yazarların şu an dinledikleri şarkı
cem adrian & hande mehan
"sen benim şarkılarımsın"
"sen benim şarkılarımsın"
devamını gör...
elle
isabelle huppert oyunculuğuna taparlar derneği asil üyesi olarak bu başlığı açmanın bana kalmış olmasına seviniyorum. elle 2016 yapımı bir paul verhoeven filmi. intikam temalı tüm filmler gibi senaryosunun triklerle dolu olması aslında çok da şaşırtıcı değil. ne var ki bu filmin olayı bu değil bence. benim elle ile ilgili söyleyeceğim en önemli şey eğer gerçekten "öyle" bir gözle izlerseniz (bunu bilhassa yazıyorum, çünkü çok akıcı bir anlatım tarzı ve aşırı üst düzey bir oyunculuk var ve filmi içinde sürüklenerek izlemekten daha derinlikli bir şekilde ele almak cidden güç) çok ciddi bir psikolojik çözümleme hikayesi görmüş oluyorsunuz. ve film bittiğinde üzerinde düşünecek de çıkarım yapacak da çok fazla şey olmuş oluyor elinizde. tam da bu sebepten birden fazla kez izlenebilecek filmler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.*
devamını gör...
sait faik abasıyanık
türk öykücülüğünde yeni bir devir başlatmış ve modern öykünün en güzel örneklerini vermiş yazardır. kitaplarının telif haklarını darüşşafaka'ya bağışlamıştır. şuan kitapları iş bankası yayınları tarafından basılmaktadır. şiirleri, öyküleri kadar rağbet görmemiştir. eheh zaten ustalığı da öykülerindedir.
devamını gör...
biri olmadan diğeri anlamsız olan şeyler
tereyağsız iskender.
devamını gör...
elma kurdu (yazar)
tanımlarıyla karşılaştığımda mutlu olduğum bir yazar. uzun zamandır takipteydim ama profiline girip ard arda tanımlarını okumak bugüne kısmetmiş. okurken mutlu oldum be sözlük. an itibariyle kendisi benim için elma kurdu gezegeni. evet. benim yakınımda, samanyolunun sonsuz karanlığında neşe* saçarak dönüyor da dönüyor.
devamını gör...
varoluş sıkıntısı
bir cümleyle açıklamak gerekirse...
her kararımda alabileceğim başka kararları erteliyor ya da yok ediyor oluşum yeni kararlarımla ilgili az önce karar veriyor ya da verebiliyor olmanın hazzını elimden alıyor ve geride yalnız silik pişmanlık izleri bırakıyor küçük bir tebeşirle koca bir benlik yaratmak için çabalayan ben'e.
her kararımda alabileceğim başka kararları erteliyor ya da yok ediyor oluşum yeni kararlarımla ilgili az önce karar veriyor ya da verebiliyor olmanın hazzını elimden alıyor ve geride yalnız silik pişmanlık izleri bırakıyor küçük bir tebeşirle koca bir benlik yaratmak için çabalayan ben'e.
devamını gör...
burcu biricik
bizim ülkede ünlü kusturması diye bi şey var abicim, beni aksine kimse ikna edemez.
bir dönem kafanı çevirdiğin yerde özgü namal vardı, yaşı 26+ olanlar hatırlayacaktır. senede 5 filmde falan oynuyordu, daha diziler, daha reklamlar.
sonra beren saat’e bıraktı yerini, her sezon dizi, aynı anda 2 markanın reklam yüzü falan oldu, duş jeli bilmem ne, reklamda oynamasa sesi kullanılıyordu, “yeni zuru zeğerli yağlar serisi” falan, kusmuğumdan küçük beren saatler el sallıyordu o dönem. oh dedik bitti dijitale geçti atiye matiye neyse en azından duruldu.
şimdi getirdiler burnumuza burcu biricik. ya aga yeter yeter. ya yeter daa yeter. tamam güzel kadın, tamam iyi oynuyor, abicim tamam yemin ederim ikna oldum o avrupai tipin tülbent uzun etek pardösü kombiniyle de iyi oyunculuk yaptığına, tamam sadece güzelliği değil, tamam lütfen salın bizi yav. aynen herkes tete terler, bir emotion yeter, fatmalar da terler, camdaki kızlar da terler daha gider kırmızı odada da terler ta-maam taaa maaammm sen siiin okkeeey. git da bi evine. öf.
şükret diyen adama küfür etmek videosundaki dayı gibi, ilk iki saniyelik sabrım kaldı bu kadına artık. eskittin parça pinçik ettin yüzünü, git git evine git daa evine.
bi güzel kadın buldunuz mu dibinden kum çıkarana kadar dalmayın artık türk televizyası aloo sana diyorum. dj ercik gibi çıldırcam şuracığa bak.
bir dönem kafanı çevirdiğin yerde özgü namal vardı, yaşı 26+ olanlar hatırlayacaktır. senede 5 filmde falan oynuyordu, daha diziler, daha reklamlar.
sonra beren saat’e bıraktı yerini, her sezon dizi, aynı anda 2 markanın reklam yüzü falan oldu, duş jeli bilmem ne, reklamda oynamasa sesi kullanılıyordu, “yeni zuru zeğerli yağlar serisi” falan, kusmuğumdan küçük beren saatler el sallıyordu o dönem. oh dedik bitti dijitale geçti atiye matiye neyse en azından duruldu.
şimdi getirdiler burnumuza burcu biricik. ya aga yeter yeter. ya yeter daa yeter. tamam güzel kadın, tamam iyi oynuyor, abicim tamam yemin ederim ikna oldum o avrupai tipin tülbent uzun etek pardösü kombiniyle de iyi oyunculuk yaptığına, tamam sadece güzelliği değil, tamam lütfen salın bizi yav. aynen herkes tete terler, bir emotion yeter, fatmalar da terler, camdaki kızlar da terler daha gider kırmızı odada da terler ta-maam taaa maaammm sen siiin okkeeey. git da bi evine. öf.
şükret diyen adama küfür etmek videosundaki dayı gibi, ilk iki saniyelik sabrım kaldı bu kadına artık. eskittin parça pinçik ettin yüzünü, git git evine git daa evine.
bi güzel kadın buldunuz mu dibinden kum çıkarana kadar dalmayın artık türk televizyası aloo sana diyorum. dj ercik gibi çıldırcam şuracığa bak.
devamını gör...
iyi pazarlar cicim
iyi pazarlar johnısı, şeklinde icabet edilebilecek cicili bir iyi dilek.*
- iyi pazarlar cicim!
+ iyi pazarlar johnısı.
- hoayt conım benim, seni vor ya yerim yearım.
- iyi pazarlar cicim!
+ iyi pazarlar johnısı.
- hoayt conım benim, seni vor ya yerim yearım.
devamını gör...
ideal cumhuriyet köyü
cumhuriyetin erken zamanlarında köylerin nasıl yapılaşması gerektiği üzerine tasarlanan proje. her ne kadar bizzat mustafa kemal atatürk tarafından hazırlandığı söylense de, bu bilgi yanlıştır. linkte de görülebileceği üzere, projenin mimarı hala bilinmiyor.
esasen ülkemizdeki şehirleşme sorunlarını çözebilecek, muhteşem potansiyele sahip bir proje iken; ne yazık ki gerçekleştirilememiştir.
malum, on yıllardır süregelen köyden kente göç meselesi, türkiye'nin demografik açıdan en büyük sorunlarından biridir. mevzubahis mesele yüzünden türkiye cumhuriyeti, şehirlerinden bir türlü kendisine gereken entelijansiyayı çıkaramaz. bir türlü şehir kültürünü yerli yerince oturtamaz. burada sorun insanların göç etmesi değil; göç eden toplulukların şehir kültürünü benimsemek yerine, kendi köy kültürlerini şehirlere getirmeleridir. bu da memlekete fikri açıdan yarar sağlaması gereken entelektüel kesimin, yaşadıkları şehirlerde bir çeşit üst tabaka kültürü oluşturabilmelerinin önünde engeldir. göç eden köylü nüfus topluluğunun kendini bir türlü adapte edememesi, şehirlerin de bayağılaşmasına sebep olmaktadır.
işte bu proje de, muhteşem bir ileri görüşlülük örneğiyle, bu olası soruna çare olmaya çalışır. amaç, köylere ve köylü nüfusa sağlanabilecek her imkanı sağlayarak, onlar şehirleri bayağılaştırmadan önce onları çağdaşlaştırabilmektir. nitekim projenin kendisinden de görülebileceği üzere, o tarihlerde* bir yerleşimde olması gereken her şey düşünülmüş.
şöyle bir şey:

ilk etapta göze çarpan şey, çok şık olduğu kadar mümkün olduğunca derli toplu tutulan bir plan olduğudur. küçük bir incelemeyle bile doğaya ve yeşile verilen önem görülebilir. bununla birlikte beşeriyetin ihtiyaç duyduğu her şey de dahil edilmiştir: okul, öğretmen evi, halk odası, konuk odası, okuma odası, konferans salonu, otel, çocuk bahçesi, çocuk parkı, telefon santrali, gazino, müze, çeşitli kulüpler, hamam, revir, spor alanı, cami... aynı zamanda üretim adına ihtiyaç duyulacak her şey de düşünülmüş: değirmenler, tarlalar, depolar, ahır, mandıra, kanara, ağıl, gübrelik ve hatta arıcılık istasyonları. kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir vizyon bu.
fakat gel gelelim, olmayınca olmuyor. bu proje de her ne kadar arada sırada gündeme gelse de unutulup gitmiş işte. gerçi olan oldu ölen öldü de artık.
esasen ülkemizdeki şehirleşme sorunlarını çözebilecek, muhteşem potansiyele sahip bir proje iken; ne yazık ki gerçekleştirilememiştir.
malum, on yıllardır süregelen köyden kente göç meselesi, türkiye'nin demografik açıdan en büyük sorunlarından biridir. mevzubahis mesele yüzünden türkiye cumhuriyeti, şehirlerinden bir türlü kendisine gereken entelijansiyayı çıkaramaz. bir türlü şehir kültürünü yerli yerince oturtamaz. burada sorun insanların göç etmesi değil; göç eden toplulukların şehir kültürünü benimsemek yerine, kendi köy kültürlerini şehirlere getirmeleridir. bu da memlekete fikri açıdan yarar sağlaması gereken entelektüel kesimin, yaşadıkları şehirlerde bir çeşit üst tabaka kültürü oluşturabilmelerinin önünde engeldir. göç eden köylü nüfus topluluğunun kendini bir türlü adapte edememesi, şehirlerin de bayağılaşmasına sebep olmaktadır.
işte bu proje de, muhteşem bir ileri görüşlülük örneğiyle, bu olası soruna çare olmaya çalışır. amaç, köylere ve köylü nüfusa sağlanabilecek her imkanı sağlayarak, onlar şehirleri bayağılaştırmadan önce onları çağdaşlaştırabilmektir. nitekim projenin kendisinden de görülebileceği üzere, o tarihlerde* bir yerleşimde olması gereken her şey düşünülmüş.
şöyle bir şey:

ilk etapta göze çarpan şey, çok şık olduğu kadar mümkün olduğunca derli toplu tutulan bir plan olduğudur. küçük bir incelemeyle bile doğaya ve yeşile verilen önem görülebilir. bununla birlikte beşeriyetin ihtiyaç duyduğu her şey de dahil edilmiştir: okul, öğretmen evi, halk odası, konuk odası, okuma odası, konferans salonu, otel, çocuk bahçesi, çocuk parkı, telefon santrali, gazino, müze, çeşitli kulüpler, hamam, revir, spor alanı, cami... aynı zamanda üretim adına ihtiyaç duyulacak her şey de düşünülmüş: değirmenler, tarlalar, depolar, ahır, mandıra, kanara, ağıl, gübrelik ve hatta arıcılık istasyonları. kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir vizyon bu.
fakat gel gelelim, olmayınca olmuyor. bu proje de her ne kadar arada sırada gündeme gelse de unutulup gitmiş işte. gerçi olan oldu ölen öldü de artık.
devamını gör...
mesele
dorun, güç iş anlsmında ki kelime.
ramiz dayı’ nın aşağıda ki repliğini aklıma getirmiştir.
“mesele ölmek değil dost bildiğin en güvendiğin adamın eliyle ölmekmiş mesele. “
ramiz dayı’ nın aşağıda ki repliğini aklıma getirmiştir.
“mesele ölmek değil dost bildiğin en güvendiğin adamın eliyle ölmekmiş mesele. “
devamını gör...
yazarların yaşadığı en büyük şanssızlık
her şey o gün doğmamla başladı...
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
hello, is this your house?
bazen bi şarkının ilk 3 saniyesinden güzel olacağını anlarsınız ya, işte ben bu şarkıya ilk 3 saniyede tutuldum.
bazen bi şarkının ilk 3 saniyesinden güzel olacağını anlarsınız ya, işte ben bu şarkıya ilk 3 saniyede tutuldum.
devamını gör...
türk kadınlarının en iyi özelliği
merhamet ve şefkatleri.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
...
devamını gör...
rebeka
akın'ın enfes melodilere sahip harika şarkısı.
devamını gör...
nefret etmek
belki de yüktür. birinden nefret edebilmek için onu önemsemek, düşünmek, yaptıklarından ya da söylediklerinden anlam çıkarmak gerekir. geçmişte gerçekleştirdiği herhangi bir davranışından dolayı nefret etmekte aynı kapıya çıkar. nefret etmek ve unutamamak birbirine paralel olan duygular. yaşananlar ağrına gitmiş, içinden atamamışsın ve sana yük olmuş. adına da nefret demişler..
devamını gör...



