doğum günü kutlaması istemeyen insan
kutlama istiyorum ama odak olmak istemiyorum. böyle de saçma bir şey.
devamını gör...
köyde yaşamak
herkesin ulaşabileceği ama bir ütopya gibi bahsedip durduğu hayal.
öyle romantize edildiği kadar kolay iş değildir sobadan kül almak, sobayı sabahın ayazında kaldırıp yakmak hayvana vs bakıp tarla biçmek o yüzden hiç niyetlenmeyin yazları 10 gün gidin yeter.
öyle romantize edildiği kadar kolay iş değildir sobadan kül almak, sobayı sabahın ayazında kaldırıp yakmak hayvana vs bakıp tarla biçmek o yüzden hiç niyetlenmeyin yazları 10 gün gidin yeter.
devamını gör...
sigara
çevreye verdiği zarardan dolayı yasaklanması gereken şey. bunu içenlerin, pasif içicilik diye bir terime sebep olmalarından başka sokakları kirletmek, orman yangınlarına sebep olmak gibi zaraları da mevcut.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hayatımda ilk defa bu kadar berbat ve yalnız hissediyorum.
devamını gör...
asla yapamam dediğiniz meslekler
acil bir duruma müdahale gerektiren, kriz yönetimi becerileri ve soğukkanlılık isteyen herhangi bir alanda çalışmam mümkün değil.
devamını gör...
dayak yiyen bir kadına yardım etmek
her insan evladının yapması gereken eylemdir. sonucu ne olursa olsun kardeşim karşınızda biri dayak yiyor, insanlık açısından müdahale etmek gerekiyor. hatta dayak atan dallamayı dövmek daha mantıklı bence. ha, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın düşüncesinde iseniz sizin de insanlığınıza tüküreyim. vicdan denen şey herkeste olması gereken bir şey onu bunu bilmem ben.
devamını gör...
bira içen kadın
bıkmadınız mı bizi ötekileştirmekten? size ne zararımız var anlamıyorum maç da izleriz, bira da içeriz. siyasette konuşuruz,hamur da açarız etmeyin eylemeyin insan olduğumuzu unutuyorsunuz.
devamını gör...
millet ne artılar almış yaa
portakal'a bakınca söylediğim. 60 artılar,50 artılar falan. ben de kendimi artı alıyor sanıyordum 3,5 artı görünce.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
çok sevdiğim bir dostum, (bkz: hemdem)ime bırakıyorum bu şiiri.
yasamak sakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yasayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yanı, yasamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
yanı, bütün işin gücün yasamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yanı, o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel,
en gerçek şeyin yasamak olduğunu bildiğin halde.
yanı, öylesine ciddiye alacaksın ki yasamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yasamak, yani ağır bastığından.
1947
(2)
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yanı, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatman bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savasın sonunu
diyelim ki, hapisteyiz,
yasımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla beraber yasayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yanı, duvarın arkasındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
(3)
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yıldız zerresi yanı,
yanı, bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
şubat 1948
yaşama dair~ nazım hikmet
yasamak sakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yasayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yanı, yasamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
yanı, bütün işin gücün yasamak olacak.
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yanı, o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel,
en gerçek şeyin yasamak olduğunu bildiğin halde.
yanı, öylesine ciddiye alacaksın ki yasamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yasamak, yani ağır bastığından.
1947
(2)
diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yanı, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatman bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savasın sonunu
diyelim ki, hapisteyiz,
yasımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla beraber yasayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yanı, duvarın arkasındaki dışarıyla.
yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
(3)
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yıldız zerresi yanı,
yanı, bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
şubat 1948
yaşama dair~ nazım hikmet
devamını gör...
bir terapi olarak araba kullanmak
otobüs şoförüyüm ben. patronuma otobüs sürmek bana terapi gibi geliyor dersem maaşımı vermez hatta benden maaş alır bir de sigorta yapmamı ister. susun.
devamını gör...
tüm dünyaya söylenmesi gereken söz
"niçin ruhunu zorluyorsun..?
...ebedi planlar için çok güçsüz."
...ebedi planlar için çok güçsüz."
devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
yazarsam ağlarım demek istediğim başlıktır.
devamını gör...
sevgilinin ailesiyle tanışmak
19 yaşında bir kez yapmıştım, sonra bir daha yanaşmadım. ha sorsalar kimseyle tanışmadım hiç derim, unutmak istiyorum çünkü. yok gibi davranıyorum. hiç yaşanmamış gibi. hiç kimsenin anniciği ile tanışmamış gibi.
küçücük bir odanın içinde tüm çakallar toplanmıştı, hiç unutmam. annesi, teyzesi, onun yüzü eriyor gibi görünen acayip kızı, birkaç erkek ve acaba onlar kimdi ya diye düşündüren başka insanlar. 46 kilo zamanlarım, nasıl narin nasıl zarifim. safım bi de. bu aile yapısı hakkında bilgim yok. göçmen çocuğuyum. biz de aşık olursan aile falan uğraşmaz gider kendin evlenirsin. hatta bizim taraf benim mallık seviyemi bildiği için gitme dediler, onlar seni yerler, haberin olmaz. dedim siz karışamazsınız, istediğimi yaparım.
yemin ediyorum 19 yaşımı verseler bana saçını başını acimadan yolarım.
aldılar beni aralarına, nasıl güzel maşallah dediler, en sevdiğimiz gelinimiz diye üstüne basa basa söylediler. en sevdiğimiz gelinimiz. en güzel gelinimiz. en zayıf gelinimiz. en güzel gözlü gelinimiz. yüzümde böyle kocaman gülücükler iltifatları alıyorum. nasıl mesudum.
eve geldim, ne oldu dediler, dedim bana böyle böyle dediler. o zaman öğrendim bizim ailenin yetişkin çakallarından, odanın içinde olan diğer gelin adayından nefret ettikleri için bana o kadar güzel şeyler söylemişler. o söylenen şeylerin aslında benimle ya da onların bana karşı hissettikleri ile alakası yokmuş.
sonra o kıskanırdıkları gelin beni birkaç kez öldürmeye çalışınca anladım ben ailem haklı. o ruh hastası beni her gördüğü yerde uzun dakikalar laf sokup yerin dibine sokup sokup çıkarınca bu işlerin bana göre olmadığını iyice anladım. çünkü ben böyle sabahtan akşama entrika falan uğraşamam firdevs hanım gibi. bihter olsaydım dizinin ilk bölümünde kafama sıkardım.
buradan o aileye sevgi ve saygılarımı iletiyorum. beni her şeyden soğuttular. pislikler.
y a s ı k.
küçücük bir odanın içinde tüm çakallar toplanmıştı, hiç unutmam. annesi, teyzesi, onun yüzü eriyor gibi görünen acayip kızı, birkaç erkek ve acaba onlar kimdi ya diye düşündüren başka insanlar. 46 kilo zamanlarım, nasıl narin nasıl zarifim. safım bi de. bu aile yapısı hakkında bilgim yok. göçmen çocuğuyum. biz de aşık olursan aile falan uğraşmaz gider kendin evlenirsin. hatta bizim taraf benim mallık seviyemi bildiği için gitme dediler, onlar seni yerler, haberin olmaz. dedim siz karışamazsınız, istediğimi yaparım.
yemin ediyorum 19 yaşımı verseler bana saçını başını acimadan yolarım.
aldılar beni aralarına, nasıl güzel maşallah dediler, en sevdiğimiz gelinimiz diye üstüne basa basa söylediler. en sevdiğimiz gelinimiz. en güzel gelinimiz. en zayıf gelinimiz. en güzel gözlü gelinimiz. yüzümde böyle kocaman gülücükler iltifatları alıyorum. nasıl mesudum.
eve geldim, ne oldu dediler, dedim bana böyle böyle dediler. o zaman öğrendim bizim ailenin yetişkin çakallarından, odanın içinde olan diğer gelin adayından nefret ettikleri için bana o kadar güzel şeyler söylemişler. o söylenen şeylerin aslında benimle ya da onların bana karşı hissettikleri ile alakası yokmuş.
sonra o kıskanırdıkları gelin beni birkaç kez öldürmeye çalışınca anladım ben ailem haklı. o ruh hastası beni her gördüğü yerde uzun dakikalar laf sokup yerin dibine sokup sokup çıkarınca bu işlerin bana göre olmadığını iyice anladım. çünkü ben böyle sabahtan akşama entrika falan uğraşamam firdevs hanım gibi. bihter olsaydım dizinin ilk bölümünde kafama sıkardım.
buradan o aileye sevgi ve saygılarımı iletiyorum. beni her şeyden soğuttular. pislikler.
y a s ı k.
devamını gör...
ağdacıya gitmiş bir kadınla evlenmek
kadının vücudunda kıl görseniz ay iğrenç , ağdacıya gitse ay midem bulandı pardon da paşam ne istiyorsun?
devamını gör...
siyasal islamcıların türkiye'yi süper güç yaptık palavrası
hala heykel diyen atatürk düşmanı rezillerin algı kastığı başlıktır. bunların heykel diye leş ağızları ile etrafa kusmasının nedeni, pek tabii atatürk düşmanlığı. heykel diyorsanız, çıkın şerefiniz varsa; karpuz heykelleri veya dinozor heykellerine laf edin. ama sizin derdiniz heykel değil, cumhuriyet ve atatürk.
bir de karabağ demiş. azerbaycan'a hakaret lan bu. utanmaz herifler. oradaki zafer azeri ordusu ve halkının şanlı zaferidir. ulan orada bile çıkar ve istismar peşindeler.
oraya buraya beton, asfalt sererek mi süper güç oldunuz. bugün dolar 8,60 tl oldu. 10.dünya ülkesi somali karşısında bile paramız değer kaybetti.
ama hala gelmişler heykel diyorlar. o heykel dediğin adam olmasa idi, şimdi türkiye diye bir yer olmazdı. reziller sizi!!.
bir de karabağ demiş. azerbaycan'a hakaret lan bu. utanmaz herifler. oradaki zafer azeri ordusu ve halkının şanlı zaferidir. ulan orada bile çıkar ve istismar peşindeler.
oraya buraya beton, asfalt sererek mi süper güç oldunuz. bugün dolar 8,60 tl oldu. 10.dünya ülkesi somali karşısında bile paramız değer kaybetti.
ama hala gelmişler heykel diyorlar. o heykel dediğin adam olmasa idi, şimdi türkiye diye bir yer olmazdı. reziller sizi!!.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
evet kadın yazarların takipçi sayıları çok ama bunun kadın yazar olmalarıyla ilgili olduğunu düşünmüyorum. şöyle bazı yazarların kadın olduğunu bilmeden takip etmisliğim var ve bazı yazarların kadın olduklarını dahi bilmeden yazdıkları tanımlara hayran kalmışlığımda var. ben tam tersini düşünüyorum bence çok iyi yazdıkları için takipçi sayıları çok. kaldı ki zaten hepsinin takipçisi yüksek değil ki böyle bir genelleme yapıyorsunuz. takipçisi yüksek olan erkek yazarlarda var bunu da erkek olmasına mı bağlayacağız.
devamını gör...
sevişmesini videoya almak isteyen kadın
durun! bunu bana bırakın lüften...
(bkz: yine seks hikayesi mi yazıyorsun feridun abi)
(bkz: yine seks hikayesi mi yazıyorsun feridun abi)
devamını gör...
kaç kere aşık olunabilir sorunsalı
ben bir kez olduğunu düşünenlerden değilim. her yaşın aşkı farklı olur bence. çocukluk aşkı çok daha masum. lise aşkı çok daha coşkulu. daha ileriki yaşlardaki ise biraz daha işin içine mantık karışabilirimsi. her dönemde büyüyor, gelişiyor, daha iyi versiyonlarımıza dönüşüyoruz. haliyle bu versiyonların yeni aşklara yelken açması da olasıdır bence.
devamını gör...