timsahların tam olarak neden ağladığı hala gizemini korusa da bazı hipotezler ortaya atılıp gözlemler yapılmıştır. bunlardan bazıları:
- sinüslerden boşalan hava
- bell paralazisi (bell's palsy)'nden sonra fasiyal sinirin yeniden oluşması durumu
- uzun süre sudan uzak kalındığında gözlerin kurumaya başlaması
- yiyecekleri canlıyı yerken ağızlarını fazla açmaları veya hayvanın sertliğinden dolayı acı çekme durumu.
devamını gör...

1916 yılında araplar'ın bağımsızlık için osmanlı'ya karşı isyanını simgeliyor.
bayrağı çizen sir mark sykes isimli ingiliz bir diplomat.
üstteki siyah şerit abbasiler
ortadaki beyaz şerit emeviler
yeşil şerit de şii fatimiler'i temsil ediyor.
üçgen şeklindeki kırmızı renk ise osmanlı'ya karşı ayaklanan haşimiler' in döktüğü kanı simgeliyor.
devamını gör...

tutundugun zaman seni uçuran bi balondur.
devamını gör...

saçma bir şey. adamın dini neyse ney kime ne bundan? devlete ne? dinin inanan, inanmayan ile; inandığı veya inanmadığıyla arasında olduğunu ne zaman kavrayacaklar? gerçi dini kullanıp yıllardır bu insanlardan oy alıp iktidar olanlar var, kime diyorsak.
devamını gör...

şaşırtmayacak olay. iktidarı biraz yalasa kültür turizm bakanı bile yaparlar diye düşündüren başlık. burası türkiye herşey olabilir.
devamını gör...

seni tamamlasın. düştüğünde elinden tutup kaldıracak ilk ve tek kişi o olsun. sadakatini asla sorgulamayacağın biri olsun. öyle birine aşık ol ki dünyayı unut yanında. ona bakarken kendini gör.
mesela oturup bir şeyler konuşun. mahkeme duvarı olmayın birbirinize.
öyle birine aşık ol ki en ummadık anda seni dünyanın en mutlu insanı yapsın.
sevgisi, saygısı, sadakati daim olsun.
öyle birine aşık ol ki hata yapsan bile arkanda dağ olsun.
sevgisini dile getirmeyen insandan yoldaş olmaz.
kendini severken sana da bu sevgiyi aşılasın.
öyle birine aşık ol ki yanındayken kimsenin olmasına gerek kalmasın.
çocuklar gibi eğlenmeli, pamuk şeker almak için küçük küçük tartışmalı. adil olan kazanmalı bu aşk oyununda.
öyle birini sevmeli ki bu hayatta merhametiyle kalbine kazak örmeli..
ben öyle birini sevmeliyim ki tüm bu yaşadığım hayatın ödülü olmalı. neşem, inancım, hasretliğim, sevgim, vicdanım, merhametim, kıyamadığım olmalı.
ben güzel severim de işte öyle biri yok aşık olacağım.
devamını gör...

kışın buz gibi yorganın altına girip ısınmak.. :)
devamını gör...

şimdi anlamadığım nokta şu; arkadaş kendi bakış açısını yansıtan bir sistem oluşturmuş. bundan sonra sözlükte buna göre hareket edeceğim diye de şerh koymuş. kendi sistematiğini de sizlerle paylaşmış. neden bu kadar celallendiniz ki?

bunu yapın. bunlar kural olmalı. böyle davranın diye bir ibare görmedim. tavsiye niteliği taşıyor. size uyarsa alır kullanırsınız, uymazsa yok ben almayayım kardeş der geçer gidersiniz. adamın kimleri okuyup okumayacağına, kimleri ciddiye alıp almayacağına biz mi karar vereceğiz? bu esaslara göre hareket edecekmiş. etme mi diyeceğiz? kendi açısından güzel ve verimli sözlüğe böyle ulaşacağına inanıyorsa hakkıdır yapsın. bunu paylaşmasını sıkıntı olarak görüyorsanız, orada sıkıntı var demektir. tepkileri görünce bende algoritmayı yoldaş yazdı, ondan herkes celallendi sandım *

dibine not: #1568927 tanımda bahsedilen hususa dair; girizgah ortadayken neden hemen alevleniyorsunuz ki?

bundan sonra bir yazarı tanımlarken uygulayacağım algoritmadır. muhatabıma notunu o an verecek, nick altına bu notu beyan edecek ve ona göre davranacağım. sizlere de kimlerle muhatap olduğunuza ilişkin fikir vermesi adına bu algoritmayı sizlerle paylaşıyorum;

burada tamamen öznel bir ifade var. ondan sonra ise maddeleştirmeye gittiği için size sert görünmüş olabilir. kanımca siz o sert ifadeleri görünce sinirlendiniz ve girizgahı unuttunuz. adam ne yapacağını yazmış, sonrasını da bizlerle paylaşmış. bence sert reaksiyon veriyorsunuz. naçizane bunun üzerine biraz düşünmenizi salık veririm.
devamını gör...

üstteki yazar kardeşim, hayat üzülnek için kısa, bu yüzden mutlu olmak için elinden en geleni yap. her an her şey olur bu iyi ya da kötü olacaktır, sabret. ne olursa olsun kalbini hisset, şükret, umutlu ol ve gülümse. iyi ki varsın bunu unutma.
devamını gör...

russell crowe'un akıllara zarar bir performans sergilediği, filmi izleyen matematikçilerin 'ulan bende mi böyle olucam?' düşüncesiyle irkildikleri biyografik film.
devamını gör...

merhaba ben guardian. öncelikle tüm üniversiteye başlayacak yazarlara ve okuyuculara başarılar diliyorum. direkt konuya geçelim. bana günde 3 5 kişi bu bilgisayar mühendisliği nedir diye sorular soruyor. yazmalı mıyım? dersler nasıl? geleceği var mı? nasıl başlayacam nasıl devam edeceğim? okuması ne kadar zor derslerin ağırlığı nasıl? gibi onlarca soru soruyorlar haklı olarak. insanlar ömürlerinin 4 yılını buna gömecekler sonuçta. bu sorulara dilim döndüğünce cevap vermek istedim. benden farklı düşünen arkadaşlar da fikirlerini belirtirlerse toplu bir bilgisayar mühendisliği nedir rehberi çıkarabiliriz. sonuçta tüm açılarıyla ele almaya kalkmak ve bunu yazarak anlatmak saatler sürebilir ve cidden o kadar zamanım bulunmamakta ne yazık ki.

ben kabaca nasıl bir bölüm olduğunu yazıldıktan girildikten sonra neler yapılması gerektiğinden bahsedeyim.

bilgisayar mühendisliği nedir kaç para ulan bu bilgisayar mühendisliği

bilgisayar mühendisleri yazılım ve donanım alanında yetkin olarak kendini yetiştiren ve seçtiği alana göre üniversitelerde aldığı bu temel eğitimle kendini her zaman bir ileriye taşımaya çalışan. ömrü boyunca öğrenmeye ve düşünmeye dayanıklı, disiplinli ve sosyal kişilere verilen isimdir.

ben bilgisayarları çok seviyorum bilgisayar mühendisliğini de sever miyim?

seveceğini düşünen insanlar için atalarımızın söylediği çok güzel bir söz var (bkz: davulun sesi uzaktan hoş gelir). bu ağır bir disiplin arkadaşlar ve unutmayın ki bir mühendislik bu işi yapıyorsanız bilgisayarları sevmeniz ne yazık ki yetmiyor. sürekli olarak öğrenmeniz, bildiklerinizi paylaşmanız ve öğrendiğiniz veyahut geliştirdiğiniz teorileri veya düşünceleri uygulamaya dökmeniz gerekiyor. felsefeci değiliz * biz sevgi içimizde de değil. bu mesleği her insan evladı öğrenebilir fakat disiplin, hırs ve zeka üçgeniyle öğrenme hızınız ve okulunuz bittikten sonra iş bulup bulamayacağınız belirleniyor. çocuk değilsiniz siz kendinize yalanlar söylemeyin ve kendinizi bu üç maddeye göre değerlendirip seçiminizi buna göre yapın.

oyun oynamayı sevenler sizlere sesleniyorum

verin unity'mi c# bana ben oyun yapacağım diyenler veya ben bir cs oynuyorum varya uff şimdi de bilgisayar yazacağım diyen ve ne yazık ki yazıp gelecek sene okulu bırakacak veya bize böyle olduğu söylenmedi diyenler. kendinize bu kötülüğü yapmayın oynadığınız oyunların bilgisayar mühendisliğini sevmenizle uzaktan yakından ilgisi yok. şu anda tai'de çalışan senelerce yurtiçinde yurtdışında akadeisyenlik yapmış ve akdeniz üniversitesine giderseniz tanışacağınız bir adam bana şunları söylemişti "guardian oyun oynayan oyunları seven insanlar bu işte büyük oranda başarısız oluyor bu türkiyesi, almanyası, amerikası, japonyası hepsi için geçerli." yani oyunları seviyor ve oyun geliştirmek istiyor olabilirsiniz cidden bu işe meraklı olabilirsiniz o zaman sizin için önerebileceğim bölüm budur. ha tabi istisnaların kaideleri bozmadığını da belirtmek isterim.

bölümü yazacam ben kafaya koydum kardeş peki şimdi ne yapayım

ya kararınızı verdiniz ve tercihlerinizi yaptınız. size bu bölüme giderken hiçbir şey bilmene gerek yok öğretiyorlar kolay la bir şeyi yok algoritma dersinin diyenler olacaktır. en gıcık olduğum tembelliği kendine hedef edinmiş minik sülüklerin sesleri çok daha fazla çıktığından dolayı size bunları söylüyorlar. inanmayın arkadaşım hiçbir şey bilmiyorsan ve bilgisayar mühendisliği yazdıysan senin için ömrün boyunca sürecek ve sürekli hızlanmanı gerektirecek bir maraton başlıyor. ilk olarak unutmaman gereken şey bu maratonu kabul etmen ve hayatını buna göre düzenlemeye başlaman. ilk tavsiyem "bir arkadaşla konuştuktan sonra farkettim ki çoğu öğrenci ingilizce bilmiyor." ingllizce öğreneceksin. bunun kem kümü yok ciddiyim ingilizce öğrenmezsen maratonu koşamazsın yönünü bulamazsın, ilk işin internetteki tonlarca açık kaynaktan ingilizce öğrenmeye başlaman ve senin gibi bir arkadaş bularak aranızda türkçe konuşmayı bırakmanız. türkçe sizi geçmişte bırakıyor ne yazık ki. google translate demeyin ağzınıza bir tane çakarım ciddi ciddi. eğer şimdiden tembelliğe başvuracaksanız hiç gelmeyin 4 seneniz boşa gider işsiz kalırsınız en azından ben size asla iş vermem. ingilizceyi biliyom kardeş ben benim dedem ingiliz kralıydı bizde inglizce native diyorsanız. github, w3school, stack overflow vb pek çok site var. udemyden kurs alabilirsiniz ama ben open source hastası biri olduğumdan dolayı youtube ve internetteki eğitimleri öneririm. bunlara girdiniz buldunuz ve hepsine kaydoldunuz şimdi ne mi yapacaksınız google nasıl kullanılır? onu öğreneceksiniz. nası ya ama biliyorsun demi sen yok kanka yüzde 90 ihtimalle tam olarak nasıl kullanıldığını bilmiyorsun. şu makaleyi okumanı öneririm bak buda google dock en çok kullandığım şeylerden biri ve google'nın güzel bir şekilde kullanıldığında verimliliğin ne kadar artabileceğini gösteren şeylerden biri. kardeş geç bunları biz bunları biliyoruz okeyde 11. parti bitti sal bizi de biraz daha ilerleyelim diyenleri görüyorum çıldırmış durumdalar. tamam size vereceğim tavsiyelere geleyim. şimdi kardeş ilk yapman gereken geliştirmekte olduğun projelerin sayılarını arttırmak, üniversite'de bulunan ve ortamı tatlı olan bir kulübe katılmak. tanıyabildiğiniz kadar insan tanıyıp çok samimi olmamaya bakın, size yardımcı olabilecek sizi ilerletebilecek bilmediğiniz şeyleri öğretecek adamlarla takılın ve en önemlisi hocalarınızı kafalamaya bakın. 3 tane okul değiştim ve okulun ilk haftasında yaptığım ilk şey bölüm başkanını veya o sene bize ders verecek olan bölüm hocasını kafalamak oluyor. o adamlar size göre aptal olabilir hatta kankalarınıza "fahri hocaya bak ben ondan çok biliyorum" diyorsunuzdur belki de ha büyük ihtimalle daha çok biliyorsunuzdur öyle biliyorum fakat bu adamlar akademisyen ve sektör adam aradığına bu insanlara geliyor ve siz üniversiteden çıktığınızda bu adamlar size referans mektubu yazabilecek adamlar. bunları aşağı yukarı yaptıktan sonra şu saçma sapan tekno-bla bla projeleri yarışmaları tübitak yarışmaları falan oluyor. bir ekip bul veya bir ekip kurup bu yarışmalara katılmaya bak. bu senin cv'nde en güzel gözükecek şeylerden biri oluyor. bilgisayar mühendisi senin de bildiğin üzere içine kapanık sadece robot gibi kod yazan insan olamaz. çok sosyal olmak ve çalışkan olmak hem daha kolay hem de daha kazançlıdır. insanlarla konuştuğunda seni yemezler sorduğun soruların ve belki de alamadığın cevapların sana zararı değil karı vardır. karşındaki yüksek mevkide bir adamsa akşam eve gidip karşılaştığı binlerce insana rağmen sen aklına geliyorsan ve bunu sağlamayı öğrendiysen bu işi başarmışsın demektir. hitabetin akıcı ve düzgün konuşmanın olması hayati bir önem taşır bunu unutma. daha üst seviyedeyim kardeş ben ben ne yapayım diyorsan bana tavsiye verebilirsin. ben daha üst seviye için hazırlanan biriyim sonuçta ve tecrübelerini benimle paylaşmak istiyorsan bana mesaj atta mutlu olayım.

iş imkanları neler bu sektörde çalışmak için illaha bilgisayar mı okumalıyım?

işte bu göreceli bir soru. benim tanıdığım en iyi siber güvenlikçiler bilgisayar mühendisliği fakültesinin yanından bile geçmemiş insanlar (red team için). fakat aynı zamanda bazı akıl hocalarım, arkadaşlarım ülkenin hatta ülkeyi bırakın dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun insanlar. bunun tam olarak bir cevabı ne yazık ki yok ve bu iş sizde bitiyor arkadaşlar. iş imkanları ise a101 kasiyerliğinden dünyanın en büyük teknoloji, lojistik, güvenlik şirketlerine varam hatta (bkz: gafam)'a dahi ulaşabileceğiniz büyük bir alan. kendinizi ne kadar ilerlettiğiniz ve ananızdan babanızdan gelen zekayı etkileyen şans faktörüne bağlı olarak değişir. yani bunu söylediğimden dolayı belki kızabilirsiniz fakat aranızdan gafam şirketlerinde çalışabilecek kişilerin çıkma olasılığı ne yazık ki çok düşük. neyse sayılar yalan söylemez sonuçta.

bilgisayara ihtiyacım var mı? benim külüstür emektar sarıkızım yeter mi?

bu soruyu bana soran bir iki kişi falan oldu. yani gittiğiniz üniversiteye göre değişkenlik gösterebilecek bir soru olsa bile sarıkızınız eğer bir dinazora dönüştüyse bir pc almanız sizin karınıza olur. öğrenme hızınızı arttırır. fakat size göre de değişir bir ara bilgisayarsız kaldığım dönemde bölüm başkanıyla konuşup okulda kalıyordum bilgisayar labında. yaptığım bazı projeler ve çalışmalar o bilgisayarsız kaldığım döneme ait.

pekala paranız var ne almalısınız benim tavsiyem gönlümün efendisi macbooklara ait. tuzlu olduysa hafif ama etkili bir şey bulmanızı tavsiye ederim çünkü bir süre sonra farkedeceğiniz şey kaplumbağa nasıl evini sırtında taşıyorsa sizde işinizi sırtınızda taşıyacaksınız.

hangi dili öğreneyim kardeş envai çeşit dil var

şimdi bazı arkadaşlar bana kızacak bu dediğimden dolayı ben cpp'ciyim yani bazılarınız portakalda vitaminken veya gta vice city falan oynarken ben cpp kodluyordum bu yüzden bana çok kızmazsanız iyi olur minik bir kalbim olduğundan dolayı üzülebiliyorum. python diyorum sebebi ise çok farklı. öğrenilmesinin kolay olması sözdiziminin anlaşılabilir olması ve flex olması yalanını size söylemeyeceğim bu yalan python ciddi manada öğrenebileceğiniz ileri seviyede en zor dillerden biri. fakat kurulumu ve başlangıcı kolay olduğundan aynı zamanda işin mantığını öğrenmenizin en başta yeterli olmasından dolayı python hiçbir şey bilmeyen ve maratona yeni başlayan biri için çok tatlı bir dil.


yazının sonuna geldim. atladığım aklıma gelmeyen pek çok soru ve farklı yaklaşımlar illaha vardır. bu alandaki büyüklerim fikirlerini ve düşüncelerini bizimle paylaşırlarsa sözlüğümüzün yazarlarına ve okuyucularına büyük katkılar sağlamış oluruz. bana vermek istedikleri tecrübeleri ve fikirleri varsa bana mesaj atmaları ve tavsiyelerini aktarmaları beni çok ama çok mutlu eder.

yeni başlayan ve aramıza katılacak arkadaşlar hepiniz aramıza hoşgeldiniz diyorum. hedeflerinize ve çalışmalarınıza sıkı sıkıya bağlanın ve en iyilerimizden olmaya çalışın. unutmayın ki bir gün iyi bir mühendis olursanız, muhteşem işler başarırsanız ve iyi yerlerde çalışıp müthiş start-uplar kurarsanız aynı zamanda uslu bir mühendis olursanız şirin guardian amcayi görebilirsiniz...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

düşmüyor denedim..

hatta işi ayıya kadar büyüttüm, tık yok..
hayvan sevgisi ölmüş..

#1115000
devamını gör...

hasret gültekin'in 20 yaşında yazdığı türkü. en güzelini de kendisi çaldı söyledi. susturdular kuzumu alevler içinde madımak'ta.

bizim kıvırcık oğlan da gıptayla, saygıyla girecekleri aralığı bekleyen 3 ustanın gözleri önünde...

edit: video kullanılmıyor'a aldırmayın basın youtube'da izleyine.

devamını gör...

iş yerindeki çocuk galiba benden hoşlanıyor. aramızda duygusal bi muhabbet olmasın diye koçum falan diyorum. bu sefer o da bana koçum demeye başladı. durum vahim. buradan bişey çıkar mı çıkmaz mı bilinmez ama çıkarsa ortalık karışır. iç dünyamda ve dış dünyamda.
devamını gör...

"bezdum da, ha atın beni bu kuyudan aşşağıya.." dedirten başlıklardır.
devamını gör...

bir jorge luis borges kitabıdır.

bu kitap için biyografi demek doğru olur mu, sanmıyorum. bir romandır diyebilir miyiz, o da pek mümkün değil. anlatı, anı, deneme? hiçbir tanıma tam olarak uymayan bir kitap bu. biz iyisi mi bir jorge luis borges kitabı demekle yetinelim.

kimsenin hikayelerini yazmadığı, kimse onlardan bahsetmediği ve bu yüzden de kimsenin tanımadığı, hatırlamadığı onlarca, yüzlerce edebiyatçı öldükten sonra unutulup gidiyor. unutulmak bir edebiyatçı için gerçek ölümdür zaten.

jorge luis borges en azından böyle edebiyatçılardan bir tanesini unutuluşun tozlu, küflü varoluşundan alıp çıkartmış. evaristo carriego da jorge luis borges’in lazarus’u.

evaristo carriego 20. yüzyıl henüz başlamışken 29 yaşında hayatını kaybetmiş bir tango şiirleri yazarı. carriego öldüğünde borges on üç yaşında. ve o zaman gözleri şahin gibi gören bu çocuk büyüyünce evaristo carriego’yu sonsuz bir ölümün kollarından kurtarıyor yazdığı kitapla.

okurları ve edebiyat çevresi hiç tanınmayan bir yazar hakkında kitap yazmasını anlamsız bulsalar da borges, carriego üzerinden o dönemin arjantin’ini ve kendi çocukluk yıllarını anlatmakta kararlıdır ve öyle de yaparsan
devamını gör...

bugün dergimizi teşriflendiren yazarlarımız:
vefa yazısı ile rolwors ve 17. yüzyılın hırçın kadını: artemisia gentileschi yazısı ile 00zero. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz.

kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

belki sizlere garip gelecek ama tiroid ile alakalı rahatsızlıklar da buna sebebiyet vermektedir. hipertiroidi mesela.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim