meşhur bir tweet vardı konuyla ilgili:
"seni seviyorum dese ben de dersin ama sevgilim var derse hayırlı olsun dersin".

işte öyle saçma bir bağdır.
devamını gör...

kar yağması. kocaman kocaman yağıyor şu an. çocuklar gibi şenim.
devamını gör...

m.s. 37 ve 68 yılları arasında yaşamış, roma’nın beşinci imparatoru.***

çocukluğu akli dengesinin bozukluğu ile bilinen imparator caligula’nın yanında geçmiştir. caligula’nın ölmesinden sonra tahta claudius geçince neron’un annesi agrippina kocasını zehirleyerek öldürmüş, amcası claudius’la evlenmiştir. sonrasında claudius’un öz oğlu britannicus’un da kuyusunu kazmış ve claudius’un kızı ile oğlu neron’un evlenmesini sağlamıştır. böylece neron roma imparatorluğunun yasal varisi haline gelmiştir.

imparatorluk yaptığı ilk yıllarda herkes onun ne kadar iyi ve hoşgörülü olduğundan bahsetmiştir. öyle ki neron arenada kan dökücü yarışmalar düzenlenmesini yasaklamış, ölüm cezasını kaldırmış, vergileri düşürmüş ve kölelerin haksızlığa uğramaları durumunda mahkemelere başvurabilmelerini sağlamıştır. senatonun bağımsız karar verme yetkisi artırılmış, atletizm, şiir ve tiyatro yarışmaları düzenlenmeye başlanmıştır. ancak annesinin ölümünden üç sene sonra karısını öldürtmüş ve yavaş yavaş değişmeye başlamıştır.

roma’yı yaktığı söylenir; ama yakmamıştır. tarihçi tacitus’a göre yangın sırasında neron, roma’ya elli altı kilometre uzaklıktaki antium’dadır. ama yangını bir fırsat olarak görmüş, küle dönen roma şehrini yunan mimari anlayışına göre yeniden kurmuş; bu sırada da roma’nın üçte birini kaplayan bir altın ev* yaptırmıştır. bu sarayın yapımı için hem halkın bazı bölümünün topraklarına el konulmuş hem de halktan ağır vergiler toplanmıştır.

kendisine karşı çıkarılan ayaklanmalar sonucu aralarında seneca, lucanus ve petronius’un da olduğu 18 kişiyi ölüme göndermiştir. ancak bir yerden sonra bu ayaklanmaları durduramaz hale gelmiştir. hatta ayaklanmalara gülüp geçmiştir çünkü önceliği her zaman tiyatroda oyunlar oynayıp kendini alkışlatmak, yarışmalarda boy göstermek olmuştur.
68 yılında senato tarafından galba imparator, neron ise halk düşmanı ilan edilmiş, neron da roma’dan kaçmak zorunda kalmıştır. ölümü hakkında kendisini azatlı bir köleye öldürttüğü veya kendisini öldürdüğü iddiaları olsa da net bir şey söylenememektedir.
devamını gör...

akıllara umay anayı getirmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrıca verdiği güzel bilgilerden dolayı bal porsuğuna teşekkür ediyorum. eski türk mitolojini bilmek gerçekten önemli.
devamını gör...

canlı kelimesinin bilimsel söylenişidir. bilimkurgu hikayelerinde sıkça geçen bir terim olmasına rağmen günlük hayatta hakaret olarak kullanımı yaygındır.
sözlüklerde ayrımcılık başlıkları ile kargaşa yaratan, beğenilmeyen, sevilmeyen troller vardır. günlük hayatta insan demeye dilimizin varmadığı yaratıklar vardır. gereksiz canlı yani yaşam formu denir bunlara.
devamını gör...

yazının, görsel sanata dönüşmüş hali. sadece kağıt üzerinde kalmayarak mimari alanda da kullanılmış, taş oymacılığı ile üç boyutlu hale getirilmiş. cami kubbelerinden mezar taşlarına varana kadar örneklerine rastlamak mümkündür.
devamını gör...

ben burdaki sürekli çalışan at'a çok üzülüyorum, tam bir emekçi gardaşım benim ne derse yapıyordu, bak dertlendim yine, birde merak ettiğim konu yoldaşların başındaki domuz olmasaydı değişen bir şey olurmuydu?
devamını gör...

derse geç kalanları müdür ya da müdür yardımcısı ile muhattap etmek için aldırılan belgedir.
devamını gör...


alman edebiyatında önemli bir yeri olan aydınlanma çağı içerisinde 20 - 30 yaşlarındaki genç kuşağın öncülük ettiği yeni bir siyasi akımdır.

almanca kelime anlamı olarak her ne kadar fırtına ve stres anlamında olsa da türkçemiz de; fırtına ve tepki, fırtına ve baskı, fırtına ve hücum, fırtına ve coşku şeklinde çevirilerine rastlaya bilmekteyiz.

deha çağı ya da deha devri olarak da bilinen bu döneme ismini veren klinger*in 'wirrwar ' isimli tiyatro eseridir. christoph kaufmann* tarafından bu eserin adı 'sturm und drang ' olarak değiştirilmiş ve bu döneme isim olmuştur. herder*in fragmanlarını yayımlamaya başladığı 1767 yılında başlayan bu dönem, goethe*nin 24 yaşında yazdığı götz von berlichingen* ve klinger'in kabale und liebe* drama oyunları ile doruk noktasına ulaşarak 1785 yılına kadar sürmüştür.

otuz yıl savaşları'ndan sonra alman imparatorluğu merkezi otoritesini kaybetmiş ve bunun sonucu olarak bir çok büyüklü küçüklü prenslikler oluşmuştur. prenslikler buyrukları altında bulunan insanlardan mutlak itaat beklemişlerdir. soyluların dışında kalan insanların yüksek vergi ve çeşitli ödeme yükümlülükleri vardı. elde edilen gelirler halkın refahı için değil, saray eğlencelerine, av partilerine, görkemli şatolara, askeri harcamalara ve hatta metreslere harcanmaktaydı. bu harcamalara yetmeyen parayı karşılamak için ülkenin gençleri yabancı ülkelere asker olarak satılmaya başlanmıştır. *

düşünsel açıdan bu akım, aydınlanma çağı’nın akıl egemenliğine karşı bir tepki olarak oluşmuştur. en belirleyici ilkesi, aydınlanma çağı'nın eleştirici mentalitesinden kurtulup dehayı, orijinal dahiyi ideal olarak kabul etmesidir. ideolojik olarak rousseau*nun fikirlerini temel alır. rousseau, sanat ve bilimde ki ilerlemelerin ahlakta iyileştirmeler getirmeyeceğini, uygarlığın yayılması ile toplumda zengin, yoksul, efendi ve köle gibi kavramların oluştuğunu, insanın doğal insanlığa yabancılaştığını savunmuştur. insanın ilkel insan yani doğa insanı olduğu zamanlarda daha mutlu yaşam sürdüğünü iddia etmiştir. saray geleneklerinden uzaklaştırılmış, yani antifedoal akılcı ama daha çok doğal bir toplum düzenine olan özlemi her seferinde vurgulamıştır.

rousseau'nun bu düşüncelerinden yola çıkan genç alman yazarlar doğa insanını insancıllık ülküsü olarak görmeye başlamışlardır. duygu ve sezgilerine göre hareket eden insan tipi makbuldür onlara göre. insanları kontrol eden iç mekanizma akıl değil kalptir. çünkü akıl düzen demektir, yasa ve kural koyar. bu bağlamda aklın egemenliği demek yasaların ve kuralların hakimiyeti demektir. oysa ki genç kuşak yasa ve kural tanımak istememekle birlikte aydınlanma çağının tek taraflı egemenliğinin kaldırılmasını istemekteydiler.

aydınlanma çağı'nda ki akılcılık kişileri tek yanlı olarak şekillendirmekteydi, insanlar yapay bir akıl mekanizması haline gelmişlerdi. çok yönlü doğa insanları tek yönlü meslek insanı haline gelmişti. bu kalıba giren insanların yaşamında duyguların ve doğal tepkilerin olabileceğinden söz edilemezdi. alman gençlere göre yaşamın özü yasa ve kural tanımayan bireysellikten geçmekteydi. akıl düzen demek oluyor ise yaşam da devrim anlamına gelmeliydi. bu görüşleri alışılagelmiş tüm değerlerin değişmesi anlamına gelen bir devrim niteliğindeydi. bu gençlerin istedikleri, insanı toplum içerisinde belli bir işlevi olan varlık statüsünden çıkarıp kişilik kazanmasının sağlanmasıydı. gençlere göre özgürlüğünü kazanan kişi toplumdan soyutlanmış olmaz aksine yükselmiş olurdu.

sturm und drang, aydınlanma çağı'nda mutlak egemen olan aklı insan doğasının protesto edişidir. akıldışılığın akılcılığa, duygu ve isteğin akla, kalbin kafaya başkaldırısıdır. demokratik ülkü olarak antifedoal bir devlet düzeni istemektedir. bu hareketin sanat anlayışını yeni yaşam duygusu ve doğa anlayışı belirleyecektir. deha devri sanatta özgürlük ve sanatçıda özgür dehayı arar. sanat kültür değil doğadır. bundan mütevellit yazarlar kişilerin doğasıyla ilgilenir. edebi ürünler çoşkulardan, duyguların harekete geçmesinden, tutkuların ve duyguların fırtınasından oluşmaktadır. böyle bir sanat icra edebilmek için eğitim önemli değildir. önemli olan deneyim görmüş yaşamdır, doğuştan dahiliktir. dahi olan yazar düşlem özgürlüğü ve yeteneği bulunan, eserini sezgisel verilere göre oluşturan kişidir.

burada irdelenen sanat anlayışı doğaldışılıklara karşı savaş verir. ulusal duyguların canlandırılmasını ön planda tutar. sturm und drang yazarları klopstock* ve lessing*in klassizmin yapaylığına ve kuralcılığına karşı başlattığı savaşı sürdürme yolunu izlemişlerdir. herder ve goethe bu akılcı biçime karşı iç biçim adında yeni bir biçim geliştirmiştir. gotik sanatı özgün alman sanatı olarak gören goethe bunu almanların hakiki ruh anlatımı olduğunu ve bir ihtiyaçtan doğduğunu savunur. gotik tarzda inşa edilen alman kilise ve katedralleri dış düzene sahip olmamakla birlikte organik bir bütünlük gösterir ve özgün karakteristik sanat eserleridir. karakteristik sanat gerçek ruh anlatısıdır ve hakiki sanat olarak değerlendirilir.

sturm und drang yazarları konu itibari ile aile içinde kardeş düşmanlığını ve baba oğul arasındaki trajik anlaşmazlıklara yer vermişlerdir. burjuva ve soylular arasında ki sınıf farklarını ve bunun burjuvanın aleyhine doğurduğu sonuçları eleştirisel olarak dile getirmiştir. eleştirilen bir başka konu ise geleneksel cinsel ahlak olmuştur.

her ne kadar 18-20 yıl civarında etkili olmuş olan bir dönem olsa da alman edebiyatının fransız klassizminden kurtulmasını ve almanların kendi karakterlerine uygun eserler ortaya çıkarmasını sağlamıştır. burjuva üstünlüğünden kurtulan sanat anlayışı ile alman edebiyatı daha evrensel alanda ererler vermeye başlamıştır.

*
devamını gör...

günaydın sözlük,
sırf sizleri kendimden daha fazla mahrum bırakmamak için daha kargalar kahvaltı etmemişken uyandım.**

yukarıdaki girizgahtan sonra gerçeklere dönersek, hala niye bu saatte uyandığımı sorguluyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: şimdi ananı laciverde boyadım)
devamını gör...

küçüklükten beri hastaneye tek başıma gidiyorum. diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

tatile gitmek.
bağlama öğrenmeye başlamak.
daha çok kitap almak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


''ben sana hep üşüyordum,
çünkü kıştım, aşktım, bakıştım.
inkar etmiyorum da bunu,
seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
ve lütfen inkar etme;
sana en çok ben yakıştım...''
özdemir asaf
devamını gör...

güldüren güldürürken düşündüren başlık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aynı ben. özellikle kedileri hep kendim gibi sanıyorum. herkeslere iyi, güzel, tatlış geceler efem.
devamını gör...

ben küstüm oynamıyorum demeyi çok istediğim başlık. bir tanenizin de aklına şu gardaşınız gelmemiş be puuuu. kimse beni yazmamış beni beni bihterini... hüngürt foşurt ağlamaya gidiyorum.
şaka şaka benim birçok isim var sevdiğim. buraya yazıp rekabet oluşturmak istemedim şimdi. ( kendini önemsemek arşı ala'ya çıktı) genel olarak da sözlükteki herkesi seviyorum. hala denk gelmediğim bissürü yazar var elbet herkese selam eder gözlerinizden öperim efenim.
devamını gör...

kaç yaşındaydım bilmiyorum, nerede seyrettim onu da hatırlayamıyorum ama aşağıdaki linkini verdiğim filmi seyrettiğimi çok iyi hatırlıyorum, nereden mi hatırlıyorum? troçkinin öldürülme sahnesinden ,bende o yaşta travma yaratmış demek ki o zamandan bu zamana hiç unutamadım. ilgili filmin adı the assassination of trotsky, sahne de şu:




kazmayı adamın kafaya vurarak öldürmek nasıl başka bir insanın aklına gelebilir?

öldürülüşü (wikipediadan):
1940 yılında nkvd ajanı olan ramón mercader adlı stalinist bir ispanyol gazeteci kılığında, röportaj yapmak bahanesiyle troçki'nin kaldığı eve gitti. fırsat bulunca başına kazmayla vurmak suretiyle ağır şekilde yaraladı. troçki, saldırganla boğuştuğu sırada odaya giren troçki'nin korumaları mercader'e saldırdı. troçki, korumalarına "onu öldürmeyin, bu adamın anlatacak bir hikâyesi var." diye seslendi. aldığı yaranın etkisiyle troçki ertesi gün öldü. ölümünden önce iki kez bilinci yerine geldi. ilkinde eşine "burjuva basına iyi malzeme olduk" diyerek ölümle yüz yüze geldiği bir anda cesaretini yitirmediğini gösterdi. bir sonraki bilincin geri gelişi ise son sözlerini sarf etmesini sağladı. bu sözler: "dördüncü enternasyonal'in zaferinden eminim, ileri!" olmuştur.

cinayetten kısa bir süre sonra joseph stalin, mercader'in annesi caridad'a operasyondaki payı için lenin nişanı vermiştir.1961'de sovyetler birliği'ne taşınan mercader, dönemin kgb başkanı alexander shelepin tarafından sovyetler birliği kahramanı madalyası almıştır.
devamını gör...

dünyada en çok içilen içecektir. dünyada petrolden sonra en çok ihracat yapan üründür. evet, bir çekirdeğin tozu dünyada en çok ihraç edilen üründür.

benim enerjimi ihtiyacımı sağlayan fosil yakıtımdır. yorgun geçen gününün ödülü, gecelerin ertesi gün hapıdır.
devamını gör...

depeche mode dinleyerek hüznümden kurtulurum.

zaten hüzünlüysem, neden beni daha beter hale getirecek şeyler dinleyip de kendime eziyet edeyim?
devamını gör...

turşu sevmeyen beni bile kendisine hayran bırakmış olan turşudur.

çok olmasa da acımsı bir tadı vardır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim