eğer gerçekten seviyorsa bir insan bir insanı o eşiğe gelinse bile daha fazlası olmaz olamaz. sevmek denilen eylem bu kadar basit ve çabuk vazgeçilebilir bir şey değil. 60-70 yıl süren evliliklere baksanıza bir de. kavgalar tartışmalar elbet olmuştur ama hiçbir taraf o eşiği geçmemiştir çünkü onlarda birbirlerinden vazgeçemediklerinin farkındadırlar. işte bu gerçek sevgi budur biraz daha dramatize edilecek olursa birbirine muhtaç kalma durumu olarak bile kesinlikle değerlendirilebilinir.
devamını gör...

sürekli negatif olup kan emici olmasındansa pozitif olması daha makbuldür.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

toplumda kendi olarak var olabilmek adına
toplumsal bir rol sahiplenmek için toplumsal kimliğini inşa ederken türban kullanan kadınlardır.
toplumun heterojen olmasına fayda sağlayan kadınlardır.
herkes gibi nefes alırlar, herkes gibi yemek yerler, herkes gibi kitap okurlar vb.
2000li yıllardan sonra modacıların fark ettiği kadınlardır.
2013 sonrası kamusal hayatın içinde yer almaya başlamış kadınlardır.
yakın zamanlarda dizilerde reklamlarda yer alan kadınlardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gelecek kaygısıdir.
devamını gör...

suç yine dönüp dolaşıp katile ya da o katile gerekli cezayı vermeyen adalet sistemine değil öldürülen kadına kalmış. “hak etmişti” demenin başka bir versiyonu herhalde.
devamını gör...

ankara, istanbul ve izmir dışında okuyan veya çalışan doktor yokmuş gibi davranan ösym'nin başka sınav merkezi taleplerini değerlendirmemesi durumu. en azından pandemi döneminde ülkenin bütün doktorlarını 3 şehire yığmak yerine birkaç sınav merkezi daha eklenebilirdi. neredeyse bayburt'a bile tıp fakültesi açılmışken(belki de çoktan açıldı.) hala sınav merkezi sayısının 3 ile sınırlı kalması nasıl bir saçmalıktır.
bugün itibariyle başvurumu yaptım. 500 tl sınav ücreti, 700 tl gidiş geliş uçak bileti ve kalacak yer ücretiyle varın siz hesap edin.
bence ankara, istanbul ve izmir dışında okuyanlara uzman olmayı yasaklayarak çözüm üretebilirsiniz...
devamını gör...

milattan önce on dokuzuncu yüzyıla tarihlenmiş, eski mısır ''günlük yaşam için gerekli büyüler'' kitabı. ilk bulunduğu zaman eski mısır'ın incil'i benzetmeleri yapılmış olsa da bu kitap mısır dininin kutsal bir kitabı değil, seçkin ruhların öbür dünyaya gittikleri zaman zengin bir yaşama kavuşmalarına yardımcı olacak bir el kitabı idi.

bin yıldan uzun süredir kullanılan kitabın içinde iki yüze yakın büyü bulunur. birçok farklı büyünün bulunduğu birçok nüsha olsa da büyüler milattan önce 650 yılında düzenlenmiştir. büyüler genelde kefenlere, mezarlara, tapınaklara kazınıyordu. çoğu da papirüs dediğimiz kağıtlara yazılırdı. çoğunlukla hiyeroglif şeklinde veya sadeleştirilmiş şekillerle yazılırlardı.

zaman ilerledikçe konuşulan dil de değişti. yeni krallık zamanında, orta mısır dilini anlayan kişi az olmalıydı ki süslemeler giderek önem kazandı. bazı nüshalarda sadece bu geleneksel süslemeler kullanıldı. bu süslemeler daha sonraki yıllarda mezarlarda dekorasyon amacıyla da kullanıldı.

1999 yapımı the mummy filminde de bu kitap işlenir. kitap okunduktan sonra 3000 yıllık bir mühür kalkar ve lanetler dünyaya salınır.
devamını gör...

*açık bırakılan dolap kapakları.
*yemek yapılırken etrafı dağıtmak.
*temizlik sonrası tezgahta temizlik maddesi bırakmak.
*lavobaya sebze/meyve kabuğu atmak.

daha da yazarım ama bana yazık.
devamını gör...

egosu beyninden büyük olan insanların olduğu ortamdır benim için.
devamını gör...

lahmacun, içli köfte, dolma.
devamını gör...

türk edebiyatını ve türk dilini öğreten kişilerdir. bazıları edebiyat sanatının, dilin inceliklerini öğretip; onları oldukça sevdirir.

aynı zamanda hayatıma yön veren iki kadının branşıdır. biri harika bir öğretmen olduğu için diğeri de çok kötü bir öğretici olduğu için. birinin yaptıklarını kendime örnek alırken bir diğerinin davranışlarına yaklaştığım anda pusulamın şaştığını anlarım. hemen yönümü değiştirme ihtiyacı duyarım.
yıllar yılı ne zaman ruhum biraz sıkılsa rüyalarıma girer kadın. tahtaya çıkartıp ezbere şiir okuturdu. şiirin ortasında durdurup başka bir konudan konuşur konuşur, birden "hadi devam et." derdi. o anda panik halinde içimizden şiiri tekrar edip dururduk çünkü bilirdik ki kaldığın yerden devam edemezsen bir günde duyulma ihtimali olan bütün hakaretleri edecektir. sonra ben o sandalyeye geçince hiç ezberden şiir okutmadım. çünkü çocuklarıma endişe etmeleri gerekenin şiiri ezberden okumak değil de hakkını vererek okumak olduğunu, öğretmeyi amaçladım.
devamını gör...

bir roman düşünün ki yazarı bu romanı yazabilmek için rüşvet verip cezaevine girsin. dilimize soğukkanlılıkla diye çevrilmiş, muhteşem sürükleyici truman capote eseri. roman dedik ama kurgusal bir roman değil. eser, gerçek bir olaya dayanıyor. çiftçilikle uğraşan, tüm komşuları tarafından sevilen orta sınıf bir amerikan ailesinin kurban gittiği cinayeti konu alıyor kitap. henüz yetişkin olmamış biri erkek, biri kız iki çocuk ile baba ve hasta bir anne, ortada hiçbir husumet yokken tanımadıkları iki katil tarafından gece yarısı evlerinde elleri ve ayakları bağlanarak vahşice katledilir. üstelik katillerden biri, kız çocuğunu öldürmeden evvel, kendisine tecavüz etmek ister. normal şartlar altında bu iki caninin bir an önce yakalanıp idam edilmesini istersiniz değil mi? hatta elinize düşseler bir kaşık suda boğarsınız. kitabın finalinde kurbanlar kadar faillere de üzüleceksiniz. sebebini öğrenmek için kitabı okuyun, pişman olmayacaksınız.
devamını gör...

bir gaunter o’dimm ukdesidir.

g.h.hardy’nin kitabıdır.



bir iskemle, fırfır dönen bir elektronlar topluluğu; ya da tanrının zihninde bir düşünce olabilir.


bu cümle garip bir matematik dahisine ait. pür matematikçi olan hardy kitabında matematiğin savunmasını çok farklı bir şekilde yapmayı amaç edinmiş. o, matematiğin günlük hayat nasıl işimize yarayacağı basitliğine kaçmayı tercih etmeyerek, zor bir yolla yapmış savunmasını. estetik yönden incelemiş matematiği. ona göre bir matematikçi bir ressam gibidir. hardy ” insanlığa yararlı hiçbir şey yapmadığını” söylüyor, kitabı okurken onunla aynı fikirde olmaktan kendimi alamadım ancak ona katılmadığım noktalar da yok değil. hiçbir şey yapmamış olsa da bu kitabı yazmış olması bile insanlık yararı güttüğünün bir göstergesidir. hardy’nin nasıl bir matematik düşkünü olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım ama ondan alıntı bir cümleyle bunu özetleyebilirim. yakın arkadaşı bertrand russell ile konuşurken ona ” eğer senin beş dakika içinde öleceğini mantık yardımyla ispatlayabilsem, ölecek olmandan dolayı üzüntü duyarım ancak kanıtlamanın verdiği zevk hüznümü oldukça hafifletir.” der.


kitap iki bölümden oluşmaktadır. ilk bölüm en az kitap kadar süren bir önsöz bölümüdür ki bu bölümde hardy ile ilgli birçok bilgi ediniriz. hardy’nin mesai ve kriket arkadaşı snow’un yazdığı bu önsözde hardy’nin ne kadar orijinal bir insan olduğunu açıkça görüyoruz. hardy de bütün dahiler gibi bir takıntıya sahip: kriket. onun için nerdeyse bir sabit fikir olan kriket ispatlarında bile kullandığı bir tutku. derdini anlatırken sürekli kriket tabirleri kullanması da bunun bir kanıtı. tanrıya inanmadığını açıkça beyan eden hardy, dışarıda çalışacağı zaman, havanın güzel olması gerektiğine inandığı için “inanmadığı” tanrıya bir oyun oynar her seferinde. eline bir şemsiye, üzerine bir kazak alıp çalışmaya çıkar. hardy’e göre tanrı onun havanın soğuk olacağını düşünerek hazırlandığını görünce havayı sıcak yapacak ve hardy de istediğini elde etmiş olacaktır. bir dahinin oyununa gelebilecek olan tanrıya inanmayan hardy, tanrının oyununa gelerek ona tuzak kurar ve varlığını da otomatik olarak kabul etmiş olur. keşke size savunma bölümüyle ilgili de çok şey anlatabilseydim acak benim matematikte savunma yapacak tek bilgim 3x7=21’in savunmasıdır. bu da şöyle mümkündür ki üç tane yediyi alt alta yazıp, parmak yordamıyla topladığımızda 21 elde ediyoruz. bu ilkel tiyatral savunmamı okuduktan sonra, kitabın ikinci bölümüyle ilgili yorum yapmamamın yerinde olduğunu kabul ettiğinizi varsayıyor ve gerisini size bırakıyorum.
devamını gör...

aslan ve leopardan bir farkıda, avını boğup öldürmeden, canlı canlı yemeye başlamalarıdır. o yüzden vahşi köpekler deniliyor.
devamını gör...

tüm yazarların birbirinde güzel yorumları ve başlıkları var. herkes olabildiğince yorumlarını beğeniyorum.
devamını gör...

kasık bölgesine sağlam bir tekme yememiş ve bu yüzden de tarif edilen ağrıyı anlayamayacak insanların görüşüdür bu genellikle.

yanlış anlaşılmasın. bunu, regl ağrısının şiddetinin daha iyi anlaşılması açısından söylüyorum. kasık bölgenize, otomatiğe bağlanmış şekilde seri tekmeler yediğinizi düşünün; elde edilen şiddet regl sancısına denktir.
devamını gör...

üst kattakilerin her hafta torunları geliyor. 15 çocuk geliyor eminim. yan taraftakiler zaten ne konuşuyorlarsa hoop bizde. kahvaltıda tava börek yediler bu arada.
devamını gör...

"öyle ki" adlı parçalarını ve "papatyalar" adlı şarkılarını dinleyiniz. ayrıcaa, "geçmesin günümüz" ve "gamzedeyim deva bulmam" coverlarını da son ses dinleyiniz ve dinletiniz efenim.. herkesin sevebileceği tarzda olmasa da bence güzel bir gruptur kendileri.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim