karaktersiz kişi. üzgünüm ama tek kelimeyle tarifi bu.

nedenini anlatmayacağım uzun uzun.

edit: elbette cinsel hayattan ya da özel konulardan bahsediyorum. "banu'yla kavga ettik, canım sıkkın" diye dertleşen kişiler bu kapsam dışında.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"bizim puanla muanla işimiz yok, maksat halka hizmet olsun." diye değerlendirdiğim özellik.
devamını gör...

kırgınlığım yok kimseye!
kendime de kızmıyorum, kızamıyorum artık...
öyle bir zamandayım öyle bir demle acıyor ki yüreğimin köşeleri hislerimin hissizliğiyle sınanıyorum...
keşke birilerine kızabilsem, keşke üzülebilsem bana şunu da şunu da yaptılar diyebilsem, keşke kendime söylenebilsem hep senin eserin bu, hanımefendi diyebilsem... ama yok nafile tek bir duygu kırıntısı bile yok içimde... özleyebilsem mesela, mesela ağlayabilsem, mesela saatlerce gevezelik yapabilsem yine telefonlarda, mesela umut etsem yeniden, mesela... bu hissizlik mahvediyor beni... boğazımda bir düğüm, kalbimde bir sızı, nefes alırken içime içime saplanan bir neşter gibi...
yeniden nefret edebilsem birilerinden, yeniden özlem duyabilsem sevdiklerime, yeniden umut edebilsem yarınlara... bu hissizlik günden güne siliyor beni... günden güne yeni bir ben doğuyor belkide bilemiyorum... hayatın hem ne kadar değerli hem ne kadar değersiz olduğunu öğretti bu hissizlik bana. takıldığımız, gece boyu düşündüğümüz şeylerin ne kadar anlamsız olduğunu işaret etti. hele ki kırgınlıklarımızın, küskünlüklerimizin ne boş ne faydasız olduğunu gösterdi. bize nefretin, kırgınlıkların yarardan çok zarar verdiğini ve çok klasik olacak ama üç günlük dünyada bunlarla uğraşıp yüreğimizde bunları taşıyarak bunları yük ederek zaten zor olan hayatlarımızı daha da zorlaştırdığımızı gösterdi. ben tüm sırların çözüldüğü, perdelerin aralandığı zamanlardayım dostlar. ben yarına erememenin, kaybetmenin, sevdiklerime ulaşamamanın kaygısındayım. ben nefes almayı bile unutturan gerçekle bir kez daha yüzleştim! #ölüm siz siz olun kapınıza dayanmadan, canınızdan can almadan, tüm hislerinizi kaybetmeden fark edin bazı şeylerin kıymetini. ruhunuzu hafifletin, kalbinizi temizleyin, bedeninize huzur verin, yüklerinizden arının...
sevin, sevilin, sevdiğinizi söyleyin. özür dileyin, affedin... sevgiyle, huzurla, hoşça... kalın...
devamını gör...

soyadı gibi şiirleri de keskin olan kadın şair.

"anı olacak bir şeyim yok
her şeyin dünündeyim.”
devamını gör...

yüzyıllardır süregelen ve günümüzde "vücut geliştirme" denildiğinde akla gelen modern haline 1900lerin hemen öncesinde eugen sandow tarafından getirilen spor ya da benim tercih ettiğim haliyle kişisel gelişim alanı.

çıkışından bu yana bünyesinde envai çeşit program türleri barındırmış ve eklenmeye de devam etmekte olan, on yaş altı çocuklardan yetmiş yaş üstü insanlara kadar hemen herkesin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirebileceği aktivite. mücadele, doğa ve atletizm sporlarını destekleyici yapılabileceği gibi, operasyonel anlamda görev alan insanlar tarafından yapılabilen, fizik tedavi sürecindeki insanlar ya da anatomik bozukluğu olan kimseler tarafından da uygulanabilen kullanım alanı oldukça gelişkin bir branştır.

genel kanının aksine, sadece ıqsu düşük olan ya da hayatta bunun dışında hiçbir gayesi olmayan kimseler tarafından yapılmamaktadır. örneklerine pek tabii rastlanabilmekle beraber, hemen her branşta denk gelinebilecek istisnai örneklerin bir bütünü kapsar halde yansıtılması yanlış izlenimlere sebep olabilmekte.

uygulanabilecek ve kabul görmüş olan birkaç temel programın adını da yazayım, bulunmuş olsunlar. belki gelip geçen birilerinin işine yarar.
ağırlıklar/plakalarla uygulanabilecek, uygun şartlar yaratılmadığı takdirde evde yapılması zor
ss(starting strength), sl5x5(stronglifts 5x5), ppl (push pull leg), phul (power hypertrophy upper lower)

sınırlı malzeme gerektirenler ve evde/boş bir alanda uygulanabilir
p90 (başlangıç) - p90x (ileri) - ayarlanabilir dumbbell, direnç bandı, barfiks demiri, yoga matı
ss(simple and sinister) - kettlebell

vücut ağırlığıyla uygulanabilir
insanity
tabii ufak bir araştırmayla birçok isimsiz ya da az bilinen harika programlar bulunabilir.

modern insan olarak konforumuza, zevklerimize ve alışkanlıklarımıza düşkün olmakla beraber, günbegün fiziksel eksiklikler ve deformitelerimizin de arttığı su götürmez bir gerçek.
devamını gör...

kasıtlı, tehlikeli, yinelenen davranış biçimleridir zorbalık. kişi hak ve hürriyetlerini kısıtlamaya yöneliktir. bunların teknolojik aletler yoluyla yapılanlarına dijital, teknolojik, sanal, siber zorbalık denir.
devamını gör...

ne eksik ne fazla birebir aynı mood;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yirmi yaş dişlerinin neden bu kadar geç çıktığının sebebi bu zamana kadar bilinmiyordu.

üç hafta önce yayımlanan yeni çalışmada araştırmacılar, sebebin çenelerimizin geç olgunlaşması olduğunu öne sürüyorlar.

arizona eyalet üniversitesi insanın kökenleri enstitüsü'nde paleoantropolog olan gary schwartz, ''görünüşe göre çenelerimiz çok yavaş büyüyor'' diyor. ''sebebi ise muhtemelen, hayatımızın genel olarak yavaş ilerlemesi. kısa suratlarımız da bununla birleşince, mekanik açıdan uygun bir alan oluştuğu zaman öğütücü dişimiz çok geç yaşlarda çıkıyor.'' dişlerimizin tamamen ağzımızın arka tarafında, eklem noktasına en yakın yerde durması için çenemizin de gelişim yönünden hazır olması gerekiyor. yirmi yaş dişi daha erken çıksaydı, öğütücü dişler çıktıkları çeneye zarar verebilirdi.

bu dişlerin ağız içerisinde çok ihtiyaç duyulmayan dişler olduğunu söyleyebiliriz. ancak size zararı dokunmuyorsa çektirmek zorunda da değilsiniz.
devamını gör...

sözlüğe kayıt olurken herhangi bir yaş sınırlaması vardı da ben mi göremedim?ya da benim gözlerimde sıkıntı var herhalde. akılın yaşta değil başta olduğunu unutmayalım lütfen. 30 yaş altı olduğum için sözlüğü terk mi edeyim? o zaman 30 yaş altı yazarların çoğu uçurulursa geriye çok yazar kalmaz. anlamadığım durum şu, 30 yaş üstü insanlar belli bir bilgi birikimine, ayrımcılığa mı sahip oluyor, yeni seviye açılıyor galiba.

t: akılın başta değil yaşta olduğunu düşünen yazarın beyanı.
devamını gör...

"naptın nettin dayımın oğlu" anlamina gelen ingilizce deyiş, whatsapp'ın harf oyununun orijini ha bi de bir 4 non blondes şarkısı. *

devamını gör...

sagra special çikolata satan dükkandı. şu an aktif satan var mı bilmiyorum ama doksanlarda zinciri vardı. çikolata kreması satılırdı ve çeşmeden çikolata akardı.

çocukken hansel ve gratel masalında çikolata evi arayan ben, o evin çimentosunu sagra special çikolata çeşmesinde bulmuştum.

(bkz: çarli ve çikolata fabrikası)
devamını gör...

yahu niye geçmesin?
neler neler geçmiyor ki? araba yolculuğuna çıkmadan önce kesin olarak kaza yapıp yapmayacağımızı biliyor muyuz?
hayır. ilişkide de karşıdaki insanın bizi ne kadar seveceğini kestiremeyiz, bitip bitmeyeceğini de bilemeyiz.
ilişkiler başlar, bitedebilir, kimse bir diğerinin yokluğunda ölmez.
tek yapmanız gereken kabullenmek, acı çekmekse çekin, ağlamaksa ağlayın ama sonra kendinize gelin. çünkü kendinize en çok siz lazımsınız.
devamını gör...

bence eskisi daha güzeldi ama olsun. ayrıca iko lütfen kendini baskıda hissetme, yoldaş sana hiçbir şey yapamaz. sürekli yeni bir şeyler eklemek zorunda değilsin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sakarya meydan muharebesinin 100 yılını yaşadığımız şu günlerde bırakılacak en anlamlı resim gazi mustafa kemal atatürk'ün bu savaş esnasında duatepe'deki resmidir.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

resim kaynağı
devamını gör...

trabzon'da, içinde bölgenin en büyük cezaevinin bulunduğu mahallenin adı.
cezaevi ile ilgili ne fıkrada bulundum paylaşmak isterim.
bir arkadaşın erkek arkadaşı ile tanıştım.
arkadaş beni tanıtıyor
-bak canım bu hanım da trabzonlu
adam
-çok severim ben trabzonlular'ı
ben
-öyle mi?
adam
-6 ay trabzonda kaldım ben
ben
-neresinde?
adam
-cezaevi
ben
-bende o mahallenin biraz yukarısında oturdum, gittiniz mi hiç yukarılara?
adam
-yok ben cezaevinde yattım, orda tanıdım trabzonlu
şaşkın ben
-hadi ya
adamın dünya umurumda değil
-şu an da şartlı tahliye edildim
bir şey diyemedim.
ben cezaevi mahallesi sandım, adam mahkummuş, cezaevinde kalmış. yüzüne karşı gülemedim, allah bilir ne yaptı, başıma bela almak istemedim.
ordan çıkar çıkmaz kızkardeşimi aradım baya baya güldük.
devamını gör...

"kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder." *
devamını gör...

gençliğimde yapmış olduğum çok zevkli eylemdi. hamburger hazırlamak keyif verici. malzemeyi eksiksiz, doğru ve tam koyardım. şimdi ara sıra sipariş veriyorum gelen hamburgere bakıyorum olmaması gereken malzemeyi koymuş, olması gerekeni koymamış, marulu minik bir yaprak koymuş, sanki parası kendi cebinden çıkıyor gibi, fazla koysun demiyorum, olması gereken bir standart vardır gramaj olarak, ona bile uymamış. yazık.
devamını gör...

margarita.. içinde ki lime ve portakal likörü.. kadehin dudakla olan her temasında gelen tuz.. tekila olmazsa olmazı elbette..
devamını gör...

"kusursuz olan müslümanlar değil, islamiyettir."* yazmak istediğim başlık.
ha bir de müslümallar var, o konuya hiç girmiyorum bile.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim