süper ince siyah külotlu çorap
80lik dedeyi bile diriltir. yok böyle bir aşk pınarı.
bir spagetti olsaydım dimdik olurdum tabakta, delice.
bir spagetti olsaydım dimdik olurdum tabakta, delice.
devamını gör...
neden kaybederiz sorunsalı
bazen gücümüz, imkanlarımız yetmez.
bazen yeterince çabalamamışızdır.
bazen yer, zaman veya şartlar uygun değildir.
bazen kaybetmek hayrımızadır da bilmeyiz.
bazen umursamayız, bıkmışızdır, gözden çıkarırız.
bazen fedakarlık gerekir kaybederiz
bazen de "sadece" kaybederiz.
nedenler uzar gider. peki senin nedenin ne?
bazen yeterince çabalamamışızdır.
bazen yer, zaman veya şartlar uygun değildir.
bazen kaybetmek hayrımızadır da bilmeyiz.
bazen umursamayız, bıkmışızdır, gözden çıkarırız.
bazen fedakarlık gerekir kaybederiz
bazen de "sadece" kaybederiz.
nedenler uzar gider. peki senin nedenin ne?
devamını gör...
yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
engellilerin her türlü ihtiyacı,
kültürel faaliyetler ( müze, sinema, sergi vs)
su, elektrik gibi temel ihtiyaçlar.
kültürel faaliyetler ( müze, sinema, sergi vs)
su, elektrik gibi temel ihtiyaçlar.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
mahzar ve ruhsar. kadın öteki taraftan geliyor adama, tutkuya bak.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
her şeye gereğinden fazla tepki veriyorum.üzülüyorum,gülüyorum,kızıyorum ama abartıyorum.çok düşünüyorum ve takıyorum hayatımdaki şeyleri.
devamını gör...
en yüksek maaşı hak eden meslek grupları
yasli bakim evlerinde calisanlar
ve
engelli cocuklara egitim verenler
ve en cok da engelli cocuklara ozel cocuk esirgeme kurullarinda calisanlar.
ve
engelli cocuklara egitim verenler
ve en cok da engelli cocuklara ozel cocuk esirgeme kurullarinda calisanlar.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
"gitmem gerek, şimdi!" diye düşündü kadın. çevresine bakındı. birden yabancı olmuştu her şey. her sabah, kahvaltısını ettiği masaya baktı. üzerinde bir vazoda solmuş çiçekler, açık bırakılmış bir defter. defterde karalanmış hüzünlü kelimeler. hemen yanında bir kalem kapağı. kalem yok. kapaktan ayrı düşmüş.
tezgaha yöneltti başını. dağınık bulaşıklar. hisleri gibi. elini kaldırası yok. yüreğini toplayası da. camlar da tozlanmış. dışarısı hafif puslu görünüyor. zihni gibi. etrafa saçılmış kitaplar. bir kenara bırakılmış bir hırka. tek başına. tüm eşyalardan bağımsız. bir yabancı. kadın gibi.
"gitmem gerek." burası artık benim evim değil.
radyoda çalan yeni bir şarkı. cızırtılı bir sesle başlayan. enstrümansız çıplak bir ses. bu sesi tanıyor. daha önce de defalarca duyduğu bir şarkı sözü başlıyor, hirai zerdüşt 'gitmem gerek'.
bu bir işaret diyor. kalkıyor. şarkıdaki bir söz kulaklarından silinmiyor, 'beni anlamıyor evim.'. hızlıca eşyalarını topluyor. usulca kapıya yöneliyor. elinde bir küçük valiz. son anda dönüyor. hırkayı alıyor eline. kokluyor önce, yabancı bir koku. bir kadın kokusu, daha önce hiç duymadığı. ateşe vermek istiyor. içindeki tüm öfkeyi bir hırkaya yöneltiyor. ateşe vermek istiyor, hırkayı da evi de... yakmak istiyor geçmişi. damarlarından zihnine dek bir alev yükseliyor. adı öfke. yıllardır aşık olduğu adamın resmine takılıyor gözü. hırkayı fırlatıyor elinden. hırka çerçeveye çarpıyor şiddetle. sehpadan düşen çerçeve kırılıyor. resimdeki kadın ve adamın arasında kocaman bir çatlak oluşuyor. yakmıyor kadın ne evi ne de hırkayı. usulca çekiyor kapıyı. radyodan kulağına çalınan son ses, 'anlatsam içim kanar, anlamı yok.'...
tezgaha yöneltti başını. dağınık bulaşıklar. hisleri gibi. elini kaldırası yok. yüreğini toplayası da. camlar da tozlanmış. dışarısı hafif puslu görünüyor. zihni gibi. etrafa saçılmış kitaplar. bir kenara bırakılmış bir hırka. tek başına. tüm eşyalardan bağımsız. bir yabancı. kadın gibi.
"gitmem gerek." burası artık benim evim değil.
radyoda çalan yeni bir şarkı. cızırtılı bir sesle başlayan. enstrümansız çıplak bir ses. bu sesi tanıyor. daha önce de defalarca duyduğu bir şarkı sözü başlıyor, hirai zerdüşt 'gitmem gerek'.
bu bir işaret diyor. kalkıyor. şarkıdaki bir söz kulaklarından silinmiyor, 'beni anlamıyor evim.'. hızlıca eşyalarını topluyor. usulca kapıya yöneliyor. elinde bir küçük valiz. son anda dönüyor. hırkayı alıyor eline. kokluyor önce, yabancı bir koku. bir kadın kokusu, daha önce hiç duymadığı. ateşe vermek istiyor. içindeki tüm öfkeyi bir hırkaya yöneltiyor. ateşe vermek istiyor, hırkayı da evi de... yakmak istiyor geçmişi. damarlarından zihnine dek bir alev yükseliyor. adı öfke. yıllardır aşık olduğu adamın resmine takılıyor gözü. hırkayı fırlatıyor elinden. hırka çerçeveye çarpıyor şiddetle. sehpadan düşen çerçeve kırılıyor. resimdeki kadın ve adamın arasında kocaman bir çatlak oluşuyor. yakmıyor kadın ne evi ne de hırkayı. usulca çekiyor kapıyı. radyodan kulağına çalınan son ses, 'anlatsam içim kanar, anlamı yok.'...
devamını gör...
yeni bir anayasayı tartışma vakti geldi
şöyle çalmanın serbest olduğu, her şeyin kafaya göre yasaklandığı, konuşma özgürlüğünün olmadığı, siyasilerin bizim paramızla bize karşı ilah gibi hissettiği, seçim barajının %25, öğrencilerin eğitimsiz, eğitimcilerin imam olduğu demokratik bir anayasamız olsa fena mı olur?
mevcut olanının tüm olumlu yanlarına uydun, yenilerini getirin(!) ben ikna oldum.
mevcut olanının tüm olumlu yanlarına uydun, yenilerini getirin(!) ben ikna oldum.
devamını gör...
mariana çukuru
pasifik okyanusunda, mariana adalarının yanında bulunan dünyanın en derin noktasıdır. araştırmalara göre bu çukurun oluşma sebebi levha hareketleridir. iki okyanusal levha çarpıştığı için yoğunluğu fazla olan levha diğerinin altına girer ve bu derin çukur oluşur.
doğanın her yerinde olduğu gibi mariana çukuru da insanevladının verdiği zarardan nasibini almıştır. 2012'de yapılan dalış sonucu denizin dibinde plastik poşet ve şeker ambalajları bulunmuştur.
yeni yerler ve canlılar keşfedebilecekken onlara da zarar verdiğimizi görmek üzücü gerçekten.
doğanın her yerinde olduğu gibi mariana çukuru da insanevladının verdiği zarardan nasibini almıştır. 2012'de yapılan dalış sonucu denizin dibinde plastik poşet ve şeker ambalajları bulunmuştur.
yeni yerler ve canlılar keşfedebilecekken onlara da zarar verdiğimizi görmek üzücü gerçekten.
devamını gör...
beş ressam adı sayamayan biriyle çıkmak
ben çok küçük yaşlardan beri en az 3-4 tanesinin ismini (bkz: teenage mutant ninja turtles) dan zaten biliyordum ki. sadece merak bu konuda devreye giriyor. o zamanlarda bile bu kaplumbağaların isimleri neden böyle ciddi isimler diye sorgulayıp cevabını almıştım.
devamını gör...
yesilturkan90
abla ya allah razı olsun. çokça hoşbulduk.çok teşekkür ederim. bunu yapan ilk insanın senin gibi kalemi güçlü,iyi biri olması ayrı bir mutluluk verdi bana. senin yazdıklarından ilerliyorum,başka bir espirisi yok benimkilerin. yüreğimden ne gelirse onu yazıyorum buraya, inşallah okuyanlara
bir fayda sağlayacak değerdedirler de kimsenin zamanından çalmış olmuyoruzdur.
bir fayda sağlayacak değerdedirler de kimsenin zamanından çalmış olmuyoruzdur.
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
sevdi.
devamını gör...
ruh eşi
yunan mitolojisinde tanrıların kralı, göklerin hakimi zeus'un yarattığı insanlar eskiden dört kollu, dört bacaklı, bir kafada iki ayrı yüze sahip, sırtlarından birbirlerine yapışmış şekilde ve her insan çift olarak yaşar şekildeymiş. bu insanlar çifter çifter mutlu şekilde yaşamlarını sürdürürken, keyiflerine düşkünlükten dolayı tanrıları zeus'a şükretmeyi unutunca zeus insanları uyarmış. kendisini unutan halka krallığına yakışan bir ceza vermek isteyen zeus, onların huzurunu toplamak için kolları sıvamış. bakanların gözlerini kör edecek kadar parlak olan bıçağıyla insanları ikiye bölen zeus (şimşeğiyle ayırdığı da söylenir), onların ruhlarını da ikiye bölmüş. artık her insandan iki tane varmış, yani birbirinin eşi olmayan ama birbirinin eşi olan parçalar her tarafa dağılmış. zeus insanları diğer parçalarından ayrı yaşamakla lanetlemiş ve böylelikle ömürleri boyunca ruh eşlerini aramaları için onları cezalandırmış. aynı zamanda zeus'un insanlığa hediyesi olarak bilinen ruh eşini arama olayı bu lanetle beraber günümüze kadar gelmiştir. yunan mitolojisinden gelen ruh eşi efsanesi dünyanın bir ucundaki ruh eşini bulma olasılığıyla, insanları bir arada tutarak bir çeşit düzen sağlamaktadır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının gittikleri ilk yabancı ülke
ingiltere.
uçak penceresinden baktığımda bu kadar ağacın, parkın, bahçenin bir şehirde nasıl olabileceğine inanamamıştım.oysa atatürk hava limanından kalkarken görebildiğim sadece betonların arasına sıkışıp kalmış biraz yeşillikti.
bir iş gezisi dolasıyla leicester ve londra’ya kısa bir ziyaret yapmış, mumya müzesini de dolaşma imkanım olmuştu.
aylardan kasımdı, gri bulutlu bir hava hakimdi.
uçak penceresinden baktığımda bu kadar ağacın, parkın, bahçenin bir şehirde nasıl olabileceğine inanamamıştım.oysa atatürk hava limanından kalkarken görebildiğim sadece betonların arasına sıkışıp kalmış biraz yeşillikti.
bir iş gezisi dolasıyla leicester ve londra’ya kısa bir ziyaret yapmış, mumya müzesini de dolaşma imkanım olmuştu.
aylardan kasımdı, gri bulutlu bir hava hakimdi.
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
öğretmen denen kavramı biz tam olarak anlayamamışız sanırım . büyük ihtimalle görevini layıkıyla yerine getirmeyen öğretmenler yüzünden böyle bir sıkıntı meydana geliyor . yahu öğretmen dediğin meslek bir insanın hayatını değiştirebilir harika bir hayata yetiştirebilir senin omurganın oluşmasında yardımcı olabilir karakterli bilinçli bireyler oluşmasına olanak sağlar . bir öğretmen bir çocuğun psikolojisini aşırı olumlu yönde etkileyebilir (olumsuz da etkileyebilir maalesef) o yüzden hakkı olanı asla teslim alamayacaktır öğretmen yaptıkları tatil az bile hatta tatilde masaj yapmamı isteyen öğretmen varsa mesaj atsın masaj olur okey oynarız halı saha yaparız öğretmenlerim benim hepinizden allah razı olsun .
devamını gör...
sevgiliyle açık ilişkiye evrilmek
(bkz: konya ovası)
devamını gör...
cura
cura, yörük halk çalgılarından biridir. akdeniz ozanları tarafından çoklukla kullanılan bu çalgının uzunluğu 55–60 cm kadardır ve bağlama ailesinin en küçük çalgısıdır. cura genellikle altı, beş, dört ya da üç tellidir. iki telli curalar da vardır. bu curaların alt teli "la", üst teli "re" sesine ayarlanmıştır. curaların tekne derinlikleri ile göğüs genişlikleri 15 cm dolayındadır. sap uzunlukları ise 40 cm kadardır. sapın ucundaki burgu denen anahtarlarla çalgı akort edilir. dört telli curalarda üstteki tel ahenk telidir. öbür teller bu ahenk telinin sesine ayarlanır. sapları kısa olduğu için curalarda az sayıda perde bulunur.
cura mızrapla ya da tellere parmakla vurularak çalınır. ama genelde tek başına çalınan bir çalgı değildir. yaygın olarak öbür sazlarla birlikte çalınır.
curalar büyüklüklerine göre değişik adlar alır. curadan biraz büyük olanlara "cura bağlama" denir. sesi curadan daha kalın olan cura bağlama en yaygın kullanılan cura türüdür. "cura cura" ya da "cura zurna" adıyla bilinen tür ise curadan daha küçüktür ve sevimli görünüşü nedeniyle süs eşyası olarak çokça kullanılır.
cura mızrapla ya da tellere parmakla vurularak çalınır. ama genelde tek başına çalınan bir çalgı değildir. yaygın olarak öbür sazlarla birlikte çalınır.
curalar büyüklüklerine göre değişik adlar alır. curadan biraz büyük olanlara "cura bağlama" denir. sesi curadan daha kalın olan cura bağlama en yaygın kullanılan cura türüdür. "cura cura" ya da "cura zurna" adıyla bilinen tür ise curadan daha küçüktür ve sevimli görünüşü nedeniyle süs eşyası olarak çokça kullanılır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
bana tospağa demiş
düz suratlı bir yemiş.
onun doğrusu tosbağa
ağlayacaksan da oynama.
düz suratlı bir yemiş.
onun doğrusu tosbağa
ağlayacaksan da oynama.
devamını gör...
aile tarafından üzülmek
üzmesi gelir geçer de açtığı yaralar bir türlü kapanmaz.
devamını gör...
