kadınların kendilerini çok değerli hissetmesi
değerliler zaten . sabıka kaydı olmayan , çevresine zarar vermeyen , yıkıcı değil yapıcı olan herkes cinsiyet fark etmeksizin değerlidir.
devamını gör...
tembel hayvan
tembel hayvan dişsiz memeliler takımından* yağmur ormanlarında yaşayan bir memelidir. 6 farklı türü bulunur en bilinenler 2 ve 3 tırnaklı tembel hayvanlardır. bu canlıların en tipik özellikleri aşırı derecede yavaş hareket ediyor oluşlarıdır. bunun sebebi düşük kalorili bir beslenme diyetleri olduğundan mümkün olduğunca enerji harcamaktan korunmaktır. keza vücut ısıları da 32 derecedir diğer memelilere göre nispeten düşüktür bu da enerji harcamaya karşı bir önlemdir. bu hayvanlar günde 9 ila 15 saat arası uyuyabilirler. eğer yaşadıkları habitatta vahşi hayvanlar varsa 9, daha korunaklıysa 15 saat uyudukları tespit edilmiştir. yaprak, meyve, böcek bulursa kuş yumurtası gibi besinlerle beslenirler. zamanlarının çoğunu hatta neredeyse tamamını tutundukları ağacın dalında baş aşağı sarkarak yahut bir daldan öbürüne geçerek harcarlar. uzun tırnaklardan oluşan pençeleri çok güçlüdür dallara çok rahat tutunurlar. en büyük düşmanları jaguar ve yılanlardır. esasen bu türün soyunun tükenmeyişi bilim insanlarını bir miktar şaşırtmıştır çünkü çok yavaşlardır. hala soylarının devam edişini doğadaki kamufle olma yeteneklerine bağlarlar. kürklerinde yeşillikler vardır ağaçla bir arada olunca ayırt edilişi zordur. doğal kürkleri grimsidir esasen ancak üstlerinde bakteriler, algler yaşar bu sebeple kürkleri yeşilimsidir. pençeleri güçlüdür lakin yavaş hareket ettiklerinden jaguara karşı şansları düşüktür. yavaş hareket ederler etmesine lakin kafalarını 270 derece çevirebilirler. ağaçtan aşağı sadece dışkılarını yapmak ya da bir yırtıcı saldırısı sebebiyle inerler. maalesef ölümlerinin yarısı da bu aşağı indikleri zaman diliminde olur yırtıcı sebebiyle. bu kadar yavaş hareket eden bir hayvanın dışkılamak için yere inmesi bilim insanlarına epey ilginç gelmiştir. daha sonra bu hayvanın kürkünde bir güve türü yaşadığı ve bu güvenin tembel hayvan dışkısına yumurtladığı, çıkan güvelerin yeni tembel hayvana yapıştığı bulunmuştur. güve ölünce kürkte kalır bakteriler de azot ihtiyacını ölü güveden karşılayarak çoğalırlar, kürkün yeşil görünümü böylece daha da artar eh bu da kamufle olmasını sağlıyordu. bu hayvanlar hep ağaçtadır çiftleşirken, doğum yaparken hatta öldükten sonra bile bir süre ağaçta asılı kaldıkları görülmüştür. çiftleşmeden sonra erkek ağacı terk eder. aylık bir hamilelikten sonra bir tane yavru dünyaya getirirler. emzirme dönemi bittikten sonra bir süre daha anneyle kalan yavru daha sonra ayrılır. bu hayvanlar çiftleşme harici de bir arada bulunmazlar bireysel yaşarlar.
suratları da gülümser gibidir kanaatimce epey sevimli hayvanlardır.kaynak kaynak2

bir video bırakayım akşam akşam içinizi ısıtsın sloth wants hug.
suratları da gülümser gibidir kanaatimce epey sevimli hayvanlardır.kaynak kaynak2

bir video bırakayım akşam akşam içinizi ısıtsın sloth wants hug.
devamını gör...
alkol almadan uyuyamamak
bu da bir nevi alkol sorunu göstergesi. yani beyne alkol yoksa uyku yok şartlandırmasını yapmışsınız bu aynı saatte alkol alma alışkanlığı yüzünden. relax bitki çaylarını deneyin, hiç olmadı doktora gözüküp kısa süreli bir ilaç desteği alabilirsiniz uyku düzeni oturması için.
devamını gör...
yazarlara yazın geldiğini fark ettiren şeyler
bütün yaz meyvelerini her yerde görebilmeye başladıysak eğer, benim için yaz midem için de bayram gelmiş demektir*.
devamını gör...
sözlükteki kimseyle samimi olmamak
sözlüğü evlilik programı falan mı sanıyorsunuz anlamadım ben.
tanımını yaparsın, tanımları okursun kapatır gidersin.
samimi olacağın başka siteler var.
tanımını yaparsın, tanımları okursun kapatır gidersin.
samimi olacağın başka siteler var.
devamını gör...
seks
herkes seks yapabilir. iyi seks diyebileceğimiz şey ise ne duygu ne ten uyumu ne odaklanmış bir zihin ne de aklınıza gelen diğer klişeleri gerektirir. bütün bunlar tabi ki önemli. ama yeterli değil. iyi seksin olmazsa olmazı doğallıktır. doğallık yoksa n'aparsanız yapın mutlu sona yaklaşamazsınız. naçizane öneri.
kendini, bedenini tanıyan, gerektiğinde ne düşünür, nasıl görünürüm diye düşünmeden müdahale ya da yönlendirmeden çekinmeyen biri olmanız gerekiyor arkadaşlar. ne hissediyorsanız onu yansıtın. mış gibi yapmayın. ve yatakta (ya da her nerdeyse işte) karşınızdaki kişi tarafından yadırganmayı kesinlikle kabul etmeyin. bu taraflardan birinin diğerine yapabileceği en büyük terbiyesizliklerden biri.
benim asıl bahsetmek istediğim şeyse şu; onlarca entry girilmiş, muhakkak kadın orgazmının öğrenilen, yöntemleri üzerinde düşünülmesi gereken bir süreç olduğundan bahsedilmiştir. ben daha çok bunun adaletsizliğinden söz etmek istiyorum. kadın orgazmının sadece fiziksel gereklerin gerçekleşmesi parametresine bağlı olmaması kadar seksin kadın için "de" genel geçer olarak bir ihtiyaç olarak düşünülmemesi, kodlanmaması çok büyük bir adaletsizlik. tam olarak bu adaletsizlik birçok kadının ömrü boyunca sadece erkeği "memnun etmek" için sevişmesine sebep oluyor. çılgınlık gerçekten. dünya adil bir yer değil tamam da en azından en primitif dürtümüzün eşit düzlemlere sahip olması gerekmiyor muydu?
erkek dünyası bee...
kendini, bedenini tanıyan, gerektiğinde ne düşünür, nasıl görünürüm diye düşünmeden müdahale ya da yönlendirmeden çekinmeyen biri olmanız gerekiyor arkadaşlar. ne hissediyorsanız onu yansıtın. mış gibi yapmayın. ve yatakta (ya da her nerdeyse işte) karşınızdaki kişi tarafından yadırganmayı kesinlikle kabul etmeyin. bu taraflardan birinin diğerine yapabileceği en büyük terbiyesizliklerden biri.
benim asıl bahsetmek istediğim şeyse şu; onlarca entry girilmiş, muhakkak kadın orgazmının öğrenilen, yöntemleri üzerinde düşünülmesi gereken bir süreç olduğundan bahsedilmiştir. ben daha çok bunun adaletsizliğinden söz etmek istiyorum. kadın orgazmının sadece fiziksel gereklerin gerçekleşmesi parametresine bağlı olmaması kadar seksin kadın için "de" genel geçer olarak bir ihtiyaç olarak düşünülmemesi, kodlanmaması çok büyük bir adaletsizlik. tam olarak bu adaletsizlik birçok kadının ömrü boyunca sadece erkeği "memnun etmek" için sevişmesine sebep oluyor. çılgınlık gerçekten. dünya adil bir yer değil tamam da en azından en primitif dürtümüzün eşit düzlemlere sahip olması gerekmiyor muydu?
erkek dünyası bee...
devamını gör...
rte’nin 1 mayıs’ı biz ilan ettik beyanı
ateşi de sen buldun.
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
yeşil bir alan görünce hemen mangal hayali kurmak.
devamını gör...
lale devri
osmanlı'nın zevküsefa devridir. isim babası ahmet refik altınay'dır. (ilk bahseden yahya kemal olsa da ahmet refik'in aynı adlı eseri sebebiyle kullanılagelmiştir.)
1718 (pasarofça antlaşması) - 1730 (patrona halil isyanı) zamanları arasını kapsar. istanbul ve saray için muhteşem zamanları, anadolu ve halk içinse sancılı bir dönemi simgeler. nitekim bu sebepten bir karşı reaksiyonla son bulmuştur.
1718 (pasarofça antlaşması) - 1730 (patrona halil isyanı) zamanları arasını kapsar. istanbul ve saray için muhteşem zamanları, anadolu ve halk içinse sancılı bir dönemi simgeler. nitekim bu sebepten bir karşı reaksiyonla son bulmuştur.
devamını gör...
sözlük gelişmeleri
-sözlük mağazasına 70 üzerinde rozet eklendi.
aynı zamanda -karma- adı verilen, her alandan rozetlerin sıralandığı bir bölüm oluşturuldu.
yeni rozet önerileri için sözlük mağazası rozet önerileri başlığı kullanılabilir.
-eski gündem başlıklarının, uzun bir süre sonra tekrar tanım alıp doğrudan gündeme düşmesi ile alakalı sorun çözüldü.
gündem algoritmasını geliştirmeye devam ediyoruz.
-sunucumuzu verimli kullanmak adına, karma puanlar ile alakalı bir optimizasyona gittik.
yarım saatte bir güncellenen karma puan sistemi artık 2 saatte bir güncellenecek.
kazanılan karma puanların profile yansıması 0-120 dakika arasına çıkmış oldu.
aynı zamanda -karma- adı verilen, her alandan rozetlerin sıralandığı bir bölüm oluşturuldu.
yeni rozet önerileri için sözlük mağazası rozet önerileri başlığı kullanılabilir.
-eski gündem başlıklarının, uzun bir süre sonra tekrar tanım alıp doğrudan gündeme düşmesi ile alakalı sorun çözüldü.
gündem algoritmasını geliştirmeye devam ediyoruz.
-sunucumuzu verimli kullanmak adına, karma puanlar ile alakalı bir optimizasyona gittik.
yarım saatte bir güncellenen karma puan sistemi artık 2 saatte bir güncellenecek.
kazanılan karma puanların profile yansıması 0-120 dakika arasına çıkmış oldu.
devamını gör...
hem favlayıp hem de beğenen yazar
benimdir. tanımı seversem beğenirim, üstüne üstlük bir de pişmiş kelle gibi sırıtırsam favlarım.
devamını gör...
kız çocuklarını üniversiteye gönderen babalar cehennemliksiniz
ilim öğrenmenin kızı erkeği yoktur. lütfen kaba etinizden hüküm vermeyin diyorum bu tipini..
devamını gör...
normal sözlük'te doğru düzgün tespit yapan yazar olmaması
bunun temel sorumlusu yönetimdir; çünkü:
(1) kendince bir format belirlemiş olsa da aykırı davranan yazarlara bütün ikazlarımıza rağmen ısrarla göz yummaktadır. sözlük, "format, burayı forumlardan ayıran en belirgin kuraldır." demiştir. (ancak sol frame, forumsal başlık ve tanımlarla kaynamaktadır ve her geçen gün bunların sayısı artmaktadır.)
(2) sözlük bu durumu, "kimsenin neyi, nasıl söyleyeceğine karışamayız" diyerek kendince meşrulaştırmaktadır. (ancak kendini kandırmaktadır.)
(3) kafa sözlük, az zamanda çok yol almak istemektedir. (bu mümkün değildir.)
(4) "doğru düzgün tespitler", doğru düzgün sözlüklerde olur. kafa sözlük ise sanki yerini sözlük camiası içinde "eğlence" tandanslı bir sözlük olarak belirlemiş gibi gelmektedir. nitekim geçmişte moderasyondan "sipariş üzerine" bir konu hakkında tanım yazmam istenmiş, gönderdiğim içerik, yeterince "eğlenceli" bulunmamıştır. (bu düşüncemizin karinesi budur.)
(5) kafa sözlük'te (siyasi içerikli) tespit yapan başlık ve içeriklerimiz, görünmez bir el tarafından akıştan silinmektedir. nitekim bu husus, başka yazarların da ilgisini çekmiş ve şikayet konusu olmuştur. moderasyon, bununla ilgili savunma veya karşıt bir argüman sunamamıştır. (sükut ikrardan gelir.)
(6) kafa sözlük'te kısa süre içinde yazar olabilmiş kişilerin kapasitesi "doğru düzgün tespit" yapmak için kifayetsizdir. (önüne gelen yazar olursa olacağı da budur.)
(1) kendince bir format belirlemiş olsa da aykırı davranan yazarlara bütün ikazlarımıza rağmen ısrarla göz yummaktadır. sözlük, "format, burayı forumlardan ayıran en belirgin kuraldır." demiştir. (ancak sol frame, forumsal başlık ve tanımlarla kaynamaktadır ve her geçen gün bunların sayısı artmaktadır.)
(2) sözlük bu durumu, "kimsenin neyi, nasıl söyleyeceğine karışamayız" diyerek kendince meşrulaştırmaktadır. (ancak kendini kandırmaktadır.)
(3) kafa sözlük, az zamanda çok yol almak istemektedir. (bu mümkün değildir.)
(4) "doğru düzgün tespitler", doğru düzgün sözlüklerde olur. kafa sözlük ise sanki yerini sözlük camiası içinde "eğlence" tandanslı bir sözlük olarak belirlemiş gibi gelmektedir. nitekim geçmişte moderasyondan "sipariş üzerine" bir konu hakkında tanım yazmam istenmiş, gönderdiğim içerik, yeterince "eğlenceli" bulunmamıştır. (bu düşüncemizin karinesi budur.)
(5) kafa sözlük'te (siyasi içerikli) tespit yapan başlık ve içeriklerimiz, görünmez bir el tarafından akıştan silinmektedir. nitekim bu husus, başka yazarların da ilgisini çekmiş ve şikayet konusu olmuştur. moderasyon, bununla ilgili savunma veya karşıt bir argüman sunamamıştır. (sükut ikrardan gelir.)
(6) kafa sözlük'te kısa süre içinde yazar olabilmiş kişilerin kapasitesi "doğru düzgün tespit" yapmak için kifayetsizdir. (önüne gelen yazar olursa olacağı da budur.)
devamını gör...
doping yaparken hamile kalan pesmerge
nick sahibi kim bilir nasıl bir haleti ruhiye içinde bu nicki oluşturdu, kim bilir nasıl ulvi bir kafa yapısına sahipti, kim bilir... gerçekten kim bilebilir ki? hayır, şimdi sorsan da fayda etmez. istediği kadar anlatsın, anlayamayız. sadece parçaları nasıl birleştirdiğini öğreniriz o kadar. böyle deli hoyrat nicklerle gelin bana. gelin de her insanın özünde aynı olduğunu söyleyenlerin yüzüne yüzüne çarpacağım bir şeyler gösterebileyim. sayın nick sahibi canım ayrıksı otum benim; her insanın ayrı bir dünya olduğunu, isteseler de bir yere kadar benzeştiklerini sadece beş kelimelik bir nickle gösterdiğin için sana çok ama çok teşekkür ederiz. sen ki, her birimiz omuzlarımızın üstünde ayrı dünyaların kafasını taşıyıp da aynı dünyada yaşadığımız gerçeğinin tek kelimelik tanımın "yalnızlık" olduğunu fark ettirensin.
devamını gör...
11 mart 2021 erzurum ve kars'ta 46 yerleşim yerine ulaşımın kapanması
geceden itibaren yoğun kar yağışının başlamasıyla birçok köy ve mahalle yolu ulaşıma kapanmış ve belediye ekipleri karla mücadele çalışmalarını anadolu ajansı/ selami küçükoğlu' nun haberine göre başlatmış.
buradan
mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır
buradan
mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır
devamını gör...
seinfeld
yıllar boyunca çevire çevire en az 6-7 tur izlediğim, sit comların şahı. her espriyi, her sahneyi ezbere bilirim. dizide walter reyiz ve hain karısı skyler da bir kaç bölümde yer almıştır. hangileri olduğunu söylemeyeyim, karşınıza çıkınca anlayın.
jerry seinfeld adlı bir komedyenin ekseninde arkadaşları george, kramer ve elaine'in "hiçbirşeyden bahsetmeyen" maceralarını anlatır.. eğlencelidir, mizah anlayışı biraz farklı olmakla beraber herkese uymayabilir..
george costanza ve cosmo, zaman içinde jerry"yi gölgelemiş, adeta rol çalmıştır.
costanza gibi iğrenç karakterli ama sevimli sayılabilecek bir arkadaşım vardı, tipi de benziyordu. ama kopamıyordum bu adamdan. diziyi önerdim, izledi. beraber izledik hatta bir kaç bölümü. adama baktım, sanki bir zamanlar anadolu'da yı seyrediyor. o nasıl ciddiyet. sanıyorum aynaya bakmasını sağladım. sonra her nedense ilişkimiz koptu.
jerry seinfeld adlı bir komedyenin ekseninde arkadaşları george, kramer ve elaine'in "hiçbirşeyden bahsetmeyen" maceralarını anlatır.. eğlencelidir, mizah anlayışı biraz farklı olmakla beraber herkese uymayabilir..
george costanza ve cosmo, zaman içinde jerry"yi gölgelemiş, adeta rol çalmıştır.
costanza gibi iğrenç karakterli ama sevimli sayılabilecek bir arkadaşım vardı, tipi de benziyordu. ama kopamıyordum bu adamdan. diziyi önerdim, izledi. beraber izledik hatta bir kaç bölümü. adama baktım, sanki bir zamanlar anadolu'da yı seyrediyor. o nasıl ciddiyet. sanıyorum aynaya bakmasını sağladım. sonra her nedense ilişkimiz koptu.
devamını gör...
kırmızı pazartesi
kırmızı pazartesi, 1982’de nobel edebiyat ödülüne layık görülmüş gabriel garcía marquez tarafından yazılmış bir romanıdır. kitapta başından işleneceği belli olan bir cinayet anlatılıyor. kitabın ilk sayfasından itibaren okur da cinayetin işleneceği kasabanın halkı da cinayetin işleneceğini biliyor ancak bu durum kitaba sürükleyiciliğinden bir şey kaybettirmiyor.
kitap bir bakıma ibretlik bir kitap. sürü psikolojisini güzel yansıttığını düşünüyorum. tüm halk cinayetin işleneceğini bilirken cesaret edip öldürülecek karaktere hiçbir şey söyleyemiyorlar bile.
bunun yanında kitap ataerkil toplumu, töresel yaşamı da ele alıyor. kitap ilerledikçe ataerkiyi daha çok hissettim, ne kadar korkunç bir sistem olduğunu bir kez daha algılamış oldum. namus cinayetlerinden bir tanesi işlenmiş, işin kötüsü o toplumda namus cinayetleri haklı görülüyor. biriyle namus sorununuz varsa onu delik deşik edebilirsiniz ancak yine de masum kalırsınız.
“onu bilinçli olarak öldürdük” demişti pedro vicario, “ama biz masumuz.”
“belki tanrı katında öylesinizdir”, demişti peder amador.
“tanrı katında da, insanların gözünde de” demişti pablo vicario da. “bu bir namus sorunuydu.”
-
"neyin hazırlığı içinde olduklarını biliyordum," dedi bana, "yalnızca onlarla aynı fikirde olmakla kalmıyordum, erkeklik görevini yerine getirmeyecek olursa onunla asla evlenmeyecektim."
-
santiago nasar, yaptığı kötülüğün kefaretini ödemiş, vicario kardeşler erkekliklerini kanıtlamışlardı, aldatılan kız kardeş de namusunu yeniden kazanmıştı.
erkekliğiniz batsın!
kitapta tek işlenen şey ataerki, cinayet ve cinayetin nasıl işlendiği değil, evliliğe zorlanan bir kadının hayatı da az biraz yansıtılıyor, uğradığı fiziksel şiddet gözler önüne seriliyor. sadece kadınlara gelince geçerli olan namus zırvalığı da barınıyor kitapta. yazar ataerki ve namus kavramları hakkında ne düşünüyor bilemiyorum tabii, anlatılan kavramlar bilinçli olarak mı anlatıldı yoksa sadece cinayeti açıklamak için gerekli minik detaylar mıydı bilemeyeceğim.
her neyse, kısaca damada üstü açılır bir araba hediye edilirken kadınlara çatal bıçak takımı armağan edilen, erkekler önlerine gelen her kadınla ilişkiye girse sorun olmayan ancak iş kadınların “bekaretlerini” kaybetmelerine gelince saatlerce dövüldüğü bir dünyada işlenen bir namus cinayeti anlatılıyor.
kitap üstte belirttiğim gibi sürükleyici, dil ve anlatımı kompleks, sanatsal olmaktan ziyade daha sade denebilir. yazarın çocukluk kasabasında işlenmiş gerçek bir cinayeti anlatıyor. okunmasını tavsiye edebilirim ama okurken benim içimi baydığı gerçeğini söylemeden edemeyeceğim. normalde 2 günde bitireceğim kitabı 10 gün içinde okudum, ancak okunması gereken bir kitap olmadığını düşünsem muhtemelen bu kadar ısrarcı olmazdım bu kitap üzerinde.
kitap bir bakıma ibretlik bir kitap. sürü psikolojisini güzel yansıttığını düşünüyorum. tüm halk cinayetin işleneceğini bilirken cesaret edip öldürülecek karaktere hiçbir şey söyleyemiyorlar bile.
bunun yanında kitap ataerkil toplumu, töresel yaşamı da ele alıyor. kitap ilerledikçe ataerkiyi daha çok hissettim, ne kadar korkunç bir sistem olduğunu bir kez daha algılamış oldum. namus cinayetlerinden bir tanesi işlenmiş, işin kötüsü o toplumda namus cinayetleri haklı görülüyor. biriyle namus sorununuz varsa onu delik deşik edebilirsiniz ancak yine de masum kalırsınız.
“onu bilinçli olarak öldürdük” demişti pedro vicario, “ama biz masumuz.”
“belki tanrı katında öylesinizdir”, demişti peder amador.
“tanrı katında da, insanların gözünde de” demişti pablo vicario da. “bu bir namus sorunuydu.”
-
"neyin hazırlığı içinde olduklarını biliyordum," dedi bana, "yalnızca onlarla aynı fikirde olmakla kalmıyordum, erkeklik görevini yerine getirmeyecek olursa onunla asla evlenmeyecektim."
-
santiago nasar, yaptığı kötülüğün kefaretini ödemiş, vicario kardeşler erkekliklerini kanıtlamışlardı, aldatılan kız kardeş de namusunu yeniden kazanmıştı.
erkekliğiniz batsın!
kitapta tek işlenen şey ataerki, cinayet ve cinayetin nasıl işlendiği değil, evliliğe zorlanan bir kadının hayatı da az biraz yansıtılıyor, uğradığı fiziksel şiddet gözler önüne seriliyor. sadece kadınlara gelince geçerli olan namus zırvalığı da barınıyor kitapta. yazar ataerki ve namus kavramları hakkında ne düşünüyor bilemiyorum tabii, anlatılan kavramlar bilinçli olarak mı anlatıldı yoksa sadece cinayeti açıklamak için gerekli minik detaylar mıydı bilemeyeceğim.
her neyse, kısaca damada üstü açılır bir araba hediye edilirken kadınlara çatal bıçak takımı armağan edilen, erkekler önlerine gelen her kadınla ilişkiye girse sorun olmayan ancak iş kadınların “bekaretlerini” kaybetmelerine gelince saatlerce dövüldüğü bir dünyada işlenen bir namus cinayeti anlatılıyor.
kitap üstte belirttiğim gibi sürükleyici, dil ve anlatımı kompleks, sanatsal olmaktan ziyade daha sade denebilir. yazarın çocukluk kasabasında işlenmiş gerçek bir cinayeti anlatıyor. okunmasını tavsiye edebilirim ama okurken benim içimi baydığı gerçeğini söylemeden edemeyeceğim. normalde 2 günde bitireceğim kitabı 10 gün içinde okudum, ancak okunması gereken bir kitap olmadığını düşünsem muhtemelen bu kadar ısrarcı olmazdım bu kitap üzerinde.
devamını gör...
90'lı yıllara dair akılda kalanlar
kayahan, sibel alaş, burak kut, mirkelam, mustafa sandal, sertab erener, tarkan, tayfun ve adını sayamadığım daha nice şarkıcımız...
lou bega, the cranberries, no doubt, ace of base ve ismini sayamadığım niceleri...
karum ve hafta sonlarında iğne atsan yere düşmeyecek kalabalığı ve çook şeker'in ilk açıldığı günler, torba dolusu şeker almalarımız...
atakule'deki dreamland adlı oyun salonu ve kafkas'tan çikolatalı kestane şekeri almalarımız...
tunalı'daki ertuğ pasajı'nda bulunan tadım pizza'nın harika domates çorbası ve açık büfe salataları... yine tunalı'daki golden cue adlı bilardo salonu ve kıtır'da kumpir yemek... daha aşağıdaki tivoli'de pizza yemek ve saatlerce oturmak... şimdi kapanmış olan kavaklıdere sineması...
atatürk bulvarı üzerinde, yine kapanmış olan akün sineması...
kızılay meydanı'da "saat 2'de gima'nın önünde" buluşmalarımız, gima'nın karşısındaki yeni kara mürsel binası...
o zamanlar, bahriye üçok ve uğur mumcu suikastlerinde patlayan bombaların sesini duyacak bir yerde yaşıyor olmak...
öğrenciler, hatta bazen okullar arası yumurta savaşı...
seğmenler parkı'nda ünlü sanatçıların gece konserleri ve her ne kadar artık zararını öğrenip karşı çıkıyor olsak da, o çocuk hallerimizle keyif aldığımız havai fişek gösterileri... bu 80'lerin sonlarından kalma da olabilir, net hatırlamıyorum.
özellikle şampiyonlar ligi'nde kazandığımız maçlardan sonra sokaklarda saatlerce kutlama yapıp, ertesi sabah ses kısık halde okula gitmeler...
***
daha çok şey sayarım 90'larla ilgili çünkü beni hayatımın en güzel dönemleriydi onlar. bir gün bir zaman makinesi yapabilecek olsaydım, kesinlikle gideceğim zaman 1990-1997 arası olurdu ve sürekli başa dönerek loop'a alırdım zamanı kendim için. gerçekten özlüyorum o yılları...
lou bega, the cranberries, no doubt, ace of base ve ismini sayamadığım niceleri...
karum ve hafta sonlarında iğne atsan yere düşmeyecek kalabalığı ve çook şeker'in ilk açıldığı günler, torba dolusu şeker almalarımız...
atakule'deki dreamland adlı oyun salonu ve kafkas'tan çikolatalı kestane şekeri almalarımız...
tunalı'daki ertuğ pasajı'nda bulunan tadım pizza'nın harika domates çorbası ve açık büfe salataları... yine tunalı'daki golden cue adlı bilardo salonu ve kıtır'da kumpir yemek... daha aşağıdaki tivoli'de pizza yemek ve saatlerce oturmak... şimdi kapanmış olan kavaklıdere sineması...
atatürk bulvarı üzerinde, yine kapanmış olan akün sineması...
kızılay meydanı'da "saat 2'de gima'nın önünde" buluşmalarımız, gima'nın karşısındaki yeni kara mürsel binası...
o zamanlar, bahriye üçok ve uğur mumcu suikastlerinde patlayan bombaların sesini duyacak bir yerde yaşıyor olmak...
öğrenciler, hatta bazen okullar arası yumurta savaşı...
seğmenler parkı'nda ünlü sanatçıların gece konserleri ve her ne kadar artık zararını öğrenip karşı çıkıyor olsak da, o çocuk hallerimizle keyif aldığımız havai fişek gösterileri... bu 80'lerin sonlarından kalma da olabilir, net hatırlamıyorum.
özellikle şampiyonlar ligi'nde kazandığımız maçlardan sonra sokaklarda saatlerce kutlama yapıp, ertesi sabah ses kısık halde okula gitmeler...
***
daha çok şey sayarım 90'larla ilgili çünkü beni hayatımın en güzel dönemleriydi onlar. bir gün bir zaman makinesi yapabilecek olsaydım, kesinlikle gideceğim zaman 1990-1997 arası olurdu ve sürekli başa dönerek loop'a alırdım zamanı kendim için. gerçekten özlüyorum o yılları...
devamını gör...

