yazarların yarış atı olsa koyacağı isimler
epsilon bayırgülü.
devamını gör...
ela
ben bu ilişkiye olan inancımı kaybettim ela. ben bu yolda birlikte yürüyebileceğimize olan inancımı kaybettim. ben bu hayatı paylaşabileceğimize olan inancımı kaybettim diyen levent'in düğün günü terk ettiği dizi karakteridir.
devamını gör...
kendine madalya veren editör
babacım sen bu madalya konusuna çok taktın kafayı aman diyeyim.
t: normal olan editördür. ayna karşısında bakarak takıyormuş. gururla.
t: normal olan editördür. ayna karşısında bakarak takıyormuş. gururla.
devamını gör...
moderasyona soru sor
öncelikle belirteyim, konu başlığı moderasyon'a soru sor
--! alıntı !--
malum artık her yanımız siyaset oldu.
ya bizdensin ya onlardan durumu.
sosyal medya araçları da artık bu furyadan nasibini alıyor ve karşımıza farklı grupların tekeline geçmiş, farklı siyasi duruşu benimsemiş bir çok araç çıkıyor.
x platformu şu görüşte
y platformu bu görüşte gibi.
sizin yani kafa sözlüğün böyle bir tercihi var mı ?
--! alıntı !--
yukarıdaki soruların muhatabı moderasyon değil, bizzat yöneticidir.
bu tür soruları olan yazarlar gelen kutuma meraklarını bırakabilirler.
yine de soruyu cevapsız bırakmak istemem.
sözlüğün doğrudan politik bir pozisyon alması teknik olarak mümkün olan bir durum değildir.
sözlük yazarlardan oluşan interaktif bir mecradır. her yazar, kendi hür düşüncesinden sorumludur.
kafa sözlük yönetimi olarak bizlerin amacı, bütün ideolojik düşüncelere eşit mesafede yaklaşarak, yazarlarına kendilerini ifade edebilecekleri özgür bir ortam yaratmaktır.
bunun haricinde siyasi bir yönelim hali sözlük var olduğu sürece olmayacak olandır.
--! alıntı !--
malum artık her yanımız siyaset oldu.
ya bizdensin ya onlardan durumu.
sosyal medya araçları da artık bu furyadan nasibini alıyor ve karşımıza farklı grupların tekeline geçmiş, farklı siyasi duruşu benimsemiş bir çok araç çıkıyor.
x platformu şu görüşte
y platformu bu görüşte gibi.
sizin yani kafa sözlüğün böyle bir tercihi var mı ?
--! alıntı !--
yukarıdaki soruların muhatabı moderasyon değil, bizzat yöneticidir.
bu tür soruları olan yazarlar gelen kutuma meraklarını bırakabilirler.
yine de soruyu cevapsız bırakmak istemem.
sözlüğün doğrudan politik bir pozisyon alması teknik olarak mümkün olan bir durum değildir.
sözlük yazarlardan oluşan interaktif bir mecradır. her yazar, kendi hür düşüncesinden sorumludur.
kafa sözlük yönetimi olarak bizlerin amacı, bütün ideolojik düşüncelere eşit mesafede yaklaşarak, yazarlarına kendilerini ifade edebilecekleri özgür bir ortam yaratmaktır.
bunun haricinde siyasi bir yönelim hali sözlük var olduğu sürece olmayacak olandır.
devamını gör...
hayao miyazaki
insanı alıp başka diyarlara götüren mekanları, bu dünyaya ait olmayan zamanları, insanın yüreğinde yaşayan karakterleri ve yalnızca kulak değil tüm ruhu doyuran müzikleriyle anlattığı hikayeleri olan adam.
devamını gör...
spontane radyo yayını
özelden deli gibi "cenk yayındasınız, rob yayın başladı konuşuyorsunuz" diye kendimi yediğim ama tüm bunların planlanmış bir giriş olduğunu çok erken(!) fark ettiğim yayın. alacağınız olsun be hani dosttuk! insan bana bari söyler.*
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir televizyon programına başvurdum bundan epey bir zaman önce. salak saçma bir form doldurdum kanalın websitesinden, fotoğraf yükledim vs. neden böyle saçma bir şey yaptım bilmiyorum ama yaptım. her neyse itirafım bu değil.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.
ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.
beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.
tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...
her neyse itirafım bu da değil. şu;
bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
devamını gör...
soğuk hali daha güzel olan yemekler
yaprak sarma.
devamını gör...
instagram'ı kapatanların sayısının artması
gün geçtikçe bomboş bir ortam oluyor çünkü. 200-300 takipçiyi gören kendini kanaat önderi sanıyor. herkes ya güzellik kraliçesi ya diyetisyen.
devamını gör...
stefan zweig
hayatın acımasızlığı karşısında pes etmiş yazardır. inanılmaz güzel bir kalemi vardır. arkasında bir intihar notu bırakmıştır
--- alıntı ---
özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
--- alıntı ---
buradan
--- alıntı ---
özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
--- alıntı ---
buradan
devamını gör...
istanbul işletme enstitüsü
birkaç tane sertifika programına katılıp memnun kaldığım son derece yararlı bir site. çoğu içeriği ücretsiz, ücretli olanlar da inanılmaz pahalı değil. ve birçok alanda farklı sertifika programları bulunuyor.
ve en önemlisi canlı ders şansı var. dilerseniz ders kayıtlarını kendinize göre izleyip sınavlara katılabilirsiniz, dilerseniz de canlı derslere katılım gösterebilirsiniz. özellikle şu karantina günlerinde canlı ders seçeneğini öneririm, hem interaktif bir şekilde dersi dinleme şansınız oluyor. aklınıza bir şey takılırsa hocanıza sorma şansınız bulunuyor, benim denk geldiklerimin hepsi de soruları güzelce tek tek cevaplıyordu.
ve en önemlisi canlı ders şansı var. dilerseniz ders kayıtlarını kendinize göre izleyip sınavlara katılabilirsiniz, dilerseniz de canlı derslere katılım gösterebilirsiniz. özellikle şu karantina günlerinde canlı ders seçeneğini öneririm, hem interaktif bir şekilde dersi dinleme şansınız oluyor. aklınıza bir şey takılırsa hocanıza sorma şansınız bulunuyor, benim denk geldiklerimin hepsi de soruları güzelce tek tek cevaplıyordu.
devamını gör...
küçük ağa
tarık buğra tarafından yazılan ve kurtuluş savaşını anlatan bir romandır.
devamını gör...
denemeler
"ıssız yerlerde kendin için bir âlem ol." *
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
dünya edebiyatında insan ruhunu en iyi çözümleyen ve bunu eserlerinde en doğru şekilde yansıtan yazardır. muazzam bir yazım tarzıyla,akıcılığıyla, okudukça içine alan yapısıyla her bir kitabı farklıdır,özeldir. filozof,psikolog,kahin ve romancıdır. kahindir çünkü her kitabını okurken sırdaşlık,arkadaşlık yapar size.zamanın ötesinde yalnızlığınızı bölüşür. acıları tüm insanlığın geçtiği sıradan ama bir o kadar sarsıcı acılardır.filozoftur çünkü düşündürür, sorgulattırır hayatı, kendinizi ve sıradan çaresizliğinizi.. iyi ki vardır dostoyevski.. iyi ki okuyoruz tüm karmaşıklığını ve gizemini..
einstein: "dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. gauss'tan bile..."
einstein: "dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. gauss'tan bile..."
devamını gör...
sefarad yahudileri
yahudi-roma savaşından sonra, göçe zorlanan yahudilerin, iberya’ya yerleşen, ve 1492’de çıkartılan bir kararname ile ispanya’dan çıkartılan yahudilere verilen isimdir.
portekiz’de de dikiş tutturamamasından sonra, (zamanın kralı tarafından hristiyanlığa zorlanmışlardır) farklı ülkelere göç eden yahudilerin nüfusu da seyrekleşmiştir.
günümüz türkiye’sinde de sefarad yahudileri bulunmaktadır.
portekiz’de de dikiş tutturamamasından sonra, (zamanın kralı tarafından hristiyanlığa zorlanmışlardır) farklı ülkelere göç eden yahudilerin nüfusu da seyrekleşmiştir.
günümüz türkiye’sinde de sefarad yahudileri bulunmaktadır.
devamını gör...
meditasyon
latince meditatio kelimesinden türetilmiş derin düşünme anlamına gelmektedir. genellikle yoga ve meditasyon olarak başlayan başlık gördüğümüz için birbiri ile bağlantılı oldugunu bilir ama açıklayamayız. aslında aralarındaki fark yoga mutluluk ve huzur meditasyon ise farkındalıklı, bilinçli olmayı hedefler. bunları uygulayanlar için yoga ve meditasyon eşyaları satan fiziksel ve online mağaza sektörü de mevcuttur. sanıldığı gibi sade ve basit olmadığı aşikar şekilde ortadadır.
devamını gör...
cahil kesimin aşırı anlam yüklediği şeyler
ailenin kutsallığı fetişizmi.
ama abi kadın dayak yiyor kocasından - olsun olsun aile dağılmasın
ama abi çocuğun üzerinde sigara söndürüyorlar - olsun olsun aile dağılmasın
ama abi baba bağımlı olmuş, kumar oynuyor eve para getirmiyor çocuklar perişan - olsun olsun aile dağılmasın
ama abi adam baldızı götürüyor + kuma getirmiş başka kadını karısının üstüne - olsun olsun aile dağılmasın
abicim aile komple sıyırdı hastaneye yatırmak gerek - olsun olsunn aileee..
ama abi kadın dayak yiyor kocasından - olsun olsun aile dağılmasın
ama abi çocuğun üzerinde sigara söndürüyorlar - olsun olsun aile dağılmasın
ama abi baba bağımlı olmuş, kumar oynuyor eve para getirmiyor çocuklar perişan - olsun olsun aile dağılmasın
ama abi adam baldızı götürüyor + kuma getirmiş başka kadını karısının üstüne - olsun olsun aile dağılmasın
abicim aile komple sıyırdı hastaneye yatırmak gerek - olsun olsunn aileee..
devamını gör...
din dersi kaç yaşında verilmeli sorunsalı
"din dersi" adı altında hiç verilmemeli, "dinler tarihi" olarak seçmeli ders olabilir en çok.
devamını gör...
çocuğa kendi ismini vermek
*geçkin amcaların ikinci veya üçüncü eşlerinden olan erkek bebeğe *bir dikili taşımız olsun şu yalan dünyada diyerek yaptığı eylemdir.
amcaya değil de o çocuğa üzülüyorum ben. düşünsene kendi adı bile yok. ölüm korkusuyla son anda kendi adını veren bir baba o çocuğa ne verebilir ki o saatten sonra.
bide diyelim ki amca bey ölmedi, çocuk beş altı yaşına gelince yaşıtlarının dede dediği birine baba diyecekler. bu yüzden hep kafa karışıklığı. hep bi içine atma.
al sana nur topu gibi bir çocukluk travması. tam kırmızı odalık durum.
amcaya değil de o çocuğa üzülüyorum ben. düşünsene kendi adı bile yok. ölüm korkusuyla son anda kendi adını veren bir baba o çocuğa ne verebilir ki o saatten sonra.
bide diyelim ki amca bey ölmedi, çocuk beş altı yaşına gelince yaşıtlarının dede dediği birine baba diyecekler. bu yüzden hep kafa karışıklığı. hep bi içine atma.
al sana nur topu gibi bir çocukluk travması. tam kırmızı odalık durum.
devamını gör...