valide kösem sultan'ın öldürülmesi
1651 yılının 2 eylül'ünü 3 eylüle bağlayan gece topkapı sarayında vuku bulmuş olan hadisedir. kösem sultan'ın saltanat naibeliği yaptığı dönemde padişahın annesi olan tarhan sultan arasında amansız bir mücadele başlamıştı. saray'da herkes kösem sultan'a düşman olmuştu. zira kösem sultan'ın çok hain planlar tezgahladığı bilinen bir gerçekti.
kösem sultan, oğlu ibrahim'den sonra, torunu olan padişah 4.mehmed'i de ortadan kaldırmak, ve yerine diğer torunu veliahd şehzade süleyman'ı geçirip saltanat naibeliği görevine devam etmek istiyordu. veliahd şehzade'nin annesi kösem ile başa çıkabilecek bir kadın değildi.
vaktiyle şuuru bozuk olan 1.mustafa'nın tahta çıkmasına yardım ederek, osmanlı veraset hukukunu bozan, üvey oğlu 2.osman'ı bir süre için tahtından eden ve ayrıca onun ölümünde parmağı bulunan, büyük oğlu 4.murad'ın çocukluk yıllarında istediği gibi sürdüğü saltanatın tadını bir türlü unutamayan ve her iki oğlu tarafından büyük tehditlerle siyasi hayatından uzaklaştırılan bu osmanlı tarihinin bir numaralı kadını, akıl almaz serveti sayesinde bir çok şahsı elde etmişti.*
tüm bu serveti elde ederken de halkın gözüne girebilmek için çok büyük hayır eserleri yaptırmıştı. ancak son projesini tatbik edemedi. kösem sultan'ın dairesine, turhan sultan tarafından yerleştirilmiş bir cariye, büyük valide'nin niyetini gelinine bildirdi. turhan sultan da vakit kaybetmeden sarayın en büyük amiri olan darüssade ağası'nı durumdan haberdar etti. uzun süleyman ağa vakit kaybetmeden adamlarını silahlandırdı ve padişahı suikasten muhafaza etmek için, en kestirme yoldan kösem'in odasına yolladı.
kösem sultan 2 eylülü 3 eylüle bağlayan gece, topkapı sarayında 40 yıldan beri oturduğu dairesinde bir perde ipiyle alelacele boğuldu.
tarhan valide sultan, saltanat naibesi oldu. kösem aslen bir rum kızıdır. tarhan, hürrem haseki sultan gibi ukraynalı yani slavdır. ancak tarhan sultan, tarihe hürrem ve kösem gibi kötü bir şekilde değil gayet müsbet bir şekilde geçmiştir.
devletin menfaatini herşeyin üzerinde tutan 24 yaşındaki bu genç kadın, anarşiye son vermek için bitmek tükenmez bilmez bir enerji ile harekete geçmiş, şahsi siyasi nüfuz edinmeyi aklına bile getirmemiş, köprülü mehmet paşa sadrazam olduktan sonra naibeliği dahi kendi isteği ile bırakmıştır. işte bu akıllı, merhametli ve hayırsever kadın, osmanlı tarihinin en genç valide sultanıdır.
kösem sultan, oğlu ibrahim'den sonra, torunu olan padişah 4.mehmed'i de ortadan kaldırmak, ve yerine diğer torunu veliahd şehzade süleyman'ı geçirip saltanat naibeliği görevine devam etmek istiyordu. veliahd şehzade'nin annesi kösem ile başa çıkabilecek bir kadın değildi.
vaktiyle şuuru bozuk olan 1.mustafa'nın tahta çıkmasına yardım ederek, osmanlı veraset hukukunu bozan, üvey oğlu 2.osman'ı bir süre için tahtından eden ve ayrıca onun ölümünde parmağı bulunan, büyük oğlu 4.murad'ın çocukluk yıllarında istediği gibi sürdüğü saltanatın tadını bir türlü unutamayan ve her iki oğlu tarafından büyük tehditlerle siyasi hayatından uzaklaştırılan bu osmanlı tarihinin bir numaralı kadını, akıl almaz serveti sayesinde bir çok şahsı elde etmişti.*
tüm bu serveti elde ederken de halkın gözüne girebilmek için çok büyük hayır eserleri yaptırmıştı. ancak son projesini tatbik edemedi. kösem sultan'ın dairesine, turhan sultan tarafından yerleştirilmiş bir cariye, büyük valide'nin niyetini gelinine bildirdi. turhan sultan da vakit kaybetmeden sarayın en büyük amiri olan darüssade ağası'nı durumdan haberdar etti. uzun süleyman ağa vakit kaybetmeden adamlarını silahlandırdı ve padişahı suikasten muhafaza etmek için, en kestirme yoldan kösem'in odasına yolladı.
kösem sultan 2 eylülü 3 eylüle bağlayan gece, topkapı sarayında 40 yıldan beri oturduğu dairesinde bir perde ipiyle alelacele boğuldu.
tarhan valide sultan, saltanat naibesi oldu. kösem aslen bir rum kızıdır. tarhan, hürrem haseki sultan gibi ukraynalı yani slavdır. ancak tarhan sultan, tarihe hürrem ve kösem gibi kötü bir şekilde değil gayet müsbet bir şekilde geçmiştir.
devletin menfaatini herşeyin üzerinde tutan 24 yaşındaki bu genç kadın, anarşiye son vermek için bitmek tükenmez bilmez bir enerji ile harekete geçmiş, şahsi siyasi nüfuz edinmeyi aklına bile getirmemiş, köprülü mehmet paşa sadrazam olduktan sonra naibeliği dahi kendi isteği ile bırakmıştır. işte bu akıllı, merhametli ve hayırsever kadın, osmanlı tarihinin en genç valide sultanıdır.
devamını gör...
kış gelince evde yaşamaya başlayan sinek
varlığı bu sene de havaların soğumasıyla tarafımdan tescillenmiş sinek.
geçen sene havalar soğuyunca bir sinek evde bizimle yaşamaya başlamıştı resmen. öldürmüyorum zaten ama kovalıyorum camdan balkondan, bir bakıyorum yine içeride. bir de arsız, kovalıyorsun korkmuyor. neyse biz ona, o bize alıştı. hatta baya evin evcil hayvanı statüsünde varlığına devam etti. mahmut. canım mahmut, aylar sonra bir gün ortalardan kayboldu. ciddi ciddi evin içinde aradım, bulamadım. birkaç gün evde yokluğu fark edilir cinstendi.
bu sene de havaların soğumasıyla bir sinek yine bizim evi mesken tuttu. kovuyorsun gitmiyor. ama buna alışamadım. mahmut'tan sonra buna bir isim verip, sahiplenmek içimden gelmiyor. anladım ki hiç bir sinek mahmut'un yerini tutamayacak.
geçen sene havalar soğuyunca bir sinek evde bizimle yaşamaya başlamıştı resmen. öldürmüyorum zaten ama kovalıyorum camdan balkondan, bir bakıyorum yine içeride. bir de arsız, kovalıyorsun korkmuyor. neyse biz ona, o bize alıştı. hatta baya evin evcil hayvanı statüsünde varlığına devam etti. mahmut. canım mahmut, aylar sonra bir gün ortalardan kayboldu. ciddi ciddi evin içinde aradım, bulamadım. birkaç gün evde yokluğu fark edilir cinstendi.
bu sene de havaların soğumasıyla bir sinek yine bizim evi mesken tuttu. kovuyorsun gitmiyor. ama buna alışamadım. mahmut'tan sonra buna bir isim verip, sahiplenmek içimden gelmiyor. anladım ki hiç bir sinek mahmut'un yerini tutamayacak.
devamını gör...
kemal sunal replikleri
çocuklar sakın gelmeyin, tünelin bu ucu bombok bir yere çıktı.
-sevgi ve özlemle...
-sevgi ve özlemle...
devamını gör...
insanın başarılı biri olmaktan ümidini keseceği yaş
50 ye kadar bekle babacım baktın olmuyor ümidi kesersin ondan sonra. olmazsada olmasın yani o saatten sonra dimi.
devamını gör...
beyaz tv'de cin çıkarma seansı yapan metafizik uzmanı
adam gülmemek için zor duruyo ya aynı onun gibi izledim..
devamını gör...
allah evreni yaratmadan önce neredeydi ve ne yapıyordu
arş kelimesi bizim evrenimizin dışındaki uzak bir yerleri vurgular.
kuran ı kerim de arş ı ala şeklinde de telaffuz edilir.
yani allahın bulunduğu yer gibi düşünebilirsiniz.
ra'd suresi 2 inci ve secde suresi 4 üncü ayette görüldüğü şekilde,,,
allah bu evreni yaratmış ve arş ı ala'ya geçip kurulmuştur.
sizlerin 14 milyar sene önce, big bang ve evren yaratılmadan önce allah neredeydi, ne yapıyordu meraklarınız için ; allah, hud suresi 7 inci ayeti göndermiştir.
big bang'den ve evren yaratılmadan önce allahın arş ı ala denilen mekanı su üstündeydi.
nasıl bir su'dur veya nasıl bir su benzetmesidir ; orasını sadece allah kendisi bilir.
big bang ve evrenin yaratılışından öncede allah bir şeyler yapıyordu.
kuran ı kerimde allah kronolojik olarak 100-200 milyar sene öncesi hakkında da bilgi vermek zorunda değil.
üstelik kuran ı kerim 1 500 sene önce ; ilk okul diploması bile olmayan cahil adamlara indi.
gerçek olan evrenden öncede allah vardı ve bir şeyler yapıyordu.
anlayacağınız...
allah,
sonsuz geçmişten beri boş durmuyor.
aslında kuran ı kerimde evrenin yaratılışından öncesine ait bilgiler içeren başka ayetler de var.
anlamak isteyene bu 3 ayet de yeter.
kuran ı kerim
hûd suresi
7 - hem o'dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. bundan önce ise arş'ı su üstünde idi. bu kâinatı yaratması sizden hanginizin daha güzel iş yapacağını ortaya koymak içindir. böyle iken sen onlara "öldükten sonra elbette dirileceksiniz!" dersen, o kâfirler bunu haber veren kur'ân'ı kasdederek "bu, aldatıcı olma yönünden, besbelli bir büyüden başka bir şey değil!" derler.
kuran ı kerim
ra'd suresi
2 - allah o'dur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti. sonra da arşının üstünde kuruldu. güneşi ve ayı hizmet etmeleri için sizin emrinize verdi. bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır. bütün işleri o yönetir. âyetleri size açıklar ki rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz.
kuran ı kerim
secde suresi
4 - allah o hak mâbuddur ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları altı günde yaratmış, sonra da arşına kurulmuş mutlak hükümrandır. sizin o'ndan başka ne hâmîniz, ne şefaatçiniz vardır. hâla gereğince düşünmez misiniz?
kuran ı kerim de arş ı ala şeklinde de telaffuz edilir.
yani allahın bulunduğu yer gibi düşünebilirsiniz.
ra'd suresi 2 inci ve secde suresi 4 üncü ayette görüldüğü şekilde,,,
allah bu evreni yaratmış ve arş ı ala'ya geçip kurulmuştur.
sizlerin 14 milyar sene önce, big bang ve evren yaratılmadan önce allah neredeydi, ne yapıyordu meraklarınız için ; allah, hud suresi 7 inci ayeti göndermiştir.
big bang'den ve evren yaratılmadan önce allahın arş ı ala denilen mekanı su üstündeydi.
nasıl bir su'dur veya nasıl bir su benzetmesidir ; orasını sadece allah kendisi bilir.
big bang ve evrenin yaratılışından öncede allah bir şeyler yapıyordu.
kuran ı kerimde allah kronolojik olarak 100-200 milyar sene öncesi hakkında da bilgi vermek zorunda değil.
üstelik kuran ı kerim 1 500 sene önce ; ilk okul diploması bile olmayan cahil adamlara indi.
gerçek olan evrenden öncede allah vardı ve bir şeyler yapıyordu.
anlayacağınız...
allah,
sonsuz geçmişten beri boş durmuyor.
aslında kuran ı kerimde evrenin yaratılışından öncesine ait bilgiler içeren başka ayetler de var.
anlamak isteyene bu 3 ayet de yeter.
kuran ı kerim
hûd suresi
7 - hem o'dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. bundan önce ise arş'ı su üstünde idi. bu kâinatı yaratması sizden hanginizin daha güzel iş yapacağını ortaya koymak içindir. böyle iken sen onlara "öldükten sonra elbette dirileceksiniz!" dersen, o kâfirler bunu haber veren kur'ân'ı kasdederek "bu, aldatıcı olma yönünden, besbelli bir büyüden başka bir şey değil!" derler.
kuran ı kerim
ra'd suresi
2 - allah o'dur ki gökleri, sizin de görüp durduğunuz gibi, direksiz yükseltti. sonra da arşının üstünde kuruldu. güneşi ve ayı hizmet etmeleri için sizin emrinize verdi. bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır. bütün işleri o yönetir. âyetleri size açıklar ki rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz.
kuran ı kerim
secde suresi
4 - allah o hak mâbuddur ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları altı günde yaratmış, sonra da arşına kurulmuş mutlak hükümrandır. sizin o'ndan başka ne hâmîniz, ne şefaatçiniz vardır. hâla gereğince düşünmez misiniz?
devamını gör...
hangi hayatında
ali atay’ın ölümlü dünya isimli muhteşem filminde geçen bir sorudur.

doğu demirkol’un canlandırdığı zafer mermer, sarp apak’ın canlandırdığı serhan mermer’e yöneltir bu anlamlı soruyu. soru öyle bir sorudur ki insanı sorgulamalara iter. varoluşsal çatışmalarda onlarca yara bere içinde cephe gerisine sürünerek gitmeye çalışan acemi bir askere çevirir muhatabını.
kendini gerçekleştirme çabalarını akıntıya karşı yüzmeyi bırakacak kadar mücadeleden vazgeçmiş bir insanın mağrur teslimiyetine çevirir. gecenin dördünde son sigarasını ağzına yerleştirip yaktığında burnuna gelen yanan plastik benzeri bir kokuyu duyup sigarayı tersten yaktığını fark eden bir insanın ziyan olmuş öfkesini hisseder sorunun muhatabı.
hangi hayatında? bu soru iki anlama gelebilir ve filmde kullanıldığı anda da iki anlama gelir:
1. birden çok hayatın var. anadolu tat 1071 lokantasını işletenlerden birisin. kendi evinde özle hayatıyla meşgul olan bir adamsın. ve bin yıllık köklü bir suikast örgütünün parçasısın. hangisinde?
2. senin bir tane bile hayatın yok. lokanta paravan. bin yıllık örgüt serbest mermer yüzünden peşinde. ve özel hayatın allak bullak oldu.
çok basit bir soru filme ayrı bir boyut, izleyiciye aşması gereken yepyeni bir katman verir. kutu koladan sonra filmin en güzel şakasıdır benim için ve şöyle bir diyalogtur:
-abi hayatımda bir kadın var.
-hangi hayatında?

doğu demirkol’un canlandırdığı zafer mermer, sarp apak’ın canlandırdığı serhan mermer’e yöneltir bu anlamlı soruyu. soru öyle bir sorudur ki insanı sorgulamalara iter. varoluşsal çatışmalarda onlarca yara bere içinde cephe gerisine sürünerek gitmeye çalışan acemi bir askere çevirir muhatabını.
kendini gerçekleştirme çabalarını akıntıya karşı yüzmeyi bırakacak kadar mücadeleden vazgeçmiş bir insanın mağrur teslimiyetine çevirir. gecenin dördünde son sigarasını ağzına yerleştirip yaktığında burnuna gelen yanan plastik benzeri bir kokuyu duyup sigarayı tersten yaktığını fark eden bir insanın ziyan olmuş öfkesini hisseder sorunun muhatabı.
hangi hayatında? bu soru iki anlama gelebilir ve filmde kullanıldığı anda da iki anlama gelir:
1. birden çok hayatın var. anadolu tat 1071 lokantasını işletenlerden birisin. kendi evinde özle hayatıyla meşgul olan bir adamsın. ve bin yıllık köklü bir suikast örgütünün parçasısın. hangisinde?
2. senin bir tane bile hayatın yok. lokanta paravan. bin yıllık örgüt serbest mermer yüzünden peşinde. ve özel hayatın allak bullak oldu.
çok basit bir soru filme ayrı bir boyut, izleyiciye aşması gereken yepyeni bir katman verir. kutu koladan sonra filmin en güzel şakasıdır benim için ve şöyle bir diyalogtur:
-abi hayatımda bir kadın var.
-hangi hayatında?
devamını gör...
winnebago
kendilerine ho-chunk diyen ama komşuları potawatomi'ler tarafından, kirli suyun halkı anlamında winnebago denilen, siouan dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
beyazlar geldiğinde wisconsin, minnesota, iowa, illinois civarlarında, bölgedeki algonkin dili konuşan kabileler gibi yaşıyorlardı. onlarla birlikte fransız'larla ticaret yapmış, salgın hastalıklar kapmış ve önce ingiliz sonra a.b.d'ye karşı savaşlar verdiler. salgın hastalıklar ve savaşlar yüzünden topraklarını yavaş yavaş kaybettiler ve her antlaşmayla daha batıya gittiler.
bugün wisconsin ve nebraska'daki rezervasyonlarda yaşıyorlar.
beyazlar geldiğinde wisconsin, minnesota, iowa, illinois civarlarında, bölgedeki algonkin dili konuşan kabileler gibi yaşıyorlardı. onlarla birlikte fransız'larla ticaret yapmış, salgın hastalıklar kapmış ve önce ingiliz sonra a.b.d'ye karşı savaşlar verdiler. salgın hastalıklar ve savaşlar yüzünden topraklarını yavaş yavaş kaybettiler ve her antlaşmayla daha batıya gittiler.
bugün wisconsin ve nebraska'daki rezervasyonlarda yaşıyorlar.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, ne kadar işe yaramaz, saçma sapan, bomboş bir senaryo olacağını öngörmenize rağmen, o kahrolasıca 'bir umut' izlemeye başladığınız yerli yapım bir diziyi, 3 sezon takip etmişsiniz de (bkz: atiye (dizi)) ( yaklaşık 16 saat yapıyor, o da ömrünüzde hemen hemen 1 güne denk geliyor), üçüncü sezon son bölümde ekrana ağız dolusu küfür ede ede önünüzdeki tüm patlamış mısırları fırlatmışsınız gibi sizi, ömrünüzden koca bir günün boşa gittiği gerçeğiyle yüzleştiren bir günaydın değil elbet...
seyircinin kafasında uyanan bütün soru işaretlerini cevapsız bırakmamış, beklentilerin çok üstünde bir metin ve kurguyla gönülleri fethetmiş, içerisinden en az 2 filmlik hikaye ayıklayabildiğiniz, klişelerden çooook uzak bir dizi gibi günaydın...
ama öyle, ne kadar işe yaramaz, saçma sapan, bomboş bir senaryo olacağını öngörmenize rağmen, o kahrolasıca 'bir umut' izlemeye başladığınız yerli yapım bir diziyi, 3 sezon takip etmişsiniz de (bkz: atiye (dizi)) ( yaklaşık 16 saat yapıyor, o da ömrünüzde hemen hemen 1 güne denk geliyor), üçüncü sezon son bölümde ekrana ağız dolusu küfür ede ede önünüzdeki tüm patlamış mısırları fırlatmışsınız gibi sizi, ömrünüzden koca bir günün boşa gittiği gerçeğiyle yüzleştiren bir günaydın değil elbet...
seyircinin kafasında uyanan bütün soru işaretlerini cevapsız bırakmamış, beklentilerin çok üstünde bir metin ve kurguyla gönülleri fethetmiş, içerisinden en az 2 filmlik hikaye ayıklayabildiğiniz, klişelerden çooook uzak bir dizi gibi günaydın...
devamını gör...
müslüm gürses'i anma gecesi radyo yayını
"tanrım bu dünyayı başka kim yakar
yakarsa dünyayı garipler yakar"

maalesef ki sadece demli çayımla iştirak edeceğim yayındır, beklemedeyiz.
edit : istek yapabiliyorsak isteğim "usta", bi' zahmet..
23:03 itibariyle çalıyor, eyvallah!
yakarsa dünyayı garipler yakar"

maalesef ki sadece demli çayımla iştirak edeceğim yayındır, beklemedeyiz.
edit : istek yapabiliyorsak isteğim "usta", bi' zahmet..
23:03 itibariyle çalıyor, eyvallah!
devamını gör...
yazarların kendini sevmeme nedeni
çok ilginç gelecek belki ama..kendimi sevebiliyorum.
devamını gör...
go oyunu
yaklaşık olarak 20 senedir oynadığım oyun. özellikle öğrencilik yıllarında ve sonrasında uzun süre keyif alarak oynadım. çok sağlam oyuncular tanıdım. oyun benim için resmen saplantı haline gelmişti. öğrenciyken okul biter bitmez, iş hayatı başlayınca da işten çıkar çıkmaz soluğu ''go'' tahtasının başında alıyordum. tahtanın başına oturunca, günün zihinsel yorgunluğu bir anda uçup gidiyordu. oysa ''go'' oynayanların da bildiği üzere zihninizi azami düzeyde yorduğunuz bir oyun. buna rağmen tahtanın başına oturduğum vakit kendimi hafiflemiş hissediyordum. benim üzerimde böyle bir etkisi vardı.
şimdilerde ise aile efradı ile oynuyorum. tabiri caizse halı sahada maç yapan eski futbolcular gibi olduk. vakit ve rakip yoksunluğu bunun en temel sebebi oldu.
yukarıda bir arkadaş yazmış. evet ''go'' savaşın ta kendisidir lakin aynı zamanda tevazunun strateji oyunlarındaki vücut bulmuş halidir. farklı seviyelerdeki oyuncular aynı masaya oturup, kafa kafaya oyunlar çıkarabilirler. zira siz ya da rakibiniz oyun seviyenize göre birbirinize avans verebilirsiniz. ben iyi oynarım seni yenerim küstahlığını ''go'' oynayanlarda pek göremezsiniz.
satranç kibrin ve zekanın karışımı bir oyunken. ''go'' tevazunun ve zekanın tek potada eritildiği bir oyundur.
strateji oyunlarını sevip de, bugüne kadar ''go'' tahtasının başına oturmamış olan arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir. deneyin, kesinlikle pişman olmazsınız.
şimdilerde ise aile efradı ile oynuyorum. tabiri caizse halı sahada maç yapan eski futbolcular gibi olduk. vakit ve rakip yoksunluğu bunun en temel sebebi oldu.
yukarıda bir arkadaş yazmış. evet ''go'' savaşın ta kendisidir lakin aynı zamanda tevazunun strateji oyunlarındaki vücut bulmuş halidir. farklı seviyelerdeki oyuncular aynı masaya oturup, kafa kafaya oyunlar çıkarabilirler. zira siz ya da rakibiniz oyun seviyenize göre birbirinize avans verebilirsiniz. ben iyi oynarım seni yenerim küstahlığını ''go'' oynayanlarda pek göremezsiniz.
satranç kibrin ve zekanın karışımı bir oyunken. ''go'' tevazunun ve zekanın tek potada eritildiği bir oyundur.
strateji oyunlarını sevip de, bugüne kadar ''go'' tahtasının başına oturmamış olan arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir. deneyin, kesinlikle pişman olmazsınız.
devamını gör...
bildungsroman
bir roman türüdür.
almanca bir niteleme olan bildungsroman türkçeye mealen oluşum romanı olarak çevirilmiştir.
çok geniş bir tanım olan ve birçok kitabı bünyesinde barındıran bildungsroman bir karakterin olgunlaşma sürecini anlatır.
genelde karakterler ergenlik yaşlarında olsalar da bu bir zorunluluk değildir. daha büyük yaşlarda insanlar da konu edilebilir bu tür romanlarda.
saf, gözü açılmamış ve henüz dünyayı tanımayan bir kahramanın zaman içinde başına gelenler, yaşadıkları ve tecrübe ettikleri ile nihai kişiliğini oluşturmasını anlatan bildungsromanlar genelde akıcı ve konu takibi kolay olan romanlar olsa da karakteri analiz edebilmek için dikkatli olunması da gerekir.
çoğunlukla dört aşamadan oluşur bu romanlar. ilk aşamada kahraman genellikle taşradan büyük şehre ya sa alışık olduğu bir ortamdan kendine çok yabancı olan bir ortama doğru bir yolculuğa çıkar. ikinci aşamada kahraman yeni dünyada karşılaştığı olaylarla zihin dünyasında bazı çatışmalar yaşamaya, hayal kırıklıkları ve şaşkınlıklarla boğuşmaya başlar ki bu da yeni bir insan olması için gereken eğitimdir aslında. üçüncü aşamada yaşadığı her şeyle birlikte bir dönüşüm geçiren kahraman yeni bir insan olmaya başlar ve bir olgunluk hissiyle birlikte kişisel gelişimini tamamlar. son aşamada ise kahraman başladığı nokta ile şimdiki geldiği nokta arasındaki farkları görür ve okuyucunun da görmesini sağlar. bu aşama yolculuk çemberinin kapandığı aşamadır.
türk edebiyatında kuyucaklı yusuf ve fatih harbiye bu tür romanın iyi örneklerinden sayılabilir. dünya edebiyatında ise david copperfield, jane eyre ve çavdar tarlasında çocuklar romanlarını sayabiliriz. ancak bu örnekler elbette ki yetersizdir.
almanca bir niteleme olan bildungsroman türkçeye mealen oluşum romanı olarak çevirilmiştir.
çok geniş bir tanım olan ve birçok kitabı bünyesinde barındıran bildungsroman bir karakterin olgunlaşma sürecini anlatır.
genelde karakterler ergenlik yaşlarında olsalar da bu bir zorunluluk değildir. daha büyük yaşlarda insanlar da konu edilebilir bu tür romanlarda.
saf, gözü açılmamış ve henüz dünyayı tanımayan bir kahramanın zaman içinde başına gelenler, yaşadıkları ve tecrübe ettikleri ile nihai kişiliğini oluşturmasını anlatan bildungsromanlar genelde akıcı ve konu takibi kolay olan romanlar olsa da karakteri analiz edebilmek için dikkatli olunması da gerekir.
çoğunlukla dört aşamadan oluşur bu romanlar. ilk aşamada kahraman genellikle taşradan büyük şehre ya sa alışık olduğu bir ortamdan kendine çok yabancı olan bir ortama doğru bir yolculuğa çıkar. ikinci aşamada kahraman yeni dünyada karşılaştığı olaylarla zihin dünyasında bazı çatışmalar yaşamaya, hayal kırıklıkları ve şaşkınlıklarla boğuşmaya başlar ki bu da yeni bir insan olması için gereken eğitimdir aslında. üçüncü aşamada yaşadığı her şeyle birlikte bir dönüşüm geçiren kahraman yeni bir insan olmaya başlar ve bir olgunluk hissiyle birlikte kişisel gelişimini tamamlar. son aşamada ise kahraman başladığı nokta ile şimdiki geldiği nokta arasındaki farkları görür ve okuyucunun da görmesini sağlar. bu aşama yolculuk çemberinin kapandığı aşamadır.
türk edebiyatında kuyucaklı yusuf ve fatih harbiye bu tür romanın iyi örneklerinden sayılabilir. dünya edebiyatında ise david copperfield, jane eyre ve çavdar tarlasında çocuklar romanlarını sayabiliriz. ancak bu örnekler elbette ki yetersizdir.
devamını gör...
a milli kadın voleybol takımı
bu sene tokyo olimpiyat oyunlarına gitmeye hak kazanan tek milli takım sporu takımımızdır. takım kaptanı aynı zamanda fenerbahçenin de kaptanı olan tecrübeli orta oyuncu eda erdem'dir. aynı zamanda 2019 yılında avrupa şampiyonasında gümüş madalya alarak ülkemize çok büyük bir gurur yaşattırmışlardır. daha fazla desteklenmesi ve takip edilmesi gerekmektedir.
devamını gör...
üniversite mezunu olmayanlar yazar olarak alınmasın kampanyası
devamını gör...
ekşi sözlük'te ülkücülere edilen ağır hakaret
pkk artıklarına edilmeyen hakarettir. işte ekşi sözlük.
devamını gör...
sarımsaklı yoğurt
kullanıcı adımı aldığım başlıktır.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
boğa heykelinin önünde sırtında göztepe forması, elinde göztepe atkısı ile çekilmiş fotoğrafları elimde olan kişi.
o kadar diyorum bak? *
o kadar diyorum bak? *
devamını gör...

