halepçe katliamı
"anne! elma kokusu geliyor!"
33 yıl önce elma kokulu kimyasal zehirler ile binlerce masum insan katledildi. insandan daha zalimi yok. iran ve ırak arasındaki savaşta sivillere vurulan en sinsi darbedir. ortadoğu çok acı çekti ve hala çekiyor. zulümün coğrafyası değişmiyor zulmü yapanların isimleri değişiyor.
unutulamayacak ne çok acı var. şahit ol ya râb!
33 yıl önce elma kokulu kimyasal zehirler ile binlerce masum insan katledildi. insandan daha zalimi yok. iran ve ırak arasındaki savaşta sivillere vurulan en sinsi darbedir. ortadoğu çok acı çekti ve hala çekiyor. zulümün coğrafyası değişmiyor zulmü yapanların isimleri değişiyor.
unutulamayacak ne çok acı var. şahit ol ya râb!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
yine kulaklığımı takıp sokaklara düştüm. neyi arıyorum bu sokaklarda? gençliğimi, en güzel, en masum yıllarımı. onları arıyorum koşar adım. bulunca alıp sıkı sıkı sarılacağım, göğsümde uyutacağım. kimseye feda etmeyeceğim. ah benim en güzel yaşlarında ziyan olan kızım, nerde yılların? ah bir bulsam o yılları.. canını yakan kim varsa dünyayı dar edeceğim. canına okuyacağım. en beter işkenceyi çektireceğim. gökyüzünü çaldılar benim masum kızımdan. ne istediniz ulan kalleşler? her akşam aynı sokaklarda dolanıyorum dakikalarca. nefesim kesilene kadar o yılları arıyorum. bulamıyorum. oysa o hep bu sokaklarda gezerdi canı yanınca. şimdilerde alımlı genç bir kadın olup tüm yaşadıklarına alışmış. ne güçlü ve güzel bir kadınmış.. büyüdükçe içi daha da güzel olmuş. burada olması lazımdı. benim cüdâlık çeken kızım nerdesin? hâlâ yürüyorum. bulamıyorum. kızımın masum yıllarını geri ver, ödeteceği çok hesap var. ama bu sefer yanında korkusuz ablası var.
devamını gör...
lan oğlum böyle olmaz
bir flört parçası.
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
bir güzele vuruldun, yanma, yakma
lan oğlum böyle yapma
lan oğlum böyle yapma
sana zibidi diyorlar
seni kabul etmiyorlar
şimdi daha beter oldun
bir öyle, bir böyle, bak oğlum yandın işte
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
elaleme ne dersin, (elaleme) ne dersin, (elaleme)
elaleme, elaleme ne dersin
baban çoktan öldü, baban, hiç yoktan öldü
baban hiç yoktan öldü
lan oğlum çoktan öldü
senin kadere ne çare?
nasıl düştün ki bu hale?
biraz bizi dinleseydin
böyle olmazdı oğlum kendine yazık ettin
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
bir güzele vuruldun, yanma, yakma
lan oğlum böyle yapma
lan oğlum böyle yapma
sana zibidi diyorlar
seni kabul etmiyorlar
şimdi daha beter oldun
bir öyle, bir böyle, bak oğlum yandın işte
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
elaleme ne dersin, (elaleme) ne dersin, (elaleme)
elaleme, elaleme ne dersin
baban çoktan öldü, baban, hiç yoktan öldü
baban hiç yoktan öldü
lan oğlum çoktan öldü
senin kadere ne çare?
nasıl düştün ki bu hale?
biraz bizi dinleseydin
böyle olmazdı oğlum kendine yazık ettin
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
şu sıralar sıkça gelen bildirim. takip edilince biraz şımarıyorum ama olacak o kadar.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
korkarım kafa sözlük fena bir bağımlılığa dönüşüyor. iyi tarafından bakmak gerekirse farklı sosyal medya uygulamalarında geçirilen vakti neredeyse sıfıra indirme sebebi oluyor.
devamını gör...
insanın anlam arayışı
bu yüce kitap hakkında birçok şey söylemeliyim sanıyorum. viktor emil frankl tarafından 1946 yılında yazılan bu şaheser, gözümde varoluşsal boşluğu doldurmaya çalışan eserler arasında en üst sıralardadır. freud ve adler'den sonra 3. şahsımızdır psikanaliz konusunda diyebiliriz frankl. ayrıca freud'un hasmıdır da. hatta tam hatırlayamıyorum ama şöyle bir şey diyor: "freud sosyetedeyken ben toplama kampındaydım." sahiden de bu adam toplama kamplarında epey bir şey görmüş geçirmiş. zaten bu eser psikoloji alanında olsa da otobiyografik de denilebilir sanırım. toplama kampında yaşadığı dramdan da bahsediyor. kısacası gerçekten de önemli anekdotlar kazanabileceğiniz bir eser. çok yoğun. çok tutkulu. çok korkutucu. bö.
aslında temel olarak şunu söylüyor bu kitap bize. yaşamın anlamsızlığını bilemeyiz. fakat anlamsız gelen bir şey hakkında da anlam yüklemek gibi bir davranışta da bulunmamalıyız. hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz diyor yani. ve hayata anlam atfetme konusunda da söylediği şeyler var. paylaşacağım.
ayrıca bu kitap içimdeki romantiği beslemesinin yanında içimdeki karanlığı da besledi. içimdeki belirsizlik duygusu da nüksetti. her seferinde aynı şey oluyor, anlamıyorum ki! ama okunması gereken bir kitap. hele de düşünen zihinler için. hele de anlam arıyorsanız... size yol gösterici olabilir. elinizden tutar bir süreliğine, ondan sonraysa size kalmış.
ekstra olarak şunu söyleyeyim: kitapta "rüya adam" olarak nitelendirdiğim bir vaka var. adamın teki (yazarın arkadaşı) bir rüya görüyor. rüyasında tam 1 yıl sonra kurtulacaklarını görüyor. fakat 1 yıl geçtikçe ve o sözde "kurtuluş günü" yaklaştıkça bizim adam hastalanmaya başlıyor. zaten rüyasında gördüğü kurtuluş günü yaklaştıkça anlıyor ki savaşı kazanmıyorlar, almanlar analarını ağlatıyor afedersiniz. neyse, sonuç olarak rüya adam öldü. rüyası gördüğü günden tam 1 yıl sonra öldü. işte umut nelere kadir... varlığıyla yaşatıyor, yokluğuyla öldürüyor.
bir de normalde kendi yazdığım daha fazla şeyi paylaşırdım, ta okuduğum zamanlarki düşüncelerimi örneğin. fakat kitapta yazım o kadar kötü ki bakmaya korkuyorum açıp. ne kadar da kötü yazıyormuşum yahu, dedim. ama kitabın ortasından bir yerden açtım. altını çizdiğim, karaladığım yerlerden paylaşmaya çalıştım:
--- alıntı ---
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğu almak anlamına gelir." arka kapakta.
"varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. insanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen schopenhauer'i anlayabiliriz." -sayfa 121
varoluşsal boşluğun kendini gösterdiği çeşitli maskeler ve kılıflar söz konusudur. bazen engellenen anlam istemi, en ilkel güç istemi olan para istemi de dahil olmak üzere, bir güç istemi ile temsili bir yoldan dengelenir. diğer durumlarda, engellenen anlam isteminin yerini haz istemi alır. varoluşsal engellenmenin birçok durumda cinsel dengeleme ile sonuçlanmasının nedeni budur. bu tür durumlarda cinsel libidonun, varolusal boşlukta serpilip yayıldığını gözlemleyebiliriz. -sayfa 121
yaşamın anlamı: bir doktorun bu soruya genel terimlerle cevap verebileceğinden kuşkuluyum. çünkü yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılık gösterir. bu nedenle önemli olan, genelde yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. sorunu genel terimlerle ortaya koymak, bir satranç şampiyonuna sorulan soruyla kıyaslanabilir: "söyleyin ustam, dünyadaki en iyi hamle nedir?" bir maçtaki belli bir durumdan ve rakibin özel kişiliğinden bağımsız en iyi hamle ya da iyi bir hamle diye bir şey kesinlikle yoktur. aynı şey insanın varoluşu için de geçerlidir. herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu, yerine getirilmeyi bekleyen somut bir görevi vardır. ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir. bu nedenle herkesin işi, bunu yürütmeye yönelik özel fırsatları kadar eşsizdir. -sayfa 122, 123
logoterapiye göre bu yaşam anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz: 1. bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır gerçekleştirerek. bunlardan ilki, yani başarı yolu, oldukça açıktır. ikinci ve üçüncü ise, biraz daha ayrıntı gerektirmektedir.
yaşamda anlam bulmanın ikinci yolu, bir şey -iyilik, doğruluk, güzellik gibi- yaşamak, doğayı ve kültürü yaşamak, son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşşsizliğiyle bir insanı yaşamaktır. yani onu sevmektir. -125
--- alıntı ---
aslında temel olarak şunu söylüyor bu kitap bize. yaşamın anlamsızlığını bilemeyiz. fakat anlamsız gelen bir şey hakkında da anlam yüklemek gibi bir davranışta da bulunmamalıyız. hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz diyor yani. ve hayata anlam atfetme konusunda da söylediği şeyler var. paylaşacağım.
ayrıca bu kitap içimdeki romantiği beslemesinin yanında içimdeki karanlığı da besledi. içimdeki belirsizlik duygusu da nüksetti. her seferinde aynı şey oluyor, anlamıyorum ki! ama okunması gereken bir kitap. hele de düşünen zihinler için. hele de anlam arıyorsanız... size yol gösterici olabilir. elinizden tutar bir süreliğine, ondan sonraysa size kalmış.
ekstra olarak şunu söyleyeyim: kitapta "rüya adam" olarak nitelendirdiğim bir vaka var. adamın teki (yazarın arkadaşı) bir rüya görüyor. rüyasında tam 1 yıl sonra kurtulacaklarını görüyor. fakat 1 yıl geçtikçe ve o sözde "kurtuluş günü" yaklaştıkça bizim adam hastalanmaya başlıyor. zaten rüyasında gördüğü kurtuluş günü yaklaştıkça anlıyor ki savaşı kazanmıyorlar, almanlar analarını ağlatıyor afedersiniz. neyse, sonuç olarak rüya adam öldü. rüyası gördüğü günden tam 1 yıl sonra öldü. işte umut nelere kadir... varlığıyla yaşatıyor, yokluğuyla öldürüyor.
bir de normalde kendi yazdığım daha fazla şeyi paylaşırdım, ta okuduğum zamanlarki düşüncelerimi örneğin. fakat kitapta yazım o kadar kötü ki bakmaya korkuyorum açıp. ne kadar da kötü yazıyormuşum yahu, dedim. ama kitabın ortasından bir yerden açtım. altını çizdiğim, karaladığım yerlerden paylaşmaya çalıştım:
--- alıntı ---
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğu almak anlamına gelir." arka kapakta.
"varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. insanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen schopenhauer'i anlayabiliriz." -sayfa 121
varoluşsal boşluğun kendini gösterdiği çeşitli maskeler ve kılıflar söz konusudur. bazen engellenen anlam istemi, en ilkel güç istemi olan para istemi de dahil olmak üzere, bir güç istemi ile temsili bir yoldan dengelenir. diğer durumlarda, engellenen anlam isteminin yerini haz istemi alır. varoluşsal engellenmenin birçok durumda cinsel dengeleme ile sonuçlanmasının nedeni budur. bu tür durumlarda cinsel libidonun, varolusal boşlukta serpilip yayıldığını gözlemleyebiliriz. -sayfa 121
yaşamın anlamı: bir doktorun bu soruya genel terimlerle cevap verebileceğinden kuşkuluyum. çünkü yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılık gösterir. bu nedenle önemli olan, genelde yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. sorunu genel terimlerle ortaya koymak, bir satranç şampiyonuna sorulan soruyla kıyaslanabilir: "söyleyin ustam, dünyadaki en iyi hamle nedir?" bir maçtaki belli bir durumdan ve rakibin özel kişiliğinden bağımsız en iyi hamle ya da iyi bir hamle diye bir şey kesinlikle yoktur. aynı şey insanın varoluşu için de geçerlidir. herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu, yerine getirilmeyi bekleyen somut bir görevi vardır. ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir. bu nedenle herkesin işi, bunu yürütmeye yönelik özel fırsatları kadar eşsizdir. -sayfa 122, 123
logoterapiye göre bu yaşam anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz: 1. bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır gerçekleştirerek. bunlardan ilki, yani başarı yolu, oldukça açıktır. ikinci ve üçüncü ise, biraz daha ayrıntı gerektirmektedir.
yaşamda anlam bulmanın ikinci yolu, bir şey -iyilik, doğruluk, güzellik gibi- yaşamak, doğayı ve kültürü yaşamak, son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşşsizliğiyle bir insanı yaşamaktır. yani onu sevmektir. -125
--- alıntı ---
devamını gör...
enver paşa
"beni napolyon'a benzetiyorlarmış. kabul etmem, çünkü ben ikinci adam olamam." sözlerinin sahibi.
devamını gör...
ilk buluşmada masaya iphone 12 pro max bırakan erkek
tipsiz ve troll olması kuvvetle muhtemel olan erkektir. bu yaptığı gereksiz hareketin akabinde arabası ve eviyle övünmeye başlayabilir. karşısındaki dişi kezbanlık seviyesi yüksek biriyse iş görür. ama zeki kadınlar böyle tipleri pek insan hesabına almazlar. köpek hesabına almazlar diyecektim ama köpeklere hakaret olur bu.
devamını gör...
evde hayat kalitesini arttıran eşyalar
bi şeyler okumak ya da kafa dinlemek için kullanılan herhangi bi bölüm, bi köşe.
devamını gör...
çarmıh
kanımca behçet necatigil'in en iyi şiiridir:
çarmıh
trenler, gemiler, yıldızlar…
paramı yollara yatırmak isterdim,
yaşamak uzak şehirlerde… nerde?
ev kirası, elektrik, su parası
kasabı, bakkalı, terzisi…
birini kaparım, biri açılır
masraf kapıları masal kapısı
trenler, gemiler, yıldızlar...
ömrümü yollarda geçirmek isterdim,
bölüşülür evlerde.
aslan payı bana diyen diyene:
bir baba, bir anne, bir kardeş
dünyanın bedbahtı bensiz.
halalardan, amcalardan, dayılardan sesleniş:
bize de!
eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış:
yalnız bizim ol!
akşamlara kadar çalışırız,
bazan gecelerce.
trenlerde, gemilerde, uzaklarda
yalnız yaşamak… nerde?
savrulmuş paralar, bölüşülmüş ömürler,
ne olmuşsa bize olmuş, ara yerde.
(yeni şiirler, 1954 [varlık yayınları])
çarmıh
trenler, gemiler, yıldızlar…
paramı yollara yatırmak isterdim,
yaşamak uzak şehirlerde… nerde?
ev kirası, elektrik, su parası
kasabı, bakkalı, terzisi…
birini kaparım, biri açılır
masraf kapıları masal kapısı
trenler, gemiler, yıldızlar...
ömrümü yollarda geçirmek isterdim,
bölüşülür evlerde.
aslan payı bana diyen diyene:
bir baba, bir anne, bir kardeş
dünyanın bedbahtı bensiz.
halalardan, amcalardan, dayılardan sesleniş:
bize de!
eşlerde, çocuklarda o üzgün, kırık bakış:
yalnız bizim ol!
akşamlara kadar çalışırız,
bazan gecelerce.
trenlerde, gemilerde, uzaklarda
yalnız yaşamak… nerde?
savrulmuş paralar, bölüşülmüş ömürler,
ne olmuşsa bize olmuş, ara yerde.
(yeni şiirler, 1954 [varlık yayınları])
devamını gör...
zenginliği iki kelime ile anlatan cümleler
poşet istiyorum lütfen. *
devamını gör...
ruh eşini bulamamak
hadi ben onu bulamadım,o niye beni bulamadı ki?
devamını gör...
hit em up
taşlama falan değil bildiğin ana avrat küfürdür. özellikle şarkının son bölümün yüzde kırkı fuck, diğer yüzde kırkı motherfucker'dan oluşmakta, kalanı da boşluk doldurmaktadır. abi allah aşkına bi şarkıya "first off, fuck your bitch" diye girilir mi bi destur.
hızını alamayıp chino xl'e eşantiyon muamelesi de yapan tupac abimiz, şarkıdan 3 ay sonra öldürülür.
hızını alamayıp chino xl'e eşantiyon muamelesi de yapan tupac abimiz, şarkıdan 3 ay sonra öldürülür.
devamını gör...
özdemir asaf
günbegün
benim mezarlarımda ölü yok;
hep yaşamış olanlar var..
anılarımda bir yer
dinmeksizin acıyor,
günbegün,
bundan.
güldüğümü görenler
bana bakıyor,
görüyorum..
ağlasam geçer,
biliyorum..
ağlanmıyor.
benim mezarlarımda ölü yok;
hep yaşamış olanlar var..
anılarımda bir yer
dinmeksizin acıyor,
günbegün,
bundan.
güldüğümü görenler
bana bakıyor,
görüyorum..
ağlasam geçer,
biliyorum..
ağlanmıyor.
devamını gör...
ukde doldurmak
dün sol frame’in sıkıcı gelmesi nedeniyle başladığım, adeta çekirdek gibi bırakamadığım, hızımı alamadığım kafa sözlük yazarı eylemi.
şu an elim ayağım titriyor, zor tutuyorum kendimi. uyuşturucu bağımlılığı böyle bir şey olsa gerek.
ancak dolduran arkadaşlardan istirham ediyorum, lütfen ukde sahibini entrynizde anınız, saygınızı gösteriniz.
şu an elim ayağım titriyor, zor tutuyorum kendimi. uyuşturucu bağımlılığı böyle bir şey olsa gerek.
ancak dolduran arkadaşlardan istirham ediyorum, lütfen ukde sahibini entrynizde anınız, saygınızı gösteriniz.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
kesinlikle insanlara güvenimiz. çok klişe ama o kadar gerçek ki sırf bu sebeple kimseyi ciddiye alamıyorum.
bir de bir şeyin yoluna gireceği inancı.
bir de bir şeyin yoluna gireceği inancı.
devamını gör...
tübitak
jared diamond, carl sagan ve richard dawkins vb. alanlarının en önemli bilim insanlarının kitaplarını basmayı bıraktılar. bu ülkenin gençlerini dünyanın en iyi bilim insanlarının kitaplarını okumaları için rezalet ve pahalı çevirilere muhtaç bıraktılar. yakında tekerleği icat edebilirler umarım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
evet evet o da 8 binler kulübü üyesi. tebrikler.*
biri daha yazarsa 8 binler kulübü çeklerini alıp maldivlere kaçarım malum ülkede köşeyi dönen yurtdışına çıkıyor.*
biri daha yazarsa 8 binler kulübü çeklerini alıp maldivlere kaçarım malum ülkede köşeyi dönen yurtdışına çıkıyor.*
devamını gör...
normal sözlük'te kız tavlamak
dünyanın en kolay şeylerinden biri
10 dakikamı almadı. evet.
edit : inananlar olmuş, öylesine yazdım modlar hariç 2-3 yazar ile konusmusumdur o da entrylerle alakalı, lütfen inanmayın (:
10 dakikamı almadı. evet.
edit : inananlar olmuş, öylesine yazdım modlar hariç 2-3 yazar ile konusmusumdur o da entrylerle alakalı, lütfen inanmayın (:
devamını gör...
abajur
bir ışığı belli bir noktaya yönelterek veya yumuşatarak yaymaya çalışan lambalı aygıt. çağdaş ışıklandırma gereçlerinin geometrik şekil alması abajurların yapımına imkan sağladı.
devamını gör...