sevgili yazarlar gerekli tanımlamaları yaptığına göre ben bir şarkı atar kaçarım sanıyorum. estas tonne için söylenecek şey onun sihirli bir dokunuş olduğudur. bazı parçalar tam nokta atışı gider ve yerini bulur ne denilebilir o bir üstat.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şu yukarıdaki entryleri yazsak ekşide ağır linç edilirdik. kim ne derse desin, gezi olayları pkk ve dhpkc ile sabote edilip en doğal hakkımız olan eylem yapma hakkını bitirmiştir.
devamını gör...

cumhurbaşkanlığı sözcüsü ibrahim kalın tarafından yapılan açıklama. söz konusu açıklama boğaziçi üniversitesi'ne yapılan atamayla ilgili. cumhurbaşkanı bu ülkenin tamamının cumhurbaşkanıysa neden tüm ülkeyi ilgilendiren kararlarını sorgulamak sağlıksız? neye göre bu açıklama yapılabiliyor? bu rektör atama yetkisi ohal ortamında kendinizin kendinize verdiği yetki değil mi? neden buna yasalmış muamelesi yapılıyor? sorular sorular sorular....

cevaplanamayan sorular...
devamını gör...

tarkan ile düet yaptıkları "hay hay" isimli parçasıdır.
devamını gör...

bir haftasonu klasiği olarak yine biraz erkence uyandığım* bir günde kahvemi içip, ayılmaya çalışıp, sözlükte gezinip, hala yalnız ayakta olunca, ikinci kahvemi yaparken, kahvaltı niyetine bir portakal * yemek isteyince yine kıyamadım ve de tüm portakalların kabuklarını incecik rendeleyerek buzluğa kaldırdım.* işte tam o anda evi mis gibi bir portakal kokusu sardı. portakalın mis kokusunu içime çekerken de aklıma yıllar önce tanıştığım; portakal kokusuna aşık, cemal süreyya hayranı genç üniversite öğrencisi bey geldi. hayatımdaki birçok insan gibi o da kaybolup gitti ama gülümseyerek andıklarımdan biri olarak kalmış. selamlar olsun, umarım hayal ettiğin şiirli hayatı yaşıyorsundur.
ne diyordum iç ferahlatıcı, neşeli koku burnumdayken bir yandan da düşünmeye başladım. genellikle geçmişte geziniyorum ve aklıma her bir koku, bir hatırayı getiriyor. çünkü yaşadığım yeni bir şey yok. yaşlı insanlar da demek ki bundan hep anılarından bahsediyor.
eylül ayından beri uzun soluklu sayılabilecek sohbeti ettiğim, bir araya geldiğim insan sayısı "on". evet, evet sadece on kişi. ailem dahil üstelik. online dersler, görüntülü aramalar... paylaşımlarım genel olarak bir ekranın ardında. ve sanırım artık bu durum bana ağır gelmeye başladı.
şöyle düşünün önceden bir günde onlarca öğrenci, spor salonunda, mekanlarda konuştuğum, dokunduğum, vakit geçirdiğim bir sürü insan vardı. şimdi yalnızlık çöktü yüreğime. ilk zamanlar kendimi dinlemenin hazzı vardı ancak artık yüreğim yamalı bir hale bürünmüş gibi hissediyorum. evden çıkmamak, hali hazırda var olan üst solunum yolu rahatsızlığım yüzünden pandemiden korkarak geçirdiğim günler canımı yakmaya başladı. pazartesi doktora gidiyorum. geçen martta olmalısın dediği o ameliyatı olup hayatımda birazcık daha az korku kalsın istiyorum. sıkıldım. bunaldım.
neşeli, ferahlatıcı bir koku portakal kokusu. ama fark ettim ki neşeli gözlerle bakmayınca sonu hüzünlü bir yazıya gitmiş. daha ferah günler diliyorum, hepimiz için...
devamını gör...

nuri bilge ceylan kompleksi rahatsızlığına yakalanmış, azımsanamayacak bir kitle tarafından yönetmen olduğu iddia edilen bir zat.
fırsat buldukça, nuri bilge ceylan'a sallamayı kendine şiar edinmiştir. söyledikleriyle eleştiriden çok, itibarsızlaştırma maksadı gütmektedir.
sinema ona göre; insanların eğlence için kullandığı bir araçtır. söylediği her şey genel geçermiş gibi bir otör edasıyla konuşur. karşıt görüşe falan da saygısı yoktur. her şeyin en iyisini bilir o.

peki, nuri bilge ceylan cannes'da ödül koleksiyonu yaparken kendisi ne yapmıştır?

kendisinin uzun metrajı yoktur. rezil kısa metraj filmleri vardır. birkaçını izledim, eğer bahsettiği eğlence buysa; eğlenceden ırak, hikaye örgüsünden kopuk bir yapısı vardı. koca nuri bilge ceylan külliyatı saatlerce izlenir ama onun 10 dakikalık kısa filmi izlenmez, izlenilmeye tahammül edilmez. masaya konulup eleştirilecek bir yanı da yok.

velhasıl kelam; nuri bilge ceylan da herkes gibi eleştirilebilir, beğenilmeyebilir bunda hem fikiriz. ama bunu yönetmen olduğunu iddia eden sözde meslektaşı yaparsa orada dur deriz. çek daha iyisini de izleyelim deriz. cannes kapısından içeri gir de, şöyle bir smokinli seni de görelim deriz.
devamını gör...

ilk kez gidesin geldiğinde belki bir tatile çıkarsın sözlük. geri dönersin, döndüğünde evini özlediğini anlar ve kavuştuğun için gitmenin en güzel yanı eve dönmek diye düşünürsün. bir kez gittiğinde, gitme isteğinin tekrar doğacağını bilmezsin. her döndüğünde, döndüğün yere ait olmadığını daha iyi anlarsın. her anladığında tekrar gitmek istersin. bir süre sonra temel ihtiyaçlarından biri halini almış olur gitme isteği. acıktın yedin. susadın içtin. uykun geldi uyudun. ya gidesin geldiğinde? her seferinde geri döndün. hatta gitmek istediğin ve vardığın yerden de gitmek istedin. kısır döngüye hoş geldin. ihtiyaçlar hiyerarşisinde ikinci basamakta kaldın. hala senden üst basamaklarda yapman gerekenleri bekliyorlar sözlük. acaba gitme istencimizde de özgür müyüz?
varamayacağımız yerlere gitmek istemekle yanlış mı yapıyoruz? hoş, yola çıkmadan varamayacağını bilemezsin.
devamını gör...

ilginç karşılık.


ingiltere'nin en popüler gazetelerinden bir tanesi olan daily mail, estetik operasyonlarla ilgilenen bir işletme olan transform hospital group ile bir iş birliği yaptı. bu iş birliği kapsamında estetik operasyon geçirmek isteyen insanların en çok talep ettikleri şeyleri derleyen transform hospital group, bu derlemeyi daily mail'e iletti. daily mail de bu talepleri taşıyan dünyaca ünlü kadınları inceleyerek, karma bir kadın oluşturdu. oluşturulan görüntü, "mükemmel kadın" tabirini gözler önüne seriyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların güzellik anlayışları da değişti. öyle ki artık, mühendislik hesaplamalarıyla güzellik algısı oluşturuluyor, insanlar buna göre değişmek istiyorlar. işte transform hospital group ile daily mail arasındaki iş birliği de bu hesaplamaların ve tüketici taleplerinin bir araya gelmesinden oluşuyor. 

saçlar: lily james
kaşlar: holly willoughby
kulaklar: anne hathaway
gözler: beyonce
elmacık kemikleri: cara delevigne
burun: jennifer lawrance
dudak: angelina jolie
çene: cameron diaz
boyun: margot robbie
göğüsler: rosie huntington-whiteley
bel: jennifer aniston
kalça: jennifer lopez
eller: gwyneth paltrow
bacaklar: victoria beckham
ayak bilekleri: emma watson
ayaklar: scarlett johansson

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak:

www.webtekno.com/estetik-ce...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1978 yılında , bugün başlayan (19 aralık), 120 alevî vatandaşın ölümü ile sonuçlanan, evlerin yakıldığı ve iş yerlerinin tahrip edilip yağmalandığı kanlı olaydır. eylem 7 gün sürmüştür. olayın failleri ülkü ocaklı, türkeş'in militanlarıdır.
devamını gör...

üzüldük efendim yeteri kadar. keko dönemine denk geldiğimiz doğru, geri kalan genellemelere katılmıyorum. herkes aynı kafada değildir, ben z kuşağından yanayım.

umudum sizden yana gencolar. biz yandık eller yanmasın.
devamını gör...

sözlüğün ablası, benim hiç sahip olmadığım ablam, doğum gününüz kutlu olsun nice beraber yaşlara.* umarım mussmutlu günleriniz olur ailenizle ve bizimle. iyi ki varsınız. kocaman sevgiler ve öpücükler.*
devamını gör...

var olan, yadsınamaz gerçeklik.

sözlük ortamında o bir tek, o bir melek, o bir ultra moderatör!!

edit : radyo yayınını dinlemeyen ve beni hâlâ ciddiye alan insanlar var, onlar için üzülüyorum.. ahahha
devamını gör...

2017 18 19 ve 20 yılında sevdiğim insanları kaybettim. bunlardan biri ailemdi. bu sene bana ölüm yaşatmadığın ve hayatımı beraber geçirmek istediğim insanla aynı çatı altında olmama müsaade ettiğin için sana teşekkür ederim 2021. herkese felaket getirsen de...
devamını gör...

ilk basım tarihi 1962 yılı olan dido sotiriyu kitabı.

bu kitabı okuduğumda ortaokul yıllarındaydım. kitabı okuyanlar kitabın beni nasıl bir psikolojiye soktuğunu tahmin edebilir sanırım. çünkü kitabı okuduktan sonra ağlayarak, anneme ‘bizim türkler rumlara böyle mi davranmış’ dediğimi hatırlıyorum. çünkü kitapta öyle sahneler vardı ki uzun zaman etkisinde kalmıştım. annem ise kitabın taraflı olduğunu söylemişti o zaman. ama daha yaşım küçük tabi, ‘gerçek olaylardan esinlenildiği’ söylenen bir kitap niye yalan söylesin ki? haliyle uzun bir zaman, yaşadığım ülkenin yaptığı soykırım için utanmıştım.

şimdi büyüdüm tabi. kitabın yazarı ‘tamamen tarafsız’ olduğundan bahsetmiş. şimdi her zaman bir taraf vardır ve her bir taraf ‘tarafsız’ olduğunu iddia eder. birbirlerine düşürülen iki halk var: rumlar ve türkler. birbirlerine düşürenler ise emperyalist ülkeler. buraya kadar sorun yok. ama burada üzülen ve eziyet görenler runlar miydi sizce? kardeşçe yaşayan iki halk birbirine düşürülmüştü ve iki taraf da bir çok kayıp verdi.

olayları yine de iki taraflı okumak lazım ve dinlemek lazım diye düşünüyorum. ama çocuğunuza okutmayın tavsiyesini düşeyim.

edit-düzeltme: yıllar önce okunan kitap. ermeni-rum karıştırıldı ve rum olarak düzeltme yapıldı.
devamını gör...

"söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam âşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün" attilla ilhan

onlarca hüzne sarıldığımız bir yayın. derman ola. yüreğin dert görmesin gomercan. eyvallah.
devamını gör...

insanın, ufkunu genişleten, hayatla bağlarını sağlamlaştıran, edebi ve zarif bir uğraştır.

nitekim, bir kitapta şöyle okumuştum:
hayatınıza her girene şiir yazıyorsanız, siz insanları değil; şiir yazmayı seviyorsunuz.
devamını gör...

psikoseksüel (ruhsal-cinsel) gelişme doğumdan sonra gözlenen ve belirli aşamalardan geçen bir evrimdir. bu aşamalar kişiliğin kuruluş ve olgunlaşmasının temelini oluşturan birtakım evreleri içerir; kişinin, her evreyi zamanında ve tüm gereği ile yaşadıktan sonra, yine zamanında, bir sonrakine geçmesi koşulu vardır. ilkel benlik (id), “almak, elde etmek, zevk almak” temeli üzerine oturmuştur ve tek amacı bunları elde etmektir (acıdan hazza ulaşma). bu amaca ulaşmak için hiçbir kural, ahlak ve vicdan kısıtlayıcı ya da cezalandırıcı izi görülmez. “id” sürekli olarak ister, arzular ve amacına ulaşmak için en küçük bir kısıtlama ya da duraksama tanımaz. bir süre sonra çevrenin etkisi başlar; eğitim, yasalar, gelenekler, ahlak, vb etkenler id’in ölçü tanımaz isteklerine gem vurarak ve törpüleyerek, toplum içinde ve toplum kurallarına uyan kişiliğe dönüşür; “ego” oluşmuştur. ego, isteklerini, haklarını ve sınırlarını bilen bir kişilik bileşenidir. daha sonra da “süperego (ahlaki benlik)” olarak nitelendirilen en üst benlik gelişir; böylece, gerektiğinde başkalarının yararına olacak her türlü özveriyi göstermek, paylaşmak, bağışlamak gibi yüksek ahlak göstergelerini içeren bir benlik türü ortaya çıkar.
psikanalizin kurucusu sigmund freud'un psikoseksüel gelişim teorisinde gelişim 5 evreye ayrılmıştır.
1) oral dönem(0-1 yaş)
2) anal dönem(1-3 yaş)
3) fallik dönem (4-6 yaş)
4) latent (gizil) dönem (7-11 yaş)
5) genital dönem (12-18 yaş)
freud kuramında cinsel gelişimin kişiliğin gelişimindeki önemini
vurgulamaktadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim