sanalda lince uğrarken yapılması gerekenler
şu an iğde hüpletiyorum. tavsiye ederim hep, mevsimi bitmek üzere hocalarım.
çok tatlış bişi ya bu.
pıtı pıtı kemiriyorum.
içim hoş oldu.
çok tatlış bişi ya bu.
pıtı pıtı kemiriyorum.
içim hoş oldu.
devamını gör...
1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
ben daha küçükken aklım çok ermiyorken bu bayrama bir keresinde tüm sülale miting vardı ona gitmiştik. bir sanatçı vardı şarkılar söylemişti. her yer insan kaynıyor herkes mutlu, gülüyor, eğleniyor tam bir şenlik havası. en güzel yeri de 'bir mayıııs bir mayıııs işçinin emekçinin bayramııı' diye herkesin hep bir ağızdan bu marşı söylemesiydi. gaza gelip ben de yumruğum havada katılmıştım bu marşa. ne güzel bir gündü. hala hatırımda.
devamını gör...
favlayan yazarın asıl amacı
efendim başkalarının amacı nedir bilmem. az önce de biri bunu "flörtleşme" olduğunu söylemişti. şimdi başka şeylerle karıştırmayayım aklınızı.
neyse, ben favlamışsam "ulan ne güzel yazmış, tam altına imza atmalık" demek için atmışımdır, bu da böyle biline.
neyse, ben favlamışsam "ulan ne güzel yazmış, tam altına imza atmalık" demek için atmışımdır, bu da böyle biline.
devamını gör...
hazal kaya
1990 doğumlu dizi ve film oyuncumuz.
(bkz: itirazım var), (bkz: aşk-ı memnu), (bkz: adını feriha koydum) ve (bkz: shameless)'ın türkiye uyarlaması olan (bkz: bizim hikaye) dizisinde rol almıştır.
(bkz: ali atay) ile evli olan oyuncunun ali atay'a ali atay'dan daha çok benzeyen fikret ali adında bir oğlu vardır.
(bkz: itirazım var), (bkz: aşk-ı memnu), (bkz: adını feriha koydum) ve (bkz: shameless)'ın türkiye uyarlaması olan (bkz: bizim hikaye) dizisinde rol almıştır.
(bkz: ali atay) ile evli olan oyuncunun ali atay'a ali atay'dan daha çok benzeyen fikret ali adında bir oğlu vardır.
devamını gör...
hiç gelmeyecek birini özlemek
gelmeyeceği kesinleşmiş kişinin yolunu gözlemektir.
ayrıca çok sevilen bir kişi ise birkaç yıla az sevilen bir kişi ise birkaç aya unutulacak eylemdir.
ayrıca çok sevilen bir kişi ise birkaç yıla az sevilen bir kişi ise birkaç aya unutulacak eylemdir.
devamını gör...
abla terörü
mensubu olduğum örgüttür. onlara bulaşmak için bir sebebe ihtiyacım yok. yan baktın, düz yattın diye kavga çıkarırım.bazen üzülüyorum onlara. ne istiyorsun yavrucaklardan diyorum kendi kendime ama ne yaparsın*
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
onun o köşeden dönmüş olması...
devamını gör...
gülten akın
gülten akın (1933 -2015) şairliğe doğa, aşk, ayrılık ve özlem konularında şiirler yazarak başladı.
daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal sorunları öne çıkardı.
birçok şiiri sezen aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren deli kızın türküsü’nde dinlediğimiz gibi bestelendi.
metin altıok şiir ödülü’nü de alan gülten akın “kadınlar iyi şiir yazamaz tezini” de çürütmüştür.
“ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya” demiştin ama kafa sözlük’te ince şeyler anlatan güzel insanlar var. keşke sen de aramızda olsaydın da görseydin.
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
bakıp kapatıyorlar
geceye giriyor türküler ve ince şeyler
memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
fındıklarımızı basıyor
neyleriz kararan tomurcukları
çocuklarımıza yalvarıyoruz: aç durun biraz
tecimenlere yalvarıyoruz:
bir "hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
bir banka az çiziniz bir yalvarma
bizden size ve sizden dışardakilere
karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
evet efendim
çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
yazların motorlu çingeneleri
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
toprağa tutku, kendinden dolayı
kulaklarımızı tıkıyoruz: para para para
kulaklarımızı açıyoruz: kavga kavga kavga
sorar belki biri: kavga ama neden kavga
komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-bilmiyoruz neden kavga.
sonra kasabanın cezaevinde
silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
günlerimiz iterek genişletiyoruz
yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye
durup ince şeyleri anlatmaya
kimselerin vakti olmasa da
okulların kadın öğretmencikleri
tatil günlerini çoğaltsalar da
kutsal nemiz varsa onun adına
gözlerimiz için bağlar dokusalar da
birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
açmaya ilkyaz çiçekleri
bir gün birileri öte geçelerden
ıslık çalar yanıt veririz.
daha sonraki şiirlerinde ise toplumsal sorunları öne çıkardı.
birçok şiiri sezen aksu'nun 1993 tarihli albümüne adını veren deli kızın türküsü’nde dinlediğimiz gibi bestelendi.
metin altıok şiir ödülü’nü de alan gülten akın “kadınlar iyi şiir yazamaz tezini” de çürütmüştür.
“ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya” demiştin ama kafa sözlük’te ince şeyler anlatan güzel insanlar var. keşke sen de aramızda olsaydın da görseydin.
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
bakıp kapatıyorlar
geceye giriyor türküler ve ince şeyler
memelerinde biraz irin, biraz balık ve biraz gözyaşı
bir dev oluyorsun deniz deniz deniz
sisin dere ağızlarından sokulup akşamları
fındıklarımızı basıyor
neyleriz kararan tomurcukları
çocuklarımıza yalvarıyoruz: aç durun biraz
tecimenlere yalvarıyoruz:
bir "hotel" bir gizli evlenme az çiziniz
bir banka az çiziniz bir yalvarma
bizden size ve sizden dışardakilere
karılarımızı yolluyoruz tırnaklarını kesmeye ve demeye
evet efendim
çocuklarımızı yolluyoruz dilenmeye
bizler gidiyoruz yatağımız tanrıya emanet
yazların motorlu çingeneleri
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
toprağa tutku, kendinden dolayı
kulaklarımızı tıkıyoruz: para para para
kulaklarımızı açıyoruz: kavga kavga kavga
sorar belki biri: kavga ama neden kavga
komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
-bilmiyoruz neden kavga.
sonra kasabanın cezaevinde
silgimizi göz önüne yerleştiriyoruz
günlerimiz iterek genişletiyoruz
yer açıyoruz karılarımızı düşünmeye
bizsiz geçen menevşeyi düşünmeye
durup ince şeyleri anlatmaya
kimselerin vakti olmasa da
okulların kadın öğretmencikleri
tatil günlerini çoğaltsalar da
kutsal nemiz varsa onun adına
gözlerimiz için bağlar dokusalar da
birikimler ve çizgiler gitgide gitgide
açmaya ilkyaz çiçekleri
bir gün birileri öte geçelerden
ıslık çalar yanıt veririz.
devamını gör...
sümeyra çenet
bir youtuber. ruhi çenet'in kız kardeşi. ruhi çenet videolarını da seslendirmektedir. abisinin "ruhi çenet videoları 2" kanalını abi kardeş ortaklaşa büyütmeleri sonucu yaklaşık 750 bin takipçiye ulaşınca kanalın ismi sümeyra çenet videoları olarak değiştirilmiş olup kendi videolarını çekmeye başlamıştır. 2020 aralık ayı itibariyle güncel takipçi sayısı 995 bindir.
edit: 2021 şubat ayı tarihiyle güncel takipçi sayısı 1.15 milyondur.
edit: 2021 şubat ayı tarihiyle güncel takipçi sayısı 1.15 milyondur.
devamını gör...
aşka aşık olmak
kişilerin sizin için bir yerden sonra fark etmemesidir. yaşanılan duygulara aşık olmaktır. başka bir şey düşünememenin, uyuyamamanın, yemek yiyememenin tadına varmaktır.
devamını gör...
midyat
mardin'in, merkeze yaklaşık bir saat uzaklıkta olan ilçesi. en güzel tarihi konakların bulunduğu, telkarinin sanatla bütünleştiği, dizilere konu olması nedeniyle turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri.
devamını gör...
çoklu kişilik bozukluğu
türkiyede özellikle sosyal medyada herkesin sahip olduğu hastalık. insanlar bu hastalıkları havalı bir şey zannediyor üzücü.
devamını gör...
yazarların doğum gününde yaşadığı garip olaylar
15. yas gunumde kız arkadaşımla doğum günü kutladığım için eve biraz geç gittim büyük ailem hem toplanalım hemde çocuğa pasta keselim demişler. rahat 20 kişi var. eve girdim her şey iyi güzel hoş. daha sonra yakın arkadaslarim aradı gel sana suprizimiz var diye. dedim bizimkiler salmaz baya kalabalığız saat gece 11 ve dışarda hayvan gibi kar var. aradan bir saat geçti kapı çaldı.
yakın arkadaşlarımdan ikisi kör kütük sarhoş babama ismiyle seslenerek "bak sen bu çocuğu çok sıkıyorsun bugün doğum günü" minvalinde
bir seyler söylediler. ailenin hepsi evde olduğu için hiç ses etmeden beni gönderdi. dönüşte hepiniz buraya gelin dedi. ben bırak arkadaslarimla eğlenmeyi bütün gece arkadaşlarımı ayıltmaya calismaktan yorgun düştüm. en sonunda gittik eve hep birlikte. ama biliyorum ki hiç hayra gitmiyoruz.
neyse balkonda hazır bekleyen babam eliyle isaret etti orada kalın diye. indi aşağı hiç konuşma olmadı zaten. dordumuzu tertemiz dövdü. ama oyle tokat falan değil. karda yaptırmalı falan. ilk dayağı yiyen ben olduğum için sansliydim cunku arkada 3 dk bi bekleme süresi oluyor dayak yemek için muhtemelen o bekleyiş dayaktan daha kötüdür. oyle keko gibi hepimize dalmadı. teker teker çalıştı. direkt bir sanat eseri bıraktı ortaya hala konusuruz o dayağı.
15. doğumgünümün bana çok şey kattı. hatta bana tek bir şeyler katan doğumgünüm. evden ilk uzaklaşma tecrübesi*. arkadaşlarım bana hiç bir şey için ısrar etmemeye başladı. bir şeye hayir diyorsam kesinlikle hayır olarak kalıyordu.
ben eve dönünce babam çağır lan o *******ları eve dedi. çağırdım hepsi geldi. oturduk hep birlikte içtik. babamla ilk defa içmemin hikayesidir aynı zamanda. masaya oturken adam akıllı kalmazsanız dayağı yine yersiniz demişti zaten. herkes o gün adam akıllı kalkti masadan. ders güzeldi ama tam ogrenemedik demek ki. çünkü o masada oturan herkes bu dersi alttan aldı ve onlar hiç hoş hikayeler olmadı.
yakın arkadaşlarımdan ikisi kör kütük sarhoş babama ismiyle seslenerek "bak sen bu çocuğu çok sıkıyorsun bugün doğum günü" minvalinde
bir seyler söylediler. ailenin hepsi evde olduğu için hiç ses etmeden beni gönderdi. dönüşte hepiniz buraya gelin dedi. ben bırak arkadaslarimla eğlenmeyi bütün gece arkadaşlarımı ayıltmaya calismaktan yorgun düştüm. en sonunda gittik eve hep birlikte. ama biliyorum ki hiç hayra gitmiyoruz.
neyse balkonda hazır bekleyen babam eliyle isaret etti orada kalın diye. indi aşağı hiç konuşma olmadı zaten. dordumuzu tertemiz dövdü. ama oyle tokat falan değil. karda yaptırmalı falan. ilk dayağı yiyen ben olduğum için sansliydim cunku arkada 3 dk bi bekleme süresi oluyor dayak yemek için muhtemelen o bekleyiş dayaktan daha kötüdür. oyle keko gibi hepimize dalmadı. teker teker çalıştı. direkt bir sanat eseri bıraktı ortaya hala konusuruz o dayağı.
15. doğumgünümün bana çok şey kattı. hatta bana tek bir şeyler katan doğumgünüm. evden ilk uzaklaşma tecrübesi*. arkadaşlarım bana hiç bir şey için ısrar etmemeye başladı. bir şeye hayir diyorsam kesinlikle hayır olarak kalıyordu.
ben eve dönünce babam çağır lan o *******ları eve dedi. çağırdım hepsi geldi. oturduk hep birlikte içtik. babamla ilk defa içmemin hikayesidir aynı zamanda. masaya oturken adam akıllı kalmazsanız dayağı yine yersiniz demişti zaten. herkes o gün adam akıllı kalkti masadan. ders güzeldi ama tam ogrenemedik demek ki. çünkü o masada oturan herkes bu dersi alttan aldı ve onlar hiç hoş hikayeler olmadı.
devamını gör...
tribün
yunanca tribounos, latince tribunus.
roma'da idari ve askeri bir ünvan. bu ünvana sahip insanları genelde yanlı olduğu düşünülen soylulara karşı halk, kendilerini yeri gelince savunmaları için seçer.
roma'da idari ve askeri bir ünvan. bu ünvana sahip insanları genelde yanlı olduğu düşünülen soylulara karşı halk, kendilerini yeri gelince savunmaları için seçer.
devamını gör...
hiç gelmeyecek birini özlemek
"birikmiş bir özlemi sakladınız mı. gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi."*
ilk aklıma bu sözler geldi ve birkaç cümle yazmak istedim. özlemek gerçekten zordur. ama hiç gelmeyecek birini özlemek ondan çok daha fazla zor ve acıdır. çünkü gelmeyeceğini bile bile özlemek, belki de kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir. aklımız bilir o kişinin gelmeyeceğini, kalbe: "zaten gelmez boşuna bekleme" der. ama kalbimiz hep bekler. o küçük umudunu hiç kaybetmez. bazen azalır o umut bazen çoğalır ama asla bitmez.
bazen de vefat eden ve gerçekten gelemeyecek birini özleriz. sahiden onlar da bizi özlüyor mudur? biz onların seslerini kulaklarımızda duyabilmek, gülüşlerini hatırlayabilmek için kendimizi paralarız çünkü.
her şekilde özleriz de özleriz... bile bile, içimiz yana yana, kalbimiz kan ağlaya ağlaya... ama vazgeçmeyiz. ne kadar çabalasak da didinsek de yüreğimiz bırakamaz özlemeyi. unutamaz sevdiğini. işte seven insan, sevdiğini sadece gelecek diye özlemez. evet, o kavuşma anının hayali çok güzeldir fakat bazen özlemek bile ayrı güzel değil midir?
"baharda kışı, kıșında baharı özler insan. ne uzaksa onu özler... kavuşmak șart mı? boșver! bazı şeyler yokken güzel."*
evet aynı şairden başka bir söz daha. ama gerçekten de haklı. bazen kavuşmak şart değildir. bazen kavuşmak yokken güzeldir...
ilk aklıma bu sözler geldi ve birkaç cümle yazmak istedim. özlemek gerçekten zordur. ama hiç gelmeyecek birini özlemek ondan çok daha fazla zor ve acıdır. çünkü gelmeyeceğini bile bile özlemek, belki de kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir. aklımız bilir o kişinin gelmeyeceğini, kalbe: "zaten gelmez boşuna bekleme" der. ama kalbimiz hep bekler. o küçük umudunu hiç kaybetmez. bazen azalır o umut bazen çoğalır ama asla bitmez.
bazen de vefat eden ve gerçekten gelemeyecek birini özleriz. sahiden onlar da bizi özlüyor mudur? biz onların seslerini kulaklarımızda duyabilmek, gülüşlerini hatırlayabilmek için kendimizi paralarız çünkü.
her şekilde özleriz de özleriz... bile bile, içimiz yana yana, kalbimiz kan ağlaya ağlaya... ama vazgeçmeyiz. ne kadar çabalasak da didinsek de yüreğimiz bırakamaz özlemeyi. unutamaz sevdiğini. işte seven insan, sevdiğini sadece gelecek diye özlemez. evet, o kavuşma anının hayali çok güzeldir fakat bazen özlemek bile ayrı güzel değil midir?
"baharda kışı, kıșında baharı özler insan. ne uzaksa onu özler... kavuşmak șart mı? boșver! bazı şeyler yokken güzel."*
evet aynı şairden başka bir söz daha. ama gerçekten de haklı. bazen kavuşmak şart değildir. bazen kavuşmak yokken güzeldir...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
çizimlerimin çoğu telifli olduğu için burada paylaşamamaktan içim gidiyor, ama şöyle bir hızlı skeç yapabilirim herhalde.
buyurunuz çocukluğumun kahramanı
çizimi buraya koyma konusndaki yardımı için trevor philips ' e teşekkür ederim
( sigara içmek sağlığa zararlıdır gençler, içmeyin)
buyurunuz çocukluğumun kahramanı
çizimi buraya koyma konusndaki yardımı için trevor philips ' e teşekkür ederim
( sigara içmek sağlığa zararlıdır gençler, içmeyin)
devamını gör...
yunanların bizim lezzetlerimizi çalması
yüzyıllarca birlikte yaşamış iki toplum olarak neyin kime ait olduğu konusu muammadır. biz onlardan almışızdır, onlar bizden almıştır.
devamını gör...

