1991 yapımı bir ron underwood filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filmin başrollerinde büyük komedyen billy crystal, daniel stern ve bruno kirby oynar ve usta oyuncu jack palance da bu filmdeki curly rolü ile en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazanır.

belli bir yaştan sonra erkeklerde bir gençleşme, eski günlere dönme, erkekliğini yeniden keşfetme hevesi başlar. bunun için psikolojik sınır olan yaş ise elbette ki kırk yaştır.

özellikle bir dönemler kırk yaş ölüme yaklaşmak anlamına gelen önemli bir eşikti. günümüzde bu algı değişmiş gibi görünse de erkeklerin genetik kodlarında hala işlenmiş vaziyette duruyor. ve biz buna orta yaş krizi diyoruz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

işte kırkıncı yaşında böyle bir krizle baş etmeyen çalışan mutsuz bir adamı iki arkadaşının bir tatil için batıya götürme serüvenini anlatıyor filmimiz. batıda erkekliğin timsali olarak görülen kovboyluk müessesine bir şekilde dahil olarak erkekliklerini yeniden keşfetmeye çalışıyorlar ancak tabii ki bir komedi filminde olmazsa olmaz tuhaflıklar başlarına gelmek için zaman kaybetmiyor.

westworld sevenler için ideal bir film olduğunu da ekleyebilirim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

adam harvard üniversitesi beni kabul etti diyor,
millet adama mal diyor.
oğlum herkes türkiye’de yaşamıyor bunu artık anlayın.

aklı başında adamdır.
devamını gör...

avusturya'lı ressam. öpücük en sevilen resmidir. hemen tüm tablolarında kadın, hafif erotizmle birlikte vardır. model olarak aşık olup açılamadığı kadını çokça kullanmıştır. iyi ki de açılamamış, içine attığı acılardan büyük sanat eserleri kaldı bize. (gustav'ın anası mıyım babası mıyım, ben görsel zevkime bakarım)
devamını gör...

büyümese de olur azizim. yeter ki kaliteli olsun. yazarlar önce insan olmayı sonra tartışmanın da bir adabı olduğunu bilsin yeter ki.
devamını gör...

küçük kardeşe büyük bir hayat dersi!
küçük bir çocukken abim radyodan dinlediği bir olayı anlatmıştı. bir genç otobüste yolculuk yaparken yanına orta yaşlı bir kadın oturur. bir süre sonra gence saati sorar. saati söyledikten sonra gencin gözü kadının kolundaki saate takılır. kadın fark eder ve saatinin yanlış olduğunu ayarlamayı bilmediğini söyler. genç şaşırır. ‘ama nasıl olur, saat ayarlamayı herkes bilir’ der ve hafiften kadını küçümser bir gülücük atar. kadın mahçup bir edayla ‘ona henüz sıra gelmedi’ der. sohbete başlarlar genç artık daha çok şaşkındır. kadının çok iyi bir üniversitede profesör olduğunu öğrenir. ve ekler kadın; ‘o kadar yoğun bir hayatım oldu ki böyle ufak ayrıntıları öğrenmeye zamanım olmadı. bunlara kafa yoramadım. evdeki tv’yi açamıyorum. telefonumun bazı ayarlarını beceremiyorum hala. aile toplantılarında anlatılan uzaktan akrabanın kızının, oğlunun maceraları ilgimi çekmiyor. kazara gittiğim düğünlerde ki kıyafet şaşasına yetişemiyorum. işin özü ufak şeylere yetişemiyorum. geri kalıyorum. o kadar yıl okudum, o kadar kitap yazdım, onca derse girdim, konferans verdim… gel gelelim hayatın detaylarına yetişemedim…’


abim bu hikayeyi bana ben çok ufakken anlatmıştı. daha o yaşta anlamamı istiyordu. küçük insanların küçük olaylarla ilgileneceğini. eğer büyük insan olmak istiyorsan hedeflerin büyük olsun diyordu. bazen rastgele bir hikaye, bir mimik, bir hareketin nasihatten daha çok işe yarayacağını biliyordu. gözlerimin içine bakıp ‘ya gördün mü koca prof. saat ayarlayamıyor’ diyordu. ayıplamıyor özendiriyordu. tabi bu şu demek değil. bırakın saatler ayarsız kalsın, tv’ler açılmasın bu işin özünü kavramak amaçlı anlatılmış bir hikaye . asıl mesele şuydu. küçük olayların gölgesinden sıyrılırsan büyük insan olursun. ya da o büyük saydığın hedeflere ulaşırsın.


birde işin küçük insanlar boyutu var. tabi ben şimdi kimseye küçük insan yaftası vurmayacağım. biliyorum ki küçük insan yok. küçük hedefler, küçük amaçlar, küçük uğraşlar, küçük dünyalar var… bunları küçük kılan düşüncelerimiz. kendi hayatımızı kendimiz küçültüyoruz çoğu zaman. bir arkadaşımız iş hayatında bir başarımı elde etmiş onunla mutlu olmak yerine onu delice kıskanmak küçüklük. komşumuz bir araba mı almış hayırlı olsun komşum demek yerine ala ala şu kıytırık arabayı almış bizim jep’in çeyreği bile etmez demek küçüklük. iş yerinizde yeni başlayan iş arkadaşınıza işi öğretmek, destek olmak yerine bilgi saklamak açık aramak küçüklük. akrabalarla, komşularla iyi geçinip aile gibi olmak varken onun lafını buna bununkini şuna taşımak küçüklük. herkesle anlaşamazsın tabi, bunu kimse beceremez ama senin düşmanın bellediğinin dostunun aklını çelmeye çalışmak, düşmanının düşmanıyla dost olmaya çalışmak küçüklük.


bile isteye niyetliyse bir insan küçük davranmaya yapacak bir şey yoktur. ama bazen insan tamamıyla içten taşan duygularla hareket eder işte buradaki büyüklük bunu fark edip duygularına hakim olup doğruyu fark etmektir. duygular bizi değil biz onları yönetmeliyiz. kontrol bizde olmazsa duygu yoğunluğu ve karışıklığıyla baş edemeyip hem kendi canımızı hem de çevremizdekilerin canlarını fena yakabiliriz.

abim büyüdüğümde küçük heveslere, küçük hesaplara, küçük duygulara kapılabileceğimi düşünmüş ya da çevremdekilerin bu tarz yönelişlerde bulunup beni üzebileceklerini hissetmiş olmalı. erken bir uyarıyla beni gerçek dünyaya hazırlamaya çalıştığı çok açık.

aldanma! aldırma! sen hedefini belirle koş koşabildiğin kadar. yanında olanlar seninle, olmayanlar geride kalır… büyük ol! büyüklük yap! belki dünyayı değiştiremezsin. ama dünyanı ve çevrendekilerin dünyasını değiştirebilirsin. tıpkı abimin kendi dünyasını ve benim dünyamı değiştirdiği gibi. teşekkürler abim. güzel uyu…

05.15.2015 yerel bir gazetedeki köşe yazım.
şuan yayında değil.
devamını gör...

cüce çinici celalli hoca çebi, geceleri içki içince gizlice marpuççular içindeki züccaciyelere gidip, içi çince yazılı cevizcikleri ciro için iç içe geçmiş cicili bicili üç çeşit biçimsiz civalı cam çubuğu cepceğizine indirdi.
devamını gör...

hiç bu kadar dibe vurmamıştım.

yine bir ders seçimi haftası. son üniversite son sınıf öğrencisi olup alttan bir türlü geçemediğim dersim+ tezim+ daha da kötüsü stajım var. soruyorum size ben dibe batmayayım da kim batsın?
(bkz: yanmışız aman halimiz duman)

yukarıdaki tanımları yazan yazarlar gibi benim de gidesim geliyor. acısız bir intihar yöntemiyle arada intihar edesim geliyor. kafamda bir tarih belirliyorum. sonra kafamda bir söz beliyor. neymiş efendim "her gecenin bir sabahı varmış" fazla pollyannacilik değil mi bu?

çok sevdiğim çiçeklerim meşhur ankara ayazında donup cennetteki yerlerini alınca eski bitki hobiciligim gitti. elinde budama makasi,uzerinde tulumuyla ortada kalmış zengin evin hizmetli bahçıvanı gibi hissediyorum kendimi. kalan bitkilerim mi?artık onlara eski sevgimi aşılayamiyorum.

biriyle tanışmaya konuşmaya mecalim yok. sanki herkes bir öncekinin fragmanı gibi. konuş,mesajlaş,hoşlan, güle güle. konuş,mesajlaş,hoşlan,güle güle.

arada sevilmek istiyorum, boşuna demiyorum "benim parolam sevgidir" diye. ama her sevgi bir nebze nefret barındırır diyorum, üzerler yine seni whis yapma diyorum. hopp kime diyorum?

her günüm bir öncekinin aynısı gibi. tek fark 1 gün 1928282992 kez nefes alirken ertesi gün nefes alışveriş sayım farklı oluyor. evet evet tek fark bu. onun dışında her şey aynı. bakin bir gün önce olduğu gibi yine buradayım.

burun takıntım var mesela. allah affetsin bazen yaşı tutmadığı için duvara kafa atan ve 16 yaşında burun ameliyatı olan irem derici gibi hissediyorum kendimi.

neyse bugünlük itiraf kotamı dolduruyorum. hoş ne kadar itiraf orası tartışılır. eğer buraya kadar okuduysanız aranızdan bazi üyeleri cidden çok seviyorum. elimden gelse hepinize ayrı ayrı sarılırım. ama bu kadar samimi olmaya gerek yok malum korona...
devamını gör...

sabah
nefes
gülmek.
devamını gör...

bedenini satmak gibi bir şey aslında yaptığı...
o entryler senin, sen yazdın onları!
devamını gör...

serdar ortaç cupid'in okuyla yaralanmış ve yarası aşırı kanadığı için her yer kan olmuştur. ahmet haşim gibi batan güneşi ömrünün bitişi ile bağdaştıran serdar bu her yerin kan gölü olmasını akşam güneşinin kızıllığına benzetme bayrağını ileri taşıyarak kızıldan da öte kızıl ötesi olarak tasvir etmiştir.

insanlar müzelere giderek eski insanların yaşayışları hakkında fikir sahibi olurlar ve böylelikle onların hatalarını tekrarlamazlar. işte serdar da diyor ki benim bu ahvalim aşk yarası sonucu bu hale düşenler durumu görüp ibret alsın diye aşk yaralıları müzesinde sergilensin ve ben de balmumu bir heykel gibi durarak yeni kuşaklara bir ibret hikayesi olayım.

(bkz: eyyorlamam bu kadar)
devamını gör...

en bilinen adıyla şîîlik.

on iki imam inancının bilinen en eski adıdır şia.

kelime anlamı itibarı ile; taraf, taraftar demektir.

temelde ilk şiiler, imam ali (as) ın yanındaki bir kaç sahabe den oluşur. *

caferilik olarak anılmasının nedeni; 6.imam cafer i sadık(as) ın, yetiştirdiği 4000 öğrenciyi; dönemin siyasi boşluğundan yararlanıp, dünyanın her tarafına ilim öğrenmek isteyenlere göndermesidir. yani caferi dendiği zaman aynı zamanda şia denilmiş olur.

ehli sünnet mezheplerine en yakın mezhep olarak günümüze kadar gelmiştir. hatta hanifi mezhebinin imamı numan ibn sabit, 2 yıl imam cafer (as) in yanında eğitim görmüştür. *

caferiliği, ehlisünnet ten ayıran en belirgin özellik, sahabelerin eleştirilebilir olduğunu onların da hata yapabileceğini savunmasıdır. günahsız olma * sıfatının, sahabeyi kapsamadığını düşünürler. *

12 imam ın, 11 i şehid edilerek öldürülmüştür. 12.imam gaybet alemindedir. *
on iki imam;
imam ali murteza (as)
imam hasan mücteba (as)
imam hüseyin seyyid üş şüheda (as)
imam ali zeynelabidin (as)
imam muhammed bakır (as)
imam caferi sadık (as)
imam musa kazım (as)
imam ali rıza (as)
imam muhammed taki
imam ali naki (as)
imam hasan askeri (as)
imam muhammed mehdi(af) dir.

günümüzde;iran, ırak, azerbaycan, hindistan, lübnan, suriye, türkiye nin doğu anadolu bölgesinde ve dünyanın her yerinde 400 milyona yakın mensubu olduğu düşünülmektedir. en büyük 2.islami topluluktur.

inanç temelinde 12 imam (as) ın masumiyeti vardır. bu masumiyetin referansı ahzab suresi 33.ayettir.

şuara suresi 23.ayette; 12 imam(as) ın sevilmesi gerektiğini bizzat ayetle allah bize emreder.

tevella ve teberra

tevella; ehlibeyt imamlarını sevmek, onların gösterdiği yoldan gitmektir. ve onları sevenleri de sevmektir.

teberra; ehlibeyt imamlarına düşman olanlardan ve onlara düşman olanları sevenlerden beri olmaktır.

şîîlikte insanlar 3 sınıfa ayrılır;

1.sınıf müminlerdir.

mümin in tanımını şöyle yapar; doğru ve yanlış birbirinden ayrıldığı zaman, doğru yolu seçen ve iman edenler.

2.sınıf kafirlerdir.

kafir in tanımını şöyle yapar; doğru ve yanlış birbirinden ayrıldığı zaman, yanlış yolu seçen ve o yola iman edenler.

3. sınıf "dal" ehlidir.



*











dal ehlinin tanımını şöyle yapar;


doğru ve yanlış apaçık ortada değilse, bu noktada insan üzerindeki sorumluluk kalkar. yani allah; insanı, bilmediği bir konu hakkında cezalandırmaz. çünkü bu, allah ın "adalet" sıfatına aykırıdır.



dal ehli kendi içinde ikiye ayrılır;

kasır ; doğru ve yanlışın apaçık ortaya çıkması, kişinin iradesi dışında ise; * bu durumda kişinin sorumluluğu yoktur. bu kişi allah katında sorumlu değildir.

mekasır; doğru ve yanlışın apaçık ortaya çıkması kişinin iradesi dahilinde ise;* kişi tembelliğinden üşengeçliğinden bunu araştırmıyorsa, bu kişinin bunda sorumluluğu vardır. bu kişi allah katında sorumludur.
devamını gör...

ben varım fotoğrafımı atıyorum:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bana minik beyaz bir kedi, tatlı beyaz bir yavru köpek veya bıcır bıcır konuşan küçük bir kız çocuğunu anımsatan kelimedir.

gerçekte ise yoğun bulutta bulunan su buharının aşırı soğuk ile karşılaşması sonucunda yağmura dönüşmeden donarak kristalleşmesi ile ortaya çıkan her bir tanesi muhteşem ve kendine özgü şekillenen doğa mucizesi taneciklerdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak
devamını gör...

çok doğru.

bence sadece otistik çocuklar üzerinde değil tüm çocuklar ve bebekler üzerinde hatta tüm insanlar üzerinde evcil hayvanların oldukça olumlu etkisi vardır.

en başta sorumluluk almayı öğretir. kolay değildir evcil hayvan beslemek çünkü onlar da bir candır.

insana merhameti öğretir her canlıya karşı.
devamını gör...

lise sona kadar aynı sınıfta okuduğum bir buçuk yaş küçük kardeşimle yaşadığım durum.
kötü notum benden önce eve giderdi.
devamını gör...

dönüşte aynı yerden geçicez o zaman alırız.

(almadı)
devamını gör...

"sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
iki başımız var, bir tek bedenimiz.
ne kadar dönersem döneyim çevrende:
er geç baş başa verecek değil miyiz?"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
an itibariyle ne ağacı olduğunu bilmesem de her önünden geçtiğimde şöyle bir durup dinlendiğim nedense bakmayı çok sevdiğim bu ağacın dibindeyim yine*.
devamını gör...

bir tanımı beğenirken kimin yazdığına bakmam dostlar. baksam da bir şey değişmez o ayrı. ben o kişinin o konu hakkındaki fikrini beğeniyorum, başka bir sey değil. neden begenmeyeyim ki?
devamını gör...

katıldığım önermedir. eğitim sistemi çalışmaya dayalıdır. öğretmenler de bu sisteme uyum sağlayarak çalışkan öğrencileri daha çok severler. sınavlar çalışkanlığı ölçer. çünkü patronlara çalışkan işçiler lazımdır. ne kadar çok çalışıyorsanız, o kadar iyi bir kölesiniz demektir. bazen patronlarınız tarafından tebrik edilirsiniz, çalışkan olduğunuz için. aslında çalışkanlığınız onlara değil, size yarar sağlasa tebrik edilmezsiniz, umurlarında bile olmazsınız. tebrik ettikleri şey çalışkanlığınız değil, daha verimli bir köle olmanızdır.

okullar bilgiyi öğrenmeyi öğretmez, bilgiyi öğretir. oysa öğrenciler depolama alanı değildir. okulda öğrenilen bilgilere günümüzde çok kolay ulaşılabilir. zaten önemli olan bilgiyi öğrenmek değil, bilgiyi doğru yorumlayabilmektir. fakat okullarda bilgiyi yorumlamanız istenmez. çünkü sistem için önemli olan doğru düşünen, sorgulayan, araştıran bireyler yetiştirmek değil; öğrencilerin çalışkanlığına göre değerlendirme yapmaktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim