//"menzili "incelik" olanlar,
kendi değerinizi bilin.."//
devamını gör...

bir bakalım elimizde neler var? üç beş kent d range blue, bir teneke enerji içeceği ve merakla ileriye dönük planlar yapan bir kafa, bir manyak, bir tane de bekleyen.

ağustostan aralığa doğru olan süreçle alakalı çeşitli planlarım var. tamam, hayat plan yaparken başımıza gelenler, doğru lakin merak etmeyin. halledeceğim. zaten liseden herkes beni "halletmemle" tanır. eğer aralık sonunda buraya "hallettim" diye not düşmezsem bilin ki bu sefer işler ciddiye binmiş. özellikle de sen bil allah'ın manyağı, bir sana ağlıyorum ben.

ağlamak bittiyse işimize dönelim. karamsarlığım artıyor. sınav sonuçları daha gelmedi ama rüyamda çok güzel şeyler gördüm. bilinçaltı oyunu değilse umutluyum, herkes umutlu. kafam da karışık aslında biraz, burada neden bu şekilde saçmaladığımı da bilmiyorum. bahsettiğim planlar olmayacak diye kuruntudan kuruntuya atladığım için olabilir sanırım.

neyse ne, o notu düşmezsem biri gelsin ve "naptın o işleri?" diye sorsun. lütfen. *
devamını gör...

en yeniden tekrar günaydın sözlükçüm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

eve geldim uyurum belki diye ama nafile balkon ahalisi yine coşmuş.
martı ana bu sefer kocasını ve kankasını da getirmiş yanında.
bir sıkıntı var sanırım söyleşip duruyorlar.
bebek martıyı göremedim umarım konu onla alakalı değildir.
yine bir alıp veremedikleri var ama bakalım hayırlısı artık.

güzel bir kahve yapayım yanındada fındık yiyeyim enerjim gelsin.
yoo olmadı. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kafam seme gibi.
yoo gece alınan aşırı dozdan değili ne münasebet.

yine bir şeyler peşindeler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gözlerini dikmişler kuşlara hayır sanki analarının evinde her gün kuş yiyorlar.
kuş görünce 'miyav' yahu ne miyav?
hele casper'in halleri eğilmiş bakıyor birde gel de yeme dötünü şimdi.
mıncırma göbüşünü falan.

gece zaten casper bey yaramazlık yaptı. bir vukuatın ucundan döndük. senede bir yapar tam yapar salon beyefendisi yaramazlıklarını.

gece 2 civarı odama çıkamda yatam dedim. bir bakarsın arka teras açık. ara ara gündüz yukarıdayken açıyorum ama yukarıda değilsem kapayıp kitliyorum. zaten sineklik var zorlamıyorlar çıkmak için.
'allah allah kapatayım şunu' dedim.
öncesinde çıkam bir nefes alam ağaç mağaç güzel görünüyor.
yahu yan terasta bir kedi 'mivv mivv' yapıyor. ve pek tanıdık her kedi mivlamaz.
dikkat kesiliyorum. casper yan terasta. ben tabi şok yahu ne oluyor bu ne?
bir de bana ağlanıyor orada. aa benim eksik akıllı oğlum nasıl geçtin oraya gelsene geri, yok. korkmuş gel beni al diyor.
bir takım akrobatik hareketlerle geçtim komşunun terasına. o anki korku zaten kafam hemen açıldı.
bir şey değil komşu görse sapık sanacak, hırsız sanacak diyecek 'bu kadın gecenin bir yarısı niye, niçin ve benim tarafıma nasıl geçmiş?'

casper poposuna şaplağı yedi. şimdi küsüz bir süre konuşmayı düşünmüyorum, ceza verdim.

bu arada kapıları kendileri açıyor. aslında cokcok açıyor. pek meraklı çünkü kendileri. evin onların girmeyeceği tüm odaları kilitli. ben varken giriyorlar ben çıkınca kilitliyorum. yoksa vay halime orada kendilerinden geçiyorlar.

günaydın demiş miydim?
günaydın...
devamını gör...

kafa sözlük, küçük bir mahalle gibi benim için. düşünün şöyle bir yapıyı...
kendi bakışaçımı göstermek adına; çemberin merkezine kendimi aldığımda dışa doğru sırayla sohbet ettiğim, takip ettiğim, rast geldiğim, kaçındığım ve farkında olmadığım insanların bütünü oluşturuyor burayı.
hoş sohbetleri ile farklı farklı konuları hasbihal ettiğim birçok güzel yazar var öncelikle. sonra hemen her gün profilini takip ettiğim, yazılarını okuduğum, ilgi alanlarım dışında olsa bile okuduklarımdan hoşlandığım yazarlar var. başlıklarda görüp kimi zaman kahkaha attıran, kimi zaman da vay be deyip artıladığım yazarlar var sonrasında. bir de hoşlanmadığım üslupla yazan bir takım var, onlarla selamlaşmadan yürüyüp gidiyorum. en sonda da henüz tanışmadığım, okumadığım bir kısım da var, elbet zamanı ve yeri gelince onlarla da kesişir yolumuz.
ama yorumlara bakınca şaşırıyorum. anlamıyorum. burası kötü, kötü burası... (!) o halde neden buradasınız demek geliyor içimden bu cümleyi kuranlara. hem her yer birbirinden farklı bir dokuda inşa edilmişse ve burası istediğiniz aramoda değilse neden, neden buradasınız ki, diyesim geliyor.
devamını gör...

sigara izmaritlerini merdivenlere atmayarak ne kadar medeni olduğumuzu gösterelim.
devamını gör...

çok uzun zamandır takip ettiğim, yaptığı tanımlar kadar sohbeti de çok güzel olan sözlüğün olmazsa olmazı. nickaltına yazmak bugüne nasip oldu. sözlükte varlığının daim olmasını dilerim.
devamını gör...
(tematik)

fatih sultan mehmet tarafından 1453 yılında istanbul'un fethedilip bizans imparatorluğunun yıkılarak osmanlı imparatorluğu'nun yaratılması ile doğu sınırlarının da güvence altına alınması açısından zorunlu bulunan trabzon'un fethi için gerekli hazırlıklar yapılarak donanma ve kara ordusu trabzon'a hareket etmiştir. 1461 yılında, bizzat fatih'in komuta ettiği ordu tarafından kuşatılan (bkz: komnenos krallığı)'nın başkenti trabzon, kuşatmaya uzun süre dayanamayarak teslim oldu ve böylece türklerin egemenliği altına girdi.
fatih, işte şimdi istanbul' un fethi tamamlandı, dedi trabzon'un fethi ardından.
trabzon'un fethi olan *1461* senesinin son iki sayısı ile şehrin plakası olan *61* sayısı tüm şehir için tevafuk olmuştur.
yere göğe sığdıramazlar 61 sayısını.
devamını gör...

cinaslı kafiye selin sümbültepe şarkısıdır.

biraz önce öğrencilerime cinaslı kafiyeninin geçtiği daha fazla örnek ararken şarkıyı keşfettim, çocuklarla beraber dinledik. kulağa güzel gelen bir şarkı. örnekleri yazarken fonda dinlemekten de hoşlandık.
ancak şarkı kafiyeyi anlatmıyor, üstelik sadece nakarat kısmında 'hâlime'* ve 'halime' * kelimeleri ile cinaslı kafiye yapılmak istenmiş. oysaki o da olmamış çünkü kelimelerden biri şapkalı 'â' * diğeri ise normal a ile yazılıyor. cinaslı kafiye ise sesteş* kelimeler ile yapılan kafiye çeşidi.
!

oooh gören gülmüş hâlime
gülerken gelmiş halime
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

konunun anlaşılmadığını gördüğümüz başlık.

konu cinselliğin doğallığı ya da konuşulabilirliği değil zaten. cinsellik diye genel bir başlık açabilirsiniz mesela yahut bel soğukluğu diye, genelev diye ya da ne bileyim aids adlı bir başlık da açabilirsiniz. içinde de başlıkla ilişkili olarak ne isterseniz anlatır, bilgi verir, varsa hakkında konuşmak istediğiniz bir deneyiminiz, onu yazarsınız.

fakaaaat...

herkes aklına her gelen fantezisi için başlık açarsa, bu ortam amacından kilometrelerce uzağa sapar. yok ille de konuşmak istiyorsanız, "herkes bilsin benim aklımdan geçen her şeyi" diyorsanız, onu da fantezi başlığı altında yazar çizersiniz. her türlü kombinasyon için ayrı ayrı başlık açılmaz. insanların tepkisi böyle şeylere. kimse cinselliği konuşmayın demiyor. üslubunca konuşun diyorlar.

misal dün süpernova başlığına bazı detaylar yazdım. orada o başlık dururken gidip süpernovaların türleri, süpernovaların iç yapıları, süpernovaların ıvırları zıvırları diye başlık açsam bana da aynı tepki gelirdi. git süpernova başlığına yaz, neden ayrı ayrı başlık açıyorsun derlerdi. bu, süpernovaların konuşulamayacağı anlamına gelmiyor. bazı şeylere biraz dikkat edip insanları bunaltmamak gerektiği anlamına geliyor sadece.

sanıyorum meselenin ne olduğu az da olsa anlaşılmıştır.
devamını gör...

fight club'ın final sahnesinde çalan parça..
devamını gör...

birleşmiş milletler ıyi niyet elçisi olacak insanım, tipsizim diye yapmıyorlar galiba?
angelina jolie'den neyim eksik?
aslında iyi niyetim falan yerinde hani...*
alti yaşındaydım, yaz tatilinde bildiğimiz tek tatil köyü köyümüze gittik. amcamın benimle yaşıt olan oğlu kucağında sürekli kundağıyla geziyor.
gece gündüz nereye gitse o kundak elinde...
ben de başladım küçük bir battaniye ile gezmeye, herkes onu taklit ettigimi, hatta kıskandığımi sanmış olacak ki kimse;
-"o battaniye neden her dakika senin kucağında?"diye sormuyor.
....
benim birilerini kıskandığım doğruydu,
sadece amcaoğlumu kiskansam yine iyi... tüm köyün çocuklarını, hatta tavuklarını kıskanıyordum.*
ne olur sanki bir civcivim olsa? herkes köye gelen civcivciden rengarenk civcivler aldı. annem kardeşime aldı ama bana almadı. neymiş; evi iki kere su doldurmuşum,cezalıymışım...
....
baktım ki oluru yok, ahıra gittim ve bir yumurta aldım . evden eski küçük bir bebek battaniyesi alıp sardım. kucağımda sımsıkı sarılıp onunla yaşamaya başladım. gece gündüz sürekli benimle...
herkes kuzenimi kıskandığımı düşünedursun ,ben aslinda kuluçkadayım kimsenin haberi yok. *

kırılır üşür korkusuyla ona öyle sarılıyorum ki, yemek yerken, oyun oynarken ( ki tek oyunum kuluckadaki tavuk olmaktı o dönem) nereye gidersem gideyim yumurtam hep benimle...
tam anlami ile gezen organık tavuk oldum.
....
sımsıkı sarılmaktan akşamları yatağa yattığımda kollarım ağrıyordu. yine de ona sarılıp uyumanın onunla yaşayacağımız şeyleri hayal etmenin mutluluğuyla o yorgunluğu görmezden geliyordum. en büyük arzum onun simsiyah bir civciv olmasıydı.

ben nice hayallerle yaşarken annemin;
-" ver bakayım o battaniyeyi! leş gibi de olmuş ,elinden biraktigin yok ki."diyerek birden battaniyeyi elimden çekmesiyle ben bebeğimi düşürdüm.
size göre düşük yaptığımi düşünmem abartı olabilir ama benim o an hissettigim duygu buydu. nasıl kahroldum anlatamam.
.....
aradan çok gecmedi, daha bir hafta önce "yavruuuum! civciviiim!"diye ağıtlar yakan ben, birden yumurta katili olup çıkmıştım. yalnız hep iyi niyetimden bu cinayetler. *
ahırdan yumurta çalıp önceleri babaannemin kedisine, sonra baktım aç kedi çok. gördüğüm tüm kedilere çiğ yumurta yedirmeye başladım. tabi eksilen onca yumurta dikkatlerden kaçmadı.

dedem, ahıra hırsız dadandığı fikrikrinde ısrarcı, buna rağmen babaannem sansardan şüpheleniyor.
ben ikisini de tutuyorum...
bence ahıra sansar kılıklı bir hırsız dadandi. *

neyse ki bu vakamdan kimseler haberdar olmadan kurtuldum. kabul civcive anne olmayi başaramadım ama kedilere anne olamayacağımı kim demiş?

bu da bir nevi koruyucu annelik.*
devamını gör...

toplanın faydalı bir kaç bilgi bırakıyorum. telegram indirip telegram gruplarındaki pdf lerden ysrarlanabilirsiniz.
benim hocam ve hoca webde benim sevdiğim iki kanal ama kendinize uygun hocayı bulun. ben ilk başlarsa sıkılıyordum oynatma hızını arttırınca dikkatimi verebildim sıkılmadan izledim deneyebilirsiniz.
kendinize bir masa kurun ve asla dağınık bırakmayın her an çalışmaya hazır şekilde olsun.
en sevdiğiniz ders ile başlayın ki çabuk sıkılıp pes etmeyesiniz.
deneme çözmek için acele etmeyin konu bitirmeden deneme çözmek fazla yanlış çıkınca motivasyonunuzu düşürecektir. kolaylıklar dilerim.
devamını gör...

eserin ismi : doktor tulp’un anatomi dersi
ressam : rembrandt
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hollanda'da 1600'lü yıllarda anatomik incemeler halka açık bir şekilde, belli bir ücret toplanarak anatomik tiyatro adı altında yapılırdı. yukarıdaki eserde de 1632 yılında yapılan bir anatomik inceleme işlenmiştir. dr. tulp bir inceleme yapmakta ve çevresindek insanlar anatomik incelemeyi izlerken resmedilmiştir.
incelemenin yapıldığı masanın sağ köşesinde açık duran büyük bir kitap vardır. dr. tulp bir yandan yaptığı incelemeyi anlatırken bir yandan kitaptan kavramları açıklamaktadır. önde sandalyede oturan adam ve arkadaki iki adam da kitaba bakmaktadır.
dr. tulp ise incelemeyi yaptığı sırada onu izlemeye gelen halka doğru bakmaktadır. elinde tuttuğu kol kasının nasıl hareket ettiğini gösterirken resmedilen tulp'ın kendinen emin duruşu yüz ifadesindenbelli olmaktadır.
eserin en önemli objesi olan kadavranın dikkat çekmesi için kadavrada kullanılan renkler daha parlak ve diğerlerinden daha açık renkte seçilmiştir. incelemeyi yapan figürlerin ten rengi daha koyu ve kadavraya göre daha az donuktur. bu ayrıntıya ek olarak canlı figürlerin yüzleri daha yumuşak tonda, gövdeleri karanlık iken kadavranın başı karanlıkta gövdesi aydınlıkta bırakılmıştır. sanatçı bu ayrıntı ile iki dünya arasındaki farkı vurgulamak istemiştir.
resim ile ilgili çok daha ayrıntılı bilgi için:
kaynak: dr tulp'ın anatomi dersi
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ingilizce union of soviet socialist republics (ussr), türkçesi sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği (sscb), orjinal rusçası сою́з сове́тских социалисти́ческих респу́блик (sojúz sovétskix socialistíčeskix respúblik) olan 1917-1991 yılları arasında sovyet rusya'nın resmi adı olan kısaltmadır. şöyle tshirtlerde güzel durur:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kasırgalarda şiddeti kategorilendirmek için kullanılan bir ölçek.

- kategori 1: yol işaretlerine, zayıf ağaçlara ve genel olarak zayıf "hedeflere" hasar verir.
- kategori 2: bina pencereleri ve çatılar gibi, biraz daha sert ve sağlam cisimlerde hasar oluşturur.
- kategori 3: büyük ağaçları devirir. bina duvarlarını yıkabilir. dayanıklı cisimlere zarar verir.
- kategori 4: çatılarda ciddi hasar oluşturur. tüm ağaçları kökünden sökerek devirir.
- kategori 5: hemen hemen her şeyin devrilmesine, hatta küçük evlerin yıkılmasına neden olur. çatılar tamamen çöker. sahil kesiminin boşaltılmasını gerektiren boyuttadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

daha çok siyaset, din ve futbol konularıdır.

şimdiye kadar biri fenerbahçe diğeri galatasaray taraftarı olan iki insanın tartıştığı masadan bir karara varılarak kalkıldığı görülmemiştir.
devamını gör...

bence yaşamakla var olmak arasındaki farkı belirleyen şey tutku. bir nevi yaşam enerjisi ve motivasyonunu canlı tutan olgu olabilmiş kıymetli şey.
devamını gör...

(bkz: efendim cicim)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim