tüm tarafların kafasını karıştıracak bir hamle.
devamını gör...

benim açımdan destek amaçlı yapılan favdır. helal olsundur hiç esirgemem bir favın lafı mı olur? *
devamını gör...

aşşırı uzun bir anonsla canınızı sıkacağım bir yayından hepinize merhaba sözlük radyo dinleyicileri,

bu anlaşılması zor, karanlık günlerde milliyetçilik ve dini konular ile bizi ayrıştırmayı kendine görev edinenlere karşı mezopotamya'nın ve anadolu'nun ücra köşelerinden kopup gelen canım türküleriyle bizleri birleştiren bengaripsengüzeldünyaumutluya çok teşekkür ederim. bütün halklarıyla yekpare olan, türküleriyle birleşen bütün milletimize özlemle minnetle. türküler bizim, bizden ayrılamayan parçalarımız kültürümüzdür.
devamını gör...

30 kişi mi 30 yaş üstü mü ? her türlü zokayı yutmuşum ben.*
devamını gör...

sofra hazırlanırken tabakları masaya götürmek, yarım saat sonra tabakları geri getirip içlerine yemek koymak ve masaya geri götürmek.
devamını gör...

metrobüste oturmak. köprüden geçerken hele insan şöyle bir denize bakar ve fakirliğini elbette unutur.
devamını gör...

iyi adamın kim olduğuna karar verme yetkisi olduğunu sana adam iyi olabilir mi hiç?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sadeleştireceğiz adı altında kuşa çevrilmiş dildir. sadeleştirme çabaları hem kelime sayısının azaltılmasına hem de türkçe eklerin bağlamlarını kaybetmelerine sebep olmuştur. şahsen türkçe eklerin bağlamlarını kaybetmelerini daha büyük bir yıkım olarak görüyorum.
örneğin;
oturak, durak gibi kelimelerde kullanılan -ek eki fiilin yapıldığı yer anlamına getirir.
ama iş kampüs kelimesine türkçe karşılık bulmaya geldiğinde bu mantıkla yerleşek olması gereken kelime ne hikmetse yerleşke oluveriyor. sanki tdk'da uzman dil bilimciler değil de kelimeleri kulaklarına en hoş gelen şekilde türetmeye uğraşan insanlar çalışıyor gibi. şahsen ben bunu çıkarıyorum.

bir diğer örnek ise çıkarım kelimesi. türkçenin mantığı düşünüldüğünde bunun çıkarık veya en azından çıkarı olması gerekmiyor mu ? diyorum ya işte kulağa en hoş gelen şekilde türetiyorlar; dilin mantığına en uygun şekilde değil. bu da uzun vadede kelimelerin arkasında ki doluluk vurgularının zayıflamasına sebep oluyor. bu eksikliği de el kol hareketleriyle doldurmaya çalışıyoruz.

şahsi önerim bütün bu eklerin bağlamlarının belirlenip, türetik kelimelerin yeniden düzenlenmesidir. üstüne bir de okullarda bu bağlamlı (bağlanıklı) eklerle türetiş uygulamalarının yapılacağı dersler ekledik mi bu iş 20-30 yılda çözülür. ya şimdi ya hiç.
devamını gör...

seviyorsa ve kullanıyorsa takı alınabilir. buraya bir örnek bırakıyorum. buradan
bilgisayar oyunlarını seviyorsa steam'e para atılabilir.
sevdiği grubun konser bileti alınabilir.
film ya da dizi izlemeyi seviyorsa netflix, amazon prime, bein connect, mubi gibi sitelerin aylık ya da yıllık abonelik paketleri alınabilir.
etkinlik biletleri alınabilir.
çizime ilgiliyse çizim malzemeleri alınabilir. malum markerlar aldı başını gitti.
çok sevdiği film, dizi, kitap karakterlerinin lisanslı ürünlerinden alınabilir.
müzik dinlemeyi seviyorsa plak, spotify üyeliği ya da youtube üyeliği alınabilir.
kitap en güzel hediyelerdendir. okuyacağına inanıyorsanız ve zevkleriniz benziyorsa güzel bir kitap ya da kitap serisi alınabilir.
dil öğreniyorsa, dil kitapları alınabilir.
anime seviyorsa ve manga okumaktan da hoşlanıyorsa manga serisi almak müthiş bir hediye olur.
çizgiroman alınabilir.
kahve seviyorsa kahve makinesi alınabilir. ya da sevdiği kahvelerden bir sepet yapılabilir.
patlamış mısır makinesi de güzel bir hediye.

liste uzun sözlük. kişiyi ne kadar tanıdığına göre değişir alabileceğin hediyeler. ayıracağın bütçe de bir o kadar önemli.
devamını gör...

dilenciler.
devamını gör...

tüm dünyada babanın soyadı alınırken çocuğunu böyle bir sistemde garipleştirmiş olurlar. bu da çocuğa yapılan bir istismar aslında. anne kendi soyadını verse yine bir derece makul görülebilir ki o soyadı da onun babasından gelmiştir. çocukla kan bağı olmayan bir adamın soyadını vermek tamamen mantıksız hem de çocuk buna karar verecek bir yaşta değilken. annem de olsa hayatımı bu denli etkileyecek bir hakka sahip olmasını istemem. eğer çok ters bir durum varsa ilerde gerekirse kişinin kendisi de soyadının değişmesini talep edebilir. böyle potluklara gerek yok.
devamını gör...

masallarda da cadılar, üvey anneler, kötü kalpli kız kardeşler var ama her zaman prenses ve periler kazanır.
devamını gör...

aynı zamanda pardon filminde ibrahim'in askere neden gitmedin sorusuna verdiği cevaptır. şöyle buyrun:
devamını gör...

(bkz: nasıl gay oldum)
devamını gör...

hissetmeyeceğim duygudur.
kimse beni sevmese bile ben kendimi seviyorum. her zaman sevmeye devam edeceğim. bunun ego olduğunu düşünmüyorum. kime gidersem gideyim en sonunda kendime dönüyorum. kimse sevmese bile siz sevin kendinizi, en azından sevildiğinizden emin olursunuz.
devamını gör...

bir kelimeye bin anlam yüklersem size söyleyeceğim.
devamını gör...

frig medeniyetine ait olan bir halı türünün adıdır.
devamını gör...

içinde bulunduğumu anladığım grup. bastona geçmeden önce yapılacaklar listesini doldurmaktayız.
bucket list: kafa sözlükte yazar ol, bizim zamanımızda buralar hep dutluktu başlığı aç, siz daha portakalda vitamin değilken diye devam et.
devamını gör...

çok büyük yanılgılara gebe.

sistemi reddeden, eroin alıp, havaya 4 el ateş ederken aynı zamanda tavşanlarla sevişen karakterlerin resmedildiği romanların yeraltı edebiyatı kategorisinde görüldüğü sanrısına kıl oluyorum.

yeraltı edebiyatı toplumun kaybedenlerini, kazananlarını, ağlaklarını, patronlarını vs vs anlatmak zorunda değil, büyük yanılgı bu. şimdi bunu izah etmem zor kelimelerle ama eserin bütünlüğünden, dönemin şartlarına kadar geniş bir yelpazede etiketlendiriyorum o kategoriye giren kitaplarımı.

atıyorum, genç werther'ın acıları da döneminde bu şekilde anılabilirdi. hayal gücü ve sosyal kabullerle ilgili bu daha çok. şu an o kitabı okuyup intihar etmem ama zamanında bunu yapanlar olmuş. o eserde de werther hocamız "ver kokaini ver seksi, hayat boş hacı" diyen birisi değildi.

çölde yaşayan uyuşuk bir bedevi olsam, kıçımı kaldırıp devemin yanına kadar yürüyemediğim için, simyacı benim en büyük yeraltı edebiyatı eserim olurdu. ama yaşadığım dünyada simyacı ucuz bir hint öğretisinden öte gidemiyor. ben onu "100 adımda zirveye çıkın" kitaplarının yanına iliştiriyorum. derin işler.

tüm bu anlaşılmayan mevzuların yanında, entel camia, böyle bir kategori olamaz deyip deli ediyor beni. şıp diye masaya yatırasım geliyor onları.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim