söz konusu durumun sebebi eril egodur. yani kadınları, hayvanları kendisinden aşağı görüp onların iradesini yok saymaktan kaynaklıdır. eril egoya sahip erkeğe göre, evrendeki tüm canlılar erkek için yaratılmıştır ve o istediğine sahip olabileceğini düşünür. ona irade ve direniş gösterilmesine karşı, istediğini alabileceğini ve onları yenebileceğini hem kendine hem topluma göstererek güya "erkekliğini" pekiştirir. ama aslında erkeklik kadınlık bir yana, resmen insanlıktan çıkmıştır. en aşağı yaratık olmuştur.
devamını gör...

bundan tam 26 yıl önce 11 temmuz 1995'te başlayan katliam. 26 yıl önce avrupa'nın göbeğinde gerçekleşen, kimsenin “dur” demediği bir soykırım. yakın tarihte gerçekleşen en acı verici, en utanç verici olaylardan biri.

srebrenitsa, bosna-hersek'in doğusunda sırbistan sınırına 10 km. uzaklıkta bir boşnak şehridir. şu anda nüfusunun çoğunluğunu sırpların oluşturduğu srebrenitsa şehrinin nüfusunun çoğunluğunu 1992 yılında başlayan bosna savaşı öncesi boşnaklar oluşturuyordu. 1991'de yapılan yugoslavya nüfus sayımlarına göre 36 bin nüfuslu srebrenitsa şehrinde %75.2 oranında boşnaklar %22.7 oranında sırplar yaşıyordu.

1992 yılında büyük sırbistan kurma hayalindeki sırplar, devlet başkanı slobodan milošević ve general momčilo perišić'in desteğini alarak sözde bosna sırp devleti ve sırp demokrat partisi başkanı olan radovan karadžić ve general ratko mladić öncülüğünde bosna-hersek'te etnik arındırma çalışmalarına başladılar.

bosna savaşı'nın başlamasıyla beraber sırp ordusu doğuya doğru hızla ilerledi ve nüfusunun %75.2'sini boşnakların oluşturduğu 36 bin nüfuslu srebrenitsa'yı ele geçirdi. birkaç ay sonra boşnaklar srebrenitsa'yı geri aldı.

ocak 1993'te sırplar boşnakların elinde tuttuğu bölgelere saldırmaya başladı. bijeljina, bratunac ve zvornik gibi sırp saldırısına uğrayan çevre şehirlerden kaçan boşnakların göçü sonucu srebrenitsa'nın nüfusu 60 bine çıktı. srebrenitsa'da gıda, su ve tıbbi malzeme kıtlığı başladı.

16 nisan 1993'te birleşmiş milletler güvenlik konseyi, saraybosna, tuzla, žepa, goražde, bihać ve srebrenitsa’yı birleşmiş milletler korumasına alarak güvenli bölge ilan etti. birleşmiş milletler barış gücü srebrenitsa'ya asker sevk etti. artık bijeljina, bratunac ve zvornik gibi sırp saldırısına uğrayan çevre şehirlerden kaçan binlerce sivil ve srebrenitsa halkı birleşmiş milletler barış gücü’nü temsil eden 429 hollandalı askerin koruması altındaydı. bu tarihten sonra sırp saldırıları durdu ama srebrenitsa çevresindeki sırp kuşatması devam etti. sırplar srebrenitsa’ya gelen insani yardım konvoylarının çoğunu şehre sokmuyorlardı. srebrenitsa halkı açlık, susuzluk ve sefaletle boğuşuyordu.

mart 1995'te radovan karadžić žepa ve srebrenitsa'nın dış dünyadan tamamen koparılması emrini verdi. sırplar gelen insani yardım konvoylarının tamamını engellemeye başladılar.

6-8 temmuz 1995:
sırp kuvvetleri sabaha karşı bombardımana başladılar. boşnaklar kendilerini korumak için daha önce birleşmiş milletler barış gücü'ne teslim ettikleri silahların geri verilmesini istediler fakat isteklerine olumsuz cevap aldılar.
bombardımanın ağırlaşması ve atılan roketlerin sığınmacıların tutulduğu merkezin ve birleşmiş milletler barış gücü'nün gözlem noktalarının yakınlarına düşmesi sonucu hollandalı komutan thom karremans birleşmiş milletler'den yardım istedi. birleşmiş milletler yugoslavya koruma gücü komutanı general bernard janvier bu isteği reddetti.

9 temmuz 1995:
sırp kuvvetleri bombardımanı daha da ağırlaştırdılar, hollanda gözlem noktalarına saldırdılar ve 14 hollandalı askeri rehin aldılar.

10 temmuz 1995:
hollandalı komutan thom karremans sırpların hollanda mevzilerini bombalaması sonucu birleşmiş milletler'den tekrar yardım istedi. birleşmiş milletler yugoslavya koruma gücü komutanı general bernard janvier bu sefer yardım isteğini kabul etti. birleşmiş milletler uçakları şehre ulaşmadan sırplar saldırılarını geçici olarak durdurdu.
general bernard janvier yaptığı basın toplantısında, birleşmiş milletler koruma gücünün bu tepkisizliğini savunarak “herkese bir kez daha hatırlatmak isterim ki, bosna hükümet ordusu birlikleri kendilerini savunacak güce sahiptir. hem srebrenitsa'ya yönelik bir müdahale yapmamız da boşnaklar tarafından istenmemektedir. oradaki durum 1993'teki gibi değil. aldığım bilgilere göre boşnak askerler srebrenitsa yolu üzerindeki hollanda askerlerine ateş etmekte ve srebrenitsa üzerinde uçan nato uçaklarına saldırmaktadırlar. müslümanlar bizi arzulamadığımız bir yola çekmeye çalışmaktadırlar.” açıklamasını yaptı.
birleşmiş milletler yugoslavya özel temsilcisi yashushi akashi de “saldırıları müslümanlar başlatıyor. sonra da birleşmiş milletler ve uluslararası gücü yanlış kararlarına ortak etmeye çalışıyorlar.” diyerek general bernard janvier'in bu açıklamasına destek verdi.
hollandalı komutan thom karremans sırplar 11 temmuz saat 06.00'a kadar güvenlikli bölgeden çekilmezlerse nato uçaklarının büyük bir hava saldırısı başlatacağını söyledi.

11 temmuz 1995:
sırp kuvvetleri beklenen saatte geri çekilmedi. saat 09.00'da hollandalı komutan thom karremans saraybosna'daki birleşmiş milletler merkezinden hava desteğinin yanlış bir şekilde istendiğine dair bir mesaj aldı. saat 10.30'da tekrar gönderilen dilekçe general bernard janvier'e ulaştı. ancak saat 06.00'dan beri havada olan nato uçakları yakıt ikmali yapmak için italya'ya dönmek zorunda kalmışlardı. saat 14.30'da hava desteği sorunu çözüldü ve hollanda'ya ait iki adet f-16 uçağı srebrenitsa'yı kuşatan sırp mevzilerine iki adet bomba bıraktı. bombalardan biri sırp kuvvetlerine ait bir zırhlı personel taşıyıcıyı vurdu, diğeri sırp kuvvetlerine ait bir tanka isabetsiz bir atış yaptı. sırplar bu saldırılara karşılık ellerindeki hollandalı rehineleri öldüreceklerini ve bombardımana başlayacaklarını tehdidinde bulununca saldırılar durdu.
iki saat sonra sırp general ratko mladić sırp kameranlarla birlikte srebrenitsa'ya girdi. akşam saatlerinde mladić, karremans'ı yemeğe davet ederek şehirdeki müslümanların canlarını garanti altına almak için silahlarını teslim etmeleri gerektiğini söyledi. ratko mladić hem srebrenitsa saldırısı'nı hem de bunu takip eden srebrenitsa soykırımı'nı bizzat yönetti.

11-18 temmuz 1995:
11 temmuzu 12 temmuza bağlayan gece 15 bin kadar boşnak, dağları aşarak srebrenitsa'dan tuzla'ya kaçmak için ormanlık bölgeye girdiler. fakat kaçmaya çalışırlarken sırplar tarafından bombardımana tutuldular. birçok boşnak topçu ateşi ve keskin nişancı ateşiyle, bazıları ise sırp askerleri tarafından yakalanarak öldürüldü.
sırp askerleri srebrenitsa içinde kalan boşnak kadın ve çocukları otobüs ve kamyonlarla boşnakların elindeki müslüman bölgelerine gönderdiler. 30 saat içerisinde 23 bin civarı kadın ve çocuk srebrenitsa’dan tahliye edildi.
16 yaş ile 70 yaş arasındaki 8 binden fazla boşnak erkeği ise “savaş suçlusu sanıkları olarak sorguya çekmek” için toplanarak depolara, okullara ve ambarlara dolduruldu ve kurşuna dizilerek toplu mezarlara gömüldü.
11-12 temmuz tarihlerinde sırp general ratko mladić'in hollanda üssünde hollandalı yetkililerle yaptığı görüşmeler sonucu birleşmiş milletler barış gücü hollanda üslerine sığınan 5 bin civarı boşnak sırplara teslim edildi. bunun karşılığında sırplar rehin tuttukları 14 hollandalı askeri serbest bıraktılar.
sırp general ratko mladić kameralar karşısında kimseye hiçbir şey yapılmayacağı ve herkesin güvenle srebrenitsa dışına çıkarılacağı garantisi verdi. kamyon ve otobüslere bindirilen boşnak erkeklere esir değişimi için tuzla'ya gönderilecekleri söylendi.
tüm bu olaylar yaşanırken birleşmiş milletler barış gücü'nü temsil eden ve boşnakları korumakla görevli olan hollandalı komutan thom karremans ve hollandalı askerler boşnak sığınmacıları sırplara teslim etmekten başka bir şey yapmıyordu.

not: akp genel başkanı recep tayyip erdoğan'ın 2012 yılında başlattığı kürtaj tartışmaları üzerine 2002-2013 arası ve 2016-2017 arası sağlık bakanlığı görevini üstlenen recep akdağ isimli şahıs “tecavüze uğrayan kadın doğursun, gerekirse devlet bakar.” minvalinde bir açıklama yapmıştı. recep akdağ'ın bu açıklamasını savunmak için dönemin akp sakarya milletvekili ayhan sefer üstün srebrenitsa katliamı hakkında “bosna’da kadınlar tecavüze uğradı ama doğurdular. anne karnında hepsi öldürülseydi o tecavüzcülerin yaptığından çok daha büyük bir dram, suç ortaya çıkacaktı.” demişti. recep akdağ'ın ve ayhan sefer üstün'ün bu utanç verici açıklamaları da unutulmasın istedim.
devamını gör...

sırılsıklam.

ya hu, bu yaşıma geldim böyle bir kelime duymamışım olacak şey değil.

curculak da kardeşi cımcılık'ın. o da büsbütün ıslak, çok ıslak, sırılsıklam anlamlarında imiş mersin/gaziantep/adana dolaylarında.

yukarı doğru çıktıkça sözcük biraz farklılaşıyor; düzce taraflarında ciscibit halini alıyor.

bitmedi, yöreden yöreye değişiyor; cıbalağı çıkmak (k.maraş), cıscıbılık (k.maraş), cıblım su (ordu), tsunsulah (artvin), cımcırık (nevşehir), hoçuruh ya da hoçuruk (kaman/kırşehir).
devamını gör...

(bkz: amaterasu) - (bkz: amarthiel)

(bkz: fıstıklıbörek) - (bkz: pastirmalicorek)

(bkz: hassas türk aile yapısı) -
(bkz: hafif zırhlı türk süvarisi) .
devamını gör...

(bkz: roadrunner)
devamını gör...

yaprak sarmasını pişirirken tencereye limon tuzu da atın tadından yenmezzz.
devamını gör...

şener şen ve ilyas salmanın rol aldığı şekerpare isimli filmde randevu evi işleten kadının ismi. on numara oyunculuktu epey gülmüştük.
devamını gör...

problem şuradan kaynaklanıyor güzel kardeşim, iyi kötü okuyan, yazan bireylerin çoğunluğu mevcut hükümeti desteklemiyor. bana oy oranlarıyla gelme, çünkü mevcut iktidarı destekleyenlerin bir çoğu bu tarz platformlarda yazmıyor. cahil demiyorum ya da küçümsemek için söylemiyorum. kendi çevremden destekleyenleri toplu olarak düşündüğümde hiç biri bir sözlükte yazacak insanlar değil. hem yaş hem yaşantı olarak. yoksa akıllı insanlar da var, neyse. diğer sıkıntılı durum da şu ki sizin akp yi desteklemeyen herkesi chp li yapan hastalıklı zihniyetiniz. kutuplaştırma olayı o kadar işlemiş ki hücrelerinize herhangi birini bir zümreye yaftalamadan muhatap alamıyorsunuz. sizin bir suçunuz yok. örnek aldıklarınız da aynı yolu izliyor. nitekim canını çok sıkma, arka bahçe falan değil burası. rahat ol, düşüncelerini istediğin gibi yaz, eleştiriye açık ol.
devamını gör...

tıfılaki bu senin için dediğim zeybekiko.

ikiyi bitirdim, yerime dönerken kulaklıkta bu başladı, hakkını verdim, iki döndüm, alkışı da kaptım haberin olsun!

notis sfakianis imzalı bir şarkı, zeybekiko!

semt basmane, kafa xios, araç spotify!
devamını gör...

istanbul: kiiim? ben mi?
devamını gör...

(bkz: heyecanlıyız)
devamını gör...

tip önemli değil diyen insanlar arasında sosyal deney yapılmış. deneyde iki adam var. birinin üstünde eski kıyafetler var. tip olarak çok da iyi değil. diğer adam da takım elbiseli. tip olarak ortalamanın üzerinde. bu iki adam sırasıyla sokak ortasında bayılmış numarası yapıyor. dış görünüşü iyi olmayan adamın yüzüne bile bakmıyorlar öylece yanından geçip gidiyorlar. sonra şık giyinen adam yere yığılıyor sokak ortasında. herkes ambulansı arıyor, yardım etmek için çaba gösteriyorlar.
bu da demek oluyor ki tip önemli değil diyen insanların çoğu yalan söylüyor.
ayrıca kadın erkek ilişkilerinde benim için karakter ön planda, dış görünüş önemli değil diyenler de genellikle yalan söylüyor. çünkü dışını beğenmediğin bir insanın içini merak etmezsin. bu böyledir.
devamını gör...

toblerone çikolata.
devamını gör...

'nereye gidiyor bu gençlik' diye hayıflananlara haber içeriğindeki boş sandalyeyi gösteririz artık.
boşa gidiyor, boşu boşuna gidiyor gençlik. bu devirde çok zor olsa da hepsine yaşamaya değer umutlar diliyorum..
devamını gör...

öncelikle sevgili yayıncımız gomercan üzgün olduğunu belirtmiş, neden üzgün olduğunu bilmiyorum, umarım kısa sürede çözülebilecek bir konudur. diğer taraftan, toplumsal olarak hepimiz üzgün olduğumuz için, sanıyorum, bu ağıt dolu türkü saati hepimizin ruh hali için gayet uygundur. çalmanızı rica ettiğim türkü ise, atamızın da çok sevdiği, bir selanik türküsü olan çalın davulları ağıtıdır.
iyi yayınlar, sözlükçülere keyifli dinlemeler.

son bir uyarı, bu hüzünlü eserlere fazla kaptırıp çilingir sofrasına çevirmeyin ortalığı, zira yarın pazartesi. alkol fiyatlarına girmiyorum bile.
devamını gör...

kendisi hakkında daha önce #557482 ve #706762 numaralı tanımları girdiğim yazar.
o tanımların hala arkasındayım ama ben o zamanlar arkadaşın bazı vukuatlarından haberdar değildim.
tabi ben sözlük yazarlığı konusunda yeniyim. hala bir şeyler öğreniyorum. bazı muhabbetlerin ve gerçeklerin sonradan farkına vardım.

mesela bazı yazarlarımız kendisi sebebiyle(tek sebep (gbkz: lucifer) değil tabi ki) sözlüğü bırakmışlar.
bildiğim iki yazar var: #714965--> una nocte ve #625869-->tenturdiyot.

bir başka husus, bu arkadaşın tanımlarında ölçüyü tutturamaması. yalnız bu tanımlar cinsel hayal gücüne dayanan tanımlar değil.
sözlüğün kadın yazarlarına yönelik ölçüsüz şekilde girdiği nickaltı tanımlar.

ama öncelikle sözlükteki bazı kadın yazarlara bir hatırlatmam olacak.
siz bu arkadaşın kötü niyetli olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. nitekim ben de öyle düşünüyorum. kötü niyetli değil.
fakat bu arkadaş yaptığı cinsiyetçi, troll, mizahi(artık nasıl nitelendirirseniz) tanımlarıyla kötü örnek oluyor!
sözlükteki diğer trolllere de cesaret vermiş oluyor. vasatlığın devamında onun da parmağı var.
bu amaçla yazmıyor elbette ama vesile oluyor.

bundan daha önemli olan konular ise bu arkadaş sebebiyle yazarların sözlüğü terk etmesi, genel olarak birçok kadın yazarın kendisinden haklı olarak rahatsız olması ve buna rağmen kendisine gösterilen müsamahanın devam etmesi.

normalde cinsel taciz suçu sayılabilecek tanımlar yazıyor(ceza hukuku görmüş biri olarak söylüyorum).
bu anlamda ne ifadeler cinsel taciz sayılıyorken, lucifer'in ifadeleri kendisine rahatlıkla mahkumiyet getirebilir.

siz tabi bu arkadaşı, troll olduğundan bahisle ve belki de oluşturduğu o havadan etkilenerek mazur görüyorsunuz ama böyle yaparak onun birçok kadın yazarı rahatsız eden o tanımlarını da meşrulaştırmış oluyorsunuz.
lütfen bu hususları göz önünde bulundurun.

bu hatırlatmadan sonra birkaç şey söyleyeyim.

dedim ya en önemli özelliği ölçüyü tutturamaması diye. hangi yazara nasıl hitap etmesi gerektiğini tayin edemiyor. işte bu tarz nickaltı tanımlar ters tepebiliyor.
bu aslında komiklikler şakalar yapmaya çalışan bir çok kişide görülebiliyor. bu işin üstatları bile yeri geliyor baltayı taşa vuruyor.
sanki her an komik olmaları gerekiyormuş gibi.
şimdi lucifer tabi ki komedyen değil yanlış anlamayın. o sadece komik olmaya çalışıyor. pek çalışkan ama genelde yanlış şıkkı işaretliyor. sözlüğümüz genel olarak ciddi olduğu için de öne çıkıyor. yine de komik tanımları yok mu? var da azlar yani. 60-70 tanımdan biri bilemedin ikisi komik.

mesela bir kadın yazar hakkında yazmış da yazmış. birden fazla tanımı var. başka troll yazarlar da yazmışlar.
ve o kadın yazarımızın rahatsız olduğunu bile bile yapıyorlar bunu. kasıtlı bir ölçüsüzlük yani. bundan zevk alıyorlar.
hani alırsın çocuğun elinden oyuncağını vermezsin ya gıcıklığına işte o hesap.
ve maalesef o yazarımız da trolllerden rahatsız olan diğer yazarlarımız gibi lucifer'i ciddiye alıyor.
yapılan en büyük hata onları ciddiye almak. bu onlara verilecek en büyük ödül.

kendisine yönelik onu ciddiye alan tanımlardan sonra yine troll tanımlar yazarak bu ciddi eleştirileri savuşturmaya çalışıyor.
bu onun savunma mekanizması. gerçekliği bu şekilde aşmaya çalışıyor. başarıyor mu? kısmen.
mesela bana da yapmaya çalıştı. işe yaradı mı? hak getire! nerde işe yarayacak! anlatayım:

trolller hakkında bazı şeyleri şu iki tanımda dile getirmiştim: #756103 , #757628. bana şu tanımda cevap vermiş #757808. bunu da başlık açarak yapmış.
demiş ki sen daha dünkü bebesin senin ne haddine trolllerle alay etmek, biz zaten senin saldırını savuşturduk!
ya şu tanıma ne kadar güldüm anlatamam. bir de demiş ki başarıyla savuşturuldu. aynen kanka görürsem söylerim.

benim tanımlarımdan sonra yazılan hiçbir tanım bırakın savuşturmayı, cevap bile değillerdi.

şu savunma mekanizmasının tatlılığına bakar mısınız ya. nasıl da kendini ele veriyor.
sen benim tanımlarımı ciddiye mi aldın? ay sen ne tatlı şeysin öyle, yerim seni!
içli köfte ısmarlayayım mı sana? hem de o istiklaldeki meşhur seyyar satıcıdan, kaç tane istersen alırım, söz!

beni aşağılayarak, olmayan savuşturmalardan bahsederek bu işten kendince sıyrılacağını zannediyor!

peki neden böyle davranıyor?
şunu biliyoruz ki sağlıklı bir ailede iletişim kurularak yetişmiş çocuklar yine sağlıklı ve olgun bireylere dönüşüyor. bu zaten bildiğimiz bir gerçek.
lucifer'de ise bir şeyler ters gitmiş olmalı. hani dayak arsızı dediğimiz çocuklar olur ya onlara benziyor. siz yüz verdikçe daha fazlasını istiyor.

olgun bir yazar trolllük yapsa da ölçülü olabilir, başka yazarların nickaltlarına olmadık tanımlar girmeyebilir.
bilhassa karşı tarafın rahatsız olduğunu bildiğiniz halde rahatsız edici tutum ve davranışlar sergilemeye devam etmek, sizin olgunlaşamadığınızı gösterir.

peki ben lucifer'i neden ciddiye aldım? aslında bu tarz bir tanım yazmazdım ben ama sözlükte belli bir rahatsızlık gözlemlediğim ve bazı yeni gelen yazarlar da bu şahsı dikkate aldıkları için yazma gereği duydum.

sizden ricam bu arkadaşı daha fazla dikkate almamanız yönündedir.

komedi mi arıyorsunuz buradan lütfen.

not: tespitlerim hatalı ise düzeltebilirsiniz. yanılmış olabilirim.

edit: hakkında lucifer nickli tecavüz fantezisi olan yazar başlığı açılmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
depeche mode'un 1993 tarihli 9. stüdyo albümü.

albümden i feel you, walking in my shoes, condemnation ve in your room olmak üzere 4 single çıkmıştır.

depeche mode için, her anlamda değişimin en yoğun hissedildiği albüm denilebilir. müzikal anlamda violator ile başlayan, daha yalın ve vurgulu synthsizer kullanımı formülüne uygun şekilde hareket edilmiş, loop'a alınmış gospel tınıları ile kendini çok daha fazla hissettirmiştir.

albüm, depeche mode'da olduğu gibi hayranlar için de değişime neden olmuştur; albümü beğenen ve benimseyen bir kitle vardır, ancak grup gittikçe synth-pop'tan uzaklaşan, 90'ların değişen ana trend müziğine uygun, daha "rock" bir albüm ile karşımıza çıkmaktadır.

müzikal anlamdaki başarısını bir kenara bırakırsak sofad, depeche mode'un en "dibe vurmuş" albümüdür. albümün ilk kaydı, madrid'de kiralanan bir villanın stüdyo haline getirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. en sancılı kayıt sürecinin yaşandığı albüm de denilebilir. sex&drugs and rock'n roll'un dibine vuran junkie bir solist, ortalıkta dolanıp mali işlerle uğraşan bir arkadaş, şarapçı bir söz yazarı/bestekar ile yetenekli bir prodüktorün bir araya gelmesi ve bu arkadaşların birbirlerini görmeye tahammül edemezken kayıt boyunca kendilerini villaya kapatmalarının sonucunda oluşan sancılı ortam, albümün bel kemiğini oluşturmaktadır. her ne kadar albümde ve albümdeki şarkılara çekilen kliplerde dini motiflere yer verilmiş olsa da inanç ve bağlılığın şarkılarının neye veya kime olduğu noktasında şeffaflık söz konusu değildir.

albüm, aynı zamanda grubun en uzun süren turnesine eşlik eden ana albümdür. 1993 yılında devotional tour ve bu turnenin beklenenden daha başarılı sürmesi sonrası 1994 yılında exotic tour gerçekleştirilmiştir. nitekim grup içi yaşanan çatışmalar ve aynı zamanda gruba katkısının yeteri kadar değer görmediğini düşünen alan wilder, albümün ilk kaydı esnasında gruptan ayrılmayı kafasına koymuşken bu kararını turne bitimine kadar ertelemiş, turne bitimiyle beraber gruptan ayrıldığını açıklamıştır.

her şey bi yana, rahatlıkla söyleyebilirim ki bu albüm depeche mode'un en dibe vurmuş albümü olmakla birlikte, grubun gerçek potansiyelini en iyi şekilde yansıttığı albümdür. martin l. gore lirikalite bakımından en sansürsüz ve vurgulu şekilde istediklerini ifade etmiştir; dave gahan'ın sesi her ne kadar madde kullanımından dolayı (göreceli olarak) eskisi gibi olmada da albümün genel havasına gayet uygundur; kuvvetlidir ama bir o kadar da bitap düşmüştür. alan wilder grupta yer aldığı son albümde istediği karanlık ve derin formattaki müziği yapabilmiş, iyi ki de yapmıştır. aynı zamanda müzikal yeteneğinin sadece synthsizer kullanmaktan ibaret olmadığını da göstermektedir, albümdeki back-drumming kit'ler, kendisi tarafından icra edilip kaydedilmiştir. sadece bununla sınırlı kalmayarak henüz 6 aylık tecrübeyle 1993 ve 1994 turnelerinde davulda adeta yardırmaktadır.

özet olarak baş tacı albümlerdendir, canlı performansı stüdyo kaydını aşan albümlerdendir aynı zamanda. dinleyin, dinletin efenim.
devamını gör...

çöp olduğumu yüzüme haykıran başlıktır.

matematikle ilişkim ektedir;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaraları benzer olduğundandır, aslında bu süreç çoğu zaman bilinçdışında gerçekleşir. en acıklısı, bir bağımlı ile narsist arasındaki ilişkidir. bağımlı, narsistten en temel duygusal ihtiyaçlarını * karşılanmasını beklerken, narsist ise bağımlının hayranlığını kazanarak yaşam enerjisini sömürür. arada sevgiye değil, korkuya dayalı bir ilişki vardır, genelde kadın bağımlı iken, erkek ise narsisttir. bağımlı, günden güne solan bir gül gibidir, her şey narsisti mutlu etmek içindir, kendisi yoktur, kendini yok sayar, benliğini, ruhunu, her şeyini narsisti mutlu etmeye adar ama karşılığında hak ettiği değeri asla görmez çünkü narsist, en derinlerde kendini o kadar değersiz hisseder ki "benim gibi değersiz biriyle birlikte olan da değersizdir" diye düşündüğünden asla kadına hak ettiği değeri vermez. süreci fark etmek, gerçeklerle yüzleşmek çok acıdır ama bağımlı, bir gün tüm bu gerçeklerin farkına varırsa, narsistin oyunu bozulur. narsist, iki seçenekten birini tercih etmek zorunda kalır, ya bağımlıyı* olduğu gibi kabul eder, ya da artık onu sömüremediği için terk edip kendine başka bir av * arar.
edit: oyunu bozmak isteyenler veya konunun meraklıları için "narsistle ateşkes" kitabını ve tülay kök'ün narsistlerle ilgili youtube videolarını öneririm.
devamını gör...

gün batımı koleksiyonum

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
beni bu güzel havalar mahvetti

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gün, konya ovası'nda batıyor. (otobüsten çektim)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim