şanlıurfa
devamını gör...
babayani
yaşlı ve görmüş geçirmiş bir adama yakışır biçimde olan, özentisi ve gösterişi olmayan.
(bkz: google)
(bkz: google)
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
sınava çalışıyordu tek başına oturduğu evde. üniversiteye gitmeye karar vermişti, artık kimse onu lise mezunu diye küçümseyemeyecekti. üstelik dolgun maaşlı bir iş de bulabilirdi. o zaman belki karısı da geri dönerdi. "türkçe konu anlatımlı soru bankası"nı açtı, kaldığı sayfaya geldi. hiçbir bitişikti, fakat her şey ayrıydı. her "şey" neden ayrı yazılıyor diye düşündü oturduğu masasında. bu bir anlam ifade etmeli miydi ona? karısıyla ayrı olduğunu bilen biri mi hazırlamıştı bu kitabı? "saçmalama," dedi kendi kendine. etrafına baktı sıkıntıyla. eski karısının fotoğrafı hala masasının bir köşesinde gülümseyerek ona bakıyordu. içini bir öfke seli bastı. "kim bilir hangi hadsiz erkeklere gülümsüyordur şimdi fahişe ruhlu karı!" bir an çerçeveyi duvara fırlatma arzusu belirdi içinde. ama çabuk söndü, fotoğraf ondan geriye kalan yegane şeydi.
kafası karışıktı. okuduğu cümleye tekrar odaklandı. her "şey" ayrı yazılır. bu kuralları kim belirlemişti acaba? yaşamı iyi kavramış biri olsa gerekti. hayatında kim varsa ayrıydı artık. anne ve babası ölmüştü, akrabaları zaten arayıp sormazdı. arkadaşları son zamanlarda normal davranmadığından şikayetçi olup onunla görüşmeyi kesmişlerdi. eski karısı ise "sen hastasın!" deyip çekip gitmişti. ama gitmeden önce bu sözden sonra karısına bir tokat yapıştırmayı ihmal etmemişti. daha da döverdi ama o an şaşkınlıktan donakalmıştı biraz. kapı sertçe kapandığında biraz kendine gelir gibi olmuştu, ama artık giden gitmişti.
bir süredir kitabı anlamsızca karaladığını fark etti. sinirleri iyice bozulmuştu. kitabın arasına kalemi koyup oturduğu yerden kalktı. gerindi ve derin bir nefes aldı. gazete kupürlerini yapıştırdığı duvara yaklaştı. haber başlıklarına şöyle bir göz gezdirdi. "hepsi hak ediyor bunları, sonra suçlu biz erkekler oluyoruz," diye geçirdi içinden. ama yatarı fazla olmazdı herhalde. karısı başka erkeklere gülümsüyordu, bu ağır tahrik demekti, hakim de babacan biriyse ona hak verirdi. biraz daha düşündükten sonra mutfaktaki ekmek bıçağını alıp kemerine soktu, üstünü gömleğiyle örttü.
ertesi gün gazetelerin üçüncü sayfasında şöyle bir haber yer alıyordu: "eski karısıyla tartışan adam onu defalarca bıçakladı. çevredekiler müdahale etmedi, kadın kan kaybından hayatını kaybetti. yakalanan adamın ilk ifadesi şöyle oldu: 'ben oraya onunla son bir kez konuşup barışmak için gitmiştim, ama o bana hakaret edince dayanamadım, ne olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum. çok pişmanım."
kafası karışıktı. okuduğu cümleye tekrar odaklandı. her "şey" ayrı yazılır. bu kuralları kim belirlemişti acaba? yaşamı iyi kavramış biri olsa gerekti. hayatında kim varsa ayrıydı artık. anne ve babası ölmüştü, akrabaları zaten arayıp sormazdı. arkadaşları son zamanlarda normal davranmadığından şikayetçi olup onunla görüşmeyi kesmişlerdi. eski karısı ise "sen hastasın!" deyip çekip gitmişti. ama gitmeden önce bu sözden sonra karısına bir tokat yapıştırmayı ihmal etmemişti. daha da döverdi ama o an şaşkınlıktan donakalmıştı biraz. kapı sertçe kapandığında biraz kendine gelir gibi olmuştu, ama artık giden gitmişti.
bir süredir kitabı anlamsızca karaladığını fark etti. sinirleri iyice bozulmuştu. kitabın arasına kalemi koyup oturduğu yerden kalktı. gerindi ve derin bir nefes aldı. gazete kupürlerini yapıştırdığı duvara yaklaştı. haber başlıklarına şöyle bir göz gezdirdi. "hepsi hak ediyor bunları, sonra suçlu biz erkekler oluyoruz," diye geçirdi içinden. ama yatarı fazla olmazdı herhalde. karısı başka erkeklere gülümsüyordu, bu ağır tahrik demekti, hakim de babacan biriyse ona hak verirdi. biraz daha düşündükten sonra mutfaktaki ekmek bıçağını alıp kemerine soktu, üstünü gömleğiyle örttü.
ertesi gün gazetelerin üçüncü sayfasında şöyle bir haber yer alıyordu: "eski karısıyla tartışan adam onu defalarca bıçakladı. çevredekiler müdahale etmedi, kadın kan kaybından hayatını kaybetti. yakalanan adamın ilk ifadesi şöyle oldu: 'ben oraya onunla son bir kez konuşup barışmak için gitmiştim, ama o bana hakaret edince dayanamadım, ne olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum. çok pişmanım."
devamını gör...
domestic hıyar
bu kadar mı karardı kalbiniz editi: bu adam yaşı başını almış, hayattan tek umduğu etrafına doluşacak birkaç iyi insandan başka bir şey olmayan biri. lütfen bu kadar kalpsiz olmayın. isterse yüz bin kadın yazsın, isterse benim yazdığıma yakın bir şey duymamış olun, bunların hiçbiri sizi alakadar etmiyor. bir insanın yaşama gözlerini açtığı günde de böyle olmazsınız ya?
bugün doğum günüsü olan, ömrümün nadide çiçeği yazar. ikimizin de deyimiyle neredeyse her şeyim.
tarihlerle, zamanlarla ikimizin de işi yok. hayatındayım ve hayatımda. araya giren insanların, ağlamaklı geçen dakikaların, üzülmelerin zerre kadar bile ehemmiyeti de yok. bugün onun günü, neşe harici her duyguya kapalıyız.
••
şimdi öncelikle seni manyak gibi seviyorum ağdeta! hayatıma giren en değişik, en mal, en güzel, en bayıldığım insansın. kalbindeki o saf güzelliği az da olsa görebildiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. iyi ki varsın ve iyi ki hep olacaksın. *
daha önce de söylemiştim, yemin ederim on dokuzuncu yaşımdan zerre beklentim yoktu. olmayacaktı da. büyük konuştum herhalde, ismet özel'in deyimiyle iddiamdan vuruldum *. aramızda ebesinin at nalı kadar mesafe olan birini çıkardı hayat karşıma, sonra da "bak bakalım beklentiyi nasıl arşa çıkarıyorum?!" dedi. sağ olsun, çok sağ olsun. sen de sağ ol yoldaş, sayende tanıdım bu yüzü gözü güllerle donatılasıca insanı. bilmesi, anlaması, her zaman anlayacak olması bu dünyada başıma gelebilecek en güzel şey olabilir.
lan harbi manyak bir şey ya, anlatamam. o yüzden fazla uzatmadan hediyeni vereyim.
bana en büyük hediye sensin, sana da en büyük hediye ruhunun güzelliği. maddi şeyler mi bekliyordun cidden şapşal?
bugün doğum günüsü olan, ömrümün nadide çiçeği yazar. ikimizin de deyimiyle neredeyse her şeyim.
tarihlerle, zamanlarla ikimizin de işi yok. hayatındayım ve hayatımda. araya giren insanların, ağlamaklı geçen dakikaların, üzülmelerin zerre kadar bile ehemmiyeti de yok. bugün onun günü, neşe harici her duyguya kapalıyız.
••
şimdi öncelikle seni manyak gibi seviyorum ağdeta! hayatıma giren en değişik, en mal, en güzel, en bayıldığım insansın. kalbindeki o saf güzelliği az da olsa görebildiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. iyi ki varsın ve iyi ki hep olacaksın. *
daha önce de söylemiştim, yemin ederim on dokuzuncu yaşımdan zerre beklentim yoktu. olmayacaktı da. büyük konuştum herhalde, ismet özel'in deyimiyle iddiamdan vuruldum *. aramızda ebesinin at nalı kadar mesafe olan birini çıkardı hayat karşıma, sonra da "bak bakalım beklentiyi nasıl arşa çıkarıyorum?!" dedi. sağ olsun, çok sağ olsun. sen de sağ ol yoldaş, sayende tanıdım bu yüzü gözü güllerle donatılasıca insanı. bilmesi, anlaması, her zaman anlayacak olması bu dünyada başıma gelebilecek en güzel şey olabilir.
lan harbi manyak bir şey ya, anlatamam. o yüzden fazla uzatmadan hediyeni vereyim.
bana en büyük hediye sensin, sana da en büyük hediye ruhunun güzelliği. maddi şeyler mi bekliyordun cidden şapşal?
devamını gör...
sevdiğin filmi adını söylemeden anlat
a: "after all this time?"
s: "always."
s: "always."
devamını gör...
deniz manzaralı ev vs orman manzaralı ev
taşınacağınız evde hangi manzarayı görmek istersiniz sevgili yazarlar?
ben orman diyerek başlatıyorum.
ben orman diyerek başlatıyorum.
devamını gör...
rabbin seni terk etmedi
terk etmedi sadece okundu bildirimini kapattı evet.
devamını gör...
michael sikkofield
küfür konusunda yarışırım bu herifle.
devamını gör...
akla gelen başlığın açılmış olması
"neyse bari tanım gireyim" demek ve yazacağınız tanımın da daha önce girilmiş olmasıyla katlanan hayal kırıklığıdır.
devamını gör...
afganistan’da okulun önünde bombalı saldırı
buradan
ölü sayısı 50’ye yükselmiş ve daha fazla kayıp olabileceği düşünülmekte. yaralı sayısı ise 100 üzerinde olduğunu belirtmişler. yazık gerçekten.
afganistan'ın başkenti kabil'de, bir okul hedef alındı. daşt-i barçi bölgesinde yer alan seyid-ü şüheda okulu’nın önünde, iftar saatinde bombalı saldırı düzenlendi. içişleri bakanlığı sözcüsü tarık aryen, basına yaptığı açıklamada, saldırının önce bomba yüklü araçla ve ardından da bölgeye yerleştirilen iki ayrı bombanın patlatılmasıyla gerçekleştirildiğini kaydetti.
ölü sayısı 50’ye yükselmiş ve daha fazla kayıp olabileceği düşünülmekte. yaralı sayısı ise 100 üzerinde olduğunu belirtmişler. yazık gerçekten.
afganistan'ın başkenti kabil'de, bir okul hedef alındı. daşt-i barçi bölgesinde yer alan seyid-ü şüheda okulu’nın önünde, iftar saatinde bombalı saldırı düzenlendi. içişleri bakanlığı sözcüsü tarık aryen, basına yaptığı açıklamada, saldırının önce bomba yüklü araçla ve ardından da bölgeye yerleştirilen iki ayrı bombanın patlatılmasıyla gerçekleştirildiğini kaydetti.
devamını gör...
unutulan internet fenomenleri
(bkz: al kırdın kırdın)
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
şehir dışındaki oğlumu aldım.
tembellik yapıyorum.
tembellik yapıyorum.
devamını gör...
plazalarda bir başörtülünün asla çalışamadığının hesabını versinler
bir bilal erdoğan'ın yürekleri dağlayan, gözleri yaşartan açıklaması. dayanamıyorum, ağlayacağım.
''ben, yıllarca inançlı diye ötekileştirilmiş bir kesimin çocuğuyum. ''
plazalarında muhafazakar insanların neden olmadığı konuşulsun arkadaşlar. türkiye'de birileri, birilerinin ötekileştirilmesinden bahsederken, türkiye'nin o büyük firmaları, türkiye'nin o büyük zenginleri kendi plaza ve binalarında neden bir başörtülünün asla çalışamadığının hesabını versinler.
buradan
devlet kurumlarında, bürokraside başı açık kadın neredeyse yok. bütün türbanlı bacılarınız resmi görevlerde, vakıflarda.
biraz da bunlardan bahsetsene inancı yüzünden ötekileştirilmiş birey.
''ben, yıllarca inançlı diye ötekileştirilmiş bir kesimin çocuğuyum. ''
plazalarında muhafazakar insanların neden olmadığı konuşulsun arkadaşlar. türkiye'de birileri, birilerinin ötekileştirilmesinden bahsederken, türkiye'nin o büyük firmaları, türkiye'nin o büyük zenginleri kendi plaza ve binalarında neden bir başörtülünün asla çalışamadığının hesabını versinler.
buradan
devlet kurumlarında, bürokraside başı açık kadın neredeyse yok. bütün türbanlı bacılarınız resmi görevlerde, vakıflarda.
biraz da bunlardan bahsetsene inancı yüzünden ötekileştirilmiş birey.
devamını gör...
covid-19 dedikoduları
akşamları salamura tuzla gargara yapanlara, sağlam psikolojisi olanlara, sosyal kalabilenlere, bolca gülenlere bulaşmıyormuş.
devamını gör...
hezarfen ahmed çelebi
1638 yılında tahtadan yaptırdığı kanatları sırtına takıp, galata kulesi'nden üsküdar'a uçtuğu söylenir. bu uçuş denemesi avrupa'da da dikkat çekmiş, bu uçuşla ilgili gravürler yapılmış.
devamını gör...
7 mayıs 2021 market satış yasağı
neye ihtiyacımız olup olmadığına dair bir genelge bekliyorum. mesela bardak lazım, saç kurutma makinası lazım diyelim. olamaz mı olabilir tabii ama önümüzdeki 15 gün internetten sipariş vermek gerekecek. neden?
saçma kararlar ile evde kalmayı kabusa çevirdiğiniz için teşekkürler. daha iyisi olamazdı.
3 gün önce yasak başladı, kervanı yolda düzmek dedikleri bu olsa gerek.
saçma kararlar ile evde kalmayı kabusa çevirdiğiniz için teşekkürler. daha iyisi olamazdı.
3 gün önce yasak başladı, kervanı yolda düzmek dedikleri bu olsa gerek.
devamını gör...
kara şövalye uydusu
dünya etrafında bir yörüngede dönen, 13.000 yıldır var olduğu ve garip sinyaller gönderdiği iddia edilen cisim. black knight olarak da bilinir.

(görsel, m.media-amazon. com'dan alıntıdır.)
ufo konusunda ortaya atılan birçok saçma iddia gibi, bu iddia da aslında boş bir iddia. hatta iddianın altında yatan hikâyelere bakarsanız, birbiriyle bağlantısız birçok olayın tek bir başlık altına toplanıp bu cisme atfedildiğini görebilirsiniz. 19. yüzyıl sonlarında nikola tesla'nın uzaydan gelen birtakım sinyaller keşfettiğini söylemesi ile başlayan olay, 20. yüzyılın sonlarında çekilmiş olan yukarıdaki fotoğraf ile birleştirilmiş ve ortaya bu garip komplo teorisi çıkmış.
tesla'nın aldığı sinyallerin büyük bir ihtimalle bir pulsardan geldiği düşünülüyor. bu konuyla bağlantısı varmış gibi görünen diğer birçok olayın da aslında ya hiç gerçekleşmediği ya da konuyla hiç ilgisi olmadığı halde bununla ilişkilendirilmeye çalışıldığı biliniyor.
peki fotoğraf neyin fotoğrafı?
bu bir uzay çöpü ve büyük ihtimalle de bir uzay görevi sırasında astronotlardan birinin elinden kayıp gittiği, kamera kayıtlarıyla da sabit olan bir termal battaniye. tabi ki dünyaya sinyal gönderdiği falan da yok.

(görsel, m.media-amazon. com'dan alıntıdır.)
ufo konusunda ortaya atılan birçok saçma iddia gibi, bu iddia da aslında boş bir iddia. hatta iddianın altında yatan hikâyelere bakarsanız, birbiriyle bağlantısız birçok olayın tek bir başlık altına toplanıp bu cisme atfedildiğini görebilirsiniz. 19. yüzyıl sonlarında nikola tesla'nın uzaydan gelen birtakım sinyaller keşfettiğini söylemesi ile başlayan olay, 20. yüzyılın sonlarında çekilmiş olan yukarıdaki fotoğraf ile birleştirilmiş ve ortaya bu garip komplo teorisi çıkmış.
tesla'nın aldığı sinyallerin büyük bir ihtimalle bir pulsardan geldiği düşünülüyor. bu konuyla bağlantısı varmış gibi görünen diğer birçok olayın da aslında ya hiç gerçekleşmediği ya da konuyla hiç ilgisi olmadığı halde bununla ilişkilendirilmeye çalışıldığı biliniyor.
peki fotoğraf neyin fotoğrafı?
bu bir uzay çöpü ve büyük ihtimalle de bir uzay görevi sırasında astronotlardan birinin elinden kayıp gittiği, kamera kayıtlarıyla da sabit olan bir termal battaniye. tabi ki dünyaya sinyal gönderdiği falan da yok.
devamını gör...
hoşlanılan kızı eve davet etmeden önce kombiyi köklemek
ay sonu da sana köklerler. doğalgaz faturasını yani.
devamını gör...
coğrafya kaderdir
coğrafya kaderdir, ama o kaderi belirleyen de yine insanların eylemleridir. öyle olmasaydı bugünün ortadoğusu zamanında ilim ve irfan yuvası olmazdı diyerek, cevabımı vereceğim.
devamını gör...
johansson larsen hastalığı
patella (diz kapağı) alt ucunun aseptik nekrozudur.
devamını gör...