inançla alay etmek
ahlâksızlık, şerefsizlik, edepsizlik cümlelerini kurup evrensel ahlak dersi vermek de epey manidarmış.
devamını gör...
aşık olunan yazara sözlük radyosundan ilan-ı aşk etmek
oldukça romantik bir başlık. bahar da geldi zaten.. seven sevdiğine sevdiğini söylesin! biz mutlu oluruz.
devamını gör...
aile formatlı sözlük olsa akışta olabilecek başlıklar
devamını gör...
unutulmayan aşk-ı memnu replikleri
+fakir mi oluyoruz ?
-daha neler..
-daha neler..
devamını gör...
evlendikten bir ay sonra eşinin yanında osurmaya başlamak
böyle bi başlığa tanım girdiğime inanamıyorum ama üstteki bazı tanımlar harbiden bu muhabbetten daha boş.
sanırım sindirim sisteminizde bi bozukluk var arkadaşlar hiç yapmıyorsunuz heralde.
evlilik bu ne sanıyorsunuz? kimisi yok saygısızlık demiş yok romantizm katili falan e yuhhh!
sanki çocukken sağa sola hiç istifra etmediniz? ananız gelip yanınıza ıyyy ne iğrenç çocuksun mu dedi?
insanlar kusarlar, sçarlar, gaz da çıkarırlar hatırlatayım.
yarın bi gün eşiniz hasta olduğunda götünüzü dönüp gidecek misiniz? o da kusacak hatta belki tuvaletini kaçıracak o zaman da ıyy ne iğrençsin boşanıyorum senden mi diyeceksiniz?
bazılarınız baya baya ya hayal aleminde yaşıyor ya da kraliçeyle bi bağlantınız var sanırım.
sanırım sindirim sisteminizde bi bozukluk var arkadaşlar hiç yapmıyorsunuz heralde.
evlilik bu ne sanıyorsunuz? kimisi yok saygısızlık demiş yok romantizm katili falan e yuhhh!
sanki çocukken sağa sola hiç istifra etmediniz? ananız gelip yanınıza ıyyy ne iğrenç çocuksun mu dedi?
insanlar kusarlar, sçarlar, gaz da çıkarırlar hatırlatayım.
yarın bi gün eşiniz hasta olduğunda götünüzü dönüp gidecek misiniz? o da kusacak hatta belki tuvaletini kaçıracak o zaman da ıyy ne iğrençsin boşanıyorum senden mi diyeceksiniz?
bazılarınız baya baya ya hayal aleminde yaşıyor ya da kraliçeyle bi bağlantınız var sanırım.
devamını gör...
konuşurken sık sık ııı diyen insan
bir serenay sarıkaya değildir diyorum:
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
kesinlikle rap müziktir.
devamını gör...
galatasaray forması
vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı.
devamını gör...
türkoloji
geçmişte yaşamış ve bugün yaşamakta olan türklerin dilini, folklorünü araştıran bir bilim dalı. tahmin edilebileceği üzere batı'da, fransa'da, 1795 yılında doğmuştur. oradan rusya ve macaristan'a geçiyor ve bu iki ülke çok uzun dönem türkolojinin başkenti oluyor. türkolojinin türkiye'deki serüveni de atatürk döneminde türk dili tetkik cemiyeti ve türk tarih tetkik cemiyeti'nin kurulmasıyla başlamıştır. osmanlı'da ahmet vefik paşa, ali suavi gibi tanzimat aydınlarının hatta ve hatta kaşgarlı mahmut'un da türklük üzerine çalışmaları olmuş ama bunlar modern anlamda türkoloji örneği sayılmamaktadır.
günümüzde elli yedi ülkede türkoloji enstitüleri mevcuttur. türkiye ne yazık ki istenilen seviyede değildir ve tarihimizi yabancılardan öğrenmek gibi gülünç bir durumun içerisindeyiz.
günümüzde elli yedi ülkede türkoloji enstitüleri mevcuttur. türkiye ne yazık ki istenilen seviyede değildir ve tarihimizi yabancılardan öğrenmek gibi gülünç bir durumun içerisindeyiz.
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
devamını gör...
babanın normal sözlük nickini öğrenmesi
benimkini öğrense kalp krizi geçirir herhalde. hahaha.
devamını gör...
düşün ki recep tayyip erdoğan bunu okuyor
düşünmesek de o bunu okuyor.
işine gelmezse içeri atıyor.
işine gelmezse içeri atıyor.
devamını gör...
anlam verilemeyen insan davranışları
gereksiz samimiyet, vıcık vıcık insan ilişkileri. mümkünse daha seviyeli ilişelim, ilişki kuralım arkadaşlar. en azından benimle.
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
salıncakta sallanmak. elini uzattığında gökyüzüne değebilecekmişsin hissi, rüzgarın vermiş olduğu esenlik, gözleri kapatınca bambaşka bir yerde hissetmek. fazla güzel taa ki büyüyüp artık sallanırken bacaklarınızı katlamak zorunda kalana kadar. özgürlük belkide çocuk olmaktır.
devamını gör...
osman öcalan'ı trt'ye ecevit çıkardı
oldu alüminyum, doları da ecevit'in dna'sı mezarından yükseltiyor hımm hımm.
devamını gör...
sıla gençoğlu şarkılarından bir alıntı
"bomboş, kalbimin odaları bomboş
halsiz hissiz, nasıl bu kadar loş?
gece insafsız, benden bile sarhoş
sabahladım, yedi gece durmadan üst üste
gittiği yerden arar diye
çok vicdansız, geceden bile sarhoş
...
ben sana nerden tutuldum?
yokluğunda hem nasıl duruldum?
sağ elimi solumla avuttum
boş yere, boş yere... "
halsiz hissiz, nasıl bu kadar loş?
gece insafsız, benden bile sarhoş
sabahladım, yedi gece durmadan üst üste
gittiği yerden arar diye
çok vicdansız, geceden bile sarhoş
...
ben sana nerden tutuldum?
yokluğunda hem nasıl duruldum?
sağ elimi solumla avuttum
boş yere, boş yere... "
devamını gör...
who are you (kısa film)
daha önce the gift isimli kısa filmini izlediğim ve tanımını yazdığım julio pot’un kısa animasyon filmidir.

kısa filmde yaratma sancısı çeken ve bu yüzden de hem yazma kabiliyetinden şüpheye düşen hem de kazandığı ünle birlikte gelen özgüvenini yitiren başarılı bir yazarın bir gün kapısına gelen bir teslimatçı kız ile yaşadığı sohbet sonucu geçirdiği dönüşüm anlatılıyor.
birisi bize kim olduğumuzu sorduğunda aslında ismimizi öğrenmeye çalışmıyordur. kim olduğumuzu anlatmanın yolu kazanıp kaybettiklerimizi, öğrenip unuttuklarımızı, yapıp yıktıklarımızı, bulup kaybettiklerimizi anlatmaktır. bizi biz yapan şey insanların bize seslenmek için kullandığı isim değil hayat hikayemizin engebeli bir seyirde ilerleyen akışıdır.
aynı soruyu biz kendimize sorduğumuzda ise aslında cevap bunca mücadeleden sonra neye dönüştüğümüz, tercih etmediğimiz her şeyin bizi nasıl bir insan yaptığı, kaybettiğimiz her şeyle ne kadar zengin, kazandıklarımızla ne kadar yoksul olduğumuzu anlamakta gizlidir.
ve filmin sonundaki kutu. forrest gump’ta kutunun içinde çikolata vardı, hayat gibi. reservoir dogs’da parlak bir ışık vardı. se7en’da ise şey vardı. ne vardı sahi? o zaman bu soru hem başlığa hem filmin sonuna hem de se7en’a gelsin:
what is in the box?
who are you?

kısa filmde yaratma sancısı çeken ve bu yüzden de hem yazma kabiliyetinden şüpheye düşen hem de kazandığı ünle birlikte gelen özgüvenini yitiren başarılı bir yazarın bir gün kapısına gelen bir teslimatçı kız ile yaşadığı sohbet sonucu geçirdiği dönüşüm anlatılıyor.
birisi bize kim olduğumuzu sorduğunda aslında ismimizi öğrenmeye çalışmıyordur. kim olduğumuzu anlatmanın yolu kazanıp kaybettiklerimizi, öğrenip unuttuklarımızı, yapıp yıktıklarımızı, bulup kaybettiklerimizi anlatmaktır. bizi biz yapan şey insanların bize seslenmek için kullandığı isim değil hayat hikayemizin engebeli bir seyirde ilerleyen akışıdır.
aynı soruyu biz kendimize sorduğumuzda ise aslında cevap bunca mücadeleden sonra neye dönüştüğümüz, tercih etmediğimiz her şeyin bizi nasıl bir insan yaptığı, kaybettiğimiz her şeyle ne kadar zengin, kazandıklarımızla ne kadar yoksul olduğumuzu anlamakta gizlidir.
ve filmin sonundaki kutu. forrest gump’ta kutunun içinde çikolata vardı, hayat gibi. reservoir dogs’da parlak bir ışık vardı. se7en’da ise şey vardı. ne vardı sahi? o zaman bu soru hem başlığa hem filmin sonuna hem de se7en’a gelsin:
what is in the box?
who are you?
devamını gör...
