arthur conan doyle tarafından yazılmış ve asperger sendromunun ilk örneğini veren nefis karakterdir kendisi. yani şerlok bildiğimiz kadarıyla tarihin ilk asperger sendromlu kurgu karakteridir.

niyedir böyle düşünüyorum?

- ağzından çok kolay laf alınamayan bir karakterdir kendisi ama yardımcısı dr. john h. watson hayallerinin etkisi altındayken çok konuşkan ve heyecanlı biri olduğunu belirtmiştir.

- empatiden son derece uzaktır ve her zaman deneysel takılır. mesela bitkisel bir ilacın yan etkilerini öğrenmek için arkadaşına avuç avuç içirir.

- şöhret için hiçbir şey yapmaz. merak ve takıntıları için bu işleri yapar.

- bazı zamanlar aşırı içine kapanık olması ve kimseyle konuşmaması. bunun yanında çoğu yönüyle son derece çocuksu olması.

- uyuma ve uyanma saatinden tut, kahvaltı sonrası yürüyüş saatine kadar belli bir rutine sahip olması.

buraya yazmaya üşendiğim birkaç detayı ile birlikte aslında otizmli bir karakter olduğu kitap serisinde çok detaylı bir şekilde açıklanmıştır. ancak dizi ve filmlerinde kendisi yüksek işlevli bir sosyopat olarak tanımlanır ki o da karakterin özüne büyük haksızlık etmektir. bu nedenle kitaplarının okunmadan dizilerine ve filmlerine sarmamak gerekiyor. bence öyle..
devamını gör...

inception
devamını gör...

allah büyük gomercan bakarsın bu sene o senedir
devamını gör...

yıkılması oldukça tehlikeli olan hatta bazen haberlere bile konu olan duvardır.
devamını gör...

hayatta en değer verdiğim ama bi o kadar da korktuğum düşünce tarzlarından birisi diyebilirim.herkes ne kadar kötü şeyler yaşarsa yaşasın hayata umutla bakmalıdır evet ama her şeye çok fazla umutlandığımızda bazı gerçekleri göremiyoruz ve bu aslında o an olandan daha fazla üzülmemize sebep oluyo ilerde anlamasak da.
devamını gör...

ona verdiğin sırları başkasına anlattığını duyduğun zamandır. en zor gününde sen onun yanında olup dinlemiş ve sırlarını tutmussundur. fakat o aynı şeyi yapmamıştır.
devamını gör...

görmezden gelinse de neferleri çok olan örgüt, organizma.
çaylakların tanımının görünmesini her yazar açmalı, iyi yazan çaylak arkadaşlarımıza birkaç karma bahşetmelidir.
devamını gör...

ee yani? o ergenlik döneminde ise sen de başka gelişimsel dönemdesin. bunun bir hakaret olarak kullanmak nasıl bir cehaletin ürünü?
devamını gör...

bütün gün evde canı sıkılan bir yıkık hareketidir. sıkıntıdan kafayı yiyen yazarlar sık sık yapmaktadır bu hareketi.
devamını gör...

ev halkını stres topu niyetine kullanan annedir, annelerimizdir. anne kişisi tüm gün yemek, temizlik ve çamaşır gibi işlerle uğraşırken bir anda evdekilerden birini gözüne kestirir ve söylenmeye başlar. içini döküp motive olduktan sonra hiçbir şey olmamış gibi işini yapmaya devam eder.
bugün temizlik ve yemek gibi işlerle uğraşırken ben de çok yoruldum. şimdi gidip eşimi ve oğlumu tokatladıktan sonra günün yorgunluğunu atıp çayımı içeceğim.
devamını gör...

tv reklamlarında gördüğüm durum . hayatım da kahvaltıda çay hariç bir şey icmedim. annemin meşhur bir lafı var: çaysız kahvaltı mı olur?
devamını gör...

the godfather...
mario puzo'nun aynı adlı romanından uyarlanan, francis ford coppola yönetmenliğinde çekilen, ilki 1972 yılında vizyona giren üçlemedir. dünya sinema tarihinde bir külttür. serinin ilk filmi imdb listesine göre dünyanın en iyi ikinci filmidir. serinin ikinci filmi ise yine imdb listesinde dördüncü sırada kendine yer bulmuştur. serinin üçüncü filmi ne yazık ki bekleneni karşılayamamıştır. ilk iki filme göre oldukça aşağıda kalmıştır.

"en iyi ikinci film buysa birincisi ne ola ki?" diye sorarsanız sizi şu başlığa alayım: the shawshank redemption
ufak bir de bilgilendirme yapmayı kendime görev bilirim. the shawshank redemption *filminin yönetmeni frank darabont filmin imdb listesinde zirvede yer almasına ilişkin şu sözleri sarf etmiştir; "bu benim için gerçek dışı bir şey. esaretin bedeli gerçekten de baba'dan daha mı iyi? buna inanmak hakikaten biraz güç."

filmimiz sinema tarihinin akışını değiştiren efsane bir filmdir. kimi sahneleri gerçek olaylardan esinlenilerek çekilmiştir. çok ince nüanslar bulunmaktadır. sizi incelikle ve ustalıkla içine çekip olaylara dahil eder.
filmde zamanının yıldızı marlon brando, bu filmle devleşen al pacino, serinin ikinci filminde ortalığın tozunu attıran robert de niro ve birçok harika oyuncu yer almakta. baştan aşağı yıldızlar geçidi.

hele ki senelerdir insanların dinlemekten bıkmadığı, korna sesi, zil sesi olarak kullandığı o şahane müzikleri çok başka güzeldir. bu şaheserlerin bestesi nino rota'ya aittir. şu eser eşliğinde tanımıma spoilerda devam ediyorum.




film henüz ilk sahnesiyle zamanından günümüze gelen adaletsizlik kavramına parmak basar ve izleyicide merak uyandırır. ilk sahnede eski bir dost don corleone'den adalet istemekte. film daha ilk sahneden babanın gücünün ne denli kuvvetli olduğunu kendisinden adalet isteyen bir adamla izleyiciye aktarıyor.
i believe in america.


filmin tamamında harika replikler bulunmakta ama biri var ki çok başka. ayrıca bu replik "amerikan film enstitüsü" tarafından sinema tarihinin en etkili ikinci repliği seçilmiştir. evet, doğru tahmin,
ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.

ve o teklif yapılıyor. şüphesiz filmin en muazzam sahnesidir. sahnenin adı at kafası.

ek bilgi: bu sahnede aktörümüz john marley'e haber verilmemiş ve tepkisi tamamen gerçektir.

yönetmenimiz coppola filmi çekerken hep kısıtlanmış, istediklerini yeterince gerçekleştirememiş, beğendirememiş ta ki meşhur restoran sahnesine kadar. bu sahnede coppola eşsiz yeteneğini kanıtlamıştır ayrıca bu sahne yaşanmış bir olaydan esinlenilerek çekilmiştir.


filmde bizim için en dikkat çeken noktalardan biri uyuşturucu ticareti yapan sollozo'nun lakabının "türk" oluşu. kendisi gerçekten türk değildir. sollozo'nun o dönemde türkiye'de haşhaş tarlaları bulunmakta. buradaki haşhaşı alıp sicilya'daki atölyelerinde işleterek uyuşturucu işinin tepesine oturmuştur. kendisine türk denmesinin sebebi de budur.

ve portakal. filmde ne zaman bir portakal görülse bu, ya ailemizin ya da ailenin yakınlarından birinin başına bir felaket geleceğine delalet eder. yani portakal uğursuzluktur.

devamını gör...

yazman gurban oluyim sevda sırrınan olur .
devamını gör...

alim olurdum * çağa damga vurmuş ünlü düşünür ibn-i nikimyok
devamını gör...

kurşun kalemin bi üst seviyesi okul düzeyinde büyüdüğünün göstergelerinden biri uçlu kaleme geçiştir zaten.
devamını gör...

doğma büyüme istanbul'luyum, buranın havasına alışmışım, kimliğimi oluşturan unsurlar burada. aidiyetim de buraya. sordukları zaman istanbul diyorum. aslen nerelisin diye soruyorlar. istanbul işte.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

keşmekeş istanbul
devamını gör...

ben bu sabah kendimi başkası sanarak uyandım.

bu ayıp hepinize yeter. utanın hahah.
ara ara 'acaba ben yoksa şu muyum?' diye tedirginlik duyuyorum. aranızda az paraya çok iş yapacak bir psikolog varsa lütfen portakal atsın. malum durum çok vahim.
devamını gör...

aslında bakıldığında güzel uğraş. fakat insan erinir bir yerde. şahsen bir mektup arkadaşım olsa fena olmazdı. ama onun içinde eş, dost edinmek lazım. diyorum ya hep uğraş hep uğraş, erinirim ben... üşengecim ben...

mektubu yazacaksın da güzel bi kırmızı rujla konduracaksin da o dudişi oraya. hooop bir de zarfla, götür bir de postalat onu. zor iş ağam zor iş. onun yerine mailleşebilirdik. mail arkadaşlığı başlığı açılsın lütfen çünkü istiyorum.

t: öyle bir zamandayız ki.milena ve kafka'nın bile erinip mailleştiği, kafka'nın milena'nın hikayesine ateş emojisi attığı, milena'nin kafka'nın başka bir kadının kafasını ütüleceğini farkettigi anda profil fotosunun gittiği (günümüz) eski haberleşme yöntemi.

benimle kalan son internet paketin arasında kalırsan, onu seç milena!
neden?
çünkü beni gerçekten sevseydin internet paketini başkaları için harcamazdın...
devamını gör...

az önce gece yogamı yapıp leonard cohen dinlerken aklıma gelen mantık hatasıdır. resmen aydınlanma yaşadım.

şimdi dünyanın eliptik şeklini gözünüzün önüne getirin. siz bir yöne bakın, o yönün 180 derece aksi istikametine doğru giderseniz de, şekil hareketinden dolayı o baktığınız yöne gidersiniz.

bu yüzden herkes mersin'e giderken tam tersi yöne giden bir vatandaş en kötü ihtimal 12 bin kilometre sonra mersin'e ulaşacaktır.

yani burada aslında "herkes gider mersin'e biz gideriz tersine" sözü mersin'e ulaşamamak anlamı vermiyor. sadece yol uzamış oluyor ve anlam kayması gerçekleşiyor aslında. tekrar düzeltilmesi lazım bu sözün.
devamını gör...

ben de insan ırkının midesi doysun diye her yıl 150 milyarın üzerinde katledilen canlıların yaşam hakkı için insanlık denen kanserin ortadan tamamen kaldırılmasını isitiyorum.

t: saçmalık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim