yeni yıl sözlük mağazası indirim kampanyası
indirimden önceki gün bu ihtimali unutup reklamsız sözlük şeysi aldım. onu almasaydım belki de şimdi back to the future rozetim bile olacaktı. bu rozet benim imkansızım oldu resmen..
neyse 3 tane falan yeni rozet aldım. bir de gizli gezinme özelliği. çünkü indirimden bir şekilde yararlanmam gerekiyordu. neyse seneye kadar tekrar biriktiririm. evet evet biriktiririm.
t: sözlüğün 2022'de yazarlara ilk güzelliği. kapışın.
neyse 3 tane falan yeni rozet aldım. bir de gizli gezinme özelliği. çünkü indirimden bir şekilde yararlanmam gerekiyordu. neyse seneye kadar tekrar biriktiririm. evet evet biriktiririm.
t: sözlüğün 2022'de yazarlara ilk güzelliği. kapışın.
devamını gör...
binali yıldırım'ın 4 yıl önce yaptığı konuşmayı erdoğan'ın yapması
sadece kelimelerin aynı olma sorunsalıdır. farklı kelimelerle senelerdir anlatılan masal da aynıdır.
devamını gör...
cino
manyak bir lezzettir.
marketler para üstü yerine satarak bir nesli bağımlı yapmıştır.
kürek gibi üretseler kürek gibi ağzıma alırım öyle güzeldir.
marketler para üstü yerine satarak bir nesli bağımlı yapmıştır.
kürek gibi üretseler kürek gibi ağzıma alırım öyle güzeldir.
devamını gör...
kızıl nelson is offline
13.01.2021 saat 17:26 da son tanımını girdikten sonra ortadan kaybolan kızıl nelson'ı merak etmekteyim. görenler bilenler duyanlar ve görenler eğer varsa bana haber verebilirler.
devamını gör...
iki şehrin hikayesi
"karşı- devrimin ve savaşın kurbanları, popüler romanlarda ya da hatta charles dickens'in iki şehrin hikayesi'nde pazarladığı korku öykulerinde yer almaz. çünkü bu yazarlar için saygıdeğer bir beyefendinin ya da hanımefendinin ölümü trajedidir, cumhuriyetçi bir zanaatkârın ya da bir kadın terzinin ki ilgiye değmez. "
chris harman.
zaman zaman aklıma gelen, zihnimin içinden dönen bu sözü, birkac kez, alıntılama ihtiyacı gereği duyduktan sonra bu romanı okumak benim için namus borcu olmuştu. alıntı yaptığım söz ingiliz marksist chris harman'ın dünya tarihi kitabında geçiyor. yordam yayınları tarafından türkçeye çevrildi bu kitap.
romanın çevirisi hakkında bir şey söylemek istemiyorum çünkü ingilizcesi 19 yüzyıla ait olduğu için, ahkam kesme hakkını kendimde görmüyorum.
şahsi görüşüm bu kitap hakkında bir yanılgı söz konusu. hem batı marsistleri açısından, hem de diğer cenahtan yaklaşım olarak bir haksızlık söz konusu. bir kere, harman'ın söylediği cumhuriyetçi bir terzinin ölümünü trajik olarak vermek ya da vermemek üzerine bir kurgu soz konusu değil. harman ve diğer marksistleri burada sinirlendiren şey, fransız devrimciletirinin döktüğü kanın mevzu bahis edilmesi ki, kendisi trockist neden böyle bir yaklaşım sergiliyor anlamak zor. trockistler dökülen kanın hesabını sormak konusunda epey mahirdir yanlış diye söylemiyorum yapılan bu.
dickens romanı iki şekilde ortaya koyuyor. birincisi devrimden önce, fransa da olanlar ki lucie'nin babasının yaşadıkları cumhuriyetciletrin trajedisini son derece iyi bir şekilde ortaya koyuyor. dr mannette'nin ölmesi mi daha trajik yoksa, diri diri mezara gömülmesi mi?
devrim öncesi, fransız halkının yoksulluğu son derece net bir şekilde ortaya koyuluyor. aristokrasinin insanlık onurunu ezip geçmesi, fransız alt sınıfların köpek yerine koyulması, gayet iyi bir şekilde veriliyor. aristokrasiye ait at arabasının cogugu ezmesi ve adamın davranışları bunların göstergesi.
dickens, böyle bir trajedinin devrim esnasında ve sonrasında yaşanan şiddet dalgasının altyapısını ortaya koyuyor. dediğim gibi marsistler, fransız devrimcilerinin haksız yere döktükleri kanın hesabının sorulmasına kızgınlar. elbette tüm komunist cenahı mahkum etmek gibi bir niyetim yok fakat bu romana kyüklemenin de anlamını pek çözemiyorum.
belki şu olabilir, şiddetin dalga dalga yayıldığı bir dönemde, şiddete indirgenen bir eleştirinin ne denli doğru olduğu konusunda eleştiriler olabilir. fakat dickens'in taraf tuttuğu konusuna kesinlikle katılmadığım gibi, ne aristokrasiyi aklıyor ne de yukarıda söylendiği gibi bir ingiltere övgüsü söz konusu.
kitabın eksik yanı, daha doğrusu daha derine inmesi gereken yanı, fransa'da devrim öncesi ezilenlerin yaşadığı şiddete dayalı trajedeyi daha net ve derin ortaya koyması yönünde olabilir. çünkü dickens'in eleştirildiği nokta, devrimcilerin gösterdiği şiddeti ortaya koyması. bu açıdan bir ölçüde kabul edilebilir eleştiri. aksi halde, fransa'da devrimden sonra, devrimcilerin kafayı yediği sır degil çünkü.
chris harman.
zaman zaman aklıma gelen, zihnimin içinden dönen bu sözü, birkac kez, alıntılama ihtiyacı gereği duyduktan sonra bu romanı okumak benim için namus borcu olmuştu. alıntı yaptığım söz ingiliz marksist chris harman'ın dünya tarihi kitabında geçiyor. yordam yayınları tarafından türkçeye çevrildi bu kitap.
romanın çevirisi hakkında bir şey söylemek istemiyorum çünkü ingilizcesi 19 yüzyıla ait olduğu için, ahkam kesme hakkını kendimde görmüyorum.
şahsi görüşüm bu kitap hakkında bir yanılgı söz konusu. hem batı marsistleri açısından, hem de diğer cenahtan yaklaşım olarak bir haksızlık söz konusu. bir kere, harman'ın söylediği cumhuriyetçi bir terzinin ölümünü trajik olarak vermek ya da vermemek üzerine bir kurgu soz konusu değil. harman ve diğer marksistleri burada sinirlendiren şey, fransız devrimciletirinin döktüğü kanın mevzu bahis edilmesi ki, kendisi trockist neden böyle bir yaklaşım sergiliyor anlamak zor. trockistler dökülen kanın hesabını sormak konusunda epey mahirdir yanlış diye söylemiyorum yapılan bu.
dickens romanı iki şekilde ortaya koyuyor. birincisi devrimden önce, fransa da olanlar ki lucie'nin babasının yaşadıkları cumhuriyetciletrin trajedisini son derece iyi bir şekilde ortaya koyuyor. dr mannette'nin ölmesi mi daha trajik yoksa, diri diri mezara gömülmesi mi?
devrim öncesi, fransız halkının yoksulluğu son derece net bir şekilde ortaya koyuluyor. aristokrasinin insanlık onurunu ezip geçmesi, fransız alt sınıfların köpek yerine koyulması, gayet iyi bir şekilde veriliyor. aristokrasiye ait at arabasının cogugu ezmesi ve adamın davranışları bunların göstergesi.
dickens, böyle bir trajedinin devrim esnasında ve sonrasında yaşanan şiddet dalgasının altyapısını ortaya koyuyor. dediğim gibi marsistler, fransız devrimcilerinin haksız yere döktükleri kanın hesabının sorulmasına kızgınlar. elbette tüm komunist cenahı mahkum etmek gibi bir niyetim yok fakat bu romana kyüklemenin de anlamını pek çözemiyorum.
belki şu olabilir, şiddetin dalga dalga yayıldığı bir dönemde, şiddete indirgenen bir eleştirinin ne denli doğru olduğu konusunda eleştiriler olabilir. fakat dickens'in taraf tuttuğu konusuna kesinlikle katılmadığım gibi, ne aristokrasiyi aklıyor ne de yukarıda söylendiği gibi bir ingiltere övgüsü söz konusu.
kitabın eksik yanı, daha doğrusu daha derine inmesi gereken yanı, fransa'da devrim öncesi ezilenlerin yaşadığı şiddete dayalı trajedeyi daha net ve derin ortaya koyması yönünde olabilir. çünkü dickens'in eleştirildiği nokta, devrimcilerin gösterdiği şiddeti ortaya koyması. bu açıdan bir ölçüde kabul edilebilir eleştiri. aksi halde, fransa'da devrimden sonra, devrimcilerin kafayı yediği sır degil çünkü.
devamını gör...
karısı dururken ev işi yapan erkeğe söylenebilecek şeyler
kolay gelsin denir yardım edilir birlikte iş çabuk bitirilir sonuçta o evde sadece kadın değil erkekte yaşıyor değil mi. şu algıdan kurtulun artık kadın,ev işi yapar diye bir mantık yok dinde bile yok
devamını gör...
çam balı
ülkemizde kızılçam ormanlarının yaygın olduğu muğla, marmaris, aydın, kuşadası ve çanakkale ile kaz dağları'nın bazı bölgelerinde üretiliyor. bir kızılçamdan yılda 15 - 20 kilo arasında çam balı elde edilebiliyor. bu ormanlardan, 10 bin kadar aile, arıcılık yaparak geçimlerini sağlıyorlar. toplamda da yılda 12-15 bin ton çam balı üretimi yapılıyor.
çam balı, bir salgı bal türü. bu bal, çam ağaçları üzerinde yaşayan pamuklu koşnili böceği veya basura böceği denen, bilimsel ismi marchalina hellenica isimli böcek çam ağacının özünü emer, böcek tarafından sindirilemeyen şekerli sıvının belirli aralıklarla çam ağacı üzerine bırakılması ve arıların da bunu kendi salgılarıyla işleyip kovana getirerek olgun duruma getirmesi sonucu elde ediliyor.
pamuklu koşnili, çamın özünü emdiğinden ilk başlarda zararlı sayılabilir, ama bal üretimine olan katkısıyla da zararlı sınıfından çıkarıldı. bu yüzden de ağacın kesilmesi için sebep sayılmıyor. bu böcek, çam balı konusunda arı ile işbirliği içinde çalışıyor. eğer ki sam yeli fazla eser ve yakıcı sıcaklar etkisini gösterirse böcek kabuk altında yanabilir.
çam balı, bir salgı bal türü. bu bal, çam ağaçları üzerinde yaşayan pamuklu koşnili böceği veya basura böceği denen, bilimsel ismi marchalina hellenica isimli böcek çam ağacının özünü emer, böcek tarafından sindirilemeyen şekerli sıvının belirli aralıklarla çam ağacı üzerine bırakılması ve arıların da bunu kendi salgılarıyla işleyip kovana getirerek olgun duruma getirmesi sonucu elde ediliyor.
pamuklu koşnili, çamın özünü emdiğinden ilk başlarda zararlı sayılabilir, ama bal üretimine olan katkısıyla da zararlı sınıfından çıkarıldı. bu yüzden de ağacın kesilmesi için sebep sayılmıyor. bu böcek, çam balı konusunda arı ile işbirliği içinde çalışıyor. eğer ki sam yeli fazla eser ve yakıcı sıcaklar etkisini gösterirse böcek kabuk altında yanabilir.
devamını gör...
yere düşen cemreyi elinden tutup üstünü başını silkelemek
baharın habercisi olan cemrenin çocuk gibi ağlamaması için yapılması gerekendir. bişeyciğin yok diye de telkin verirseniz kesinlikle ağlamayacaktır.
devamını gör...
güzel erkek isimleri
kerem,yağız,yiğit,sarp,can,mete.
devamını gör...
huri
cennette erkeklere verileceği iddia edilen memeleri henüz tomurcuklanmış genç ve bakire kızlarmış.
1 - müslümanım ama böyle bir cinsi ayrışmaya inanmıyorum. onlar da varsa olsa olsa hizmetkâr olur da diyemem çünkü varsa neden erkeklere kadınlar hizmet ediyor bu haksızlık. erkek olarak kadınların cennette bile köleleştirilmesine karşıyım.
2 - tıbben bakirelik diye bir şey yokken, bu halk arasında uydurulmuş bir durumken dinsel açıdan bu terim nasıl kullanılabilir?
3 - her türlü ilizyon ve sihrin var olduğuna inanılan öte alemde ol deyip oldurmak varken ne amaçla bu gereksiz gösteri yapılıyor?
1 - müslümanım ama böyle bir cinsi ayrışmaya inanmıyorum. onlar da varsa olsa olsa hizmetkâr olur da diyemem çünkü varsa neden erkeklere kadınlar hizmet ediyor bu haksızlık. erkek olarak kadınların cennette bile köleleştirilmesine karşıyım.
2 - tıbben bakirelik diye bir şey yokken, bu halk arasında uydurulmuş bir durumken dinsel açıdan bu terim nasıl kullanılabilir?
3 - her türlü ilizyon ve sihrin var olduğuna inanılan öte alemde ol deyip oldurmak varken ne amaçla bu gereksiz gösteri yapılıyor?
devamını gör...
sarhoş olamamak
alkole karşı bünye doğuştan kuvvetli olabilir ya da sonradan çok alkol tüketilmesiyle sarhoş olma evresi en yukarıya çıkabilir. bu durumda oluşabilecek tek şey zor sarhoş olmaktır. sarhoş olamıyorum diye masada öten insanlarla zaten içki de içilmez sohbet de edilmez. sarhoş olamamak üzerinden güç ve hava gösterisi yapmak lise zamanlarına ait olan ve orada kalması gereken bir eylemdir. aksi takdirde bu davranışları gerçekten düzgün şekilde içen insanların arasında yaparsanız bir daha sizinle aynı masaya oturmayabilirler.
devamını gör...
sen kimsin lan çıkışına verilebilecek en etkili yanıt
(bkz: seni hiç alakadar etmez)
devamını gör...
kaiser chiefs
2000 yılında kurulmuş olan ingiltere leeds çıkışlı rock grubudur. en çok bilinen şarkıları ise "ruby"dir:
devamını gör...
insanı mutlu eden bedava şeyler
özgürlük
devamını gör...
arkeofili
‘herkes için arkeoloji’ diyerek 2014 yılının kasım ayında bir grup üniversiteli tarafından kurulmuştur. türkiye'den ve dünyadan arkeoloji haberlerini okuyucularıyla buluşturuyor.
en büyük hedefi ise arkeoloji kavramını daha çok insana ulaştırmak ve insanları tarihi eser algısı konusunda bilinçlendirmek.
meraklısı için buradan
en büyük hedefi ise arkeoloji kavramını daha çok insana ulaştırmak ve insanları tarihi eser algısı konusunda bilinçlendirmek.
meraklısı için buradan
devamını gör...
mesajlaşırken maruz kalınan saçma sorular
sorular neyse de. karşıdaki insanın merakı gidince iletişimi kesiyor ya işte en çok o koyuyor.
sırf merak için mesajlaşıyor insanlar maalesef.
yani arkadaş olalım, dertleşelim falan yok.
benim merakım gitsin, sen de *** git.
sırf merak için mesajlaşıyor insanlar maalesef.
yani arkadaş olalım, dertleşelim falan yok.
benim merakım gitsin, sen de *** git.
devamını gör...
ekşi sözlük’ten birebir başlık kopyalamak yasaklansın
bir kafa sözlük yazarı isteğidir. özgün olabilmenin önemini kavrayan, ikinci sınıf imitasyon etkisi yaratan başlıklardan bıkmış her yazarın beni anladığını düşünüyorum. aynı duyguları farklı cümlelerle izah edebilecek kadar zengin bir dilimiz olduğuna inanıyorum.
ekleme : aşağıdaki yazar arkadaşın uyardığı gibi kastım sadece spesifik tanım içeren başlıklar içindir.
ekleme 2 : elbette aynı ülkede aynı gündemi yaşıyoruz. kastım tamamen aynı kelimeler ile başlık açılmamasıdır. gündemdeki bir olayı betimlerken ekşi’nin başlığı ile birebir aynı kelimeleri ihtiva eden başlık açılmaması, yazarın kendi özgün tarifini getirmesidir.
ekleme : aşağıdaki yazar arkadaşın uyardığı gibi kastım sadece spesifik tanım içeren başlıklar içindir.
ekleme 2 : elbette aynı ülkede aynı gündemi yaşıyoruz. kastım tamamen aynı kelimeler ile başlık açılmamasıdır. gündemdeki bir olayı betimlerken ekşi’nin başlığı ile birebir aynı kelimeleri ihtiva eden başlık açılmaması, yazarın kendi özgün tarifini getirmesidir.
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
(bkz: feridun düzağaç) bu kadar özgün olup, bu kadar iyi söyleyen başka kimse yok bence..
devamını gör...
uğur mumcu
selda bağcan'ın uğurlar olsun şarkısının hikayesinin baş karakteridir.
araştırmacı gazetecidir. evinin önündeki aracına yerleştirilen bir bombanin patlaması ile hayata veda etmiştir.
araştırmacı gazetecidir. evinin önündeki aracına yerleştirilen bir bombanin patlaması ile hayata veda etmiştir.
devamını gör...
