerta
 
 ondanaonraburalarbendensoruluraga
 
 ortanca koca
 
 ot
 
 ozlem cmrg
 
 pencereden uçan kedi
 
 pennywise gamgee
 
 persona
 
 petrificus totalus

purge
 
 pink floyd
 
 pisipisi
 
 poine
 
 pozitivizm
 
 muzlusüt
 
 morpheus
 
 mutsuzlugumdan mutluyum
 
 lontano
 
 makedonyalı
 
 mahlassızım
 
 mademoiselle
 
 luna91
 
 luminescence0
 
 lucifer
 
 lilium
 
 maple
 
 lila
 
 lifelonglearner
 
 lifeisprecious
 
 lemmy a fiver
 
 leiaorgana
 
 langgweilig
 
 makinist
 
 marimba
 
 queen
 
 meursault
 
 moon
 
 moody blues

 momentum

 moiraine sedai

 mimik israfı

 milk

 meteoroloji

 maximilian von richthofen

 metamorfoz

 merdumkaptan

 merdivenaltı_müzisyen
 
 mekatroniko
 
 meja
 
 maçın hakemi
 
 may we meet again 

 psg

 rapala
 
 quinn
 
 uykusuzkahve
 
 vişne likörlü çikolata
 
 villa rabidus 

 victorian
 
 vensenabubakar
 
 venaetor
 
 vampirillo
 
 usiv
 
 whisper

 urfabanaküsmüş 

 twilight sparkle

 tutunamayan

 turuncu karga

 turna

 tolgame

 wcf

 winnie

 thecalypso

 zippodan çıkan çınn sesi

 şakamakailkdefayazarolmam

 ıvanmılınskı

 ıslak imza

 örnek vatandaş

 çevreci mühendis

 zülal_kalender1

 zevk irsaliyesi

 xay

 zartoşt

 yoluk papatya

 yolgezer

 yiid

 yaso

 xyz_insanı

 tolga

 tektonizma 

 kıymetlimis

 rufus

 sanane ulan

 sanagulbahcesivadetmedim

 sakura

 sailor satürn

 sadece olüler görür

 saat3

 ron swanson

 sarhosken bir kez opusmustuk

 romada roman okuyan roman

 rock tribe 

 robot değilim 

 rieux 

 relax

 reddedilemeyen teklif

 sannhetens_vei

 sasa

 tanımadığın tanıdık

 sol gözü kör kedi

 tanios 

 systemfailed

 swans

 sunburn

 son feci mars

 sokak lambası

 sek

 so was red

 siyahlar

 simay benim karım lan

 sillage

 shelby__tom

 sevmedim söylediklerini

 sevgiparçacığı

 la nube

 kucukkarabalik

 kuzguncuktaki vişne 

 denediğim nicki aldım 

 blackeyes

 boltcrank 

 bozukpikap 

 buışıltılıhayatıbenseçmedim

 bychov80yasında

 cannabinol

 carpediem

 chessgramerpislikherif

 complexexinmymin
 
 cyperth

 damlannruhu

 dandoldenyus

 dantes 

 delimatematisyen

 derekusu

 bilemezsin

 ehlikafa

 evernevergreen

 etipuf

 ethernetci abi 

 esdemirei

 ericcartman

 elon dust 

 eaurogue_ 

 dibin dibi

 düşünüyorum öyleyse yokum 

 dünyanıneniyibesbininciyazari 

 dusukbutce

 dubrowski 

 dubara

 doomlord

 bilinmeyen bir kadin 

 beyaz gölge

 eşref i mahlukat

 alaaddinkaraca

 aristokrates

 anlatabiliyomuyum

 alpine

 allah belanı versin bay said

 alireis

 alaturka 

 aklımın derinlikleri

 armysuzy

 agzindakikanisilipistesimdikizandovuscu

 adı yok namı var

 abergun

 abdulseyidbincabbar

 a summer morning

 obsesif psikolojik danisman

 arkeonur

 arturo bandini

 benteksizhepiniz

 bana bak beyim

 benibidinleyin 

 bendemibrütüs

 ben_eraay

 bel fıstığı

 beatrice 

 basche

 bakkaldefterinedönmüşokuldefteri

 atamabekleyenastronot

 babayani

 aylakmadamı 

 aykız 

 aurora

 atkafası

 atibahacinsin

 eğri oturup doğru yazan

 fasarya

 kuzey yemin ederim bilmiyordum

 je- 

 kafa nereye ben oraya

 justitia

 juba

 jonathanlivingston

 jl gibi maviliklerde

 jew

 jack the ripper

 kafakirankopek
 
 işimbu

 izmirdeki son boyoz

 iyi değilim ben

 ivysaur

 is düşüm

 igrenc_bi_cocuksun 

 kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan

 kafası kendinden güzel

 iamnobody

 kendidünyasında

 kurdesenyumagı

 2xkromozomu

 kozmik baykuş

 kimliksizdevlet 

 kendiniarayanbireyimsi

 kendihalinde1

 kemiksizkaka

 kafasızyazar 

 kediseven

 kara kedi

 kanocuya ahtapotla tokat atan fok 

 kandaskan

 kalender 

 kahpe bizanstaki gavur bey

 id superego catismasi

 hyhthyht 

 fatihyapıcı

 gandalfgillerden

 gozlerinmeyhanesi

 gloriathehippo 

 gezgin

 gerceklucifer

 genesis

 gelecek nesile nick kalmadı

 funtilator

 hadibakalım

 friedrich schuldiner 

 freud purosu

 freshandnatural

 free

 filozof velovis hatun 

 feeling the blanks

 hadevus
 
 hakiki tosun paşa benim

 hutariki

 hayatınortasınıbulanadam
 
 horse trainer

 hidir amca

 hermione

 her seyi bilen cay bardagi

 hee aynen 

 hazall

 hayatbayramolsa

 haklıyım ama mutlu değilim

 hayaletuzaylı

 hatay president

 hannah mckay

 hame

 halitayarci
 
 haku

 şimdi ananı laciverde boyadım
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim