sözlük radyosu kaçak yayınları
canlar dostlar merhaba yine bir eski kafa yayını olacak ama kaçak yayın olacak ben giriyorum kaçak yayına saat 21:00'de beklerim herkesi.
devamını gör...
matematik yapamıyorsan çöpsün
bir filden uçmasını bir kuştan yüzmesini beklemek aptallıktır. keşke bunları anlayıp ona göre bir sistemimiz anlayışımız olsa diye iç geçirdiğim bir başlık.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
kendi halinde olmak iyidir.
belki ikili diyaloglardan yorulmuş, yılların suskunluklarını yazılarıyla anlatmak istemişlerdir. kimseye sataşmadan, kimseye bulaşmadan sessizce yalnızca anlatmak. belki içten dinleyenleri olmamıştır yada yakınlarıyla bile yalnızca yüzeysel sohbetleri vardır. konuşmadıkları daha fazla büyümesin diye burada sakince yazarlar.
yalnızca yazarlar.
belki ikili diyaloglardan yorulmuş, yılların suskunluklarını yazılarıyla anlatmak istemişlerdir. kimseye sataşmadan, kimseye bulaşmadan sessizce yalnızca anlatmak. belki içten dinleyenleri olmamıştır yada yakınlarıyla bile yalnızca yüzeysel sohbetleri vardır. konuşmadıkları daha fazla büyümesin diye burada sakince yazarlar.
yalnızca yazarlar.
devamını gör...
çalıkuşu
hayatta en çok okuduğum kitaptır. tek okumak yetmez deyip tüm versiyonlarını izledim. yetti mi yine yetmedi çalıkuşu olup çıkmak istedim ama hamurumda bir şeyler eksik.
konumuza gelecek olursak bir kadının hayatta sadece bir seçeneğe sahip olmadığını gösterir. günümüz dünyası insanları bunu sindirmiş olsa bile yazıldığı dönemler de bir ilki gerçekleştirmiştir. sonu hakkında ise bazı hayal kırıklıklarım var. sadece güçlü bir kadının toplumla savaşını konu olarak esas alan bu kitabın aşka eninde sonunda yenilmiş olması çoğunluğa hayal ettiği mutlu sonu vermiş olsa bile beni yeterince tatmin etmedi. o yüzden gerçeği yok sayıp kendi sonumu yazdım bu kitaba. bunu esas alırsan muazzam bir kitap.
paralel evrenlerin birinde çalıkuşu diğerinde feride'nin hemşiresiyim *. buna tüm kalbimle inanıyorum.
konumuza gelecek olursak bir kadının hayatta sadece bir seçeneğe sahip olmadığını gösterir. günümüz dünyası insanları bunu sindirmiş olsa bile yazıldığı dönemler de bir ilki gerçekleştirmiştir. sonu hakkında ise bazı hayal kırıklıklarım var. sadece güçlü bir kadının toplumla savaşını konu olarak esas alan bu kitabın aşka eninde sonunda yenilmiş olması çoğunluğa hayal ettiği mutlu sonu vermiş olsa bile beni yeterince tatmin etmedi. o yüzden gerçeği yok sayıp kendi sonumu yazdım bu kitaba. bunu esas alırsan muazzam bir kitap.
paralel evrenlerin birinde çalıkuşu diğerinde feride'nin hemşiresiyim *. buna tüm kalbimle inanıyorum.
devamını gör...
fakat!...
fakat!...
peki insanlar değişir mi?
kitap an itibarıyla bitti bitmesine yakın içimdeki kıpırtı ile beraber tuhaf hissettim kitabın sonunda. o kadar güzel bir kitaptı ki anlatımı açısından.
objektif olarak yorumlayacak olursam sadece yazım yanlışlarına biraz takıntılı olan birisi olarak sıkıntı yaşadım diyebilirim.
gelelim kitaba ve benim için önemine;
kitap benim için ayrı bir önem taşıyor çanakkale'ye gidiş yolunda bir durakta almıştım ve kitap benim için önemliyse ben güzel anımı bekliyorum o kitabı okumak için.
çok da güzel döneme denk gelmedi daha doğrusu kafamın karışık olduğu bir döneme denk geldi. kitap bitince anladım ki en iyi zamanıma denk gelmiş.
insanın bazen anlattıklarıyla yaşadıkları bir olmaz. bazen ya öyle olsaydı diye derin düşünürsünüz ve yaşarsınız. kitabı okuyunca ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.
başta bana klasik aşk romanlarından gözükmüş olmasına karşın çoğu zaman içinde kayboldum, çoğu zaman karaktere büründüğüm oldu ve ön yargımı kırdı doğrusu.
kitap okununca tekrar sorduruyor şu soruyu hayata; aşk nedir, ne kadar sürer?
sonra unutmak. unutmak ve vazgeçmek kolay mıdır? kolay mıdır yine yeniden yeni bir yaşama başlamak?
kitapta şöyle geçiyordu " vazgeçmek kolay değildir fakat unutmak kadar da zor olamaz."
peki soru: insan bir yerde ne kadar dayanabilir?
" yaşamak; kaybedecek şeylerin ne kadar çoksa o kadar zor. sevdiğin insan ne kadar çoksa o kadar zor yaşamak. mutlulukları için canını verebileceğin insan ne kadar çoksa yaşamak o kadar zor."
kitabı okudukça kamer'e aşık olmuştum, diyemeden geçemeyeceğim. kamer de vardı aslında hayatta hep bir yerlerde. kitap bitince kamer'i da artık istemediğimi fark ettim. *
aslında kamer bir şey yapmamıştı özür de dilememişti aslında, aslında kamer hiç yoktu.
kitabın özetini bilmek isteyenler için kısacık bir özet bırakmak isterim. (dikkat spoiler içerir!)
-minik özet-
kitabın başlangıcı mardin'de geçiyor.
kamer ve zerya adında bir çift vardır bir de küçük kızları zeynep. üniversitede tanışıp evlenen bir çifttirler tabii zamanla aşkları da bitiyor. ve kamer de erkek oğlan meselesi yapıp boşanmak istiyor. bana bir erkek çocuk veremedi diye falan. sonra öğretmenlik okuyan merve ile zorla evleniyor. ıkisini de buna gönlü yoktur hatta birbirlerinden nefret ederler. ara sıra birbirlerine yakınlaşırlar ancak birbirlerinden nefret etmeye devam ederler. eski eşi zerya merve'den nefret eder ve onu zeynep'i yani küçük kızlarını dövdüğünü iddia ederek suçlar. bunları hep kıskançlığından yapar. kamer her ne kadar bir erkek çocuğa sahip olmak istese de kızına böyle bir şey yapılmasına çok sinirlenir. defalarca kez merve'ye şiddet uygular. bir gün yine böyle bir şeyin ardından merve evden çıkar ve biraz yürümek ister. yürüyünce ne kadar çok yürüdüğünü fark eder. neyden çok uzaklaşmıştır. bir grup sarhoş genç tarafından tacize uğrar. tam o sırada kamer'in akrabalarından biri gelir ve merve'yi alıp gider. onu eve getirir merve'nin üstü başı berbat bir şekilde kapıyı açarlar ve kamer merve ile adam arasında bir şey geçtiğini düşünür ve merve'ye vurur onu kapının önüne sürükler. merve evden gider ve bir gün kamer'in kardeşi gelir merve'yi tekrardan eve getirir.
her şey bundan sonra başlar zaten birbirlerine olan aşkları burada başlar. çok severler birbirlerini her şeye rağmen herkese rağmen...
zamanla kamer de sadece bir çocuk sahibi olmak için sevmez onu, çok sever...
olay bu şekilde gelişir. izmir'e taşınırlar bir erkek çocukları olur pamir adında.
arkadaşları sürekli onlara gelip giderler. birbirleriyle çok fazla tartışırlar ama bir o kadar da kopamazlar birbirlerinden.
kitabın daha birçok ayrıntısı vardır.
ama ben sonucu da söyleyeyim merak edenler için.
merve bir kez daha hamile olur ve bu sefer hamileliği herkes için daha farklı bir mutluluk getirir.
o kadar sıkı tutuyordu ki bir daha asla bırakmayacakmış gibi hep yanımda kalacakmış gibi...
ve kitabın bir nevi anlatıcısı olan merve not defterini kapatır bu onun hayatıdır. aslında hayalindeki kişinin hayatıdır. yaşanan şeylerin sadece küçük bir kısmı ve en kötü kısmı gerçektir. aslında merve'nin evden gittiği gün kamer'le olan ilişkisi burada bitmiştir.
" başaramadım, der. fakat başaramadım ben, yapamadım. merve kadar şanslı ve cesur değildim! ben kaçtım, bana söylenen sözleri kaldıramayıp gururuma yenik düştüm. evi terk ettim ve sonra babamın evine gittim. beni kamer'e geri götürmek için gelen bir araz olmadı. onun yerine bir boşanma celbi geldi. kamer çoktan vazgeçmişti ve ardından ben de vazgeçtim. ben vazgeçtim..."
"vazgeçmek, kolay değildir; fakat unutmak kadar da zor olamaz!"
hayat da böyledir. istediğini seversin, istediğini söylersin, istediğini yaşarsın; fakat kısa sürer. güzel şeyler hep kısa sürer...
tabii kamer ile olan hayatı bitti diye her şey bitmiş değildir onun için farklı bir hayat vardır artık.
benden bu kadar dostlarım. kitabı gerçekten beğendim ve okunmasını tavsiye ederim. bana bir şeyler kattı. umarım size de katar.
peki insanlar değişir mi?
kitap an itibarıyla bitti bitmesine yakın içimdeki kıpırtı ile beraber tuhaf hissettim kitabın sonunda. o kadar güzel bir kitaptı ki anlatımı açısından.
objektif olarak yorumlayacak olursam sadece yazım yanlışlarına biraz takıntılı olan birisi olarak sıkıntı yaşadım diyebilirim.
gelelim kitaba ve benim için önemine;
kitap benim için ayrı bir önem taşıyor çanakkale'ye gidiş yolunda bir durakta almıştım ve kitap benim için önemliyse ben güzel anımı bekliyorum o kitabı okumak için.
çok da güzel döneme denk gelmedi daha doğrusu kafamın karışık olduğu bir döneme denk geldi. kitap bitince anladım ki en iyi zamanıma denk gelmiş.
insanın bazen anlattıklarıyla yaşadıkları bir olmaz. bazen ya öyle olsaydı diye derin düşünürsünüz ve yaşarsınız. kitabı okuyunca ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.
başta bana klasik aşk romanlarından gözükmüş olmasına karşın çoğu zaman içinde kayboldum, çoğu zaman karaktere büründüğüm oldu ve ön yargımı kırdı doğrusu.
kitap okununca tekrar sorduruyor şu soruyu hayata; aşk nedir, ne kadar sürer?
sonra unutmak. unutmak ve vazgeçmek kolay mıdır? kolay mıdır yine yeniden yeni bir yaşama başlamak?
kitapta şöyle geçiyordu " vazgeçmek kolay değildir fakat unutmak kadar da zor olamaz."
peki soru: insan bir yerde ne kadar dayanabilir?
" yaşamak; kaybedecek şeylerin ne kadar çoksa o kadar zor. sevdiğin insan ne kadar çoksa o kadar zor yaşamak. mutlulukları için canını verebileceğin insan ne kadar çoksa yaşamak o kadar zor."
kitabı okudukça kamer'e aşık olmuştum, diyemeden geçemeyeceğim. kamer de vardı aslında hayatta hep bir yerlerde. kitap bitince kamer'i da artık istemediğimi fark ettim. *
aslında kamer bir şey yapmamıştı özür de dilememişti aslında, aslında kamer hiç yoktu.
kitabın özetini bilmek isteyenler için kısacık bir özet bırakmak isterim. (dikkat spoiler içerir!)
-minik özet-
kitabın başlangıcı mardin'de geçiyor.
kamer ve zerya adında bir çift vardır bir de küçük kızları zeynep. üniversitede tanışıp evlenen bir çifttirler tabii zamanla aşkları da bitiyor. ve kamer de erkek oğlan meselesi yapıp boşanmak istiyor. bana bir erkek çocuk veremedi diye falan. sonra öğretmenlik okuyan merve ile zorla evleniyor. ıkisini de buna gönlü yoktur hatta birbirlerinden nefret ederler. ara sıra birbirlerine yakınlaşırlar ancak birbirlerinden nefret etmeye devam ederler. eski eşi zerya merve'den nefret eder ve onu zeynep'i yani küçük kızlarını dövdüğünü iddia ederek suçlar. bunları hep kıskançlığından yapar. kamer her ne kadar bir erkek çocuğa sahip olmak istese de kızına böyle bir şey yapılmasına çok sinirlenir. defalarca kez merve'ye şiddet uygular. bir gün yine böyle bir şeyin ardından merve evden çıkar ve biraz yürümek ister. yürüyünce ne kadar çok yürüdüğünü fark eder. neyden çok uzaklaşmıştır. bir grup sarhoş genç tarafından tacize uğrar. tam o sırada kamer'in akrabalarından biri gelir ve merve'yi alıp gider. onu eve getirir merve'nin üstü başı berbat bir şekilde kapıyı açarlar ve kamer merve ile adam arasında bir şey geçtiğini düşünür ve merve'ye vurur onu kapının önüne sürükler. merve evden gider ve bir gün kamer'in kardeşi gelir merve'yi tekrardan eve getirir.
her şey bundan sonra başlar zaten birbirlerine olan aşkları burada başlar. çok severler birbirlerini her şeye rağmen herkese rağmen...
zamanla kamer de sadece bir çocuk sahibi olmak için sevmez onu, çok sever...
olay bu şekilde gelişir. izmir'e taşınırlar bir erkek çocukları olur pamir adında.
arkadaşları sürekli onlara gelip giderler. birbirleriyle çok fazla tartışırlar ama bir o kadar da kopamazlar birbirlerinden.
kitabın daha birçok ayrıntısı vardır.
ama ben sonucu da söyleyeyim merak edenler için.
merve bir kez daha hamile olur ve bu sefer hamileliği herkes için daha farklı bir mutluluk getirir.
o kadar sıkı tutuyordu ki bir daha asla bırakmayacakmış gibi hep yanımda kalacakmış gibi...
ve kitabın bir nevi anlatıcısı olan merve not defterini kapatır bu onun hayatıdır. aslında hayalindeki kişinin hayatıdır. yaşanan şeylerin sadece küçük bir kısmı ve en kötü kısmı gerçektir. aslında merve'nin evden gittiği gün kamer'le olan ilişkisi burada bitmiştir.
" başaramadım, der. fakat başaramadım ben, yapamadım. merve kadar şanslı ve cesur değildim! ben kaçtım, bana söylenen sözleri kaldıramayıp gururuma yenik düştüm. evi terk ettim ve sonra babamın evine gittim. beni kamer'e geri götürmek için gelen bir araz olmadı. onun yerine bir boşanma celbi geldi. kamer çoktan vazgeçmişti ve ardından ben de vazgeçtim. ben vazgeçtim..."
"vazgeçmek, kolay değildir; fakat unutmak kadar da zor olamaz!"
hayat da böyledir. istediğini seversin, istediğini söylersin, istediğini yaşarsın; fakat kısa sürer. güzel şeyler hep kısa sürer...
tabii kamer ile olan hayatı bitti diye her şey bitmiş değildir onun için farklı bir hayat vardır artık.
benden bu kadar dostlarım. kitabı gerçekten beğendim ve okunmasını tavsiye ederim. bana bir şeyler kattı. umarım size de katar.
devamını gör...
ilginç kitap isimleri
eyfel kulesi kadar kocaman bir bulutu yutan küçük kız-romain puertolas
otomatik portakal-anthony burgess
benim hüzünlü orospularım-gabriel garcia marquez
şişmanlayamayan sumocu-eric emmanuel schmitt
muhtelif evhamlar kitabı-ömür iklim demir
gitmeyecekler için urbino-cem akaş
günlerin köpüğü-boris vian
saatleri ayarlama enstitüsü-ahmet hamdi tanpınar
bayan ming'in hiç olmayan on çocuğu -eric emmanuel schmitt
uçabileceğini hayal eden tavuk-sun mi hwang
otomatik portakal-anthony burgess
benim hüzünlü orospularım-gabriel garcia marquez
şişmanlayamayan sumocu-eric emmanuel schmitt
muhtelif evhamlar kitabı-ömür iklim demir
gitmeyecekler için urbino-cem akaş
günlerin köpüğü-boris vian
saatleri ayarlama enstitüsü-ahmet hamdi tanpınar
bayan ming'in hiç olmayan on çocuğu -eric emmanuel schmitt
uçabileceğini hayal eden tavuk-sun mi hwang
devamını gör...
uzun süre giyilmemiş giysinin cebinde para bulmak
genelde, ,bir düğüne, nikâha gideceksem başıma gelen, çok güzel bir olaydır.
ayda yılda bir giydiğim takım elbisenin cebinden para çıkabiliyor.
bir keresinde çeyrek altın bile bulmuşluğum vardır.*
ayda yılda bir giydiğim takım elbisenin cebinden para çıkabiliyor.
bir keresinde çeyrek altın bile bulmuşluğum vardır.*
devamını gör...
aniden gelen rubens barrichelo’ya haksızlık yapıldığı hissi
konuyu bitirip öğrencilerimi soruları çözmeleri için bıraktığım o kısa zaman dilimi içinde aklıma gelen ve beni derinden yaralayan histir.
#1139878 nolu tanımında benim için sözlüğün en iyi yazarlarından biri olan ateist kaplumbağa bu olayı anlatmış. bence hemen bu tanımı okumayı bırakıp o müthiş tanımı okumalısınız. ve rubens barrichelo’ya yapılan haksızlığı öğrenmeli, gelecek nesillere aktarmalı ve bu haksızlığın unutulmaması için elinizden geleni yapmalısınız.
ben bambaşka bir şey anlatacağım. sentence completion sorularını çözerken dikkat edilmesi gereken hususları anlattığım dersin son on beş dakikasında öğrencilerimi test sorularını çözmeleri için bıraktığımda içimde büyük bir sıkıntı olduğunu anladım. aslında gün boyu devam etmişti bu sıkıntı sanki iki gündür aynı kırmızı sweatshirt’ü giyiyormuş gibi bir daralma duygusu vardı içimde.
bu sıkıntının kaynağının ne olduğunu anlamadan sorunu çözemeyeceğini bildiğim işin bir süre beyin fırtınası yaptım. ekonomik kriz beni o kadar rahatsız edemezdi. sonuçta rahatsız olsam da olmasam da eşit miktarda etkilenecektim bu krizden herkes gibi.
sorun matrix resurrections filmini izleyip izlememe kararsızlığı da olamazdı. sonuçta ne kadar kızgın olursam olayım keanu reeves için o filmi gidip izleyecektim.
daha derin düşünmem gerekiyordu belli ki. acaba sorun miğferdibi müdafaası esnasında legolas’ın uruk hai’yi iki atış yapmış olmasına rağmen indirememiş olması olabilir miydi? çünkü hala affedebildiğim bir hata değil bu. ama bu da değildi. hala öfkeli olsam da bu kalp kırklığı aklıma sadece beşinci günün şafağında gelirdi.
işin içinden çıkmakta zorlandıkça içimdeki his git gide bir öfkeye dönüşmeye başladı. beni bu kadar rahatsız eden şey neydi?
ve sonunda buldum. yıllarca rubens barrichelo’ya yapılan haksızlığa duyduğum öfke yeniden patlak vermişti işte. özellikle de pole pozisyonunda başladığı 2002 avusturya grand prix’sinde schumi’ye kendini geçmesi için izin verdiği o an.
bu anı aşamıyorum. beni anlayacağınızı ve bu konuda destek olacağınızı biliyorum değerli sözlük yazarları. çünkü bir insana yapılan haksızlık içimizde çığ gibi büyümeli.
#1139878 nolu tanımında benim için sözlüğün en iyi yazarlarından biri olan ateist kaplumbağa bu olayı anlatmış. bence hemen bu tanımı okumayı bırakıp o müthiş tanımı okumalısınız. ve rubens barrichelo’ya yapılan haksızlığı öğrenmeli, gelecek nesillere aktarmalı ve bu haksızlığın unutulmaması için elinizden geleni yapmalısınız.
ben bambaşka bir şey anlatacağım. sentence completion sorularını çözerken dikkat edilmesi gereken hususları anlattığım dersin son on beş dakikasında öğrencilerimi test sorularını çözmeleri için bıraktığımda içimde büyük bir sıkıntı olduğunu anladım. aslında gün boyu devam etmişti bu sıkıntı sanki iki gündür aynı kırmızı sweatshirt’ü giyiyormuş gibi bir daralma duygusu vardı içimde.
bu sıkıntının kaynağının ne olduğunu anlamadan sorunu çözemeyeceğini bildiğim işin bir süre beyin fırtınası yaptım. ekonomik kriz beni o kadar rahatsız edemezdi. sonuçta rahatsız olsam da olmasam da eşit miktarda etkilenecektim bu krizden herkes gibi.
sorun matrix resurrections filmini izleyip izlememe kararsızlığı da olamazdı. sonuçta ne kadar kızgın olursam olayım keanu reeves için o filmi gidip izleyecektim.
daha derin düşünmem gerekiyordu belli ki. acaba sorun miğferdibi müdafaası esnasında legolas’ın uruk hai’yi iki atış yapmış olmasına rağmen indirememiş olması olabilir miydi? çünkü hala affedebildiğim bir hata değil bu. ama bu da değildi. hala öfkeli olsam da bu kalp kırklığı aklıma sadece beşinci günün şafağında gelirdi.
işin içinden çıkmakta zorlandıkça içimdeki his git gide bir öfkeye dönüşmeye başladı. beni bu kadar rahatsız eden şey neydi?
ve sonunda buldum. yıllarca rubens barrichelo’ya yapılan haksızlığa duyduğum öfke yeniden patlak vermişti işte. özellikle de pole pozisyonunda başladığı 2002 avusturya grand prix’sinde schumi’ye kendini geçmesi için izin verdiği o an.
bu anı aşamıyorum. beni anlayacağınızı ve bu konuda destek olacağınızı biliyorum değerli sözlük yazarları. çünkü bir insana yapılan haksızlık içimizde çığ gibi büyümeli.
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
sırada daha kötü günlerin olduğu.
devamını gör...
alet çantası sözlük olsa alınabilecek nick
elektrik bandı, kırmızı olan.
evet üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun.
evet üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun.
devamını gör...
normal sözlük’te bütün moderatörleri engellemek
kafa sözlükte mümkün olmadığını öğrendiğimiz eylem.
peki modlar yazarları engelleyebiliyor mu?
zeki müren de bizi görebilecek mi?
peki modlar yazarları engelleyebiliyor mu?
zeki müren de bizi görebilecek mi?
devamını gör...
1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
belkide bir işçinin tam kapanmadan dolayı bayram yapabildiği tek gün diyebiliriz. bir başka zamanda hiçbir işçi tatil yapamıyordu.
devamını gör...
günaydın sözlük
07:30'da uyandım. çok isteyip yapmak istediğim şey ile ilgili aradığım insanı buldum. onun mutluluğu ve prozac hanım sayesinde günlerim artık daha güzel geçecek.*
devamını gör...
herkes bu kadar iyiyse o kadar kötü nereden çıkıyor sorunsalı
hikayeyi kimden dinlediyseniz o iyi, dinlemediğiniz kişi kötüdür. yani iyi ve kötü sadece algı meselesidir.
devamını gör...
gözlük kullananların korkulu rüyası
kucağa bebek alıp sevmek.
yeni yeni konuşmaya ya da oynamaya başlayan bebeği, gözünüzde gözlük varken kucağınıza aldınız mı hapı yuttunuz demektir. hadi kucağınıza kediyi aldınız, kedi sıkılınca ya da kızınca patisini rastgele hedef gözetmeden sallar. ama o yüzünüze sevimli ve sinsi sinsi gülen bebek bir anda o minicik eliyle gözlüğünüze yapışıverir. erken davranıp elindeki gözlüğü yere atıp kırmadan kurtarabilirseniz ne mutlu size.
yeni yeni konuşmaya ya da oynamaya başlayan bebeği, gözünüzde gözlük varken kucağınıza aldınız mı hapı yuttunuz demektir. hadi kucağınıza kediyi aldınız, kedi sıkılınca ya da kızınca patisini rastgele hedef gözetmeden sallar. ama o yüzünüze sevimli ve sinsi sinsi gülen bebek bir anda o minicik eliyle gözlüğünüze yapışıverir. erken davranıp elindeki gözlüğü yere atıp kırmadan kurtarabilirseniz ne mutlu size.
devamını gör...
gözle seçiniz
bazı bakkallarda ekmek rafındaki yazılı uyarı. ekmek seçerken el temasında bulunulmaması için yapıştırılmış yazı. gel gör ki pratikte uyan var mı ? bir iki kişi ya vardır ya yoktur. mümkün olduğu kadar fırından almayı tercih ederim.
devamını gör...
#tbt vakti radyo yayını
eskici geldiii haaaağğğnıııım...
neeemiş, neeemiiiiş?
yeni yayın vaaaarrmııııışşş.
yepyeni bir konseptle yine karşınızdayız. sözlük radyomuza eskileri getiriyoruz hanımlar ve beyler!
bundan sonra her hafta perşembe günleri, iş çıkışlarınıza denk getirebildiğimiz kadarıyla, sözlük radyosu'nda #tbt yayınlarımız olacak. her hafta bizler için değerli ve eski günler negzeldi cümlesindeki "eskiyi" hatırlatacak bir sanatçımızın şarkıları ve dizi/film müzikleri ile karşınızda olacağız. bu konseptin fikir babası hacı abimiz aykut'a da pekçe teşekkürlerimi sunuyorum.
bu haftaki sanatçımız genç kızların sevgilisi* tarkankeeen dizimiz leyla ile mecnun olacak. umarım listemizi beğenirsiniz. o halde saatler 18:35 olduğunda sözlük radyosunda buluşmak üzere.
afişimizi de şöööyle bıraktıktan sonraaaa eskilerde huzur bulma niyazıyla görüşmek üzereee diyoruuuum:

| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim
| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum
| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
neeemiş, neeemiiiiş?
yeni yayın vaaaarrmııııışşş.
yepyeni bir konseptle yine karşınızdayız. sözlük radyomuza eskileri getiriyoruz hanımlar ve beyler!
bundan sonra her hafta perşembe günleri, iş çıkışlarınıza denk getirebildiğimiz kadarıyla, sözlük radyosu'nda #tbt yayınlarımız olacak. her hafta bizler için değerli ve eski günler negzeldi cümlesindeki "eskiyi" hatırlatacak bir sanatçımızın şarkıları ve dizi/film müzikleri ile karşınızda olacağız. bu konseptin fikir babası hacı abimiz aykut'a da pekçe teşekkürlerimi sunuyorum.
bu haftaki sanatçımız genç kızların sevgilisi* tarkankeeen dizimiz leyla ile mecnun olacak. umarım listemizi beğenirsiniz. o halde saatler 18:35 olduğunda sözlük radyosunda buluşmak üzere.
afişimizi de şöööyle bıraktıktan sonraaaa eskilerde huzur bulma niyazıyla görüşmek üzereee diyoruuuum:

| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim
| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum
| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
devamını gör...


