simo hayha
bir savaşta onaylanmış en yüksek sayıda düşman askeri öldürme rekoruna sahip olan fin askerdir.
devamını gör...
17 şubat 1926 türk medeni kanunu'nun kabulü
4 ekim 1926 da yürürlüğe girmiştir. kabulü ile yürürlük tarihi arasındaki sürede eski medeni kanun* hükümleri devam etmiştir.
devamını gör...
pazartesi ders çalışmaya başlayan öğrenci
pazartesi başlayıp salı günü bırakan öğrencidir. sonra da ''sonraki pazartesi kesin başlayacağım'' paradoksu ile devam eder.
devamını gör...
spiritüalizm
spiritüalizm spirit kökünden gelir. spirit ruh demektir. spiritualizm ise ruhsal gelişim de denilen bir tür takva yolculuğudur. yani bireyin kendi yolculuğunu, kendi maneviyatını geliştirmesi, ruhsal gelişimini sağlaması için çıktığı bu yolda benimsediği yolculuğun adına spiritualizm denir. bizdeki karşılığı tasavvuftur. aralarındaki tek fark şudur: spiritualizm din, dil, ırk, kültür ayrımı yapmadan aslında çok daha kapsamlı, geniş çerçeveli, içerisinde felsefi akımları da bulunduran bir yaklaşımdır.
devamını gör...
tipinden memnun olmayan insan
kendini bilen insandır. bu insanlara kendisiyle barışık değil demek yanlış oluyor çünkü kendisiyle barışık olduğu için, kendisiyle konuşup kendisini dinlediği için, kendisiyle ilgili kendisine göre doğru bir yorum getirmiştir. memnun olmadığı konu sadece tipi ise kendisindeki diğer artıları da zaten biliyordur o yüzden rica ediyorum kendisini beğenmeyen insanlara özgüveni yok, barışık değil, kendisine değer vermiyor gibi düşüncelerle yaklaşmayın. bu insanlar herkesten daha çok kendisini bilen, kendisine ve çevresine karşı dürüst olan, kendisini olduğu gibi kabul edip seven insanlardır.
devamını gör...
eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç
yukarıda bir arkadaş bu tip başlıklarda siyaset değil çözüm konuşulması gerektiğini söylemiş.
tam da siyaset konuşulması gereken başlık bu başlıktır. çünkü bu olaydaki gibi insanları eğer onlar kendilerine ulaşılmasını istemiyorlarsa -ki gurur yaparak intihar edene kadar kimseden istemeyen çok- bulamazsınız kolay kolay.
hiç mi markette aldığı ürünü kasada bırakan, fiyatı etikettekinden yüksek diye kasada almaktan vazgeçen kimseyi görmediniz? sanıyor musunuz ki bu insanlar paraları var da bunu yapıyor?
işte bu yüzden durum buyken aslında çok süt limanmış gibi açıklama yapanları eleştirmemiz gereken başlık bu başlıktır. eleştireceğiz. eleştirmeliyiz ki kimse hiçbir seyin aslında kendi bulunduğu yerden göründüğü gibi olmadığını anlasın.
tam da siyaset konuşulması gereken başlık bu başlıktır. çünkü bu olaydaki gibi insanları eğer onlar kendilerine ulaşılmasını istemiyorlarsa -ki gurur yaparak intihar edene kadar kimseden istemeyen çok- bulamazsınız kolay kolay.
hiç mi markette aldığı ürünü kasada bırakan, fiyatı etikettekinden yüksek diye kasada almaktan vazgeçen kimseyi görmediniz? sanıyor musunuz ki bu insanlar paraları var da bunu yapıyor?
işte bu yüzden durum buyken aslında çok süt limanmış gibi açıklama yapanları eleştirmemiz gereken başlık bu başlıktır. eleştireceğiz. eleştirmeliyiz ki kimse hiçbir seyin aslında kendi bulunduğu yerden göründüğü gibi olmadığını anlasın.
devamını gör...
normal sözlük moderasyon güncellemesi
muhabbetini sevdiğim mod var, derdimi anlatmayı tercih etmediğim mod da var. benim adıma call center işlevi görmenin ötesine geçmeyecek yeniliktir. sözlükteki samimiyeti azaltacak, sözlüğü, veresiye yazdırabildiğimiz bakkal kafa efendi'den, kafa101'e , le kafa'ya çevirecektir. şahsi kanaatimdir. yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
puslu kıtalar atlası
ihsan oktay anar'ın tarihi gibi gözüken fantastik romanıdır. birbirinden farklı karakterleriyle, gözünüzü kapatıp canlandırabileceğiniz kadar güzel betimlemeleriyle muhteşem bir kitap.
bazılarının sıkıcı ve anlamsız bulduğunu görünce kitabı kendim yazmışım gibi çok üzülüyorum. uzun zamandır en sevdiğim kitap olan rüzgarın gölgesi'ni geçerek bir numaraya ulaştı. bir kitap anca bu kadar tat verebilir.
bazılarının sıkıcı ve anlamsız bulduğunu görünce kitabı kendim yazmışım gibi çok üzülüyorum. uzun zamandır en sevdiğim kitap olan rüzgarın gölgesi'ni geçerek bir numaraya ulaştı. bir kitap anca bu kadar tat verebilir.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
metro istasyonunda ya bir anlık gafletle sarı çizgiyi geçip raylara atlarsam düşüncesi.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
cem adrian & hande mehan
"sen benim şarkılarımsın"
"sen benim şarkılarımsın"
devamını gör...
iskoçya'da pedlerin bedava olması
çok mantıklı bir karar.
bizde regl derken utanmamanın yollarını arayalım hala.
bizde regl derken utanmamanın yollarını arayalım hala.
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
kafa sözlüğün hediyesi olan kitaplar.
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
çok sevdiğim yazardır. bu yazar öyle bir insandır ki, hislerinizi paylaşır sizinle. bundan ala ne ola? zaten çok güzel tanımlar da giriyor. benim kendisine karşı olan duygularım çoooooktur. öyle kelimelerle anlatamam. her şeyin en iyisi, en güzeli onu bulsun. güzel insan seni.*
devamını gör...
yoklama kaçağı
bir dönem içinde bulunduğum liste. ama fazla değil 2-3 ay kadar yoklama kaçağı konumunda kalmıştım, para cezası kesicez falan demişlerdi, ama öyle bir şeyde olmadı.
devamını gör...
yer yarılsa da içine girsem denilen anlar
arkadaşlarımızla geleneksel buluşmalarımızdan birine bir bey eklenmişti. şehir dışından memleketine dönmüş olan beyimiz çok hoş ve kibardı. ortamda herkesle aram çok iyiydi ve her biriyle saatlerce muhabbet edebilme yeteceğime rağmen ''beğendiğim bey'' ile iletişim kuramıyordum. heyecanlanıyordum, tıkanıyordum yapabildiğim tek şey, o konuşurken saçma ama en gereksiz laf oyunlarıyla espri yapmaktı. kimyam ile oynayan bu çocuğa karşı saçmalıklarımı farkeden bir kız arkadaşım hemen olaya el koydu. ''yahu neden bu kadar saçma hareketler yapıyorsun ki?'', ''normal davran, sağlıklı iletişim kur'', ''konuşurken gözlerinin içine bak'' dedi. bir dahakine diyerek geçiştirdim.
bir doğum günü etkinliğinde ve bir araya gelişimizin üçüncüsünde artık kendimi belli etme kararı almıştım, aslında niyetimi belli etme kararı almıştım. mekan zifiri karanlık, alkol alıyoruz ve sadece çocukla nasıl iletişim kurarız diye düşünüyordum. sigara içmek bahanesi ile dışarıda hava almaya çıkarmayı düşündüm. saatler geçti, cesaretimi topladım, ayağa kalktım ve çocuğa doğru eğilip elimi uzatacakken bir anda o da kalktı ve parmağım çocuğun gözüne girdi. parmağımın temas ettiği o gözbebeğini hissettim, resmen gözünü oydum. çocukcağızın gözünde lens varmış, hemen bir kaos ortamı oluştu, tek gözü kapalı olarak lavaboya koştu. arkasından bir kaç arkadaşım gitti. olayın şokuyla olduğum yerde kalakaldım. geri döndüğünde gözü küçülmüş ve kıpkırmızıydı. çocuğu o halde görünce çok utandım, o mahcubiyetle 5393005 kere özür diledim. beyimiz, bana doğru eğilip ''ben de tam senin yanına gelip seninle konuşmayı düşünüyordum fakat gözüme giren parmağın sebebiyle lensimi çıkarmak zorunda kaldım, gözüm çok yanıyor, eve gitmek zorundayım'' dedi. işte tam o anda yerin yarılmasını ve içine süzülmeyi istedim .
bir doğum günü etkinliğinde ve bir araya gelişimizin üçüncüsünde artık kendimi belli etme kararı almıştım, aslında niyetimi belli etme kararı almıştım. mekan zifiri karanlık, alkol alıyoruz ve sadece çocukla nasıl iletişim kurarız diye düşünüyordum. sigara içmek bahanesi ile dışarıda hava almaya çıkarmayı düşündüm. saatler geçti, cesaretimi topladım, ayağa kalktım ve çocuğa doğru eğilip elimi uzatacakken bir anda o da kalktı ve parmağım çocuğun gözüne girdi. parmağımın temas ettiği o gözbebeğini hissettim, resmen gözünü oydum. çocukcağızın gözünde lens varmış, hemen bir kaos ortamı oluştu, tek gözü kapalı olarak lavaboya koştu. arkasından bir kaç arkadaşım gitti. olayın şokuyla olduğum yerde kalakaldım. geri döndüğünde gözü küçülmüş ve kıpkırmızıydı. çocuğu o halde görünce çok utandım, o mahcubiyetle 5393005 kere özür diledim. beyimiz, bana doğru eğilip ''ben de tam senin yanına gelip seninle konuşmayı düşünüyordum fakat gözüme giren parmağın sebebiyle lensimi çıkarmak zorunda kaldım, gözüm çok yanıyor, eve gitmek zorundayım'' dedi. işte tam o anda yerin yarılmasını ve içine süzülmeyi istedim .
devamını gör...
ünvandaş
iko'cuğum, canımın içi, üzümlü kekim; sen de biliyorsun ki bir gözlüklü şirin kolay yetişmiyor. canına yandığımın algoritman bir tane daha üretmezse oldukça sevinirim.
yalnız ben değil, diğer şirinler köyü ahalisi de bu durumdan hoşnut olmaz. köyde herkesten bir tane var. düşünsene hepimizden kırk tane olduğunu? hele şu sevimsiz şirin baba'dan? bence alma başına belayı, yapma, gözünü seveyim. kalbimdesin. *
yalnız ben değil, diğer şirinler köyü ahalisi de bu durumdan hoşnut olmaz. köyde herkesten bir tane var. düşünsene hepimizden kırk tane olduğunu? hele şu sevimsiz şirin baba'dan? bence alma başına belayı, yapma, gözünü seveyim. kalbimdesin. *
devamını gör...
kısa hikaye denemeleri
işe giderken uzaktan beni seyreden bir genç fark ettim. bu sima bana yabancı gelmiyordu. biraz daha yaklaşınca panikten ne yapacağımı şaşırdım. bu genç benim 7 sene önceki halimdi. içimdeki korkuyu dışıma belli etmedim. sanırım 7 senede bir şey değişmemiş. eskiden de belli etmezdim. birden genç söze girdi:
-birkaç gündür seni izliyordum. sakallar hariç yüzüm neredeyse aynı. hatta sakalını kessen seninle aynı oluruz. öte yandan karakterini gözledim. karakter olarak çok değişmişsin. eskisi kadar konuşmuyorsun(bunları derken hâlâ susarak izlemeye devam ediyordum). her konuda ahkam kesmiyorsun artık. bakıyorum da kitap okuma alışkanlığın da olmuş. hani kitap okumaya ihtiyaç duymuyorduk? benim kadar patavatsız da değilsin artık. sahi ne oldu sana böyle? nasıl bu hale geldim ben?
-kardeşim birkaç seneye şefkat tokadı yiyeceksin. o dönem için zorlu olsa da bunun senin için gerekli olduğunu benim yaşıma gelince anlayacaksın. birkaç örnek vereyim sana: sen daldaki bir elmayı yemek istediğinde o elmayı alabilmek için hiçbir çaba sarfetmiyorsun. oysa ben ise o elmayı yiyebilmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum. gerisini allah'a bırakıp tevekkül ediyorum. sen çok konuşunca insanların seni dinlediğini sanıyorsun. hatta bundan endişe duyuyorsun. insanlar seni dinlemeyecek korkusuyla çok konuşmanın yanısıra hızlı da konuşuyorsun. içinde insanların seni dinlememe ihtimalinden dolayı oluşan bir kaygı var. oysa benim yaşıma geldiğinde daha sakin konuşacaksın çünkü gerekmedikçe konuşmuyorsun. insanlar seni az konuştuğun için dinliyor ister istemez. hem allah, az konuşana hikmet veriyormuş gerçekten. sen çok ses çıkarınca dinlemiyor insanlar. çokun içinde "çok" dikkat çekmeyebilir ama çokun içinde "az" mutlaka kendini belli eder. kardeşim, ben sana şu an ne kadar nasihat etsem de sana fayda etmeyecek. sen nasihatlere kulağını ve yüreğini açmışsın ama o nasihatleri tutmak için hiçbir şey yapmayacaksın. nasihatlerim sadece aklının bir köşesinde kalacak asla eyleme dönüştürmeyeceksin biliyorum. umursamaz değilsin biliyorum ama huyun işte, bir şeyler yapmıyorsun maalesef.
dedikten sonra genç halim yavaş yavaş kaybolmaya başladı. olduğum yerde kıpırdamadan dakikalarca bekledim. şoku atlattıktan sonra işe doğru yürümeye devam ettim. "acaba 7 sene sonraki halim, bana ne söylerdi kim bilir?" diye geçirdim içimden...
-birkaç gündür seni izliyordum. sakallar hariç yüzüm neredeyse aynı. hatta sakalını kessen seninle aynı oluruz. öte yandan karakterini gözledim. karakter olarak çok değişmişsin. eskisi kadar konuşmuyorsun(bunları derken hâlâ susarak izlemeye devam ediyordum). her konuda ahkam kesmiyorsun artık. bakıyorum da kitap okuma alışkanlığın da olmuş. hani kitap okumaya ihtiyaç duymuyorduk? benim kadar patavatsız da değilsin artık. sahi ne oldu sana böyle? nasıl bu hale geldim ben?
-kardeşim birkaç seneye şefkat tokadı yiyeceksin. o dönem için zorlu olsa da bunun senin için gerekli olduğunu benim yaşıma gelince anlayacaksın. birkaç örnek vereyim sana: sen daldaki bir elmayı yemek istediğinde o elmayı alabilmek için hiçbir çaba sarfetmiyorsun. oysa ben ise o elmayı yiyebilmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum. gerisini allah'a bırakıp tevekkül ediyorum. sen çok konuşunca insanların seni dinlediğini sanıyorsun. hatta bundan endişe duyuyorsun. insanlar seni dinlemeyecek korkusuyla çok konuşmanın yanısıra hızlı da konuşuyorsun. içinde insanların seni dinlememe ihtimalinden dolayı oluşan bir kaygı var. oysa benim yaşıma geldiğinde daha sakin konuşacaksın çünkü gerekmedikçe konuşmuyorsun. insanlar seni az konuştuğun için dinliyor ister istemez. hem allah, az konuşana hikmet veriyormuş gerçekten. sen çok ses çıkarınca dinlemiyor insanlar. çokun içinde "çok" dikkat çekmeyebilir ama çokun içinde "az" mutlaka kendini belli eder. kardeşim, ben sana şu an ne kadar nasihat etsem de sana fayda etmeyecek. sen nasihatlere kulağını ve yüreğini açmışsın ama o nasihatleri tutmak için hiçbir şey yapmayacaksın. nasihatlerim sadece aklının bir köşesinde kalacak asla eyleme dönüştürmeyeceksin biliyorum. umursamaz değilsin biliyorum ama huyun işte, bir şeyler yapmıyorsun maalesef.
dedikten sonra genç halim yavaş yavaş kaybolmaya başladı. olduğum yerde kıpırdamadan dakikalarca bekledim. şoku atlattıktan sonra işe doğru yürümeye devam ettim. "acaba 7 sene sonraki halim, bana ne söylerdi kim bilir?" diye geçirdim içimden...
devamını gör...
kavgam
adolf hitler'in otobiyografisidir. aynı zamanda bir manifestodur. biz her ne kadar onu öğrenmek, bir insanın nasıl o hâle geldiğini anlamak için okusak da (en azından benim amacım buydu) bu kitap zamanında propaganda amaçlı yazılmış.
devamını gör...
z kuşağının sözlüklerin kalitesini düşürmesi
z kuşağı hangi yıldan başlayan nesildir diye sorsan cevaplayamacak yazar beyanı olan başlık.
devamını gör...
sağcı şairlerin pek kalıcı olmaması
ismet özel hepsini uçurdu gitti bence.
devamını gör...