başrollerinde amy adams ve jake gyllenhaal'ın bulunduğu 2016 yapımı psikolojik gerilim filmi. beni gerilimlerden gerilimlere sürüklediği için bir kaç kez izlediğim, başarılı bir film.
devamını gör...

ahmed arif şiiri.

akşam erken iner mahpushaneye.
ejderha olsan kar etmez.
ne kavgada ustalığın,
ne de çatal yürek civan oluşun.
kar etmez, inceden içine dolan,
alıp götüren hasrete.

akşam erken iner mahpushaneye.
iner, yedi kol demiri,
yedi kapıya.
birden, ağlamaklı olur bahçe.
karşıda, duvar dibinde,
üç dal gece sefası,
üç kök hercai menekşe...

aynı korkunç sevdadadır
gökte bulut, dalda kaysı.
başlarkoymağa hapislik.
karanlık can sıkıntısı...
"kürdün gelini"ni söyler maltada biri,
bense volta'dayım ranza dibinde
ve hep olmayacak şeyler kurarım,
gülünç, acemi, çocuksu...

vurulsam kaybolsam derim,
çırılçıplak, bir kavgada,
erkekçe olsun isterim,
dostluk da, düşmanlık da.
hiçbiri olmaz halbuki,
geçer süngüler namluya.
başlar gece devriyesi jandarmaların...

hırsla çakarım kibriti,
ilk nefeste yarılanır cıgaram,
bir duman alırım, dolu,
bir duman, kendimi öldüresiye,
biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
ama akşam erkeniniyor mahpushaneye.
ve dışarda delikanlı bir bahar,
seviyorum seni,
çıldırasıya...
devamını gör...

tatlı gülüş pek yaraşır, gözleri ömre bedel
ah ne güzel ne güzel seni sevmek,
ah ne güzel ne güzel

gözleri aşka gülen
devamını gör...

alexandrov red army choir ya da türkçe bilinen adıyla kızıl ordu korosu'nun efsanevi, harikulade parçasıdır. dinlerken, kendinizi dostoyevski'nin romanlarında uzun uzun betimlediği rusya sokaklarında, lapa lapa kar yağarken gezinirken bulursunuz. hiç bilmediğim bir dilin ezbere öğrendiğim tek parçasıdır.
devamını gör...

çevredekilerin sürekli öğüt vermesinden dolayı savunma mekanizması olarak benimsediğimdir sözdür. herkes akıl veriyor. ama ne yardım eden var. ne para veren. madem aklınız çok gidin kendi işiniz için kullanın.
devamını gör...

her gece yatmadan önce uçuk hayaller kurma ve içinde yaşama
devamını gör...

"umut en tehlikeli duygudur." demişti bir arkadaşım. haklıymış. kendimi bildim bileli iyi biri olmaya çalıştım. hayatım hiç kolay olmadı. çocukluktan beri üzerime çok sorumluluk yüklendi ve hepsinin altından kalktım, kalkmak da zorundaydım. hiçbir zaman "banane, benim görevim değil, ben çocuğum vs" gibi cümleler kurmadım, kuramadım. hep çok düşünüp plan yapmak zorundaydım. şans da hiç yanımda olmadı. o yüzden hep çok çalıştım ve hep yedek plan yaptım. kimseye bırakmadan kendi işimi kendim hallettim. tüm bunlara rağmen hiç ama hiç bencil olamadım. kimseye bile isteye kötülük yapmadım. ayağına çelme takmadım, kuyusunu kazmadım. hayatımda yoluna koyamadığım birçok şey var. şimdiye kadar iyi bir insan olduğumu düşünüp, hep düzelecek diye umut ettim. hayallerimin gerçekleşeceğine, huzurlu yaşayacağıma, mutlu olacağıma dair içimde hep umut besledim. döner dolaşır bana gelir diye hep düşündüm. ama öyle değilmiş. umut denilen şey yalan gibiymiş. içi dolu boş bir balonmuş. her şey çöpmüş. hiç umut etmemek gerekliymiş. çünkü böyle düşünce daha kötü oluyor. bulutların üzerinden yere çakılmış gibi, bir girdabın içinde boğuluyormuş gibi hissettiriyor insana. olacakmış gibi olupta olmaması daha da mahvediyor insanı. hakikaten de tehlikeliymiş bu umut denilen şey. savurdu attı beni. bir amacım kalmadı. umut edemiyorum, etmiyorum artık. varın siz yapın ne yaparsanız. ben tutunamıyorum herhangi dala. bu kız düzlüğe nasıl çıkacak bilmiyorum. nasıl toparlanacak hiçbir fikrim de yok açıkcası. olacaksa kendiliğinden olsun, ben çabaladım olmadı..
devamını gör...

bir tercihi varoslukla bağdaştırmak ne kadar medeni acaba. ayrıca nedir bu varoşluk biri tüm ayrıntıları ile açıklasın lütfen. varsa bende de varoşluk bileyim yani.
devamını gör...

kötü olduğumda kimsenin haberi olmaz.
devamını gör...

ellerin istem dışı hareketi olarak tanımlanabilir. altındaki birçok neden olabilmekle birlikte; mutlaka doktor kontrolünden geçmekte fayda vardır. önemsiz bir sebebi de olabilir; altında yatan çok farklı bir durum da olabilir.

vitamin eksikliği, kansızlık, parkinson, tansiyon düşmesi vb.gibi bir sürü nedeni olabilir.
devamını gör...

mevzunun ciddi anlamda uzadığını düşünüyorum. bakın adım adım gidelim;

ortada bir intihal var. şık bir durum değil. sonrasında gelen bir uyarı var lakin anladığımız kadarı ile bu uyarıya kulak tıkanıyor. keşke tıkanmasa ama tıkanıyor. benzer durumlar, okuduklarımızdan anladığımız kadarı ile daha önce de yaşanmış. zurnanın zırt dediği yerde burası oluyor zannımca. fikri emek sarf edilerek hazırlanmış bir metnin başkası tarafından alıntı kurallarına uyulmadan paylaşılması doğal olarak bu konularda hassas olan yazar arkadaşımızı kızdırıyor ve olumlu geri dönüş alamaması sonrasında durumu umuma arz ediyor. bunu yaparken de kelimelerini seçmeye çalışıyor lakin mevzu hassas bir mevzu olduğu için ne kadar özen göstermiş olursa olsun konu karmaşıklaşıyor. çünkü işin içine sözlük içi ilişkiler, gruplaşmalar, yazarların irtibat halinde olduğu diğer insanlar giriyor. böylece iki grup oluşuyor ve söz konusu sıkıntının içeriğine bakılmadan vaziyet alınıyor. meselenin özü es geçiliyor. sevdiğiniz yazarlar hata yapabilir arkadaşlar. beğeni yağmuruna tuttuğunuz yazarlar hata yapabilir. insan hatalardan müteşekkil bir yaşam formu. sizin bir insanı koyduğunuz yer dünyanın en yüksek rakımlı tepesi olabilir, lakin onun hatalarını görmesine yardımcı olmadığınızda onu tepeden yuvarlayan bizatihi siz oluyorsunuz.

adı geçen yazar arkadaşımızın pek çok tanımını bende keyifle okudum. yeri geldi beğeni bıraktım. sözlüğe kendince bir hava kattı. ama sizler fark etmeden insanların omuzlarına çok fazla yük yüklüyorsunuz. özellikle genç arkadaşlarımızın sırtını sıvazladığınız kadar yaptıkları hataları onlara söylemiş olsanız bu tarz bir mevzu ortaya çıkmayacak. ama birbirinizi şişirmekle ve birbirinize övgüler düzmekle o kadar meşgulsünüz ki, gözünüzün önünde cereyan eden hataları görmüyorsunuz ya da görmezden geliyorsunuz. sonrasında bunu gören biri çıkıyor ve haklı olarak olaya müdahil oluyor.

evvela herkesin şu konuda hem fikir olması lazım; gerçekleşen durum kabul edilebilir bir durum değildir. yazar arkadaşlarımızdan bağımsız olarak olaya bakmak zorundasınız. başka bir insanın düşünceleri ve deneyimleri ile oluşturduğu, kendi üslubu, bilgisi ve görgüsü ile şekil verdiği fikri bir metni kendinizinmiş gibi paylaşamazsınız. bunun lamı cimi yoktur.

şimdi işin bu boyutunu bir kenara koyalım. ilgili yazar arkadaş özelinde yapılan genel eleştirinin yukarıda yazdığım sebeplerden ötürü kişiselleştirilmesi kaçınılmaz oldu lakin bu işe nokta koymak çok basit. bu değerli kardeşimiz çıkar, eğmeden bükmeden meramını anlatır, gerekli özrü diler ve buradaki insanların hoşgörüsüne sığınır, mevzu kapanır gider. zaten burada hiç kimse birilerinin linç edilmesini istemez, linç edilmesine de izin vermez. bu davranış ilk gün yapılsa yine mevzu kapanır giderdi. açıkçası böyle mevzularda insanların birbirleri ile laf yarışına girmesine, laf salatası yapıp bizlere geçin salata bardan açık büfe doya doya yiyin demesine gerek yok. çoğumuz bu mevzularda doygunluğa erişmiş insanlarız. sözlük ortamlarında defalarca benzer şeyler yaşandı/yaşanıyor. bu değerli genç arkadaşımızın yanında olan, onunla sohbeti olan arkadaşlar kendisini telkin yoluyla özür dileme noktasına getirse, inanın ona en büyük iyiliği yapmış olurlardı. ona değer verenlerin üzerine düşen vazife onun hatasını savunmak değil, ona hatasını göstermek olmalıydı lakin bu da ne yazık ki, es geçildiğine göre önümüze bakmamız lazım. kafa sözlüğün diğer platformlardan farklı bir platform olduğunu savunuyorsak ya da öyle olmasını arzuluyorsak, işte önümüzde güzel bir sınav var.

hatalı davranış sergileyen genç arkadaşımız çıksın hatasını dile getirsin. diğer yazarlarda bu hatanın hangi sebeple yapıldığını umursamadan, bu kusuru hep birlikte örtsün ve yolumuza devam edelim. burada herkesin birbirinden öğreneceği, birbirine bir şeyler katabileceği bir ortamın oluşmasını kahir ekseriyet istiyor diye düşünüyorum. hatada ısrar olmazsa tenkitte neden ısrar olsun değil mi?

evet böylece beni de sevgi pıtırcığı haline getiren siz kafacılara teşekkür eder, gözlerinizden öperim. gideyim kabuğumu cilalatayım bayağı yıprandı şu başlıkta *
devamını gör...

kedi yok ama köpek bırakalım biz de
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eski mısırda bildiğimiz üzere diş fırçası yoktu, e bu insanlar ne ile diş bakımını sağlıyorlardı? cevap çok tuhaf... kum ve tahıl sapları ile! evet, kum ve tahıl sapları... işin tuhaf tarafı oldukça işe yarıyormuş bu temizlik, mısırlıların ağızlarında çok az çürük oluyormuş lakin bu temizlik çok kötü bir bedel ödetiyormuş onlara...

ağızlarına aldıkları kum bir zamandan sonra dişlerinin aşınmasına ve kısalmasına neden oluyormuş ve bazen o kadar hızlı oluyormuş ki, dişleri bir anda kırılıyor ve iltihap kapıyor, sonrası da sonucu ölüme kadar gidebilen ağrılı, sancılı, ateşli zaman dilimleri oluyormuş.

ek olarak, antik mısır, yunan ve roma'da portakal ve limonun olmaması... evet yokmuş! limon, arap tüccarlar tarafından italya'ya m.s 2.yüzyılın başlarında getirilmiş, bu arap abilerde limonu himalaya bölgesinden getirmişler. portakal da avrupa'ya 9.yüzyılın başlarında girmiş, yine arap tüccarlar getirmişler, getirdikleri yerler de çin ve burma imiş...
devamını gör...

kıyafetleri. dünyanın çoğu onların filmlerinde ne görüyorsa onu giyiyor, artık yerel elbiselerini giyen insanlar tuhaf karşılanıyor. sırf bu yüzden afrika'nın yerel kıyafetlerini giyenlere ve hindistan, pakistan, afganistan halkının çoğuna saygı duyuyorum. herkes nereye gidiyorsa bizde gidelim demiyorlar.
devamını gör...

koşmak.
doktora gitmek.
bacaklarımı açmak.
''ölüyor muyum doktor'' diye sormak.
bunu her ay tekrar etmek.
bacaklarımın arasından kan gelmesini kabullenememek.
ağlamak.
devamını gör...

evet benim o, buyrun?
devamını gör...

yemek yerken kimseye bakmayan ve kendisine bakılmasından da hoşlanmayan birisi olarak nefret ettiğim video türüdür. "ben neden bir insanın yemek yemesini izliyorum?" diye düşündürür...
düşündürür, di' mi?
devamını gör...

biriniz de çıkıp sherlock demedi mi be? ayıptır.
devamını gör...

neden bu kadar düşündüĝünü sorgulayınca aslında hiçbir şey düşünmediğini farkedeceksin.
bazen sorular cevaplardan daha önemli değil mi? öyleyse düşünme gerisini. öldüĝünde kim yıkayacak seni, bunu düşün.
devamını gör...

garson masayı toplarken öylece durmak. bıraksalar mutfağa kadar götürürüm
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim