yoldaş'tan normal sözlük yazarlarına açık mektup
yoldaş'ın dertlerini anlatacağı, bazı konularda yazarlarını bilgilendireceği başlıktır.
efendim; bazılarımız anlamıyor ya da pek acımasız davranmak mı istiyor bilmiyorum ama kafa sözlük kurumsal bir oluşum değil.
maslak’ta bir plaza katımız yok. tanıtım için şirket hesabımızda yüzbinlerce liramız yok.
esasen bir şirket hesabımız da yok *
buraya inanan yazarların, yöneticisinin, okuyucusunun mütevazı destekleri ile güncel tuttuğumuz bir fonumuz var.
bize sağda solda bal porsuğu diyorlarmış, ağızlarını yerim onların, ne de güzel betimlemişler.
zira böylesine community bir projeyi, kurtlar sofrasında bilhassa 2021 yılında ayakta tutmak, işletmek ve büyütmek için safi iyi niyetten fazlasına ihtiyacınız var.
çelik gibi sinirler, dipçik gibi zinde bir beden, kısıtlı bütçe ile doğru hamleler, “işte cesaret, işte feraset, işte fazilet, işte fedakarlık, işte mertlik, işte adam gibi adamlık“ gerekiyor.*
hepinizin malumu olan; kafa sözlük büyüyüp medyada ufak ufak kendine yer bulmaya başlayınca, belirli çevrelerde dikkat çekmeye başladı.
bizlerle dirsek temasında bulunmak isteyen, bizleri dolaylı yollarla yoklayan; büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim beyler de belirmedi değil. bir yatırım alıp burayı ticari bir kuruma dönüştürmek ve paranın altında kukla görevi görme niyetimiz yok.
en baştaki motivasyonumuz ( beeen yaşar usta) neyse bunu korumak konusunda kararlıyız.
reklam ve devasa yatırım bütçeleri olmadan ayaklarının üzerinde durabilen, tamamen bağımsız kalabilmeyi başarmış bir start up ile; 5 metrekare odasında büyük hayaller kurup, endişeli düşüncelere gark olmuş küçük girişimci ali, osman, hüseyin, merve ve diğer bir çok genç dostlarımıza/yoldaşlarımıza rol model olmak istiyoruz.
bunu başaracağız...
gel gelelim dillere pelesenk olmuş, son trendimiz olan kalite konusuna.
canlar; bunu sağlayacak olan sizlersiniz, kaliteden şikayet edip hiçbir şey yapmamak olmaz.
kaldı ki, kalite ile alakalı yapılan eleştirilerin birçoğuna katılamıyorum.
bir kıyas içine girmek daha doğru mu olur? emin değilim lakin faal olan diğer sözlükleri inceleyebilirseniz, (bizim sözlüğümüz diye söylemiyorum) kafa sözlük bu konuda bariz farklar taşıyor.
sokakta 10 tane insan çevirsek; bunların elbet birkaçı troll, birkaçı gayri ciddi olacaktır.
burası da herkese açık bir platform, genel kültür seviyesi düşük olan kimselere, "sen burada yazma" diyemeyiz nihayetinde.
ek olarak; sözlük konseptinin özünde liste&anket başlıkları var, buna engel olamayız.
akış; her türlü başlığın ayırt edilmeden yayımlandığı kategoridir.
rahatsızlık duyan kimseler için belirli kategoriler getirdik, #bilgi ya da #kültür-sanat gibi alanları kullanabilirsiniz.
ya da yalnızca #takip ettiğiniz başlıkları veya yazarların tanımlarını okuyabilirsiniz.
kaliteyi korumak ve artırmak için çok ciddi bir çaba içerisinde olduğumuzu da bilmenizi isterim.
misal olarak, 10 gün kadar önce bu sözlükte 24 saat içerisinde 9.000'in biraz üzerinde tanım girildi.
bu sayıyı daha net anlayabilmeniz için şöyle anlatayım: malum sözlükte çaylakların tanımını çıkarttığımız zaman, günlük 17.000 - 22.000 arası tanım girilmekte.
biz bunun yarısını 2.5 ayda yakalamışken, müdahil olmasak bu sayı katlanarak büyüyecekken ve sözlük çok daha ciddi yerlere gelecekken; ertesi gün 10'larca troll hesabı sözlükten uzaklaştırıp, bütün fake hesap sahiplerinin de hesaplarını kapattık. çaylaklık sistemini devreye sokup, yazarlık şartı için 100 karma puan koşulu getirdik.
yaptığımız bu müdahalelerle an itibarı ile 3.500-5.500 bandına geriledik ancak böylesi içimize daha çok sindi.*
kısacası derdimiz nitelik yerine nicelik olsaydı, bunu seçme şansı önümüze gelmişti.
nefsimiz sınandı ve sınavı da geçtik.*
hem bir anda büyüyüp ne yapacağız? böylesi daha doğal, daha hormonsuz.
an itibarı ile;
aktif yazar sayımız : 1923
aktif çaylak sayımız : 4149
yani öyle canım yazarlarım. şimdi gel gelelim bu uzuuun ve “bana ne ulan” dedirten yazının en can alıcı yerine...
burası bal porsuklarının sözlüğü. büyümek ve kocaman olmak için trendyol reklamlarına ihtiyacımız yok.
şimdi, bu hikayeyi beraber yazmak için her birinizi bal porsuğu olmaya davet ediyorum !
moderasyonu teker teker aranızdan seçtim, seçmeye de devam edeceğim.
halihazırda aranızda dolaşan arkadaşlarınızın; bazıları sözlüğün grafiklerini hallediyor, bazıları tanıtımlarımıza ön ayak oluyor, bazıları youtube için montaj ve ses konusunda, bazıları avukat bu alanda, bazıları güvenlik için, bazıları seo için, bazıları da bağlantıları ile yardımcı olmaya çalışıyor.
"şunu şöyle yap yoldaş, şöyle bir bağlantım var yoldaş, şunu yaparak sözlüğe bir şeyler kazandırabiliriz yoldaş", hatta "seni merak ediyorum yoldaş gelip bi sesini duyayım" gibi istekleriniz için discord hesabım halihazırda birçoğunuzda var.
olmayanlar için, özelden hesabınızı yazabilirseniz sizi ekleyebilirim. (-kullanıcı #5262- gibi)
imece bir model ile bir şeyler başarmaya çalışmamız bizi iddiasız yapmaz. halihazırda interaktif sözlükler sıralamasında anlık aktif yazar sayısı ve üretilen içerik gibi konuları baz aldığımızda en büyük ikinci sözlük pozisyonundayız.
çok ama çok iddialıyız ve bunu başaracağız. bunu hep beraber başaracağız... (motivasyon konusunda bir fatih terim değilim, idare edin)
bunu başarırken de yardım organizasyonlarını hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz.
mottomuz: her ay 1 tane sosyal sorumluluk projesinde bulunmak.
geçtiğimiz aylarda 2 adet çok güzel ve faydalı projeyi yoğun katılım ve başarılı bir organizasyon ile gerçekleştirdik.
ilerleyen günlerde sokak hayvanları için de bir projenin içerisinde yer alacağız. arka planda hazırlık içerisindeyiz.
her birimizin yazmaktan, üyesi olmaktan gurur duyacağı, göğsümüzü kabartacak bir kafa sözlük platformunu el ele inşa edeceğiz.
sizleri pek seviyorum.
efendim; bazılarımız anlamıyor ya da pek acımasız davranmak mı istiyor bilmiyorum ama kafa sözlük kurumsal bir oluşum değil.
maslak’ta bir plaza katımız yok. tanıtım için şirket hesabımızda yüzbinlerce liramız yok.
esasen bir şirket hesabımız da yok *
buraya inanan yazarların, yöneticisinin, okuyucusunun mütevazı destekleri ile güncel tuttuğumuz bir fonumuz var.
bize sağda solda bal porsuğu diyorlarmış, ağızlarını yerim onların, ne de güzel betimlemişler.
zira böylesine community bir projeyi, kurtlar sofrasında bilhassa 2021 yılında ayakta tutmak, işletmek ve büyütmek için safi iyi niyetten fazlasına ihtiyacınız var.
çelik gibi sinirler, dipçik gibi zinde bir beden, kısıtlı bütçe ile doğru hamleler, “işte cesaret, işte feraset, işte fazilet, işte fedakarlık, işte mertlik, işte adam gibi adamlık“ gerekiyor.*
hepinizin malumu olan; kafa sözlük büyüyüp medyada ufak ufak kendine yer bulmaya başlayınca, belirli çevrelerde dikkat çekmeye başladı.
bizlerle dirsek temasında bulunmak isteyen, bizleri dolaylı yollarla yoklayan; büyük patron, milyarder, para babası, fabrikalar sahibi saim beyler de belirmedi değil. bir yatırım alıp burayı ticari bir kuruma dönüştürmek ve paranın altında kukla görevi görme niyetimiz yok.
en baştaki motivasyonumuz ( beeen yaşar usta) neyse bunu korumak konusunda kararlıyız.
reklam ve devasa yatırım bütçeleri olmadan ayaklarının üzerinde durabilen, tamamen bağımsız kalabilmeyi başarmış bir start up ile; 5 metrekare odasında büyük hayaller kurup, endişeli düşüncelere gark olmuş küçük girişimci ali, osman, hüseyin, merve ve diğer bir çok genç dostlarımıza/yoldaşlarımıza rol model olmak istiyoruz.
bunu başaracağız...
gel gelelim dillere pelesenk olmuş, son trendimiz olan kalite konusuna.
canlar; bunu sağlayacak olan sizlersiniz, kaliteden şikayet edip hiçbir şey yapmamak olmaz.
kaldı ki, kalite ile alakalı yapılan eleştirilerin birçoğuna katılamıyorum.
bir kıyas içine girmek daha doğru mu olur? emin değilim lakin faal olan diğer sözlükleri inceleyebilirseniz, (bizim sözlüğümüz diye söylemiyorum) kafa sözlük bu konuda bariz farklar taşıyor.
sokakta 10 tane insan çevirsek; bunların elbet birkaçı troll, birkaçı gayri ciddi olacaktır.
burası da herkese açık bir platform, genel kültür seviyesi düşük olan kimselere, "sen burada yazma" diyemeyiz nihayetinde.
ek olarak; sözlük konseptinin özünde liste&anket başlıkları var, buna engel olamayız.
akış; her türlü başlığın ayırt edilmeden yayımlandığı kategoridir.
rahatsızlık duyan kimseler için belirli kategoriler getirdik, #bilgi ya da #kültür-sanat gibi alanları kullanabilirsiniz.
ya da yalnızca #takip ettiğiniz başlıkları veya yazarların tanımlarını okuyabilirsiniz.
kaliteyi korumak ve artırmak için çok ciddi bir çaba içerisinde olduğumuzu da bilmenizi isterim.
misal olarak, 10 gün kadar önce bu sözlükte 24 saat içerisinde 9.000'in biraz üzerinde tanım girildi.
bu sayıyı daha net anlayabilmeniz için şöyle anlatayım: malum sözlükte çaylakların tanımını çıkarttığımız zaman, günlük 17.000 - 22.000 arası tanım girilmekte.
biz bunun yarısını 2.5 ayda yakalamışken, müdahil olmasak bu sayı katlanarak büyüyecekken ve sözlük çok daha ciddi yerlere gelecekken; ertesi gün 10'larca troll hesabı sözlükten uzaklaştırıp, bütün fake hesap sahiplerinin de hesaplarını kapattık. çaylaklık sistemini devreye sokup, yazarlık şartı için 100 karma puan koşulu getirdik.
yaptığımız bu müdahalelerle an itibarı ile 3.500-5.500 bandına geriledik ancak böylesi içimize daha çok sindi.*
kısacası derdimiz nitelik yerine nicelik olsaydı, bunu seçme şansı önümüze gelmişti.
nefsimiz sınandı ve sınavı da geçtik.*
hem bir anda büyüyüp ne yapacağız? böylesi daha doğal, daha hormonsuz.
an itibarı ile;
aktif yazar sayımız : 1923
aktif çaylak sayımız : 4149
yani öyle canım yazarlarım. şimdi gel gelelim bu uzuuun ve “bana ne ulan” dedirten yazının en can alıcı yerine...
burası bal porsuklarının sözlüğü. büyümek ve kocaman olmak için trendyol reklamlarına ihtiyacımız yok.
şimdi, bu hikayeyi beraber yazmak için her birinizi bal porsuğu olmaya davet ediyorum !
moderasyonu teker teker aranızdan seçtim, seçmeye de devam edeceğim.
halihazırda aranızda dolaşan arkadaşlarınızın; bazıları sözlüğün grafiklerini hallediyor, bazıları tanıtımlarımıza ön ayak oluyor, bazıları youtube için montaj ve ses konusunda, bazıları avukat bu alanda, bazıları güvenlik için, bazıları seo için, bazıları da bağlantıları ile yardımcı olmaya çalışıyor.
"şunu şöyle yap yoldaş, şöyle bir bağlantım var yoldaş, şunu yaparak sözlüğe bir şeyler kazandırabiliriz yoldaş", hatta "seni merak ediyorum yoldaş gelip bi sesini duyayım" gibi istekleriniz için discord hesabım halihazırda birçoğunuzda var.
olmayanlar için, özelden hesabınızı yazabilirseniz sizi ekleyebilirim. (-kullanıcı #5262- gibi)
imece bir model ile bir şeyler başarmaya çalışmamız bizi iddiasız yapmaz. halihazırda interaktif sözlükler sıralamasında anlık aktif yazar sayısı ve üretilen içerik gibi konuları baz aldığımızda en büyük ikinci sözlük pozisyonundayız.
çok ama çok iddialıyız ve bunu başaracağız. bunu hep beraber başaracağız... (motivasyon konusunda bir fatih terim değilim, idare edin)
bunu başarırken de yardım organizasyonlarını hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz.
mottomuz: her ay 1 tane sosyal sorumluluk projesinde bulunmak.
geçtiğimiz aylarda 2 adet çok güzel ve faydalı projeyi yoğun katılım ve başarılı bir organizasyon ile gerçekleştirdik.
ilerleyen günlerde sokak hayvanları için de bir projenin içerisinde yer alacağız. arka planda hazırlık içerisindeyiz.
her birimizin yazmaktan, üyesi olmaktan gurur duyacağı, göğsümüzü kabartacak bir kafa sözlük platformunu el ele inşa edeceğiz.
sizleri pek seviyorum.
devamını gör...
izlanda'ya gitmek
en büyük hayalim olan eylem.
genellikle böyle bir hayali ve amacı olanların önündeki en büyük sıkıntı olan soğuk da benim için hiç problem değil. doğma büyüme eskişehir bebesi olarak diz boyu kara ve göt donduran soğuklara alışığım* dhfjhkbkbjjbjbkbj.
ayrıca yanılmıyorsam yakın zamanda benim mesleğim de dahil pek çok meslek grubunda bir gün içerisinde daha az çalışarak daha verimli olunacak bu sisteme geçiş yapılacak.
kısaca, dünyada bir cennet varsa benim için orası izlanda'dır.**
ayrıca:
(bkz: herkes rütbesine yakışanı yapsın)*
genellikle böyle bir hayali ve amacı olanların önündeki en büyük sıkıntı olan soğuk da benim için hiç problem değil. doğma büyüme eskişehir bebesi olarak diz boyu kara ve göt donduran soğuklara alışığım* dhfjhkbkbjjbjbkbj.
ayrıca yanılmıyorsam yakın zamanda benim mesleğim de dahil pek çok meslek grubunda bir gün içerisinde daha az çalışarak daha verimli olunacak bu sisteme geçiş yapılacak.
kısaca, dünyada bir cennet varsa benim için orası izlanda'dır.**
ayrıca:
(bkz: herkes rütbesine yakışanı yapsın)*
devamını gör...
ilk maya köle gemisi
meksika'da bulunan ve 1850'li yıllara ait olduğu düşünülen gemi. bilinenlere göre gemi, yolcusu olan mayalıları küba'daki şeker kamışı tarlalarına götürüyordu.
gemideki mayalılar, 1847 ila 1901 yılları arasında yaşanan savaşta esir düşürülmüş kişilerdi. savaş ispanyollar ve yerli halklar arasında yapılmıştı, yakalanan birçok kişi köle olarak satışa çıkarılmıştı. bu mağduriyetin asilleri olan mayalılar, sözleşmeli işçi olarak küba'ya gidiyorlardı çünkü o yıllar meksika'da kölelik/köle ticareti yasal değildi. yasal olmadığını bilenler fırsatı kaçırmamak için isimlerine sözleşmeli işçi demişlerdi.
gemiye ait bir fotoğraf olmadığından, elimizde yalnızca kalıntılarının son hali var;

kalıntılar 2017 yılında, meksika'nın yucatan eyaletinin en önemli limanlarından olan sisal'de bulundu.
gemideki mayalılar, 1847 ila 1901 yılları arasında yaşanan savaşta esir düşürülmüş kişilerdi. savaş ispanyollar ve yerli halklar arasında yapılmıştı, yakalanan birçok kişi köle olarak satışa çıkarılmıştı. bu mağduriyetin asilleri olan mayalılar, sözleşmeli işçi olarak küba'ya gidiyorlardı çünkü o yıllar meksika'da kölelik/köle ticareti yasal değildi. yasal olmadığını bilenler fırsatı kaçırmamak için isimlerine sözleşmeli işçi demişlerdi.
gemiye ait bir fotoğraf olmadığından, elimizde yalnızca kalıntılarının son hali var;

kalıntılar 2017 yılında, meksika'nın yucatan eyaletinin en önemli limanlarından olan sisal'de bulundu.
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
zeytin kurmak. ilk toplandığında o kadar acı oluyor ve acılığının geçmesi için o kadar çok su içinde beklemesi ve suyunun değiştirilmesi gerekiyor ki yenilebilir hale gelene kadar nasıl vazgeçmediklerini merak ediyorum doğrusu.
devamını gör...
stajyer
robert de niro'nun sempatikliği ve anne hathaway'in kalpleri yerinden oynatan güzelliğiyle yeri gelir duygulandıran yeri gelir güldüren 2015 yapımı film. özellikle bilgisayardaki epostayı silmek için jules'in annesinin evine gizlice gitme anları oldukça hoş. diğer yandan bizim emeklilerimizin ne kadar boş yaşadıklarını da hissettiriyor. adam emekli oluyor hala yaşama azmi var. bir seyleri başarmak istiyor. işe yaradığını hissetmek istiyor. bizimkilerse erkek kahvehanede kadın torunlara bakma derdinde. bir de günlerde.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
eflâtun gözlerin olduğunu bilmiyordum
gece yarısını yaşamaktan yorgunum...
attilâ ilhan - kaptan.
gece yarısını yaşamaktan yorgunum...
attilâ ilhan - kaptan.
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
şerefiniz kadar takı taksanız yeter.
devamını gör...
çaylak sahiplenmek
"köpek miyiz lan biz" dedirten başlık.
devamını gör...
a tout le monde
megadeth şarkısıdır. neredeydim, hatırlamıyorum. yaşamın bir oyun olduğunu farkettim. ne kadar ciddiye aldıysam o kadar zorlaştı kuralları. bedelimin ne olduğunu bilemedim yaşamım gözlerimin önünden geçerken gördüm ki çok az şey başarabilmişim, esirgenmiş benden tüm istediklerim. bunları okurken, bilin ki dostlarım sizinle kalmayı çok isterdim. lütfen gülümseyin aklınıza geldiğimde. giden sadece bedenim.*
devamını gör...
öz güvensiz çocuklar yetiştirmek
çok kolaydır, sorumluluk vermeyerek yapılabilir.
sadece ders çalış, sadece yemeğini ye, sadece oyununu oyna dersek çocukta özgüvensiz olur.
ekmek alsa, dolmuşa binse, evi süpürse, bulaşık yerleştirse vb.
verilen sorumluluklar, kendini taşımak çocuğa özgüven yükler.
sadece ders çalış, sadece yemeğini ye, sadece oyununu oyna dersek çocukta özgüvensiz olur.
ekmek alsa, dolmuşa binse, evi süpürse, bulaşık yerleştirse vb.
verilen sorumluluklar, kendini taşımak çocuğa özgüven yükler.
devamını gör...
18 yaşında futbol kariyerini noktalayan oyuncu
adam harvard üniversitesi beni kabul etti diyor,
millet adama mal diyor.
oğlum herkes türkiye’de yaşamıyor bunu artık anlayın.
aklı başında adamdır.
millet adama mal diyor.
oğlum herkes türkiye’de yaşamıyor bunu artık anlayın.
aklı başında adamdır.
devamını gör...
geceye çocukluktan kalan bir ukde bırak
anne sevgisi...
annem hayattaydı ama hiç alakadar olduğunu bilmem. hastane zamanlarımda kardeşlerimi bahane eder günde bir saat de olsa yanıma gelmezdi. bahane çünkü, teyzem bizde kalıyordu istese pek tabii kardeslerimi ona bırakıp, babamla bir saatliğine de olsa gelebilirdi .herkesin annesi yanında olurdu. benim ise babam. o da işten izin alabildiği kadar...
....
-seni çöpün kenarında bulduk! gözlerim doldu, taştı taşacak;
+biliyorum. anneciğim geri atmazsınız degil mi? yüzünde sert bir ifadeyle;
-bilmem, belki atarım. o esnada korkudan yüreğim ağzımda;
+ama beni kopekler, kediler yeeer!
-yerler tabi... titreyen ellerimi karnıma koyup;
+karnımı yerler mi?
-yerler!!! korkuyla kollarima sarilip;
+ellerimi yerler mi?
-ellerini de yerler. ağlayarak ellerimi başıma koyup;
+kafamı bile yerler mi?!
-sorup durma ! her tarafini ,kemiklerini bile yerler! artik hıçkırıklara boğulurum;
-ama o zaman ölürüm ben!
+öööll bana ne? sen benim çocuğum değilsin.
-anneee...
+anne deme bana!
-....
ıkinci sinifa gidinceye kadar ,hastanede degilsem ve annemle evde yalnız kalmışsam her günüm böyle geçermiş. ben aglarken annem de bu duruma çok gülermiş. bunu eski günlerin muhabbeti acildiginda kahkahalarla anlatan annem diyor. aglaya ağlaya üzüntüden şekerim tavan yapar, sonra uyur kalırmışım. (tip 1 diyabetim ) çöpün kenarinda bulduklarindan midir nedir, beni kan çekiyor eski muhitten arkadaşlarımı pek bir özlüyorum. hergün mutlaka bizim çocuklarla buluşup mama su veriyorum...*
annem hayattaydı ama hiç alakadar olduğunu bilmem. hastane zamanlarımda kardeşlerimi bahane eder günde bir saat de olsa yanıma gelmezdi. bahane çünkü, teyzem bizde kalıyordu istese pek tabii kardeslerimi ona bırakıp, babamla bir saatliğine de olsa gelebilirdi .herkesin annesi yanında olurdu. benim ise babam. o da işten izin alabildiği kadar...
....
-seni çöpün kenarında bulduk! gözlerim doldu, taştı taşacak;
+biliyorum. anneciğim geri atmazsınız degil mi? yüzünde sert bir ifadeyle;
-bilmem, belki atarım. o esnada korkudan yüreğim ağzımda;
+ama beni kopekler, kediler yeeer!
-yerler tabi... titreyen ellerimi karnıma koyup;
+karnımı yerler mi?
-yerler!!! korkuyla kollarima sarilip;
+ellerimi yerler mi?
-ellerini de yerler. ağlayarak ellerimi başıma koyup;
+kafamı bile yerler mi?!
-sorup durma ! her tarafini ,kemiklerini bile yerler! artik hıçkırıklara boğulurum;
-ama o zaman ölürüm ben!
+öööll bana ne? sen benim çocuğum değilsin.
-anneee...
+anne deme bana!
-....
ıkinci sinifa gidinceye kadar ,hastanede degilsem ve annemle evde yalnız kalmışsam her günüm böyle geçermiş. ben aglarken annem de bu duruma çok gülermiş. bunu eski günlerin muhabbeti acildiginda kahkahalarla anlatan annem diyor. aglaya ağlaya üzüntüden şekerim tavan yapar, sonra uyur kalırmışım. (tip 1 diyabetim ) çöpün kenarinda bulduklarindan midir nedir, beni kan çekiyor eski muhitten arkadaşlarımı pek bir özlüyorum. hergün mutlaka bizim çocuklarla buluşup mama su veriyorum...*
devamını gör...
duygularıyla hareket eden insan
en doğrusunu yapan insandır.
mantığıyla hareket etmeyi kendisine düstur edinmiş bir kadın olarak başıma açılan bütün işlerin altından mantığımın çıktığını söyleyebilirim. ya bende zerre mantık yok ya da bu mantık dedikleri pek bir işe yaramıyor. içim dışım rasyonellik olmuş. kavga ederken falan dahi rasyonel olmaya çalışıyorum. aşkta falan mesela rasyonel olunur mu? ben oluyorum. olamasam da yelteniyorum. duygusuz bir insan oldum çıktım. ne nefretim nefret ne de sevgim sevgi. varsa yoksa aklım.
yapacak bir şey de yok gerçi. yaşayıp gidiyoruz işte.
mantığıyla hareket etmeyi kendisine düstur edinmiş bir kadın olarak başıma açılan bütün işlerin altından mantığımın çıktığını söyleyebilirim. ya bende zerre mantık yok ya da bu mantık dedikleri pek bir işe yaramıyor. içim dışım rasyonellik olmuş. kavga ederken falan dahi rasyonel olmaya çalışıyorum. aşkta falan mesela rasyonel olunur mu? ben oluyorum. olamasam da yelteniyorum. duygusuz bir insan oldum çıktım. ne nefretim nefret ne de sevgim sevgi. varsa yoksa aklım.
yapacak bir şey de yok gerçi. yaşayıp gidiyoruz işte.
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
her ne kadar kaprisli bir şımarık olsan da seni çok seviyorum oğlum. iyi ki hayatımdasın, iyi ki birbirimizi seçtik.
devamını gör...
yazarların tek bir şansı olsa değiştireceği şey
5 yaş insanın en olgun çağıdır sonra çürüme başlar diyen alper kamu'ya hak verdiğim için hep 5 yaşında kalmak isterdim.
devamını gör...
allez opi omi
tour de france 2021’de zekası elindeki pankartla aynı seviyede olan bir seyircinin vermeye çalışırken onlarca bisikletin birbirine girip sekiz bisikletçinin yaralanmasına neden olan mesajdır.

fransızcada “ haydi büyükanne, dede” anlamına gelen sözcüklerin yazılı bulunduğu pankartla mesajını hunharca iletmeye çalışan üstakıl sahibi yarışsever önce alman bisikletçinin ardından da onu takip eden bisikletçilerin düşüp yaralanmasına neden olmuştur.
organizatörlerin dava açacaklarını belirttikleri yarışsever hala fransa polisi tarafından aranmaktadır.
herhangi bir sporun seyircisi olabilmek için önceden bir eğitim alınması gerektiğinin açık göstergesi olan bu kaza insan zekasının varabileceği en üst noktayı göstermesi açısından da önemlidir. bu kazanın bize gösterdiği ikinci önemli nokta ise insanların nasıl birer ilgi budalasına dönüştüklerini göstermesidir. kendi dertlerini, mesajlarını paylaşmak herkesten, her şeyden önemli bir hale geldi onlar için. 15 dakikalık ünlü olma haklarını budalaca harcamaktan çekinmeyecek pervasız olmaları ise çok düşündürücü.
bu arada benim merakımı artıran bu kardeşimizin büyükanne ve babasını hangi konuda cesaretlendirmeye çalıştığıdır. umarım hayırlı bir iş içindir bu çaba. yoksa çok yazık olur.

fransızcada “ haydi büyükanne, dede” anlamına gelen sözcüklerin yazılı bulunduğu pankartla mesajını hunharca iletmeye çalışan üstakıl sahibi yarışsever önce alman bisikletçinin ardından da onu takip eden bisikletçilerin düşüp yaralanmasına neden olmuştur.
organizatörlerin dava açacaklarını belirttikleri yarışsever hala fransa polisi tarafından aranmaktadır.
herhangi bir sporun seyircisi olabilmek için önceden bir eğitim alınması gerektiğinin açık göstergesi olan bu kaza insan zekasının varabileceği en üst noktayı göstermesi açısından da önemlidir. bu kazanın bize gösterdiği ikinci önemli nokta ise insanların nasıl birer ilgi budalasına dönüştüklerini göstermesidir. kendi dertlerini, mesajlarını paylaşmak herkesten, her şeyden önemli bir hale geldi onlar için. 15 dakikalık ünlü olma haklarını budalaca harcamaktan çekinmeyecek pervasız olmaları ise çok düşündürücü.
bu arada benim merakımı artıran bu kardeşimizin büyükanne ve babasını hangi konuda cesaretlendirmeye çalıştığıdır. umarım hayırlı bir iş içindir bu çaba. yoksa çok yazık olur.
devamını gör...
psikiyatrik problemlerin insanlara karizmatik gelmesi
psikiyatrik problemleri/hastalıkları karizmatik bulan insanlar yüksek ihtimalle cahildir. ikinci ihtimal olarak da kendisi de sorunludur.
sizin için yakın akraba/arkadaş ya da vazgeçilmez bir pozisyonda değilse kaçın. hatta koşarak kaçın. benim kaçmışlığım var. böyle bir sorunu varsa problem, yoksa ve var diyorsa daha büyük problem çünkü.
sizin için yakın akraba/arkadaş ya da vazgeçilmez bir pozisyonda değilse kaçın. hatta koşarak kaçın. benim kaçmışlığım var. böyle bir sorunu varsa problem, yoksa ve var diyorsa daha büyük problem çünkü.
devamını gör...


