elektra
elektra, inandıkları uğruna pek çok tehlikeyi göze alabilen, uğruna savaştığı ideallerine sadakatle bağlı ve onlar için tüm imkanlarını hatta hayatını bile feda edebilecek bir karakterdir. cesur, mert ve yılmaz bir kadındır. annesi babasının ölümüne yardım etmiştir ve onun düşmanıyla evlenip kraliçe olmuştur. bunu yapmasının sebebi olarak babasının kızlarından birini tanrılara kurban etmesini gösterir. annesi, kızının öcünü almak için eşini öldürmüştür. elektra ise bunu adaletsiz ve şeref dışı bir yol olarak görür. annesinin asıl amacını bu olayla perdelediğini, hırsından ve güç uğruna bunu yaptığını söyler. bu noktada aşk-ı memnu romanındaki bihter ve annesi firdevs karakteri arasındaki çatışma ile uyum sağlar. kaldı ki anne ve kız çocukları arasındaki belli bir çocukluk evresinde bilinçaltı süreçlerinde meydana gelen "elektra kompleksi" adı da tam olarak bu sebepten dolayı verilmiştir. aynı şekilde bihter ve annesi arasında bu süreç sağlıklı atlatılamadığı için bihter, annesini düşmanı olarak gören ve en büyük korkusunun ona benzemek olan bir karakter olarak karşımıza çıkar. sonuç olarak karakter gelişimine baktığımızda elektra annesine benzemez ama bihter sanki kaçınılmaz olanı engelleyemiyormuş gibi bir sona ilerler. iki karakterin annesiyle yaşadığı bu benzer çatışmayı bir alıntıyla somutlaştırmak isterim:
"... bugün bu iğrenç hareketleri, babamın hangi suçlarına karşılık yaptığını bana açıklamak lütfunda bulunur musun? babamın öldürülmesinde yardımcın olan cani ile aynı yatakta yatıyorsun, ona çocuk doğuruyorsun, namuslu bir evlilikten doğan namuslu çocuklarını yanından kovuyorsun. bu hareketlerini nasıl onaylarım? yoksa bunları da mı kızının öcünü almak için yaptığını iddia edeceksin? etsen de yine iğrenç olur, çünkü kızı için düşmanla evlenmek herhalde iyi bir şey değildir! ama yeter, seni uyandırmak mümkün değil ki! avazın çıktığı kadar bağırarak annemize iftira ettiğimizi söylüyorsun. zaten bence sen bizim için bir anne değil, bir zalimsin (...) bu sözlerim için herkese kötü, küstah ve utanmaz olduğumu ilan et. ama bu huylarım herhalde sana layık olduğumu kanıtlar sadece. "
elektra aynı zamanda kız kardeşiyle de adil olmayan güce boyun eğmek konusunda çatışma yaşar. burada elektra tutkulu bir hak savunucusu, kız kardeşi ise aklın sağduyusuyla huzura ermeye çalışan ve mantığının sesini dinleyen, haksız da olsa güçlü olana itaat etmeyi savunan bir karakterdir. kız kardeşi her ne kadar annesini haksız bulsa da karşı çıkmanın bir yarar sağlamayacağını düşünür. akıllıdır ancak korkaktır. elektra ona şöyle söyler: "aklına hayranım ama korkaklığından nefret ediyorum." yine kız kardeşinin 'adaletin de zarar verdiği olur' sözlerine karşılık ' bu tavrın kanun olduğu yerde yaşamak istemiyorum' diyecek kadar net ve kesin bir duruş sergiler elektra. inandığı ideali uğruna sonuna kadar mücadele eden elektra'nın yılmaz bağlılığını iliklere kadar hissettiren replikleriyle tadına doyulmaz bir eserdir. okuması bu kadar müthiş bir deneyimken sahnede izlediğimde alacağım keyfi düşünemiyorum bile.
"... bugün bu iğrenç hareketleri, babamın hangi suçlarına karşılık yaptığını bana açıklamak lütfunda bulunur musun? babamın öldürülmesinde yardımcın olan cani ile aynı yatakta yatıyorsun, ona çocuk doğuruyorsun, namuslu bir evlilikten doğan namuslu çocuklarını yanından kovuyorsun. bu hareketlerini nasıl onaylarım? yoksa bunları da mı kızının öcünü almak için yaptığını iddia edeceksin? etsen de yine iğrenç olur, çünkü kızı için düşmanla evlenmek herhalde iyi bir şey değildir! ama yeter, seni uyandırmak mümkün değil ki! avazın çıktığı kadar bağırarak annemize iftira ettiğimizi söylüyorsun. zaten bence sen bizim için bir anne değil, bir zalimsin (...) bu sözlerim için herkese kötü, küstah ve utanmaz olduğumu ilan et. ama bu huylarım herhalde sana layık olduğumu kanıtlar sadece. "
elektra aynı zamanda kız kardeşiyle de adil olmayan güce boyun eğmek konusunda çatışma yaşar. burada elektra tutkulu bir hak savunucusu, kız kardeşi ise aklın sağduyusuyla huzura ermeye çalışan ve mantığının sesini dinleyen, haksız da olsa güçlü olana itaat etmeyi savunan bir karakterdir. kız kardeşi her ne kadar annesini haksız bulsa da karşı çıkmanın bir yarar sağlamayacağını düşünür. akıllıdır ancak korkaktır. elektra ona şöyle söyler: "aklına hayranım ama korkaklığından nefret ediyorum." yine kız kardeşinin 'adaletin de zarar verdiği olur' sözlerine karşılık ' bu tavrın kanun olduğu yerde yaşamak istemiyorum' diyecek kadar net ve kesin bir duruş sergiler elektra. inandığı ideali uğruna sonuna kadar mücadele eden elektra'nın yılmaz bağlılığını iliklere kadar hissettiren replikleriyle tadına doyulmaz bir eserdir. okuması bu kadar müthiş bir deneyimken sahnede izlediğimde alacağım keyfi düşünemiyorum bile.
devamını gör...
yazarlardan riyakarlık örnekleri
etrafımda olan riyakarlıkları düşününce üzüntü sardı beni. değer verdiğimiz insanlardan gördüğümüz riyakarlıklar acıtır canımızı.. acilen buralardan, bu kişilerden uzaklaşmam gerektiğini fark ettim. yeni bir hayat lazım bana.. herkes riyakar birbirine. ama benim hiç unutamadığım riyakarlıklardan birisi üniversite sınavından çıktığımda bana moral veren destek olan amcamın arkamdan babama düşük almış, çok mu okuyacak gibi laflar etmesi olmuştu. ondan sonra hiç kimseye değer vermez oldum. akraba kavramının içinde tek değer verdiğim kişi oydu. daha neler göreceğiz bu hayatta kim bilir.. her şeyi insanların arkasından değil de yüzüne söyleyin. emin olun daha az kırıcı olur.
devamını gör...
tekne kazıntısı
ankara yöresinde bu deyimin gelişi şöyle anlatılır:
ekmek (hamur) teknesinde hamur mayalanarak kopmaya bırakılır. kopmada mayanın olgunlaşmasıdır, bir süre sıcak tutacak şekilde tekne sarmalanır ya da tencerede vs. koparılır, tekneye eklenir. ekmek teknesi:

neyse işte buradan hamur topları (hamur malası/kesici yardımıyla) koparılarak, oklava-merdane düzleştirilir (açılır). bu süreç böyle devam eder. en sonunta teknenin içerisine bulaşmış hamur parçaları malayla kazılır. o parçalar bir araya getirilerek kör-topal bir ekmek çıkartılır. genelde de şekilsiz, küçük ya da görece (kuruduğu için) daha sert bir ekmek elde edilir. işte bu ucube olan ekmek "tekne kazıntısı"dır.. ayrıca şekilsiz ve sert olmasından dolayı genelde ilk tüketildiğinden, sıcak, pofuduk ve elbette daha lezzetli ki ateşin en olgun hamur (mayanın en çok kaldığı hamur olduğundan) ve ateşin en olgun halinde piştiğinden dolayıda demlenmiş kabul edilir, köylü ateş üzerine pratiklik kazanmış ve yokluğu gördüğündende kıt kaynakları görece en yüksek verimde tüketmeye çalıştığından o ateşi zamanla gözlemeyi/gözlemlemeyş öğrenmşltir. tamda bu yüzden genelde çocuklara verilir.
eğer o ekmek diğerleri gibi bırakılırsa görece daha da sertleşeceğinden ve şekilsizliğinden bu yol izlenir.
hamur malası, bu ikisinin karışımı ancak siyah ve metal bir parçadır:


ayrıca bu entry içerisinde: "ekmek teknesi" tabiri/deyimini de kabaca açıklamış olduk.
edit: toparlamak gerekirse, olgunlaşan/demlenen ateşin (seks/arzu diyebiliriz) hamurun en mayalı (anne-babanın) halinin, sert-şekilsizde olsa en lezzetli (küçük çocuğun tatlılığına) atfedilmiştir. genelde de "tekne kırıntısı" en küçük çocuğa değil, ya velilerin yaşlarının görece büyük olduğu yaşta doğan çocuklara ya da kardeşler arasında 8-10 yaş olan son çocuklara verilir. kaldı ki iki senaryonunda geçerli olduğu durumlarda görünür. yani hesap dışı, artıklardan oluşan en olgun ateşte en mayalı halde lezzetli ucubenin olması gibi bir anlama gelmektedir :)
ekmek (hamur) teknesinde hamur mayalanarak kopmaya bırakılır. kopmada mayanın olgunlaşmasıdır, bir süre sıcak tutacak şekilde tekne sarmalanır ya da tencerede vs. koparılır, tekneye eklenir. ekmek teknesi:

neyse işte buradan hamur topları (hamur malası/kesici yardımıyla) koparılarak, oklava-merdane düzleştirilir (açılır). bu süreç böyle devam eder. en sonunta teknenin içerisine bulaşmış hamur parçaları malayla kazılır. o parçalar bir araya getirilerek kör-topal bir ekmek çıkartılır. genelde de şekilsiz, küçük ya da görece (kuruduğu için) daha sert bir ekmek elde edilir. işte bu ucube olan ekmek "tekne kazıntısı"dır.. ayrıca şekilsiz ve sert olmasından dolayı genelde ilk tüketildiğinden, sıcak, pofuduk ve elbette daha lezzetli ki ateşin en olgun hamur (mayanın en çok kaldığı hamur olduğundan) ve ateşin en olgun halinde piştiğinden dolayıda demlenmiş kabul edilir, köylü ateş üzerine pratiklik kazanmış ve yokluğu gördüğündende kıt kaynakları görece en yüksek verimde tüketmeye çalıştığından o ateşi zamanla gözlemeyi/gözlemlemeyş öğrenmşltir. tamda bu yüzden genelde çocuklara verilir.
eğer o ekmek diğerleri gibi bırakılırsa görece daha da sertleşeceğinden ve şekilsizliğinden bu yol izlenir.
hamur malası, bu ikisinin karışımı ancak siyah ve metal bir parçadır:


ayrıca bu entry içerisinde: "ekmek teknesi" tabiri/deyimini de kabaca açıklamış olduk.
edit: toparlamak gerekirse, olgunlaşan/demlenen ateşin (seks/arzu diyebiliriz) hamurun en mayalı (anne-babanın) halinin, sert-şekilsizde olsa en lezzetli (küçük çocuğun tatlılığına) atfedilmiştir. genelde de "tekne kırıntısı" en küçük çocuğa değil, ya velilerin yaşlarının görece büyük olduğu yaşta doğan çocuklara ya da kardeşler arasında 8-10 yaş olan son çocuklara verilir. kaldı ki iki senaryonunda geçerli olduğu durumlarda görünür. yani hesap dışı, artıklardan oluşan en olgun ateşte en mayalı halde lezzetli ucubenin olması gibi bir anlama gelmektedir :)
devamını gör...
sözlükte yanlışlıkla reklama tıklamak
karmasızların müzmin sorunu.
devamını gör...
aklının almadığı bir şey yaz
onca insan içinden sadece bir kişiye karşı kalbin, ritmini değiştirmesi. neden onu seçmiş olması ve bu görevi neden kalbin üstlenmesi.
devamını gör...
gamze
bazı insanların yüzlerinde veya çenelerinde gülümseyince ortaya çıkan çukurdur. deri altındaki kasların kusurlu oluşu nedeniyle oluşur. keşke tüm kusurlar bu kadar sempatik olsa.
devamını gör...
daş düşebülü ayı çıkabülü
kastamonu yolu üzerinde görebileceğiniz tabela yazısıdır.
kastamonu da çok sayıda ayı olmasından dolayı yaban hayatı koruma adına alınmış önlemlerden biridir ama tabelayı gören herkes önce kahkaha atmıştır diye düşünmekteyim.
hala görmeyenler için buyrun. *
kastamonu da çok sayıda ayı olmasından dolayı yaban hayatı koruma adına alınmış önlemlerden biridir ama tabelayı gören herkes önce kahkaha atmıştır diye düşünmekteyim.
hala görmeyenler için buyrun. *
devamını gör...
fırsat doğduğunda kürtlerin en ala ırkçı kesilecek olması
bir tek tür dışında görmedim ki;
aynı tür canlı diğerine,
doğduğu yer yada fizyolojisinin etken olduğu bir ayrım meydana getirsin.
kendi türünü gruplara ayırsın ve hatta bireysel bir eğilim olarak görüp psikolojik terimlerle yorumlasın.
ne diyelim insanız,
daha fazlası henüz olamadık.
aynı tür canlı diğerine,
doğduğu yer yada fizyolojisinin etken olduğu bir ayrım meydana getirsin.
kendi türünü gruplara ayırsın ve hatta bireysel bir eğilim olarak görüp psikolojik terimlerle yorumlasın.
ne diyelim insanız,
daha fazlası henüz olamadık.
devamını gör...
parsel parsel
siparişini verdiğim kitaptır.
elime ulaşmasını heyecanla beklemekteyim.
elime ulaşmasını heyecanla beklemekteyim.
devamını gör...
orhan veli dizeleri
ilk yemişini bu sene verdi,
kızılcık,
üç tane;
bir daha seneye beş tane verir;
ömür çok,
bekleriz;
ne çıkar?
ilâhi kızılcık!
devamını gör...
en itici görüntü
sokağa çöp atan, tüküren hatta ve hatta camdan çöp poşeti atan mahlukat görüntüsü.
devamını gör...
tuzbiber stand up
ofansif mizahın menbaıdır.
devamını gör...
sözlükçülerin genelde ezik büzük tipler olması
katılmadığım başlıktır.
sözlükçülerin geneli okumuş araştırmayı seven ezik büzük tiplerdir.
sözlükçülerin geneli okumuş araştırmayı seven ezik büzük tiplerdir.
devamını gör...
yağma kar dur artık
elime mikrofonu alıp gökyüzüne doğru bağırmak istiyorum şu 4 kelimeyi.*
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...




