abi dese de demese de yavşayanların var olabileceği mantığıyla benzer mantıktır.
devamını gör...

tarihler boyunca medeniyetlerin verdiği önemi kaybetmemiş antik yağ. soğuk sıkım ve taş baskı ile meydana getirilmişse bir de havran’dan geliyorsa mutluluk ve sağlık kaynağıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

letgoda,seccade işleyip, satardım
dikiş kursunda fermuar,makas,tela
kur'an kursunda araciydim,babam başörtü dikerdi paralar cebe *
hâlâ fakirim,olmayınca olmuyor.
devamını gör...

açık ara en iyi filmi pulp fiction olan, özellikle uzak doğu sineması ve 80 'li yılların olmazsa olmazı istismar sinemasından çok fazla etkilenmiş, reservoir dogs filminden tüm zamanların en iyi final hesaplaşması sahnelerinden birini çeken, kill bill 'de yarı fantastik, yarı komedi fazlasıyla kanlı bir film yapan, birçok filminde 10-15 saniyede olsa görünmeye çalışan, desperado filminde kurye rolüyle dudaklarda hoş bir tebessüm bıraktıran, django unchained filmiyle vahşi batı 'yı anlatan ve spagetti western öğelerine göz kırpan, olması gerekeni değil, düşündüğünü ve hayal ettiğini çeken, modern zamanların en karmaşık ve eğlenceli yönetmeni.

pulp fiction ve kill bill filmlerindeki ani yakın çekimleri ve filmin bütünlüğüne çok da bir katkısı olmayan, sabit kamera ile çektiği uzun konuşma sahneleri adeta kendi imzası olmuştur. reservoir dogs filminde bütün kötü adamların yanyana ağır çekimde yürüdüğü bir sahne vardır mesela, birçok filmde (hatta yılmaz erdoğan 'ın organize işler filminde bile) taklit edilmiştir. pulp fiction 'daki uma thurman-john travolta dans sahnesi şimdiden klasikler arasına girmiştir bile. kısacası iyi yönetmendir bu abimiz, çok iyidir hatta..
devamını gör...

ex manit’te neymiş? ex kocaları atalım o kazana * anma töreni var madem;



çok edepsiz şarkılar atardımda, hanımefendi çizgimden kaymaya niyetim yok.
devamını gör...

bir zulüm ve barbarlık hikâyesidir minotaur'un başından geçenler. pek çok söylence vardır hakkında lakin hepsi hemen hemen aynı sonla biter. en bilinenlerinden birisi şudur;

ayran gönüllü zeus, fenikeli prenses europa'ya aşık olur. lakin prenses, zeus efendiye pek yüz vermez. baş tanrılık gururu incinen zeus, ret edilmeyi kendisine yediremez ve prensesi büyüleyerek beyaz bir boğa'ya dönüştürür ve sırtına aldığı gibi girit adasına götürür. bu beyaz boğa her ne hikmetse minos'u doğurur. neticede yunan tanrılarının hikmetinden sual olunmaz ama arkadaş bu kadarı da fazla. neden io gibi ineğe çevirmiyorsun da boğaya çeviriyorsun prensesi? neden cinsiyet ayarları ile oynuyorsun kadının? hadi oynadın neden doğum yapmasına sebep oluyorsun? derdin ne senin? yani aşk acısı bu kadar mı gözünü döndürür bir tanrının? artı sen zaten sürekli aşık oluyorsun, her ret edilişinde böyle abidik gubidik işlere girişirsen tabi yunan mitolojisinin içinden çıkılmaz. magazin bültenine döndürmüşsün koca mitolojiyi. mürekkep yalamış onca adamı/kadını da paparazziye çevirdin. ayıp vallahi!

neyse zeus'dan olma, boğadan doğma bu minos efendi, sonrasında girit kralı olur. poseidon'dan, deniz tanrısının bizzat kendisine adamak için bir kurban göndermesini rica eder. poseidon'da minosu kıramaz ve al minnoşum şu dev boğa senin olsun diyerek ona muhteşem görünümlü beyaz bir boğa gönderir. minos kıyamaz boğa'ya, bağışlar boğanın canını. sanırım burada kan çekiyor ve ondan kıyamıyor boğaya. adam boğadan doğmuş neticede, genetik kodları olayı farkında olmadan ret ediyor.

tabi bu durum poseidon'un kulağına gidiyor, hiddetleniyor, zaten sinirli adam. njord kadar geniş ve sakin bir tanrı değil. sen bana bu saygısızlığı nasıl yaparsın diyor ve minos'un karısı pasiphae'yi boğaya aşık ediyor. vallahi psikopat bu yunan tanrıları, şu intikam alma şekline bakar mısınız? garibim pasiphae'de aşktan gözü dönmüş vaziyette atina'nın ünlü mucidi deadalus'un yanında alıyor soluğu; ''aman mucit canım mucit derdime bir çare'' diyerek inceden giriyor meseleye. ''ben bu boğanın yanına nasıl yaklaşırım bana bir güzellik yapman lazım'' diyerek de mucide göz dağı veriyor. kadın kraliçe sonuçta. deadalus zeki adam, boğayla aynı boyutlarda içi boş bir inek tasarlıyor ve pasiphane bu ineğin içine girerek boğaya yaklaşıyor ve hedefine ulaşıyor. bu enteresan birliktelikten asterion adını verdiği bir evladı oluyor. evlatta evlat ha. yarı insan yarı boğa. anasının da babasının da özelliklerini almış. kusursuz bir melez (!)

ama minos bu sefer genetik kodlarını dinlemiyor, başlarım böyle işe diyor ve deadalus'u yanına çağırıyor. al şunu bir yere hapset gözüm görmesin bu veledi diyor. arkadaş sanki seni boğa doğurmadı. ne istiyorsun zavallı sabiden. gaddar herif.

bunun üzerine deadalus bir labirent tasarlıyor ve garibim asterion buraya hapsediliyor. çocuk labirentte yaşamaya başlıyor. minos sabiyi insan eti ile beslemeye başlıyor. başka hiç bir şey yemesine izin verilmiyor. böylece bir canavar yaratmanın inceliklerini de minos'tan öğrenmiş oluyoruz. belki bu çocuk sevgi dolu bir ortamda yetişse, iyi bir eğitim alsa bu hallere gelmeyecekti. kim bilir...

beyefendinin et stoku da atina şehri bu arada. adam, olayı bildiğiniz şenliğe çevirmiş. atina'dan 7 erkek 7 kadın kurban edilmek üzere 9 yılda bir girit'e gönderiliyor. bunun sebebi de vakti zamanında atinalıların minos'un oğullarından birini öldürmesi. intikamın böylesi görülmemiştir herhalde.

son kafilede theseus adında bir genç var. adam gönüllü olmuş kurban edilmek için. kafasında kırk tilki dolaşıyor. minotaur'u öldürmeye ant içmiş. ama oda ne, aşk yine kapıyı çalıyor tatammm minos'un kızı ariadne theseus'a ilk görüşte aşık oluyor. onun labirentten çıkabilmesi için de ona bir top iplik veriyor, ipliğin diğer ucunu tutup dışarıda beklemeye başlıyor. peki fikir kimin? daedalus'un... adam olayın her aşamasında var. boş ineği yapmasan çocuk doğmayacak. labirenti yapmasan çocuk canavara dönüşmeyecek. ama ona da kızamıyorsun emir kulu neticede. en azından bu noktada hayırlı bir iş yapıyor.

theseus, bu sayede yolunu rahatça bularak minotaur'u öldürüyor ve böylece yıllardır süregelen zulüm, hem yaratık açısından hem de atinalılar açısından son buluyor.

mutlu son...
devamını gör...

"mutluluğun tek bir türü vardır ama mutsuzluk bin bir şekilde ve büyüklükte gelebilir. tolstoy'un dediği gibi:'mutluluk masal, mutsuzluk ise öyküdür.'"


(bkz: sahilde kafka- haruki murakami)
devamını gör...

bir süre oturup öğrenmeye çalıştığım, azıcık da yol katettiğim ama tembellikten bıraktığım, polonya'nın resmi dili.
geriye kalan bir kaç kelime. bir de leh memleketini arşınlarken her fırsatta söylediğim 'nie mówię po polsku' var. o da lehçe konuşamıyorum demek zaten.
devamını gör...

bizzat ben oluyorum bu.ben bile kendimden yoruldum gerisini siz düşünün artık.
devamını gör...

fiziksel açıdan çok mantıklı olmak ile beraber biyolojik olarak bir felakettir.*

fiziksel açıdan bakarsak yeni yıkanmış veya oda sıcaklığında bulunan cam bardağını sadece bir bardaktaki su ile ısıtırsanız çayın soğuma süresi baya düşer.

ama biyolojik açıdan bakarsak her bardak bi önceki bardakların mikrobunu alır.
devamını gör...

ermenistan da türkiye gibi "avrupa" ülkesi olmak istiyor. ama rusya buna müsaade etmiyor.

kafası karışık bir ermeni için bknz soramazsın 97. bölüm
devamını gör...

başıma gelmiş bir hadisedir. twitter’dan tanışıklığım olan biriyle numaralaşmanın ardından bir akşamüstü ansızın ses kaydı atarak şirinlik yüklemesi yaşatmıştır. samimiyet derecesine göre “senin dillerini yesinler kız.” tepkisi verilebilir. alıştıktan sonra herhangi bir ciddiye almama problemi yaratmıyor bende.*
devamını gör...

çok güzel yazılara imza atan çok güzel yazar, umarım her şey dilediği gibi olur.
devamını gör...

günümüzde çorum boğazkale ilçesinde bulunan hitit uygarlığının geç tunç dönemi başkentidir.

1986 *yılında da unesco dünya mirasları listesine alınmıştır.
devamını gör...

dostoyevski’nin ilk romanıdır. kitap iki dostun birbiriyle mesajlaşmasını anlatır.
dönemin rusya’sının fakirliği, sefilliği çok iyi yansıtılmıştır.
hoşunuza gitmeyen sizi üzecek bir üslubu vardır kitabın okurken üzülürsünüz.
erkek karakterin uzun uzun ve anımda mektup yazması kadın karakterin geç cevap vermesi ve kısa mektuplar yazması ilgimi çeken güzel bir detaydı.
kesinlikle okunması gereken bir eser.
bütün romanlar aptallar içindir,aptalca hayal kurmaları ve hayatı süslü sözcüklerle görmeleri içindir
devamını gör...

mavi kelebeklerin hikayesi katliamın simgesi hâline gelmiştir.

katliamın ardından sırp askerleri toplu mezarların bulunmaması için cesetleri çok uzağa taşımışlar. derin mezarlar kazdıkları ve üstlerini de bölgenin bitki örtüsüne uygun bitkilerle örtükleri için bulunması iyice zorlaşmış. hatta uydu resimlerinde bulunmasının önüne geçmek adına mezarların içine metal parçaları bırakmışlar.

zaman içinde mezarların bulunduğu bölgede cesetlerin toprağı beslemesi sayesinde ölüm çiçeği olarak da bilinen artemis adında çiçekler açmaya başlamış. sadece bu bitkiyle beslenen ve bu bitkinin kokusuna gelen mavi kelebekler bölgede çoğalmaya ve yalnızca belirli yerlerin üstünde uçmaya başlayınca bu durum halkın dikkatini çekmiş.

bitki bilimciler bunun tesadüfi bir durum olmadığını tespit etmiş ve bosna devleti'nin toplu mezarlara ulaşmak için kurduğu komisyon tarafından kazı çalışmalarına başlanmış. olayın basına sızmasının ardından halk da kazı çalışmalarına katılmış. binlerce insan mavi kelebeklerin izinde yakınlarının cesedine ulaşmak için seferber olmuş.

mavi kelebekler takip edilerek 300 toplu mezara ulaşılmış. yaklaşık 20 bin kişinin cesedi.
devamını gör...

dedi üstteki yazar.
devamını gör...

ne diyem mahmut mu diyem?
devamını gör...

aaa radyoyu açtım ki ilk defa yayında olan yeni bir program varmış. dinlemedeyim. iyi yayınlar efenim.* müziklere bayıldım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim