yunan mitolojisinde bir nymph.
günlerden bir gün clytie güneş tanrısı apollon'u görür ve aşık olur. apollon onu reddeder, umursamaz. clytie aşkına karşılık bulamaz tabi ki* ama aşkından da vazgeçmez. günlerce aç ve susuz, güneşe bakarak, gökyüzünde onu izleyerek zamanını geçiren clytie en sonunda hayatını kaybeder.
cansız bedenini gören apollon haline çok üzülür, aklı başına şimdi gelmiştir sanırım*. zeus'a gidip clytie'yi hayata döndürmesi için ona yalvarır. zeus apollon'un isteğini yerine getirir ama clytie'yi ayçiçeğine dönüştürerek. sadece yüzünü güneşe ve apollon'a dönmeye, ona bakmaya devam eder clytie. tıpkı hayattayken yaptığı gibi. kaynak
her mitolojik hikaye gibi clytie de sanat eserlerinin konusu olmuş karakterlerden. çok beğendiğim iki tane heykelini ekleyeceğim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel clytie'nin mermer büstü (1.yy, c. 40-50) kaynak
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel george frederic watts - clytie (c. 1868-75) kaynak
clytie'yi muhtemelen güneşe bakmak için kafasını çevirdiği haliyle yontmuş sanatçı. ayrıca iki heykelde de clytie'nin etrafı ayçiçeği yapraklarıyla kaplı. çok hoş bir detay.
devamını gör...

doğrudan yazar olmaz, kitap yazan bir bilim insanı olurdum.

uzun ve detaylı yazmayı sevdiğim için de muhtemelen roger penrose olurdum.
devamını gör...

offf yazara bak tepkisini vereceğiniz yazardır. çok güzel tanımlar giriyor. bilgileniyorsunuz. bir geceni ayırıp profilinde sabahlayacaksın. yapılacaklar listesine alındı.
devamını gör...

dünyaca ünlü polonyalı yönetmen krzysztof kieślowski'nin irène jacob'a başrolü emanet ettiği, sinemada şiirselliğin, bakın kesinlikle abartmıyorum, "sanat filmi nedir?" sorusunun cevabı niteliğindeki başyapıtı. 1991 yapımı bir şaheser. yönetmen filmde çok etkili oyunculuğu ile tüm izleyenleri kendisine hayran bırakan oyuncusuyla bu filmi çektikten sonra üç renk üçlemesinin* son filmi olan trois couleurs rouge'da da birlikte çalıştı. irène jacob çift dille, weronika ve véronique karakterlerine can vermekle yetinmiyor bu filmde, bu iki kadına dönüşüyor adeta. sıfır abartı. inanılmaz. inanılmaz... film palme d'or** alamamış olsa da, oyuncusu cannes'da en iyi kadın oyuncu ödülünü tabi ki alıyor. ve daha birçok uluslararası festivalde de.

çok yıllar önce izlemiş o zaman da aşık olmuştum filme. bugün yine izledim büyük bir iştahla. nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum hala... zaten sinemada estetik çalışan yönetmenler denince akla ilk gelen isimlerden biri olduğunu bildiğimiz yönetmenin özellikle bu filmde muazzam müziklerle desteklediği çok acayip sahneleri var. sevişme sahnelerindeki net erotizmi bu kadar yumuşak şekilde izleyiciye geçirmek, kuklacının karşısına geçip sen ne yapıyorsun hacı ağğğbiii diye bağırmak istetecek kadar izleyici coşturmak, uzak planlardaki detaylar, renkler, iç mekanların ışıklandırması, afişte de kullanılan sahnenin, ellerin, beden görüntülerinin muazzamlığı... yani ne anlatsam boş. ne anlatılsa boş.
i-na-nıl-maz bir film! 18/10 falan. daha ne diyeyim.
devamını gör...

eş zamanlı çıkan ve ciğer yakan görüntülere sahip yangılardır. marmaris, mersin ve manavgat’taki yangınların kontrol altına almanın zor olduğu söyleniyor. helikopterle müdahale edilmeye çalışılan yerlerde de helikopterin bıraktığı su tazyikli olmadığı için su buharlaşıp çok bir işe yaramıyormuş. yazarken ellerim titriyor resmen. *

ekleme (30 temmuz, 11:35): toplam 71 yangından 57’si kontrol altına alınmış ama manavgat cayır cayır yanıyor hala, manavgat diye bir yer kalmadı kalmadı. bir sürü can yandı. * bir şeyler olsun artık lütfen.
devamını gör...

bir iphone çekilişi değildir tabi, çünkü genelde bu gibi çekilişlerde bir iki kişi etiketlemek dışında ekstrem bir şey istenmez. ama bir kitap için 800 tanım giren yazar, bunu maddi bir kaygıyla değil manevi bir sebeple yapar. bunu düşünmek zor olmamalı. ayrıca hak edip kitapları alan yazarlarımızı kutluyorum şimdiden.
devamını gör...

siz hiç sevdiğinize koşarken cama çarptınız mı?
devamını gör...

(bkz: sanatsal betimleme) ve (bkz: açıklayıcı betimleme) olarak ikiye ayrılan anlatım özelliğidir.

ayrıca sık sık (bkz: öyküleyici anlatım) ile karıştırılır.

farkları ise şudur: betimlemede hareket yani devinim yoktur, öykülemede yani öyküleyici anlatımda ise hareket yani devinim vardır.
devamını gör...

ha yırttık ha yırtacağız derken ortaya çıkıp tamam tamam sakin ben hallediceğim diye ortamı yumuşatacak yazarımızdır.. bu ulvi görevi yerine getireceğine eminim hadi çık bir yerden ve tamam bu sefer yırttık de artık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel




sadece soruyorum nedeggggnnnnn????.
devamını gör...

turuncu rengi, şirinliği ve cazibesiyle akvaryum kurulumu sonrası ilk tercih edilen balıklardan biridir. akvaryumdaki dinginliğin temsilcisidir.
devamını gör...

beyaz puantiyeli ciggir ciggir kırmızı kravatımı takıp partiye gidiyor gibi işe gitmek.
devamını gör...

sözlüğü zarara uğratan, fitili ateşleyen ilk yazardır ayrıca *
devamını gör...

"şiişşt çaktırma, geri git, çıkış yap çaktırma. uzaklaş!"
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cumhuriyet dönemindeki anadolu'ya yönelen ve anadolu'yu, taşrayı, kırsal kesim insanını çok gerçeküstü tasvirlerle aktaran edebiyattan sonra böyle şiirlere ihtiyacımız var bence. çünkü taşra, köyler gerçekte böyle. şehirdeki insanlar gibi kusurlular.sadece mevcut şartlardan dolayı kötülük varyasyonları daha farklı. hatta cehalet, eğitimsizlik tercihli kötülükle birleşince daha acı tablolar bile ortaya çıkabiliyor.
gerçekleri, aksaklıkları konuşalım ki, değiştirmeye imkanımız olsun. diğer türlü ülke gerçekleriyle yüzleşemezsek ve her şeyin toz pembe olduğu kabulüyle hareket edersek daha da kötüye gideriz. yazar da bu düşünce yapısından hareketle böyle bir şiir yazmış.
devamını gör...

öncelikle bu uzun bir yazı olacak, genel olarak çocuk içeriklerinden ve özelinde kral şakir serisinden bahsetmeye çalşacağım.
çocuk kitapları yazılması en zor kitaplardır. yazarın neyi nasıl yazması gerektiğini iyi bilmesi, dili basit fakat edebî kullanması, hikayeyi ilgi uyandırıcı yapması fakat verdiği alt metin konusunda çok dikkatli olması gerekir. yazar ancak tüm bu stresleri göz önünde bulundurarak bir çocuk kitabı yazabilir, aksi halde yazılı eser "çocuk kitabı" niteliğinden uzak olur.
ben de naçizane küçüklüğümden beri bu türe ilgi duyarım, ne okursam okuyayım mutlaka araya çocuk kitapları da serpiştirmeyi ihmal etmem. ayşegül'den ökkeş'e , küçük kara balık'tan çocuk kalbi'ne, abartma tozu'ndan pullar savaşı'na... birçok çocuk kitabı okudum, okuyorum.
belki birçoğumuz farkında değil ama türkiye'de ve dünyada "çocuk edebiyatı" denilen tür gizli bir güce sahip durumda, öyle ki bu tür zaman zaman edebiyat klasiklerinin bile tozunu attırmakta. bunun yaşadığımız yüzyıldaki yansıması olarak -edebiyat temelinin dışında da olsa- "çocuk içeriği" denilen ve hayatımıza yakın vakitte girmiş olan 'şey'i (burada bunları tanımlamak güç olduğu için 'şey' demeyi tercih ediyorum) örnek gösterebiliriz. somut bir örnek olarak bu 'şey'lerden birisinin 9 yaşındaki sahibi youtube platformunda dünyanın en çok kazananı olarak açıklanmıştır.
şimdi ben burada bu 'şey'lerden birinin, edebiyat alanında temsilinin, ne nitelikte olduğundan bahsetmeye çalışacağım.
kral şakir'in çizgi film versiyonunu, bir tanıdığımın küçük oğlunun çok sevmesi sayesinde ben de keşfettim, izlerken çok da eğlendim. sonrasında geçen zaman içinde kral şakir'in her yerde olduğunu farkettim: kalemler, çantalar, suluklar, kitaplar, çıkartmalar, filmler... filmine gitme fırsatım olmadı fakat kitaplarını araştırmaya başladım. fiyatları 20 lira civarıydı ve bu günümüz kitap fiyatları için ortanın biraz üstü bir fiyat sayılabilir, fakat içeriğini ve baskısını bilmediğim için -ki sonradan öğrendim ciltliymiş- bu fiyata kuşkuyla yaklaştım ( bu arada kitabın kendi cildinde önerilen fiyat olarak 32tl diyor. fiyatı anormal karşılamıyorum zira lisans mevzusu vs. var işin içinde). amazon'da indirimde 9.5 liraya düştüğünü görünce ilk 3 kitabını sepete ekledim, sonrasında "ilk kitabı okur da beğenirsem diğer kitaplarını indirimsiz hiç düşünmeden alabilirim" diyerek sadece ilk kitabı aldım. kitabı ilk elime aldığımda çocukluğumda okuduğum ciltli, renkli baskılı grimm/andersen/la fontaine antolojilerine benzettim, ilk birkaç sayfada o tadı alacağımı sandıysam da şöyle bir karıştırınca maalesef o kaliteden çok uzak olduğunu farkettim, elbette ekonomik koşullar bunda en büyük etkendi. önce kitabın neden ciltli yapıldığını anlayamadım, zira iç sayfaları hiç ciltli bir kitaba aitmiş gibi değildi, gayet normal bir cilt de bittabi o sayfaları tutabilirmiş. nihayet kitabı okumak istiyordum. fakat ilk birkaç sayfada beni rahatsız eden başka bir şey farkettim: sayfalar çizgiliydi. evet çizgili kağıda basılmıştı, fakat resimliydi? evet evet, resimlerin içinden sayfa çizgileri geçiyordu, sanki türkçe dersinde sıkılıp defterine bir şeyler çizen bir öğrenciye aitti elimdeki kitap. bu seçimin nedenini asla anlayamadım. okumaya devam ettim. dikkatimi başka bir şey çekti, yazılar büyük puntoyla yazılmıştı ve koyu bir ton tercih edilmişti, bu bir çocuk kitabı için tercih edilebilirdi, fakat yazılar ne kadar büyükse resimler de bir o kadar küçük ve karmaşıktı. resimler, o boyutta bir kitap için çizilmemişti belli ki. bilgisayar ortamında çizilmiş fakat en boy oranlarına dikkat edilmediği için sayfaya sığmamış, küçültüldükçe küçültülmüştü. dolayısıyla resimlerde olan birkaç konuşma balonunda da yazılar ufacık ve okumak gerçekten bazen zor olabiliyordu. hadi canım sen de, sorun mu bu? diyebilirsiniz, fakat bu sefer normal yazıların puntosunun büyüklüğünü "okumayı kolaylaştırmak için" diye savunamayız (ki aklıma da başka savunma gelmiyor). kısacası içeriğine bile odaklanamadan epey rahatsız olmuştum kitaptan.
tam burada içeriğini övmek isterdim fakat ne yazık ki tam bir çizgi film içeriği. sonradan farkettim ki evet zaten çizgi filmmiş. kitaptaki hikayeler (en azından benim farkettiklerim) çizgi filmleştirilmiş. dostlar açık konuşmak gerekirse ben kitaptaki içeriğin çizgi filmleştirildiğini hiçbir yerde okumadım, okumuş olsaydım almazdım zaten, zira bu haliyle bir senaryo kitabı niteliğinde.
burada benim sormak istediğim bir soru var: bu kitap nedir? evet evet, nedir bu kitap? kitap, resimli hikaye kitabı olarak tanımlanmış. peki bir sorum daha var: halihazırda çizgi filmi varken, siz bu çizgi film içeriğinden farklı hiçbir şey sunmadığınız bir şeyi neden bastınız? ben burada art niyet arıyorum. zira kitabın sayfalarının yarısının da boş olması beni destekliyor. şimdi genel tabloya bakalım: kitap 200 sayfa (yarısı boşluktan ibaret, kalan yarısı da büyük puntolarla doldurulmuş), renksiz (evet çocuklar boyasın kendi renklendirsin istenmiş fakat tek sebep bu mu bilmiyoruz), çizgi filmden farklı bir şey yok (tıpatıp aynı hikayeler), ciltli (neden?). ben nihai tabloma bakınca sadece daha fazla kazanma hırsı görüyorum maalesef. elbette daha fazla kazanılacak, sonuçta ortada bir ürün var ve bu her şekilde pazarlanacak. fakat dostlar bu basit bir mevzu değil, ortaya çıkarılan ürün çocuk edebiyatı dahilinde. çizgi filmle çocuk edebiyatını birbirinden ayırmak lazım. canım sen de ne abarttın adamlar edebiyat yapıyoruz dememişler ki? maalesef kitap, resimli "hikaye" kitabı olarak tanımlanmış ve bu koşullarda elbette edebi bir eser olarak tanımlanır.
tekrar üzülerek söylüyorum "çocukların sevdiği bir ürünü nasıl daha fazla kazanmak için suistimal ederiz"e dönmüş düşünce. başta, her türden nesnenin üzerinde 'kral şakir' damgasının olmasını "e çocuklar seviyor, piyasaya bu tarz şeyler sürülecek elbette"ye yorarken, artık bu gözle bakamıyorum.
kral şakir'in lisans geliri 2019da 60milyon tl iken 2020'de bu sayı 100milyon tl'ye ulaşmış. geliri en çok kitaplardan elde ettiklerini söylüyorlar ve 2019 itibari ile 400bin satışı gördüklerini, filmlerin de 2milyonun üzerinde gişe yaptığını açıklamışlar. ayrıca 20den fazla ülkeye de ihraç ediyorlarmış. ülkemizden böyle bir ürünün çıkmış olması sevindirici olsa da masum bir ürün olmanın -benim gözümde- çok uzağında.
çocuk edebiyatı türünde kaliteli eserler okumak için samed behrengi'ye göz atabilirsiniz. toz pembe çizgi film dünyalarından birazcık çıkmak için kemalettin tuğcu ve gülten dayıoğlu da güzeldir. fakat serttir, çocuk yeterince hazır değilse okumamalıdır. işbankası çocuk klasikleri serisi ise bence idealdir, hem fiyatı hem içeriği hem de eserlerin kalitesi üst düzeydir.
devamını gör...

"kafasini sektirdigim" logosu boyle ama...
devamını gör...

çocukluğumdan beri içinde bulunmaktan hiç hoşlanmadığım alan.
iki sebep var, çok eskiden beri tesir eden. biri insan bedeninin toprak altında uğradığı değişim. hayal etmesi bile ürkütücü. bu yüzden yakılmayı dilerim nazım gibi. ki bunu anlattığı 'ben senden önce ölmek isterim' şiirini de çok severim.

ben senden önce ölmek isterim.
gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni gorebilesin
fedakarliğimi anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için.

ikincisi de gözü yaşlı insanları görmeye çokça dayanamıyor oluşum. acının göz önüne açık bir şekilde serildiği tek yer oluşu sebep. hiçbir umudun kalmadığı bir nokta. minicik bir 'belki' bile yok. bitti. gitti.

işte bu yüzden sevmiyorum. vedaları da sevmiyorum. ama son iki haftadır çokça gitmek zorunda kaldım mezarlığa. kendi kayıplarımda tercihti ama eşimin canı yanarken onu yalnız bırakamadım. oradaydım. dua da etmediğim için etrafta minik yürüşlere çıktım, ona alan bırakmak için. içim daralsa da mezarlara baktıkça huzursuz olsam da çiçekleri suladım. mezar taşlarını okudum. bir yanda bebeleri, bir yanda yaşlı insanları gördükçe adaletsiz hayata kızdım.

ama en zoru sanırım mezara bırakıldığı ilk andı. haberi aldıktan sonra afallayıp 800 km yol boyunca biriktirdiğim; vedaydı, namazdı derken güçlü durmaya çalıştığım 16 saatin sonunda mezarlığın bir köşesinde başımı farklı bir yana çevirmiş olsam da zihnimden gitmeyen şu kelimeler dağılmama, içimi çeke çeke ağlamama sebep oldu "baba toprak altına bırakılır mı?"
devamını gör...

bilgi aktarmak için, sözlüğü kullanan bir yazar akılcılığıdır, gerek duymuyordur kadın böyle şeylere, gayet doğal. hatta normal olanı budur, biz biraz şekilciyiz.
herkes biraz şekilcidir, ama meja şekilciliğini bilimsel kaynaklarla ortaya döker.
devamını gör...

oyunlarından yansıyan bir gülüşü vardır ki hala o'nu seyreden, canlı performansını gören herkesin belleğindedir. bunun haricinde gizli bir ıstırabı vardır, 16 yaşındaki oğlunu kaybetmiştir, bunun acısını yüreğinde taşımıştır. trt'nin o'na program vermesi ve çocuklarla buluşturması, hem çocuklar için hem de kendisi için bir iyilik olmuştur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim