uzun zamandır ayrılmadan ve ayrılmayı düşünmeden birlikte yaşadığım sigara markasıdır.

hayatıma çok sigara girdi. kendimi tanımaya başladığım ilk zamanlarda winston soft içiyordum. kızıl afet. sadece içimi ile değil görüntüsü ile de beni benden alıyordu.

sonra hayatıma kısa süreli sigaralar girdi çıktı. wings, muratti gibi sigaralarla kısa, hacimsiz ve heyecansız ilişkiler yaşadım. pişman mıyım? asla, güzelleştim yasla.

bir zamanlar esmer güzeli lucky strike ile kısa ama çok gösterişli ve sarsıntılı bir ilişkim olmuştu. onun bana verdiği heyecanı hiçbiri verememişti ilk zamanlar ama sonra bana çok gösterişsiz gelmeye başladı ve eski tadı alamadım artık. sonra da çok yakışıksız bir şekilde ayrıldım kendisinden.

ve ayrılır ayrılmaz da kendimi kent switch’in kollarına bıraktım. gerçek aşk buydu işte. paketinin harika görüntüsü, zerafeti, içiminin verdiği zevk, patlattıktan sonra gelen o mentol kokusu. ama zengin babası, kenti bana yar etmedi ve görüşmemiz yasakladı.

sonra yine küçük denemelerden sonra winston blue ile tanıştım. benim için kötünün iyisi idi. ama içtikçe alıştım ve vazgeçemedim daha sonra. fırtınalı, çılgın bir ilişkimiz olmadı ama huzur verdi bana. güzel zamanlar yaşadı. bu sabah büfeye gittiğimde 19 lira olduğunu öğrendim. ve artık o anın çok yakın olduğunu anladım. winston blue’ya sözlük yazarı arkadaşlarımın huzurunda veda ediyorum artık.

yavaş yavaş sigarayı bırakıyorum ama dudak tiryakiliğim devam edecek. belki de sırf bu dudak tiryakiliği için bırakıyorumdur sigarayı, on dokuz sadece bir bahanedir.
devamını gör...

muhteşem etkinlik. sevgi pıtırcığı olma yolunda bir adım daha atmak neden olmasın. yüzlerde hafif dudak kayıklığında bir gülümseme otursun.
devamını gör...

'birdenbire öfkelenme' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

sunucunun hareketi saçma kerem bürsin’in ödül alması daha saçma.
devamını gör...

türkçe rap'in en pis diss'ini yapmıştır 2005-2006 gibi. pis derken kelimenin tam anlamıyla yani, joker - jokezilla falan kumda oynar. şimdi isim, link falan verip de kimsenin kulaklarını on bin ton küfürle doldurmaya niyetim yok. elimde olsa youtube serverlarından silip üç kez kutsal suyla yıkarım.
devamını gör...

kelime anlamı kutsal bilgelik olan bu büyüleyici yapı, dünyanın en eski katedrali ünvanına sahip olup aynı zamanda 15 yüzyıl boyunca içinde ibadet edilerek dünyada en uzun süre ibadet edilmiş inanç yuvası olarak günümüze kadar ulaşmıştır. günümüze ulaşan yapı aslında 3. ayasofya olup, ilk 2 ayasofya kilisesi halk ayaklanmalarında yakılıp, yıkılmıştır.
2 sene önce, daha henüz ayasofya saçma sapan politik bir kararla camiye çevrilmeden önce, almanya'da okurken türkiye-avrupa birliği siyasi ve ekonomik ilişkileri hakkında bir sunum hazırlamıştım.sınıfın bir kısmı abd'li, bir kısmı güney amerikalı ve geriye kalanı da avrupa birliğinin farklı ülkelerinden insanlardı.öyle bir önyargı ile bakıyorlardı ki oradaki türklere, konuşup tanıştıktan sonra bana önyargılarını söyledikleri zaman başıma ağrılar girmişti.
o saçma önyargıları kırmak için sunumumun sonuna ayasofya'yı koymuştum. atatürk döneminde nasıl müzeye çevrildiğini, bizim ayasofyayı kutsal görmemize rağmen dünya mirası olduğu için koruyup herkesin ziyaretine açtığımızı, cami ile kilisenin aslında nasıl tarih kokan bir şaheser içerisinde doğu batı sentezinde buluşup ortak noktada buluşabildiğini, farklılıklarımız olsa bile kesişim noktamızın ayasofya olduğunu uzun uzun anlatmıştım. fatih'in nasıl gözü gibi baktığını, konstantinlere(istanbulu kuran ve istanbulu son kez savunan) olan hayranlığı ve saygısını, aya sofyanın kutsal bilgelik anlamına geldiğini ve bunun bizim için ne denli büyük bir şey olduğunu, bu dünyanın belki de en güzel yapısına gözümüz gibi baktığımızı..
sunum sonrasında o kadar güzel şeyler duymuştum ki, rahmetli babamın belki de hep görmek istediği şeyi ona yaşatmıştım, vatana millete hayırlı bir evlat olmak, ülkemi en iyi şekilde temsil etmek..
camiye döndürüldüğü zaman o kadar utandım ki ülkem adına, onca dil dökme, onca önyargıları kırma emeklerimi bir çırpıda yok etmişlerdi. bu ülkenin idealist gençlerine bu iktidarın o kadar çok borcu var ki, kısacık kalan ömürlerinde bunu asla ödeyemeyecekler.
devamını gör...

erkek ile kadın birbirlerini tamamlayan varlıklardır, ne kadar düşmanlık olursa olsun yine birbirlerine bakıyorlar işte. gerisi hikaye…
ama kadınlara düşman olanlar muhtemelen geçmişte bi kadından sağlam tekme yemişlerdir bak, bu durum hiç şaşmaz. yapacak bir şey yok hayat her şeye rağmen devam ediyor.
devamını gör...

peki ilk entry nin hemen girişinde gördüğümüz sarı kupa neyin nesidir?

sen kralsın kupası mı.

ekleme ; bilgilendirme için merhaba poğaçacı ya teşekkürler

başlıkta en çok beğeni alan girdiye düşüyormuş o kupa.

bi nevi sen bu entrynin kralısın gibi hahaha güzelmiş, sevdim.
devamını gör...

güzel de bir hikayesi vardır.

tıbbiye’den arap asıllı bir teğmen‘e selam vermemesi nedeniyle atılmış olan hüseyin nihal atsız edebiyat öğretmenliği yapmaya başlar. kendisini, esaslarını ziya gökalp’in, ruhunu yahya kemal beyatlı, peyami safa, ömer seyfettin gibi yazarların koyduğu türkçülük fikrine ve türk tarihine adamış idealist bir öğretmendir. yıllar dava uğrunda çalışma ile geçerken aşk ve gönül ilişkilerine fırsat bulamaz.

bir gün tayin olduğu okulda yeşil gözlü bir öğretmene vurulur. kendisi için bu şiiri kaleme alır ve öğretmenin dolabına bırakır. atsız’ın ilgisinin farkında olan öğretmen hanım mektubu hiç açmadan geri atsız’ın dolabına bırakır. böylece şiirin adı geri gelen mektup olur.
devamını gör...

berbat seviştiğiniz için konuyu değiştirmeye çalışan kadın olabilir.
devamını gör...

çocukluğa dair özlenmeyen ne var ki...
atariler, sokak oyunları, akdeniz'in havası, akşamları hafif esintiyle buram buram kokan melisalar.
incir, ceviz, nar, mandalina, zeytin, limon ve yenidünya ağacı... ah o renk renk güller, koskoca papatyalar... yıldızlar bile bambaşka.
geceleri gökyüzünün eşsizliği, fırtınaların bile mutlu edişi. her şey bambaşka. karşımızda yakın gibi görünen o uzak deniz ve toros dağları... uzağımızda duran her bir evi o çocukluk masumluğuyla şehir sanmalarımız... her şey bambaşka güzeldi.
devamını gör...

hep destek, tam destek. (bkz: cinnet geçirten yazım yanlışları)
devamını gör...

heyy aç kapıyı ben geldim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
boşta gelmedim bak vişneli çörek getirdim. önceden anlaşma yapalım hepsini yemeyeceksin. profiline misafir gelmiş biraz da sen ikram edeceksin.*
neşen her zaman daim olsun. tatlı enerjini yazılarında görmek mümkün. mizahına sağlık...
devamını gör...

gerek sözleri, gerek bestesi ile "10" numero marştır.

devamını gör...

2016-2018 yılları arasında çekilmiş, başrollerinde gérard depardieu ve benoît magimel'in yer aldığı 2 sezonluk politik drama dizisi. şahsımın hoşuna giden bir yapım olmuştur. netflix'te beğendiğim içeriklerdendir. dizinin konusu, marsilya şehrinin yönetimi için hırslı politikacıların entrikaları diyebiliriz. aşk, entrika, politika üçgenine bolca şahit olabiliyoruz. robert taro, şehri 25 senedir yöneten ve sevilen bir belediye başkanıdır. taro'nun sağ kolu olan ve yanında yetiştirdiği lucas barres ise ona içten içe bir kin gütmekte ve arkasından bıçaklamak için uygun bir an beklemektedir. ikisi arasında geçmişte kalmış bir hesap vardır. taro'nun kızı olan julia, genç bir gazetecidir ve hikayede etkin bir rol oynar. taro'nun ailesi de onun politik hesaplaşmasından ziyadesiyle etkilenir. şehirde vuku bulan diğer olaylar da tüm hikayenin tuzu biberi olur. politikada basamakları tırmanmak için ne kadar tavizkâr olunması gerektiğini gözler önüne seren dizi, bir politikacının yaşadıklarını çok gerçekçi bir şekilde anlatıyor. politikada birçok parametrenin ve güç unsurunun olduğunu görebiliyorsunuz. dizide seks, belki de netflix etkeninden ön planda ancak politikanın oyuncuları olan politikacıların da zaafları olduğunu gayet iyi anlatmışlar. hakkında yapılmış yorumlara baktığım zaman bazılarının beğenmediğini görsem de bence gayet sürükleyici ve hoş bir diziydi. tavsiye ederim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

soytarıya bakar mısın ya. çakarlı araçla falan geziyor. bir de polis eskortu takmışlar. bu milletten bir bok olmaz. kapatın ülkeyi gidelim amk.

edit: polis aracı değilmiş. beyaz sedana çakar takmışlar.
devamını gör...

en çok heveslendiğim ve bir an önce gelmesini beklediğim gündü.

efendim ben okumayı yazmayı biraz erken söktüm. o da meraktan. ablamla ağabeyim oturup bir kağıtta bir şeyler okuyorlardı ve ben de bir şey anlamıyordum. yani okumayı sökmem aslında kıskançlığımdan geldi bir anlamda.

okumayı yazmayı söktüğümde 5 yaşımdaydım. ablam da erken söktüğünden okula erken yazdırılmıştı. benim dönemimde okula başlama yaşı 7 idi. ablam erken başladığında , sınıftakiler de büyük olunca adaptasyon sorunu yaşadığından beni erken yazdırmadılar okula.

ben de çocukluk arkadaşım meryem ile evden kaçıp okula gitme planları yapardım. önünde çiçek baskı olan bir de çantam vardı; ona kitap defter koyup ana yola çıkıp bir araba durdurmaya bile kalktıydık(kazara yaşıyorum resmen).

neyse efendim tüm çabam başarısız olunca ben 7 yaşıma kadar bekledim. okula başladığım gün de en mutlu olduğum günlerden biriydi. ama bir gariplik vardı; ben olabildiğince mutlu iken,çocuklar ağlıyordu. çok garipseyip , ‘okula başladılar mutlu olmaları lazım’ diye düşündüğümü dün gibi hatırlıyorum.

ilk iki sınıfı okutan öğretmenim de iyiydi. sadece derste türkiye haritası çizmeme kızardı; o da ayrı bir hikaye konusu.
devamını gör...

evde aseton yoksa tinerle de çıkar. umarım bu bilgi hiçbir zaman işinize yaramaz.
devamını gör...

psikolojik egoizm, tüm eylemlerimizin temelde kendi kişisel çıkarlarımızla motive olduğu teorisidir. thomas hobbes ve friedrich nietzsche‘nin de aralarında bulunduğu pek çok filozof tarafından onaylanmış bir görüştür.
psikolojik egoizm kişisel çıkar beklentisi olmadan bir insanın bir eylemde bulunması imkansızdır der. insanın yaptığı her eylemin bencilce olduğunu ve insanın yaptığı her eylemde kendisini baz aldığını, fayda beklentisi içinde olduğunu savunur. ilk bakışta çok saçma gelebilir. bunun sebebi “bencillik”, “fayda”, “çıkar” kelimelerini günlük hayatımızda olumsuz anlamda kullanmamızdır.
oysa psikolojik egoizm sizin acil bir işiniz varken bile yolda geçen yaşlı birisine yardım etmenizi de bencillikle açıklar yardım etmemenizi de.
günlük hayatta yardım etmemek bencillikken psikolojik egozimde ikisi de bencilliktir. nötr bir bencillik anlayışı vardır. az bencillik veya çok bencillik yoktur. bencilliği iyiye veya kötüye siz yöneltirsiniz.

psikolojik egoizm ahlaki değer yargıları sunmaz. hayatı nasıl yaşaman gerektiği hakkında sana bir doktrin vermez. o var olan durumu açıklayan bir varsayımdır bir iddiadır. o’na göre sabah yaptığımız kahvaltıda tutun işe giderken seçtiğimiz güzergaha kadar her şeyi insan bencilce ve kendi faydasını düşünerek, seçimleriyle meydana getirir.

bir şey kendi olduğu için mi değerlidir yoksa insana fayda sağladığı için mi değerlidir.
bir şey sadece ve sadece insana fayda sağladığı için değerlidir.
bana fayda sağlamayan bir şeyin bende bir değeri yoktur.
ve ben sadece ben olmayı bilirim. ben sadece ben olabilirim. ben asla sen olamam. ben sadece benim bilincimde olabilirim, beni hissedebilirim, beni tanımlayabilirim. seni de ancak kendi üstümden tanımlarım. sen canım acıyor dersin ben de kendi tecrübelerime dayanarak hissederek acıyı kendi üstümden tanımlar ve seni o şekilde anlayabilirim. sen bana benim bilmediğim bir hisle gelirsen ben onun ne olduğunu bilemem. ben sadece ben olmayı biliyorsam bu işin bencillikten başka çıkar yolu yoktur ve benim için bir başkasının araç olmama ihtimali yoktur. kendi hedeflerime ulaşmamda etrafımda olan olmayan her şey benim için araçtır (u: cemre demirel
). gördüğüm duyduğum deneyimlediğim her şey benim için artı niteliktedir.*

psikolojik egoizmde altruizm yoktur. çünkü doğru olduğuna inandığın şeyi yapmak da bencilliktir veya kendini merkez almaktır. bir askerin kendisini feda etmesi veya bir insanın bir başkasını kurtarmak için arabanın önüne atlaması. bunların yapılmasının altında yatan etkenler; ya kendi doğru bildiğin değerleri, inançları (bu bir din olabilir veya aileden/okuldan aldığın terbiye/eğitim veya gelenek göreneklerin olabilir) gerçekleştirmek isteyişin ya teşekkür, saygınlık bekleyişin, ya sosyal fayda bekleyişin ya da şan, şöhret, ün bekleyişin bunlardan herhangi biri veya hepsi olabilir. ayrıca ilkelerin vardır ve reddetme hakkını her zaman kullanabilirsin. ki bu da yine aynı yola çıkar
psikolojik egoizmde iyilik yapmak vardır. çünkü iyilik yapmak bencilcedir.
bizler neden iyilik yaparız.
1- çıkar beklentisi içindeyizdir ve mutluluk da bir çıkardır. eylem başarıya ulaşır veya ulaşmaz işin sonunda mutlu olur veya olmayız bu eylemin yapılış amacı için önemli değil sonuç için önemlidir. eylemin yapılış amacı beklentidir. ve bir fayda beklentisi vardır.
2- mutlu oluruz. bu bir insan için en büyük iyilik yapma nedenidir ve mutluluk bencilliktir, kendini düşünmektir. iyilik yaparız çünkü yapmassak kendimiz üzülürüz. üzülmemek için iyilik yaparız. ve yine kendimizi düşünürüz. mesela bir zenginin parasıyla hasta çocuklara yardım etmesi. bu eylem yardım eden zengini mutlu ediyordur ve zengin yardım yapıyordur. zenginin yaptığı hasta çocuklara yardım karşılıksızmış gibi gözükse de işin içinde bir çıkar vardır.
başkasının mutluluğunu görüp de mutlu oluruz. zengin adam yaptığı yardımlar sonucu mutlu olan çocukları görüp mutlu olur. yine kendi duygusunu tatmin etme yine kendi çıkarı vardır. başka bir örnek verirsek: yatalak kızına bakan annenin hayatını kızının bakımına adaması ve bunun sonucunda annenin de hasta olması ve kızı öldükten sonra annenin de kahrından ölmesi. burada anne herhangi bir çıkar beklentisi içine mi. annenin hayatını kızına adaması bencilce, kendini merkeze alarak ve fayda bekleyerek gerçekleştirdiği bir davranış mı? evet tam olarak öyle. neden? çünkü anne kızına bakmazsa kendisi üzülecek, mutsuz olacak. anne kendi hayatını kızının mutlu olmasına adıyor ve bundan beklentisi de kızının mutlu olması. veya bir dine inanıyordur ve o dinde ahiret inancı vardır. kızına şefkat beslemesi yemeyip yedirmesi cennet inancındandır. kızına bakması ve kızı için hayatını feda etmesi karşılığı olarak cennete girmeyi hedefler. *
3- teşekkür bekleriz ve o teşekkürü görmek için duymak için yaparız.
4- sosyal fayda bekleriz
5- doğru olduğuna inandığımız şeyi yaptığımız için kendimizi tatmin ederiz. dinlerin insanları eyleme yöneleten kısmının altında psikolojik egoizm vardır. ahiret inancı ve yaptıklarının karşılığını alacağına olan inanç insanları iyilik yapmaya iter. bu iyilik-doğruluk, kötülük-yanlışlık kriterini ise inanılan dindeki tanrının buyruğu belirler.
aldanma insanların samimiyetine !
menfaatleri gelir her şeyden önce...
vaad etmeseydi allah cenneti;
o'na bile etmezlerdi secde...
demiş mehmet akif ersoy.
evet beklenti içinde olma fayda bekleme bencillik dinlerde insanı eyleme geçiren faktördür. çünkü ahiret inancı vardır. ancak ve ancak ahiret vaat eden bir tanrının dini gerçekçi olabilir. onun dışındaki hiçbir ideoloji gerçekleşemez ve gerçekçi değildir (bkz: #448362">#448362). dinin insanları faaliyete geçirmesine en basitinden örnek verirsek: sadaka vermek. allah o sadaka kutusuna para atan kişiye ahireti vaat etmeseydi ve yaptığı bu iyiliğin karşılığını alacağını müjdelemeseyidi o kişi o kutuya para atar mıydı?* veya allah akrabaya bakmamızı ve yardımlaşıp iyi geçinmemizi söylemeseydi o anne çocuğuna bu kadar iyi davranır mıydı bunca çile çeker miydi? ahiret korkusu ve eyaptıklarımızın karşılığını alacağımıza olan inanç insanların dünyada iyilik yapmasına sebebiyet veren etkenlerden biridir.

psikolojik egoizm yanlışlanabilir bir şey değildir.
psikolojik egoizmi reddediyorsanız ve bunu ispata kalkışıyorsanız psikolojik egoizmi savunan birine göre psikolojik egoizmi kanıtlamış olursunuz. çünkü o zaman “bana bunu ispat etmek için yaptın. bencil bir arzuyla, haklı çıkma arzusuyla yaptın” denir. doğru olduğuna inandığımız şeyi gerçekleştirme çabasıdır bu. yine ben merkezcidir ve çıkar beklentisi vardır.
bana göre psikolojik egoizm evrimsel sürecin getirisidir. doğa canlıları bu yola itekler. ancak bilişsel yetenek, kendinin farkında olma yeteneği hayvanlarda yoktur o sadece insana özgüdür.

psikolojik egoizme yalnızca şok anında yapılan davranışlar girmez çünkü şok anında bir yaptığını başka bir seneryo içerisinde yapmayabilirsiniz. şok anında düşünemediğiniz için şok anında yaptığınız davranışların üzerine de düşünemezsiniz ve şok anında yaptığınız davranışlara göre yargı veremezsiniz.
devamını gör...

demet akalın'dan "afedersin" eşliğinde 3 hayır ile uğurlayabilirsiniz kendisini.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim