kedilerin her kılına, hücresine, bokuna bile hayran bir yazar olarak karar vermekte zorlandığım sorunsal. ama illa bir yer seçmem gerekirse patileri diyebilirim. iç taraftaki pembe boğumlar ayrı güzel, oturdukları zaman ön taraftan pofuduk pofuduk olması ayrı güzeldir. ama burunları da çok güzel. göbüşleri de götü de. öf bilemiyorum, karar veremiyorum altan.
devamını gör...

bu konuda islamcıların biz cenneti anaların ayağına serdikten başka argümanları yoktur.
devamını gör...

sözlüğün gece yargıcı. ben de diyorum geceleri neden, nasıl uyumuyor bu kız. meğer aramızda kıtalar varmış. ona gündüz tabii de şimdi kendi algıma göre geceleri, onlineda en yukarda, tek turuncu olarak kendisini görünce, ekstra kolaylık diliyordum içimden. bugün dışımdan da dileyim bari dedim. gece gündüz fark etmez, tek başına tüm entrylerin sana emanet olması ekstra zordur bence. yormayalım madem, ben çıkıyım. bir kişi bir kişidir.*
devamını gör...

genelde ince işlerdir ve bunu yine genellikle kızlar yapar. hayır canım cinsiyetçilik değil toplumun kanayan yarası. erkek kükreyerek kız arkadaşını ilân ederken kız gizli saklı köşelerde buluşur.
devamını gör...

ismi önce doğanın çığlığı olarak düşünülüp daha sonra değiştirilmiş olan edvard munch tablosu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"munch tabloyu çizerken hangi olaydan esinlendi?" sorusunun cevabına dair çeşitli söylentiler var. kimileri tablodaki adamın, ressamın kendisi olduğunu söylerken, bazı iddialar tablodaki adamı çizerken ressamın bir mumyadan esinlendiği yönünde. bir iddia ise tablonun çiziminden bir süre önce patlayan krakatoa adlı volkanın atmosferde meydana getirdiği kızıl rengin ressamı aşırı derecede etkilediği yönünde.

aslında bu iddialar bir arada düşünülünce, 2 iddianın kombinasyonu gibi duruyor sonuç. bence volkan patlaması nedeniyle tablonun ilk adı doğanın çığlığı olarak düşünülmüştü ve tablodaki adam da, bu çığlıktan etkilenen yazarın ta kendisi.

***

tablo birkaç kez çalınmıştır bulunduğu müzeden. en son çalınışında hırsızlar bir de not bırakmış: "zayıf güvenlik önlemleriniz için teşekkürler" şeklinde.
devamını gör...

çok tembelim. liseden önce tam tersiydi ama lisede ve üniversitede baya mahvoldum. üniversiteyi hiç bitirememekten korkuyorum hiç bitmeyecek gibi geliyor zaten. kendim tembelim ama tembellikten hiç hoşlanmam. çalışkan insanlara o kadar çok özeniyorum ki...
devamını gör...

sokrates demokrasi karşıtı bir insandı ve ironik bir şekilde %52'ye yüzde %48 oyla idam edilmiştir.
devamını gör...

"gülmeyecek bu yüzü
neden verdin bana yâ râb?"



edit: ufak bir elektrik çarpması hissettim. yoksa???
günlük isyan dozumuzu da aldık bu başlık sayesinde...
devamını gör...

kütüphanelerde metrekareye düşen insan sayısının çok fazla olduğu vize veya final haftasında bazı öğrencilerin masaların üzerine kitaplarını bırakıp sigara içmeye çıkması ve saatlerce gelmemesi.
devamını gör...

medyanın insanlara yalan yanlış bilgiler vermesi sonucu insanlarda oluşan saçma sapan düşünce.

yargıtay'ın sansasyon yaratan kararını okuyanınız var mı bilmiyorum ama karar langadanak "kadın ne derse doğru sayarım" demiyor.

hukukumuzda bir soruşturmanın kovuşturma aşamasına geçmesi için kuvvetli suç şüphesi aranır. çocuğun cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçları genelde kapalı kapılar ardında işlendiğinden kovuşturma aşamasına geçecek kuvvetli suç şüphesi bulmak zordur. ayrıca hukukumuzda kağıt üstünde tüm deliller soruşturma aşamasında toplanmalı dense de tanıkların genellikle kovuşturma aşamasında dinlendiği, psikolojik raporların kovuşturma aşamasında alındığı ve daha nice delillerin kovuşturma aşamasında dosyaya konduğu, savcıların iddianameleri objektif olmaktan uzak kısıtlı delillerle yazdığı da bir gerçektir.

tam da bu noktada yargıtay, işin kovuşturma aşamasına geçmesi için kuvvetli suç şüphesine gerek olsa da çocuğun cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçlarında delil elde etmenin zorluğu, kişilerin delilleri kendi kendilerine toplamalarının neredeyse imkansız olması hususlarını göz önüne almış ve herkesin diline pelesenk olmuş o meşhur kararda şöyle demiştir.
"bir kadın ya da çocuk kendi şerefini ve namusunu da ortaya koyarak, kendisine cinsel istismarda bulunulduğuna dair bir iddiada bulunmaz. o nedenle somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılır."

söz konusu kararı aramama rağmen bulamadım ama bahsi geçen kararda kadının değil mağdurun beyanı esas alınmalı ifadesi yer alıyordu ve burada mağdurun beyanını esas alarak mahkumiyet hükmü verilmesine dair hiçbir ifadeye de ver verilmiyordu. sadece mağdurun beyanını esas alarak delillerin toplanması ve yargılamanın buna göre yürütülmesi noktasında görüşler vardı.

inanmayan, herhangi ceza mahkemesine gidip de ben cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlara ilişkin dosyaları incelemek istiyorum desin. hiçbir ekstra delil olmaksızın yalnızca kadının beyanına dayanarak verilen mahkumiyet hükmü bulamayacaktır. kadının beyanı sadece soruşturmanın yapılıp delillerin toplanması ve kovuşturmanın başlatılması noktasında yeterli sayılır.

ha bu noktada gelip masumiyet karinesi falan tartışmak isterseniz onları tartışırım. ama kadının beyanını esas alıp ceza veriyorlar gibi bir saçmalığa inanan insanlara akıl fikir diliyorum.
devamını gör...

sadece türkiye için değil, tüm dünya ülkeleri için geçerli önerme.
devamını gör...

--- alıntı ---

tam adı şükrü sunay akın olan ,1962 maçka doğumlu şair, yazar, araştırmacı ve gazetecidir. ilk şiirini kendi anlatımıyla; yedi yaşında, anne ve babasının odasında bulunan elbise gardırobundaki boş duran tek askılığa yazar ve "üşümüyor musun?" diye sorar.

--- alıntı ---

bir ara televizyondaki farklı kanallarda sanat programları ve belgeseller hazırlayarak sunmuştu. şu sıralar kafa radyo'da “veşaire veşaire” programını hazırlayıp sunmaktadır. yumuşak ama etkili ses tonuyla anlattıkları, sıradan bir şey bile olsa, masal kıvamında dinlenilesi insandır. 2005 yılından beri dünyanın her yerinden topladığı oyuncaklarla istanbul’da oyuncak müzesini kurarak bir hayalini gerçekleştirmiştir. pandemi zamanında müze online olarak ziyarete açılmıştır. şiir ve hikaye tadında, çoğunlukla istanbul temasını işleyen bir çok eseri bulunmaktadır. ilk okuduğum eseri "ay hırsızı" olup, bir ara herkese aynı kitabı hediye etmiştim. "geyikli park", "bir çift ayakkabı", "tuncay terzihanesi", "kırdığımız oyuncaklar", "istanbul'da bir zürafa", "kız kulesi'ndeki kızılderili" masalsı anlatımıyla bir çırpıda okunabilecek diğer eserlerinden birkaçıdır.

edit: “büyüklerle ben yapamıyorum , çocuklar da almıyor beni oyunlarına , devlet dairesinde yangından kurtarılmayacak sıkışmış bir çekmece gibiyim , açılamıyorum sana“ gibi sosyal medyada da çok sık karşılaştığımız naif sözlerin yazarıdır.
devamını gör...

mavi bulaşık leğeni.
son zamanlarda bizim evdeki görev dağılımları değişti.emekli koca sendromunun kalıntılarıyla birlikte pandeminin getirdiği evde kalmışlığın da yarattığı boşluk hissi nedeniyle babama yeni görev ve sorumluluklar verildi. bunlardan biri; akşam yemeği bulaşıklarının yıkanması. bulaşık suyu hazırlanan o mavi küçük leğenin yemediği küfür kalmadı birkaç aydır. nedenini bilmiyorum ama babamın anlaşamadığı belli.
devamını gör...

beklemek insanı yorar, üzer, kırar, hırçınlaştırır hepsinden kötüsü arafta bırakır.
yüksekten korkan birinin yüksek bir yerde, bir tahtanın üstünde durur gibi ne ileri ne geri adım attırır.
(bkz: hüzünlü değilim mizacım böyle)
devamını gör...

(bkz: derdini seveyim başlıkları)
devamını gör...

yeraltı edebiyatı'nda genellikle anti-kahramanların revaçta, kapitalizm eleştirisi de olmazsa olmaz. anti-kahraman nedir diye de soranlar olur elbet. ahlak timsali karakterlerin zıttı, bilinen, sevilen, örnek 'karakter' özelliklerinin tersini göreceğiniz, toplumun dışından, 'yeraltından insanlar'. yeraltı edebiyatı son zamanlarda amerikan yazar chuck palahniuk'un fight club'u ile popüler kültürde tanınmaya başlandı. ancak bununla başlamıyor, bu yalnızca yeraltı edebiyatının popüler kültürde değer kazanması için önemli bir dönüm noktası. bukowski gibi yazarlar bu türün bayrağını çekiyor. fark edebileceğiniz gibi absürdizmin oluk oluk aktığı bir nehir. edebi kaygı taşınmaz genellikle, söz ağızdan çıktığı gibi, sokak diliyle yazılır. insanlar, inançlar, tabular, hepsinin ne önemi var? yani edebiyatta bir doktor başkahraman ise, yeraltı edebiyatında da bir alkolik, bağımlı, fahişe, ya da bu lanet düzene aşina herhangi biri. ancak dediğim gibi tam net bir tanım bulunmuyor, kimileri için sokak edebiyatı, kimileri içinse yasaklara bir kılıf oluyor yeraltı. benim içinse hepsinin toplamı ediyor.
devamını gör...

her sene sözlüğün kar oranı 100.000 tl üzerinde ise %3'ünün ağaçlar %3'ün ise belirli kurumlara bağışlanması. bence oldukça vicdanlı davrandım.
devamını gör...

eğer doğru bir ilkokul öğretmenine sahip olursanız hayata 1-0 önde başlarsınız o yüzden çok önemlidir .
devamını gör...

michael ende'nin yazdığı onlarca ödüllü bitmeyecek öykü - neverending story kitabında kurtarılmayı bekleyen bir dünya vardır. çocuk imparatoriçe bu görevi bir kahramana verir… moonchild - ayçocuk denir ona. “moonchild, you shine” ile ışıldar ayçocuk. çok faydalı bilgiler öğreniriz ondan sözlükteki armysuzy nickli yazarı okurken öğrendiğimiz gibi.
örnek alınması gereken yazarların önde gideni, gençliğin sevimli temsilcisi armysuzy. kaliteli tanımlarından imla kurallarına dikkat edişine; üslubundan nezaketine kadar takip ediyoruz seni.
devamını gör...

kitaplarımı ve kasetlerimi nolur satmayın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim