kadının adı yok
ulu önder duygu asena nın füzesi kitap
müthiş bir kadındır,
kendisi çocuk gelişimi okumuş ve bu alanda çalıştığı yıllarda, çocuk sahibi olmamaya
"karar vermiş"
bir röportajında diyorki;
"çocuk sahibi olmamak, benim üzerinde düşünüp, değerlendirip, bilinçli olarak karar verdiğim bir konudur..."
kaç kadın çocuk istemediğini anlama, çocuk yapmama, hakkının olduğunun, farkında acaba..
bunun ayıp değil, kendi tercihi olduğunun, oturup bunu düşünebileceğinin, karar verme yetkisinin, hakkının kendisinde olduğunu bilen kadın varmı acaba,
çünkü düşünse çocuk yapmaz birçok kişi,
ama düşünse..
insanların uzun uzun düşünmeye vaktide yok sabrıda, hep kısa süren aktivitelerle meşgul herkes, kısa süren ve kolay şeylerle...
düşünmek cesur insanlara özgü bir şey bence, ve düşünmeye vakit ayırmak, önem vermek, öncelikleri arasına koymak...
çağının, zamanının çok ilerisinde bir insan duygu asena,
"insan yaşamında eksik olanı herşey sanıyor"
diyerek bilinmeyene (x) yüklenen, aslında "herşey" kadar da değerli olmayana, nasıl gereğinden fazla değer yüklediğimizi, hesap edebilecek kadar iyi bir matematiği vardı bence...
ve
"hep verici olmak da doğru değil, hep almak da"
derken de yine hakkaniyetini, matematiğini ve adaletini görüyorum...
iyiki bunları düşünmüş, iyiki bukadar düşünmüş, iyiki yazmış...
müthiş bir kadındır,
kendisi çocuk gelişimi okumuş ve bu alanda çalıştığı yıllarda, çocuk sahibi olmamaya
"karar vermiş"
bir röportajında diyorki;
"çocuk sahibi olmamak, benim üzerinde düşünüp, değerlendirip, bilinçli olarak karar verdiğim bir konudur..."
kaç kadın çocuk istemediğini anlama, çocuk yapmama, hakkının olduğunun, farkında acaba..
bunun ayıp değil, kendi tercihi olduğunun, oturup bunu düşünebileceğinin, karar verme yetkisinin, hakkının kendisinde olduğunu bilen kadın varmı acaba,
çünkü düşünse çocuk yapmaz birçok kişi,
ama düşünse..
insanların uzun uzun düşünmeye vaktide yok sabrıda, hep kısa süren aktivitelerle meşgul herkes, kısa süren ve kolay şeylerle...
düşünmek cesur insanlara özgü bir şey bence, ve düşünmeye vakit ayırmak, önem vermek, öncelikleri arasına koymak...
çağının, zamanının çok ilerisinde bir insan duygu asena,
"insan yaşamında eksik olanı herşey sanıyor"
diyerek bilinmeyene (x) yüklenen, aslında "herşey" kadar da değerli olmayana, nasıl gereğinden fazla değer yüklediğimizi, hesap edebilecek kadar iyi bir matematiği vardı bence...
ve
"hep verici olmak da doğru değil, hep almak da"
derken de yine hakkaniyetini, matematiğini ve adaletini görüyorum...
iyiki bunları düşünmüş, iyiki bukadar düşünmüş, iyiki yazmış...
devamını gör...
çekiç örs üzengi
kulağımızın , orta kulak bölümünde bulunur. vücudumuzun en küçük kemikleridir . işitme rolleri vardır.
devamını gör...
evlilerin boşananları kıskanması
neyini kıskanıyorlar acaba diye sorarım. adamın veya kadının yıllarca emek verip bir yere getirdiği birliktelik, şu veya bu sebeple bitmiş.
sonuçta ortaya tatsızlık, pişmanlık, boşa geçen yıllar gibi yıpratıcı duygular kalmıştır. bu hemen atlatılabilecek bir durum da değildir ayrıca.
allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın...
sonuçta ortaya tatsızlık, pişmanlık, boşa geçen yıllar gibi yıpratıcı duygular kalmıştır. bu hemen atlatılabilecek bir durum da değildir ayrıca.
allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın...
devamını gör...
efsane yerli dizi müzikleri
devamını gör...
ekşi sözlük
troll başlıklar bolca olsa da, çok iyi tespitlerin de olduğu, kaliteli yazarlar barındıran, iyisiyle kötüsüyle severek takip ettiğim sözlük.
devamını gör...
gençlerin hobi sahibi olmayışı
öncelikle bir z kuşağı olarak diyorum, eğitim sistemi buna izin vermiyor. evet bunun eğitim sistemiyle çok alakası var.
beş gün okula gidiyorsun, sizden sadece matematik dersi, edebiyat, kimya biyoloji görmeniz isteniyor. sadece rasyonel dersler.
haliyle bu insan beyni, sekiz saat ders görüp bir de yazılı gibi iğrenç bir sistem olunca işler daha çok sarpasarıyor.
bir de o derslerden zayıf notlar alınca birey gittikçe karamsar bir tutum içine giriyor ve gittikçe kayboluyor. uğraşmak istemiyor, zaten ben bir işe yaramıyorum, niye yaşıyorum ki diyor?
demem o ki sistem değişmeli. ben resim yapabilmek için matematik bilmek zorunda değilim. ya da kimya dersini tam anlamıyla bilmeyipte ticarete atılabilirim. işte böyle kaybediyorsunuz bu ülkenin gençlerini.
beş gün okula gidiyorsun, sizden sadece matematik dersi, edebiyat, kimya biyoloji görmeniz isteniyor. sadece rasyonel dersler.
haliyle bu insan beyni, sekiz saat ders görüp bir de yazılı gibi iğrenç bir sistem olunca işler daha çok sarpasarıyor.
bir de o derslerden zayıf notlar alınca birey gittikçe karamsar bir tutum içine giriyor ve gittikçe kayboluyor. uğraşmak istemiyor, zaten ben bir işe yaramıyorum, niye yaşıyorum ki diyor?
demem o ki sistem değişmeli. ben resim yapabilmek için matematik bilmek zorunda değilim. ya da kimya dersini tam anlamıyla bilmeyipte ticarete atılabilirim. işte böyle kaybediyorsunuz bu ülkenin gençlerini.
devamını gör...
yazarların şu an duymak istediği söz
“çayı demle sana geliyoruz.”
çok sıkıldım evet. arkadaşlarımı da çok özledim. öyle böyle değil ağlicam şimdi.
çok sıkıldım evet. arkadaşlarımı da çok özledim. öyle böyle değil ağlicam şimdi.
devamını gör...
korona olmuş olmanın dayanılmaz hafifliği
korona pozitif birine sarılarak;” yeter artık, ne olacaksa olsun” mottosuyla, yaşamak istediğim dayanılmaz hafiflik.
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması saçmalığı
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel şiir
(bkz: şükrü erbaş)'ın (bkz: senin korkularını benim inceliğimi) şiiridir. her bir dizesini sindire sindire, içinizde derin oyuklar aça aça okur ve hissedersiniz.
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi
ne kapanan kapılar
ne yıldız kayması gecede, ne güz
ne ceplerde tren tarifesi
ne de turna katarı gökte
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken
duvarlara dalıp dalıp gitmesi
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık
ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek
birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde
saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi; bir kadın dağlara daldıkça
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık; yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı
hüznün arması, süren korkusu inceliğin
ayrılık, o küçük ölüm; usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan
şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını?
bir yaprak düşmesi kadar ancak acısı ve ağırlığı olduğunu
bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını
boşluğa bir boşluk katmadığını
kar yağdırmadığını yaz ortasında
ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı
ben bulutları gösterirken "bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna"
yanıt aramanla halkalanmış
aşkın şarabının ağzını açtım, yâr yüzünden içti murt bende kaldı
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş
dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını kenara itip
"bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?" dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan
ne mi yapacağım bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce
şiir okumayacağım bir süre
hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim
yeni bir yanlışlık yapmamak için telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, sonumu görmeye çalışacağım
fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce solsun diye
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye
fesleğenden başka bir çiçek koymayacağım penceremin önüne
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan üç milyon yurtsuza evimi açacağım
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa bıraktığı acının yanına resmini asacağım
şaşırma! yetimi korumak için yeni aşklar bulacağım kendime.
ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken
ömrüm azala azala akarken önümde
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
senin korkularını
benim inceliğimi doldurup yüreğime
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi
ne kapanan kapılar
ne yıldız kayması gecede, ne güz
ne ceplerde tren tarifesi
ne de turna katarı gökte
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken
duvarlara dalıp dalıp gitmesi
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık
ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek
birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde
saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi; bir kadın dağlara daldıkça
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık; yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı
hüznün arması, süren korkusu inceliğin
ayrılık, o küçük ölüm; usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan
şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını?
bir yaprak düşmesi kadar ancak acısı ve ağırlığı olduğunu
bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını
boşluğa bir boşluk katmadığını
kar yağdırmadığını yaz ortasında
ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı
ben bulutları gösterirken "bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna"
yanıt aramanla halkalanmış
aşkın şarabının ağzını açtım, yâr yüzünden içti murt bende kaldı
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş
dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını kenara itip
"bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?" dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan
ne mi yapacağım bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce
şiir okumayacağım bir süre
hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim
yeni bir yanlışlık yapmamak için telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, sonumu görmeye çalışacağım
fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce solsun diye
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye
fesleğenden başka bir çiçek koymayacağım penceremin önüne
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan üç milyon yurtsuza evimi açacağım
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa bıraktığı acının yanına resmini asacağım
şaşırma! yetimi korumak için yeni aşklar bulacağım kendime.
ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken
ömrüm azala azala akarken önümde
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
senin korkularını
benim inceliğimi doldurup yüreğime
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım
devamını gör...
kızını zorla tesettüre sokan aile
çok fazla yaşanan bir hadise. böyle bir şey olmadığını iddia edenler türkiye gerçeklerinden çok uzak yaşıyordur ya da gerçekleri görmek istemiyordur.
ben kendi isteğimle kapandım, yedinci sınıftaydım. ama üniversiteye geçerken açılmak istediğinde psikolojik baskıyla karşılaştım. eğer açılırsan benim kızım olmazsın dendi, duygusal sömürü yapıldı. 2 sene daha bu şekilde devam ettim ama bu sürede psikolojim bozuldu. 2 sene sonra tekrar aynı konuyu açtığımda baskı daha da büyüdü, bu sefer ben daha nettim ama. annem 6 ay benimle konuşmadı, bu arada ben depresyona girdim, annemle bir daha hiç konuşmayacağımı düşündüm. bir şekilde kabullendi sonra. şu anda hala onlardan ne kadar uzak bir yaşam stili benimsediğimi bilmiyorlar. ama açılmak verdiğim en iyi kararlardan biriydi, en güzel zamanlarım olması gereken iki senemi şu anda inanmadığım bir dindeki kural yüzünden, baskı altında, kendim gibi hissetmediğim, mutlu olmadığım şekilde yaşadığım için üzgünüm, geriye dönsem daha önce yapardım bunu.
velhasıl istediğiniz kadar baskı kurun o kişi günün birinde kendi kararlarını kendi verdiği hayatı yaratacak, özgürleşecek; bir şeylere zorlayarak tek yaptığınız o kişinin birey olmasına saygı duymamak ve kendinizden uzaklaştırmak oluyor.
ben kendi isteğimle kapandım, yedinci sınıftaydım. ama üniversiteye geçerken açılmak istediğinde psikolojik baskıyla karşılaştım. eğer açılırsan benim kızım olmazsın dendi, duygusal sömürü yapıldı. 2 sene daha bu şekilde devam ettim ama bu sürede psikolojim bozuldu. 2 sene sonra tekrar aynı konuyu açtığımda baskı daha da büyüdü, bu sefer ben daha nettim ama. annem 6 ay benimle konuşmadı, bu arada ben depresyona girdim, annemle bir daha hiç konuşmayacağımı düşündüm. bir şekilde kabullendi sonra. şu anda hala onlardan ne kadar uzak bir yaşam stili benimsediğimi bilmiyorlar. ama açılmak verdiğim en iyi kararlardan biriydi, en güzel zamanlarım olması gereken iki senemi şu anda inanmadığım bir dindeki kural yüzünden, baskı altında, kendim gibi hissetmediğim, mutlu olmadığım şekilde yaşadığım için üzgünüm, geriye dönsem daha önce yapardım bunu.
velhasıl istediğiniz kadar baskı kurun o kişi günün birinde kendi kararlarını kendi verdiği hayatı yaratacak, özgürleşecek; bir şeylere zorlayarak tek yaptığınız o kişinin birey olmasına saygı duymamak ve kendinizden uzaklaştırmak oluyor.
devamını gör...
geceye bir paradoks bırak
her firmanın tecrübeli eleman araması. evde tecrübe edinip mi gelecek millet, hiçbiriniz iş vermezseniz?
devamını gör...
çok istenilen bir şeyin olması
sana mutluluk, dostlarına sahte mutluluk hatta kıskançlık veren olaydır.
devamını gör...
güne kamyon arkası sözü bırak
ölüme gidelim dedin de, mazot mu yok dedik...
devamını gör...
yazar mahlaslarının öteki dünya versiyonu
merhum kaptan*.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
çok güzel yenilirim. birazda burada yenileyim ne olacak yahu.
kırıktopuk ile haydi bakalım yarışa *
kırıktopuk ile haydi bakalım yarışa *
devamını gör...
tanga vs külot
bir (bkz: şöyle koyayım böyle koyayım) başlığı daha.
ben yoga taytını tercih ederim. şöyle yırtıc... öhöm neyse o zaman ben diğer sözlüğe geçip geliyom hemen.
ben yoga taytını tercih ederim. şöyle yırtıc... öhöm neyse o zaman ben diğer sözlüğe geçip geliyom hemen.
devamını gör...



