bir telefonun kullanım ömrü
benim için bozulana kadardır. genel olarak bakarsak en pahalı telefonu da alsan ,orta telefonu da ilk 2 yıl canavar gibidir. 3.yıldan itibaren şarj su gibi gitmeye, telefon ağırlaşmaya başlar.
devamını gör...
çaylaklar sekmesinin daha keyifli olması
iki dakika göz gezdirip farkettiğim durumdur. hepsi yazar olmak için ilber ortaylı gibi takılıyorlar. yazar olunca şımaracaklar ama şu an hepsi çok kıyak tanımlar giriyor. helal len çaylaklar.
devamını gör...
oblomovluk
oblomov’u sadece tembel olarak tanımlamak yetersiz kalır; çünkü oblomov işin özünde tembel olmaktan hoşlanmıyordu. çalışmadığı için mutsuzdu. tembel olmaktan keyif almıyordu, aksine bu durumdan şikayetçiydi. o halde neden tembellik yapıyordu? bir işi olmadığı için mi? hayır. oblomov geçmişte bir devlet dairesinde memurdu; fakat onu da sudan bir sebeple bırakmıştı. bu sadece işle ilgili bir mesele değil. oblomov her konuda böyleydi.
oblomovluk işte tam olarak budur. sorunların ve çözümlerin farkındasındır. yaşantını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yaparsın; ama o planları asla uygulayamazsın.
bir doğu ülkesi olan rusya’nın çocuğudur oblomov. rusya, batı ülkelerinin aksine sürekli bir ilerleme süreci içinde olmamıştı. avrupa’da teknolojik, bilimsel, kültürel, felsefi ve ekonomik gelişmeler yaşanmıştı. tüm bu gelişmelerin sonucunda batı insanı çalışmayı bir erdem olarak kabul etmiş, elini kirletmekten asla çekinmemişti. batı toplumu dinamiktir. rusya ise toplumsal yapısı gereği hiçbir zaman aynı dinamizme sahip olamamış, sanayileşmeyi, kapitalizmi ve ülkeyi değiştiren bütün ideolojileri batıdan almıştı. rusya’nın köylerinde hayat yüzyıllar boyunca hiç değişmeden devam etmişti.
oblomovluk, yani oblomov’un kendi içinde yaşadığı çelişkiler; rusya’nın yüzyıllar boyunca süren durağanlığından sonra 19. yüzyılda değişmeye başlaması ama bunu kendi toplumsal dinamikleriyle değil de batı gücünün baskısıyla yapması yüzündendi. oblomov, ülkesinin değişmekte olduğunu ve kendisinin de değişmek zorunda olduğunu fark etmişti. köyündeki tüm mal varlığının yönetimini kahyasına devredip kente taşınmış ama hayalindeki değişimi bir türlü sağlayamamıştı. bir rus çocuğu olarak alışmış olduğu rus yaşam tarzını bırakmak zorunda olduğunu görmüş ama bir türlü bırakamamıştı; işte oblomov'u oblomov yapan şey tam olarak buydu.
oblomovluk işte tam olarak budur. sorunların ve çözümlerin farkındasındır. yaşantını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yaparsın; ama o planları asla uygulayamazsın.
bir doğu ülkesi olan rusya’nın çocuğudur oblomov. rusya, batı ülkelerinin aksine sürekli bir ilerleme süreci içinde olmamıştı. avrupa’da teknolojik, bilimsel, kültürel, felsefi ve ekonomik gelişmeler yaşanmıştı. tüm bu gelişmelerin sonucunda batı insanı çalışmayı bir erdem olarak kabul etmiş, elini kirletmekten asla çekinmemişti. batı toplumu dinamiktir. rusya ise toplumsal yapısı gereği hiçbir zaman aynı dinamizme sahip olamamış, sanayileşmeyi, kapitalizmi ve ülkeyi değiştiren bütün ideolojileri batıdan almıştı. rusya’nın köylerinde hayat yüzyıllar boyunca hiç değişmeden devam etmişti.
oblomovluk, yani oblomov’un kendi içinde yaşadığı çelişkiler; rusya’nın yüzyıllar boyunca süren durağanlığından sonra 19. yüzyılda değişmeye başlaması ama bunu kendi toplumsal dinamikleriyle değil de batı gücünün baskısıyla yapması yüzündendi. oblomov, ülkesinin değişmekte olduğunu ve kendisinin de değişmek zorunda olduğunu fark etmişti. köyündeki tüm mal varlığının yönetimini kahyasına devredip kente taşınmış ama hayalindeki değişimi bir türlü sağlayamamıştı. bir rus çocuğu olarak alışmış olduğu rus yaşam tarzını bırakmak zorunda olduğunu görmüş ama bir türlü bırakamamıştı; işte oblomov'u oblomov yapan şey tam olarak buydu.
devamını gör...
uçurum kenarından atlayacak kişiye söylenecek son söz
yaşadım ben bunu. lise sondaydım sanırım, oturduğum bir uçurum kenarına bir hışımla bir adam geldi. sol elinde sayfa sayfa faturalar vardı. rüzgar biraz daha şiddetli esse belki o faturaları alıp götürürdü. bir an için öyle olsun istemiştim. genç bir adam, üzerinde iş kıyafetleri. sanırım bu kadar ciddi durumlarda insanın bakışından duruşundan anlaşılıyor neye niyetlendiği. o an bir şeyler söylemek istedim. gerçekten işe yarar ne söyleyebilirim bilemedim. ben oturuyorum, adam elinde faturalar, suratında yıkılmış bir ifadeyle ayakta, her an kendini tek bir adımla boşluğa bırakacakmış gibi. değil son söz, ağzımdan çıkacak ilk sözü dahi bulamadım. adamın yüzünden kaç bulut, kaç acı geçti o kısa sürede. renk renk faturalar uçuşuyor. hiçbir şey söyleyemiyorum ama deli gibi korkuyorum atlayacak diye. adam derin bir nefes aldı, geldiği gibi hızla geri döndü. hemen arkasından ben de derin bir nefes aldım.
bu yüzden gerçekten uçurumdan atlayacak birine söylenebilecek son söz hakkında bir fikri olanları merakla okuyorum.
bu yüzden gerçekten uçurumdan atlayacak birine söylenebilecek son söz hakkında bir fikri olanları merakla okuyorum.
devamını gör...
pençe el
n.ulnaris'in seyri sırasında herhangi bir yerde hasarlanması sonucu oluşan deformitedir.
el herhangi bir cismi sıkıca kavramaya çalıştığında sağlam kısım olan elin lateralinde (1. ve 2. parmaklarda) pençeleşme görülür.
(bkz: kubital tünel sendromu)
el herhangi bir cismi sıkıca kavramaya çalıştığında sağlam kısım olan elin lateralinde (1. ve 2. parmaklarda) pençeleşme görülür.
(bkz: kubital tünel sendromu)
devamını gör...
369
''3,6 ve 9 rakamlarının ihtişamını ve önemini bilseydiniz evrenin kapılarını açacak bir anahtarınız olurdu.''
|nikola tesla

nikola tesla; 3, 6 ve 9 rakamlarının evren ve enerji açısından çok önemli olduğuna inanırmış. hatta bu konuyla alakalı ilginç takıntılara sahipmiş. örneğin bir binaya girmeden önce binanın etrafında 3 tur atarmış, yemek yemeden önce tabağını 18 farklı mendille 18 kere silermiş, otellerde sadece 3'e bölünebilen numaralı odalarda kalıyormuş... en önemlisi de herhangi bir karar alırken yapacağı seçimi sonucunun üçe bölünebilirliğini hesaplayarak yapıyormuş.
tesla evrenin özünün 3,6 ve 9 rakamlarından oluştuğuna inanıyormuş. inanmanın da ilerisinde, evrenin düğüm noktalarını hesaplayarak inancını kanıtlamış. 1,2,4,5,7 ve 8 rakamlarının fiziksel dünyayı simgelerken 3,6 ve 9 rakamlarının manevi dünyayı temsil ettiğine inanıyormuş nikola.

buna örnek olarak 1'den katlanarak devam eden sayıların (1,2,4,8,16,32,64,128,256,512...) içindeki çift sayıları toplarsak sırayla "1,2,4,8,7,5" rakamlarının geldiğini ifade ediyor. bunun yanında şunu da ele alabiliriz: bir daire düşünelim. açısı 360(3+6+0=9), 180(1+8+0=9), 90(9+0=9), 45(4+5=9), 22,5(2+2+5=9)... aynı işlemi dünyaya(6), aya(6), güneşe(9) ve melek sayılarına uyguladığımızda da görüyoruz.
bunu kendi hayatımızda da uygulayabiliriz. aslında bu kısmı çekim yasasıyla bağdaşıyor. çekim yasasına göre "düşüncelerimiz gerçekliğimizi doğrudan etkiler". yani bir şeye ne kadar odaklanırsanız o kadar hayatınıza çekersiniz. abraham hicks'in 17 saniye kuralını da hesaba katarak istediğiniz şeyi en az 17* saniye düşünerek yoğunlaşmalısınız. daha sonra sabah uyandığınızda 3, öğlen 6 ve gece uyumadan önce 9 kere olmak üzere 33 gün boyunca bu isteğinize tekrar enerjinizi yoğunlaştırıyorsunuz. sonucunda ise dileğinize ulaşmış oluyorsunuz. genelini incelediğimizde çekim yasasının belirli kurallarla sentezlenerek hayata geçirildiğini görüyoruz.
kaynaklar
1
2
|nikola tesla

nikola tesla; 3, 6 ve 9 rakamlarının evren ve enerji açısından çok önemli olduğuna inanırmış. hatta bu konuyla alakalı ilginç takıntılara sahipmiş. örneğin bir binaya girmeden önce binanın etrafında 3 tur atarmış, yemek yemeden önce tabağını 18 farklı mendille 18 kere silermiş, otellerde sadece 3'e bölünebilen numaralı odalarda kalıyormuş... en önemlisi de herhangi bir karar alırken yapacağı seçimi sonucunun üçe bölünebilirliğini hesaplayarak yapıyormuş.
tesla evrenin özünün 3,6 ve 9 rakamlarından oluştuğuna inanıyormuş. inanmanın da ilerisinde, evrenin düğüm noktalarını hesaplayarak inancını kanıtlamış. 1,2,4,5,7 ve 8 rakamlarının fiziksel dünyayı simgelerken 3,6 ve 9 rakamlarının manevi dünyayı temsil ettiğine inanıyormuş nikola.

buna örnek olarak 1'den katlanarak devam eden sayıların (1,2,4,8,16,32,64,128,256,512...) içindeki çift sayıları toplarsak sırayla "1,2,4,8,7,5" rakamlarının geldiğini ifade ediyor. bunun yanında şunu da ele alabiliriz: bir daire düşünelim. açısı 360(3+6+0=9), 180(1+8+0=9), 90(9+0=9), 45(4+5=9), 22,5(2+2+5=9)... aynı işlemi dünyaya(6), aya(6), güneşe(9) ve melek sayılarına uyguladığımızda da görüyoruz.
bunu kendi hayatımızda da uygulayabiliriz. aslında bu kısmı çekim yasasıyla bağdaşıyor. çekim yasasına göre "düşüncelerimiz gerçekliğimizi doğrudan etkiler". yani bir şeye ne kadar odaklanırsanız o kadar hayatınıza çekersiniz. abraham hicks'in 17 saniye kuralını da hesaba katarak istediğiniz şeyi en az 17* saniye düşünerek yoğunlaşmalısınız. daha sonra sabah uyandığınızda 3, öğlen 6 ve gece uyumadan önce 9 kere olmak üzere 33 gün boyunca bu isteğinize tekrar enerjinizi yoğunlaştırıyorsunuz. sonucunda ise dileğinize ulaşmış oluyorsunuz. genelini incelediğimizde çekim yasasının belirli kurallarla sentezlenerek hayata geçirildiğini görüyoruz.
kaynaklar
1
2
devamını gör...
ölmek
"hicran, hasret, vuslat" silsilesidir.
hicran: ayrılıktır, gidenden ziyade kalanı ilgilendirir.
hasret: burnun direğiyle birlikte tüm ciğeri yıkıp geçer.
vuslat: gidenin gitmekle ulaştığı kavuşma, varmak.
hicran: ayrılıktır, gidenden ziyade kalanı ilgilendirir.
hasret: burnun direğiyle birlikte tüm ciğeri yıkıp geçer.
vuslat: gidenin gitmekle ulaştığı kavuşma, varmak.
devamını gör...
kafa sözlük
beğeni ve fovori butonundan ziyade okundu butonuna ihtiyacı olan sözlüktür.
daha önce de söyledik bunu.
kabul ediyorum çok işe yarıyor bu durum sözlüğün çarkı çok iyi dönüyor, maşallah allah nazardan saklasın.
ama bu beğeni olayı milleti şaşkına çevirdi.
önemli olan tanımın kendisi bu noktada yazar değil.
söz konusu yazarın tanımıdır oylanmayı hak eden.
karma puana etkisi olmayan bir okundu butonu gelsin bakalım hangi yazar ne kadar okunuyor görelim.
upuzun tanım yazan yazarlarımız var, ben ne yapayım yazarın kendisini. sağlıklı huzurlu mutlu bir ömür geçirsin o ayrı ama ben tanımı için okuyorum.
geçenlerde bir yazar bana mesaj attı. sen nasıl benim tanımımı beğenirsin diyor bana. eleştirdiğim bir yazardı ve beğenim onu şaşırtmıştı.
sözlüğümüzde tanımlar hak ettiği değeri henüz bulmuş değil kanaatimce ve bir okundu butonu olsa işe yarayabilir.
daha önce de söyledik bunu.
kabul ediyorum çok işe yarıyor bu durum sözlüğün çarkı çok iyi dönüyor, maşallah allah nazardan saklasın.
ama bu beğeni olayı milleti şaşkına çevirdi.
önemli olan tanımın kendisi bu noktada yazar değil.
söz konusu yazarın tanımıdır oylanmayı hak eden.
karma puana etkisi olmayan bir okundu butonu gelsin bakalım hangi yazar ne kadar okunuyor görelim.
upuzun tanım yazan yazarlarımız var, ben ne yapayım yazarın kendisini. sağlıklı huzurlu mutlu bir ömür geçirsin o ayrı ama ben tanımı için okuyorum.
geçenlerde bir yazar bana mesaj attı. sen nasıl benim tanımımı beğenirsin diyor bana. eleştirdiğim bir yazardı ve beğenim onu şaşırtmıştı.
sözlüğümüzde tanımlar hak ettiği değeri henüz bulmuş değil kanaatimce ve bir okundu butonu olsa işe yarayabilir.
devamını gör...
bu da böyle bir anımdır
söylediğine tepki alamayan bu nedenle amaç belirtme ihtiyacı hisseden mağrur kişinin ifadesi. diyalogda böyle açık olan kişilere hastayım.
devamını gör...
felsefe
etimolojisi yunanca, philosophia, "bilgelik sevgisi" demek olan sözcük. sevmek ve bilmek, felsefe ile bir araya gelmektedir. maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi'nde en üstte yer alır, bu yüzden ilk olarak gelişmiş toplumlarda/bireylerde yapılmıştır ve yapılmaktadır.
devamını gör...
bergama krallığı
antik çağ'ın ilk sağlık merkezini kuran ve (bkz: parşömen) kağıdını icat eden krallıktır.
bergama kütüphanesi de bu krallık tarafından kurulmuştur.
bergama kütüphanesi de bu krallık tarafından kurulmuştur.
devamını gör...
asi kız (yazar)
yazım ve imla kuralları ile uzaktan yakından ilişiği bulunmayan yazardır. yani o kadar noktalama işaretlerine savaş açmış ki, neredeyse hiç kullanmamış. bu göz kanamasına artık tahammül edemediğim için kendisi tarafımca engellemiş on altıncı yazar oluyor. tebrikler.
umarım türkçemize olan mesafenizi covid-19'a karşı da gösterirsiniz, öyle olursa kesin test bile görmeden virüsün bitişini görürsünüz çünkü.
umarım türkçemize olan mesafenizi covid-19'a karşı da gösterirsiniz, öyle olursa kesin test bile görmeden virüsün bitişini görürsünüz çünkü.
devamını gör...
kiliseler ve liseler
hip-hop piyasasına kesinlikle farklı bir soluk getiren sadece kendi blogları üzerinden şarkı paylaşan bu işten para kazanmak istemeyen gruptur.
üniversite öğrencisi olan bu arkadaşların nasıl bir kafası nasıl bir tarzı var senelerdir çözemedim çok ama çok iyiler.
felaket iyiler.
kendileri yakın zamanda şöyle bir açıklama yapmışlar.
--- alıntı ---
selâm,
internet üzerinde yalnızca bir blogdan ibaretiz. ne youtube ne twitter ne facebook ne ınstagram ne soundcloud ne spotify ne gmail ne de diğer başka mecralarda hesabımız vardır. adımıza açılmış onlarca hesabın hiçbirisi bize ait değildir. sizlere, yaptığımız işleri ulaştırabilmemiz için bize veri sağlayan tek mecra bu blog, yani wordpress. bize veri sağladıkları için karşılık olarak reklâm geliriyle kazanç sağlayan bir mecra burası, diğer tüm internet siteleri gibi. reklâm gelirinin helâl olmadığını bilmemize, bu gelirle -en başından beri olduğu gibi- alışveriş içerisinde bulunmama gayretimize, fakat yine de üzerimizden böyle bir gelir elde ettiklerinden haberdar olmamıza rağmen size bu işlerimizi ulaştırabilmenin başka bir yolunu bulamadık ve internette ‘olmak’ mecburiyetinde kaldık. bundan sonraki bütün işlerimizi buradan paylaşacağız. eğer isterseniz abone olabilirsiniz. abonelik için sadece e-posta adresinizin olması yeterli, siteye üye olmanıza lüzum yok -hatta mümkünse üye olmayın. ziyaret de etmeyin. buradan paylaşacağımız her şey doğrudan e-posta adresinize gelecek ve hâlihazırda oradan da okuyup dinleyebileceksiniz. paylaştığımız şarkı, albüm ve kitapları indirmenizi tavsiye ediyoruz. yaptığımız albümler ve albüm dışı şarkılar blog içerisinde mevcut. yalnızca nerede aptallar mübarek, şairler deliyse albümünü yüklemedik. zira bu albümü, hitâma erdirilmiş hâliyle tekrar paylaşacağız.
sağlıcakla kalın.”
--- alıntı ---
gel beraber varoluşluğun varoşluğundan geçelim.
üniversite öğrencisi olan bu arkadaşların nasıl bir kafası nasıl bir tarzı var senelerdir çözemedim çok ama çok iyiler.
felaket iyiler.
kendileri yakın zamanda şöyle bir açıklama yapmışlar.
--- alıntı ---
selâm,
internet üzerinde yalnızca bir blogdan ibaretiz. ne youtube ne twitter ne facebook ne ınstagram ne soundcloud ne spotify ne gmail ne de diğer başka mecralarda hesabımız vardır. adımıza açılmış onlarca hesabın hiçbirisi bize ait değildir. sizlere, yaptığımız işleri ulaştırabilmemiz için bize veri sağlayan tek mecra bu blog, yani wordpress. bize veri sağladıkları için karşılık olarak reklâm geliriyle kazanç sağlayan bir mecra burası, diğer tüm internet siteleri gibi. reklâm gelirinin helâl olmadığını bilmemize, bu gelirle -en başından beri olduğu gibi- alışveriş içerisinde bulunmama gayretimize, fakat yine de üzerimizden böyle bir gelir elde ettiklerinden haberdar olmamıza rağmen size bu işlerimizi ulaştırabilmenin başka bir yolunu bulamadık ve internette ‘olmak’ mecburiyetinde kaldık. bundan sonraki bütün işlerimizi buradan paylaşacağız. eğer isterseniz abone olabilirsiniz. abonelik için sadece e-posta adresinizin olması yeterli, siteye üye olmanıza lüzum yok -hatta mümkünse üye olmayın. ziyaret de etmeyin. buradan paylaşacağımız her şey doğrudan e-posta adresinize gelecek ve hâlihazırda oradan da okuyup dinleyebileceksiniz. paylaştığımız şarkı, albüm ve kitapları indirmenizi tavsiye ediyoruz. yaptığımız albümler ve albüm dışı şarkılar blog içerisinde mevcut. yalnızca nerede aptallar mübarek, şairler deliyse albümünü yüklemedik. zira bu albümü, hitâma erdirilmiş hâliyle tekrar paylaşacağız.
sağlıcakla kalın.”
--- alıntı ---
gel beraber varoluşluğun varoşluğundan geçelim.
devamını gör...
duygusunu yitiren insan
ölmüş insan.hem bedenen hem ruhen.
devamını gör...
yaz mevsimini sevmemek
sevmemekten öte tiksindiğim mevsim. sinir katsayım iki katına çıkıyor bu mevsimde. güneş yakar, oturduğun yerden terlersin, güneş geç batar, veletler dışarıda olur, hergün ses gürültü. hayvanları da rahat bırakmazlar bir de. diğer üç mevsimde hem okuldan ötürü hem de havadan ötürü dışarı çıkamadıklarından hayvanlar rahat ediyor en azından anasını satayım. bir sürü vıcık vıcık itici insan topluluğu dışarıda gezinir. toplu taşımalardaki yıkanmamış insanları saymıyorum bile. deniz kum güneş olayına da tamamen uzağım. sevmiyorum. keşke birisi beni kuzey avrupa ülkelerine itelese de şu mevsimi fazla hissetmeden kendim çalıp kendim oynayarak hovarda hovarda yaşasam.
devamını gör...
göksel
kurşuni renkleri sezen aksu'dan bile güzel yorumlayan sanatçı *.
ayrıca taş gibi, fıstık gibi hatundur. *
ayrıca taş gibi, fıstık gibi hatundur. *
devamını gör...
eski sevgilinin geri dönmesi
geri döndüğü kişinin artık aynı kişi olmaması.
devamını gör...
boş konuşmayı bırakın siz önce uygurlara yaptığınız soykırımı durdurun
iyi parti'nin çin ankara büyük elçiliği'ne verdiği cevap.

dün konuyla ilgili başlık açılmıştı buradan-->#695675
meral akşener ve mansur yavaş'ın barın katliamı'nda şehit olanlarla ilgili attıkları tweetler;


çin ankara büyükelçiliğini rahatsız etmiş olacak ki elçilikten şöyle bir açıklama geldi:

iyi parti de bunun üzerine cevabı yapıştırmış. ellerine sağlık.

dün konuyla ilgili başlık açılmıştı buradan-->#695675
meral akşener ve mansur yavaş'ın barın katliamı'nda şehit olanlarla ilgili attıkları tweetler;


çin ankara büyükelçiliğini rahatsız etmiş olacak ki elçilikten şöyle bir açıklama geldi:

iyi parti de bunun üzerine cevabı yapıştırmış. ellerine sağlık.
devamını gör...
