diğer bir meşhuru "-dır" eki ve de bakınız kelimesi.
devamını gör...

sanal tanışma ile başlayan ilişkilerde sık yaşanır. okunan harika romanın, filmi çekilince beğenmemek gibi bir şey. hayallerdeki gibi olmuyor.

bir de yazımı süper insanların konuşma yetisinin o kadar iyi olmaması hadisesi var. envayi çeşit konuda döktüren sevgili, melül melül bakıyor cafede. 'şu tuzu uzatsana bi' diyor.

off. acı şeyler bunlar hep. sarhoş emekli öğretmen gibiyim düşündükçe.
devamını gör...

özelikle yeniyse muhakkak koklarım.dinginliğin kokusu.
devamını gör...

deniz tekin'in huzur veren şarkısıdır. dinlerken acaba elimi uzatsam değer mi yıldızlara? diye düşünüyorum. dinlemenizi tavsiye ederim.*

sözleri:
balıklar uçar, kuşlar yüzer
gökyüzü yemyeşil
ben de seni düşünmeyi bıraktım
bu yoldan dönen utansın

ortaköy'den beşiktaş'a giden ağaçlı yolda
artık hiç aklıma gelmiyorsun
balmumcu'dan dolanıyorum

elimde değil, denemedim de değil
biliyorum bu yaptığım hiç hoş değil

önümde tütün kokan sokaklar
ve sana dair her anıda
bana acı veren bir şey var

içimde kayıp giden yıldızlar
ve sana dair tuttuğum bir dilek
hiç sönmeyen bir ışık var
içimde
içimde

sonsuz mavilikler altında
bir rüyaya daldım
anlatamam görmen lazım
ben hâlâ bir an bile uyanmadım

korktum gözlerimi açmaktan
kaçtım gerçekten
ama seni her gördüğümde
başüstü düşüyorum dünyaya

elimde değil, denemedim de değil
biliyorum bu yaptığım hiç hoş değil

önümde tütün kokan sokaklar
ve sana dair her anıda
bana acı veren bir yan var

içimde kayıp giden yıldızlar
ve sana dair tuttuğum her dilek
hiç sönmeyen bir ışık var
içimde
içimde
içimde
içimde
içimde
içimde
devamını gör...

"arkadaşlık" anlamına verilen önem doğrultusunda değişebilecek durumdur. genç yaşlarda insanın gönlü hafiften kayabiliyor yani orası ayrı bir konu, hepimiz yaşamışızdır. "neden hiç aramıyorsun, ben arıyorum-sen aramıyorsun" gibi triplerle karşılaşmadığım arkadaşlıklarım oldu. ne zaman arasak sanki arada mesafeler yokmuşcasına konuşabileceğimiz, nikah şahidi bile olabileceğimiz * arkadaşlıklar ku-ra-bi-li-riz. yeter ki arkadaşlıktan beklentimiz ve isteğimiz belli olsun. hemcinslerimizle olan aynı tür muhabbet ve düşünce yapısından da biraz uzaklaşmış olur, yeni şeyler öğrenebiliriz. her şeyde niyet önemli, niyet.
devamını gör...

aylak adam ve anayurt oteli gibi türk edebiyatı'nda derin izler bırakmış kitapların yazarı ayrıca edebiyat öğretmenidir kendisi. onun için az yazmış ama çok derin izler bırakmış diyebiliriz bence. az ve öz eser vermenin tanımıdır kendisi. kendisi bu konu hakkında “benim yazdıklarımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır. o benim için daha önemli.” demiştir.

1921 yılında manisa'da doğmuştur. ikinci sınıftan sonra askeri öğrenci olarak devam ettiği istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi türk dili ve edebiyatı bölümü’nü bitirmiştir. akşehir’de maltepe askeri lisesinde bir yıl edebiyat öğretmenliği yapmıştır. üniversite öğrenciliği sırasında türkiye komünist partisine katılarak faaliyette bulunduğu iddiasıyla sıkıyönetim mahkemesince tutuklanarak hapse mahkûm edilmiş ve on ay hapis yatmıştır. serbest kalmasına rağmen öğretmenlik mesleği elinden alınmıştır.1946 yılında manisa’nın hacırahmanlı köyü’ne yerleşerek çiftçilik yapmıştır. 1976’da istanbul’a dönmüş; burada danışmanlık, çevirmenlik ve redaktörlük yapmıştır. 1989 yılında istanbul’da kalp krizi nedeni ile hayatını kaybeden yazarın canistan adlı romanını tamamlamasına ömrü yetmemiştir.

yazar, en önemli eserleri aylak adam ve anayurt oteli’nde psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işlemiş; anayurt otelindeki zebercet aylak adam’daki c çok özgün karakterler olarak türk edebiyatının şahıs kadrosunun unutulmazları arasında yerini almıştır.

romanlarında yalnızlık ve psikolojik yabancılaşma konularını işlemiştir. köyü anlatan öykülerinde, kırsal kesimin geleneksel yaşamından kesitler sunar; şehri anlatan öykülerinde ise hali hazırdan duyulan bıkkınlık ve düzene uyumsuzluk yer alır. “anayurt oteli”nin kurgusu, aynı otelde kâtiplik yapan zebercet adlı kahramanın ruhsal dünyasının açığa çıkarılması üzerine şekillenir. aylak adam romanında ise c. adlı kişinin ruhsal durumunu anlatır.

eserlerinde iç gözlem tekniğini kullanmış ve bireyin ruh halini son derece başarılı bir şekilde okuyucuya aktarmıştır.
devamını gör...

esra erol'da gördüğüm kadındır. ablam aşkla meşkle tav olduğu adama hiç yüzyüze gelmeden "beyaz kelebek" arabasını satıp 45 bin lira vermiş.
şimdi çıkmış ekrana ayılıp bayılıyor. arabam benim için evlatlarım kadar değerliydi dedi bir de.
kusura bakma abla da azıcık aklını kullanman gerekirmiş. iki çift lafı bir araya getiremeyen adama 45 bin lira vermeden önce hiç mi şüphelenmedin?
bazı dolandırıcılara kızamıyorum, bu kadar dolandırılmaya hazır insan varken bunlar da çorbayı kaynnatacak elbette.
devamını gör...

genel olarak, yapmayı çok istediği bir iş üzerinde çalışırken ölen insanlar için kullanılan bir deyim.

misal: "ev almak için çalışıyordu fakat ömrü vefa etmedi". şeklinde örneklendirilebilir.
devamını gör...

bir gün konusu geçer diye saçma espriler not ediyorum.
bir espriyi birden fazla yapmadığım için o espriyi yapınca not defterimden siliyorum.
devamını gör...

entelektüel tayfanın herhangi bir konuda görüş beyan ederken adını muhakkak cümle içinde kullandığı, kullanmazsa kendini eksik hissettiği düşünür. fuko’ya şu hususta katılmıyorum. fuko’yu şu noktada haklı buluyorum. oy yavrularım benim. ne minnoşsunuz siz öyle ya. sizi tatlı entel boy’lar sizi.
devamını gör...

lisedeyim. annem yok. mercimek köftesi yapmaya karar verdim. kuru oldu su kattım, cıvık oldu bulgur kattım. böyle böyle; un kat keloğlan, su kat keloğlan derken kilolarca mercimek köftesi oldu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok üzülerek söylüyorum ama hannibal lecter. bir seri katile sempati duyduğum için dilerseniz deri eldivenli üstü çıplak halleriniz ile beni kabataş meydanında zincirler ile dövebilirsiniz. daha sonra röportaj yapılır, bundan müthiş bir mağduriyet kasarım ve eşim yeni bir ihale aracılığı ile..

neyse siyasi bir eleştiri yapmak istemiyorum. çünkü böyle bir konu başlığında bunu neden yapayım?

hannibal serisini izlememiş olanlar varsa hâlâ, yazıklar olsun diyorum. izlemediyseniz okumayı burada bırakabilirsiniz. hatta izlemediyseniz lütfen beni engelleyin. bu durum beni çok gaza getirdi çünkü. kişisel algıladım ki son derece saçma. konunun kendisine gelemedim konuşmaktan. yemin ediyorum bomboş bir tipim.

serinin tamamını izleyen bilir ki kitabı var yine, hannibal müthiş travmalara sahip bir çocuk. anne ve babasının ölümünü, soğuğu, açlığı, savaşı ve en sonunda kardeşinin ölümünü görmüştür. hatta kardeşini yediler, bilirsiniz. katil olarak doğmamış, zorla katil haline getirilmiştir. güney kore sineması bu konuyu müthiş inceler. amerikalı sadece şöyle bir koklatır, ölümün kendisini gösterir. yasık.

bunun yanında disiplinli, zeki, harika zevklere sahip ve adam centilmen. sevdiği kadının kolunu kesmemek için kendi elinden vazgeçecek kadar duygu yüklü bir manyaktır. daha önemlisi karakteri canlandıran oyuncu asperger sendromludur, o soğuk, karanlık ve mimiksiz yüzü iliklerine kadar korkutur insanı.

ve saygı takıntısı vardır ki oradan benziyoruz birbirimize. seviyorum, elimde değil.

vurun banaaa!! zincirlerle!
devamını gör...

grip, zatürre, hepatit gibi birçok aşı +2 - +8 derece arasında saklanır. sanılanın aksine bütün aşılar sıcağa değil donmaya karşı çok hassastır ve hemen bozulur.bunun dışında inaktif aşılar vücutta çok fazla yan etki yapmaz.

bakanlık birkaç yıl önce eczanelere aşıların soğuk zincir takibi için sistem kurulması ile ilgili çalışma yapmıştı ancak bu ne kadar uygulandı bilinmez. aşı ve soğuk zincir çok sıkı takip isteyen hayati derecede önemli bir iş.
24 saat ısı ve nem takibi yapan bir sistem kurmak şu an ki teknolojide çok kolay ancak bu en nihayetinde insan faktörüne dayanıyor. eczacının işini ne kadar ciddiye aldığı ile alakalı bir durum.

maalesef ülkemizde diplomasını kiraya veren, eczaneye ayda bir kez uğrayan insanlar var, bakkal gibi eczacı kalfasina emanet edilmiş birçok eczane mevcut. hal böyle iken aşıların ve saklama koşullarının ne kadar ciddiye alındığı konusunda endişe duymamak çok zor.
devamını gör...

bu şey değil mi ya, çapraz bağları kopan luyindama'ya ağrı kesici veren sağlık ekibi?
devamını gör...

dönen sandalyemle jüri olarak katılacağım yarışma. dönme sesi mi? hee onu ağzımla hallederim ya.*
devamını gör...

“siyasal islam” tabiri fransız siyaset bilimci olivier roy tarafından icat edilmiştir. kendisi, gençliğinde seyahat etmek için gittiği afganistan’da yıllarca kalmış, farsçayı çok iyi düzeyde öğrenmiş, cihatçı militanlarla aynı evleri ve sofraları paylaşmış, sayısız ölümcül olayla karşılaşmıştır. orta doğu uzmanı olarak fransız istihbaratı için de çalışmıştır bir dönem.

pek çok önemli kitabı “metis yayınları“ bünyesinde türkçeleştirilerek dilimize kazandırılmıştır. en meşhur kitaplarından biri de: “siyasal islamın iflası” adını taşır.
ayrıca, eski cumhurbaşkanı abdullah gül’ün arkadaşıdır.
devamını gör...

yazarlar buradan yazdıklarını da alıp gidebilmelidir. tanımlar yazarlara aittir. suç teşkil eden tanımlar için nasıl sorumluluk yazara aitse, silmek istediği tanım sorumluluğu da yazara ait olmalıdır.

(bkz: seri tanım silmek sözlüğe zarar vermektedir)
(bkz: tanım silme ve düzenleme kısıtlamasına takılmak)
(bkz: seri tanım silme özgürlüğü)
devamını gör...

senede en az br bir kere yaptığım aktivite. hem gezmek, hem etrafı seyretmek, hem binaları incelemek, insanların hal ve davranışlarını gözlemek ve daha pek çok şey.
devamını gör...

müsait misin?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim