belli bir yaşın altında iken insanların içinde hiç çekinmeden salya sümük gerçekleştirilen eylem.
bir de belli bir yaş eşiğini geçtikten sonra aynı umursamazlığa dönülüyormuş onu deneyimledim geçenlerde.
iş yerinde gerçekleşen pek çok can sıkıcı durumun sonunda kendimi başarıyla saatlerce tutabildim ancak evime yaklaşık 5 dakikalık mesafedeki avmden geçerken (metrobüs çıkışında en kestirme yol orası oluyor) birden yürüyen merdivenlerde ağlamaya başladım. hemen tuvalete koştum. kabine kapanıp ağlamaya devam ettim. uzunca bir süre sonunda tuvalette oturmaktan sıkılıp ağlamam da bir türlü durmayınca çıkayım bari dedim. english home'un önünden geçerken %70 indirim olduğunu fark ettim ve ağlayarak mevresimlere baktım. daha sonra media marktta ağlayarak çizim tabletlerini kurcaladım. lenovo yoga'da bir süre çizim yaptım. sonra o kadar uzun süre ağlamaktan olacak karnım acıktı. migrosa gidip market alışverişimi yaptım, ağlayarak marul seçtim.

sonuç olarak: ağlamak, gülmek kadar doğaldır. lütfen alışveriş merkezinde ağlayarak gezen insanlara dik dik bakmayalım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

at yalanı silkeyim inananı
devamını gör...

oldukça gereksiz olan ve insanı sinir edecek olan eylemdir. adı üstünde 'cahil' her şeyi biliyor yani.

imam şafii'nin de dediği gibi : ' bir delille kırk alimi yendim de kırk delille bir cahili yenemedim'.

hiç gerek yoktur.
devamını gör...

ingilizce'de keder, ızdırap anlamına gelen kelime.
ayrıca august friedrich schenck isimli ressamın 1878 civarında yaptığı tablosunun adı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
eser kendisini zaten anlatıyor. ölmüş yavrusunun başında, onu kapmak isteyen kargalara karşı yavrusunu korumaya çalışan koyunun ızdırabını hissedebiliyor, ağzından çıkan dumandan ve kargaların havalanmasından attığı çığlığı duyabiliyoruz. ama kargalar bekliyor. koyunun yas tutması umurlarında değil. onlar için yemek vakti.
resimdeki donuk ve kasvetli tonlama, ölmüş kuzunun ağzından akmış ve karı kırmızıya boyamış kan, koyunun ağzından çıkan duman resmin önemli detayları. hayvanların da bu derin ve acı hissi yaşayabileceklerini gösteren çok ilginç bir sahneyi ressam başarıyla çizmiş. etkileyici bir tablo.
1878'de paris salon'unda sergilenen eser, ressamın en ünlü çalışması. melbourne national gallery of victoria'da sergileniyor.
kaynak
devamını gör...

belkıs akkale - daha senden gayrı aşık mı yoktur

devamını gör...

''akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğime, deli olurum dünya benim kahrımı çeksin..'' klişedir ama on numara cümle..
devamını gör...

zaten hiç dışarı çıkmıyordum ama yine de içime bir sıkıntı çöktü. yasaklar hep mi tatlı gelir be. tam o tarihte dışarı çıkasım gelir şimdi al başına belayı.
devamını gör...

'keloğlanın kediyle çekişmesi' şeklinde okuduğum başlık.
bre keloğlan ne istersin minnacık kediden diye hayıflandırmıştır beni.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sanırım kedilerimi özledim. gidip bir kaç yanak, toto ısırayım geleyim en iyisi. *
devamını gör...

(bkz: insan)

ötesi yok.
devamını gör...

danimarka'nın metal müziğe en değerli armağanlarından biri. dahi sıfatını hak eden finn zierler'ın* lideri olduğu, 3 tane birbirinden güzel albümden sonra dağılmış karanlık oluşum. gerçi twilight zamanlarını da sayarsak toplam 5 adet official full-length albümleri vardır.

kariyerlerine twilight ismiyle başlamışlardır. bu dönemlerinde eye for an eye adlı bir albüm çıkarmışlardır 1994 senesinde. 1996'da beyond twilight adıyla müzik yapmaya başladıktan sonra ilk demo albümleri olan the edge'i bir bonus şarkı ve farklı kapakla official full-length albüm olarak çıkarmışlardır. beyond twilight olarak çıkardıkları ilk yeni albüm 1999 tarihli lurking fantasia'dır ancak bu da demo bir albümdür. ben bilhassa demo albüme ismini veren şarkıyı çok severim.

efsane vokalist jorn lande'li, ilk official full-length beyond twilight albümü, genelde en beğenilen işleridir. (bkz: the devil's hall of fame) lakin yazarca (bence) en olağanüstü albümleri, son eserleri olan for the love of art and the making'dir. "değeri bu yüzyılda anlaşılamayacak herhalde," dedirtir.

yukarıda bahsedilmeyen, beyond twilight olduklarından sonra çıkan 2. official full-length albümleri (bkz: section x) de çok iyidir. lande etkilenimli solistlerin belki de en iyisi kelly carpenter burada vokalleri üstlenmiştir.

bu arada the edge'i yukarıdaki sıralamaya dahil etmedim, zira dediğim gibi bu zaten ilk demo albümlerinin yeniden yayımlanmış haliydi, işte bir yeni şarkı hariç. (bkz: reissue)

progressive metal türünde/tarzında müzikleri vardır. grubun kurucusu ve as elemanı bir klavyeci olduğundan müziklerinde klavyeler ziyadesiyle dominanttır. finn zierler, öyle pek virtüözik işlere bulaşan bir klavyeci olmasa da özellikle de piyanodaki yetkinliğini ve yeteneklerini de yer yer sergiler bt'nin müziğinde. bana göre ton seçme/yazma konusunda da etkileyicidir danimarkalı isim ki aslında beyond twilight'ın 3 albümünde de bu bakımdan oldukça varyatif takılmıştır; yani bolca varyasyonlu klavye tonlarına şahitlik eder, grubun albümlerini dinleyen kulaklar.

yine for the love of art and the making'e ayrı parantez açmak istiyorum zira burada bilindik "progressive metal" kalıplarını, normlarını hiçe sayan aykırılıkta işlere girişmiştir finn zierler ve arkadaşları. yani hakikaten bu kadar kısa sürede yazılıp kaydedilen, bu denli iyi ve özgün bir başyapıt daha bilmiyorum ben şahsen. binlerce kere dinledim bu albümü ve bu sönsuza kadar böyle devam edecek gibi görünüyor.

beyond twilight'ın metal dünyasındaki etkisi/yeri konusuna gelirsek... yani dev gruplar arasında asla değiller. çok bilinen gruplar arasında da sayılmazlar. aşırı az bilinen bir grup da diyemeyiz lakin, danimarkalı topluluk için. yani prog metal fanları bu grubu mutlaka bilirler (z kuşağından herkes için konuşamam ama araştırma yapanları da bu gruba rastlar herhalde). progressive metal ile orta seviyede ilgilenenlerin de ciddi kısmı bu gruptan bahsedildiğine büyük ihtimalle bir yerlerde rastlarlar.

sanat, ölümsüz bir şey. beyond twilight'ın dağılmış olması, onların sanat eserlerinin yok olacağı anlamına gelmiyor. benim için her zaman güncel olacak grubun yarattığı eserler, en azından.
devamını gör...

"ilk tanıdığım haline âşık, son tanıdığım haline ise kırgınım."
-ilhan berk

ne kadar da nahif bir söz değil mi? yüreğimi şuracığa bıraktım.
devamını gör...

resmi tarihe göre grönland'ı 900 yılında norveçli denizci (bkz: gunnbjorn ulfsson) keşfetmiştir.
ulfsson, izlanda yolculuğu esnasında denizde çıkan bir fırtına sonucu grönland kıyılarına sürüklenmiş ve bu olayı ülkesine bildirmiştir.

986 yılında ise (bkz: kızıl erik), grönland'da bir viking sömürgesi kurmuş ve adaya böylece yerleşim başlamıştır.
devamını gör...

çok uzun zamandır birçok sözlükte yazarlık yaparım. ondan öncesi oyun forumlarında takılırdım. nick-kişilik uyumu bu kadar kötü yazar hakikaten görmedim.

tahminim inanılmaz bir egosu var. ironileri bile ciddiye alıyor gibi. ama bunu ciddiye alırsın herhalde ya artık? açık açık yazdım yani dümdüz. sıfır ironi.

bu oyuna bir süre daha devam edebilirdim. ama kendinden olmayana nasıl bir nefretle baktığını bugün yine gördüm.

#1473185

kendinden olmayana nasıl saldırdığını, ikiyüzlülüğünü yine gün yüzüne serdin.

edit: ufak da bi uyarı. nickaltında yazılanların yarısı ironi içermektedir. ama yine de sen bilirsin tabi.*
devamını gör...

tdk tarafından anlamına bakıldığında bir şeyin var olmayışı, yokluktur.

aklıma neyzen tevfik'in şu anısı geldi:


sadrazam talat paşa, bir gün neyzen tevfik'e devlet dairelerinden birinde katiplik önerir. neyzen tevfik:

- katip olacağım da ne olacak, diye sorar.
teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran talat paşa, memurluk katlarını alttan üste sıralar:
- önce şu, sonra bu...
neyzen'in hala hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür:
- daha sonra vekil, nazır, kim bilir belki de sadrazam...
neyzen'in yanıtı yine bir soru olur:
- ya sonra?
talat paşa bir an duraksar, sonrası padişahlıktır çünkü. ister istemez:
- hiç! der.
bu yanıt karşısında güler ve şöyle der neyzen tevfik:
- ben bugün de "hiç"im! sonu hiç olduktan sonra, onca zahmete ne gerek var?
devamını gör...



devamını gör...

"duygularınızı değiştirmeleri olanaksızdı; siz kendiniz bile değiştiremezdiniz duygularınızı, isteseniz bile. yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi; ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz,yüreğinizin içi,sırrını korurdu."
devamını gör...

elini kalbine götürdü
burası var ya dedi
taşa toprağa gerek kalmadan insanın gömüldüğü tek yer...
neşet ertaş
devamını gör...

ırakla ilgili hangi konu açılırsa açılsın ilk aklıma gelen şey askerlerimizin başına çuval geçirilmesi olayı oluyor.
resmen şahsımda bir travma halini almıştır.
saddam hüseyin bile bana bunu hatırlatmaktadır
devamını gör...

“bugün sana bir tepeden baktım aziz ankara” adlı çalışmam.

neredeyim la ben?
(bkz: lost)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim