kaynak
hdp kocaeli milletvekili ömer faruk gergerlioğlu lise öğrencisin uğradığı baskıyı meclis gündemine taşımış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
haberin detayları şu şekilde:

kocaeli darıca’da bulunan darıca şehit murat tevlim anadolu imam hatip lisesi’ne geçtiğimiz günlerde akp ilçe teşkilatına bağlı isimler giderek öğrencilere, "2023’te oyunuzu ak parti’ye verin" dedi. öğrencilerden biri, “ben ak parti’ye oy vermeyeceğim” yanıtını verdi. bu sözlerin üzerine kürt olan lise öğrencisinin sırasına ırkçı yazılar yazıldı, darp edildi ve çantasına tehdit içerikli yazılar atıldı. baba d.k. çocuğunu okuldan almak zorunda kaldı.

bu olayın ardından öğrencinin çantasına, sırasına ırkçı yazılar yazılmaya devam edildiği, öğrenci okul çıkışında tehditlere ve hakaretlere maruz kaldığı belirtildi. yaşananların son bulması için okul yönetimiyle görüşen baba d.k. şunları söyledi:

“saldırılar artınca savcılığa giderek suç duyurusunda bulundum. çünkü çocuğumun hayatından endişe duymaya başladım. ‘burası sana mezar olacak’ diye tehdit ettiler. ak parti gençlik kolları okula çaya davet ediliyorlar. çocuklara, ‘oyunuzu ak parti’ye verin’ diyorlar. benim oğlum da oyunu vermeyeceğini söylüyor. saldırılar silsilesi de bundan sonra başladı..."

d.k., şikâyetin ardından okul yönetiminin de oğlu üzerinde baskılar kurduğunu anlattı. oğluna, 'kimden, niye şikayetçi oldun' gibi sorular sorulduğunu anlatan d.k. şöyle devam etti:

"okul müdürüyle görüştüm, bana ‘misilleme’ dedi. misillemeden kastı nedir diye sorduğumda yanıt alamadım. tüm bunlar yetmezmiş gibi okul müdürü oğlumu videoya kaydediyor.”

d.k., oğlunu okuldan aldığını ve artık göndermeyeceğini söyleyerek, “eğer çocuğum okula gitmeye devam etseydi daha kötü şeyler olacaktı. bizi suçlu çıkartacaklardı. karalamaya çalışacaklardı. bu yüzden çocuğumu okula göndermeyeceğim” ifadesini kullandı.

devamını gör...

açık konuşayım ne haftalık puan tablosu ne de kafa rozetleri umrumda. hoşuma giden bir başlık olursa yazarım. merak ettiğim bir konuda bilgi başlığı açan olursa okurum . güzel olan her şeyi beğenirim ve favorilerim.
devamını gör...

ateistler kuran'ı okumamış diye gem vuran ama kendisi savunduğu kitabı okumayıp, sadece güzel bir çerçeveyle duvara asan ya da yerden yüksek bir yere koyan müslümanlar. sizler kendi kitabınız dışındaki diğer tüm kitapların değiştirildiğini iddia ederken; kaçınız bu kitapları okudu, neresinden anladınız değiştirildiğini? hindistan'da ineğe tapıyorlar goygoyu yapan sizler değil misiniz? ne kadar araştırdınız, ineğin önünde secdeye kapanan insanı nerede gördünüz de bu kanıya vardınız? öyle dahi olsa nerede inançlara saygınız, neden alay ediyorsunuz?
yerde sigara çarşafı görse dua sanıp kaldırıyor müslümanlar, arapça bilmez ama hunharca arapça kuran savunursunuz, sanki tanrı arapça konuşuyor başka dil bilmiyormuş gibi. üstelik kendisi türkçe konuşuyor ve devletinin resmi dili türkçe. siz bunları sorgulamayıp dayatmaya kalkışırsanız ateist de eleştirir.
diyanetiniz sürekli ateistlere sallarken, dinsizliği ahlaksızlık namussuzluk sanırken; nerede o her lafta söylediğiniz hoşgörü dini? dininizin mensupları sürekli bir yerlerde kendini patlatırken, kafa keserken de pek görünmüyor. cemaatlerde çocuklara tecavüz edilirken de hiç ortalıkta görünmüyorsunuz.

en azından ateistler sadece fikirleriyle eleştiriyor. sizler gibi kendinden olmayanı öldürmeye çalışmıyor. sürekli gerçek islam bu değil dediğiniz bi ton örgüt var kendine müslüman diyip, el aleme etmediğini bırakmayan. hiç böyle bir ateist örgütü gördünüz mü?
devamını gör...

anne ve babam istediği şeyi almayınca bana duygu sömürüsü yapar ve asla karşı koyamam
devamını gör...

here, take a seat yeğenim.
devamını gör...

pötibör bisküvinin sütle ıslatılarak yapıldığı fakir işi pasta. tadı nice cheesecaklere taş çıkarır niteliktedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tek yüzük'ün yok edildiği hüküm dağı'nın, diğer adıyla orodruin'in, bulunduğu yerdir.
havası, suyu bi' değişik; ork ve uruk-hai mekanıdır.
devamını gör...

mesele birine hayatım demek değil,
asıl mesele birine hayat olabilmektir.
mevlana
devamını gör...

alman, romantik beste yazarı richard wagner’in 1849 yılında yazdığı uzun deneme.

wagner, 1849 yılındaki dresden devriminde bakuninci anarşistleri desteklediği için almanya’dan sürgün edilmiş ve bu denemeyi paris’te yazıp yayınlamıştır.

wagner, 1848 devrimleri‘ni sanata zarar verdiğini iddia ederek eleştiren sanatçıları eleştirmektedir. wagner’e göre sanat endüstriyel bir hale gelmiş; sanatçıdan çok satıcı olan sanatçıların elinde, para kazanmak için bir enstrümana dönüşmüştür. burjuvazi ise parası sayesinde bu endüstrinin efendisi olmuştur.

wagner’e göre günümüz toplumunda gerçek bir sanat eseri yaratmak mümkün değildir çünkü toplum, sanatı sanat olarak değil, bir eğlence olarak görmektedir. wagner, sanatı eski şanına kavuşturmanın tek yolunun ise devrim olduğunu savunur. lakin sanatsal bir devrim yeterli değildir. gerçek sanat, sosyal devrimin omuzlarında yükselecektir.

wagneryen devrim, medeniyeti reddeder ve insanın, doğaya dönmesi gerektiğini savunur. ancak bu “doğaya dönüş” bir ilkelleşme değil, gelişimdir. wagner, proletaryayı kölelikten kurtarıp bütün üretimi makinelere devrederek toplumu yaratıcı olmayan bir iş yapmaktan kurtaracaktır. böylece insan, yaratıcı özüne geri dönecek ve zamanını, gerçek sanat eserini yaratmaya ayırabilecektir.

wagner’in devrim fikri çok ütopist olarak yargılansa da, 20. yüzyıldaki komünist sanatçıları derinden etkilemiştir. özellikle de sovyetler birliği’nde.
devamını gör...

heyecandan beklerken saatleri karıştırdığım program:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

jack london'ın unutulmaz karakteri martin eden'in aşık olduğu, güzelliğini ve zarafetini bir tançıranınkine benzettiği ve ağzının kenarına bulaşmış bir parça kiraz sayesinde insan olduğunun farkına varabildiği bir burjuva hanımefendisidir. eğitimli, görgülü ve terbiyelidir. martin eden'i ilk gördüğünde ondan tiksinmiş ve onu bir ''insana'' çevirmeye and içmiş, onu adeta oyun hamuru olarak görmekten öteye geçememiştir. onu eğitmenin vahşi bir hayvanı dizginlemeye benzemesinden zevk duymuştur. her ne kadar istemese de martin'e aşık olmuştur fakat bu aşk onun burjuva kurallarına duyduğu saygı ve bağlılık kadar benliğine işlememiştir. bundan mütevellit aşık olduğu adamdan, onun benliğinden, konuşmalarından ve fikirlerinden rahatsızlık duymakta(?) ve onu yazmaktan, yazarak para kazanma hayallerinden vazgeçirmeye çalışmaktadır. onun bilgisinin, ahlakının kendisininkini katladığını bilmesine rağmen bütün bunları görmezden gelmektedir. belirli bir müddetten sonra ailesinin de baskısı ile sevdiğinden vazgeçer ve acımasız bir mektupla martin'den ayrılır. fakat ne hikmetse beyefendimiz popüler olup dehşet paralar kazanmaya başlayınca ona geri dönmeye çalışır lakin umduğunu bulamaz. (bkz: misafirin umduğunu değil bulduğunu yemesi durumu) burjuva ile sıkıcı, baskıcı olan ve belirli kalıplara sığdırılmış hayatı, aynı şekilde burjuva ile biter.


!!!kişisel yorum içermektedir!!!

böyle bir hayata sahip olmak ve bu şekilde yaşamayı tercih etmek hata değil lakin insan kendine dürüst olabilmeli, ikiyüzlülüğün ve basit çıkarcılığın anlamı yok. seviyorsan seviyorum de, istemiyorsan istemediğini söyle be insan! onurunu, gururunu ayaklar altına alarak tükürdüğünü yalama; bunu da fırsatçılığını göstererek yapma. ah ruth morse sen affedemediğim karakterlerden birisin. kendine güveni olmayan, sevdiğin kişinin sevdiğin yönlerini değiştirmeye çalışan ve isteği gerçekleşmeyince oturup ağlayan zavallının tekisin de ayrıca. gerçek olsaydın tokatlardım seni.

!!!kişisel yorum içermektedir!!!
devamını gör...

beynimi hissetmiyorum. nayır nolamaz. tam bir saat önce maruz kaldığım insan. ben dinledikçe araya giremeyince direkt mayışıyorum. konuşmada iki tarafta aktif olmalı ki sohbet verimli geçsin. konuşmayan için eziyet. lütfen bunu buraya büyük harflerle yazmış gibi sayın. bir insan bir insanı konuşarak öldürebilir mi? elim ayağım kalkmıyor. bir sonraki karşılaşmada ben aslında yoğum diyebilir miyim? nefes almadan kaç saat konuşabilirsiniz? mavi dolunay çek git çok uzaklara nefes alamıyorum..
devamını gör...

günaydın sözlük...

ama öyle, ikamet etmekte olduğunuz sokakların üstünün, en az 10 cm. kalınlığında, 90'lı yılların meşhur ayşe teyzesi' nin çarşafları gibi, bembeyaz bir kar tabakası ile örtüldüğü, dondurmak üzere olmakla arasında çoook ince bir çizgi olan buz gibi bir kış sabahında, işe gitmek üzere lahana gibi kat kat giyindikten sonra, bağlaması 7893287 saat süren botlarınızı ayağınıza geçirmiş ve bağcıklarınızı bağlayarak evden çıkmak üzereyken, ilkokulda öğretmeninizden yediğiniz ilk tokadın acısı gibi suratınıza çarpan, telefonunuzu ve cüzdanınızı salondaki masanın üzerinde unuttuğunuz gerçeğini fark etmeniz üzerine, kendi coğrafyasından çooook uzakta bir ülkeye demokrasi götürmek üzere orduya katılan hollywood konseptli kahraman bir asker gibi, o allahın belası botları ayağınızdan çıkarmaya üşendiğiniz için sürüne sürüne salona gitmişsiniz de; güne 'ay akşamdan ışıktır, yaylalar yaylalar!' minvalinde başlamak zorunda kalmışsınız gibi bir günaydın değil elbet...

bataryası cehennemlerde yanası, o olmaz olası cep telefonunuzun, varlığınıza sunturlu bir küfür edermiş gibi çalan o kulak tırmalayıcı alarm sesine ihtiyaç duymayacağınız, şehrin çığ gibi büyüyen kalabalığından çok uzak bir ormanlık alanda, sadece ve sadece biyolojik saatinizin alarmı ile, hatta belki de yanınızda sevdiceğiniz ile birlikte, abuk subuk ama kendi istediğiniz renklerle boyadığınız harikulade bir karavan içinde, yakınınzdaki göle düşen yağmur damlalarının sesiyle uyanmışsınız gibi bir günaydın...

akşamında çıtırdayan ateşin sesiyle kulaklarınızı,
başında içeceğiniz şarapla midenizi besleyeceğiniz bir günaydın...

of ulan, yok böyle bir günaydın ama olsun'lu böyle bir günaydın...
devamını gör...

kizimi daha guzel sartlarda buyutmek icin sahip oldugumuz herseyi birakip ulkeyi terketme kararimin ne kadar dogru oldugunu gosteren bir organizma. bunu bu sekilde yetirstiren anasina babasina sovmek lazim da, su kizin babasi olsam bu cocugu once guzel bi dover sonra da bu kista komple soyup ciril ciplak sokak ortasinda tasma takip gezdirirdim.
devamını gör...

çok çeşitli olabilecek nedenler bütünü.

eşlerden bir ya da ikisinin iş hayatındaki stresi, fiziksel bir rahatsızlığı, yaşın ilerlemesine bağlı olarak cinsel istekte azalma, 2 tarafın libido konusundaki uyumsuzluğu, kadının doğum yapması vesaire... çok fazla ve farklı nedeni olabilir. bir ya da iki tarafın birbirinden, daha doğrusu monotonluktan sıkılması da bunlardan sadece biri.

ne yapılabilir?

öncelikle birbirinizden kaçmamalısınız. konuşup sorunun nedenini belirleyebilirseniz çözümü de daha kolay olur.

genel olarak önerilebilecekler;
- daha önce birlikte yapmadığınız aktiviteler yapın evde ve dışarıda
- farklı pozisyonları denemekten kaçmayın
- roleplay işlerine girin. farklı fanteziler deneyin
- yakalanma riski olan fantezilere girin ama yakalanırsanız da büyük rezil olacağınız bir yer ve mekânda yapmayın bunu
- tek taraftan beklemeyin. birbirinizi baştan çıkarmaya çalışın. "o uğraşsın" demeyin.
- biriniz iş yerindeyken diğeri ona, mesela yeni aldığı iç çamaşırıyla olmadık bir anda fotoğraf atsın. akşamı iple çekmesini sağlayın
- hiçbiri çözüm olmuyorsa ve eşinizi de seviyorsanız profesyonel yardım alın.
devamını gör...

zorunlu olmaması gereken derstir. ayrıca ülkemizde sadece din kısmı ders veriliyor. ahlak kısmı süs olarak eklenmiş oraya.
devamını gör...

ay bu sözlükte ilk defa ciddi bir konuda bana söz hakkı doğdu. öncelikle buradan herkese sevgiler selamlar. ayy çok stres yaptım.
öhömmm.
başlıyorum.

şimdi şöyle ki ben kamu çalışanıyım. benim bile gülesim geliyor ama evet, öyleyim. merak etmeyin "ne alakası var kardeşim?!" demeye gelmedim. lafa girebilirsem gözlemlerimi aktaracağım.

ben daha yeni olduğumdan mıdır yoksa biraz iyilik meleği kıvamında bir enayi olduğumdan mıdır bilmiyorum ama insanlara son derece kibar, anlayışlı davranıyorum. hem kurum içindeki arkadaşlara hem de beni arayan/kuruma gelen vatandaşlara karşı. ama gel gelelim insan yine insan. yani siz iyi davransanız da kötü davransanız da o içindeki öfkeyi dışarı çıkarmaya çok hazır. işini en hızlı ve sorunsuz şekilde halletsen dahi sinirlenebiliyor, hesap sorar gibi davranabiliyor. bu da insanın tahammül sınırlarını zorluyor. henüz ben sınırı zorlamadım ama "yeter ulan! madem öyle işte böyle!" kıvamına gelenleri de anlayabiliyorum. haklı bulmuyorum, o ayrı.

zaten bir şekilde hepimiz stresliyiz. birçok konuda dertli, kederli ve de asabiyiz. ya iki/üç/dört medeni insan gibi konuşmak çok mu zor? tek yapılması gereken; düzgün bir ses tonuyla ve nezaket sınırları içinde konuya odaklanmak.

üff neyse, sırf içlerinde bir tane bile olsa nezakete ve anlayışa ihtiyacı olan, bunu da sonuna kadar hak eden biri olma ihtimaline karşı "sonuna kadar sabır, nezaket, anlayış ulan!" diyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok kişinin bilmediği, sadece safranbolu'da bulunan dünyanın en güzel gazozudur...
devamını gör...

silgi değildir. pelikan silgi, aslında kalemdir. kurşun kalemin kağıda kendisi için bıraktığı materyali kullanarak daha kalıcı bir iz bırakmaktadır. sildiğinizi zannedip abuk subuk anlamsız hareketler yerine şöyle bir iki harf yazsanız anlardınız. yazık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim