normal sözlük'teki aile ortamı
serserisi olmayı kabul edeceğim ailedir. herkes uyuduktan sonra mutfakta gürültü yaparım ama.
devamını gör...
kör baykuş
yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.” diye başlar kitap , daha ilk cümlesinden vurur insanı .
devamını gör...
atforvendetta
kahraman deniz şarkısı çalarak beni çok üzmüş kişidir. duygulandık ulan.
devamını gör...
şu an sokakta kutlama yapan beşiktaşlılar
bir bjkli olarak söylüyorum kutlama yapmaları ahmaklık.
devamını gör...
içinde hapsolmak istediğiniz yıl
hiç birisi... bir şey'e hapsolmayı reddediyor zaman'ın tuhaf akışına kendimi bırakıyorum.
devamını gör...
gül
cemal süreya'nın çocukluğundaki travmalarını yansıtan, şairin annesi ile ilişkilendirilen mükemmel şiir. ''gülün tam ortasında ağlıyorum'' diye başlayan şiirdeki bu dizenin ne anlama geldiğini araştırırken gördüğüm şiire dair güzel bir değerlendirme yazısını da ilgilisi için aşağıya bırakıyorum*. ayrıca (bkz: gül) başlığında #198585 numaralı tanım ile bir yazarımız tarafından sözlüğe daha evvel kazandırılmıştır.*
gül
gülün tam ortasında ağlıyorum
her akşam sokak ortasında öldükçe
önümü arkamı bilmiyorum
azaldığını duyup duyup karanlıkta
beni ayakta tutan gözlerinin
ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
istasyonda tiren oluyor biraz
ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım
gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
her nasılsa sokağa düşmüş
kolumu kanadımı kırıyorum
bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene
şiire ilişkin değerlendirme
kendi sesinden olduğu söylenen kayıt
gül
gülün tam ortasında ağlıyorum
her akşam sokak ortasında öldükçe
önümü arkamı bilmiyorum
azaldığını duyup duyup karanlıkta
beni ayakta tutan gözlerinin
ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
istasyonda tiren oluyor biraz
ben bazan istasyonu bulamayan bir adamım
gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
her nasılsa sokağa düşmüş
kolumu kanadımı kırıyorum
bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene
şiire ilişkin değerlendirme
kendi sesinden olduğu söylenen kayıt
devamını gör...
swann'ların tarafı
marcel proust'un, kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabıdır. kitabı okuyan, okumayıp da proust okumak isteyenler için kısa bir analiz yapacağım.
öncelikle swann'ların tarafı romanının en dikkat çeken noktası uzun, bitmek tükenmek bilmeyen betimlemeleridir. burada biz bizeyiz, balzac'ın vadideki zambak romanını betimlemelerden okuyamadığını söyleyenlerin hiç başlamaması gereken bir romandır. (bunu söylememin sebebi, vadideki zambak gibi kaymak gibi akan bir kitabı yarıda bırakan insanları anlayamamamdır. gerçekten anlamıyorum; vadideki zambak okumak ne kadar zor olabilir yav) proust, bu romanda çocukluğunu, yaşadığı evi, ailesini, memleketi(combray) anlatır uzun uzun.
kitabın adı, proust'un çocukluğunu geçirdiği evden çıktığınız zaman, combray çevresinde gezinti yapabileceğiniz iki taraftan biri olmasından gelir. bunlar birbirine o kadar zıt taraftadırlar ki ikisi için iki ayrı kapıdan çıkarsınuz. bunlardan biri guermantes tarafı, diğeri de meseglise-la-vineuse tarafıdır. bu tarafta swann'lar yaşadığı için de proust buraya swann'ların tarafı der. bu yolları, nehirleri, çiçekleri anlatır uzun uzun. onlara insani duyguları atfeder ve adeta onları canlandırır.
m.swann, bir aile dostudur. yüksek sosyeteden çokça ahbabı bulunur. guermantes prensi, parma prensesi, fransa cumhurbaşkanı, diplomatlar, sanatçılar vs. her kesimden üst düzey insanlarla görüşen, saygın bir insandır. proust, o dönemi, dönemin fransa'sını, toplumsal sorunları, sınıfları anlatmak, eleştirmek, ara ara yaşamdan dersler çıkarmak için m.swann'ın hayatını kullanır. ilk sayfalardaki uzun betimlemeler, yaklaşık 160 sayfa sonunda swann ve onun aşk hayatına ayrılarak daha kolay okunabilir bir hal alır. swann'ın aşkını, tutkularını, yalpanışını anlatır proust. aslında fiziksel olarak beğenmediği bir kadına korkunç bir tutkuyla aşık oluşunu aşama aşama anlatır. bu süreçteki reddedişi, swann'ın kurtulmaya çalışmasını, bağımlılığın çaresizliğini size hissettirir.
bu kitabın, çok uzun analizi yapılmalı aslında ancak ben de siz de yorulmayın, zaten üç beş kişi anca okur. kitabı okumalısınız. herkese saygım sonsuzdur ancak proust okumak bir insanın hayatında kendine yapacağı en büyük iyiliklerden biridir. ona ayıracağınız zaman size kat kat geri dönecekir. size anlattığı olaylar içinde müthiş hayat dersleri verir. adam acayip bir usta, kelimelerle resmen dans ediyor; okudukça okuyasınız geliyor, not edesiniz geliyor, düşünesiniz geliyor. şiddetle tavsiye ederim.
proust'un çocukluğunu geçirdiği yeri ve dönemi anlattığı bu romanı, m.swann'ın kızını görmesiyle biter. ergenliğini, artık tiyatrolara(berma) gittiği, swann ailesini, aşkını da serinin ikinci kitabı, içerisinde muhteşem çözümlemeler olan, serinin muhtemelen en sağlam kitabında (bkz: çiçek açmış genç kızların gölgesinde) anlatacaktır.
öncelikle swann'ların tarafı romanının en dikkat çeken noktası uzun, bitmek tükenmek bilmeyen betimlemeleridir. burada biz bizeyiz, balzac'ın vadideki zambak romanını betimlemelerden okuyamadığını söyleyenlerin hiç başlamaması gereken bir romandır. (bunu söylememin sebebi, vadideki zambak gibi kaymak gibi akan bir kitabı yarıda bırakan insanları anlayamamamdır. gerçekten anlamıyorum; vadideki zambak okumak ne kadar zor olabilir yav) proust, bu romanda çocukluğunu, yaşadığı evi, ailesini, memleketi(combray) anlatır uzun uzun.
kitabın adı, proust'un çocukluğunu geçirdiği evden çıktığınız zaman, combray çevresinde gezinti yapabileceğiniz iki taraftan biri olmasından gelir. bunlar birbirine o kadar zıt taraftadırlar ki ikisi için iki ayrı kapıdan çıkarsınuz. bunlardan biri guermantes tarafı, diğeri de meseglise-la-vineuse tarafıdır. bu tarafta swann'lar yaşadığı için de proust buraya swann'ların tarafı der. bu yolları, nehirleri, çiçekleri anlatır uzun uzun. onlara insani duyguları atfeder ve adeta onları canlandırır.
m.swann, bir aile dostudur. yüksek sosyeteden çokça ahbabı bulunur. guermantes prensi, parma prensesi, fransa cumhurbaşkanı, diplomatlar, sanatçılar vs. her kesimden üst düzey insanlarla görüşen, saygın bir insandır. proust, o dönemi, dönemin fransa'sını, toplumsal sorunları, sınıfları anlatmak, eleştirmek, ara ara yaşamdan dersler çıkarmak için m.swann'ın hayatını kullanır. ilk sayfalardaki uzun betimlemeler, yaklaşık 160 sayfa sonunda swann ve onun aşk hayatına ayrılarak daha kolay okunabilir bir hal alır. swann'ın aşkını, tutkularını, yalpanışını anlatır proust. aslında fiziksel olarak beğenmediği bir kadına korkunç bir tutkuyla aşık oluşunu aşama aşama anlatır. bu süreçteki reddedişi, swann'ın kurtulmaya çalışmasını, bağımlılığın çaresizliğini size hissettirir.
bu kitabın, çok uzun analizi yapılmalı aslında ancak ben de siz de yorulmayın, zaten üç beş kişi anca okur. kitabı okumalısınız. herkese saygım sonsuzdur ancak proust okumak bir insanın hayatında kendine yapacağı en büyük iyiliklerden biridir. ona ayıracağınız zaman size kat kat geri dönecekir. size anlattığı olaylar içinde müthiş hayat dersleri verir. adam acayip bir usta, kelimelerle resmen dans ediyor; okudukça okuyasınız geliyor, not edesiniz geliyor, düşünesiniz geliyor. şiddetle tavsiye ederim.
proust'un çocukluğunu geçirdiği yeri ve dönemi anlattığı bu romanı, m.swann'ın kızını görmesiyle biter. ergenliğini, artık tiyatrolara(berma) gittiği, swann ailesini, aşkını da serinin ikinci kitabı, içerisinde muhteşem çözümlemeler olan, serinin muhtemelen en sağlam kitabında (bkz: çiçek açmış genç kızların gölgesinde) anlatacaktır.
devamını gör...
agatha christie
"hakkını aramalısın. ben bunu bilir, bunu söylerim. sen kendi hakkını aramazsan kimse sana değer vermez!"
agatha christie dünyanın en çok okunan kadınıdır. kitapları benim gibi polisiye severler için mükemmeldir. onun hayatını okurken gördüğüm ve şaşırdığım bir olayı paylaşmak isterim.
"agatha christie'nin, archibald christie ile olan evliliği aynı zamanda o dönemin en garip ve doğrusu hâlâ daha tam netlik kazanmayan hikâyelerinden birinin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. 1926'nın sonlarında archibald, agatha'ya başka bir kadına âşık olduğu için boşanmak istediğini söyledi ve agatha o gece kayboldu.
o zaman da zaten ünlü bir yazar olduğundan herkes onu bulmak için delirmişti. 10.000'in üzerinde polis memuru ve 15.000 gönüllü seferber oldu. gazeteler, bu haberi manşet yaptı ve arthur conan doyle (christie'nin hayranı olduğu sherlock holmes'un yazarı) bizzat ona ne olduğunu bulmaya çalıştı.
yaklaşık 10 gün sonra christie, teresa neele (kocasının aşığının soyadı, ne mizah ama) adıyla giriş yaptığı bir kaplıcada bulundu.
ancak hiçbir şey hatırlamadığını söyleyen agatha'ya doktorlar tarafından hafıza kaybı teşhisi konuldu.
numaradan mı yapmıştı, yoksa gerçekten kocasının anlattıklarından kaynaklanan travmatik bir şoka mı girmişti?
kimse gerçeği bilmiyordu tabii. ancak hikaye o kadar büyüleyiciydi ki onun hakkında yazmayı kesemeyen gazeteler, bu olaya sayfalarca yer verdi..."
tabii daha sonra boşanıyor ve ikinci eşi ile tanışıyor.
kendisi hakkında paylaştığım bu yazı 'kadın savaşçılar' adlı mükemmel illüstrasyonları ve dünyayı değiştiren 26 harika kadının hikayelerini barından kitaptandır. kesinlikle almanızı ve okumanızı da öneririm. kitapta da yazdığı gibi "kadın savaşçılar burada ve gitmek gibi bir niyetleri yok." kendini savaşçı gören bütün kadınlar -ki aslında bence hepimiz- buradayız ve gitmek gibi bir niyetimiz yok.
agatha christie dünyanın en çok okunan kadınıdır. kitapları benim gibi polisiye severler için mükemmeldir. onun hayatını okurken gördüğüm ve şaşırdığım bir olayı paylaşmak isterim.
"agatha christie'nin, archibald christie ile olan evliliği aynı zamanda o dönemin en garip ve doğrusu hâlâ daha tam netlik kazanmayan hikâyelerinden birinin ortaya çıkmasına zemin hazırladı. 1926'nın sonlarında archibald, agatha'ya başka bir kadına âşık olduğu için boşanmak istediğini söyledi ve agatha o gece kayboldu.
o zaman da zaten ünlü bir yazar olduğundan herkes onu bulmak için delirmişti. 10.000'in üzerinde polis memuru ve 15.000 gönüllü seferber oldu. gazeteler, bu haberi manşet yaptı ve arthur conan doyle (christie'nin hayranı olduğu sherlock holmes'un yazarı) bizzat ona ne olduğunu bulmaya çalıştı.
yaklaşık 10 gün sonra christie, teresa neele (kocasının aşığının soyadı, ne mizah ama) adıyla giriş yaptığı bir kaplıcada bulundu.
ancak hiçbir şey hatırlamadığını söyleyen agatha'ya doktorlar tarafından hafıza kaybı teşhisi konuldu.
numaradan mı yapmıştı, yoksa gerçekten kocasının anlattıklarından kaynaklanan travmatik bir şoka mı girmişti?
kimse gerçeği bilmiyordu tabii. ancak hikaye o kadar büyüleyiciydi ki onun hakkında yazmayı kesemeyen gazeteler, bu olaya sayfalarca yer verdi..."
tabii daha sonra boşanıyor ve ikinci eşi ile tanışıyor.
kendisi hakkında paylaştığım bu yazı 'kadın savaşçılar' adlı mükemmel illüstrasyonları ve dünyayı değiştiren 26 harika kadının hikayelerini barından kitaptandır. kesinlikle almanızı ve okumanızı da öneririm. kitapta da yazdığı gibi "kadın savaşçılar burada ve gitmek gibi bir niyetleri yok." kendini savaşçı gören bütün kadınlar -ki aslında bence hepimiz- buradayız ve gitmek gibi bir niyetimiz yok.
devamını gör...
margarita
tam adı dracaena marginata olan, odamı süsleyen, doğrudan güneş ışığı istemeyen, çok susuz bırakılmadıkça büyümeye devam eden bakımı son derece kolay bir bitkidir.
devamını gör...
sek şarap vs meyve sulu şarap
uludağ gazozlu tabii ki. deli misin.
meyveli şarap diye biliyorum ben ama sulu muymuş o?
meyveli şarap diye biliyorum ben ama sulu muymuş o?
devamını gör...
alması vermesinden daha keyifli olan şeyler
hediye.
devamını gör...
normal sözlük'te yaşanan garip olaylar
devamını gör...
normal sözlük bağımlılığı
benim de dâhil olduğum bağımlılık türü, sözde saat 2'de sözlükten çıkacaktım ama şu an saat 04:44 olmasına rağmen sözlükteyim.
devamını gör...
küçük ağa
tarık buğra tarafından yazılan ve kurtuluş savaşını anlatan bir romandır.
devamını gör...
armysuzy
ömür boyu şansının, sevenlerinin, sevdiklerinin bol olmasını dilediğim yazar. mutlu yıllar!
devamını gör...
örütbağ
prof. dr. oktay sinanoğlu'nun internet sözcüğü yerine önermiş olduğu isim. kimi bilişim uzmanları da türkçe karşılığı bulunan bilgisayardan esinlenerek bilgisunar sözcüğünü tedavüle soktular ama bu sözcük de karşılığını bulmadı. eğer ki bilgisunar sözcüğü tdk sözlüğüne alınmış olsa işin rengi değişebilirdi.
devamını gör...
gazetelerden kupon kesmiş nesil
takvim gazetesinden müzik seti
akşam gazetesinden 37 ekran tv
sabah gazetesinden çakma nes oyun konsolu (90 kupona)
arcopal yemek takımı
ana britanica ansiklopedi seti ama yarım kaldı.
daha neler neler. bir zamanlar online alışveriş gibi birşeydi :)
akşam gazetesinden 37 ekran tv
sabah gazetesinden çakma nes oyun konsolu (90 kupona)
arcopal yemek takımı
ana britanica ansiklopedi seti ama yarım kaldı.
daha neler neler. bir zamanlar online alışveriş gibi birşeydi :)
devamını gör...
uzun entryleri okumak
süreli yaptığım eylemdir.
zaten iyi bir okuyucu değilsen iyi bir yazı yazamazsın ben böyle düşünüyorum.
ayrıca bazı yazarlar var öyle emek veriyorlar öyle değerli yazılar yazıyorlar ki saygıdan yine okuyorsun.
zaten iyi bir okuyucu değilsen iyi bir yazı yazamazsın ben böyle düşünüyorum.
ayrıca bazı yazarlar var öyle emek veriyorlar öyle değerli yazılar yazıyorlar ki saygıdan yine okuyorsun.
devamını gör...
ikizden ikize transfüzyon sendromu
monokoryonik ikizlerde görülür ve plasental vasküler anastomozlardan kaynaklanır.
tanı monokoryonik diamniyotik ikiz gebeliğin olması,bir bebekte polihidroamniyos diğerinde ise olighidroamniyos olmasıyla konur.
değerlendirilmesinde (bkz: quintero sınıflaması) kullanılır.
alıcı fetüs daha iri,kalp yetmezlikli,hipertansif,polisitemik,polihidramniotik görünümdedir.
verici fetüs ise gelişme gerilikli,anemik,dehidrate,hipovolemik,oligohidroamniotik haldedir.
tanı monokoryonik diamniyotik ikiz gebeliğin olması,bir bebekte polihidroamniyos diğerinde ise olighidroamniyos olmasıyla konur.
değerlendirilmesinde (bkz: quintero sınıflaması) kullanılır.
alıcı fetüs daha iri,kalp yetmezlikli,hipertansif,polisitemik,polihidramniotik görünümdedir.
verici fetüs ise gelişme gerilikli,anemik,dehidrate,hipovolemik,oligohidroamniotik haldedir.
devamını gör...
