iş hayatının ilk kuralı
ilk günden taviz vermeyeceğini göstermektir. herkes bu çok safmış diye işleri bir yükler üstüne, ne olduğunu anlamazsın.
devamını gör...
kimsenin yazmaması
sen yazdın ya. tespit geçersiz.
devamını gör...
uygur türklerinin aşı karşılığı çin'e sürgün edilmesi
türkiye'de vatansever bir iktidar olsaydı 5 milyon ne idiğü belirsiz suriyeli arap yerine çin zulmü altında inleyen uygur türklerini alıp ana vatanları türkiye'ye yerleştirirdi.
devamını gör...
doğrusunu unutturan sözler
bayramınızı enişten duygularımla kutlarım
devamını gör...
taumatawhakatangihangakoauotamateaturipukakapikimaungahoronukupokaiwhenuakitanatahu
yeni zelanda'nin kuzey adasinda bulunan sehir. toplamda 85 karakterden olusmasindan oturu guinness rekorlar kitabina adini yazdirmistir.
kaynak
kaynak
devamını gör...
ben evlenmeyeceğim insanları
bir insan grubu.
başlıkta yazılanların bir kısmı yanlış.
- 20-30'da söylüyordum, 40'ı geçtim hâlâ söylüyorum. fikrimde değişen hiçbir şey olmadı.
- sebep sevecek kimsenin olmaması değil. tamamen yaşam stilimle ilgili. bu stilin hayatımı yaşamakla, nerede akşam orada sabah kafasıyla bir ilgisi yok. zaten öyle bir insan değilim.
- herkesten önce evlenmedim. hemen hemen tüm arkadaşlarım, kuzenlerim (benden küçük olanlar dahil) evlendi. 2'şer çocuk falan yaptılar. hiçbiri umurumda değil. hayata dair farklı planlarım var. planlarımı insanlar üzerinden yapmamayı öğretti hayat.
belki de bu kadar genç kalmamın nedeni evlenmemiş olmamdır. istisnalar kaideyi bozmuyor elbette ama bu ülkede insanlar yoruyor, evlilikler yıpratıyor.
başlıkta yazılanların bir kısmı yanlış.
- 20-30'da söylüyordum, 40'ı geçtim hâlâ söylüyorum. fikrimde değişen hiçbir şey olmadı.
- sebep sevecek kimsenin olmaması değil. tamamen yaşam stilimle ilgili. bu stilin hayatımı yaşamakla, nerede akşam orada sabah kafasıyla bir ilgisi yok. zaten öyle bir insan değilim.
- herkesten önce evlenmedim. hemen hemen tüm arkadaşlarım, kuzenlerim (benden küçük olanlar dahil) evlendi. 2'şer çocuk falan yaptılar. hiçbiri umurumda değil. hayata dair farklı planlarım var. planlarımı insanlar üzerinden yapmamayı öğretti hayat.
belki de bu kadar genç kalmamın nedeni evlenmemiş olmamdır. istisnalar kaideyi bozmuyor elbette ama bu ülkede insanlar yoruyor, evlilikler yıpratıyor.
devamını gör...
evladına sen onu beceremezsin diyen ebeveyn
kazandığınız üniversite bölümünün web sitesini kurcalayıp ısıtma sistemleri dersini gördüğünde "kombi tamircisi mi olacaksın sen? " diyen ebeveyndir aynı zamanda.
üniversite sınavına girmeden bir gün önce arayıp * "kalp krizi geçirdim hastanedeyim gel" diyen, koştur koştur otobüs terminaline gittiğinde tekrar arayıp "tamam ben cici annenizle iddaya girdim o gelmez dedi o yüzden aradım şakaydı" diyip telefonu suratınıza kapatan ebeveyn de olabilir.
lise giriş sınavına girdikten sonra arayıp boşa para vermişsiniz sınava, senden bir halt olmaz taksici yapalım seni diyen ebeveyn de olabilir.
işin sonunda iki çocuğu da yüksek lisans mezunu olan ebeveyndir.
üniversite sınavına girmeden bir gün önce arayıp * "kalp krizi geçirdim hastanedeyim gel" diyen, koştur koştur otobüs terminaline gittiğinde tekrar arayıp "tamam ben cici annenizle iddaya girdim o gelmez dedi o yüzden aradım şakaydı" diyip telefonu suratınıza kapatan ebeveyn de olabilir.
lise giriş sınavına girdikten sonra arayıp boşa para vermişsiniz sınava, senden bir halt olmaz taksici yapalım seni diyen ebeveyn de olabilir.
işin sonunda iki çocuğu da yüksek lisans mezunu olan ebeveyndir.
devamını gör...
beyza alkoç
kitaplarının iyi olmadığını anlamak için birinin eleştiri yapmasına gerek bile olmayan yazar. aslında abd best seller bu tip kitaplarla dolu dolayısıyla bir şey diyemeyeceğim. 12-16 yaş arası kız çocuğu kitlesi okuyor genelde, büyüdüklerinde kötü olduğunu fark edeceklerdir.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
sözlük 3-5 yazarın gidişiyle bitiyosa hiç başlamamıştır zaten.
daha ne yapılsın? ekşiden sonra en çok tık alan 2.sözlük oldu hem de 1 yıl bile dolmadan. yazın bitişiyle beraber tekrar canlanacaktır.
daha ne yapılsın? ekşiden sonra en çok tık alan 2.sözlük oldu hem de 1 yıl bile dolmadan. yazın bitişiyle beraber tekrar canlanacaktır.
devamını gör...
acının tatlı tebessümü
açıklanamayan derin duyguların yüze vurmuş ifadesidir.
devamını gör...
geri zekalı birine nasıl katlanılır sorusu
en fazla sekiz kere katlanabilirsiniz...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
içimde adlandıramadığım bir mutluluk var.
nasıl desem böyle uzun zamandır canının çektiği yemeği yemek gibi. kaliteli bir çikolatanın ağızda bıraktığı tat gibi. sinirlerimi aldırmış gibi hissediyorum şuan. fazlasıyla rahat ve huzurlu. her zaman göremezsiniz beni böyle, tadını çıkarın *
nasıl desem böyle uzun zamandır canının çektiği yemeği yemek gibi. kaliteli bir çikolatanın ağızda bıraktığı tat gibi. sinirlerimi aldırmış gibi hissediyorum şuan. fazlasıyla rahat ve huzurlu. her zaman göremezsiniz beni böyle, tadını çıkarın *
devamını gör...
başarı mutluluk getirir mi sorunsalı
getiriyor. bir günlük sevinç kadar. paylaşabileceğin kimse yoksa içinde bir ukde kalıyor.
devamını gör...
dergipark
güzel bir makale sitesi. tez yazarken, ilgilendiğim konuyla ilgili araştırma yaparken oldukça faydasını gördüm.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
“ben senin;
sevgilin, eşin,
baban, ağabeyin,
arkadaşınım.
biri bitse biri kalır
seni hiç bırakmayacağım.”
cemal süreya
sevgilin, eşin,
baban, ağabeyin,
arkadaşınım.
biri bitse biri kalır
seni hiç bırakmayacağım.”
cemal süreya
devamını gör...
sabah namazı
günün ilk ibadeti olması en önemli faziletidir. kulun imtihanında ilk imtihan sorusu, sabah namazıdır. bu imtihanı başarıyla geçenin günü daha huzurlu geçer. uykudan kalkmamak, kalkılsa bile yerine getirmemek ve uzun süre ihmal etmek de tam tersi huzursuzluk, mutsuzluk, işte ve hayatta aksiliklere zemin hazırlar ( kendimden bilirim).
devamını gör...
enemy
denis villeneuve imzalı 2013 yapımı psikolojik gerilim filmi. josé saramago'nun o homem duplicado* isimli kitabından uyarlama. ama tam bir uyarlama. sonları dahil kitapla film arasında birçok farklılık mevcut. sadece konsept oturuyor.
yönetmenin filmografisi ve kabiliyetlerini bilmesek pek ala hatalı bir senaryosu olduğunu iddia edebiliriz. defalarca kez izledim, "bellllkiii şöyle olabilir" gibi bir tahminin ötesine geçemedim. filmi izleyenler için;
anladığımdan değil, yazarak çalışmayı sevdiğimden belki anlarım umuduyla yazıyorum.
1- anthony gerçekten kaza yapıyor.
2- adam bell gerçekten var olan bir tarih öğretmeni.
3- annenin düzgün bir işin ve güzel bir dairen var konuşması. 3. sınıf oyunculuk hayallerini bir kenara bırakmalısın demesi.
4- annenin baştaki kötü apartman dairesi vurgusu.
5- anthony'nin yaşadığı apartmanın görevlisi.
şimdi çoklu kişilik bozukluğundan söz etmemiz mümkün değil. çünkü adam da var, anthony de kesin olarak. (apartman görevlisi, gelen posta ve üniversitenin websitesi) iki farklı hayat ve iki farklı insan var ama tıpatıp aynı görünüyorlar. ikiz olmaları da söz konusu değil; yara izlerine kadar aynılar. bu durumda elimizdeki verilerle net olarak hiçbir yere varamıyoruz. annenin konuşmalarını da baz alamıyoruz çünkü ne adıyla hitap ediyor anne ne de işi ile ilgili net bir şey söylüyor.
aklıma tek bir şey geliyor benim; iki kadın da (mary ve helen) adam ve anthony'nin yarattığı gerçekte var olmayan karakterler. bir şekilde bu iki birbirinden bağımsız hasta insan aynı noktada buluşup birbirlerine benzediklerini sanıyorlar. anthony helen ile değil başka bir kadınla evli, parmağında yüzük izi olan biri. adam bell ise gerçekten tarih öğretmeni olan ve güzel apartman dairesinde oturan kişi. bu durumda film şöyle oluyor;
adam tarih öğretmeni. güzel apartman dairesinde oturuyor ve filmde anne olarak gördüğümüz kadının oğlu. annesi hasta olduğunu biliyor, öbür daireyi de tutmuş hastalığından dolayı, önceden birkaç yerel filmde figüranlık yapmış hala oyunculuk hayalleri sürmekte olan biri.
anthony'nin nerede yaşadığını ve kimle evli olduğunu bilmiyoruz. görünüşü adam'dan tamamen farklı.
bu iki kişinin tek ortak yanı hayali birer dünyaları olması. bir şekilde hayat onları karşı karşıya getiriyor ve birbirlerine benzediklerini sanıp savaşmaya başlıyorlar. en nihayetinde anthony adam'ın sevgilisi ile romantik bir gece geçirdiğini sandığını buhranlı bir gecede trafik kazası yapıp ölüyor. çünkü aslında mary gerçek değil.
hayır böyle olmaz (dedim ya yazarak düşünüyorum) olmaz çünkü apartman görevlisinin tanıdığı kişi anthony. posta da anthony adına geliyor. cast ajansına gittiğinde de ona anthony olarak hitap ediliyor. bu durumda anthony güzel apartman dairesinde oturan oyuncu olmak zorunda.
şimdiye kadar yazdıklarımın tersini düşünsek? adam'ın evli olduğunu ve ölenin de adam olduğunu düşünsek? tarih öğretmeni adam. evli, güzel bir apartman dairesinde karısıyla yaşıyor. bir de öbür kötü daireyi tutmuş. annesi de ona laf çakıyor. hakikaten 3. sınıf oyunculuk hayalleri kuran biri olsa? bu durumda...
olmaz yüzük yine işleri karıştırıyor. o zaman hem anthony'de hem de adam'da yüzük izi olmalı. olmuyor olm.
hah ! ne komik. film mi çok kötü yapılmış, ben mi zaman geçtikçe gerizekalılaştım acaba? fight club, memento, matrix çözümlemeleri yaptığımız günler vardı... hey gidin...
şimdiye kadar kaldırıp "olmamış bu film yeaaa" diye bi' köşeye koyamamış olmam dediğim gibi tamamen saygıdan. bende bir sorun olmalı.
anlayan, tüm sorularıma cevap verebileceğini iddia eden beri gelsin, beni de bu dertten kurtarsın.
yönetmenin filmografisi ve kabiliyetlerini bilmesek pek ala hatalı bir senaryosu olduğunu iddia edebiliriz. defalarca kez izledim, "bellllkiii şöyle olabilir" gibi bir tahminin ötesine geçemedim. filmi izleyenler için;
anladığımdan değil, yazarak çalışmayı sevdiğimden belki anlarım umuduyla yazıyorum.
1- anthony gerçekten kaza yapıyor.
2- adam bell gerçekten var olan bir tarih öğretmeni.
3- annenin düzgün bir işin ve güzel bir dairen var konuşması. 3. sınıf oyunculuk hayallerini bir kenara bırakmalısın demesi.
4- annenin baştaki kötü apartman dairesi vurgusu.
5- anthony'nin yaşadığı apartmanın görevlisi.
şimdi çoklu kişilik bozukluğundan söz etmemiz mümkün değil. çünkü adam da var, anthony de kesin olarak. (apartman görevlisi, gelen posta ve üniversitenin websitesi) iki farklı hayat ve iki farklı insan var ama tıpatıp aynı görünüyorlar. ikiz olmaları da söz konusu değil; yara izlerine kadar aynılar. bu durumda elimizdeki verilerle net olarak hiçbir yere varamıyoruz. annenin konuşmalarını da baz alamıyoruz çünkü ne adıyla hitap ediyor anne ne de işi ile ilgili net bir şey söylüyor.
aklıma tek bir şey geliyor benim; iki kadın da (mary ve helen) adam ve anthony'nin yarattığı gerçekte var olmayan karakterler. bir şekilde bu iki birbirinden bağımsız hasta insan aynı noktada buluşup birbirlerine benzediklerini sanıyorlar. anthony helen ile değil başka bir kadınla evli, parmağında yüzük izi olan biri. adam bell ise gerçekten tarih öğretmeni olan ve güzel apartman dairesinde oturan kişi. bu durumda film şöyle oluyor;
adam tarih öğretmeni. güzel apartman dairesinde oturuyor ve filmde anne olarak gördüğümüz kadının oğlu. annesi hasta olduğunu biliyor, öbür daireyi de tutmuş hastalığından dolayı, önceden birkaç yerel filmde figüranlık yapmış hala oyunculuk hayalleri sürmekte olan biri.
anthony'nin nerede yaşadığını ve kimle evli olduğunu bilmiyoruz. görünüşü adam'dan tamamen farklı.
bu iki kişinin tek ortak yanı hayali birer dünyaları olması. bir şekilde hayat onları karşı karşıya getiriyor ve birbirlerine benzediklerini sanıp savaşmaya başlıyorlar. en nihayetinde anthony adam'ın sevgilisi ile romantik bir gece geçirdiğini sandığını buhranlı bir gecede trafik kazası yapıp ölüyor. çünkü aslında mary gerçek değil.
hayır böyle olmaz (dedim ya yazarak düşünüyorum) olmaz çünkü apartman görevlisinin tanıdığı kişi anthony. posta da anthony adına geliyor. cast ajansına gittiğinde de ona anthony olarak hitap ediliyor. bu durumda anthony güzel apartman dairesinde oturan oyuncu olmak zorunda.
şimdiye kadar yazdıklarımın tersini düşünsek? adam'ın evli olduğunu ve ölenin de adam olduğunu düşünsek? tarih öğretmeni adam. evli, güzel bir apartman dairesinde karısıyla yaşıyor. bir de öbür kötü daireyi tutmuş. annesi de ona laf çakıyor. hakikaten 3. sınıf oyunculuk hayalleri kuran biri olsa? bu durumda...
olmaz yüzük yine işleri karıştırıyor. o zaman hem anthony'de hem de adam'da yüzük izi olmalı. olmuyor olm.
hah ! ne komik. film mi çok kötü yapılmış, ben mi zaman geçtikçe gerizekalılaştım acaba? fight club, memento, matrix çözümlemeleri yaptığımız günler vardı... hey gidin...
şimdiye kadar kaldırıp "olmamış bu film yeaaa" diye bi' köşeye koyamamış olmam dediğim gibi tamamen saygıdan. bende bir sorun olmalı.
anlayan, tüm sorularıma cevap verebileceğini iddia eden beri gelsin, beni de bu dertten kurtarsın.
devamını gör...
paradan altı sıfırı hala atamayan tipler
ihtiyardır onlar.
hoş görülü olun.
hoş görülü olun.
devamını gör...
12 yaşındaki kızın biriktirdiği harçlıklarla çiftçiliğe atılması
ben ilkokula giderken her gün 1.5 lira harçlık alırdım.evde kahvaltı yapmaz,okulda simit falan yerdim. bi gün babam beni karşısına aldı,koca insanla konuşur gibi,konuştu.
oğlum,dedi.sen artık harçlığını harcama,kahvaltı yap git.paran birikir sana oyuncak alırız dedi.bende tamam dedim.
kahvaltı yapmaya başladım.ilk gün paramı kumbaraya attılar.ikinci gün annem paran bende dedi.üçüncü gün ortada para yoktu.
çocuk yaşımda organize bir dolandırıcılığın kurbanı oldum.hem de ailem tarafından kurban edildim.
t:zenginin malı züğürdün ağzını yorar
oğlum,dedi.sen artık harçlığını harcama,kahvaltı yap git.paran birikir sana oyuncak alırız dedi.bende tamam dedim.
kahvaltı yapmaya başladım.ilk gün paramı kumbaraya attılar.ikinci gün annem paran bende dedi.üçüncü gün ortada para yoktu.
çocuk yaşımda organize bir dolandırıcılığın kurbanı oldum.hem de ailem tarafından kurban edildim.
t:zenginin malı züğürdün ağzını yorar
devamını gör...
sevilen kişiden vazgeçme eşiği
varlığı tatsız geliyorsa, hiç bir şey izah etmek insanın içinden gelmiyorsa, kızmak bağırmak bile istemiyorsa insan, görmek yoruyorsa, işte o eşik.
devamını gör...