akp'ye sürekli çamur atan tip
sizin maaşlar kaçında yatıyor ablası?
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
iki tane var ikisi de ilk okuduğumda iyi ki almışım dedirtmişti :))
"zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi."
charles dickens - iki şehrin hikayesi
"bakıp yaşamıma şöyle bir göz gezdirdiğimde, pek de mutlu bir yaşam olduğunu söyleyemeyeceğim bunun. ne var ki, içerdiği tüm yanlış ve hatalara karşın mutsuz bir yaşam olarak da niteleyemeyeceğim doğrusu. zaten işi mutluluk ya mutsuzluk açısından ele almak düpedüz budalalıktır; çünkü bana öyle geliyor ki, yaşamımın en mutsuz günlerini en neşeli günlerine değişmezdim. bir insanın yaşamında önemli olan, önüne geçilemeyecek şeyi bilinçli bir şekilde sineye çekmekse, iyinin de kötünün de gereği gibi tadını çıkarmak ve dış yazgıdan ayrı, daha gerçek, rastlantı karakteri taşımayan bir iç yazgıyı ele geçirmekse eğer, kendi yaşamım için yoksun kötüydü denemez. dış yazgı herkes gibi benim üzerimden de geçip gitti, karşı durulamaz ve tanrılar tarafından alnıma yazılmış. ne var ki, içteki yazgım benim kendi eserim oldu; tatlılığı da acılığı da benim sayılan, sorumluluğunu tek başıma üstlenmeyi düşündüğüm bir eser."
hermann hesse - gertrud
"zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi."
charles dickens - iki şehrin hikayesi
"bakıp yaşamıma şöyle bir göz gezdirdiğimde, pek de mutlu bir yaşam olduğunu söyleyemeyeceğim bunun. ne var ki, içerdiği tüm yanlış ve hatalara karşın mutsuz bir yaşam olarak da niteleyemeyeceğim doğrusu. zaten işi mutluluk ya mutsuzluk açısından ele almak düpedüz budalalıktır; çünkü bana öyle geliyor ki, yaşamımın en mutsuz günlerini en neşeli günlerine değişmezdim. bir insanın yaşamında önemli olan, önüne geçilemeyecek şeyi bilinçli bir şekilde sineye çekmekse, iyinin de kötünün de gereği gibi tadını çıkarmak ve dış yazgıdan ayrı, daha gerçek, rastlantı karakteri taşımayan bir iç yazgıyı ele geçirmekse eğer, kendi yaşamım için yoksun kötüydü denemez. dış yazgı herkes gibi benim üzerimden de geçip gitti, karşı durulamaz ve tanrılar tarafından alnıma yazılmış. ne var ki, içteki yazgım benim kendi eserim oldu; tatlılığı da acılığı da benim sayılan, sorumluluğunu tek başıma üstlenmeyi düşündüğüm bir eser."
hermann hesse - gertrud
devamını gör...
tayyip erdoğan'ı sevmeyip ülkesinde gezmek
bu başlığı açan arkadaş bana bi ulaşsın bir şey deneyeceğim
devamını gör...
açacak başlık bulamayınca bu başlığı açan yazar
benimdir.
tanım: "açıcak başlık bulamayınca" şeklinde başlayan başlık açma furyasına tepki olarak açılan başlıktır.
tanım: "açıcak başlık bulamayınca" şeklinde başlayan başlık açma furyasına tepki olarak açılan başlıktır.
devamını gör...
yazarların bir adet daha olsa dediği organları
beyin.
devamını gör...
hayat kalitesini artıran küçük detaylar
çok cephede savaşan her insan, hayatın kosturmacasından uzaklaşıp hergün en az 2 saat kendine vakit yaratmalı (yürümek,okumak ve düşünmek için)
devamını gör...
varoş hediyeler
yılın en iyi sevgilisi tarzı ödül şeklindeki iğrenç objeler
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gittiği en iyi konser
2011 bon jovi konseri. yaşayan efsaneyi muhtemelen ilk ve son görüşüm olan konserdir.
devamını gör...
öldükten sonra hiç olacağına inanmak
hiç olmak imkansız bir şeydir zira hiçbir şey yoktan var olamaz ya da tamamen yok olamaz. toprakta bir filiz olarak ya da portakalda vitamin olarak parçalarımız var olacak. dini olarak da eğer ölümden sonraki yaşama inanılıyorsa ruhun ebedi olarak yaşayacak ve şu an yaptıklarının bedelini ödeyecek ya da sefasını sürecek.
devamını gör...
kadın yazarlardan kadın yazarlara sorular
sevgili hemcinslerim ;
baba olur, koca olur, sevgili olur, evlat olur, patron olur, hiç farketmez erkeklerin iletisimde belli bir süre sonra (hayranlıkta duysam hürmet de beslesem sevgi de hissetmem saygı da göstersem) cişi gelmiş ama oyunu da bırakmak istemeyen 3 yaşındaki çocuk şaşkınlığı içinde görüyorum.
siz de hayatınıza giren erkekleri belli bir noktadan sonra büyümeyen çocuklar olarak görüyor musunuz ? yoksa bu bende ki mesleki dejenerasyon mu?
baba olur, koca olur, sevgili olur, evlat olur, patron olur, hiç farketmez erkeklerin iletisimde belli bir süre sonra (hayranlıkta duysam hürmet de beslesem sevgi de hissetmem saygı da göstersem) cişi gelmiş ama oyunu da bırakmak istemeyen 3 yaşındaki çocuk şaşkınlığı içinde görüyorum.
siz de hayatınıza giren erkekleri belli bir noktadan sonra büyümeyen çocuklar olarak görüyor musunuz ? yoksa bu bende ki mesleki dejenerasyon mu?
devamını gör...
kadınlardan kadınlara tavsiyeler
kadın kadının yurdudur. sizi seviyorum.
devamını gör...
bilginin bir inanç olması
bakırın elektriği ilettiğine inanmıyorum derseniz çarpılırsınız. bilimsel bilgi inançtan bağımsızdır.
kesin olarak bilinmeyen şeylere inanç olur. o da zaten doğrulanmamış bilgidir.
kesin olarak bilinmeyen şeylere inanç olur. o da zaten doğrulanmamış bilgidir.
devamını gör...
flörtüne türkü atan erkek
bozuştuğunuz bir akşam aşık olduğunuz adamın bizzat kendisinden gönlünüzü almak için hiç ‘’neredesin sen’’ dinlememiş gibi kötüsünüz.
türkü türkü diye ölen biri değilim tabii ki ama şimdiye kadar çok şarkı hediye edilmiştir hala severek dinlediğim, çok şarkı da göndermişimdir ama hiçbiri o anki kadar aklıma kazınmadı. kendisi üniversite zamanlarında rock gruplarında solistlik yapmış biriydi, o da türkü diye ölmezdi anlayacağınız ama söylerken yaşattığı hissin ikimiz için de unutulmaz bir an'a denk düştüğüne eminim. müzik öyle derinliği olan bir şey ki zevkli insanlar çoğu tarza şans veriyor; popüler olmayan eski ve en efsane rap şarkıları normalde sadece metal dinlediğini sandığım insanlardan biri atmıştı mesela.* ayrıca sadece türkü seven biri de olabilir karşınızda; eğer gerçekten hoşlandığınız biriyse onun zevklerine kulak vermeniz gerekmez mi? ah çarıklı piremsesler sizi…
türk sanat müziği, türk halk müziği kötülemek de şimdi bir moda oldu. var böyle tuhaf bir kitle. komik olansa havalı gördüğünüz şu an popüler olan çoğu şarkıda bu eski şarkıların tınıları kullanılıyor. selda bağcan’ın bir türküsü bir rock grubunun şarkısında kullanılmıştı hatta. kadın festival festival dolaşıyordu inanılmaz. * bir de üzülüyorum sizlere; hiç ailecek rakı sofrasında kadehler tokuşturulurken bağlama eşliğinde türkülere eşlik etmemiş olmanız, türk sanat müziğine, ud sesine bu kadar uzak büyümeniz büyük kayıp. sahi ne dinliyorsunuz o masalarda. her gün açıp türkü dinlemiyorum ama bu dinlediğimiz son feci bisikletli yüzyüze konuşan adamlar, türk sanat müziği ve türkülerdeki yoğun duyguların yanına yaklaşamaz.
tanım: o ne güzel insandır öyle dediğimdir…
edit: alttaki entry'e ithafen: agdsbhnjödnhk hocam ne yapıyorsun, görmüyor musun kız içlenmiş bi şey yazmış püüüjsnbdk
türkü türkü diye ölen biri değilim tabii ki ama şimdiye kadar çok şarkı hediye edilmiştir hala severek dinlediğim, çok şarkı da göndermişimdir ama hiçbiri o anki kadar aklıma kazınmadı. kendisi üniversite zamanlarında rock gruplarında solistlik yapmış biriydi, o da türkü diye ölmezdi anlayacağınız ama söylerken yaşattığı hissin ikimiz için de unutulmaz bir an'a denk düştüğüne eminim. müzik öyle derinliği olan bir şey ki zevkli insanlar çoğu tarza şans veriyor; popüler olmayan eski ve en efsane rap şarkıları normalde sadece metal dinlediğini sandığım insanlardan biri atmıştı mesela.* ayrıca sadece türkü seven biri de olabilir karşınızda; eğer gerçekten hoşlandığınız biriyse onun zevklerine kulak vermeniz gerekmez mi? ah çarıklı piremsesler sizi…
türk sanat müziği, türk halk müziği kötülemek de şimdi bir moda oldu. var böyle tuhaf bir kitle. komik olansa havalı gördüğünüz şu an popüler olan çoğu şarkıda bu eski şarkıların tınıları kullanılıyor. selda bağcan’ın bir türküsü bir rock grubunun şarkısında kullanılmıştı hatta. kadın festival festival dolaşıyordu inanılmaz. * bir de üzülüyorum sizlere; hiç ailecek rakı sofrasında kadehler tokuşturulurken bağlama eşliğinde türkülere eşlik etmemiş olmanız, türk sanat müziğine, ud sesine bu kadar uzak büyümeniz büyük kayıp. sahi ne dinliyorsunuz o masalarda. her gün açıp türkü dinlemiyorum ama bu dinlediğimiz son feci bisikletli yüzyüze konuşan adamlar, türk sanat müziği ve türkülerdeki yoğun duyguların yanına yaklaşamaz.
tanım: o ne güzel insandır öyle dediğimdir…
edit: alttaki entry'e ithafen: agdsbhnjödnhk hocam ne yapıyorsun, görmüyor musun kız içlenmiş bi şey yazmış püüüjsnbdk
devamını gör...
ortaçağ döneminde seks ve müzik
pek çoğumuz ortaçağ dönemini avrupanın karanlık dönemleri olarak algılama yanılsamasına kapılabiliyoruz. bu algıda kısmen doğruluk payı olsa da (örneğin sokakta yürürken üzerinize kuş dışkısı değil insan dışkısı düşebilirdi).
konumuza geri dönecek olursak ilk olarak maureen buja'nın makalesine bakalım.
josquin des prez şarkısı faulte d'argent ta anonim şairimiz paradan yakınmakta ama paranın uyuyan bir kadını uyandıracağını eklemekte. anlayacağınız uyuyan güzelin orijinal versiyonundaki gibi (uyuyan güzelin öpücükle değil daha çok fatmagülün suçu ne tadında bir uyanışı olduğunu söyleyeyim) işi sekse getiriyor.
bir başka şarkıda clément janequin kuşları imite etmeye ve aşıkları uyandırmaya çağırıyor çünkü aşk tanrısı baharın geldiğini müjdeliyor. buna benzer bir metaforiye now is the month of maying de değinmiştim. janequin'in bir başka şarkısı or vien ça da da kızımız oyunun başlaması için özel bir odaya davet ediliyor.
şimdi makaleyi uzun uzadıya çevirmeyeceğim ama aşk ve haz konularına odaklandığını görebiliyorsunuz.
bir başka makalede madrigallerin yani now is the month of maying gibi müzik türünün rönesans döneminin seküler müziği olduğundan da bahsedilmekte.
tabii seksin sanata yansımasını azgınlıktan çok döneme de yorabiliriz. 13. yüzyılın başlarından itibaren katolik ruhban sınıfının uyguladığı cinsel regulasyonlar var.18. yüzyılda ve sonrasındaki modern pornografinin gelişmesinden önce, cinsel imgeler eğlence, ahlaki eğitim, suçlama, siyasi karalama veya propaganda için çeşitli şekillerde kullanılmış. bu bilgiye de buradan ulaştım. anlayacağınız nasıl ki ülkemizde damacanaya yürüyenler var insanlar bir şekilde ihtiyaçlarını gidermeye çalışmış. bizde olan olaylar edebiyattan daha çirkin ya ona değinmiyorum. ama özün sözü arkadaşlar cinsellik doğanın bir parçası. yasaklar baskılamalar içinde her zaman bir çözüm olmuş. kimi buradaki gibi masum kimi değil.
konumuza geri dönecek olursak ilk olarak maureen buja'nın makalesine bakalım.
josquin des prez şarkısı faulte d'argent ta anonim şairimiz paradan yakınmakta ama paranın uyuyan bir kadını uyandıracağını eklemekte. anlayacağınız uyuyan güzelin orijinal versiyonundaki gibi (uyuyan güzelin öpücükle değil daha çok fatmagülün suçu ne tadında bir uyanışı olduğunu söyleyeyim) işi sekse getiriyor.
bir başka şarkıda clément janequin kuşları imite etmeye ve aşıkları uyandırmaya çağırıyor çünkü aşk tanrısı baharın geldiğini müjdeliyor. buna benzer bir metaforiye now is the month of maying de değinmiştim. janequin'in bir başka şarkısı or vien ça da da kızımız oyunun başlaması için özel bir odaya davet ediliyor.
şimdi makaleyi uzun uzadıya çevirmeyeceğim ama aşk ve haz konularına odaklandığını görebiliyorsunuz.
bir başka makalede madrigallerin yani now is the month of maying gibi müzik türünün rönesans döneminin seküler müziği olduğundan da bahsedilmekte.
tabii seksin sanata yansımasını azgınlıktan çok döneme de yorabiliriz. 13. yüzyılın başlarından itibaren katolik ruhban sınıfının uyguladığı cinsel regulasyonlar var.18. yüzyılda ve sonrasındaki modern pornografinin gelişmesinden önce, cinsel imgeler eğlence, ahlaki eğitim, suçlama, siyasi karalama veya propaganda için çeşitli şekillerde kullanılmış. bu bilgiye de buradan ulaştım. anlayacağınız nasıl ki ülkemizde damacanaya yürüyenler var insanlar bir şekilde ihtiyaçlarını gidermeye çalışmış. bizde olan olaylar edebiyattan daha çirkin ya ona değinmiyorum. ama özün sözü arkadaşlar cinsellik doğanın bir parçası. yasaklar baskılamalar içinde her zaman bir çözüm olmuş. kimi buradaki gibi masum kimi değil.
devamını gör...
uzat sarı saçlarını rapunzel
genellikle şiirsel ve edebi girdileri ile sözlüğe farklı bir soluk getiren sevdiğimiz bir yazar arkadaş.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
memleketten mısır ekmeği gelmesi.
tam da canımın çektiği sıra.
her an ağlayabilirim. öyle mutlu oldum.
tam da canımın çektiği sıra.
her an ağlayabilirim. öyle mutlu oldum.
devamını gör...
z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
keşke z kuşağı kadar zeki olsaydı, z kuşağına burun kıvıranlar.
devamını gör...
ara verelim diyen sevgili
"ben bir de diğer fırsatlara bakıp geleyim" diyen sevgilidir.
devamını gör...





