nefret ile yaşayan insan
nefret olmadan karakter olmaz .sevgilerden nefret ,nefretlerden de sevgi doğar . merhametin ve iyiliğin fazlası zaaftır ,suistimal edilir.
devamını gör...
sihirli hafıza numarası 7
psikolog george miller 1956 yılında, 7 rakamının zihinde bilgi tutarken ya da gazete okurken anahtar sayı olduğunu iddia etti. kimi zaman daha çok kimi zaman da daha az; fakat rakam her zaman 7 civarındaydı. miller bunun üzerine kısa süreli hafızada tutulabilecek sayının ‘sihirli’ 7 olduğu kuramını geliştirdi.
yakın dönemdeki çalışmalar insanların grup şeklinde bilgileri kısa süreli hafızada tutabildiklerini (normalden daha fazla bilgiyi içerebildiği halde) ve bunların da 7 rakamıyla ilişkili olduğunu buldular. belki de insanların kültürel inanç sistemlerinde 7’nin özellikle önemli olmasının nedeni budur!
benim içinde bu teori geçerli diyebilirim. ayın 7 sinde doğanları unutmam mesela.
(bkz: sihirli sayı)
yakın dönemdeki çalışmalar insanların grup şeklinde bilgileri kısa süreli hafızada tutabildiklerini (normalden daha fazla bilgiyi içerebildiği halde) ve bunların da 7 rakamıyla ilişkili olduğunu buldular. belki de insanların kültürel inanç sistemlerinde 7’nin özellikle önemli olmasının nedeni budur!
benim içinde bu teori geçerli diyebilirim. ayın 7 sinde doğanları unutmam mesela.
(bkz: sihirli sayı)
devamını gör...
dağlara gel
bölücü bir marş değildir. hatta kürtçü olamaz zira 17.yy de türkmen şair gevheri tarafından yazılmıştır. allahına kadar isyancıdır,
devamını gör...
dikiş makinesi
tekstil ürünü çıkarmak için kullanılan makine.
eğer makine ile uyuşursanız, yaratıcı bir hobiniz olur dikiş. hem vaktim verimli geçiyor hem hayal ettiğim şeyleri giyebiliyorum. yarın perde dikeceğim, sonra da yastık kılıfı. sanra da canım ne isterse onu.
eğer makine ile uyuşursanız, yaratıcı bir hobiniz olur dikiş. hem vaktim verimli geçiyor hem hayal ettiğim şeyleri giyebiliyorum. yarın perde dikeceğim, sonra da yastık kılıfı. sanra da canım ne isterse onu.
devamını gör...
diş fırçalarken evin içinde dolaşmak
ağız köpükle dolunca koşarak banyoya gitmekle sonlanan hadise.
devamını gör...
ekşi sözlük
troll başlıklar bolca olsa da, çok iyi tespitlerin de olduğu, kaliteli yazarlar barındıran, iyisiyle kötüsüyle severek takip ettiğim sözlük.
devamını gör...
yemek yerken bir şeyler izleyen insan
çok keyifli bir zaman dilimi.
devamını gör...
feyyaz yiğit
müzisyen, oyuncu, yazar. her fırsatta övdüğüm, kaliteli mizah anlayışına sahip zeki insan.
devamını gör...
az pişmiş et tercih edenler
salmonella is loading!
devamını gör...
mutluluktan ağlatan olaylar
beş dakikadır düşünüyorum da mutluluktan hiç ağlamamışım ben. ama kedilerim doğduğunda ağlayacak gibiydim.
devamını gör...
oğuzlar
oğuzlar ms. (766-1000); önce kök türk, daha sonra uygurların egemenliğinde yaşayan oğuzlar, batıya göç edip seyhun bölgesine yerleştiler. oğuzların bir kısmı, karluk ve kıpçak baskıları sonucu balkanlar’a yerleşip bizanslılar’ın hizmetine girmişlerdir. balkanlar’da kalan oğuzlar bugünkü romanya’nın dobruca bölgesindeki “gökoğuzlar” gagavuzların atalarıdır. hazar denizi‘nin doğusunda kalan oğuzlar ise oğuz yabgu devleti‘ni kurmuşlardır. büyük selçuklu ve osmanlı devletlerinin kökenini oluşturmuşlardır.
kaynak: tarih dersi notlarımdır. bana ait değildir.
kaynak: tarih dersi notlarımdır. bana ait değildir.
devamını gör...
cemal süreya
gereğinden fazla övülen balon şair. ikinci yeni şiir akımının öncülerinden, uyaksız vezinsiz şiirin suyunu çıkaran kişidir.
(bkz: ehh yeter be kuşları uçurduğunuz)
(bkz: ne yapayım hayat kısaysa)
(bkz: ehh yeter be kuşları uçurduğunuz)
(bkz: ne yapayım hayat kısaysa)
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
atatürk sırf bu açıdan bakınca bile mucize gibidir. böyle yobaz, bağnaz, kul olmaya alışmış bir toplumun içinden güneş gibi doğmuş, tüm hurafeleri yerle bir etmiştir. ona karşı kin kusanların tek derdi budur. düşünebildikleri tek şey kendisi ve devrimlerinden intikam almaktır.
devamını gör...
öğrencilerin öğretmenlere söylediği klasik yalanlar
anladım hocam...
devamını gör...
beklentiler
'beklentiler gerçeğin ağırlığını asla taşıyamazdı, ne kadar az iseler hayat o kadar rahattı.'
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
atam o kadar yerinde,mantıklı , anlam yüklü sözler kullanmış ki hepsini çok değerli buluyorum ve seviyorum.
devamını gör...
2023 seçimlerini yine erdoğan'ın kazanacağı gerçeği
ya siz başka evrende mi yaşıyorsunuz? hadi hiç esnafla muhabbet etmediniz. ya eşiniz dostunuz da mı yoktu akpli? onların bile oy vermeyeceğim dediğini duymuyor musunuz?
bir de yazmış dış politikayı iyi yönetiyor. ulan hangi dış politika? 1 tane destekçi ülken yok. mısır bile atar gider yapıyor. amerika kara sınırına yığmış 800 tane tank. sesin çıkmıyor.
hata da bende kendi kendimi sinirlendiriyorum. bir aktrolle cevap veriyorum.
bir de yazmış dış politikayı iyi yönetiyor. ulan hangi dış politika? 1 tane destekçi ülken yok. mısır bile atar gider yapıyor. amerika kara sınırına yığmış 800 tane tank. sesin çıkmıyor.
hata da bende kendi kendimi sinirlendiriyorum. bir aktrolle cevap veriyorum.
devamını gör...
yıldız oluşumu
güneş de dahil olmak üzere tüm yıldızların, yavaş yavaş şekillenerek anakol yıldızı olana dek geçirdikleri süreç.
yıldızlar uzaydaki moleküler bulutlardan oluşur. modellemelere göre, sürecin hemen hemen şu şekilde olduğu tahmin ediliyor:
galaksilerin, spiral kollar gibi bazı bölgelerinde madde yoğunluğu yüksektir. bu bölgelerde bulunan ve morötesi ışınım yayan genç ve enerjik yıldızlar, ışınımları nedeniyle moleküler bulutlarda oyuklar açar. bu oyuklar, süratli şekilde iyonize hidrojen molekülleriyle dolar. bu durum bölgede şok dalgalarına neden olur çünkü iyonize hidrojenin oyuklara dolma hızı, ses hızından yüksektir. bölgede oluşan şok dalgası nedeniyle yine bölgedeki moleküler bulutlar sıkışır. bu sıkışmalar, az sonra bahsedeceğim olayları ve neticesinde de yıldız oluşumunu tetiklemiş olur.
bir moleküler bulut sıkışmaya başladığında, bulutun yapısı lokal olarak bozulur. dengenin bozulduğu bölgede, kütle çekimsel enerji artar. bu enerjinin yarısı, bulutu oluşturan gazı ısıtmak için harcanırken, diğer yarısı ışınım olarak harcanır. gazın ısınmasının sonucu ortamdaki yoğun bölgenin merkezindeki sıcaklık, hidrojeni nükleer füzyon ile helyuma dönüştürecek seviyeye kadar çıkabilir. bahsettiğimiz sıcaklık yaklaşık 10.000.000 kelvin civarında... böylece ortaya çıkan cisim bir yıldızdır. detayları aşağıda...
bu arada devasa bir moleküler buluttan bahsediyoruz. bu bulut tamamen çöküp bir tek yıldız oluşturmaz. bulutun her bölgesinde yer yer farklı yoğunlaşmalar ve çökmeler gerçekleşir ki bunda ufalanma süreci denir.
***
başta elimizde çökmeye başlayacak kadar yoğun bir kütle vardı ki bunun adı jeans kütlesidir. çökme sırasında ışınıma dönüşmüş olan kütle çekimsel enerjinin bir kısmı buluttan kaçarak uzaya dağılır çünkü ortam transparan denecek halde, ince bir tabaka gibidir. bu arada sıcaklık artmaktadır. bir süre sonra yoğunluk gittikçe arttığından, transparanlık yalan olur ve ışınım buluttan kaçamamaya başlar. ortam hemen hemen bir hidrostatik dengeye ulaşmıştır. bu henüz yıldız olamamış ama yıldıza çok benzeyen "şey"e ön yıldız ya da protostar adı verilir.
kütle çekimsel etkinin arttığı bu evrede, bulutun çöken kısmının hemen dış bölgesinde bulunan maddeler ön yıldızın üzerine düşmeye devam etmektedir. merkezi bölgeye, yani artık çekirdek diyebileceğimiz bölgeye düşen bu maddeler, şok dalgalarına neden olur ve enerji kaybeder. kaybolan bu enerji ısı enerjisine dönüşür ve ön yıldızın sıcaklığıyla ışınımı artar. sıcaklık biraz daha yükseldiğinden, bulutu oluşturan gaz ve toz içindeki toz partikülleri buharlaşır.
yeterince detaya girdim. buradaki ufak tefek diğer detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki, merkezde artık döteryumu nükleer olarak yakacak sıcaklık koşulları sağlanmıştır. merkeze doğru kütle çekimsel çökme bir miktar yavaşlar. bulut tekrar transparan hale gelir. bu evreye "anakol öncesi evrim" adı verilir.
bu kısımdan sonraki detaylar gerçekten kafa karıştırıcı cinsten. özetle şunu söyleyebilirim; kütle çekimsel çökme, yukarıda dediğim şekilde yavaşlamış olsa da tamamen durmaz. bu nedenle oluşmakta olan cismin merkezine doğru sürekli olarak bir madde yığılması vardır. bu da yoğunluk ve dolayısıyla sıcaklık artışı anlamına gelir. bu artışın son aşaması da ön yıldız çekirdeğinin artık hidrojeni helyuma dönüştürecek sıcaklığa ulaşmasıdır. zaten bunu yapmaya başlamış olan bir cisim artık bir yıldızdır ve geldiği bu evreye de anakol evresi adı verilir.
yıldızlar uzaydaki moleküler bulutlardan oluşur. modellemelere göre, sürecin hemen hemen şu şekilde olduğu tahmin ediliyor:
galaksilerin, spiral kollar gibi bazı bölgelerinde madde yoğunluğu yüksektir. bu bölgelerde bulunan ve morötesi ışınım yayan genç ve enerjik yıldızlar, ışınımları nedeniyle moleküler bulutlarda oyuklar açar. bu oyuklar, süratli şekilde iyonize hidrojen molekülleriyle dolar. bu durum bölgede şok dalgalarına neden olur çünkü iyonize hidrojenin oyuklara dolma hızı, ses hızından yüksektir. bölgede oluşan şok dalgası nedeniyle yine bölgedeki moleküler bulutlar sıkışır. bu sıkışmalar, az sonra bahsedeceğim olayları ve neticesinde de yıldız oluşumunu tetiklemiş olur.
bir moleküler bulut sıkışmaya başladığında, bulutun yapısı lokal olarak bozulur. dengenin bozulduğu bölgede, kütle çekimsel enerji artar. bu enerjinin yarısı, bulutu oluşturan gazı ısıtmak için harcanırken, diğer yarısı ışınım olarak harcanır. gazın ısınmasının sonucu ortamdaki yoğun bölgenin merkezindeki sıcaklık, hidrojeni nükleer füzyon ile helyuma dönüştürecek seviyeye kadar çıkabilir. bahsettiğimiz sıcaklık yaklaşık 10.000.000 kelvin civarında... böylece ortaya çıkan cisim bir yıldızdır. detayları aşağıda...
bu arada devasa bir moleküler buluttan bahsediyoruz. bu bulut tamamen çöküp bir tek yıldız oluşturmaz. bulutun her bölgesinde yer yer farklı yoğunlaşmalar ve çökmeler gerçekleşir ki bunda ufalanma süreci denir.
***
başta elimizde çökmeye başlayacak kadar yoğun bir kütle vardı ki bunun adı jeans kütlesidir. çökme sırasında ışınıma dönüşmüş olan kütle çekimsel enerjinin bir kısmı buluttan kaçarak uzaya dağılır çünkü ortam transparan denecek halde, ince bir tabaka gibidir. bu arada sıcaklık artmaktadır. bir süre sonra yoğunluk gittikçe arttığından, transparanlık yalan olur ve ışınım buluttan kaçamamaya başlar. ortam hemen hemen bir hidrostatik dengeye ulaşmıştır. bu henüz yıldız olamamış ama yıldıza çok benzeyen "şey"e ön yıldız ya da protostar adı verilir.
kütle çekimsel etkinin arttığı bu evrede, bulutun çöken kısmının hemen dış bölgesinde bulunan maddeler ön yıldızın üzerine düşmeye devam etmektedir. merkezi bölgeye, yani artık çekirdek diyebileceğimiz bölgeye düşen bu maddeler, şok dalgalarına neden olur ve enerji kaybeder. kaybolan bu enerji ısı enerjisine dönüşür ve ön yıldızın sıcaklığıyla ışınımı artar. sıcaklık biraz daha yükseldiğinden, bulutu oluşturan gaz ve toz içindeki toz partikülleri buharlaşır.
yeterince detaya girdim. buradaki ufak tefek diğer detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki, merkezde artık döteryumu nükleer olarak yakacak sıcaklık koşulları sağlanmıştır. merkeze doğru kütle çekimsel çökme bir miktar yavaşlar. bulut tekrar transparan hale gelir. bu evreye "anakol öncesi evrim" adı verilir.
bu kısımdan sonraki detaylar gerçekten kafa karıştırıcı cinsten. özetle şunu söyleyebilirim; kütle çekimsel çökme, yukarıda dediğim şekilde yavaşlamış olsa da tamamen durmaz. bu nedenle oluşmakta olan cismin merkezine doğru sürekli olarak bir madde yığılması vardır. bu da yoğunluk ve dolayısıyla sıcaklık artışı anlamına gelir. bu artışın son aşaması da ön yıldız çekirdeğinin artık hidrojeni helyuma dönüştürecek sıcaklığa ulaşmasıdır. zaten bunu yapmaya başlamış olan bir cisim artık bir yıldızdır ve geldiği bu evreye de anakol evresi adı verilir.
devamını gör...
muhabbet etmesini bilmeyen insan
heyecanlı kişilik yapısına sahip olabilir, bu yüzden kendini iyi ifade edemez, haliyle muhabbet etmesini bilmeyen insan kategorisine girer.
devamını gör...
