oğuz atay
"kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor."
devamını gör...
#pkkyaktı
#1168767 söylemiştim… boş konuşuyorsunuz.
teröristlermişmiş de…
terör sevicileriymişmişmişiz de…
al bak. 28 temmuz’da resmi gazetede yayımlanan kanuna bi bak… umarım azıcık utanırsınız.
teröristlermişmiş de…
terör sevicileriymişmişmişiz de…
al bak. 28 temmuz’da resmi gazetede yayımlanan kanuna bi bak… umarım azıcık utanırsınız.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
okumadan veriliyorsa bence olmasa da olur.
devamını gör...
sözlük kütüphanesi için ne dediler
tanıdık isimleri görmek ne güzel olmuş. efsolar efsosu #1289120. mikemmel ulan.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
yazacak o kadar çok şey var da anlayacak kimse var mı ?
belki hayatımın kısa özetini geçsem şu ayrılmış başlığa, okuyanların belki de çoğu inanmaz, " bu kadar da olmaz" diyebilir.
insanlara dışarıdan bakıp, tanıdığını sanıp yargılayan o kadar acımasız kişi var ki.
acımasızlık popüler bir huy haline gelmiş, bireysellik almış başını gidiyor.
dolayısıyla paylaşmak sorun değil de bir tek kelime cevap alamamak kötü.
hayata 1 değil 4 - 0 geriden başlayanlara benden selam olsun, selam olsun ki benim de bu " kader fukarası " gillerden olduğum anlaşılsın.
her anı elveda ile tehdit altında olup, bir merhabaya hasret olanlar için selam olsun...
belki hayatımın kısa özetini geçsem şu ayrılmış başlığa, okuyanların belki de çoğu inanmaz, " bu kadar da olmaz" diyebilir.
insanlara dışarıdan bakıp, tanıdığını sanıp yargılayan o kadar acımasız kişi var ki.
acımasızlık popüler bir huy haline gelmiş, bireysellik almış başını gidiyor.
dolayısıyla paylaşmak sorun değil de bir tek kelime cevap alamamak kötü.
hayata 1 değil 4 - 0 geriden başlayanlara benden selam olsun, selam olsun ki benim de bu " kader fukarası " gillerden olduğum anlaşılsın.
her anı elveda ile tehdit altında olup, bir merhabaya hasret olanlar için selam olsun...
devamını gör...
bluetooth
cep telefonları ve diğer mobil cihazları kablosuz olarak birbirine bağlamak ve aralarında iletişim kurmak için geliştirilen kısa mesafe radyo frekansı teknolojisinin adıdır.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
devamını gör...
böyle bir kara sevda
beste ve güftesi gündoğdu duran'a ait muhayyerkürdi makamında bir şaheserdir.
ne çıkar bahtımızda ayrılık varsa yarın
sanma ki hikayesi şu titreyen dağların
düşen yaprakla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter
ağlama olma mahsun gülerek bak yarına
sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına dökülen akla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter.
ne çıkar bahtımızda ayrılık varsa yarın
sanma ki hikayesi şu titreyen dağların
düşen yaprakla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter
ağlama olma mahsun gülerek bak yarına
sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına dökülen akla biter
böyle bir kara sevda kara toprakla biter.
devamını gör...
27 yaş
24 gün önce girdiğim yaş. yirmi yedi yaşın muhasebesini yaptığım zaman, korkunç bir reçeteyle karşılaşıyorum. 20'lerin başlarındaki kayıtsızlığın olmadığı ama artık yaşlanıp da umutlarınızın bitmediği bir yaştır 27 yaş. biraz da yaşamdan bahsedelim.
içinde bulunduğumuz ülkenin ekonomik şartları bize uymuyor, çoğumuz bu konulardan rahatsızız ve bunu mızmız çocuklar gibi her yerde dile getiriyoruz. lakin yaşamı büsbütün bir sürgün haline getiren, içinde bulunduğumuz şartlar değil. hiçbir dönemde de olmadı. bir yaşamı mahveden şey, insanın var olan potansiyelini öyle ya da böyle harcamasıdır. zamanı yönetemedik, günceli yakalamakta çok zorlandık, riske girmekten korktuk. takım elbiselilere kaderimizi teslim etmekte müthiş bir arzu duyuyoruz ve bu birçoklarının yaşamını cehenneme çeviriyor. sözlerimizde bir devrimci havası varken, elitlere el açıp medet umacak kadar da yolumuzu kaybetmiş durumdayız.
ben, arturo bandini, yirmi yedi senede şunu öğrendim: yaşamak çok zor. ben bu hayatı beceremedim. hastalıklar yaşadım, en sevdiğim insanı, babamı kaybettim. aile düzenim bozuldu, abimle küstüm, evimi terk ettim ve evsiz kaldım. küsüratları da var bu işin ama işin çerçevesi bu. hayat bana zor geldi biraz. çok erken anladım yanık türkülerin hangi hislerle yazıldığını. şımarmanın ne olduğunu unuttum. çünkü bana göre gençlik demek kayıtsızlık demekti, vurdumduymazlık demekti, hata yapma lüksüydü; utanacak işler yapacağımız zamanlardı gençlik, birilerinin arkasını toplayacağımız değil, birilerinin arkamızı toplayacağı zamanlardı. ben böyle tahmin etmiştim çünkü çevremde böyle gördüm ve hala böyle görüyorum.
20'ler demek "ben bir şey yaptım arkadaşlar" deyip, saçma sapan bir şeyden övgü beklemekti. bu arzu, bu beklentiydi. kız arkadaşınla öpüşmekti, onunla gezip tozmaktı. kafaları çekip sabahlara kadar eğlenmekti. gençlik buydu. gençlik, bir elimizi pantolonumuzun cebine sokup sigara içerek kasvetli sokaklarda yürümek değildi. renkliydi be kardeşim. yaşam, bize hiçbir standartın olmadığını, işin içindeysen her türlü boku sana yedirebileceğini, her çeşit senaryoyu sana dayatabileceğini açıkça gösterdi. geri dönüşü olmayan izler bıraktı bizde. yirmi yedi yaşın defterini zorluklarla doldurdu.
artık zorlanıyorum. aşti otogarındayım ve istanbul'a kalkacak otobüsü bekliyorum. bir meçhule doğru yol alacağım. ne getirir, ne götürür bilinmez ama hayatın adamakıllı üstüne bindiği insanlar iyi bilirler ki: artık iyi bir şeyin olmasını istemekten, umut etmekten ziyade daha kötü şeylerin olmaması için temkinli olursunuz. temkinliyim artık, daha ne kadar üzerimize geleceğini bilmediğimiz bir yaşamın tehditi altındayım. 27 yaşındayım ve ben bu hayatı sevenlerden olamadım.
içinde bulunduğumuz ülkenin ekonomik şartları bize uymuyor, çoğumuz bu konulardan rahatsızız ve bunu mızmız çocuklar gibi her yerde dile getiriyoruz. lakin yaşamı büsbütün bir sürgün haline getiren, içinde bulunduğumuz şartlar değil. hiçbir dönemde de olmadı. bir yaşamı mahveden şey, insanın var olan potansiyelini öyle ya da böyle harcamasıdır. zamanı yönetemedik, günceli yakalamakta çok zorlandık, riske girmekten korktuk. takım elbiselilere kaderimizi teslim etmekte müthiş bir arzu duyuyoruz ve bu birçoklarının yaşamını cehenneme çeviriyor. sözlerimizde bir devrimci havası varken, elitlere el açıp medet umacak kadar da yolumuzu kaybetmiş durumdayız.
ben, arturo bandini, yirmi yedi senede şunu öğrendim: yaşamak çok zor. ben bu hayatı beceremedim. hastalıklar yaşadım, en sevdiğim insanı, babamı kaybettim. aile düzenim bozuldu, abimle küstüm, evimi terk ettim ve evsiz kaldım. küsüratları da var bu işin ama işin çerçevesi bu. hayat bana zor geldi biraz. çok erken anladım yanık türkülerin hangi hislerle yazıldığını. şımarmanın ne olduğunu unuttum. çünkü bana göre gençlik demek kayıtsızlık demekti, vurdumduymazlık demekti, hata yapma lüksüydü; utanacak işler yapacağımız zamanlardı gençlik, birilerinin arkasını toplayacağımız değil, birilerinin arkamızı toplayacağı zamanlardı. ben böyle tahmin etmiştim çünkü çevremde böyle gördüm ve hala böyle görüyorum.
20'ler demek "ben bir şey yaptım arkadaşlar" deyip, saçma sapan bir şeyden övgü beklemekti. bu arzu, bu beklentiydi. kız arkadaşınla öpüşmekti, onunla gezip tozmaktı. kafaları çekip sabahlara kadar eğlenmekti. gençlik buydu. gençlik, bir elimizi pantolonumuzun cebine sokup sigara içerek kasvetli sokaklarda yürümek değildi. renkliydi be kardeşim. yaşam, bize hiçbir standartın olmadığını, işin içindeysen her türlü boku sana yedirebileceğini, her çeşit senaryoyu sana dayatabileceğini açıkça gösterdi. geri dönüşü olmayan izler bıraktı bizde. yirmi yedi yaşın defterini zorluklarla doldurdu.
artık zorlanıyorum. aşti otogarındayım ve istanbul'a kalkacak otobüsü bekliyorum. bir meçhule doğru yol alacağım. ne getirir, ne götürür bilinmez ama hayatın adamakıllı üstüne bindiği insanlar iyi bilirler ki: artık iyi bir şeyin olmasını istemekten, umut etmekten ziyade daha kötü şeylerin olmaması için temkinli olursunuz. temkinliyim artık, daha ne kadar üzerimize geleceğini bilmediğimiz bir yaşamın tehditi altındayım. 27 yaşındayım ve ben bu hayatı sevenlerden olamadım.
devamını gör...
çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırmak
kokteyl..
devamını gör...
zülfü livaneli'nin twitter’da paylaştığı yarı çıplak poz
saçmaladığım için entelektüel olmayacağımı sanıyordum. livaneli'nin paylaşımı sayesinde bunu aşabildim.
devamını gör...
viski önerileri
viski, şaraplarda olduğu gibi birbirinden oldukça farklı tat profilleri sunduğu ve herkesin damak tadı farklı olduğu için şunu alın diyebilmek çok zor. isli/yoğun gövdeli viskilerden hoşlananlar ıslay viskilerini, meyvemsi/çiçeksi dokunuşları tercih edenler irlanda ve iskoçya'nın speyside/highland bölgesinden çıkan viskileri tercih edebilir.
devamını gör...
ölümsüzlük iksiri
varsa tüm anne ve çocuklara dağıtmak- yapmak istediğim iksir. anne ve çocuklar ölmesin. sonsuza kadar mutlu ve huzurlu yaşasınlar birlikte.
devamını gör...
yazarların söylemekten keyif aldığı kelimeler
devamını gör...
üniversiteler yüz yüze eğitime açılsın
bunu isteyen kişilerin genellikle eğitimle işi olmadığı da gözlemlediğim bir durumdur.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
herkese selamlar, sevgiler. şu sözlükte en çok program yapmak istediğim insan coldboy! ve bu akşam agora meyhanesine konuk oluyorum, aşırı mutluyum!
antik dönemden günümüze rüyaları eleştirip bir o kadar da kendi gördüğüm saçma ama analiz ettiğim rüyalarımı anlatacağım size; çok da sıkmam korkmayın.
zamanınız varsa gelin, bekliyor olacağım! istediğiniz soruları da cevaplayabilirim sevgili sözlük.
buraya kalp şeysi koymak istiyorum ama kurallara aykırı olduğu için kalp yazıyorum. kocaman kalpler. pembe pembe kalpler.
antik dönemden günümüze rüyaları eleştirip bir o kadar da kendi gördüğüm saçma ama analiz ettiğim rüyalarımı anlatacağım size; çok da sıkmam korkmayın.
zamanınız varsa gelin, bekliyor olacağım! istediğiniz soruları da cevaplayabilirim sevgili sözlük.
buraya kalp şeysi koymak istiyorum ama kurallara aykırı olduğu için kalp yazıyorum. kocaman kalpler. pembe pembe kalpler.
devamını gör...
coğrafya kaderdir
ibn-ı haldun'un 14.yüzyilda söylediği, günümüzde de bir çok durumu açıklayabilecek güçlü bir tespit.
devamını gör...
kadınların kaprisli ve yalnızlığın sıkıcı olması
erkeklerle ilgilen demek istediğim başlıktır.
madem kadınlar kaprisli yalnızlık sıkıcı sende yönelimini gözden geçir.
madem kadınlar kaprisli yalnızlık sıkıcı sende yönelimini gözden geçir.
devamını gör...

