çocukların kıymetli oyuncakları
5 yaşına kadar oyuncakları o kadar kıymetli ki sokaktan bulduğu bir gazoz kapağını veya sahilden topladığı taşları bile eve gidince sorarlardı. bir keresinde oğlum topladığı o taşları gittiğimiz sahilde unutmuştu, eve gelince kıyamet koptu, nasıl benim taşlarımı almadın diye başımın etini yedi, 3 gün ağladı. şimdi büyüdüler artık, geçen gün 5 yaşındaki kuzenleri geldi, tabii haliyle tüm oyuncaklar ortaya saçıldı, oğlum zamanında asla kimsenin dokunmasına dahi izin vermediği oyuncağını kuzenine hediye etti. büyüyünce oyuncağı gözleri görmüyor ama 2-5 yaş arasındayken mülkiyet kavramı tam olarak oturmadığından oyuncak, çocuklar için dünyanın en kıymetli şeyi..
devamını gör...
ceres
yunan mitolojisi'nde karşılığı demeter'dir.
devamını gör...
köpek kalbi
geçen hafta cuma günü bitirdiğim bir mihail bulgakov eseridir. yaşadığı yeri ve yakınındaki insanların hayatını cehenneme çeviren, başlarına onlarca iş açan eski köpek, yeni insan şarik'in öyküsünü anlatır bizlere. açık konuşayım oldukça hoşuma gitti bu kitap ama pek sarmadı beni. o köpeğin yakalanıp deneye başlanma kısmı biraz daha hızlı aktı sanki. üniversite sınavı geçtikten sonra sakin kafayla bir daha okumayı düşünüyorum.
bulgakov köpek kalbi’nde sokak köpeği şarik’in öyküsünü anlatır. dünya çapında bir bilim insanı olan profesör filipoviç, evine götürüp beslediği şarik’i ameliyat ederek, er bezlerini ve hipofiz bezini adi bir suçlununkilerle değiştirir. köpek arsız, yüzsüz, şehvet düşkünü ve kaba saba bir insana dönüşür. şarik insan haliyle profesörün hayatını cehenneme çevirse de, sovyet bürokrasisinde kendine bir konum edinebilecektir.
komünistlerin küçük burjuva değerlerinin üstünde yeni bir sovyet insanı yaratma ideallerini hicveden köpek kalbi, bulgakov’un en çok tartışılan yapıtıdır.
bulgakov köpek kalbi’nde sokak köpeği şarik’in öyküsünü anlatır. dünya çapında bir bilim insanı olan profesör filipoviç, evine götürüp beslediği şarik’i ameliyat ederek, er bezlerini ve hipofiz bezini adi bir suçlununkilerle değiştirir. köpek arsız, yüzsüz, şehvet düşkünü ve kaba saba bir insana dönüşür. şarik insan haliyle profesörün hayatını cehenneme çevirse de, sovyet bürokrasisinde kendine bir konum edinebilecektir.
komünistlerin küçük burjuva değerlerinin üstünde yeni bir sovyet insanı yaratma ideallerini hicveden köpek kalbi, bulgakov’un en çok tartışılan yapıtıdır.
devamını gör...
nazım
aklıma 'ceviz ağacı' şiirinin kulaktan kulağa yayılan, yanlış bilinen hikayesi gelir. piraye'yi beklerken polislerin gelmesiyle ceviz ağacında polislerden saklandığı söylenir ama gülhane parkı'nda o zamanlar ceviz ağacı yoktur ve böyle bir hikayede.. şiirde bahsettiği ceviz ağacı kendisidir aslında hayallinde orda olduğunu anlatır. 1951 de türk vatandaşlığından çıkartılıp, 2009 yılında 58 yıl sonra türk vatandaşlığına iadesi yapılmıştır.
devamını gör...
attila ilhan
''... aysel git başımdan ben sana göre değilim
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim''
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim''
devamını gör...
seninle tartışmak isteyen kişiye aşırı sakin davranmak
ustaca bir savuşturma taktiği, gerçek kudurtucuların uyguladığı bir yöntem.
devamını gör...
tokat’taki antik kentte mısır mührü bulunması
antik dönemlerde bile ticaret yoluyla bir çok farklı medeniyetin bir araya geldiğini kanıtlayan bulgu.
tokat ilinde yer alan komana pontika antik kenti’nde, üzerinde eski mısır kralı ııı. thutmosis’in isminin yazdığı mühür bulundu.
--- alıntı ---
orta doğu teknik üniversitesi (odtü) yerleşim arkeolojisi ana bilim dalı’ndan kazı başkanı prof. dr. burcu erciyas, karadeniz bölgesi’nin iç kesimlerinde, yeşilırmak yayı üzerinde, bugünkü tokat sınırları içinde kalan komana antik kenti’ndeki buluntuların, komana’nın kilit pozisyonunun anlaşılmasına ışık tutuğunu söylüyor.
--- alıntı ---

yazının devamı için buradan
tokat ilinde yer alan komana pontika antik kenti’nde, üzerinde eski mısır kralı ııı. thutmosis’in isminin yazdığı mühür bulundu.
--- alıntı ---
orta doğu teknik üniversitesi (odtü) yerleşim arkeolojisi ana bilim dalı’ndan kazı başkanı prof. dr. burcu erciyas, karadeniz bölgesi’nin iç kesimlerinde, yeşilırmak yayı üzerinde, bugünkü tokat sınırları içinde kalan komana antik kenti’ndeki buluntuların, komana’nın kilit pozisyonunun anlaşılmasına ışık tutuğunu söylüyor.
--- alıntı ---

yazının devamı için buradan
devamını gör...
kısaltılan ders adları
mat- matematik.
ed- edebiyat.
trk- türkçe.
coğ- coğrafya.
daha nice örnek yazılabilecek başlıktır.
ed- edebiyat.
trk- türkçe.
coğ- coğrafya.
daha nice örnek yazılabilecek başlıktır.
devamını gör...
anime izleyen birini ciddiye almak
birini ciddiye almak için bahsettiği konuda ne kadar fikir sahibi, tecrübesi var mı diye bakılır. hiç anime izlemeyen birinin izleyen birini ciddiye alamamak için ne gibi bir tezi var merak ettim doğrusu.
devamını gör...
sizin hiç babanız öldü mü
bu şiiri ne zaman okusam ya da duysam, basıyorum küfürü. cemal süreyya'yı ya da şiiri sevmediğimden değil babamı çok sevdiğim için.
neden sonra sakinleşiyorum. kalbime saplanan ok çıkmış oluyor. ne yazmış adam diyorum. nasıl vermiş duyguyu, tam şairliğine şapka çıkarıyorum, bu seferde aklıma şiiri babası ölmeden önce yazdığı geliyor. yine basıyorum küfürü...
bu şiirle aramda sin kaflı ve dalgalı bir ilişki var.
neden sonra sakinleşiyorum. kalbime saplanan ok çıkmış oluyor. ne yazmış adam diyorum. nasıl vermiş duyguyu, tam şairliğine şapka çıkarıyorum, bu seferde aklıma şiiri babası ölmeden önce yazdığı geliyor. yine basıyorum küfürü...
bu şiirle aramda sin kaflı ve dalgalı bir ilişki var.
devamını gör...
reddedilen kızın selamı sabahı kesmesi
nolacaktı hala peşinde mi koşacaktı aslan parçası?
devamını gör...
hoşlanılan yazarın tanımını beğenip favlayıp mesaj atıp takibe almak
görmediğin insandan hoşlanmak ciddi bir tehlike çanları çalıyor göstergesidir yazardaşlarım. yüzünüze buz gibi su çalınız ve ivedelikle kendinize geliniz!
devamını gör...
yazarların en kötü buluşma anısı
en kötü buluşma anıları diye bir başlık nasıl olmaz? insanların komik anılarını dinlemekten aşırı keyif alırım, ilk ben başlıyorum o halde. konuşmuşuz etmişiz neyse dedik ki buluşalım. son anda arkadaşının da geleceğini söyledi. biraz bozulsam da çok umursamadım buluştuk oturduk falan sonra iki arkadaşı daha geldi. ee ben şaşırdım tabi ama bir şey de diyemiyorum yani ne diycem ki biraz sonra da 4 erkek ve ben bilardo oynamaya gittik. en saçma salak anımdı gerçekten ama eğlenmiştik de. bunu okuyan kişi, evet senden bahsediyorum, ilk buluşmaya arkadaş çağırmayın eğer double date olmayacaksa. şimdiden teşekkürler
devamını gör...
2053 sabahına uyandığında yazarların google'da arayacağı ilk şey
alamanya hala bizi kıskanıyor mu?
devamını gör...
kadının üstünlüğü
olmayandır. kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. doğada var olabilmek adına erkeklerin kadınlara, kadınların da erkeklere ihtiyacı var. artık bu; erkekler daha muhteşem, kadınlar daha mükemmel muhabbetlerini bırakalım. yirmi birinci yüzyılda da olsak içgüdülerimiz birinci yüzyılda olan insanlarınkiyle aynı.
devamını gör...
sözlükte yazar kovalamak
sözlüğe geldiğimden beri gerçekleştirdiğim eylemdir. sevdiğim yazarlar ne yazmış diye kovalıyorum hiç affetmiyorum.
devamını gör...
birini çok özlemek
hem mutluyum bu gece hem de özlemim artık dayanılmaz bir hal aldı. bu başlıkta da özlemlerimi anlatmak istiyorum.
asla gelmeyecek birini çok özlemek. eğer bu kişi kaybettiğiniz biriyse o acı asla bitmez. sadece alışırsınız. yıllar oldu sevdiğim insanları kaybedeli. bazen seslerini duyamıyor gibi oluyorum. içime bir korku düşüyor. ah diyorum o gülen gözler o kahkahalar ne de özlendi. size kızışlarını bize özlersiniz. o kadar çok özlersiniz ki tek yapabildiğinizin ağlamak olduğunu fark ettiğiniz an özleminiz daha da artar.
gelmeyecek birini özlerken bir de yaşayan ve gelmeyecek birini çok özlemek vardır. onun zorluğu ayrıdır. hani cemal süreya demiş ya "aynı şehirde sen varsın, ben varım, biz yokuz" aynı öyle işte. aynı gökyüzünün altında, aynı aya bakarsınız ama birbirinize bakamazsınız. dünya küçük bazen sizi bir araya da getirebilir. çok özlemişsinizdir ama o an başınızı çevirip gidersiniz. sizi buna zorlayan hayat utansın.
şimdi de benim şuanki en büyük özlemimden bahsedelim. o kadar özledim ki sözlük. yazsam yetmez buraya. anlatamam da. hani mahkûmlar o güneşi görecekleri günü beklerler ya hep, aynı öyle işte. o gün de ben tekrar güneşi göreceğim. onsuz her gün gördüğüm bu güneşin de bir anlamı kalmadı ki. işte böyledir bazı özlemler. hasretiniz çoktur. kavuşacağınız günü dört gözle beklersiniz ya içinizdeki özlem de o kadar büyür. gülüşünü, bakışını, sarılışını her şeyi geçtim yanınızda hissettiğiniz varlığını bile özlersiniz. hep içinizde olan birisinin fiziksel olarak da yanınızda olması yüreğinize barış güvercinleri bırakır.
model demiş ya "özlemek bu dokunmakla geçmiyor" bir de bu var. dokunmaya kıyamazsınız, dokunsanız doyamazsınız. birini çok özlemek nasıldır bilir misiniz? yağmurdan sonra gökkuşağını görürsünüz ve çok yakında olduğunu düşünüp koşa koşa onu bulmaya çalışırsınız ya içinizdeki o özlem onu bulamadığınız kadar çoğalır. öyle bir şey işte. umarım anlatabilmişimdir bir nebze. son olarak bir söz daha paylaşmak istiyorum*. "dokunamadığın birini özlüyorsan, özlediğin kalbine dokunmuştur çoktan."*
çok sevdamızdandır çok özlememiz. dokunamadığım birisini her özlediğimde, içimde oluşan o duygu bu cümle ile ne güzel anlatılmış. kalbime dokunmuş sevdiğim ondan.
son olarak buraya kadar okuyan sevgili yazar biliyorum çok uzun yazdım ama ancak dökebildim içimi. okuduğun için teşekkür ederim ve çok özlediğin o kişiye en kısa zamanda kavuşursun umarım*.
asla gelmeyecek birini çok özlemek. eğer bu kişi kaybettiğiniz biriyse o acı asla bitmez. sadece alışırsınız. yıllar oldu sevdiğim insanları kaybedeli. bazen seslerini duyamıyor gibi oluyorum. içime bir korku düşüyor. ah diyorum o gülen gözler o kahkahalar ne de özlendi. size kızışlarını bize özlersiniz. o kadar çok özlersiniz ki tek yapabildiğinizin ağlamak olduğunu fark ettiğiniz an özleminiz daha da artar.
gelmeyecek birini özlerken bir de yaşayan ve gelmeyecek birini çok özlemek vardır. onun zorluğu ayrıdır. hani cemal süreya demiş ya "aynı şehirde sen varsın, ben varım, biz yokuz" aynı öyle işte. aynı gökyüzünün altında, aynı aya bakarsınız ama birbirinize bakamazsınız. dünya küçük bazen sizi bir araya da getirebilir. çok özlemişsinizdir ama o an başınızı çevirip gidersiniz. sizi buna zorlayan hayat utansın.
şimdi de benim şuanki en büyük özlemimden bahsedelim. o kadar özledim ki sözlük. yazsam yetmez buraya. anlatamam da. hani mahkûmlar o güneşi görecekleri günü beklerler ya hep, aynı öyle işte. o gün de ben tekrar güneşi göreceğim. onsuz her gün gördüğüm bu güneşin de bir anlamı kalmadı ki. işte böyledir bazı özlemler. hasretiniz çoktur. kavuşacağınız günü dört gözle beklersiniz ya içinizdeki özlem de o kadar büyür. gülüşünü, bakışını, sarılışını her şeyi geçtim yanınızda hissettiğiniz varlığını bile özlersiniz. hep içinizde olan birisinin fiziksel olarak da yanınızda olması yüreğinize barış güvercinleri bırakır.
model demiş ya "özlemek bu dokunmakla geçmiyor" bir de bu var. dokunmaya kıyamazsınız, dokunsanız doyamazsınız. birini çok özlemek nasıldır bilir misiniz? yağmurdan sonra gökkuşağını görürsünüz ve çok yakında olduğunu düşünüp koşa koşa onu bulmaya çalışırsınız ya içinizdeki o özlem onu bulamadığınız kadar çoğalır. öyle bir şey işte. umarım anlatabilmişimdir bir nebze. son olarak bir söz daha paylaşmak istiyorum*. "dokunamadığın birini özlüyorsan, özlediğin kalbine dokunmuştur çoktan."*
çok sevdamızdandır çok özlememiz. dokunamadığım birisini her özlediğimde, içimde oluşan o duygu bu cümle ile ne güzel anlatılmış. kalbime dokunmuş sevdiğim ondan.
son olarak buraya kadar okuyan sevgili yazar biliyorum çok uzun yazdım ama ancak dökebildim içimi. okuduğun için teşekkür ederim ve çok özlediğin o kişiye en kısa zamanda kavuşursun umarım*.
devamını gör...


