balıkla arkadaş olmak
size bir ricam olacak. lütfen balık sahiplenmeyin. çünkü onlar ne sizin yardımınıza muhtaç ne de daha iyi koşullara ulaşacaklar. sadece hayvanlara eziyet ediyorsunuz. eğer almaya devam etmeziseniz balık sektörü çökecek ve balıklar özgürlüklerine kavuşacaktır.
köpek ve kedi için bu öneri doğru değildir. çünkü onlar binlerce yıldır insanlarla yaşıyorlar ve insanların yardımına muhtaçlar.
papağanlar doğada yaşayabilirler. istanbul ormanlarındaki örnekler buna kanıt niteliğindedir. muhabbet kuşları ise vahşiliğini kısmen kaybetmişlerdir yani geçiş dönemindedirler. ama onların dışarıda yaşayabileceğini sanmıyorum.
diğer egzotik hayvanlara ise hiç girmiyorum.
köpek ve kedi için bu öneri doğru değildir. çünkü onlar binlerce yıldır insanlarla yaşıyorlar ve insanların yardımına muhtaçlar.
papağanlar doğada yaşayabilirler. istanbul ormanlarındaki örnekler buna kanıt niteliğindedir. muhabbet kuşları ise vahşiliğini kısmen kaybetmişlerdir yani geçiş dönemindedirler. ama onların dışarıda yaşayabileceğini sanmıyorum.
diğer egzotik hayvanlara ise hiç girmiyorum.
devamını gör...
muhafazakar ailenin kızı olmak
hayatı cehennem eden durumdur...
ne giyindiğine, nereye gittiğine, nasıl göründüğüne,nasıl güldüğüne, nasıl oturduğuna, nasıl konuştuğuna, kısaca her şeyine karışırlar.
imamhatipe gönderilip, daha sonrasında 450 puanla 350 puanlık kız lisesine gönderildim. yıllardır gördüğüm kapanma baskısı da cabası... yeter artık yeter diye bağırmak istiyorum.
geçen başka bir muhafazakar ailede doğmuş bir kızın yazdıklarına denk gelmiştim. kız kısaca "bu zihniyet bana bir hayat borçlu" diyordu. aynen öyle...
ne giyindiğine, nereye gittiğine, nasıl göründüğüne,nasıl güldüğüne, nasıl oturduğuna, nasıl konuştuğuna, kısaca her şeyine karışırlar.
imamhatipe gönderilip, daha sonrasında 450 puanla 350 puanlık kız lisesine gönderildim. yıllardır gördüğüm kapanma baskısı da cabası... yeter artık yeter diye bağırmak istiyorum.
geçen başka bir muhafazakar ailede doğmuş bir kızın yazdıklarına denk gelmiştim. kız kısaca "bu zihniyet bana bir hayat borçlu" diyordu. aynen öyle...
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
"sahip olunması zorunlu tek şey var,
ya doğuştan ince bir ruh bu yada bilim ve sanat tarafından inceltilmiş bir ruh"
friedrich nietzsche
ya doğuştan ince bir ruh bu yada bilim ve sanat tarafından inceltilmiş bir ruh"
friedrich nietzsche
devamını gör...
unutmak
"unutmak mı, delisin,
gitmesem de bekler orada deniz.
gelirsem, bilmelisin
benim beklememdir burada deniz.
gitmek gibi geleceğim
denizin delisine.
delinin denizi gibi
o ne kadar giderse."
demiş özdemir asaf ve son noktayı koymuştur, unutmak imkansızdır.
gitmesem de bekler orada deniz.
gelirsem, bilmelisin
benim beklememdir burada deniz.
gitmek gibi geleceğim
denizin delisine.
delinin denizi gibi
o ne kadar giderse."
demiş özdemir asaf ve son noktayı koymuştur, unutmak imkansızdır.
devamını gör...
3 mayıs 2021 gaziantep'te camiye polis müdahalesi
tweette kuytulcular denmiş, furkan vakfı üyeleri. anlaşıldı neden bu muameleye maruz kaldıkları. iktidara sallıyor çünkü hocaları alpaslan kuytul ve çevresi. zannetmiyorum ki iktidara yakın bir tarikata böyle bir muamele yapılsın. hülasa camide bile ayrımcılık. soran olursa akp dindar dersiniz.
devamını gör...
kimsenin işini doğru yapmaması
kimi zaman kurnazlıktan, kimi zaman üşengeçlikten, çoğu zaman beceriksizlikten, zaman zaman niteliksizlikten, bazense keyfinden ötürü insanların işlerini doğru düzgün yapmamalarıdır.
bir ürün almaya gidersiniz, elli kere sorarsınız özelliklerini, eve gidersiniz başka bir şey çıkar.
yemek söylersiniz elli kere soğansiz dersiniz, içinden soğan çıkar.
yanlardan az al dersiniz, pardon der kafasına göre keser.
bu fiyata hepsi dahil di mi dersiniz ay sonu ek ödeme çıkar.
çok canım yanıyor, bir ilaçla geçer mi dersiniz, emin misiniz dersiniz. benden iyi mi bilecen derler. beter ederler.
bütün evraklar bunlar dimi dersiniz. son anda bu evraklar eksik derler.
o fiyata dahil değildi derler, sen yalnış sipariş verdin derler, ben öyle söylemedim derler, bazen özür dilerler, genelde suç senin derler.
başkalarının hatalarını bir de düzeltmeye uğraşırsın, bu sefer yardımda etmezler. sürün isterler.
ınsanlar işte yine insanları yoran.
anlatsan da anlamazlar.
bir ürün almaya gidersiniz, elli kere sorarsınız özelliklerini, eve gidersiniz başka bir şey çıkar.
yemek söylersiniz elli kere soğansiz dersiniz, içinden soğan çıkar.
yanlardan az al dersiniz, pardon der kafasına göre keser.
bu fiyata hepsi dahil di mi dersiniz ay sonu ek ödeme çıkar.
çok canım yanıyor, bir ilaçla geçer mi dersiniz, emin misiniz dersiniz. benden iyi mi bilecen derler. beter ederler.
bütün evraklar bunlar dimi dersiniz. son anda bu evraklar eksik derler.
o fiyata dahil değildi derler, sen yalnış sipariş verdin derler, ben öyle söylemedim derler, bazen özür dilerler, genelde suç senin derler.
başkalarının hatalarını bir de düzeltmeye uğraşırsın, bu sefer yardımda etmezler. sürün isterler.
ınsanlar işte yine insanları yoran.
anlatsan da anlamazlar.
devamını gör...
şeyma binti haris
hz. muhammed'in sütkardeşi olan kadın sahâbî. kaynaklarda adı farklı şekillerde geçer fakat "şeymâ/şemmâ" lakabıdır. lakabıyla ünlenmiştir o yüzden adı unutulmuştur. hz. şeyma, hz. muhammed'in bakımı için annesine yardım etmiştir. hatta ona ninniler söylediği bildirilir ki, bazı mısralar kaynaklarda aktarılır. kendisi 630 yılında, huneyn gazvesi'nde esir düşünce, kendisini yakalayan askerlere resulullah'ın sütkardeşi olduğunu söyledi ve ona götürülmesini istedi. hz. muhammed, ondan doğru söylediğine dair bir delil istedi. hz. şeymâ da, ona çocukluk zamanlarında omzunu ısırdığını hatırlatıp hâlâ belli olan ısırık izini gösterdi. bunun üzerine hz. muhammed kendisini tanıyıp çok duygulandı ve göz yaşlarını tutamadı. daha sonra ridâsını serip onu oturttu ve eğer isterse kendi yanında kalabileceğini, isterse de kabilesine dönebileceğini söyledi. müslüman olan hz. şeymâ kabilesine dönmek istediğini söyledi. bunun üzerine hz. muhammed ona birçok hayvan ve birkaç köle verip yurduna gönderdi. ayrıca hz. muhammed, hz. şeymâ'ya ailesinden kimlerin hayatta bulunduğunu sormuştur. hz. şeymâ da, anne ve babasının vefat ettiğini, kardeşleri abdullah ve üneyse ile amcasının sağ olduğunu söylemiştir.
bu benim öyle bir kardeşimdir ki,
onu annem dünyaya getirmemiştir.
babamın, amcamın soyundan da değildir.
ama ona canım fedâdır...
hz. şeymâ'nın hz. muhammed için yazdığı mısralar...
bu benim öyle bir kardeşimdir ki,
onu annem dünyaya getirmemiştir.
babamın, amcamın soyundan da değildir.
ama ona canım fedâdır...
hz. şeymâ'nın hz. muhammed için yazdığı mısralar...
devamını gör...
osmanlı'da kölelik
osmanlıda da köleliğin en temel kaynağı tıpkı roma'da olduğu gibi captivitas yani savaş esaretidir. fetihlerin ve zaferlerin artması ile beraber osmanlı'da köle sayısının arttığını görürsünüz. tabi savaş eserleri için öncelikli olarak kuran'ın öngördüğü şekilde fidye koşulunu yerine getirmek elzemdir. islam hukuku açısından savaş esirlerinin köleliğine karar verilmeden önce mutlak surette fidye meselesi değerlendirmeye alınmak zorundadır. eğer esir için fidye ödeniyorsa, onun köleliğine hükmedemezsiniz. osmanlının kölelik mevzusundaki temel kaynağı savaş esirleri olmakla birlikte aynı zamanda doğal olarak kölelerin çocukları da köle statüsünde doğmuş sayılıyordu. ebeveynlerinin hukuki statüsünü devam ettiriyorlardı. işin aslına bakarsanız antik romalı köleler başlığına yazdığım kölelikle ilgili temel esaslar genel olarak, osmanlı için de hemen hemen aynıdır. kölenin doğal olarak hak ehliyeti bulunmaz lakin sahibinin ona tanıdığı sınırlar dahilinde fiil ehliyetine sahip olabilir. sahibi adına ticaret yapmak, iş takip etmek, bir malın devir işlemini yerine getirmek vesaire. bu yönlerden de roma kölelik hukukunun doğurduğu sonuçlarla benzer özellikleri taşır.
tabi işin teorik boyutu ile pratik boyutu biraz farklılık gösteriyor olsa dahi köleye iyi davranma zorunluluğu ve yine kuran temelli olarak allah katında hem kölenin hem efendinin eşit olduğu algısı, kölelerinin haklarının bir nebze de olsa gözetildiği şeklinde yorumlanır. ancak her ne olursa olsun bir satım akdinin, rehinin ya da kiralamanın konusu olan bir insandan bahsediyoruz. bunların doğurduğu hukuki sonuçlar ve kişide yaratacağı tahribatı iyi muamele ve merhamet ne kadar giderebilir orası muamma tabi. yalnız azad sevap hükmünde olduğu için ekonomik durumu iyi olanların köle pazarlarında köle alıp, azat ettikleri de bir vakıadır. bu da yaygın bir uygulama sayılabilir.
osmanlı da köleler roma'dan farklı olarak tarım alanında çok kullanılmamışlardır. daha çok devlet hizmetlerinde değerlendirilmişlerdir. tabi bazı vezirlerin ve devlet ileri gelenlerinin geniş tarım arazileri ve çok sayıda kölesi olduğu için onları bu genellemenin dışında tutmak gerekir zira rüstem paşa'nın 1700 kölesinin ve 815 çiftliğinin olduğundan bahsedilir. bülent tahiroğlu hocanın doçentken yazdığı osmanlı hukukunda kölelik adlı çalışmasında bu noktalara ayrıntısı ile değinilmiştir. sayılarda orada hammer atfı ile net olarak verilmiştir ki daha başka sayılara da bu çalışmalardan ve atıf kaynaklarından ulaşabilirsiniz. tabi burada asıl enteresan nokta şu; bakınız bu yöneticilerin çoğu devşirme olarak devlet idaresinde yükselmiş insanlar ve sonrasında kendileri sayıya vurduğunuzda epeyce köle edinmişler. bu kısım kanımca önemli buranın altını çizmek gerek.
osmanlı'da kölelik hukuki sonuçlar anlamında roma ile benzerlik gösterse dahi sosyal ve ekonomik anlamda aralarında ciddi farklar vardır. çünkü osmanlı'da kölelik roma'daki gibi ekonominin temel kaynaklarından biri değildir ve tarım alanında köle kullanımı yok denecek kadar azdır. sonuç olarak osmanlı'da kölelikle ilgili bir yasal zeminde net olarak yoktur. ta ki, mecelle'ye kadar islam hukuku uygulamaları baz alınmıştır. zaten o dönemlerde de osmanlı'ya yeni köle akışı olmadığı için köle sayısı da bir hayli azalmış bulunuyordu. yani iş işten geçmişti.*
bu arada köleler için sicil kayıtları da tutulmuştur. boyuna posuna ait olduğu millete kadar bu kayıtlara not düşülmüştür. sahibi, köleliğin sebebi gibi durumlar falanda bu sicil kayıtlarında yer almıştır. daha bir sürü ıvırı zıvırı varda sözlük için bu kadarı bile çok kanımca * ayrıntısını merak edenler yukarıda bahsettiğim çalışmayı okuyabilir. artı o çalışmada yer alan atıfları da kaynak olarak okurlarsa osmanlı'da kölelik konusunda kafalarında soru işareti kalmaz. bu tanımda burada biter.
tabi işin teorik boyutu ile pratik boyutu biraz farklılık gösteriyor olsa dahi köleye iyi davranma zorunluluğu ve yine kuran temelli olarak allah katında hem kölenin hem efendinin eşit olduğu algısı, kölelerinin haklarının bir nebze de olsa gözetildiği şeklinde yorumlanır. ancak her ne olursa olsun bir satım akdinin, rehinin ya da kiralamanın konusu olan bir insandan bahsediyoruz. bunların doğurduğu hukuki sonuçlar ve kişide yaratacağı tahribatı iyi muamele ve merhamet ne kadar giderebilir orası muamma tabi. yalnız azad sevap hükmünde olduğu için ekonomik durumu iyi olanların köle pazarlarında köle alıp, azat ettikleri de bir vakıadır. bu da yaygın bir uygulama sayılabilir.
osmanlı da köleler roma'dan farklı olarak tarım alanında çok kullanılmamışlardır. daha çok devlet hizmetlerinde değerlendirilmişlerdir. tabi bazı vezirlerin ve devlet ileri gelenlerinin geniş tarım arazileri ve çok sayıda kölesi olduğu için onları bu genellemenin dışında tutmak gerekir zira rüstem paşa'nın 1700 kölesinin ve 815 çiftliğinin olduğundan bahsedilir. bülent tahiroğlu hocanın doçentken yazdığı osmanlı hukukunda kölelik adlı çalışmasında bu noktalara ayrıntısı ile değinilmiştir. sayılarda orada hammer atfı ile net olarak verilmiştir ki daha başka sayılara da bu çalışmalardan ve atıf kaynaklarından ulaşabilirsiniz. tabi burada asıl enteresan nokta şu; bakınız bu yöneticilerin çoğu devşirme olarak devlet idaresinde yükselmiş insanlar ve sonrasında kendileri sayıya vurduğunuzda epeyce köle edinmişler. bu kısım kanımca önemli buranın altını çizmek gerek.
osmanlı'da kölelik hukuki sonuçlar anlamında roma ile benzerlik gösterse dahi sosyal ve ekonomik anlamda aralarında ciddi farklar vardır. çünkü osmanlı'da kölelik roma'daki gibi ekonominin temel kaynaklarından biri değildir ve tarım alanında köle kullanımı yok denecek kadar azdır. sonuç olarak osmanlı'da kölelikle ilgili bir yasal zeminde net olarak yoktur. ta ki, mecelle'ye kadar islam hukuku uygulamaları baz alınmıştır. zaten o dönemlerde de osmanlı'ya yeni köle akışı olmadığı için köle sayısı da bir hayli azalmış bulunuyordu. yani iş işten geçmişti.*
bu arada köleler için sicil kayıtları da tutulmuştur. boyuna posuna ait olduğu millete kadar bu kayıtlara not düşülmüştür. sahibi, köleliğin sebebi gibi durumlar falanda bu sicil kayıtlarında yer almıştır. daha bir sürü ıvırı zıvırı varda sözlük için bu kadarı bile çok kanımca * ayrıntısını merak edenler yukarıda bahsettiğim çalışmayı okuyabilir. artı o çalışmada yer alan atıfları da kaynak olarak okurlarsa osmanlı'da kölelik konusunda kafalarında soru işareti kalmaz. bu tanımda burada biter.
devamını gör...
nobody
yönetmenliğini ilya naishuller'in yaptığı 2021 yapımı filmle ''john wick'i bir milyoncu kere izlesem mi acep'' diye düşündüğüm bir esnada keşfettim...
posteri dikkatimi çekti.

uleyn bu utanmaz film'' john wick'e mi sataşıyor''diye bir incelemeye aldım. bir de ne göreyim senaristleri aynı derek kolstad.
''anah! yapımcıları da aynı ya laa ''dedim sonraaa....
değerli arkadaşlar bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasınlar lütfen...
filmde aile babası hutch'un, her gün aynı olan günlerinden kesitler gösteriliyor. sıkıcı ve tek düze hayatı olan bu adamın haline acıyorsunuz... o kadar tek düze ki hayatı...hiç bir ekşın yok...
bir gün evine hırsız giriyor ve bu hırsızlara istediklerini verip gitmelerini istiyor. hırsızlarda istediklerini alıp gidiyorlar zaten...
o andan itibaren hayatındaki herkes ''ben senin yerinde olsam'' diyor...
bilirsiniz bu tipleri sizin hayatınızda da vardır.
''ben senin yerinde olsam elimden zor alırlardı''
''benim ailemi tehdit etseler ,asla elini kolunu sallaya sallaya gitmesine izin vermezdim meeeen ''
diyerek alay eden tipleri...
gerçi o andan sonra hutch'un aslında düşündüğümüz insan olmadığı konusunda sinyaller belirmeye başlıyor...
wick'in çıldımasının nedeni köpekçikti, hutch ise kedicikli bileziğe delleniyor ve wick'te ki rus mafyası bu seferde hutch'un yakasına yapışıyor.
film elbette bir john wick değil... bu bir sanat filmi de değil... aksiyon isteyen arkadaşlara güzel bir alternatif sunuyor.
bence başarılı da oluyor.
filmin soundtracklarının çok başarılı olduğunu söylemem gerekiyor. müzüklerine bayıldım. izlerken fark edeceksiniz zaten.
posteri dikkatimi çekti.

uleyn bu utanmaz film'' john wick'e mi sataşıyor''diye bir incelemeye aldım. bir de ne göreyim senaristleri aynı derek kolstad.
''anah! yapımcıları da aynı ya laa ''dedim sonraaa....
değerli arkadaşlar bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasınlar lütfen...
filmde aile babası hutch'un, her gün aynı olan günlerinden kesitler gösteriliyor. sıkıcı ve tek düze hayatı olan bu adamın haline acıyorsunuz... o kadar tek düze ki hayatı...hiç bir ekşın yok...
bir gün evine hırsız giriyor ve bu hırsızlara istediklerini verip gitmelerini istiyor. hırsızlarda istediklerini alıp gidiyorlar zaten...
o andan itibaren hayatındaki herkes ''ben senin yerinde olsam'' diyor...
bilirsiniz bu tipleri sizin hayatınızda da vardır.
''ben senin yerinde olsam elimden zor alırlardı''
''benim ailemi tehdit etseler ,asla elini kolunu sallaya sallaya gitmesine izin vermezdim meeeen ''
diyerek alay eden tipleri...
gerçi o andan sonra hutch'un aslında düşündüğümüz insan olmadığı konusunda sinyaller belirmeye başlıyor...
wick'in çıldımasının nedeni köpekçikti, hutch ise kedicikli bileziğe delleniyor ve wick'te ki rus mafyası bu seferde hutch'un yakasına yapışıyor.
film elbette bir john wick değil... bu bir sanat filmi de değil... aksiyon isteyen arkadaşlara güzel bir alternatif sunuyor.
bence başarılı da oluyor.
filmin soundtracklarının çok başarılı olduğunu söylemem gerekiyor. müzüklerine bayıldım. izlerken fark edeceksiniz zaten.
devamını gör...
normal sözlük'teki en havalı nick
(bkz: ı am melting lannn melting)
(bkz: maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim) veee
tabiki (bkz: summer queen).
(bkz: maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim) veee
tabiki (bkz: summer queen).
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
din sömürücülerin ve din üzerinde baskı yapanların sonucudur. hatta din tüccarları da denebilir bu kişilere. dini inancı kullanarak insanların saf duygularını suistimal ederler. böylece dini bu şekilde algılayanlar gittikçe soğuyor ve uzaklaşıyorlar.
devamını gör...
koklaması zevkli olan şeyler
başka evlerden gelen kızartma, özellikle biber kızartması kokusu... evde kendim kızartma yaparken leş gibi kokarken, başkalarından gelen kızartma kokusu niye bana bu kadar güzel geliyor çözemedim.
devamını gör...
kalbim acıyor
burayı bulana kadar gerçekten geçmeyen sızım vardı,güzel oyalanma yeri*
devamını gör...
matematik keşif midir buluş mudur sorunsalı
aslında hem keşif hem icat hem de modellemedir . örneğin evrendeki ışık hızı bellidir bunu matematik ile modelliyoruz. icattır evrende fonksiyon yoktur , biz işimizi kolaylaştırmak için icat ettik . keşiftir evrenin bir çok yerinde matematik vardır , fraktallar , altın oran gibi gibi ..
devamını gör...
lagom
isveççe olan bu kelime; ne çok fazla ne de çok az ,tam gerektiği kadar anlamına geliyor. bu anlayış ev dekorasyonunda da kullanılmaktadır.
devamını gör...



