çocukluğa götüren tatlar
top şeklinde sakız (ekşi/şekerli)
leblebi tozu
patlayan şeker
meybuz
petibör bisküvi arası lokum
salçalı ekmek diyebilirim.
leblebi tozu
patlayan şeker
meybuz
petibör bisküvi arası lokum
salçalı ekmek diyebilirim.
devamını gör...
patates
pizzaro isimli ispanyol kaşif tarafından ayak bastığı peru'da keşfedilmiş. o andan itibaren hızlı gelişen, kolay saklanabilen, doyurucu ve besleyici bir gıda olan patates, keşfe çıkacak olan gemilerin ambarlarını doldurmaya başlamış.
1840 senesinde rus hükümeti halkı patates ekmeye ikna etmeye çalışınca her allah'ın günü çavdar ekmeği yemeye alışık olan halk patates bize yabancı diye isyan etmeye kalkmış. şimdi artık geleneksel pek çok rus yemeğinde de bulunan bir gıda olmuş ve orada da seviliyor.
patatesin avrupa'ya yayılması ise otuz yıl savaşları (1618 - 1648) sırasında gerçekleşmiş. almanya'ya giden ispanyol askerler yanlarında patatesleri at yemi niyetiyle götürmüşler. o yıllarda yoksullukla cebelleşen alman köylüler, ispanyollardan bazen araklayarak bazen de dilenme yoluyla patatesi tatma fırsatı edinmişler. ama nasıl yiyeceklerini bilmedikleri için kabuğunu soymadan çiğ şekilde yemeye çalışmaları sonucu rahatsızlanmışlar. bundan şüphelenen almanlar, patatesi kolera, veba, humma gibi hastalık taşıyıcısı kabul etmişler ve patatesi fişlemişler. kendileri yemeyip hayvanlarına yedirmişler. bunun dışında da savaş esirlerine de yiyecek olarak vermişler.
işte bu almanlar'ın gayrı insanı tutumları olmasaymış, patates belki de tadının ne olduğunu bilmediğimiz bir hayvan yemi olarak kalacaktı.
1840 senesinde rus hükümeti halkı patates ekmeye ikna etmeye çalışınca her allah'ın günü çavdar ekmeği yemeye alışık olan halk patates bize yabancı diye isyan etmeye kalkmış. şimdi artık geleneksel pek çok rus yemeğinde de bulunan bir gıda olmuş ve orada da seviliyor.
patatesin avrupa'ya yayılması ise otuz yıl savaşları (1618 - 1648) sırasında gerçekleşmiş. almanya'ya giden ispanyol askerler yanlarında patatesleri at yemi niyetiyle götürmüşler. o yıllarda yoksullukla cebelleşen alman köylüler, ispanyollardan bazen araklayarak bazen de dilenme yoluyla patatesi tatma fırsatı edinmişler. ama nasıl yiyeceklerini bilmedikleri için kabuğunu soymadan çiğ şekilde yemeye çalışmaları sonucu rahatsızlanmışlar. bundan şüphelenen almanlar, patatesi kolera, veba, humma gibi hastalık taşıyıcısı kabul etmişler ve patatesi fişlemişler. kendileri yemeyip hayvanlarına yedirmişler. bunun dışında da savaş esirlerine de yiyecek olarak vermişler.
işte bu almanlar'ın gayrı insanı tutumları olmasaymış, patates belki de tadının ne olduğunu bilmediğimiz bir hayvan yemi olarak kalacaktı.
devamını gör...
kaplumbağanın kaybolması
kaplumbağa sürekli bir yerlere girip kendiliğinden çıkıyorsa insan pek üzülmüyor ama 1 haftadır kayıpsa ve tırnak tıkırtısı dahi duyulmuyorsa çok üzücü bir durum. evin altını üstüne getirdik ama yok bulamıyoruz.
malum kış uykusu yaşı da geldi ama hiç mi karnın acıkmıyor be çocuğum? çık artık girdiğin delikten.
edit: buldum buldum. şerefsiz muazzez* bulaşık makinesinin arkasına saklanmış. 5 senedir beraberiz hiç bu kadar uzun kaybolmamıştı.
malum kış uykusu yaşı da geldi ama hiç mi karnın acıkmıyor be çocuğum? çık artık girdiğin delikten.
edit: buldum buldum. şerefsiz muazzez* bulaşık makinesinin arkasına saklanmış. 5 senedir beraberiz hiç bu kadar uzun kaybolmamıştı.
devamını gör...
sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
talaki selase ile mi?
devamını gör...
türkiye’nin girişine yazılması gereken söz
"ey buraya giren,
umutlarını ardında bırak..."
dante - ilahi komedya*
umutlarını ardında bırak..."
dante - ilahi komedya*
devamını gör...
sobalı evde büyümek
sobada patates kızartmanın, kestane pişirmenin verdiği keyfi tatmıştır, fakat zorluklarıda vardır tabii bizim gibi 3.katta oturuyorsanız o kovayı yukarı her gün çıkarmak eziyettir, tek odaya tüm aile sığar ve akşam olunca herkes dağılır uyumaya gidilir, çoğu zaman sobalı odada birden fazla kişi uyur, soba zehirlemesine dikkat etmek gerekirdi, yine de her şeye rağmen güzeldi.
devamını gör...
buprenorfin
morfin bağımlılığının tedavisinde sublingual (dil altı) yoldan kullanılan ilaçtır.
devamını gör...
yemek pişirmenin püf noktaları
pişme sırasını bilmelisiniz. sebzelerin pişme zorlukları ve süreleri farklıdır. etlerin de öyle. baharat salça ve yağ her şeyi güzelleştirir. miktarı önemlidir.
devamını gör...
hala hayattan zevk almayı başaran insan
takdir edilesi insandır. hayata küstürülmemeli ve unesco miras listesine alınmalıdır.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
how you doin?
devamını gör...
linç kültürü
''linç'' nedir diye sorsak, mağduriyet hikayesi ile cevap verecek, insanlar.
uzun zaman önce yanlışa yanlış dediğimiz için adımız, ''linç edene'' çıktı. çok insana mesaj yazıp '' kör müsünüz'' demek istedim fakat diyemedim. boş boş yazanlara laf anlatmak zordu fakat kalemine güvendiğim, çok sevdiğim, aklı başında insanlar dahi, yanlışı destekledi. yetmedi, bağzııı mod'lar tarafından çanak tutuldu. radyo programlarında bu konu konuşuldu. neyse, herkesin azıcıkta olsa zamanla utandığını var saymak istiyorum.
üzerinden çok vakit geçti, sakın ama sakın olayları harlayıp önüme sermek gibi bir hamlede bulunmayın, ciddiyetle uyarıyorum. bu konuda ne bir mesaj ne de bir yorum kabul etmiyorum!
sol'da, linç kültürünü görünce aylar önce yazdığım yazıyı paylaşmak istedim.
ali püsküllüoğlu, linç kelimesini, halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan davranışta bulunmuş birini yumruk, taş, sopa gibi araçlarla döve döve öldürmesi olarak tanımlamıştır.
linç kültürü bugünlerde sıklıkla maruz kaldığımız ve şahit olduğumuz tepkiler silsilesidir.
linç kültürü sonucunda her daim mağdur/lar ortaya çıkar.
sürü psikolojisi ile hareket eden ve aklını kesinlikle kullanmamaya and içmiş kitlelerin zaman zaman linç yapan taraf, zaman zaman mağdur olan taraf olarak görmekteyiz.
sağduyulu insanlar* sorgular, düşünür evet evet düşünür ve tartışır. hatta en önemli özellikleri yanlışa yanlış demektir. yanlışa yanlış dememek gibi anlaşılması güç, kibarlık veya daha doğrusu duyar geliştiren insanlar hızla çoğalmaktadır.
empati yapayım derken ya da merhamet göstereyim derken ne yazık ki yapay mağduriyetlerin destekçileri olurlar.
her daim nezaketi ve saygıyı es geçmeden, insanların hata yapabilme paylarını hesaba katarak yaşamak zorundayız. çabamız bu yönde, en azından. kaostan özellikle uzak durmaya özen gösteren bir insan olarak
hayatta her insanın kırmızı çizgisi vardır, her duruma eyvallah çekemeyecek insanlar vardır. bazı yorumlarımız, bazı keskin tepkilerimiz gerçekten en hassas olduğumuz konuların sonucunda dökülür dilimizden.intihalbenim kırmızı çizgim, mesela, üzgünüm.....
aklımız-fikrimiz var, bir insanın izzeti nefsini, kendi egomuz uğruna kırmak gibi bir tutumumuz elbette olmayacak.
türkiye'de, nice linç hikayeleri ve mağduriyet hikayeleri dinleyerek seçimler yapıyoruz, liderler belirliyoruz.
herkese bir kitap tavsiyesinde bulunmak isterim, tanıl bora tarafından yazılmış olan (bkz: türkiye'de linç rejimi) kitabını okuyunuz efendim, okutunuz.
uzun zaman önce yanlışa yanlış dediğimiz için adımız, ''linç edene'' çıktı. çok insana mesaj yazıp '' kör müsünüz'' demek istedim fakat diyemedim. boş boş yazanlara laf anlatmak zordu fakat kalemine güvendiğim, çok sevdiğim, aklı başında insanlar dahi, yanlışı destekledi. yetmedi, bağzııı mod'lar tarafından çanak tutuldu. radyo programlarında bu konu konuşuldu. neyse, herkesin azıcıkta olsa zamanla utandığını var saymak istiyorum.
üzerinden çok vakit geçti, sakın ama sakın olayları harlayıp önüme sermek gibi bir hamlede bulunmayın, ciddiyetle uyarıyorum. bu konuda ne bir mesaj ne de bir yorum kabul etmiyorum!
sol'da, linç kültürünü görünce aylar önce yazdığım yazıyı paylaşmak istedim.
ali püsküllüoğlu, linç kelimesini, halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan davranışta bulunmuş birini yumruk, taş, sopa gibi araçlarla döve döve öldürmesi olarak tanımlamıştır.
linç kültürü bugünlerde sıklıkla maruz kaldığımız ve şahit olduğumuz tepkiler silsilesidir.
linç kültürü sonucunda her daim mağdur/lar ortaya çıkar.
sürü psikolojisi ile hareket eden ve aklını kesinlikle kullanmamaya and içmiş kitlelerin zaman zaman linç yapan taraf, zaman zaman mağdur olan taraf olarak görmekteyiz.
sağduyulu insanlar* sorgular, düşünür evet evet düşünür ve tartışır. hatta en önemli özellikleri yanlışa yanlış demektir. yanlışa yanlış dememek gibi anlaşılması güç, kibarlık veya daha doğrusu duyar geliştiren insanlar hızla çoğalmaktadır.
empati yapayım derken ya da merhamet göstereyim derken ne yazık ki yapay mağduriyetlerin destekçileri olurlar.
her daim nezaketi ve saygıyı es geçmeden, insanların hata yapabilme paylarını hesaba katarak yaşamak zorundayız. çabamız bu yönde, en azından. kaostan özellikle uzak durmaya özen gösteren bir insan olarak
hayatta her insanın kırmızı çizgisi vardır, her duruma eyvallah çekemeyecek insanlar vardır. bazı yorumlarımız, bazı keskin tepkilerimiz gerçekten en hassas olduğumuz konuların sonucunda dökülür dilimizden.intihalbenim kırmızı çizgim, mesela, üzgünüm.....
aklımız-fikrimiz var, bir insanın izzeti nefsini, kendi egomuz uğruna kırmak gibi bir tutumumuz elbette olmayacak.
türkiye'de, nice linç hikayeleri ve mağduriyet hikayeleri dinleyerek seçimler yapıyoruz, liderler belirliyoruz.
herkese bir kitap tavsiyesinde bulunmak isterim, tanıl bora tarafından yazılmış olan (bkz: türkiye'de linç rejimi) kitabını okuyunuz efendim, okutunuz.
devamını gör...
cumhurbaşkanı'ndan 57 kez randevu isteyip reddedilen belediye başkanı
bolu belediye başkanı tanju özcan'dır.
bolu'nun chp'li belediye başkanı tanju özcan, yüksek hızlı tren hattının bolu'dan geçmesi için cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'dan tam 57 kez randevu talep etti. başkan özcan, kendisine olumlu ya da olumsuz hiçbir şekilde geri dönüş yapılmadığını, sadece "biz sizi ararız" denildiğini söyledi.
buradan
az önce haberi veren kanalda başkan, ' bu da basın aracılığıyla yaptığım bir başvuru olsun.' dedi.
akp'li cumhurbaşkanı erdoğan,
geçtiğimiz 6 gün içinde 3 kez bahçeli'yle görüşerek dikkat çekmişti. #259815
bolu'nun chp'li belediye başkanı tanju özcan, yüksek hızlı tren hattının bolu'dan geçmesi için cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'dan tam 57 kez randevu talep etti. başkan özcan, kendisine olumlu ya da olumsuz hiçbir şekilde geri dönüş yapılmadığını, sadece "biz sizi ararız" denildiğini söyledi.
buradan
az önce haberi veren kanalda başkan, ' bu da basın aracılığıyla yaptığım bir başvuru olsun.' dedi.
akp'li cumhurbaşkanı erdoğan,
geçtiğimiz 6 gün içinde 3 kez bahçeli'yle görüşerek dikkat çekmişti. #259815
devamını gör...
sözlükte güzel kız olmaması
miss turkey 2021 yan salonda kardeşim. yanlış gelmişsin sen. burada yazdıklarımızla varız. çünkü "fikirlere kurşun işlemez. "
devamını gör...
güneş (yazar)
az evvel beğenisini görmem akabinde aa bir de güneşimiz vardı deyip, koşup, takip edip, nickaltısını işgal ettiğim sarı sıcak yazar.*
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
yaşarken de ölünür
eyletmen beni
söyletmen beni
ağlatman beni
aynalar.... aynalar...
5 quartet yorumu ile bu şarkı
geçmişe gider
eyletmen beni
söyletmen beni
ağlatman beni
aynalar.... aynalar...
5 quartet yorumu ile bu şarkı
geçmişe gider
devamını gör...
gazoz denince akla gelenler
on bin yüz milyon baloncuk.
devamını gör...
nazar almak
sıkça başıma gelen iş.
yıldızım düşükmüş öyle demişti zamanında biri.
bir şeyler çok mu şahane gidiyor hemen okuyup üflemek gerekiyor. unuttun mu bitti. geçmiş olsun. *
insanın kendine bile nazarı değermiş.
inananlar, nas+felak+ayetel kürsi ile sorunu çözebiliyor.
inanmayan evrene dayansın, arada da saysın.
adaletin bu mu dünya, diye.
inananlar için net bidat olan, te orta asya'da ikenden beri, hayatımızda yer etmiş nazar boncuğu * da, benim için az bidat, bol estetik, bol caydırıcı olur. *
nazar boncuğu sevmem beni yüzde yüz türk yapan özelliğim bile olabilir.
nazarın; fiziki, mistik, psikolojik, dini bir dünya temeli de mevcut.
eskiler nazar insanı mezara ineği kazana koyar derler.
yıldızım düşükmüş öyle demişti zamanında biri.
bir şeyler çok mu şahane gidiyor hemen okuyup üflemek gerekiyor. unuttun mu bitti. geçmiş olsun. *
insanın kendine bile nazarı değermiş.
inananlar, nas+felak+ayetel kürsi ile sorunu çözebiliyor.
inanmayan evrene dayansın, arada da saysın.
adaletin bu mu dünya, diye.
inananlar için net bidat olan, te orta asya'da ikenden beri, hayatımızda yer etmiş nazar boncuğu * da, benim için az bidat, bol estetik, bol caydırıcı olur. *
nazar boncuğu sevmem beni yüzde yüz türk yapan özelliğim bile olabilir.
nazarın; fiziki, mistik, psikolojik, dini bir dünya temeli de mevcut.
eskiler nazar insanı mezara ineği kazana koyar derler.
devamını gör...
küfür
günlük kullanıma inmemeliydi dediğim kelimeler, kendini ifade edemeyen bir çok bireyin oluşumuna yol açtı. iki kelimeyi yan yana getiremeyenin dert ortağı oldu çıktı. kullanırsın kullanmazsın ,beni alakadar etmez ama ifade edemediğin yerleri cümle içinde küfür ederek dolduruyorsan üzerinde düşünmen gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. güzel dilimizi bende mükemmel kullanamıyorum ,haşa haddim değil seni sorgulamak.
devamını gör...
taşa yazılmış yaşım 12 tecavüz ediliyorum yazısının gerçek çıkması
delirmemek elde değil ya! çocuğun ömrünün yarısından fazla! nasıl ya nasıl? kimse nasıl farketmez? ailesi nasıl göremedi? nasıl anlamadı? ya ben komşu çocuğunun bile yüzünü asık görsem bir tuhaflık olduğunu anlıyorum. yıllarca nasıl kimse göremez? umarım ona bunu yaşatan pislik tek bir mutlu an bile yaşayamadan ölür.
devamını gör...
mew
bir pokemon türü.
devamını gör...